Emekçiler, yeni yılı yurdun dört bir yanında grev çadırlarında, direniş nöbetleriyle karşıladı. Geçen yıldan 2026’ya devredilen emek direnişlerinin talepleri de sloganları da ortak: İşçiler açken patronlara huzur yok.
Bir yıl daha emek mücadelesiyle sonlanırken, yeni yıla direnerek giren işçiler yılın ilk gününü grev çadırında geçirdi. Yıllardır emek verdikleri işyerlerinden haklarını alamayan emekçiler, 2025’te de seslerini sokakta çıkardı. Yılı direnişle bitiren, grev çadırında yeni yılı mücadeleyle açan işçilerin 2025 yılında en çok attığı slogan ise hep bir ağızdandı: “İşçiler açken patronlara huzur yok.”
Bir yandan ekonomi, diğer yandan rejimin ilmek ilmek büyüttüğü sömürü sistemi… Hiçbir baskı yıldırmaya yetmedi. Ülkenin dört bir yanında süren emek mücadelesinin, yeni yılla birlikte daha da büyük umutlarla geldiğini emeğin ta kendisi söyledi…
BirGün’den Ebru Çelik’in haberine göre, Tokat’taki Şık Makas işçileri, Gebze’deki Smart Solar emekçileri 2025 yılına kadın direnişiyle öne çıkarken Divriği’deki maden işçileri haklarını kazanmalarına rağmen yeni yıla verilmeyen kazanımları için mücadele ederek girdi. Grev çadırında dört mevsimi tamamlayan, 389 gündür işyeri önünde nöbette olan Temel Conta işçileri, “Yeni yılda da nöbet çadırımızdayız” dedi. Son yerel seçimlerde AKP’ye geçen Artvin Şavşat Belediyesi işçileri ise seçimlerden sonra işten atılmaları üzerine sürdürdükleri işe iade taleplerini yeni yıla da taşıdı.
Diğer yandan tıkanan MESS görüşmeleri metal işçilerini ısıtmaya başlarken, Birleşik Metal-İş ve üyeleri, talepler karşılanmazsa yeni yılın ilk ayının fırtınalı geçeceğini söyledi. Amasya’da Kristal-İş üyesi işçiler, İzmir’de DİGEL Tekstil işçileri de yeni yılda mücadelelerini büyüteceklerini kaydetti.

Belkemiği kadın işçiler
Toplu iş sözleşmesi sürecinde işverenin yüzde 6’lık zam dayatmasına karşı iş bırakan 260 Smart Solar işçisi, yeni yıla grev çadırında girdi. İki ayı aşkın süredir Gebze’de faaliyette olan fabrikalarının önünde nöbet tutan işçilerin talepleri ise ortak: Yaşanabilir ücret.
Kadınların öne çıktığı bu direniş alanına gittiğimizde sözler de hep bir ağızdan söylendi:
“Kadınlar olmasa bu mücadeleyi sürdüremezdik. 260 kişinin 260’ı iş bıraktı. Kadın emekçiler sayesinde çadırımız ayakta kaldı.”
Smart Solar’ın kadın direnişçilerinden Saliha Öner, yeni yıl için, “160 kadın olarak hak mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz. Çocuklarımıza güzel bir gelecek kurup bırakacağız. Bu, bizim en doğal hakkımızdır” diyerek geçen yılı değerlendirdi.
40 yaşında olan ve evinin tek çalışanı olan Öner, iki çocuğu bulunduğunu; birinin ortaokul, diğerinin üniversite öğrencisi olduğunu söyledi. Mücadelesini çocukları için verdiğini belirten Öner, direnişin birlikte ne kadar güçlü olduklarını öğrettiğini vurgulayarak konuşmasına şöyle devam etti:

