‘Sendikalaşmanın yanında mısınız?’

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin, “Sendikalaşmayı fevkalade önemli gördüklerini,  sendikalaşma oranının kamuda oldukça yüksek bir seviyedeyken işçilerde oldukça düşük olduğunu, ...özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerde sendikalaşmaya ve işçilerin sendikal haklarına karşı bir tavrın gelişmiş olmasının, bu durumun en önemli sebebi olduğunu, ...bütün siyasi partiler ve siyasilerin buna karşı mücadele etmesi gerektiğini.” söyledi.

Bir zihniyet dönüşümüne ihtiyaç olduğunu ifade eden Bilgin, sözlerine şöyle devam etti: "Buna karşı sendikalaşmanın önünü açacak sendikal mücadeleyi, emekçilerin sermaye karşısında örgütlenmesini sağlayacak mücadeleyi mutlaka desteklememiz lazım. Bu konuda asla geri duracak bir tavrımız yoktur."

AKP  yıllarında sendikalaşma
Çalışma ve sosyal Güvenlik Bakanlığı, “İşkollarındaki İşçi Sayıları ve Sendikaların Üye Sayılarına İlişkin 2022 Temmuz Ayı İstatistikleri Hakkında Tebliğ”ne göre 15 milyon 987 bin 428 işçinin, 2 milyon 280 bin 285’i bir sendikaya üyesi. Verilere göre, Ocak 2022’de yüzde 14,32 olan sendikalaşma oranı, temmuzda yüzde 14,26’ya gerilemiş.

Ocak 2003’te 4 milyon 686 bin 618 işçinin 2 milyon 717 bin 326’sı bir sendikaya üye. 2003’te çalışan işçilerin yüzde 58’i sendikalı iken, 2022’de bu oran yüzde 14,26’ya gerilemiş.
2022 yılının ilk altı ayında istihdama 693 bin 66 işçi katılırken, bunlardan yalnızca 90 bin 640’ı sendikalı olmuş.  

AKP yıllarında grev yasakları
AKP iktidarının sürdüğü 20 yıllık süreçte DİSK-AR’ın tespitlerine göre 2003-2020 yılları arasında 194 bin 39 işçinin grevi ertelenme adı altında yasaklanmıştır. Grev yasakları genellikle “milli güvenliği bozucu nitelikte görüldüğü” veya “genel sağlığa aykırılık” iddiaları ile işçilere ve sendikalara dayatılıyor.

6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’na göre grevlerin 60 günlük erteleme süresi var. Ancak, erteleme süresi içinde sendika ve işveren anlaşamazlarsa, uyuşmazlık Yüksek Hakem Kurulu (YHK) tarafından çözülüyor. Ve buradan çıkan karar TİS olarak onaylanmak zorunda kalıyor. Tam da bu nedenle ‘grev ertelemesi’ fiilen ‘grev yasağı’ oluyor.

AKP yıllarında iş cinayetleri
İSİG Meclisi iş cinayetleri Ekim 2022 verilerine göre AKP’li 20 yılda ise en az 30 bin 224 işçi hayatını kaybetti.

2002 yılının son iki ayında 146 işçi, 2003 yılında 811 işçi, 2004 yılında 843 işçi, 2005 yılında 1096 işçi, 2006 yılında 1601 işçi, 2007 yılında 1044 işçi, 2008 yılında 866 işçi, 2009 yılında 1171 işçi, 2010 yılında 1454 işçi, 2011 yılında 1710 işçi, 2012 yılında 878 işçi, 2013 yılında 1235 işçi, 2014 yılında 1886 işçi, 2015 yılında 1730 işçi, 2016 yılında 1970 işçi, 2017 yılında 2006 işçi, 2018 yılında 1923 işçi, 2019 yılında 1736 işçi, 2020 yılında 2427 işçi, 2021 yılında 2170 işçi ve 2022 yılının ilk on ayında 1521 işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti...

