vergide adalet – Yeni Dünya https://yenidunya.org Yeni Günün Habercisi Fri, 05 Sep 2025 08:26:19 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.8.5 https://yenidunya.org/wp-content/uploads/2022/02/cropped-YD-ikon-512-1-75x75.png vergide adalet – Yeni Dünya https://yenidunya.org 32 32 DİSK-AR: Emekçinin kaybı 1,2 trilyon TL’ye yakın! https://yenidunya.org/emek-gundemi/33099/disk-ar-emekcinin-kaybi-12-trilyon-tlye-yakin/ Fri, 05 Sep 2025 08:26:14 +0000 https://yenidunya.org/?p=33099 Enflasyon ile vergilerin işçi ücretlerine sekiz aylık toplam faturası en az 1 Trilyon 155 Milyar TL

DİSK-AR, “Ücret Kayıpları İzleme Raporu (Eylül 2025)” yayımlandı.
Rapora göre:
-Yüksek enflasyon ile adaletsiz vergi ve kesintiler işçi ücretlerini eritmeye devam ediyor!
-İşçi ücretlerindeki birikimli sekiz aylık toplam kayıp 1,2 trilyon TL’ye yaklaştı!
-2025’in ilk sekiz ayında enflasyonun işçi ücretlerine birikimli faturası 627,3 milyar TL! Vergilerin birikimli faturası ise 528 milyar TL oldu!
-Vergi ve enflasyonun ücretlerde yarattığı toplam kayıp 1 trilyon 155 milyar TL’yi aştı!
-Ağustos 2025’te enflasyon ile gelir vergisinin faturası işçi başına ortalama 11.642 TL’dir.
-Asgari ücrete ara zam yapılmaması kayıpları büyüttü. Ağustos 2025’te asgari ücretin enflasyon karşısındaki kaybı 4.753 TL!
-Ağustos 2025’te gelir vergisi ve kesinti ile enflasyon sebebiyle işçi ücretleri ortalama yüzde 38 oranında geriledi!
-Asgari ücretin 1,5 katı düzeyindeki ücrette enflasyon nedeniyle kayıp Ağustos 2025’te 6.597 TL oldu.
-Asgari ücretin 2 katı düzeyindeki ücrette enflasyon nedeniyle kayıp Ağustos 2025’te 8.121 TL oldu.
-Asgari ücretin 2,5 katı düzeyindeki ücrette enflasyon kaybı Ağustos 2025’te 9.525 TL oldu.
-Asgari ücretin 3 katı düzeyindeki ücrette enflasyon kaybı Ağustos 2025’te 11.238 TL oldu.
-Yılın ilk sekiz ayında ortalama işçi ücretinin birikimli kaybı 69 bin 166 TL!
-Yılın sekizinci ayında ortalama ücretin yaklaşık yüzde 40’ı vergi, kesinti ve enflasyon nedeniyle eridi!
-Yılın ilk sekiz ayında asgari ücretin yüzde 26,5’i kesinti ve enflasyon sebebiyle eridi.
-Yılın ilk sekiz ayında asgari ücretin 1,5 katı düzeyindeki ücretlerin yüzde 31,5’i vergi ve kesinti ile enflasyona gitti.
-Yılın ilk sekiz ayında asgari ücretin 2 katı düzeyindeki ücretlerin yüzde 34,4’ü vergi ve kesinti ile enflasyona gitti.
-Yılın ilk sekiz ayında asgari ücretin 2,5 katı düzeyindeki ücretlerin yüzde 36,8’i vergi ve kesinti ile enflasyona gitti.
-Yılın ilk sekiz ayında asgari ücretin 3 katı düzeyindeki ücretlerin yüzde 61,5’i vergi ve kesinti ile enflasyona gitti.

DİSK-AR: Emekçinin kaybı 1,2 trilyon TL’ye yakın!

