Nâzım diyor ki 7

30.6.1959 N.H.

İran’ın bağımsızlığı üstüne
Şah Rıza Pehlevi

Ankara’da çıkan “Akşam Postası” gazetesi İran Şahını övüyor: İran İkinci Dünya Harbi sırasında komünist işgali altına girmişmiş. Şah memleketini bu işgalden kurtarmışmış. Şimdi de Bağdat Paktı ve Amerika’yla yaptığı andlaşma sayesinde İran’ın bağımsızlığını koruyormuş.
“Akşam Postası” yalan söylüyor. İkinci Dünya Savaşı’nda İran komünist işgaline uğramadı. Müttefikler, bu arada Sovyetler Birliği, Şah ailesinin İran’ı Hitler’e peşkeş çekmesini önledi.
İran’da dört milyon Azer Türk’ü yaşar, millet olarak hiç bir hakları tanınmaz. Öz dillerinde mektepleri bile yoktur. Bunlar Şah’a karşı ayaklandı. İran halkı Azer kardeşlerinin bu hareketini destekledi. Şah, İran Azerbaycanı’nı kana bulayarak bu kurtuluş hareketini bastırdı. Bugün Adnan Menderes bizdeki Kürt halkına ne yapıyorsa, İran Şahı da İran’daki Azer Türklerine onu yapıyor. Menderes de, Rıza da biliyor ki, öz milletlerini yabancıya kolayca satmanın yollarından biri de, kendi içlerindeki millî azınlıkları ezmektir.
İran Şah’ı İran petrolünü, bu sefer başta Amerikalılar olmak üzere, emperyalist sermayeye devretti. Ordusunu, dış politikasını, memleket ekonomisini Amerikalıların eline verdi. On parmağından İran yurtseverlerinin kanı damlayan İran Şahı, tıpkı Menderes gibi, Eyüp Han gibi, Amerikan marka kuklalardan biridir.
Esirliğin arabasına koşulmuş dört beygirdik: İran, Türkiye, Pakistan, Irak. Dört zâlim arabacı kamçılıyordu bizi: Rıza Şah, Menderes, Eyüp Han, Nuri Said. Bir tek yolcu taşıyorduk: Amerikan emperyalizmi… Irak şahlandı. Nuri Saidi yere çaldı, Amerikan emperyalizmini taşımaz oldu. Şimdi üç beygiriz Amerikan emperyalizmini Ortadoğu’da taşıyan, üç sıska beygir. Silkinip şahlanmak sırası bizde. Sıska atın tekmesi pek olur!

16 Eki 2016
paylaş