2021 Tüm Emekli Sen Tarsus ve Mersin Şubeleri 21 Şubat 2026 günü Tarsus Yarenlik Alanında önce basın açıklaması, ardından stand kurarak imza ve üye kampanyası yaptılar.
Yapılan basın açıklamasında emeklilerin sorunları ve yaşam koşulları anlatıldı. Açıklamanın sonunda emeklilerin talepleri sıralandı. Basın açıklamasından sonra imza ve yeni üye kampanyası başlatıldı.
Basına ve kamuoyuna;
Saygıdeğer emekçiler, emekliler ve dostlar; siyasi partilerin ve demokratik kitle örgütlerinin temsilcileri; çalışkan basın emekçileri hoş geldiniz. Sizleri 2021 Tüm Emekliler Sendikası Tarsus Şubesi adına en içten duygularımızla selamlıyoruz.
Bütçeye bak iktidarı tanı
Bir iktidarın kimliğini anlamak için, bütçeyi nasıl yaptığını incelemek yeterlidir diye hep söyleriz. Emekçiye, emekliye, öğrenciye, eğitime ne kadar; tefeciye, rantçıya ne kadar harcama yapıldığını gördüğümüzde başka söze gerek kalmaz. Örnek olsun, bütçeden 2026 yılının Ocak ayında 1 trilyon 635 milyar 788 milyon 234 bin liralık harcama yapılmış. Ne güzel, bu kadar harcamayla gül gibi geçinip gidiyor olmamız gerekirdi. Ama öyle olmuyor, yoksulluğumuz bizi boğuyor, niye böyle oluyor diye diğer harcama kalemlerine baktığımızda gerçek apaçık ortaya çıkıyor. En büyük harcama kalemi bir avuç yerli ve yabancı tefeciye ödenen 456 milyar, 416 milyon, 191 bin liralık faiz gideri. Yani bütçenin yaklaşık yüzde otuzu tefecilere gitmiş. Peki 16 milyonu aşan emekli dul ve yetime devlet katkısı ne kadar olmuş? Sadece 78 milyar, 31 bin, 742 lira olmuş. Yani bütçenin yaklaşık yüzde beşi. Bir avuç tefeciye yüzde otuz, 16 milyona yüzde beş. Adalet bunun neresinde?

İktidar hayal satmaya çalışıyor
Bütçeden de gördüğümüz gibi emekliler geçinemiyor, barınamıyor, sağlıklı beslenemiyor.
Ama emekliler yalvarmıyor, ağlamıyor, sadaka istemiyor.
Emekliler ülkemizin bugün ulaşmış olduğu toplam zenginliğe yaptıkları katkıların hakça paylaşılmadığını görüyor ve hem tek tek hem de topluca, örgütlü olarak itiraz ediyor.
Bu itirazın gücünü başta iktidar, toplumun her katı, her kurumu, her siyasi partisi derinden hissetti. Meydanların sesi Meclis’e de ulaştı. Meydanların ve Meclis’in dayanışması artarak sürmeli, emeklilerin insanca yaşam talebi tez zamanda gerçekleşmelidir.
AKP iktidarı da ekonomik kırıma uğrattığı emekliler arasındaki desteğinin gün gün kar gibi eridiğinin farkında. Bu yüzden emekliler arasındaki desteğini artırabilmek için gerçek çözümler yerine hayal satmaya çalışıyor.
Emekliler fonların kimlere nasıl peşkeş çekildiğini biliyor
Yıllardır uğraştıkları ama başarılı olamadıkları BES Bireysel Emeklilik Sistemi yerine 2026 yılında TES Tamamlayıcı Emeklilik Sistemini devreye almayı planlıyorlar. Çalışandan ve işverenden belli oranda kesinti yapılacak üstüne de devlet katkısı olacakmış. Bu kesintiler bir fonda birikip devlet gözetiminde işletilecek ve emekliye ek gelir sağlayacakmış.Tam Nasrettin Hoca’nın tarlanın kenarına diken ekip koyunların yününün dikene takılmasını umması, biriken yünleri toplayıp satarak borç ödemesi gibi.
Emeklilerimiz bugüne kadar fonların nasıl kötüye kullanıldığının, holdinglere destek olarak aktarıldığının ve iktidarların seçim yatırımları olarak istismar edildiğini bilirler. İşsizlik fonunun bile işsizlerden daha çok patronlar için kullanıldığı herkesin malumudur.