Rapordan özet bilgiler:
Enflasyon ve gelir vergisi artışları işçilerin net harcanabilir ücretlerinde ciddi erimelere yol açıyor. İşçi ücretlerindeki kayıpları tekil, bireysel bazda olduğu gibi toplam ve birikimli olarak da devasa boyutlara ulaştı. Sadece SGK kapsamındaki işçileri (yaklaşık 17 milyon) kapsayan araştırmamıza göre bir yandan enflasyon öte yandan artan elir vergisi yükü nedeniyle harcanabilir gerçek (reel) ücretler büyük bir erozyonla karşı karşıya.
Ücretlerin yaşadığı erimenin en büyük sebeplerinden biri hızla artan gelir vergisi yüküdür. Örneğin yılın ilk yarısı 47.500 TL ve ikinci yarısı 50.580 TL brüt ücreti olduğunu kabul ettiğimiz bir işçi (sigortalılar için SGK verilerine göre ortalama ücret) Ocak 2025’te 3 bin TL’nin altında gelir vergisi öderken ağustos ayı itibarıyla bu miktar 5 bin TL’ye yaklaştı. İşçi başına gelir ile damga vergisi ve kesinti (sosyal güvenlik ve işsizlik sigortası primleri) toplamı Ocak 2025’te 10.029 TL iken Ağustos 2025’te 12.115 TL’ye yükseldi.
Ortalama işçi ücretinde Ocak 2025 tarihinde enflasyon nedeniyle yaşanan kayıp 1.885 TL iken Ağustos 2025’te bu miktar 7.114 TL’ye yükseldi. Gelir ile damga vergisi ve enflasyon nedeniyle ocak ayındaki erime 4.789 TL iken bu miktar ağustos ayında 11.642 TL’ye yükseldi. Ortalama işçi ücretinin sekiz aylık birikimli bireysel enflasyon erimesi ise 37.535 TL oldu.
Toplam kayıplar ise çok daha ürkütücü boyutlarda. Sadece sigortalı işçilerin aylık enflasyon kaybı Ağustos 2025’te toplam (tüm işçiler için) 120,3 milyar TL’ye ulaşırken enflasyon ve vergi kaynaklı toplam erime 196,8 milyar TL oldu.
8 aylık birikimli erime (8 ayın toplamı) ise akıllara durgunluk verecek düzeye, 1,2 trilyon TL’ye yaklaştı. Özellikle asgari ücrete Temmuz 2025’te ara zam yapılmaması kayıpları daha da büyüttü. Artan gelir vergisi yükü nedeniyle tüm işçiler için yaşanan 8 aylık birikimli toplam ücret erimesi (kesintiler hariç) 528 milyar TL olurken enflasyonun yarattığı kayıp ise 627,3 milyar TL’ye ulaştı. Böylece artan gelir vergisi yükü ve enflasyonun yaklaşık 17 milyon işçinin ücretlerinde yarattığı 8 aylık kayıp en az 1 trilyon 155 milyar TL oldu. Vergi yüküne dolaylı vergiler (tüketim vergileri) dahil değildir. Tüketimden alınan vergiler alım gücünü eriten ve enflasyonu artıran bir diğer faktördür.
1 trilyon 155 milyar TL’yi aşan bu erime işçilerden varlıklı kesimlere ciddi bir gelir transferi anlamına geliyor. Enflasyon ve gelir vergisi adaletsizliği nedeniyle işçi sınıfının yaklaşık 1,2 trilyonluk ücreti erimiştir. Enflasyon işçi sınıfını yoksullaştıran bir emme basma tulumbadır. İşçilerden alıp zenginlere kaynak aktarmaktadır. Öte yandan adaletsiz vergi sistemi gelir eşitsizliğini daha da derinleştirmekte ve ücret gelirleri üzerindeki yükü artırmaktadır. Günün sonunda işçilerin harcanabilir net gerçek (reel) ücretleri hızla erimektedir.

Gelirde adalet, vergide adalet!
Enflasyon ve adaletsiz vergi-kesinti yükü emek gelirlerinde büyük kayıplara yol açıyor.
Uzun süredir devam eden yüksek enflasyonun ve vergi yükünün işçi ücretlerine 2025 yılının ilk sekiz ayındaki faturası yaklaşık 1 trilyon 156 milyar TL olarak tahmin edildi.
Ücretlerin sabit, fiyatların serbest olması nedeniyle emek gelirleri enflasyonun altında ezilmektedir. Hükümetin izlediği alım gücünü ve ücretleri bastırmayı amaçlayan ekonomi politikası enflasyonun faturasının emek gelirleri üzerine yüklenmesine yol açmaktadır. Enflasyon ve adaletsiz vergi-kesinti sistemi emek gelirlerini eriterek gelir bölüşümü daha da adaletsiz hale getirmekte ve yoksulluğu artırmaktadır. Bu nedenle ücrette ve vergide adalet çok somut ve yakıcı bir taleptir.

