Nâzım diyor ki 16

22.8.1962 N.H.

Sorular - Karşılıklar
Tarım işçilerinin İş Kanunu kapsamına girmeleri ve işçi-köylü işbirliği üstüne

Soru: Hükümetin elinden gelse, İş Kanunu kapsamı içine işçileri de sokmayacak. Hükümet dediğiniz öyle bütün milletin, bütün sınıfların üstünde, zenginine fakirine aynı muameleyi yapan bir kurum değil ki. Bizde hükümet dediğimiz, devlet dediğimiz şey: Büyük ithalatçı ve ihracatçılarımızın, emperyalist yabancı sermayeyle işbirliği yapan yerli para babalarının, büyük çiftlik sahiplerinin, büyük toprak işletmecilerinin, köy ağalarının hükümeti. Yalnız şu koalisyon hükümeti değil, ondan öncekiler de, çıkardıkları kanunlarla, ekonomide politikada tuttukları yolla; işçiyi, emekçi köylüyü, esnafı, zanaatkârı, yabancı emperyalist sermayeyle ortaklık etmeyen yerli tüccarı, sanayiciyi bir kere olsun korumuş mudur? Korumuşsa bir tek örnek verin! Birtakım kanunları çıkarmışsa, o da yarım yamalak çıkarmışsa çalışanların lehine, mesela İş Kanununu çıkarmak istiyorsa, çıkaramamazlık edemiyor da ondan. Anayasada birtakım temel demokratik haklar tanımışsa, bu, bir yandan halkın, gençliğin baskısıyla oldu. Bir yandan da kodamanların arasındaki iktidar çekişmesini, soyguncu kanatlardan yalnız birisinin çıkarına daha çözümleyemediği için. Kaldı ki, bu temel haklar bir yığın antidemokratik kanunlarla kösteklidir. Bu köstekler halkı köstekliyor. Mesela hâlâ yürürlükte olan şu faşist 141 ve 142’nci maddelerin, para babalarını, büyük çiftlikçileri, köy ağalarını kösteklediği yok. Demek istiyorum ki, böyle bir devletin, hükümetin tarım işçilerini İş Kanunu kapsamına sokmak istememesine şaşmamalı. Şehir işçilerinin baskısı altında sendika haklarını, yarım yamalak da olsa tanıyan hükümet, mesela kuşa çevirmeye çalıştığı grev kanununu hâlâ çıkaramadı. Şehir işçileri, tarım işçilerine göre çok daha şuurlu, çok daha derli topludur. Tarım işçileri, ne de olsa, dağınıktırlar ve sanayi işçilerinin sınıf şuuruna ulaşmaktan henüz uzaktırlar. Hükümetin üstüne, gereği gibi baskı yapamıyorlar henüz. Bundan dolayı da, büyük toprak sahiplerinin, büyük toprak işletmecilerinin ve köy ağalarının da hükümeti olan hükümet, tarım işçilerinin, orta çağlardaki gibi, sömürülmesine aldırış etmiyor. Tersine, sıkılıp utanmadan; ''Tarım işçilerini de İş Kanunu içine sokarsak tarım ürünlerinin maliyet fiyatlan artar'' filan gibi laflar ediyor. Bununla demek istediği şu: Tarım işçileri de teşkilatlanırsa, grev filan yaparlarsa, kanun da buna izin verirse, büyük toprak beylerinin, köy ağalarının hâli nice olur? Tarım işçilerini, istedikleri gibi, nasıl sömürüp milyonlar kazanırlar?

Soru: İşçi sendikaları, tarım işçilerinin de İş Kanunu kapsamına girmesini istiyor, doğru mu yapıyorlar?
Sorunun karşılığı: Çok doğru. İşçilerimiz için tarım işçilerinin de teşkilatlanması, siyasi şuurlarını yükseltmeleri bir ölüm kalım işidir bizde. Bizim memleket bir tarım memleketidir. Çoğunluk emekçi köylüdür. Bu emekçi köylülerle birlik olunmadan memleketimizde demokrasinin gelişmesi, ekonomik kalkınmanın sağlanması, katkısız milli bağımsızlığımızın gerçekleşmesi imkânsızdır. İşçilerimiz, mutlaka, emekçi köylülerimizle işbirliği etmelidir. Düşmanları aynı düşmanlardır, haklarını tanımayan hükümet aynı hükümettir. Çoğu birbirine bağlı aynı sömürücüler tarafından sömürülmektedirler. Gerçek, barışçı, dış politikada tarafsız, halkın yararına işler bir demokrasinin kurulması amaçları da aynıdır. Emekçi köylülüğün en ezilenleri tarım işçileridir. Tarım işçileri çoğunluklarıyla işçi sınıfının bir parçasıdır. Bunları teşkilatlandırmak, bunları İş Kanunu kapsamı içine sokmak, sömürücülere karşı tarım işçileriyle birlikte savaşmak, emekçi köylülükle işçi sınıfımızın arasındaki işbirliğini, kardeşliği gerçekleştirecek en sağlam köprülerden biridir. Tarım işçilerinin haklarını savunan sanayi işçileri kendi haklarını savunuyor demektir.

05 Ara 2016
paylaş