Yemeksepeti kuryeleri, sefalet zammına karşı başlattıkları direnişi sürdürüyor. Derneklerinde görüştüğümüz emekçiler, geçinebilmek için algoritmanın insanüstü bir hız dayattığını belirterek, “Gün sonunda yaşanan ölümlerin ve kazaların suçlusu yine biz oluyoruz” diyerek yaşadıkları stresi özetliyor.
Yemeksepeti kuryelerinin ülke genelinde sürdürdüğü iş bırakma eylemleri, sahadaki çalışma koşullarını bir kez daha görünür kıldı. Günlerdir kontak kapatan kuryeler; düşük ücretler, artan masraflar ve algoritma baskısına karşı ses yükseltirken, sahada yapılan görüşmeler sistemin nasıl işlediğine dair çarpıcı bir tablo ortaya koydu.
BirGün’den Ebru Çelik’in haberine göre, 121 binden fazla kişiye istihdam sağlayan Yemeksepeti kuryelerine yalnızca sefalet ücreti değil, aynı zamanda psikolojik baskı, ölüm riski ve bitmek bilmeyen bir rekabet dayatıyor. Günün sonunda yaşanan kazalar, ölümler ve geciken siparişler gibi tüm sorunların faturası motokuryelerin “dikkatsizliğine” kesiliyor.
Bağcılar’da bulunan Motokurye İşçileri Derneği’nde görüştüğümüz kuryelerden Arap Musa ve Yiğit A., kuryeliğin dışarıdan “esnek” gibi görünen yapısının gerçekte sert bir denetim ve yarış düzenine dayandığını anlattı. Çalışabilmek için “slot” (çalışma saati) almak zorunda bırakıldıklarını belirten kuryeler, bu slotların artık bir “seviye sistemine” bağlandığını söyledi.
Seviye için hız şartı
23 yaşındaki Arap Musa, Sivas’ta yaşayan ailesi için İstanbul’da yaşam mücadelesi veriyor. İnsanüstü çalışma saatlerine rağmen ay sonunda cebine yaklaşık 40 bin lira girdiğini kaydeden genç kurye, Yemeksepeti’nin yeni uygulamasıyla düşük seviyedeki kuryelerin haftalık çalışma saatlerini seçemediklerini, bunun da fiilen çalışamamak anlamına geldiğini ifade etti.
1’den 7’ye kadar olan baremde seviyeyi yükseltmenin daha fazla paket atmak, daha uzun saatler çalışmak ve motoru daha hızlı sürerek daha çok risk almak demek olduğunu belirtti. Musa, “Sisteme kaza yaptığımızı bildirdiğimizde dahi ‘Paketi teslim edebilecek misin?’ diye soruyorlar. Trendyol Go ise hemen olay yerine sağlık ekiplerini ve polisi yönlendiriyor. Makas atmayı, kaldırıma çıkmayı, hatta korkumuzu yok sayıp hız yapma cesaretini Yemeksepeti’nin sistemi bize dayatıyor” dedi.
Seviye düşük olduğunda günün yalnızca iki-üç saatinde çalışılabildiğini belirten emekçi, “Ucuz bir ürün alıp götürdüğümüzde sistem bizi kaydediyor. Sonrasında devamlı ucuz ürünlü paketler geliyor. Bu da demek oluyor ki sistem, bir paketten kazanacağımız parayı bizi daha fazla çalıştırarak kazanmamızı sağlıyor” diye ekledi.
‘Hızlı ol’ diyen de ‘yavaş’ diyen de müşteri
“Trafikte sürekli baskı var. Hakaret işitiyorsun, canını tehlikeye atıyorsun. İki teker üzerindesin; düşüyorsun, kalkıyorsun. Kaza kaçınılmaz hale geliyor” diyen Arap Musa, yaşadığı bir olayı şu sözlerle anlattı:
“İşletmeden iki paket aldım. Biri işletmeye 800 metre, diğeri 3-4 kilometre uzaklıktaydı. Sistem önce yakını değil, uzağı verdi. Uzağa giderken sokak arasında bir arabayla burun buruna geldik. Adam ‘Öleceksin, dikkat etsene!’ diye laf edip geçti. Cevap vermedim, devam ettim, siparişi verdim. Sonra ikinci siparişe giderken chat’ten mesaj geldi: ‘Kardeşim iki arka sokaktan gelemiyor musun, saat kaç oldu, trafik yok.’ Daha trajikomik olanı ise gittiğimde aynı arabayla tekrar karşılaştım. Meğer o mesajı atan ve trafikte bana laf eden kişi, siparişi veren kişiymiş. Yani trafikte ‘yavaş git’ diyor, beş dakika gecikince ‘paket nerede, trafik yok, hızlı olsana’ diye yazıyor. Bizim temel sorunumuz biraz da bu. Kuryeyi ikinci sınıf gören bir yaklaşım var. Evet, bazen hızlı gidiyoruz ama bizi buna sistem zorluyor.”

