Taşeron işçinin çilesi

Gün geçmiyor ki basında taşeron işçilerle ilgili bir haber çıkmasın. Çalışanların haklarında genel bir gerileme söz konusuyken çalışan kesimin en ezilen kesimini temsil eden taşeron işçilerin durumu içler acısı bir hâl sergiliyor.

Son 10 yılda ciddi bir artış gösteren taşeron işçi sayısı çalışma yaşamındaki değişiklikler hakkında önemli veriler sağlıyor. Çeşitli kaynaklara göre Türkiye’de 1 milyon 600 bin civarında taşeron işçi çalışıyor. Kayıt dışı çalışanlar da göz önünde bulundurulduğunda bu sayının 2 milyona ulaştığı tahmin ediliyor. Kamuda çalışan taşeron işçi sayısının ise 200 bini geçmiş olduğu belirtiliyor, kamuda çalışan güvenceli olarak adlandırabileceğimiz işçi ve memur sayısı toplamı ise 2 milyon civarında. Yani kamu kurumlarında güvenceli olarak adlandırdığımız çalışan kadar ülkemizde taşeron işçi var. Kamu kurumları ise kendi bünyesinde her 10 güvenceli çalışanına karşılık 1 taşeron işçi çalıştırıyor. Türkiye’de çalışan 2 milyon güvencesiz taşeron işçinin yüzde 10’unu kamu kurumları barındırıyor.

Taşeron işçilerin sayısı neden artıyor?
Taşeron sisteminin acı yönü bu sorunun cevabında. Taşeron işçi çalıştırmanın işveren tarafındaki tatlı tarafı işçi ile herhangi bir diyalog içerisine girmemesi. Çünkü her yıl tekrarlanan sözde ihalelerle işçi ile işveren arasındaki sözleşme bitmiş görünüyor. Yıl sonunda kâğıt üzerinde biten sözleşme nedeniyle de işçinin ihbar ve kıdem gibi hakkı kalmıyor. İşçi tarafından açılan davalarda bu durum mahkemelerce muvazaa (danışık) olarak tanımlansa da işçilerin bu şekilde bir hukuk mücadelesine girmesi çok uzun ve uğraştırıcı bir süreç.

Birçok kamu kurumunda tekrarlanan bu ali cengiz oyunuyla aynı işçiler aynı görevlerde yıllarca çalışıyor. Gasbedilen hakları ise sadece kıdem ve ihbar tazminatlarından ibaret değil. Doğum izni, yıllık ücretli izin, resmi tatiller çok kısıtlı kullandırılıyor veya hiç verilmiyor. Bu hakkını kullanmak isteyen işçinin işine son verilebiliyor. Eski çalışma şartlarında işçi sadece tek işveren tarafından sömürülürken, taşeron işçiler hem üst işveren, hem de taşeron firma tarafından sömürülüyor. Senelik tekrarlanan ihalelerin düşük miktarlarla alınabilmesi için ilk önce işçi ücretleri düşürülüyor.
 
İşin yapılabilmesi için gereken malzemelerin en ucuzu kullandırılıyor. İşçiye yol ve yemek yardımı olarak komik rakamlar veriliyor. İhale şartnamesinde belirtilen miktarlar nedeniyle ekonomik olarak 1-0 yenik başlayan işçinin çilesi çalışma sırasında daha da ızdırap verici hale geliyor. Maaşların geç ödenmesi, işyerinde ihalede belirtilenden daha az işçi çalıştırılması, sigortaların düzensiz yatırılması veya hiç yatırılmaması, işyeri çalışma güvenliğinin sağlanmaması, görev tanımında bulunmayan işlerin üst işverence yaptırtılmaya çalışılması sık rastlanılan sıkıntılar arasında.

Genelde hakkını arama konusunda yetersiz olan taşeron işçiler ise rahatsızlıklarını dile getirebileceği bir muhatab bulamıyor. Çünkü işçi hukuksal hakkına başvurmaya çalıştığında karşısına kocaman bir bilmece ve bürokratik engeller çıkıyor. Hazırlanan ihale şartnameleri, işçiye yapılan psikolojik baskılar, işçinin işsiz kalma korkusu, sendikaların taşeron sistemi karşısındaki yetersizlikleri sayabileceğimiz engeller arasında.

Taşeron sisteminden kimler kâr sağlıyor?
Taşeron sisteminin bu kadar çözümsüz bırakılmasının altında sistemi kuranlar ile çıkar sağlayanların el ele vermiş olması yatıyor. Kamu istihdamını sıkılaştırarak ihale yöntemiyle işçi alımına ön ayak olanlarla, bu ihaleler aracılığıyla işçi pazarlayan firmaların sahipleri aynı. Bazı büyük taşeron firmaların sahiplerine veya ortaklarına bakıldığında meclisteki bazı vekillerle aynı soyada sahip olduklarını, bu kişilerin yakın akrabalarının TUSKON gibi sermaye birliklerinin yönetiminde olduğunu görebiliriz.

Devleti yönetenler ile sermayedarlar bu kadar iç içe iken gazetelerde çıkan “taşeron işçiye müjde” şeklinde kafa bulandırmaya dönük manşetler ne yazık ki işin iç yüzünü görebilenler için trajikomik haberler oluyor.

Bütün bu karamsar tabloya karşı çözüm ise yine kendi ellerimizde. Nasıl ki dünyayı işçisi, memuru, taşeronu beraber yaratıyorsa, bu tabloyu bozmanın çözümünde de aynı beraberlik yatıyor.

25 Ara 2012
paylaş