Maden-İş Sendikası Genel Başkanı, DİSK Kurucu Genel Başkanı ve Birleşik Metal-İş Sendikası Onursal Genel Başkanı Kemal Türkler’i 100. yaşında özlemle, sevgiyle, kararlılıkla anıyoruz.
Kemal Türkler 1926 yılında Denizli’de dünyaya geldi. Yoksul bir ailenin çocuğuydu. Lisede okuduğu yıllarda ayakkabı işçiliği yaptı, gömlek dikti. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesine kayıt oldu. Ancak babasının sağlık sorunları nedeniyle eğitim hayatına son vermek zorunda kaldı. Türkler Emayetaş fabrikasında çalıştığı sırada Demir-İş sendikasına (sonradan adı Maden-İş Sendikası olarak değişecek) 1952 yılında üye oldu.
“Özgürlük zorunlulukların farkında olmaktır.” diyor Marks. Kemal Türkler’in yaşam hikâyesine, özellikle gençlik yıllarından başlayarak baktığımızda oldukça çarpıcı bir resim çıkıyor karşımıza. İşçi önderi Türkler’in, bu felsefi ilkeyi ustaca bir sezgiyle kavradığını görüyoruz. Bütün zorlukların, zorunlulukların sert etkisi altında işçi sınıfına sendikal alana ve hatta siyasal mücadeleye en yararlı olanı çekip çıkarma hünerini gösteriyor Türkler.
1954 yılında Demir-İş Sendikası Genel Sekreterliğine seçildi. Aynı yıl Demir-İş sendikası Genel Başkanı olan Yusuf Sidal’ın görevinden ayrılması üzerine Türkler genel başkanlık görevini üstlendi.

TİP Kuruluyor
Kemal Türkler, 1961 yılında kurulan Türkiye İşçi Partisi (Tarihe birinci TİP olarak geçti.) kuruluşuna öncülük edenlerin başında geliyordu. Bu dönemde Türkler’i büyük bir lidere dönüştüren iki özelliği daha görüyoruz.
Türkler, işçinin hak ve çıkarlarını fabrika duvarlarına hapseden, siyaseti dışlayan sendikal anlayışın aşılmasına büyük bir katkı verdi. Fabrikalarda kendi hak ve çıkarları için grevler, eylemler, toplu sözleşmeler yapan işçilerin ülkenin meselelerine kafa yormalarının, daha güzel bir ülke ve dünya içinde mücadele vermelerinin önemini vurguladı, yolunu açtı. İşçinin kurtuluşuyla tüm toplumun kurtuluşunun aynı yoldan geçtiği bilincinin yaratılmasını sağladı. İşçi-yurttaş sorumluluklarının, görev paylaşımının, dayanışmasının önemini ortaya koydu. Toplumsal aidiyet duygusunu, bilincini yükseltti. Şüphesiz bu kazanımlar, ilerleyen yıllarda çok daha kitlesel eylemlerin, başarıların hazırlayıcısı oldu.
Türkler ve yol arkadaşları dürüst, namuslu, yaşadıkları toplumu seven, cesaretli insanlardı. Bu nedenlerle daha farklı program tartışmalarıyla başlayan TİP, giderek işçilerin, tüm toplumun gerçek siyasi ihtiyaçlarının işaret ettiği gibi sosyalist bir programa kavuştu ve gerçek karakterini kazanmış oldu. Kemal Türkler bütün baskılara rağmen gördüğü, bildiği saf gerçekliği, doğruyu hayata geçirme cüretini gösteriyordu. Bu özellikleri Türkler’in ilerleyen yıllarda destanlaşan sendikal mücadelesinin anahtarı niteliğindeydi. İşçi önderi Türkler her kritik dönemde kendisini saran katı gerçekleri görüyor, kıvrak bir zekâyla bu zorunluluklar altından en devrimci kararı vermeye çabalıyordu.
Her Krizden Başka Bir Devrimci Hamleyle Çıkıyor
Yıl 1963’e geldiğinde Kavel kablo fabrikasında Cumhuriyet Türkiye’sinin ilk “grevi” gerçekleşti. Türkler ve arkadaşları burada gerçekleştirdikleri fiili iş bırakma ile; grevli toplu sözleşmeli sendikal dönemin kapılarını açtı ve sendikaların gerçek niteliğine kavuşmasını sağladı.
Burada Kemal Türkler’in bir başka önemli özelliğinin öne çıktığını düşünüyorum. Kavel kablo fabrikasında, 174 işçi ile koca sermaye düzenine geri adım attırmayı başarmıştı. Çünkü Türkler ve yol arkadaşları her dönemin olaylarını, olgularını, dengelerini açıklarını ustaca kavramayı bilmiş ve doğru zaman-zeminde devrimci adımlar atmayı başarmışlardır.
Aynı nitelikler ve kararlılıkla Türkler, Türk-İş’ten kopmayı bilmiş ve 1967 yılında DİSK’i (Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu) kurmuştur.
Türkler’in; TİP’in kuruluşu, Kavel Grevi, DİSK’in kuruluşu, Şanlı 15-16 Haziran Direnişi, DGM Direnişi, Faşizme İhtar Eylemleri, Ulusal Demokratik Cephe mücadelesi ve sayısız eylem, grev, direnişte Türkiye toplumunun ve Türkiye işçi sınıfının en ileri düşüncesini ve unsurlarını öne çıkarma ustalığını gösterdiğini görüyoruz.

