
2021 Tüm Emekliler Sendikası (Tüm Emekli-Sen) Merkez Yürütme Kurulu, 6 Şubat 2023 doğal felaketinin 3. yılında, AKP iktidarının depremlere yaklaşımını eleştiren ve doğal felaketlerde alınması gereken önlemleri sıralayan yazılı bir açıklama yaptı.
Bilimin rehberliği!
Kahramanmaraş, Hatay, Gaziantep, Adıyaman, Malatya, Kilis, Şanlıurfa, Adana, Osmaniye, Diyarbakır, Elazığ illerini etkileyen 6 Şubat 2023 depreminin 3. yıl dönümünü andık geçen hafta. Çok sayıda üyemizi, dostumuzu canparemizi kaybetmiştik bu büyük depremde. İlk günden büyük bir dayanışmayı örmek için koştuk bölgeye, acıları azaltmaya, yaraları sağaltmaya uğraştık. Üzüntümüz odur ki kritik olan ilk iki üç gün bölgede evet, büyük bir gönüllü halk seferberliği vardı, ama devletin gücü geç kalmıştı. Bu geç kalışın bedeli canlarımızdı.
Ağıt yakmıyoruz, acımızı sessizce yaşıyor, bir daha 6 Şubat’lar olmasın diye yapmamız gerekenlere odaklanıyoruz.
Depreme ve afetlere dirençli kentlerde yaşamak her yurttaşın temel ve öncelikli hakkıdır. Bu hak Anayasayla güvence altına alınmıştır. İktidarlar halktan yetki alırken Anayasanın verdiği en temel görevleri yerine getirmekle yükümlüdür.
Biz de, haklarını bilen yurttaş vatandaş ve insan olmanın bize yüklediği görevin gereğini yerine getirecek, ödediğimiz vergilerin halk için harcanmasını denetleyecek, işlerin bilimin rehberliğinde yapılmasını sağlayacağız. Bunu gerçekleştirdiğimizde, hastanelerimizin, okullarımızın, konutlarımızın afetlerden hasar almadan çıkmasıyla gururlanacağız, yaşam alanlarımız bize mezar değil gül bahçesi olacak.
İktidar şimdi deprem öncesindeki ihmalleri unutturmaya çalışıyor, yıkılmış kentlerdeki kentlerinde yeniden inşa çalışmalarıyla övünüyor. Oysa ki iktidar onlarca yıldır görev başında olmasına rağmen asli görevini yapmadı. Yaşam alanlarımızı depreme dayanıklı hâle getirmek bir yana defalarca çıkardığı imar aflarıyla ilk sallantıda insanlara mezar olacak çürük çarık binalara izin verdi.

Başta deprem bölgeleri olmak üzere konut sorunu ülkemizin her tarafında acil çözüm bekliyor.
Peki depremin yıkmadığı kentlerimizde niye böyle bir dert var; çok sayıda ’emekli dostu kent‘lerimize ne oldu?
İktidarın 2011 yılında izlediği yanlış dış politika tercihiyle kentlerimiz sığınmacı/göçmen akınına uğradı. Daha önce aylıkların üçte biri, en fazla yarısıyla mütevazı bir konutta oturulabilirken, 2020 yılından beri aylıklar kiraya yetmez oldu. Emekliler bu ekonomik kırımdan en fazla etkilenenler arasındadır. Emekliler için ucuz soğuk otel odalarını, otogarları mesken tutmak, hastane acillerini ısınmak için kullanmak, kahveye oturamayıp parklarda vakit geçirmek olağan duruma geldi.
İktidar TOKİ eliyle her seçim öncesinde konut kampanyaları düzenliyor. 2022 yılında duyurduğu ’’İlk evim arsa’’ adlı konut ve arsa kampanyasında kuralar çekildiği, ön ödemeler tahsil edildiği hâlde, henüz arsasına kavuşan kimse yok. Şimdi de önümüzdeki seçimde sahte umut yaratmak üzere 500 bin sosyal konut projesi açıkladılar.
Konut açığı ülkemizde en yüksek düzeydedir. Sorunun kaynağı olan iktidarın konut sorununu halkçı anlayışla çözme niyeti ve iradesinin olmadığı ortadadır. İş başa düşüyor diyerek başta İstanbul ve Ankara Büyükşehir Belediyeleri olmak üzere halkın belediyelerini göreve çağırıyoruz. Büyükşehir belediyeleri, ilçe belediyeleriyle eş güdüm içerisinde, en yoksulları gözeten uygulanabilir sosyal konut projesini ayrıntılandırmalı, toplumun onayı ve desteğini alarak hızlı çözümler gerçekleştirmelidir.





















































