Ezenle “barış” olmaz!

“Barış” sözcüğü egemenlerin elinde bir diz çöktürme ayinidir, büyülü sözcüktür. Söylendiğinde akan suların duracağına inanılır. Bu öyle bir sözcüktür ki söyleyenin kimliğini, kişiliğini de gizlemeye yarar. Örneğin, silah tacirleri sözde “barış” isterler.

Bu büyülü söz bazen çok tehlikelidir. Özellikle savaşlarda ölen, gerici diktatörlükler altında ezilen, özgürlüğünü yitiren halklar açısından.

Ezilenler ve mazlumlar kendilerine dayatılan hayattan ancak kendi çabaları ile kurtulabilirler. Büyülü sözlerin yardımı ile değil! Gerçek ve kalıcı barış ezenle gerektiğinde göz göze diş dişe mücadeleyle mümkündür!

Hiç ezenle ezilenin barış içinde yaşaması mümkün müdür? Açlıktan ölenlerin olduğu bir dünyada; başkalarının sırtından zengin olanlar var oldukça nasıl barış olacak? Tabanca veya bıçakla bir insan öldürüldüğünde buna cinayet derler. Ama milyonların kuru ekmeğe; izbe ve rutubetli evlerde yaşamaya mecbur edilmesi sonucu ölümü bir cinayet olarak görülmez. O halde bu koşullarda sadece barış istemek ezenle ezilenin bir arada yaşamaya devam edeceğine inanmak demektir.

Bütün bir tarih ve toplumsal gelişme ezenler ile ezilenin savaşı sonucunda ortaya çıktı. Kim güçlü ise bu savaşta o belirledi tarihin gidişini. En güzel kumaşları dokuyanların yırtık pırtık elbiseler giydiği, en güzel evleri, gökdelenleri yapanların teneke ve naylon damların altında uyuduğu bir dünya oldukça emekçiler için barış olacak, öyle mi? Bu barış olsa olsa ezenlerin gönüllerini rahat ettirme barışıdır. Bu barış; ezilenlerin kendi başlarını altın tepsi içinde sunmalarıdır. Ezilenler, efendisiz yaşayamayacaklarına inandırılmaya çalışılır. Oysa o efendileri yaratan yine emekten başka bir şey değil.

O yüzden; gün olur sermayedar, gün olur derebeyi, gün olur komutan, gün olur rahip, gün olur imam emekçilerin karşısına dikilir sürekli... “Sefil köleler” diz çökmediğinde de çağırır polisi, işkenceciyi, jandarmayı. Böyle bir dünyada barış nasıl olacak? İşte o nedenle “barış” sözcüğü egemenlerin ağzında bir diz çöktürme ayinidir. Her diz çöküş de acı ve kan demektir ezilenler için. Böyle bir barış olsa olsa emekçilerin ayağa dikilmenin engellenmesidir. Emekçilerin kendilerini bulmasının engellenmesidir. Ezilenler kendilerinin efendisi olduklarında, dünyada ezen ezilen ayrımı ortadan kalktığında gerçek barışa özgürlüğe ulaşılacaktır. Başka türlü barış da özgürlük de efendilerin olsun... Emekçiler dünyayı istiyor ve mücadele ederek kendi demokrasimizi er geç kuracağız.

 

08 Nis 2012
paylaş