1 Mayıs ve halk direnişi

1 Mayıs yaklaşıyor. Bugünlerde 1 Mayıs’ın tarihsel önemi, işçi ve emekçi halk açısından ne anlama geldiği, güncel siyasal koşullar içinde nasıl bir etkisi olduğunu anlatan yazılar yer alacak gazetelerde, internette ve bildirilerde. Bu yazı da onlardan birisi aslında ama bir farkla. 1 Mayıs’ın yeteri kadar önemsenmediğini düşündüğüm bir yönünü öne çıkararak güncel gelişmelere bağlamaya çalışacağım.

Halk direnişinin başlangıcı
AKP’nin gericilik, vurgunculuk ve savaş politikalarının geniş halk kitlelerinde yarattığı öfke 2013 yılında birçok kesimde birden hareketlenmelere neden oluyordu. İş cinayetleri, taşeron çalışma ile ezilen işçiler, 4+4+4 eğitim sistemi, artan mezhepçi saldırılarla bunalan Aleviler ve farklı inanç kesimleri, kürtaj tartışmaları, Emek Sineması’nın yıkılmasına direnen sanatçılar, Taksim’deki AKM’nin ne olacağı tartışmaları, avukatların savunma hakkı ve meslek onurlarını korumak için Çağlayan Adliyesi’ndeki polis şiddetine rağmen direnmeleri, HES projelerine köylerden yükselen tepkiler, şehirlerin talan edilmesine karşı yoksul semtlerden yükselen çığlıklar, futbol taraftarlarının hükümete yönelen öfkesi, kardeş Suriye halkının üzerine AKP’nin beslemesi cihatçı katillerinin salınması, Suriye’yi işgal hevesiyle sınır bölgelerinin teslim edilmesi, Tayyip Erdoğan’ın başkanlık hayalleri… Bütün bunlar halk direnişinin başlamasının nedenleri ve bu nedenler etrafında halkın en geniş kesimleri 31 Mayıs’tan önce 1 Mayıs eylemleri için birleşti.

Gezi Parkı ve Taksim tartışmaları büyüyor
AKP’nin 1 Mayıs’ta Taksim’i yasaklaması ile bütün gözler Gezi Parkına ve Taksim meydanına çevrildi. Çünkü geçen yıllarda Taksimde yapılan 1 Mayıslarda kimsenin burnu bile kanamamıştı. Gerici iktidar yasağına kılıf uydurmak için “Alanda büyük inşaat var, çukurlara insanlar düşebilir” bahanelerini kullandı. AKP, Gezi Parkı’nı yıkarak tarihî Topçu Kışlası adı altında oraya aslında modern zengin konağı olan bir “rezidans” dikmeye karar vermişti. Ayrıca meydanda büyük bir düzenleme yaparak “trafiği yerin altına alıyoruz, meydanı yayalaştırıyoruz” diyerek gerçekte meydana kitlesel giriş olanaklarını bozacak düzenlemeler yapıyordu. Bu tartışmalarda AKP’nin gerekçelerinin uydurukluğu bir yana, yapılan inşaatın yasalara aykırı olarak kaçak inşaat şeklinde yapıldığı gözler önüne serildi. Erdoğan bir konuşmasında durumu bütün çıplaklığıyla ortaya koymuştu aslında “Taksim’de 1 Mayıs AKP iktidarına karşı yapılmaya çalışılıyor.”

Halk direnişinin ilk adımı
Taksim’i savunmakta kararlı olan sendika, meslek örgütleri, demokratik kitle örgütleri ve siyasi partiler AKP’nin tehditlerine rağmen kitlesel bir şekilde Beşiktaş ve Şişli kolları üzerinden Taksim’e yürümek için toplandı. Sabahın erken saatlerinden itibaren başlayan polis saldırısına karşı yılmak bilmeden direnen işçiler, emekçiler, siyasi partiler halkın büyük sempatisini kazandı. AKP vapur, metrobüs, otobüs, metro, tramvay seferlerini durdurarak; Haliç üzerindeki köprüleri kaldırarak halkın Taksim yürüyüşünü önlemeye çalışsa da bu sefer bütün bir şehir 1 Mayıs alanına döndü. 1 Mayıs direnişi ile işçi ve emekçi halk, polis şiddetine karşı kitlesel direnişin gücünü, yoğun gaz ve toma saldırısına rağmen dağılmayan kitlenin polisi nasıl çaresiz duruma düşürebileceğini yaşayarak gördü. Bu direniş daha sonra Mayıs ve Haziran ayı boyunca büyüyen halk direnişinin esin kaynağı oldu.