Birlikte güçlüyüz
“Smart Solar işçisi olarak bir yıl boyunca birlik ve beraberlik içinde çalıştık. Direniş, bize birlikte olduğumuzda ne kadar güçlü olduğumuzu öğretti. Greve çıkmadan önce fabrikamızda büyük bir özveriyle çalıştık; yeri geldi mesailere kaldık. Bize sürekli ‘aileyiz’ denildi ama bunun doğru olmadığını gördük. ‘Ailem’ dedikleri çalışanların geri dönüşüm haklarını 70 gündür vermemek için her türlü zorluğu karşımıza çıkardılar. Ama bu bizi yıldıramaz.
İlk altı ayda maaşlarımız enflasyona yenilmeye başladı. Ardından sözleşme sürecine girdik. Patronumuz bize yüzde sıfır zam layık gördü. Bunun üzerine grev kararı aldık. Çocukları okuyan, tek başına çalışan ve ailesine bakmak zorunda olan bir kadın olarak söylüyorum: Özellikle geri dönüşüm ücretlerimizi almadan bu kararımızdan vazgeçmeyeceğiz. Birlik ve beraberlik içinde mücadelemize devam edeceğiz. ‘Onlara rağmen’ kadın emekçiler olarak direnişin en ön safında mücadelemizi sürdüreceğiz.”
Bir diğer Smart Solar işçisi Yudum Çatak, yıl boyunca çalıştıkları kuruma fedakârlık yaptıklarını, ancak emeklerinin karşılıksız kaldığını anlattı. Çatak, buna rağmen geçen bir yılın, emeğin birlik olduğunda ne kadar güçlü olduğunu öğrettiğini vurgulayarak şunları söyledi:
“Greve çıktığımız zamana kadar işyerimizde yoğun bir şekilde çalıştık; istenenleri yerine getirdik, sayılar tuttuk ve fedakârlıkta bulunduk. Ancak tüm bunlara rağmen bir yıl boyunca emeğimizin karşılığını alamadık.
Birlik, beraberlik ve mücadele bize; birlikte olduğumuzda ne kadar güçlü olduğumuzu öğretti. Öncelikle geçim sıkıntısı yaşamaya başladık. Markete gidip fiyatlara bakıyor, sonra cebimizdeki paraya bakıp birçok ürünü almaktan vazgeçiyoruz. Bu düzen böyle gitmemeli. Zenginlerin daha zengin, yoksulların daha yoksul olduğu bir döneme girdik.
Greve çıktığımızda patron geri dönüşüm ücretlerini vermeyeceğini söyledi. Bu bizim kırmızıçizgimizdir. Hakkımızı alana kadar bu yoldan dönmeyeceğiz. Rahat yaşamak bizim de hakkımız. Çocuklarımıza güzel bir gelecek bırakmak için dayanışmaya, birliğe ve mücadeleye devam edeceğiz.”

Kararlılıkla ilerleyeceğiz
Birleşik Metal-İş Genel Başkanı Özkan ATAR
MESS grup sözleşmesi sürecinde yasal müzakere süresi 8 Aralık’ta sona ermiş ve uyuşmazlık tutanağı tutulmuştur. Resmi arabulucu 16 Aralık’ta seçilmiş, 24 Aralık’ta ise Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından arabulucuya görev tebligatı yapılmıştır. Bu tarihten itibaren arabulucunun 15 günlük yasal süresi başlamıştır.
Arabulucu, yasal prosedür gereği 30 Aralık’ta tarafları bir araya getirmiş ancak işverenin tekliflerinde herhangi bir değişiklik olmamıştır. Arabulucunun toplu sözleşme açısından taraflar üzerinde bir yaptırımı ya da sürecin sonucuna doğrudan etkisi bulunmamaktadır. Zaten bu süreçten somut bir sonuç beklemiyorduk. Asıl belirleyici olan, işveren tarafının tekliflerini gözden geçirerek bir anlaşma zemini yaratmasıdır; ancak şu ana kadar bu yönde bir adım atılmamıştır.
Uyuşmazlığın ardından 13 Aralık’ta Merkez Toplu Sözleşme Komisyonumuzu topladık. Süreci değerlendirdik, kurulumuzun önerilerini aldıktan sonra yönetim kurulumuz eylem programı ve takvimini oluşturdu. Bu doğrultuda 18 Aralık’tan itibaren her hafta bir gün, tüm vardiyalarda birer saat iş durdurma eylemleri gerçekleştiriyoruz. 18 ve 25 Aralık’ta üretimden gelen gücümüzü etkin biçimde kullandık; üç vardiya çalışan işyerlerinde bir günde toplam 3 saat üretim durduruldu.
Eylem programımız kapsamında 21 Aralık’ta Gebze’de 10 binin üzerinde üyemizin katıldığı, MESS’e tepkilerin ortaya konduğu coşkulu bir miting düzenledik. 29 Aralık’tan itibaren tüm işyerlerinde fazla mesailer kaldırıldı. 2 ve 8 Ocak tarihlerinde de yeni yılın ilk iş bırakma eylemlerimizi gerçekleştireceğiz.
Bizim dışımızdaki sendikalara üye metal işçilerini de eylem sürecine katılmaya ve dayanışmaya çağırıyoruz. Olası bir grev uygulaması ya da TİS’in bir anlaşmayla sonuçlanmasına kadar üretimden gelen gücümüzü etkin biçimde kullanmaya ve eylemlerimizi sürdürmeye devam edeceğiz.
Arabulucunun 15 günlük süresinin dolmasının ardından raporunu yazarak taraflara resmi tebligat yapmasıyla birlikte, raporun tarafımıza tebliğinden itibaren 60 günlük grev uygulama süreci başlayacaktır. Bu süreye kadar taleplerimizin karşılanması yönünde bir gelişme olmaması halinde, grev kapsamında bulunan 43 fabrikanın grev uygulama stratejisini kurullarımızda belirleyerek kararlılıkla hayata geçireceğiz.
Metal işçileri olarak yeni yıla; Smart grevi, SAG Hidrolik direnişi, MESS eylemleri, adil paylaşım ve insanca yaşam mücadelesiyle giriyoruz. Gündüzlerinde sömürülmeyen, gecelerinde aç yatılmayan; özgür ve demokratik bir ülkede, geleceğe güvenle bakabildiğimiz, meydanlarında el ele kardeşlik türküleri söyleyebildiğimiz günlere ulaşacağımıza olan inancımızla umudumuzu ve mücadelemizi büyütüyoruz.