]]>
DİSK’li işçiler Saraçhane’den seslendi: Gelirde adalet, vergide adalet https://yenidunya.org/emek-gundemi/30990/diskli-isciler-sarachaneden-seslendi-gelirde-adalet-vergide-adalet/ Wed, 25 Sep 2024 18:26:39 +0000 https://yenidunya.org/?p=30990 DİSK, “geçinemiyoruz, gelirde adalet, vergide adalet” talebiyle başlattığı eylemlerin bir ayağını bugün Saraçhane’de gerçekleştirdi.
Saraçhane’de 63 yıl sonra tekrarlanan mitingde, işçiler “Geçinemiyoruz”, “Birleşe birleşe kazanacağız”, “Ölmek var, dönmek yok; tazminatı vermek yok” ve “Gelirde, vergide, ülkede adalet” sloganlarını attı.
DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu yaptığı konuşmada: “Nasıl olsa seçim yok, asgari ücrete zam yapmam; nasıl olsa seçim yok, emeklileri 12 bin 500 liraya mahkûm ederim; nasıl olsa seçim yok, sermayenin istediği her şeyi tıkır tıkır hayata geçirelim diyenlere buradan sesleniyoruz. Seçim burada, seçim bu meydanda” dedi. Çerkezoğlu, iktidara “Daha çok vergi toplamak istiyorsanız, etrafınıza bakın, etrafınıza. O kar rekorları kıran şirketlere bakın. Bankalara bakın. Kur korumalı mevduatlar milyonlar kazananlara bakın. Çekin elinizi soframızdan. Çekin elinizi cebimizden. Çekin elinizi çoluğumuzun çocuğumuzun geleceğinden” dedi.

“Bu meydan Türkiye işçi sınıfının görev hakkı başta olmak üzere sendikal haklarına emeğine, ekmeğine sahip çıktığı meydan”
“İki yılı aşkın bir süredir gelirde adalet, vergide adalet, mücadelesi veriyoruz. İş yerlerinden başladık. Alanlara, meydanlara vergide önüne taşıdık sesimizi. Binlerce imza topladık. Ankara’ya bakanlık önlerine gittik. İstanbul’dan, Ankara’ya yürüdük, gelirdi adalet, vergide adalet için. Şimdi de yeni bir mücadele sürecinin içerisindeyiz. Yine ilk durağımız iş yerleri oldu. Ardından Türkiye’nin dört bir yanında Edirne’den, Tekirdağ’dan, Tunceli’ye, Çanakkale’den, Artvin’e,  Adana’dan Diyarbakır’a kadar bütün illerde işçi buluşmaları yaptık. Ardından bölge mitinglerine başladık. Önce Mersin’de ardından geçtiğimiz hafta cuma günü İzmir’de, İzmir’in sokaklarını kırmızı işçi seline boyadık. Binlerce işçi arkadaşımızla birlikte haykırdık. Gelirde adalet, vergide, ülkede adalet için. Şimdi de buradayız. Saraçhane Meydanı’ndayız. Bu meydan Türkiye işçi sınıfının bundan 63 yıl önce ayağa kalktığı meydan. Bu meydan Türkiye işçi sınıfının görev hakkı başta olmak üzere sendikal haklarına emeğine, ekmeğine sahip çıktığı meydan. İşte 63 yıl önceki kararlılığı. O mücadele coşkusunu bugün bu yürüyüşümüzde devam ettiriyoruz. Ve sevgili arkadaşlar evet bu alanla birlikteyiz. Yan yana omuz omuzayız. Yoksuldan alıp zengine veren bu düzenden hesap sormak için yan yanayız. Bizi asgari yaşama, asgari ücrete en düşük emekli aylığına mahkum edenlerden hesap sormak için buradayız. Sendikal haklarımızı yok sayanlardan hesap sormak için bir aradayız. Sermayeden vergi almayan, onların vergilerini gece yarısı iptal eden sermaye zihniyetine karşı vergide adalet için yan yanayız. Ocakta aldığımız ücreti eylülde, ekimde, kasımda, aralıkta da olabilmek için yan yanayız. Emeğimiz için, ekmeğimiz için, eşitlik, özgürlük, adalet için bugün bu meydanda yan yana omuz omuzayız. 

