TKP MK Plenum Raporu (özet)

Ağustos / 1978

Parti Konferansından sonra TKP MK’nin ilk plenumu yapıldı. Politik Büro’nun hazırlık raporunu TKP MK Genel Sekreteri İ. Bilen yoldaş, okudu. Plenum raporunda, emperyalizme bağımlılığın artmasının bunalımları daha da sert ölçülere vardırdığı; böylesi bir durumda gerici egemen çevrelerin çıkar yolu terörü arttırmakta, faşizme tırmanmakta gördükleri söyleniyor. TKP’nin hükümetten bunun üstüne gitmesini istediği, hükümetin ikircimli davranmasının gerici güçleri, faşistleri, Maocuları daha da azdıracağını söylediği belirtiliyor. Bu tehlike faşizme, baş düşman emperyalizme karşı ulusal demokratik güçlerin birliğinin zorunlu olduğu vurgulanıyor.

Plenum raporunda, politik gelişmeler, TKP’nin politikası, işçi sınıfının ve halkımızın gelişen savaşımı üzerinde duruluyor. İlerici gençlik ve kadın hareketinin, köylü eylemlerinin, orta katmanların, barış hareketinin ve genel olarak tüm demokratik güç ve örgütlerin bu savaşımındaki yeri ve işlevi belirtiliyor, çözümlemelere gidiliyor. Raporda daha sonra sendikalar sorunu. Ulusal Demokratik Cephe Sorunu ve TKP’ni güçlendirme sorunu ele alınıyor.

Sendikalar sorunu
Raporun bu bölümünde sendikalarda çalışma biçimi ve yöntemi, özen gösterilmesi gereken noktalar üzerinde duruluyor. Komünistlerin sendikalardaki çalışmalarına işçi sınıfının çıkarları, sınıf ve yığın sendikacılığı temelinde yönetim organlarını diğer ilerici politik ve sendikal akımlara bağlı işçilerle paylaşabilmelerine önem veriliyor.

Sendikal birlik savunuluyor, sendikalarda sınıf uzlaşmacılarının yönetimine son verilmelidir deniliyor. Devamla savaşım hedefleri üzerinde duruluyor; “Referandum hakkı, grev ve sendikal hakları yasaklayan bütün maddelerin kaldırılması, genel grev, dayanışma ve sempati grev hakkının tanınmasını, lokavtın yasaklanmanı, sendika yönetim basamaklarındaki atamalara son verilme”, sendikaların işyeri düzeyinde örgütlü olması ve yönetimin secimle iş başına gelmesi. “Bölümde daha sonra, geçtiğimiz dönemde işçi sınıfının savaşımından* grev ve direnişlerinden çıkarılacak derslerin önemi vurgulanıyor.

Ulusal Demokratik Cephe sorunu
Bu bölümde antiemperyalist, anti-faşist, anti-tekel savaş, işçi sınıfını, halkımızı, ulusun ezici çoğunluğunu bu savaşa çekme olanakları, bu savaşının ulusal ve demokratik yönlerinin birbirinden ayrılmadığı üzerinde duruluyor: Programımızda yer alan UDC’nin gerçekleştirilmesi bir süreç içinde olacaktır, Bu süreç başta TKP’nin güçlenmesine, sıkı sıkıya bağlıdır. İşçi sınıfının birliğinin oluşması, bu sürecin en önemli halkasıdır. UDC’nin temelini işçi köylü bağlaşıklığındandır”.

Bölümde ayrıca, topraksız ve yoksul köylülerin, orta köylülerin, savaşımlarına ve sorunlarına ulusal soruna değiniliyor. UDC ülküsünün yayılmasında elde edilmiş bir birikimin var olduğunu, komünistlerin bu dönemde sendikalarla, yığın örgütleriyle. TİP, CHP gibi politik partilerle UDC’yi oluşturmaya yönelik genel bir forum toplanması, bu forumdu anti-faşist, anti-emperyalist bir platformun oluşturulmasına önayak olmaları gereği üzerinde duruluyor: “…İşçi sınıfının birliği ulusal demokratik güçlerin eylem ve cephe birliği konularında tarihsel sorumluluk TKP’ye düşmektedir. TKP, ayrılıkçı tutumların karşısına Marksçı-Leninci savaş ilkeleriyle işçi sınıfının emperyalizme ve faşizme karşı bütün güçlerin birliği, tek cephe politikasıyla çıkıyor” deniyor.