Büyük halk direnişi
1 Mayıs direnişinin ardından halkın Taksim yasağına karşı mücadelesi bir gün bile durmadı. Taksim ve çevresi eylem alanına döndürüldü. Her eylemde polis eylemcilere saldırdı. Eylemciler direndi. 1 Mayıs’ın çaktığı Taksim yasağına karşı direniş yukarıda saydığım taleplerle de birleşerek büyüdü. Sonuç olarak 31 Mayıs’ta Gezi Parkın’daki direnişin yaktığı kıvılcımla Halk Direnişi bütün ülke geneline yayılarak genel direniş aşamasına geçti. Gericilik, vurgunculuk ve savaş rejimini temellerinden sarsarak AKP ve Erdoğan iktidarında tamir olunmaz hasarlara neden oldu. Gerici koalisyon çatladı. 17-25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet baskını ile Fethullah Gülen Hareketi ile Erdoğancılar arasında büyük kapışma başladı.

Halk direnişinin mayası
Öncesinde ve sonrasında girilecek ayrıntı çok. Ama kaba taslak olarak aktarmaya çalışılan tablo 1 Mayıs’ın Türkiye halklarının elinde yeni bir tarihsel anlam kazandığını vurgulamaya yeter. O yüzden kısaca Gezi Direnişi, Haziran Direnişi gibi isimlerle anılsa da tarihe Mayıs-Haziran 2013 Büyük Halk Direnişi adıyla geçen günler 1 Mayıs direnişi ile mayalanmaya başlamıştır.

Direnişin adını koymak
Biliyoruz, hem 1 Mayıs günü hem de 31 Mayıs günü tarihsel sorumluluklarını üstlenmekten geri duran çevreler 1 Mayıs ve 31 Mayıs’ın utangaçça üstünden atlayarak bir direniş tarihi yazmaya çalışıyorlar ama olmuyor. Anlatımlar eksik kalıyor. Dönemi inceleyen ve rapor üstüne rapor yayınlayan ABD merkezli “düşünce kuruluşları” dahi “1 Mayıs’ta başlayan ve bir türlü durmak bilmeyen sokak hareketlerinin 31 Mayıs günü bütün ülkeye yayılmasından” bahsediyor. Erdoğan da 31 Aralık 2013’te yaptığı “ulusa sesleniş” programında “maalesef yıl içinde (2013) iki büyük saldırıya maruz kaldık. Mayıs ve Haziran ayında yapılan sokak gösterileri ile 17 Aralık’ta kurulan komplo…” diyerek durumu ortaya koyuyor.

Yeni atılımlar için
Kim hangi gerekçeyle adını nasıl söylerse söylesin halk direnişi ağırlığı ortada. Direniş, sistematik polis şiddeti ve örgütsüzlüğün getirdiği kargaşa içinde ilk büyük atılımını köklü sonuçlarla taçlandıramadı. Seçimlerin de getirdiği ortamla birlikte daha derinden yürüyen bir hâl aldı. Ama bu arada Soma faciasından tutun zorla imam hatipleştirilen okullara karşı yapılan eylemlere; zorunlu din derslerinin okul öncesine kadar indirilmesi ve Osmanlıca tartışmalarından tutun yolsuzluk, rüşvet ve seçim hilelerine; iş cinayetlerinden kadın cinayetlerine; taşeron çalışmadan yoksulluğa karşı mücadeleye kadar sayısız alanda öfkesini biriktiren halk, yeni atılımlar için güç biriktiriyor. İşte 1 Mayıs tam da bu ortam içinde yeni tarihsel anlamıyla da öne çıkıyor. 1 Mayıs AKP ve Erdoğan’ın diktatörlük heveslerinden bunalmış, gericilik ve faşizme karşı mücadele eden halkın gövde gösterisine dönmeli. 1 Mayıs’a bu tarihsel bilinçle hazırlanmalıyız.

12 May 2015
paylaş