“Bu kara tablo 22 yıldır ülkeyi yöneten Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarlarının sınıfsal ve siyasal tercihlerinin sonucudur”
Bu yaşadığımız kara tablo, bu işsizlik, bu yoksulluk, bu hayat pahalılığı, bunların hiçbiri tesadüf değil. Ülkeyi yöneten iktidarın o sürekli değişen Maliye Bakanlarının beceriksizliği de değil. Bu yaşadığımız kara tablonun nedeni bu ülkeye 22 yıldır yöneten AKP hükümetlerinin tercihlerinin sonucudur. Bu kara tablo 22 yıldır ülkeyi yöneten Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarlarının sınıfsal ve siyasal tercihlerinin sonucudur. İki yılı aşkın bir süredir meydanlardan yükselen bu sesi duymayanlar bu politikalarda ısrar ediyorlar. Her gün bizi daha fazla yoksullaştıran sürekli yoksuldan alıp zengine, işçiden alıp patrona veren bu düzenin çarklarını daha hızlı çevirmek için uğraşıyorlar. İşte geçtiğimiz günlerde orta vadeli programı açıkladılar. Ne var orta vadeli programda? Orta vadeli program ne var? Hükümetin önümüzdeki üç yıllık hedefleri var orada. Ne var orta vadeli programda arkadaşlar? Daha yüksek enflasyon var. Daha düşük büyüme var. Yani çocuklarımızın daha fazla işsiz kalması var. Yüksek enflasyon karşısında daha da düşen ücretler var.

DİSK’li işçiler Saraçhane’den seslendi: Gelirde adalet, vergide adalet

“Bugün burada bir kez daha sesleniyoruz. Ölmek var, dönmek yok, tazminatı vermek yok”
Bir de tutturmuşlar enflasyonun nedeni ücretler diye koca bir yalan arkadaşlar koca bir yalan. Bu ülkede enflasyonun ne deneyecekler değil enflasyonun nedeni üretimden kopmuş olmak.  Enflasyonun nedeni dolarizasyon enflasyonun nedeni aşırı karlar. Hani hep beraber bakalım. Enflasyon, ücretler artarsa enflasyon artar dediler. Temmuz’da asgari ücreti arttırmadılar. Bir Ocak’tan beri ücretlerimiz artmadı. Enflasyon düştü mü arkadaşlar? Çarşıda, pazarda, enflasyonun düştüğünü gören var mı? O zaman bu kocaman yalanın arkasından bizi yoksulluğa mahkum eden bu politikaları asla teslim almayacağız. Başka ne var orta vadeli programda? Güvencesiz çalışma kullan at işçiliği var. Başka ne var orta vadeli programda sosyal güvenliği ayrılan payın azaltılması var. Yani emekli olmak daha da zorlaşacak. Emeklilikteki bütün mağduriyetler devam edecek. Emekli aylıkları, ucube sistem uydurdular ya hazineden tamamlama diye o ucube sistemle 12,500 liraya milyonlarca emekliyi mahkum edeceğiz diyorlar orta vadeli programda. Bir de büyük bir tuzak var arkadaşlar büyük bir tuzak. Orta vadeli programda emekli aylıkları o kadar düştü ki ikinci emekli aylığı aldatmacası adı altında tamamlayıcı emeklilik sigortası var. Bu ne demek bunu çok iyi biliyoruz. Bu tuzağı ilk defa koymadılar önümüze. Biz tanıyoruz bu tuzağı. Tamamlayıcı emeklilik sistemleri adı altında Türkiye işçi sınıfının 90 yıllık kazanılmış hakkını kırmızı çizgimizi, son kalemizi yani kıdem tazminatımızı ortadan kaldırmak var. Buradan Saraçhane Meydanı’ndan bir kez daha sesleniyoruz. Asla aklınızdan bile geçirmeyin diyoruz. Daha önce kıdem tazminatını gasp etmek için yaptığınız her türlü girişim Türkiye işçi sınıfının ve DİSK’in duvarlarına nasıl çarpıp geri döndüyse bugün de bu konudaki kararlılığımızı sürdürüyoruz. Çok bakanlar gördük, çok başbakanlar gördük bu ülkede kıdem tazminatını fona devredeceğim diyen. Hepsi geldi geçti. Ama biz buradayız. Bugün burada bir kez daha sesleniyoruz. Ölmek var, dönmek yok, tazminatı vermek yok.