Yeni yıl, yeni umutlar
Sivas Divriği’deki Çiftay şirketinin maden şantiyesinde, aralarında Dev Maden-Sen temsilcisinin de bulunduğu 18 maden işçisi, “küçülme” gerekçesiyle işten çıkarılmalarının ardından hak mücadelelerini yeni yılda da sürdüreceklerini söyledi. Maden emekçilerinden Yücel Yalıncak, “Yeni yıla Divriği Cumhuriyet Meydanı’nda, madenlerin kapatılmaması, işten çıkarmaların durdurulması ve işe iademiz için direnerek girdik” dedi.
İki çocuğu olan ve evini tek maaşla geçindiren Yalıncak, maden işçilerinin mücadelesini şöyle anlattı: “Divriği, madencilikle var olmuş bir ilçedir. Temel geçim kaynağı madencilik ve bu sektörle bağlantılı işlerdir. Biz Divriğili maden işçileri olarak 2025 yılına da, önceki yıllarda olduğu gibi ekmeğimiz, geleceğimiz ve çocuklarımız için direnişle girdik. Yeni yıla da umudumuzu büyüterek girdik.
‘Ermaden sahasındaki maden kapanacak mı, işten çıkarmalar devam edecek mi?’ sorularına üç aydır yanıt verilmiş değil. Biz de yeni yıla Divriği Cumhuriyet Meydanı’nda bu belirsizliğe karşı; madenlerin kapatılmaması, işten çıkarmaların durdurulması ve işe iademiz için direnerek giriyoruz.
Yaklaşık iki aya varan direniş sürecinde birlik olmayı ve birlikte yol yürümeyi öğrendik. Farklı aidiyetlerimize rağmen, birlikte mücadele eden işçilerin hayatın seyrini değiştirebileceğini gördük. Eleman değil, maden işçisi olmayı; işçi sınıfı olmayı öğrendik.
Maden işçisi, elindeki ya da baretindeki fenerle resmedilir. Yerin yedi kat altında da hayatın her alanında da yolunu aydınlatan bu fener; onun geleceğe duyduğu umut, ailesine ve çocuklarına karşı sorumluluğu ve ekmeği için verdiği mücadelenin, yani bilincinin simgesidir. Biz Divriğili maden işçileri olarak, umudumuzun, sorumluluğumuzun ve azmimizin bizi zafere taşıyacağına inanıyoruz. Sürecin başından bu yana yanımızda olan sendikamız Dev Maden-Sen ile birlikte, bugün Divriği’de yanan bu ışığın bir gün tüm memlekette maden işçilerinin yolunu aydınlatacağından hiçbir kuşkumuz yok.”

Direniş okul oldu
Ödenmeyen aylıklar nedeniyle 6 Ekim’de iş bırakan ve 8 Ekim’de Kod-22 ile işten çıkarılan Şık Makas işçileri, BİRTEK-SEN öncülüğünde yaklaşık 3 aydır mücadelelerini sürdürüyor. 1500 Şık Makas işçisi de direnişlerini yeni yıla umutla devrettiklerini kaydetti. Kadınlar olmadan mücadelenin sürdürülemeyeceğini bir kez daha ortaya koyan bu direniş, umutları yeniden yeşertti.
Şık Makas işçilerinden 26 yaşındaki Bilge Kara, haklarını alana kadar hiçbir işçinin mücadeleyi bırakma ihtimali olmadığını belirterek şunları söyledi: “Üç kardeş Şık Makas’ta çalışıyorduk. Diyaliz hastası anneme bakmakla yükümlüyüz, evimiz kira. Buna rağmen bir yıldır maaş sorunu yaşıyoruz; maaşlar üçe dörde bölündü. Kod-22 ile atıldık, ertesi gün işe dönüşler oldu. Şık Makas işçileri olarak 2025 yılını maaş sıkıntısı, sarı sendika yalanları ve insan kaynaklarının tehditleriyle geçirdik; içeride ağır mobbinglere maruz kaldık. 2025 yılını ise yılın en şık direnişiyle kapattık.
Direnişimiz, kadınlara güvenmeyi, seslerini yükseltmeyi ve bugüne kadar bastırılan güçlerini ortaya çıkarmayı öğretti. Erkeklere ise gücün sadece kendilerinde olmadığını, asıl gücün birlikte olduğunu gösterdi. Bize kan bağı olmadan aile olmayı, etle tırnak gibi olmayı öğretti. Birimiz koparsak diğerlerinin kanayacağını öğrendik.
Düştük, kaldırdılar; çamurdaydık, çadır kurdular. Ekonomik olarak zorlanırken sosyal olarak güçlendik. Dayanışmamız umduğumuzdan daha güçlü çıktı.”






















































