Evde sağlık ve palyatif bakım hizmetlerini yeniden düzenleyen yönetmelik yürürlüğe girdi. Yönetmelikte dijital entegrasyon ve koordinasyon vurgusu yapıldı. Sağlıkçılar, mevcut personel ve altyapı yetersizlikleri giderilmeden yapılacak düzenlemelerin bu hizmetlere erişimde sorunları çözmeyeceğini söyledi.
Sağlık Bakanlığı, evde sağlık ve palyatif bakım hizmetlerini yeni bir yönetmelikle yeniden düzenledi. Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Evde Sağlık ve Palyatif Bakım Hizmetlerinin Sunumu ve Koordinasyonuna İlişkin Yönetmelik” dijital entegrasyon ve koordinasyon başlıklarıyla sunuldu. Sağlık emekçileri personel açığı, araç ve altyapı eksikliği giderilmeden getirilen yeni yükümlülüklerin bu hizmetlere erişimi kolaylaştırmayacağını “Sorunlar çözülmüyor, yalnızca dijital bir makyaj yapılıyor. Bakım hizmetlerindeki yapısal sorunları gidermek yapılan düzenlemeler sadece iş yükünü artırıyor” dedi.
BirGün’den Sibel Bahçetepe‘nin haberine göre, yeni yönetmelik evde sağlık ekipleri, aile hekimleri ve hastaneler arasında dijital entegrasyon kurulmasını öngörüyor. Ancak bu entegrasyonun mevcut insan gücüyle nasıl sağlanacağı belirsiz. Bakanlık verilerine göre ülkede 437 palyatif bakım merkezi, 6 bin 397 yatak ve evde sağlık hizmetlerinde görev yapan 6 bin 349 personel bulunuyor. Mevcut kapasiteyle koordinasyonun nasıl sağlanacağı, aile hekimlerinin artan iş yükünün nasıl karşılanacağı ve yeni personel istihdam edilip edilmeyeceği soruları ise belirsizliğini koruyor.
Sorunu çözmez
Genel Sağlık-İş Genel Başkanı Dr. Derya Uğur, yönetmeliğin sağlık emekçilerinin yükünü artıracağını söyledi. Uğur “Yapılan bu düzenleme, evde sağlık, palyatif bakım, aile hekimliği, uzaktan sağlık hizmetleri ve hastaneleri tek bir sistem altında toplamayı hedeflemektedir. Ancak yönetmelik, sağlık hizmetlerinin niteliğini artırmaktan çok sağlık emekçilerinin mevcut iş yükünü daha da ağırlaştıracak düzenlemeler içermektedir. Evde sağlık hizmetleri bugün; araç yetersizliği, eksik sayıda çalışan ve planlama ve koordinasyon eksiklikleri içerisinde yürütülürken bu aksaklıklar giderileceğine sağlık emekçilerinin üzerine daha fazla iş yüklemek ile sorunun üstesinden gelinemez” dedi. Halihazırda ağır iş yükü altında çalışan aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanlarına yeni görevler yüklendiğini söyleyen Uğur, yönetmelikle evde sağlık başvurularının aile hekimleri tarafından değerlendirilmesinin zorunlu hale getirildiğini söyledi. Uğur, personel açığının kronikleştiği sağlık sisteminde başvuruların bir gün içinde değerlendirilmesi ve ilk ziyaretlerin üç gün içinde gerçekleştirilmesinin nasıl mümkün olacağının açıklanmadığını söyledi. Uğur, şöyle devam etti:
“Evde sağlık hizmetlerinde görev yapan personelin aynı başkanlık bünyesindeki farklı birimlerde görevlendirilebilmesine olanak sağlanması, zaten yetersiz olan insan gücünün daha da sürdürülemez hale gelmesine neden olacaktır. Yönetmelik kapsamında tüm sağlık tesislerinde palyatif bakım ve evde sağlık koordinasyon birimlerinin kurulacak olması, yeterli personel planlaması yapılmadığı sürece mevcut çalışanların üzerine yeni sorumluluklar yüklemekten başka bir sonuç doğurmayacaktır. Palyatif bakım servislerinde sertifikalı hemşire görevlendirilmesi zorunluluğu getirilirken, bu ihtiyacın nasıl karşılanacağına ilişkin somut bir plan ortaya konulmamıştır. Yoğun bakımdan palyatif bakıma, palyatif bakımdan evde sağlığa ve aile hekimliğine kadar tüm süreçlerin dijital sistemler üzerinden izlenmesi öngörülmektedir. Sağlık hizmetlerinin niteliğini artırmanın yolu sağlık emekçilerini sürekli veri girişi yapmak zorunda bırakan bürokratik yükleri artırmak değil, hastaya ayrılan zamanı ve personel sayısını artırmaktır. Sağlık hizmetleri, sağlık emekçilerinin omuzlarına sürekli yeni görevler yüklenerek sürdürülemez. Personel eksikliğini görmezden gelen, çalışanların çalışma koşullarını ağırlaştıran ve performans baskısını artıran düzenlemeler sağlık sistemindeki sorunları derinleştirecektir.”
Personel eksikliği
Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Eş Genel Başkanı Mehmet Sıddık Akın da düzenlemenin temel sorunu çözmeyeceğini söyledi. Ülkenin sağlık emekçisi sayısında birçok Avrupa ülkesinin gerisinde olduğunu anımsatan Akın, yüz binlerce sağlık çalışanının atama beklediğini anımsattı. Evde bakım ve palyatif bakım hizmetlerinin yeni görev tanımlarıyla aile hekimlerine yönlendirildiğini kaydeden Akın, “Bir aile hekimi ve bir hemşire 2 bin 500 ila 3 bin kişiye hizmet veriyor. Mevcut yükün üzerine yeni sorumluluklar ekleniyor. Yapılan, sorunu çözmek değil çözülüyormuş gibi göstermektir” dedi. Bakım hizmetlerinin sosyal devlet anlayışıyla kamusal olarak örgütlenmesi gerektiğini vurgulayan Akın, bakım yükünün giderek ailelerin üzerine bırakıldığını kaydetti.
