Bin odalı kaçak saray

Daha Soma ve Mecidiyeköy’deki işçi katliamlarının acısı tüterken, Ermenek’te 18 maden işçisi, Akşehir’de 17 tarım işçisi yine vurguncuların kârına kâr katmak için kurban edildi. Üsküdar’da Validebağ korusuna cami yapma kılıfı altında zenginlere lüks konak dikmek isteyen AKP iktidarı, parkı korumaya çalışan halka saldırıyor. Televizyon ve gazeteler soğuk havada incecik üst başlarıyla titreyen öğrenci haberleriyle dolu.

Düşük ücret
Ermenek’te kömür madeninde mahsur kalan işçilerin aylık ücreti bin altı yüz liraymış. Üç aydır da aylıklarını alamıyorlarmış. Akşehir’den Yalvaç’a bir midibüse tıka basa doldurularak elma toplamaya götürülürken ölen kadın işçilerin günlüğü ise otuz beş liraymış.

Yüksek kâr
Buna karşılık, Recep Tayyip Erdoğan için Danıştay’ın kesin iptal kararlarına rağmen dikilen bin odalı kaçak sarayın resmî maliyeti 1 milyar 370 milyon liraymış. Öte yandan, Ekonomist dergisinin açıkladığına göre, Türkiye’de yetmiş dokuz bin dolar milyoneri varmış, dolar milyarderlerinin sayısı ise elli yediymiş. Credit Suisse Bankası’nın 2014 dünya servet dağılımı raporunun verilerini özetleyen iktisatçı Ahmet Tonak’ın verdiği bilgiye göre, “2014 ortası itibarıyla, Türkiye’nin en zengin yüzde 1’lik kesimi ülkenin toplam servetinin yüzde 54.3’üne el koyuyor”muş. (sendika.org, 2 Kasım 2014).

Canlardan esirgenen paralar
Dürüst uzmanların açıklamalarına kulak verecek olursak, vaktinde on on beş bin liralık harcama yapılsaymış, Ermenek’teki madeni basan su engellenebilir ve işçilerin canı kurtarılabilirmiş. Üç yüz dört yüz liralık taşıma masrafından kaçınılmasaymış, Akşehir’deki tarım işçileri çalışacakları bahçelere daha güvenli biçimde götürülebilirmiş.

Neoliberal sistem
Fazla söze gerek yok, işçilerin canıyla ve kanıyla beslenen vurgunculuk düzeninin resmi apaçık ortada. İşçileri, emekçileri “eti senin, kemiği benim” anlayışıyla kapitalistlere teslim eden, iş güvenliği konusunda kamu denetimini bile ihmal eden neoliberal özelleştirme, taşeronlaştırma ve kuralsızlaştırma sisteminin günlük işleyişinin acı sonuçlarıyla karşı karşıyayız.

Halkın payına düşen
Her şey apaçık ortada. İşçinin işine güvenli biçimde taşınması için gerekli olan birkaç yüz lira esirgeniyor. Bu yüzden 17 tarım işçisi bir çırpıda ölüyor. İşçinin madende güvenli biçimde çalışması için gerekli olan on on beş bin lira esirgeniyor. Bu yüzden madeni su basıyor ve 18 işçi ölüme terk ediliyor. Ölen ve ölüme terkedilen işçi köylü çocuklarının aileleri, kendilerine reva görülen düşük ücretle, ayakkabı elbise alacak parayı bir türlü denkleştiremiyor ve çocukları soğuktan titriyor. İşçi sınıfından, şehir ve köy emekçilerinden bu paraları esirgeyenler ise servetlerine servet katıyor, zevk ve sefa içinde yaşıyor.

Sorular ve yanıtlar
Peki, böyle bir düzende işçilerden, emekçilerden, işçi köylü çocuklarından esirgenen paralarla biriktirilen milyon dolarlar, milyar dolarlar ne anlam taşıyor? Emekçi halk, böyle bir adaletsizliğe evet der mi? Toplumun yüzde birini oluşturan en zengin tabakanın toplam servetin yüzde 54.3’üne el koymasını kabul eder mi? Emek sömürüsünü işçilerin canını alma noktasına kadar taşıyan yerli ve yabancı dolar milyarderleri şebekesinin bu vicdansız saltanatına razı olur mu?

Aynı şekilde, böyle bir düzende işçilerden, emekçilerden, işçi köylü çocuklarından esirgenen paralarla biriktirilen 1 milyar 370 milyon lirayla yapılmış bin odalı kaçak saray ne anlam taşıyor? Emekçi halk, böyle bir haksızlığa razı olur mu? Bin odalı kaçak sarayın halkın egemenliğini gasbetmiş küçücük bir zümrenin yönetim merkezi olarak tasarlandığını düşünmez mi? Bin odalı kaçak sarayı önce vicdanında, sonra fiiliyatta mahkûm etmez mi?

Sorular ortada. Yanıtları birlikte vereceğiz.

15 Kas 2014
paylaş