TKP’ni güçlendirme sorunu
Bu bölümde partinin örgütlenme, isçi sınıfı sıralarında yerleşme sürecinin ilerlediği, üyelerinin yüzde 60'ının işçi sınıfından geldiği, parti temel örgütlerinin işçi sınıfının birlik sürecinin gelişmesinde, yığın eylemlerinin örgütlenmesinde önemli rol oynadığı belirtiliyor. Partinin örgütlenmesinin işçi sınıfının, yığınların savaşlarının örgütlenmesiyle bağlı olarak geliştirilmesi gereği üzerinde duruluyor. Komünistlerin ancak yığınlara dayanmakla başarılı bir savaş verebileceği vurgulanan bölüm şöyle sürüyor: komünistler işçi sınıfının güncel savaşını örgütlerken, onları Marksçı-Leninci ilke ve ülkülerle eğitmek ve ekonomik savaşı, politik savaşla birleştirmek gibi bir amaç güderler. Partiye en başta bu savaşlar içinde pişmiş, çelikleşmiş işçiler alınmaktadır.

Sempatizanlardan tüzük uyarınca parti-kümesi. yeni yeni sempatizan yığınları oluşturulmalıdır, olanaklar ölçüsünde temel örgütlerden, partinin üst organlarına kadar demokratik santralizmin kolektif yönetim ilkelerinin daha iyi işletilmelerinin partinin yığınsallaşması sürecinde zorunlu olduğu söyleniyor. Artizanlığa son verilmesinin yakıcı bir sorun olduğu, parti örgütleri arasında deneyim ve yetişmişlik düzeyi bakımından farklılıkların giderilmesi için sistematik, uzun erimli eğitici bir çalışmanın uygulanması gereği, bu konuda temel örgütlere, parti merkez yayınlarına büyük görev düştüğü belirtiliyor. Bu dönemde partinin önünde duran en önemli savaş kesimlerinden birinin ideolojik savaş olduğu özellikle vurgulanıyor:

Burjuva ideolojisinin her türüne, faşist ideolojiye, anti-komünizmin, anti-Sovyetizmin her bilimine, her soydan, her boydan oportünizme, Avrupa Komünizmi gibi bölücü akımlara, burjuva reformizmine, Maoculuğa, Troçkizme, anarşizme karşı sürekli savaşmak başta gelen görevlerimizdir. Komünist hareketin Marksizm-Leninizm’i ve Proletarya Enternasyonalizmi ilkeleri temelinde birliğini savunmak gündemimizde duruyor.

Plenum raporunda TKP’nin üzerindeki yasağın kaldırılması savaşımı üzerinde duruluyor, söyle deniyor; “Geçtiğimiz dönemde TKP’ne özgürlük istemi yönünde savaşın geniş yığınlara mal oldu. Bu yılki 1 Mayıs bunun en somut örneğidir. Demokratik çevreler, burjuva partilerin bazı saylavlar, ilerici basında anti-demokratik yasaların kaldırılmasını ve TKP’ne legal çalışma hakkının tanınması istemini değişik biçimlerde dile getirdiler. TKP’nin legale çıkma olanakları, TKP’ne özgürlük hedefi çevresinde yığın savaşını güçlendirmek, bu hareketi parlamento ile hükümeti etkileyecek bir güç olarak geliştirmekle genişleyecektir. Bu savaşım belgisi artık kapalı kavramlarla değil, açıkça “TKP’ne Özgürlük” biçiminde dile getiriliyor.”

Anti-demokratik yasaların kaldırılması ve TKP’ye özgürlük istemleri çevresinde tüm ilerici demokratik güçler arasında bir güç birliği oluşturmanın gereği de belirtilen bu bölüm özetle şöyle sona eriyor: Partimizin ideolojik, politik, örgütsel Leninci birliğini var gücümüzle savunmak, onu daha da pekleştirmek vazgeçilmez görevimizdir. Partimiz Proletarya Enternasyonalizmi bayrağını yükseklerde tutuyor. Anayurdumuzu faşist tehlikeye karşı, ulusal çıkarlarımızı emperyalizme satanlara karşı savunuyor. Ulusal ve enternasyonal görevleri birbirine sımsıkı bağlıyor”.

26 Tem 2020
paylaş