Birleşik Kamu-İş, TÜİK’in açıkladı gerçek dışı enflasyon verilerini, KAMU-AR verileriyle karşılaştıran bir açıklama yaptı.
Açıklamada, “Hedefler çöktü. En temel ihtiyaç olan beslenme ve barınmada krizi derinleşiyor ” denildi.
Halkın gerçek gündemi TÜİK’i yalanlıyor
“Biliyorsunuz ben ekonomistim” sözünün durmadan eko yaptığı bir çukurdayız. Yanlış ekonomi politikalarında uzun süreli ısrar sonucunda ülkemizin içine düştüğü ekonomik kriz, artık hükümetin ve onun eksenindeki kişi ve kurumların dahi saklayamayacağı hale gelmiştir. Nisan ayı enflasyonu ve yıllık enflasyondaki son durum, bu durumun en güncel göstergesi olmuştur.
Kamu-İş olarak, halkın gerçek gündemi olan geçim sıkıntısını ve ekonomik yıkımı rakamlarla belgelemeye, bu alanda söylenen yalanlarla mücadele etmeye devam ediyoruz. 2026 yılının Nisan ayı verileri, sadece bir ekonomik krizin değil, bilinçli bir yoksullaştırma politikasının ve sosyal devlet ilkesinin tasfiyesinin ilanı niteliğindedir.
Bugün TÜİK tarafından açıklanan enflasyon verileri, ekonomi yönetimindeki samimiyetsizliği bir kez daha deşifre etmiştir. Bugüne dek rakamları makyajlayarak iktidarı memnun eden, emekçinin ücret zammından çalınmasına veri hazırlayan TÜİK’in bile enflasyonu beklentilerin üzerinde açıklaması manidardır. Bu tablo; hanelerdeki yangının artık saklanamaz bir boyuta ulaştığının, mızrağın çuvala sığmadığının kanıtıdır. “TÜİK bile gizleyemiyorsa, sokaktaki gerçek felaketi hayal edin” dedirten bir iklimin içindeyiz.
TÜİK’in gerçek dışı rakamlarını bir kenara bırakırsak; konfederasyonumuzun AR-GE birimi olan Kamu-AR’ın Nisan raporundan öne çıkan acı gerçekler şöyle:

Hedefler çöktü:
İktidarın ve Merkez Bankası’nın 2026 sonu için hedeflediği %16’lık enflasyonun %14,64’ü henüz ilk dört ayda yaşanmıştır. Hedefin %92’si dört ayda aşılmış, yıllık hedefe sadece 1,36 puan kalmıştır.
‘Dünya liderliği’ değil bir ibret hikayesi:
Türkiye, %32,37’lik yıllık enflasyon oranıyla Venezuela, Güney Sudan, İran ve Arjantin’in ardından dünyada en yüksek enflasyona sahip 5. ülke konumundadır. Avrupa’da ise açık ara birinci sıradadır.
Gelirlerdeki korkunç erime:
Ocak ayında yapılan zamların tamamı enflasyonla buharlaşmıştır. En düşük memur aylığının 9 bin 61 lirası, asgari ücretin 4 bin 110 lirası ve en düşük emekli aylığının 2 bin 928 lirası ilk dört ayda eriyip gitmiştir.
En temel ihtiyaç olan beslenme ve barınmada kriz derinleşiyor:
Gıda fiyatları sadece dört ayda %20,29 artmıştır. Kiralardaki yıllık artış ise %51,16 ile genel enflasyonun 18,8 puan üzerine çıkarak barınma hakkını bir lüks haline getirmiştir.
Hem paramızdan hem ‘enerji’mizden çalıyorlar:
Kamuoyuna %25 olarak duyurulan doğalgaz zammı, kademeli fiyat uygulamasıyla vatandaşa %44,47 olarak yansımıştır. Doğalgazdaki yıllık artış %94,71’i bulmuştur.
Tek başına bu ayki oranlar dahi Saray ekonomisinin çöktüğünü kanıtlamaktadır. AKP eliyle var edilen bu “yoksulu daha yoksul, zengini daha zengin” kılan bu bozuk sistem, halkın parasıyla inşa edilen varlıkların özelleştirme adı altında birer birer peşkeş çekilmesiyle son aşamasına gelmiştir.
Özellikle yıllık bazda %50’yi aşan eğitim enflasyonu, bu hiperenflasyon ikliminin sadece bugünü değil, ülkenin geleceğini de tahrip ettiğini göstermektedir. Kamu hizmeti olması gereken en temel haklara ulaşmanın dahi maliyeti günden güne artarken, sosyal devlet ilkesi bir nostaljiye dönüştürülmektedir. Kendi yarattığı krizi öngöremeyen bu zihniyet, çalışanları sahte tahminlerle sefalet çukuruna itmektedir.
Kamu-İş olarak vurguluyoruz:
Bu rakamlar sadece istatistik değil; tenceredeki eksik aşın, ödenemeyen faturaların ve çalınan geleceğin hesabıdır. Bu ülkenin çalışan, değer üreten yurttaşları, iktidarın yediği yemeğin parasını, çıkardığı krizin faturasını ödemek zorunda değildir! Hesap ödemesi ve hesap vermesi gereken de halkı günden güne daha yoksul haline getiren yöneticilerdir! İlan ediyoruz ki bu hesabı sormaya devam edeceğiz!






















