Politikayla Kurulan Sağlıklı Bağlar
Tüm bu süreçlerde Kemal Türkler’in politikayla kurduğu ilişkinin önemi tartışılmaz değerdedir. Sosyalist ülkelerin (özelikle Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliğinin) varlığı, dünya işçi hareketi deneyimleri, 60’lı, 70’li yılların politik atmosferi ile yükselen işçi sınıfı hareketi arasında köklü bağlar bulunmaktadır. Tüm diğer komünist partiler gibi özellikle 70’li yıllardaki tarihi Türkiye Komünist Partisi’nin, DİSK’in, Maden-İş’in ve Kemal Türkler’in başarılarına katkısı oldukça önemli düzeydedir. Sendikal hareketin, Türkiye ve dünyadaki süreçlerden yararlanmasını, Kemal Türkleri’in politikayla, politik yapılarla kurduğu sağlıklı bağa borçluyuz.

Emek Mücadelesini Sanatla Yoğuran Lider
Türkler okur, şiir yazar, karikatür çizer. Kemal Türkler’in düşünce yapısında ona başka türlü düşünme gücünü verenin de bu sanatsal bakış açısının olduğunu söylemek yerinde olur. Türkler, şiire, tiyatroya, müziğe bir eğlence aracı gibi faydacı bir gözle bakmaz. Sanata hak ettiği değeri verir. İnsanın öz faaliyeti, işçilerin, toplumların gelişiminin, aydınlanmasının doğal unsuru sayar. Kemal Türkler, DİSK’i ve Maden-İş Sendikasını; kalbi ezilenlerden yana atan akademisyenlerin sanatçıların aydınların yuvası haline getirmiştir.

Dünümüz Bugünümüz Yarınımız
Metin içerisinde zaman zaman Kemal Türkler ve yol arkadaşları tabirini kullandım. Fakat zaten Türkler dediğimizde İbrahim Güzelce’yi, Rıza Kuas’ı, Kemal Nebioğlu’nu, daha nicelerini ve sayısız işçiyi anlıyoruz. Çünkü Kemal Türkler bir isimin ötesinde bir sendikal-siyasal çizginin, felsefenin, eylemin adıdır. Kemal Türkler Türkiye işçi sınıfının kimliğinin oluşmasında önemli katkıları olmuş bir işçi önderidir. Bu işçi önderlerinin bıraktığı deneyimler, işçi sınıfının, sendikal mücadelenin içine itildiği bunalımından çıkarmak için eşsiz bir rehberdir. Kemal Türkler dünümüz, bugünümüz, yarınımızdır.

Kemal Türkler 100 yaşında hepimiz 100 yaşındayız!























































