Bölüşüm krizi derinleşirken zengin ile yoksul arasındaki uçurum büyüyor. Ülkede en zengin yüzde 5’lik kesimin tüketimi OECD’de ilk 5’e giriyor, ABD zenginleri ile yarışıyor. En yoksul kesimin tüketimi Kolombiya ile eşit.
BirGün’den Melisa Ay‘ın haberine göre, emeğiyle geçinenlerin her yıl ara zam beklentisiyle karşıladığı Temmuz ayı bu yıl da zamsız bitti.
Yarattığı krize emekçiyi ezdiren ve çözümü de emeğin üstüne basmakta bulan AKP iktidarı, her fırsatta “enflasyona ezdirmedik” dese de emekli, emekçi, işçi, işsiz yoksullukta yarışıyor. İktidar her fırsatta “OECD’de birinciyiz, dünyada lideriz” dese de veriler sefalette birinciliği kanıtlıyor.
Asgari ücrete en son ara zam Temmuz 2023 tarihinde uygulandı. Bu tarihten sonra geçen üç temmuzda, ücretler daha yılın başındaki enflasyonu telafi etmeyen haliyle sabit bırakıldı. Bu sürede 93 bin kişilik dolar milyoneri nüfusuyla Türkiye, dünyada zenginleri en fazla artan ülkelerden oldu. Ülkede en az 35 dolar milyarderi olduğu da biliniyor. Türkiye’de en zenginler, en yoksul yüzde 20’nin toplam gelirinin 5 katından fazlasını elinde tutuyor.
Tipik bir IMF reçetesi örneği olan ve Saray rejiminin yürütücülüğünü finans çevrelerinin dostu Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’e devrettiği ekonomi programı, emeğin gelirinin artmamasını bir politika olarak uyguluyor. Enflasyonu, “işçi maliyetlerine” ve “hanehalkı tüketimine” indirgeyen anlayış sürerken şirketler, bankalar kârlarını katlıyor. Zenginlerin tüketimi baskılanmıyor.
Ülkede yaratılan toplam katma değerden sermayenin aldığı pay tarihsel zirvelerini korurken üreten milyonların payı ve satın alma gücü enflasyon çarkları arasında eritiliyor.
Büyüyen pasta küçülen dilim
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) gelir yöntemiyle gayrisafi yurtiçi hasıla (GSYH) verileri, bölüşüm şokunu açıkça gözler önüne seriyor. Yüksek enflasyon dalgasıyla birlikte sermaye lehine açılan makas giderek derinleşiyor. TÜİK verilerine göre bu yılın ilk çeyreğinde işgücü ödemelerinin katma değer içindeki payı yüzde 42,7, sermaye payı ise yüzde 35,8 oldu. Yılın ilk ayında yapılan zamlar emeğin payını kağıt üzerinde yüksek gösterirken emeğin payı 2025 yılını yüzde 36,9 ile kapatmıştı. Yıl başlarında nominal olarak yapılan asgari ücret zamları ilk çeyreklerde işgücü payını dönemsel olarak kıpırdatıyor gibi görünse de, dalgalı enflasyon karşısında gerçek alım gücünü de anlatan reel ücretler daha ilk aylarda sönümleniyor.
Tüketimde ABD’li zenginlere yaklaşıyor
İktidar ve sermaye çevreleri enflasyonun faturasını çalışanlara kesmek için “ücret-fiyat sarmalı” masalına sarılsa da ücreti artınca tüketeceği varsayılan emekçi değil, en zengin yüzde 1 tüketiyor. OECD, Dünya Bankası ve Eurostat verileri de ülkede üreten ile tüketenin aynı kesim olmadığını ortaya koyuyor.
Türkiye’deki bölüşüm krizini ve gelir ile tüketim eşitsizliğini somutlaştıran vurucu verileri, kişi başına düşen düşen fiili bireysel tüketim ile satın alma gücü paritesine göre Türkiye OECD ülkeleri arasında en alt yüzde 1’lik kesim ile en üst yüzde 1’lik kesim arasındaki tüketim mesafesinin en geniş olduğu birkaç ülkeden biri. Türkiye’nin en yoksulları Kolombiya düzeyinde yaşıyor. Ülkede en yoksul yüzde 1 ve 5’lik kesimin tüketim seviyesi, Kolombiya, Kosta Rika ve Meksika gibi ülkelerin en alt dilimleriyle benzer seviyelerde, yaklaşık 10-15 bin dolar bandının altında kalıyor. Buna karşın en üst yüzde 1 ve 5’lik kesimin keyfi yerinde. En zengin kesimin harcamaları, Fransa, İspanya, İtalya ve İsveç gibi OECD ülkelerinin seviyesini aşıyor. Güncel verilerle Türkiye, en zengin yüzde 5’lik kesimin tüketiminde, OECD ülkeleri içinde ilk 5’te yer alıyor. Ülkenin zenginleri, ABD, Lüksemburg, Japonya ve Almanya’nın en zenginleri ile aynı seviyede tüketiyor.
Ülkede servet birikimi, en zengin yüzde 1 ve yüzde 5’lik kaymak tabakaya akarken alt gelir grupları yoksulluk sınırında yaşam mücadelesi veriyor. Servet tabandan, tavana transfer ediliyor. OECD’nin kişi başına düşen fiili bireysel tüketim verilerine göre hazırlanan gelir dağılımı haritasına göre Türkiye, 38 OECD ülkesi arasında en alt yüzde 1’lik dilim ile en üst yüzde 1’lik dilim arasındaki farkın en çok açıldığı ülkelerden biri konumunda. Buna karşılık Türkiye’deki en zengin yüzde 1’lik kesimin tüketim gücü İspanya, İtalya, Fransa, Japonya ve İsveç’teki en zenginlerin tüketim seviyesini geride bırakıyor.
























