Sağlık sigortası iptal edildi
Çalışmaktan ne sosyal hayatının ne de kişisel ihtiyaçlarının kaldığını belirten emekçi, “Vergi borçları yüzünden hacizliyim. 28 bin lira borcum var. Ödüyordum ama kaza yapınca iki ay aksattım. Bu yüzden banka hesaplarım haczedildi” diyerek kaza yaptıklarında hayatın durduğunu ancak borçların durmadığını söyledi.
Yemeksepeti’nde çalıştığı sırada kaza yapıp hastaneye kaldırıldığını anlatan kurye, “Kuryeler için tamamlayıcı sigorta var. Her ay fatura üzerinden para kesiliyor. Hastaneye gidince ‘sigortan iptal olmuş’ dediler. Eve gelip mailime baktım ‘sigortanız şu saatte iptal edilmiştir’ yazıyor. Kaza yaptıktan tam yarım saat sonra iptal edilmiş. İnsan kendini değersiz hissediyor” diyerek sağlık güvencelerinin bile ellerinden alındığını vurguladı.
Reddettiğinde hesabın kapatılıyor
21 yaşındaki motokurye Yiğit A., okulunu sağlık sorunları nedeniyle bırakmasının ardından annesine destek olabilmek için kuryeliğe başladığını, ay sonunda elinde para kalabilmesi için günde en az 14-15 saat çalıştığını söyledi.
“Esnaf kuryelik modelini bilmiyordum. Vergi yükü, motor masrafı, yıpranma payı… Motorumu yüksek kilometresi nedeniyle satamıyorum bile” diyen Yiğit A., “15 kilometrelik siparişe maksimum 120 liraya gidiyorum. Taksi olsa 500 TL yazar. Bir de algoritma var; düşük ücrete gittiğini görürse sana sürekli düşük ücretli paket atıyor. ‘Zaten kabul ediyorsun’ diyor sistem. Reddedersen hesabını geçici olarak kapatıyor” dedi.
Restoran kuryeliği daha insancıl
Adını vermek istemeyen bir diğer genç kurye ise üniversite okuduğunu ve ev ekonomisine katkı sağlamak için özel bir restoranda çalıştığını belirtti. Yemeksepeti kuryelerine göre daha iyi şartlarda olduğunu ifade eden genç, “Bize yağmurluk veriliyor; Yemeksepeti ise kuryelerine iş güvenliği kıyafetlerini satıyor. Bize bu kadar baskı ve hakaret gelmiyor. Arkadaşların durumunu görünce kendi halime şükrediyorum” dedi.
Her zaman suçlu kuryeler oluyor
Motokurye İşçileri Derneği Başkanı Yasin Oğuz, kuryelerin psikolojisinin önce sistem, sonra müşteri ve trafik stresi nedeniyle bozulduğunu belirtti. Oğuz durumu şu sözlerle özetledi:
“Kurye evden çıkarken ekonomik ve kişisel sorunlarını da yanına alıyor. Ardından sistem baskı kuruyor, trafikte hakaret işitiyor, müşteri yemeği soğuk gelince kapıyı yüzüne kapatıyor. AVM’lere kaskla alınmıyorlar, çöp asansörlerine mahkûm ediliyorlar. Önce sistem, sonra toplum bu işçileri insan yerine koymuyor. Günün sonunda yaşanan ölümler ve kazalarda tek suçlusu motokuryeler ilan ediliyor.”



















































