Birleşik Kamu-İş, TÜİK önünde basın açıklaması gerçekleştirdi.
Açıklamada, TÜİK’in açıkladığı enflasyon verilerinin halkın yaşadığı ekonomik tabloyu yansıtmadığı vurgulandı; artan yoksulluk, yükselen gıda fiyatları ve eriyen ücretler karşısında gerçeklerin gizlenmesine tepki gösterildi.
Basın açıklamasını Birleşik Kamu-İş Genel Başkanı Orhan Yıldırım’ın yaptı.
“Halkın büyük çoğunluğu ay sonunu getiremiyor”
Yanlış ekonomi politikalarında ısrar ve kötü yönetim sonucu içine düştüğümüz ekonomik kriz aydan aya derinleşirken, TÜİK’in gerçekleri makyajlamaya yönelik beyhude çabası sürüyor. Verdiği yanlış rakamlarla emekçinin ücretinin erimesine yol açan, kamu emekçisi ve emeklisinin zammını düşürmek için adeta gayret sarf eden; ama ne hikmetse “hakkımızı çalıyor” dediğimiz için bizi dava eden TÜİK, “yalancı ve hırsız” imalarıyla barışmasını gerektirecek şekilde bir enflasyon raporu daha yayımladı.
Halkımızın büyük çoğunluğunun ay sonunu zor getirdiği ülkemizde, TÜİK’e göre aylık enflasyon Ocak ayında 4,84 Şubat ayında 2,96 ve Mart ayında ise sadece 1,94oranında gerçekleşmiş. Yani enflasyon oranını neye göre belirlediği kendisinden başka kimseye malum olmayan, mahkeme kararlarına rağmen enflasyon sepetini açıklamayan TÜİK, adeta şunu diyor: “Sizin çarşıda pazarda yaşadığınız değil, benim yazdığım gerçek!”

Gıda enflasyonu verileri daha da kötüleşecek
Oysa biz gerçeği biliyoruz; yalancıyı bildiğimiz gibi! Gerçeği haykıralım: Konfederasyonumuzun AR-GE birimi KAMU-AR’ın araştırmalarına göre Mart ayında; Açlık sınırı 1.856 lira daha artarak 36 bin lira sınırına yaklaşırken; yoksulluk sınırı da gıdayla birlikte diğer harcama gruplarında yaşanan yüksek fiyat artışlarının etkisiyle 107 bin liraya ulaştı. Açlık sınırı son bir yıllık dönemde 10 bin 94 lira, gıda dışındaki ihtiyaçlar için yapılması gereken harcamalar 18 bin 502 lira ve yoksulluk sınırı ise 28 bin 596 lira artmış oldu.
KAMU-AR’ın raporuna göre genel enflasyon bir yana dursun, gıda fiyatları bile bir önceki aya göre yüzde 8 arttı. Mart 2026 itibarıyla gıda fiyatları son bir yılda yüzde 57 oranında yükseldi. Üstelik TÜİK nasıl bir pembe tablo çizerse çizsin, gıda enflasyonundaki verilerin kısa zamanda daha da kötüleşmesi kaçınılmazdır. Bölgedeki savaş durumu ve ülkemize özgü nedenler yüzünden enerji ve gıda fiyatlarında bir “enflasyon tsunamisi”yaşanması an meselesidir.
TÜİK’in rakamları gerçek dışı
Kaçınılmaz gıda harcamalarındaki artış, ücretlerdeki genel artışı şimdiden geçti. Ekmek, un, bulgur ve makarna fiyatları bu yılın Mart ayında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 31,8; et ve balık fiyatları yüzde 63,3; süt, süt ürünleri ve yumurta fiyatları yüzde 35,3 oranında artış kaydetti. Bir yıl öncesine göre yağ fiyatları yüzde 34,2; meyve fiyatları yüzde 118,8; sebze fiyatları ise yüzde 99,7 oranında arttı. Bakliyat fiyatları son bir yılda yüzde 40,9, diğer gıda fiyatları ise yüzde 28,9 oranında artış gösterdi.
Yani halk arasında “kapıdan baktırıp kazma kürek yaktırır” denen Mart ayında, halk yakacak kazma küreği bile bulamayacak kadar hızla yoksullaştı. Daha önce söylemiştik, yine altını çiziyoruz: TÜİK’in açıkladığı rakamlar ile hane halkının yaşadığı gerçekler arasındaki uçurum her ay biraz daha açılıyor.
Titanic batarken müzisyenlerin çalmaya devam etmesi gibi, açıklanan bu gerçek dışı rakamlar da ekonomideki batışı durdurmaya yetmiyor.
Biz hakikatten, halkın geçim kavgasından, emekten ve hak edişten yanayız.
Birleşik Kamu-İş olarak yalanlarla mücadele etmeye, halka gerçekleri anlatmaya ve “yavuz hırsızın ev sahibini bastırmasına” engel olmaya devam edeceğiz!





















































