kadına yönelik şiddet

Erkek egemen anlayışın hâkim olduğu toplumumuzda, kadının erkekler tarafından şiddete maruz kaldığına hepimiz şahit oluyoruz. Medyaya yansıyan cinayet, taciz, tecavüz haberlerinin yanı sıra toplumun normalleştirdiği ve pek çoğumuzun haberdar olmadığı ya da şiddet olarak tanımlamadığı pek çok şiddet unsurunun da bulunduğunu bilmemiz gerekiyor. Şiddet yalnızca fiziksel eylem içeren fiziksel şiddetten ibaret değildir.

Kadına yönelik şiddet; kadının yaşam hakkının, güvenliğinin, onurunun, özgürlüğünün ve bedensel bütünlüğünün sırf kadın olduğu için ihlali anlamına gelmektedir. Dört çeşit şiddet tanımlanmaktadır: fiziksel şiddet, psikolojik şiddet, cinsel şiddet ve ekonomik şiddet.

Fiziksel şiddet, vücut bütünlüğüne zarar veren her türlü davranışı içerir. Dayak atma, vücutta sigara söndürme, sert bir cisimle vurma, boğazını sıkarak nefessiz bırakma, ateşli, kesici, delici bir aletle yaralama, saç yolma, bir yere kilitleyip aç susuz bırakma gibi davranışlar fiziksel şiddete örnek olarak gösterilebilir.

Psikolojik (duygusal) şiddet, duygusal açıdan zarar veren her türlü davranışı içerir. Hakaret, küfür, ilgi ve sevgiden mahrum bırakma, küçümseme, aşağılama, alay etme, korkutma, kuma getirme, çocuğunu göstermeme, sevdiklerinden, aile bireylerinden uzak tutma ve tehdit etme gibi davranışlar psikolojik şiddet tanımına dahil edilebilir.

Cinsel şiddet, fiziksel zorlama, vücuda zarar verme ya da mağdurun ruhsal hastalık, zihinsel gerilik ve ilaç kullanımı nedeniyle rıza gösterme yetisinin olmadığı durumlarda bir çocuk ya da yetişkine karşı yapılan cinsel bir girişim olarak tanımlanmaktadır. Kadının isteği dışında ilişkiye zorlama, cinsel ilişki sırasında fiziksel ve duygusal zarar verilmesi, başkalarıyla ilişkiye zorlama, doğurma ya da doğurmamaya zorlama, fuhuşa zorlama, kadına cinsel yolla hastalık bulaştırma, başka kadınlarla ilişkiye girme, kadının kontraseptif (doğum kontrol yöntemlerini) kullanımını engelleme gibi davranışlar cinsel şiddet olarak değerlendirilmektedir.

Ekonomik şiddet, ekonomik kaynakların ve paranın kadın üzerinde bir yaptırım, tehdit ve kontrol aracı olarak düzenli bir şekilde kullanılmasıdır ve kadının çalışmasına ya da çalışmamasına izin vermeme, geliri üzerinde söz sahibi olmasını engelleme, parasını, malını, ziynet eşyalarını elinden alma, evin ihtiyaçları için para vermeme, kadının üzerinde denetim ve baskı kurma türünde davranışları içermektedir. Ayrıca, evin ve kadının gelirini yalnızca kendisi için harcama, kadının çalışmasına ve düzenli bir işte tutulmasına ve kadının iş hayatında ilerlemesine yardımcı olabilecek fırsatları değerlendirmesine engel olma, maaşına, gelirine ve mal varlıklarına el koyma, çok kısıtlı harçlık verme, çalışmayı reddedip kadının gelirini harcama gibi davranışlar da ekonomik şiddet tanımlamasına girmektedir.

Yapılan çalışmalar fiziksel şiddet mağduru kadınların pek çoğunun aynı zamanda psikolojik şiddete de maruz kaldığını göstermektedir. Karşılaşılan vakalarda, erkeklerin önce kadının yakın çevresiyle görüşmesini kısıtladığı, kadını eve hapsederek, sosyal çevreden mahrum bırakarak yalnızlaştırdığı, çalışmasına izin vermeyerek ya da çalışıyorsa bile kadının gelirine el koyarak kadını ekonomik olarak erkeğe bağımlı hale getirdiği, sürekli olarak kadını aşağılayarak, hakaret ederek kadının yetersiz olduğuna inanmasını sağladığı görülmekte, yalnızlaşan, ekonomik olarak bağımlı hâle gelen ve yetersiz güçsüz olduğuna inanan kadının yaşadığı tüm olumsuzluklara boyun eğdiği anlaşılmaktadır. Erkek kadına yaptırım uygulamak için fiziki üstünlüğünü kullanmaktan çekinmemekte, psikolojik ve ekonomik baskının yetmediği yerde kadına fiziksel şiddet uygulamaktadır. Bazı bilimsel kaynaklar, aile içi şiddetin, sistematik bir biçimde yıllarca uygulanıyor olmasından yola çıkarak işkence olarak değerlendirilebileceğini vurgulamaktadır.

Tüm bu trajedinin sorumlusu olarak, şiddet uygulayan ya da şiddete boyun eğen bireyden çok toplumu görmek gerekir. Kocandır döver de sever de, erkek kıskanır, eşini kısıtlamaya hakkı vardır, kadın dediğin erkeğin sözünden çıkmaz vb. gibi söylemlerle erkeğin kadın üzerinde bir otorite olmasını kabul eden toplumlarda erkekler şiddet uygulamaya hakkı olduğunu, kadınsa maruz kaldığı şiddetin normal olduğunu düşünecektir. Birey olarak bize düşen sorumluluk, erkeğin kadına uyguladığı her türlü şiddetin meşrulaştırılmasına engel olmak gerektiğini bilmemiz ve şiddete karşı mücadele etmemizdir.

24 May 2014
paylaş