Sağlık İstatistikleri Yıllığı, krizin faturasının çocuklara kesildiğini gösterdi. Et-balık çocukların sofrasından silindi, sebze-meyve haftada birkaç güne sıkıştı. Hekimler “Gerçek enflasyon çocukların tabağında. Çocukların yetersiz beslendiği bir ülkede sağlıktan, refahtan ve gelecekten söz edilemez’’ diye konuştu.
BirGün’den Sibel Bahçetepe’nin haberine göre, Sağlık Bakanlığı’nın yayımladığı Sağlık İstatistikleri Yıllığı 2024, Türkiye’de derinleşen yoksulluğun çocukların beslenme alışkanlıklarına nasıl yansıdığını da gözler önüne serdi.
Yıllıkta yer alan verilere göre, ilkokul 2. sınıf öğrencilerinin büyük bölümü yeterli ve dengeli beslenemiyor.
Et, balık, sebze ve meyve gibi temel gıdalar çocukların günlük beslenmesinden giderek çıkıyor. Veriler, çocukların yaklaşık dörtte üçünün balığı haftada bir kez dahi tüketemediğini ortaya koyarken, sebze ve meyve tüketiminin Dünya Sağlık Örgütü’nün önerdiği düzeylerin oldukça gerisinde kaldığını gösteriyor.
Verilere göre, 15 yaş ve üstü bireylerde de sebze-meyve ve salata tüketiminin OECD ve AB ülkelerinin gerisinde kaldığı görülüyor.
Bölgesel eşitsizlik
Türkiye Çocukluk Çağı Şişmanlık Araştırması 2022 verilerine yer verilen istatistiklerde taze sebze ve meyve tüketiminin giderek görülüyor. Ülke genelinde öğrencilerin taze meyve tüketimi ağırlıklı olarak haftada 1–3 kez ve günde 1 kez düzeyinde. Ancak meyveyi hiç tüketmeyen ya da haftada 1’den az tüketen öğrencilerin oranı yüzde 11’i aşmış durumda. Sebze tüketiminde de tablo değişmiyor. Sebzeyi hiç tüketmeyenlerin oranı yüzde 8,7 ve haftada 1’den az tüketenlerin oranı da şüzde 11,8. Günde birden fazla tüketenlerin oranı yalnızca yüzde 4,1. Günlük sebze tüketimi tüm bölgelerde düşük seyrederken, özellikle doğu ve güneydoğu bölgelerinde sebze tüketimi haftada birkaç günle sınırlı kalıyor. Batı Anadolu günde 1’den fazla meyve tüketen öğrenci oranının en yüksek olduğu bölge olarak öne çıkarken; Kuzeydoğu Anadolu, Ortadoğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde meyveyi hiç tüketmeyen ya da haftada birden az tüketen çocuk oranları Türkiye ortalamasının oldukça üzerinde. Güneydoğu Anadolu’da hiç meyve tüketmeyen çocukların oranı yüzde 7,7 ile dikkat çekiyor. Et ve balık tüketimi verileri ise yoksulluğun boyutunu daha net ortaya koyuyor. Öğrencilerin yüzde 6,7’si eti hiç tüketmezken, yüzde 23,7’si haftada birden az tüketiyor. Balık tüketimi en çarpıcı başlıklardan biri. Çocukların yüzde 25,4’ü balığı hiç tüketmiyor, yüzde 47,7’si haftada birden az tüketebiliyor. Kahvaltıya ilişkin veriler de dikkat çekici. Öğrencilerinin yaklaşık yüzde 11’i ya hiç kahvaltı yapmıyor ya da haftada yalnızca 1–3 gün kahvaltı edebiliyor.

AB ve OECD’nin altındayız
15 yaş ve üzeri bireylerde günde en az bir kez sebze- meyve ve salata tüketme oranının da AB ve OECD ülkelerinin altında kaldığı görüldü. Türkiye’de erkeklerde günlük meyve tüketim oranı %35–40, kadınlarda %44–45 civarında. Avustralya, Yeni Zelanda, İtalya, İspanya gibi ülkelerde günlük meyve tüketim oranı %70–90’larda.

Kuşaklar arası sağlık krizi göstergesi
Genel Sağlık İş Sendikası Genel Başkanı Dr. Derya Uğur, verilerin çocukların nasıl bir yoksulluğa mahkûm edildiğini açıkça ortaya koyduğunu söyledi. Uğur, “Bu tablo bir beslenme tercihi değil, derinleşen ekonomik kriz ve kontrolsüz gıda enflasyonunun sonucudur. İtidarın yıllardır sürdürdüğü yanlış ekonomi politikaları çocukları sağlıklı gıdaya erişemez hale getirmiştir’’ dedi. Çocukların yaklaşık dörtte üçünün balığı haftada bir kez dahi tüketemediğini, sebze tüketiminin günlük bir alışkanlık olmaktan çıktığını anımsatan Uğur ‘‘Üç tarafı denizlerle çevrili bir ülkede çocukların balık yiyememesi; tarımda, hayvancılıkta ve sosyal politikalarda yaşanan çöküşün en net göstergesidir. Sebzenin, meyvenin, proteinin çocuklar için ‘lüks’ haline gelmesi; yoksulluğun kalıcılaştığını, kuşaklar arası bir sağlık krizine dönüştüğünü göstermektedir” diye konuştu. Sağlık Bakanlığı’nın tabloyu bildiğini ancak yalnızca izlemekle yetindiğini kaydeden Uğur şöyle devam etti: ‘‘Yetersiz beslenen çocuk, sağlıklı bir toplumun geleceği olamaz. Bugün çocukların tabağından eksilen her besin, yarının sağlık harcamalarını büyütmektedir. Bu tablo, bir halk sağlığı sorunu olduğu kadar siyasi bir sorumluluktur. İktidar, enflasyonu rakam oyunlarıyla gizlemeye çalışırken; gerçek enflasyon çocukların tabağında, okul çantasında ve bedeninde hissedilmektedir. Okullarda çocuklara ücretsiz, sağlıklı ve dengeli öğün derhal hayata geçirilmelidir. Gıda enflasyonuna karşı kamusal denetim ve destek mekanizmaları oluşturulmalıdır. Çocuk yoksulluğu, siyasi gündemin tali bir başlığı olmaktan çıkarılmalıdır. Çocukların yetersiz beslendiği bir ülkede sağlıktan, refahtan ve gelecekten söz edilemez. Yoksulluk değil, çocukların sağlığı tercih edilmelidir.”






















