Sadece 2022 yılının ilk on ayında iş cinayetlerinde ölenlerin 85’i (yüzde 5,58) sendikalı işçi, 1436’sı ise (yüzde 94,42) sendikasız.(1)

AKP  yıllarında çocuk işçilik
İSİG Meclisi çocuk iş cinayetleri raporunda yer alan veriler şöyle:
SGK kayıtlarına göre; 2013-2021 yıllarını kapsayan 9 yılda 102 çocuk çalışırken hayatını kaybetti. Bu çocukların 3’ü kadın 99’u erkek. 4’ü 14 yaşında, 7’si 15 yaşında, 35’i 16 yaşında ve 56’sı 17 yaşında. Bu dönemde toplam 12 bin 577 “iş kazası” sonucu ölüm meydana gelmiştir.

SGK kayıtlarının yıllık ortalamasına göre:
1- Her yıl 1397 işçi hayatını kaybetmiştir.
2- Bu işçilerin 11’i çocuktur.
3- Yüzde 3’ü kadın yüzde 97’si erkektir.
4- Ölen göçmen çocuk olup olmadığı bilgisi mevcut değildir.
5- 14 yaş altı çocuk bilgisi yoktur.
6- Çocuk işçi ölüm oranı tüm işçi ölümlerinin yüzde 0,81’idir.

SGK ve İSİG Meclisi iş cinayetleri raporlarının yıllık ortalaması ise şöyle:
1- Her yıl en az 1868 işçi hayatını kaybetmiştir.
2- Bu işçilerin 62’si çocuktur.
3- Yüzde 16’sı kadın yüzde 84’ü erkektir.
4- 65’i Suriyeli ve 5’i Afganistanlı olmak üzere 70’i mülteci/göçmendir.
5- 14 yaş altında ölen 150 çocuk vardır.
6- Çocuk işçi ölüm oranı tüm iş cinayetlerinin yüzde 3,29’udur.

TÜİK verilerine göre;
1- Bir ekonomik faaliyette çalışan 5-17 yaş grubundaki çocuk sayısı 720 bin kişidir.
2- Çalışan çocuklar arasında 5 yaşında çocuk gözlenmemiştir.
3- Çalışan çocukların yüzde 79,7’sini 15-17 yaş grubundakiler oluştururken 14 yaş ve altında bu oran yüzde 20,3’tür.
4- Çalışan çocukların yüzde 34,3’ü eğitime devam etmemiştir.
5- Çalışan çocukların yüzde 30,8’i tarım, yüzde 23,7’si sanayi ve yüzde 45,5’i hizmet sektöründe yer almıştır.
6- İşteki durumuna göre çalışan çocukların yüzde 63,3’ü ücretli veya yevmiyeli, yüzde 36,2’si ücretsiz aile işçisi, yüzde 0,5’i ise kendi hesabına olarak çalışmıştır. (2)

AKP yıllarında işçilerin ücreti
DİSK-AR verilerine göre:
1- Merkez Bankası ve DİSK-AR verileri asgari ücret civarında bir ücretle çalışanların oranının yüzde 50’lerde olduğunu gösteriyor. Milyonlarca işçi asgari geçim için yetersiz olan asgari ücretle geçinmeye çalışırken, işçilerin bir bölümü de yasal asgari ücrete dahi erişemiyor.
2- 1974’te kişi başına GSYH’nin yüzde 80,6’sı düzeyinde olan asgari ücret, 2022 yılında GSYH’nin yüzde 43,7’ye geriledi. 2016’da asgari ücretin kişi başına GSYH’ye oranı yüzde 59,7
3- Özel sektör işçilerinin yüzde 21,7’si asgari ücrete erişemiyor. Özel sektörde asgari ücret ve altında ücretle çalışanların oranı yüzde 50,4 ve asgari ücret civarında çalışanların oranı (yüzde 10 komşuluğunda) yüzde 64,7’dir.
4- Kayıtdışı çalışanlarda asgari ücret ve altında ücret alanların oranı (yüzde 5 komşuluğu) yüzde 84,7’dir. Kayıtdışı çalışanların yüzde 23’ü 1.500 TL’nin altında bir gelir elde etmektedir.
5- Merkez Bankası’nın yıllık ortalama Cumhuriyet altını fiyatlarına göre 2003 yılında asgari ücretin yıllık tutarı ile 25 altın alınabilirken 2022’de yıllık net asgari ücretle sadece 9 Cumhuriyet altını alınabilmektedir.(3)

