Nâzım diyor ki 15

Yazıcı-dostu sürüma-posta gönderPDF sürümü

 
 15.8.1962 N.H.

Sorular-Karşılıklar
Türkiye işçi sınıfı politika ile uğraşmalı mı?

Soru: - Bir fıkra yazarı, Halk Partisini tutan bir gazetede, geçenlerde, şöyle konuştu köşesinde: “İşçiyi politikanın karanlık dehlizlerine itmek Türk işçisine asla fayda getirmez.” Bu konuda siz ne düşünüyorsunuz?
Sorunun karşılığı: - Politikanın karanlık dehlizlerinden kasıt, böyle karanlık dehlizler kurup buralarda, halkın sırtından har vurup harman savurmak işinde aslan payını almak için sömürücü sınıf partilerinin dalaşması ise, elbette ki, Türk işçisine bu politikaya alet olmak gerekmez. Mesela Halk Partisiyle Adalet Partisinin aralarındaki soyguncu iktidar kavgasına Türk işçisi niye katılsın? Öteki sömürücüler partileri gibi Halk Partisi de, Adalet Partisi de, işçinin can düşmanı olan insanların siyasi teşkilatlarıdır. Yok, fıkra yazarı, işçi sınıfı umumiyetle politikaya karışmamalıdır, demek istemişse, ki o yazının okuduğum tümünden o mana çıkıyor, başından büyük halt ediyor. Türkiye işçi sınıfı politikaya boylu boyunca katılacaktır ve katılıyor da. ''İşçiler politikaya katılmamalı'' demek, işçiler, sömürücü sınıflarının iktidarına karşı, eli kolu bağlı kalsınlar, sömürülmelerine karşı koymasınlar, demektir. İşçi sınıfının da tıpkı öteki sınıflar gibi kendi menfaatlerini güden ve savunan bir politikası vardır. İşçi sınıfı politikaya katılmasın demek, kendi politikasını yürütmesin, kendini soyanların politikasına boyun eğsin demektir. Politika deyince akla ne gelir? İçeride ve dışarıda memleket işlerinin tümüyle ilgili tutulan yollar gelir. Mesela, toprak beylerinin, ağaların toprak reformunu istememeleri onların politikasıdır. Buna karşılık emekçi köylülerin, işçi sınıfının, ilerici aydınların toprak reformunun istemeleri ve bu uğurda savaşmaları bunların politikasıdır. Mesela gerek toplu sözleşme ve sendikalar, gerek iş kanunlarının kuşa benzetilip de çıkartılmasını istemek ve bunun için elinden geleni yapmak, patronların, aşırı sömürücülerin politikasıdır. Bu kanunların, işçilerin bütün haklarını korur bir şekilde Anayasaya uygunlukla çıkması için savaşmak, işçi sınıfının politikasıdır. Demokratik hakları kendi işlerine gelecek derecede tanımak, bugün memleketimizdeki hâkim sınıfların politikasıdır. Tersine, demokratik hakların genişletilmesi için savaşmak, işçi sınıfı başta olmak üzere, emekçi köylülerin, esnafların, ilerici aydınların politikasıdır. Büyük Millet Meclisine işçilerin girmesini önlemek,yahut işçilerdenmiş gibi görünüp, sömürücülerin düdüğünü çalacakları Meclise sokmaya çabalamak bir çeşit politikadır ve bunun işçi sınıfının politikasıyla, bu konuda, uzak yakın bir ilgisi yoktur. Misalleri istediğimiz kadar çoğaltabiliriz. 
Dış politika meselesi de böyledir. Mesela yabancı emperyalist sermayeyle birlik olup, ortaklık edip topraklarımızı NATO'nun, Amerikalıların atom rampası haline getirmek yolu ve tutumu bir politikadır ve sömürücü sınıflarımızın politikasıdır. Türk ordusunu emperyalizmin emrine vermek de onların dış politikasıdır. Hiçbir askerî pakta bağlanmamak, tarafsız, barışçı bir dış politika güdümünü istemek ve bu uğurda savaşmak işçi sınıfının ve bu sınıfla birlikte yürüyen emekçi köylülerin, esnafların, ilerici aydınların hatta emperyalist sermayeyle işbirliği yapmayan millî burjuvazinin politikasıdır. Türk silahlı kuvvetlerini yalnız Türk yurdunun savunulması için hazırlamak, emperyalizmin, Amerikalıların açacağı bir atom harbinde harcamamak, Amerikalıların emriyle, bir zamanlar olduğu gibi Kore'lere filan yollamamak Türk işçi sınıfının ve müttefiklerinin dış politikasıdır. Bu konuda daha yüzlerce örnek verilebilir. İşçilerimiz sendikaları içinde, iktisadi haklarını korumak için savaşırlarken bile politika yaparlar bilfiil. İş, bu politikayı, sendikaların yaptığı bu savaşı daha şuurlu bir şekline ulaştırmak için, sendikaların mesela Türkiye işçi Partisini desteklemesinde, köylü ise halktan yana aydınlarla, bütün ilerici güçlerle birlik kurabilmesindedir. Türkiye işçi Partisi elbetteki, kanun dışı edilen ve Türkiye işçi sınıfının en ilerici kanadı olan Türkiye Komünist Partisi demek değildir. Ama Türkiye İşçi Partisi şimdiye kadarki davranışlarıyla Türk işçi sınıfının politikasını savunduğunu göstermektedir. Sözün kısası Türk işçi sınıfı, bütün öteki sınıflar gibi politikanın dışında değildir, içindedir. Dehlizde değil, aydınlık ve kendi sınıf politikası içinde, yalnız kendinin değil bütün Türk halkının istekleri, hasretleri, hakları için politika savaşı yapmıştır ve yapacaktır.

19 Haz 2017