Birleşik Kamu-İş Konfederasyonuna bağlı sendikaların üyeleri, AKP iktidarının memur ve emeklilere yönelik açıkladığı zam oranlarını kabul etmediklerini belirterek bugün yurt genelinde üretimden gelen gücünü kullanarak iş bırakma eylemi gerçekleştirdi.
Birleşik Kamu-İş Konfederasyonuna bağlı sendikaların çağrısıyla yaklaşık 200 bin kamu emekçisi iş bırakırken yapılan açıklamalarda, “Bugün işyerlerimizde değil meydanlardayız. Çünkü adına toplu sözleşme dedikleri bir tiyatroyla emeğimizin hakkı gasp edildi, şimdi de emekçiyi yok sayan bir bütçe hazırlanıyor. Bu nedenle tükenmiş durumdayız İnsanca çalışma şartları ve insanlık onuruna yaraşır ücret istiyoruz ve alacağız. Yoksulluk sınırının üstünde maaş istiyoruz. Sadece ayrıcalıklı bir üzme için zikredilip sonra geri çekilen seyyanen zammın emekçi ve emeklilerin tamamına verilmesini istiyoruz. Yan ödemelerin tamamının emekli aylıklarına yansıtılmasını istiyoruz. Gelir vergisinin yüzde 15’e sabitlenmesini istiyoruz. Enflasyon farkının aylık olarak ödenmesini istiyoruz. Yılda 4 ikramiye ve kira yardımı istiyoruz. Adına toplu sözleşme dedikleri rezil tiyatroda emeğimizin hakkı gasp edildi. Şimdi de emekçiyi, halkı yok sayan bir bütçe ile karşı karşıyayız. Tükeniyoruz.” denildi.
Türkiye genelinde iş bırakarak alanlara çıkan kamu emekçileri yapılan basın açıklamalarında, “İnsanca yaşamak istiyoruz”, “Direne direne kazanacağız”, “Mustafa Kemal’in öğretmenleriyiz”, “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz”, “Memur darda sorumlusu sarayda”, “Komşular hırsız var”, “Sermayeye değil, emekçiye bütçe” sloganlarını attı.

Emek düşmanı bütçe istemiyoruz!
Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu’na bağlı sendikalar olarak; AKP iktidarının emekçiyi yoksullaştıran, sermayeyi koruyan ekonomi politikalarına karşı insanca yaşam, adil ücret ve hakça paylaşım talebiyle 19 Aralık’ta üretimden gelen gücümüzü kullanıyor, iş bırakıyoruz.
Bugün Türkiye’nin en büyük üçüncü kamu emekçileri konfederasyonu Birleşik Kamu-İş olarak işyerlerimizde değil meydanlardayız. Neden işyerlerimizde değil meydanlardayız? Adına Toplu Sözleşme dedikleri rezil tiyatroda emeğimizin hakkını gasp edenler, şimdi biz emekçilerin durumunu gözetmeden bütçe yaptıkları için tükeniyoruz.
Nasıl bir yoksulluk sarmalına atıldığımızı, göz göre göre nasıl nefes alamaz hale getirildiğimizi doğruca anlatabilmek için yakın geçmişe bir bakalım:
Halk olarak içine düştüğümüz ağır ekonomik krizin temelleri mevcut iktidar tarafından atıldı. Özelleştirme eliyle Cumhuriyet yadigarı olan fabrikalar, sadece arsalarının bedeli kadar düşük fiyatlara yandaşlara peşkeş çekildi. Ülkemiz üretmeden tüketen bir ülke haline getirildi. “Dolarla mı maaş alıyorsunuz, size ne dolardan” denirken ülkede toplu iğne almak için bile dolar kuru takip edilir hale geldi. Üstüne bir de “faiz sebep, enflasyon sonuç” gibi, kabul gören tüm ekonomi doktrinleriyle çelişen bir zihniyette yıllardır sürdürülen ısrar, ülkede yoksulun daha yoksul zenginin daha zengin olduğu, ekonominin orta direği denen orta sınıfın yok olduğu bu karanlık ekonomik iklimi getirdi.