Veriler açık ama!
Sendikalaşmada veya ücretlerde yaşanan sorunların çözümü iktidarın siyasi iradesine bağlıdır.

6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nda yer alan sendika yetkisi Bakanlık tarafından onaylanmasına rağmen, işverenin itirazı ile yıllarca mahkemelerde yetki savaşı veriliyor.
Sorunun çözümü için Bakanlık yetki belgesi yeterli olmalı, işveren itirazı kaldırılmalı ve sendikalaşma nedeniyle işten atmak yasaklanmalıdır.

Anayasa’nın 49. Maddesi Çalışma hakkını güvence altına almaktadır. Bu yasaya dayanarak ‘çalışma hakkı’nın işverence ihlal edilmesi de engellenmiş olur. Bakan Bilgin’in de seçim şovu yapmasına gerek kalmaz.
İşçilerin en demokratik hakkı olan grev, ‘erteleme’ adı altında yasaklanmamalıdır. İktidarların grev sürecine her müdahalesi toplu sözleşme sürecini sekteye uğratarak işverenin çıkarına hizmet etmektedir.

Bilimin ve teknolojinin bu kadar geliştiği bir dünyada iş cinayetlerini önlemek mümkündür. Bunun için öncelikle iş cinayetlerini ‘fıtrat’ ya da ‘kader’ diyerek savuşturmaktan vazgeçmek gerekir. Dünyada yapılan araştırmalar bilimin ve çalışanların öncülüğünde alınan önlemlerle iş cinayetlerinin önlenebildiğini göstermiştir. Veriler işçilerin sendikal örgütlenmesinin olduğu işyerlerinde iş cinayetleri-iş kazalarının oranının çok düştüğünü kanıtlamaktadır. Bakan Bilgin sadece bu verileri incelediğinde konu hakkında bilgi sahibi olacaktır.

Çocuk işçilik ve kayıt dışı çalışma yasaklanmalıdır. Bunu denetlemek de iktidarın sorumluluğundadır. Yeterli sayıda iş müfettişi ile bu başarılabilir. Yeter ki iktidarın siyasi iradesi bu şekilde çalışsın.

Son söz
AKP iktidarları sürecince işçi sınıfı emeğiyle ve kanıyla Türkiye’nin var olmasını sağlamış, ama ödediği bedelin karşılığını ancak açlık sınırında çalışarak ve canı karşılığı alabilmiştir.
AKP yıllarına ait asgari ücret, sendikalaşma, iş cinayetleri, çocuk ve göçmen işçiliği verileri incelendiğinde AKP iktidarının sermaye sınıfının çıkarlarını öncelediği açıktır.
Bu açıdan Bakan Bilgin’in açıklamasının seçim sürecine dönük bir yatırım olduğu da ortadadır.
İktidarların siyasi iradesi işçilerin-çalışanların hakkını öncelemediği sürece iş cinayetleri, kayıt dışı çalışma, çocuk işçiliği, sendikasızlaştırma engellenemez.
Bunların tümünü engellemenin yolu ekonomik-demokratik örgütlülüğümüzü geliştirmekten geçmektedir.
İşçi sınıfı, şehir ve köy emekçileri, sendikalarında, kooperatiflerinde, derneklerinde örgütlenmediği sürece bu kuralsızlık son bulmaz.
İşimizi iktidarlara havale etmektense artık kendimiz yapmalıyız.

Kaynak:
(1) İSİG Meclisi

(2) İSİG Meclisi

(3) DİSKAR

13 Ara 2022