Bunlar neo-liberal ekonomi denilen, özelleştirme, borç faiz döviz borsa ekonomisinin akılları. İktidar, bugünkü yoksulluğumuza yol açan bu emekçi karşıtı sistemin yoksulluğumuza çare üreteceğine inanmamızı umuyor. Bize hayal satmaya çalışıyor, bu sistem emekliliği sosyal güvenlikten koparır, serbest piyasanın altta kalanın canı çıksın anlayışına savurur.
Bu hayalleri satarken, kendilerince makul gerekçeler öne sürdüklerini varsayıyorlar bir yandan. Böyle giderse, SGK’nın batacağından, emekli aylıklarını ödeyemez duruma geleceğinden söz ediyorlar. Kimi, EYT’lilerin büyük yük oluşturduğunu söyleyip, onlara hakaret etme cüreti gösteriyor, bir diğeri emeklilerin çok yaşadığından dem vuruyor, ötedeki aktif pasif oranının bozulduğunu, emeklilik sisteminin taşınamaz bir yük hâline geldiğini arsızca iddia ediyor.
SGK’nın bakkal dükkânı veya bir şirket gibi batacağını ileri sürmek,bu yolla emeklileri korkuya sevk etmek, bilinçsizlik değilse emekçileri hak aramaktan uzak tutmak isteyen kurnazlıktır.
Devlet var olduğu sürece SGK batmaz, sorun bütçenin nasıl pay edileceğini belirleyen iradenin yani iktidarın tercihi sorunudur. İç ve dış tefeci faizine, saray şatafatlarına, holdinglere destek aktarımına yeten bütçe emekliye gelince mi yetmez oluyor?

Emekliler demiri büktü, çeliği eritti, fabrikalar, çiftlikler kurdu
İktidar, hayal satışında sınır tanımıyor, emeklilik sisteminde köklü değişiklik hazırlığında olduğunu duyurup nabız yokluyorlar. Neymiş köklü değişiklik? Bundan sonra aylık esasına göre değil, hane gelirine göre ihtiyaç odaklı gelir bağlanması sistemine geçeceklermiş. İlk bakışta emeklilerin yararına gibi görünen bu anlatı da başka bir tuzak barındırıyor. Emekliliği sosyal hak olmaktan çıkarıp, muhtaçlığa göre yardım sistemidir bu.
Tekrar ediyoruz, emekli, gariban, biçare, dilsiz, ne verilirse ona razı olacak zavallı değildir.
O demiri büktü, çeliği eritti, fabrikalar, çiftlikler kurdu. Karada denizde ve gökyüzünde var olan her şey onun el emeği göz nurudur, beyninin ışığıdır. Siz şimdi bu emekliden aldıklarınızın üzerine oturup onu yek ekmeğe muhtaç duruma getiremezsiniz. Hem böyle bir hakkınız yok, hem de biz buna izin vermeyeceğiz.
2008 öncesine dönün sorunlar çözülsün!
Emeklilik sisteminde yeni yol aramanıza gerek yok. Eski yol bize yeter, sadece siz iktidara geldikten sonra aleyhimize yaptığınız değişiklikleri iptal edin, eskiye dönün, ’başka ihsan istemez’. Yani sizden önceki iktidarların emeklilik yaşını kademeli olarak yükselten uygulamalarını düzeltin demiyoruz. Siz sadece 2008 yılında düşürdüğünüz Aylık Bağlama Oranını yeniden yüzde 70’e çıkarın yeter diyoruz.
Derhal yasal düzenleme yapılarak Emekli sendikalarına Çalışma Bakanlığıyla toplu sözleşme yapma hakkı tanınmalıdır.
Bizler yarına sabredecek hâli kalmayanlarız. Derhal dul ve yetimlerimiz ile 65 yaş üstü güvencesiz vatandaşlarımızın gelirini açlık sınırı üzerine çıkarın.
En düşük emekli aylığını 39 bin TL’ye yükseltin.
Memur emeklilerine ödemediğiniz seyyanen zamları derhal ödeyin.
Tüm emeklilere hak kayıplarına göre orantısal zam yapın.
Önümüzde Ramazan Bayramı var. Biz harçlık istemiyoruz. Tüm emeklilere birer aylık tutarında ve yılda dört kez ikramiye istiyoruz.
Kirada oturan tüm emeklilere kira yardımı istiyoruz.
Bizler kimseden sadaka istemiyoruz. Hak edişimizi istiyoruz. Alana kadar da sokaklardan ayrılmayacağız.
Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz!!



















