Ülkede asgari ücret genel ücret haline getirildi, asgari ücret ve onun sadece biraz üstü maaş alanlar kayıtlı istihdamın yüzde 70’ine ulaştı. Yani ülkenin çalışan, üreten yurttaşları, en çok vergiyi verip asgari, yani en az ücreti alır hale geldi.
Bu yıl üçüncü büyük kamu emekçileri konfederasyonu olarak bizim de bulunduğumuz Toplu Sözleşme masasında ortadaki ağır tabloyla zerre uyuşmayan, adeta hakaret niteliğindeki zam tekliflerini ifşa etmiştik. Diğer konfederasyonlara “yapısı belli ve hükümetin noteri gibi çalışan hakem heyetine gidip bu hakaret zamlarını meşrulaştırmayın” demiştik. Sonuçta ne yazık ki dediğimiz gibi oldu. Herkesin durduğu yeri de, hakem heyetinin adına “zam” dediği o utanç rakamlarını da tarih yazdı. Eylemler yaptık, masadaki her rezilliği ifşa ettik. O masada verilmeyen ancak ufak kanun değişiklikleriyle kamu emekçisine sağlanabilecek birçok hak için raporlar hazırladık, Meclis’te grubu bulunan tüm siyasi partilere bu çalışmalarımızı sunup “Sadece basit kanun değişiklikleriyle kamu emekçisinin içine düştüğü bu darboğazı biraz olsun rahatlatabilirsiniz”
Düzenli olarak, TÜİK’in hayal aleminden bildirdiği rakamların aksine çalışmalar yaparak açlık ve yoksulluk sınırının ulaştığı boyutu ortaya koyduk. Bu gerçekleri yetkililere duyurmaya çalıştık.
Bakın Konfederasyonumuzun Ar-Ge birimi KAMU-AR’agöre Kasım 2025 itibarıyla açlık sınırı 30 bin 327 lira, yoksulluk sınırı ise 93 bin 697 lira düzeyinde. Bu ne demek? Bu kamu emekçilerinin ezici bir çoğunluğunun yoksulluk sınırının çok çok altında yaşadığı ve alım gücünün günden güne erimesi nedeniyle açlık sınırına her gün biraz daha yaklaştığı görülüyor demek. Bu gelen daha da rezil ve sefil günlerin ayak sesleri demek. Birileri kendi yarattığı krizin faturasını utanmadan emekçilere ödetmeye çalışıyor demek.

Toplu sözleşme masasında memurun haline kulak vermediler, asgari ücretin belirleneceği masada işçi bile yok, şimdi de halktan alınan vergilerle oluşan bütçeyi, biz emekçileri, halkı görmezden gelerek şekillendiriyorlar. Bu pişkinliğe artık yeter diyoruz!
Bakın üst düzey kamu yöneticilerine vicdanlara sığmayan bir seyyanen zam önerdiler. Ağır tepki verdik, her yerde bunun nasıl bir rezillik ve adaletsizlik olduğunu anlattık. Bir iyileştirme yapılacaksa bunun tüm kamu emekçilerini kapsaması gerektiğini, aksi bir durumun kamu çalışma yaşamındaki gelir adaletsizliğini daha da büyüteceğini, bunu asla kabul etmeyeceğimizi söyledik. Sonrasına hemen geri adım attılar. Oysa söz konusu iyileştirmeyi tüm kamu emekçilerine yaymak, bir kez olsun emekten yana tavır göstermek de mümkündü.
Şimdi bütçe hazırlanırken de aynı emek düşmanlığını görüyoruz.
Bütçe’de hak yok, halk yok, işçi sınıfı yok, matematik yok, vicdan yok… Sermaye var, yandaşların çıkarları var, zenginin ağzına çalınan parmak parmak ballar var

Talepler
Kamu emekçilerini talepleri şöyle sıralandı:
-Yoksulluk sınırının üzerinde maaş
-Seyyanen zammın tüm emekçi ve emeklilere verilmesi
-Yan ödemelerin emekli aylıklarına yansıtılması
-Gelir vergisinin yüzde 15’te sabitlenmesi
-Enflasyon farkının aylık ödenmesi
-Yılda 4 ikramiye
-Kamu emekçileri için kira yardımı























































