Emekli sendikaları kanunu çıkarılsın, memurlara grev hakkı verilsin, örgütlenme barajları ve grev yasakları kaldırılsın…
İşsizlik, yoksulluk ve pahalılık önlenemiyor. Halk yoksullaşıyor. Yoksulların borcu, zenginlerin serveti artıyor. Hazine garantili Yap-İşlet-Devret ihaleleriyle, Kur Korumalı Mevduat Hesaplarıyla, vergi istisnaları, krediler ve teşviklerle dolar milyarderi ve milyoneri bir avuç holding patronu her geçen gün daha fazla zenginleşirken; milyonlarca emekli ve emekçi açlığa, yoksulluğa ve sefalete mahkûm ediliyor.
‘Enflasyonu düşürmek’ bahanesiyle, “ekonomiyi soğutma ve sıkılaştırma politikası” adı verilen aylık yüzde 5’lik tefeci faizleriyle yerli ve yabancı banka patronları servetlerine servet katarken; emekliler ve emekçiler karnını doyurabilmek için, kredi kartıyla, tüketici kredisiyle ve kredili mevduat hesabıyla banka kuyruklarında yaşamaya mahkûm ediliyor.
Ülkeyi yönetenler ve çevresinde kümelenmiş bir avuç vurguncu, kamu kaynaklarını har vurup harman savurup lüks ve şatafat içinde cennette yaşarken; işçiler, memurlar, emekliler, çiftçiler, esnaf ve sanatkârlar, işsiz yurttaşlar, şehir ve köy emekçileri cehennem hayatı yaşıyor.
Türkiye’nin özellikle tarım ve hayvancılık üretimi çökertildi. Sanayi ve teknoloji üretimi tümüyle dışa bağımlı hale getirildi.
İşçilerin, çiftçilerin ve küçük üreticilerin bütün hakları gasp edildi. Özelleştirme ve taşeronlaştırma yoluyla tüm toplum yerli ve yabancı bir avuç vurguncu zümrenin kölesi durumuna düşürüldü.
İşsizliğe mahkûm edilen milyonlarca genç geleceksiz bırakıldı. Sömürüyü ve yoksulluğu kader sayan sadaka toplumu yaratıldı.
Çalışanların emeklilik hakları gasp edildi. Milyonlarca emekli yurttaş hayat pahalılığı altında kaderine terk edilerek yoksulluğa mahkûm edildi.
Eğitim ve sağlık alanında gerçekleştirilen özelleştirmeler sonunda eğitim ve sağlık sistemi çökmüş durumdadır. Okullar temizlenemiyor. Hastanelerde hastaların can güvenliği sağlanamıyor.
Türkiye halkı, emperyalizmin işbirlikçisi holdinglerin boyunduruğu altında işsizlikten pahalılıktan yoksulluktan kırılırken; dolar milyarderi ve milyoneri bir avuç para babasının serveti günden güne artıyor.
Ülkeyi ve halkı gırtlağına kadar borca sokan neoliberal ve özelleştirmeci borç faiz ekonomisine dayalı kapitalist vurgunculuk düzeni, ülkemizi ekonomik yönden hızla iflasa sürüklüyor.
Hükûmet artık ülkeyi yönetemiyor, suni gündemlerle halkı oyalıyor, sürekli gerginlik yaratıyor. İktidarı kaybetme korkusuyla, bir yandan ana muhalefet partisine ve muhalif belediyelere karşı antidemokratik ve hukuk dışı saldırılarda bulunuyor. Diğer yandan, ülkemizi ‘Türkiye Yüzyılı’na taşıyacak ‘yeni ve sivil anayasa’ söylemiyle, “barış, demokrasi, özgürlük, eşitlik, kardeşlik ve terörsüz Türkiye” vaadiyle ‘cambaza bak’ oyunu oynuyor.
İşveren sendikalarının tüm isteklerini karşılayan ve işçi sendikalarının grevlerini yasaklamakla övünen; memur sendikalarının özgür toplu sözleşme ve grev hakkını tanımayarak, hükûmet güdümlü sahte memur sendikalarıyla oynadığı toplu sözleşme tiyatrolarıyla milyonlarca memuru ve emekliyi açlığa, yoksulluğa ve sefalete mahkum eden; iktidarı döneminde kurulan bütün emekli sendikalarını “emekliler sendika kuramaz” gerekçesiyle kapatan AKP/MHP iktidarının, “demokratik ve özgürlükçü Anayasa” yapabileceğine asla inanmıyorum.
İşçiler, memurlar, emekli yurttaşlar;
Bizler her şeye rağmen örgütlenmeye, mücadele etmeye ve taleplerimizi yüksek sesle haykırmaya devam edeceğiz.
Sendikalar emek örgütüdür. Emekli sendikaları değil, işveren sendikaları kapatılsın. Emekli sendikaları kanunu derhal çıkarılsın.
Sendikasız demokrasi, toplu sözleşmesiz-grevsiz sendika olmaz. Hükûmet güdümlü sahte memur sendikalarına hayır. Memurlara özgür toplu sözleşme ve grev hakkı tanınsın.
Sendikal hakların özgürce kullanılmasına engel olan örgütlenme barajları kaldırılsın. Yetki tespiti için referandum uygulaması getirilsin. Fiili olarak grev yasağına dönüşen “grev erteleme” uygulamasına son verilsin.
Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz!
Türkiye’nin bütün işçileri, memurları ve emeklileri birleşin!