Göz boyamadan başka bir şey değil
Aile hekimleri, yeni yönetmeliğin aile hekimlerine ek personel ve finansman desteği olmadan önemli bir iş yükü getireceği görüşünde. Birlik ve Dayanışma Sendikası Genel Başkanı Dr. Ahmet Mehlepçi, aile hekimlerinin iş yükünün artacağını belirterek “Koordinasyon ve takip sorumluluğu artıyor; fakat insan gücü ve çalışma koşullarında aynı ölçüde iyileştirme öngörülmüyor” dedi. Başvuruların ilk değerlendirmesinin aile hekimlerine verilmesinin önemli bir ek görev ve iş yükü oluşturduğunu anımsatan Mehlepçi, mevcut sistemde aile hekimlerinin zaten yoğun poliklinik hizmeti, aşı, izlem, kanser taramaları ve kronik hastalık takipleriyle karşı karşıya olduğunu söyledi. Dr. Mehlepçi “Başvuru sonrası 24 saat içinde hastanın değerlendirilmesi ve gerekli durumlarda ev ziyareti yapılması özellikle nüfusu yüksek aile sağlığı merkezlerinde ciddi zorluk yaratabilir. Aile Hekimleri hangi işe yetişeceklerini şaşırmış durumdalar” uyarısında bulundu. Yeni sistemde AHBS, ESYS ve e-Nabız gibi platformlar arasında kayıt zorunluluğu bulunduğunu ifade eden Mehlepçi, hekim başına düşen bürokratik yükün artacağına dikkat çekti. Mehlepçi, düzenlemenin başarısının, uygulama aşamasında sağlanacak personel, altyapı ve organizasyon desteğine bağlı olduğunu söyledi. Mehlepçi, “Görev, kayıt ve koordinasyon yükü ayrıntılı biçimde tanımlanmış; ancak bu yükü karşılayacak insan gücü, zaman ve finansman planlaması aynı ölçüde düzenlenmemiş. Bu işin de yine aile hekimliği sisteminde çalışan hekim ebe ve hemşireye yükleneceği aşikardır. Evde sağlık hizmetleri mali ve personel açısından desteklenirse olumlu sonuçlar alınabilir. Aksi halde düzenleme sağlık çalışanları için ek iş yükü ve bürokrasi olarak kalabilir” değerlendirmesinde bulundu.
İstanbul Aile Hekimliği Derneği (İSTAHED) Başkanı Dr. Sercan Ahmet Uluç ise yönetmeliğin vatandaşın hizmete erişiminde kayda değer bir değişiklik yaratmadığını kaydetti. Başvuruların zaten e-Nabız ve Evde Sağlık İletişim Merkezi üzerinden yapılabildiğini anımsatan Uluç, düzenlemenin esas olarak aile hekimlerine yeni bürokratik görevler yüklediğinin altını çizdi. Uluç, “Değişen hizmete erişim değil, aile hekimlerinin iş yüküdür” dedi. Evde sağlık ekiplerinin hastaların tıbbi kayıtlarına zaten ulaşabildiğini kaydeden Uluç, aile hekimlerinden ayrıca değerlendirme alınmasının hizmet kalitesine katkı sağlamayacağını ifade etti. Uluç, “Yeni formlar ve yeni onay süreçleri çözüm değil, göz boyama ve sorunları erteleme taktiğidir. Evde sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi için ihtiyaç duyulan şey yeni evrak süreçleri değil, daha fazla personel, daha güçlü ekipler ve daha etkin organizasyondur. Aile hekimliği birimleri zaten mevcut görevlerini yoğun bir iş yükü altında yürütmeye çalışırken, sahadaki kapasite sorunlarını çözmeden her yeni ihtiyacın aile hekimlerine yönlendirilmesi sürdürülebilir değildir” diye konuştu.
Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu (AHEF) da özetle şu değerlendirmelerde bulundu: “Bugün aile hekimlerinin en büyük ihtiyacı yeni görevler değil; azaltılmış bürokrasi, gerçekçi nüfus planlaması, güçlendirilmiş ekip yapısı, yeterli personel desteği, adil ve cezalandırıcı olmayan bir ücretlendirme sistemidir. Sağlık Bakanlığı’nı, sahada hizmet veren aile hekimlerinin sesine kulak vermeye davet ediyoruz. Yönetmelikler hazırlanırken masada olmayanların yükü sahada katlanarak artmaktadır. Unutulmamalıdır ki; aile hekimlerinin zamanı bürokrasiye değil, hastalarına ayrılmalıdır. Sağlık hizmetinin kalitesi ancak bu şekilde korunabilir.”
Hizmet bekleyen çok, personel yok
•81 ilde evde sağlık hizmeti veriliyor.
•780 hastaneye bağlı evde sağlık birimi bulunuyor.
•Evde sağlık hizmetlerinde görev yapan personel sayısı 6 bin 349.
•Hizmet için 1.631 ekip aracı kullanılıyor.
•Sistemde kayıtlı hasta sayısı 803 bin 963.
•2024 yılında 4 milyon 404 bin 726 ev ziyareti gerçekleştirildi.
•Türkiye’de 437 palyatif bakım merkezi bulunuyor.
•Toplam palyatif bakım yatağı sayısı 6 bin 397.






















