“Sermaye bu ülkede doymuyor. Ne yaparsak yapalım doymuyorlar”
Bütün bu politikalar hükümetin programı yazdıkları şeyler kimin talebi? Bizim mi? İşçinin, emekçinin, emeklinin, halkın talebi mi? Tabii ki hayır. Bütün bunlar sermayenin talebi arkadaşlar. Sermaye bu ülkede doymuyor. Ne yaparsak yapalım doymuyorlar. Hedeflerinde kıdem tazminatı var. Hedeflerini de işten çıkarma tazminatı var. Sendikal tazminat var. Hedeflerinde işsizlik sigortası var. Sermaye istiyor ki ben işçiyi istediğim kadar çalıştırayım, istediğim zaman kapının önüne koyayım. Sendikaya üye oldu diye işten atayım. Bir kuruş tazminat ödemeyeyim diyorlar. Yine onların hedeflerinde işçiler alacak davası bile açamasın diyorlar. İş yerlerimize SGK denetime gelecekse randevu alın öyle gelin diyorlar. O MESEM projesinde çocuklarımızın tezgah başlarında hayatını kaybettiği MESEN projesinde devam edin diyorlar. Yani 85 milyon çalışıyor. 85 milyon üretiyor. Bir avuç insanı zengin ediyor. Ama yine de doymuyorlar. Bu nasıl bir açgözlülüktür? İşte onun için adalet istiyoruz sevgili arkadaşlar. İşte bu yüzden gelir da, vergide adalet, ülkede adalet diyoruz.”

DİSK’li işçiler Saraçhane’den seslendi: Gelirde adalet, vergide adalet

“Türkiye’nin bir asgari ücret ülkesi olmaktan kurtulmasını istiyoruz”
“Taleplerimiz son derece açık ve net. Gelirde adalet istiyoruz. Ürettiğimiz değerden payımızı hakça almak istiyoruz. İnsanca yaşayacak bir ücret istiyoruz. Türkiye’nin bir asgari ücret ülkesi olmaktan kurtulmasını istiyoruz. Vergide adalet istiyoruz” sözleriyle isteklerini sıralayan Çerkezoğlu konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
“Anayasa’nın 73. maddesinde yazdığı gibi az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alınan adil bir vergi sistemi istiyoruz. Bununla ilgili kanun teklifini de Meclis’e verdik. Meclis’ten oy birliğiyle geçsin istiyoruz. Bir de kalkıyor bu ülkenin Maliye Bakanı, belki de adaleti sağlayacağız diyor. Buradan Saraçhane Meydanı’ndan sesleniyoruz. Vergide adaleti sağlamak, daha çok vergi toplamak istiyorsanız, etrafınıza bakın, etrafınıza. O kar rekorları kıran şirketlere bakın. Bankalara bakın. Kur korumalı mevduatlar milyonlar kazananlara bakın. Çekin elinizi soframızdan. Çekin elinizi cebimizden. Çekin elinizi çoluğumuzun çocuğumuzun geleceğinden. 

“Biz haklarımızı öyle seçimden seçime değil her gün yan yana, omuz omuza mücadeleyi büyüterek alacağız”
Son olarak buradan Saraçhane Meydanı’ndan ülkeyi yöneten hükümete bir şey daha söyleyelim arkadaşlar. Nasıl olsa seçim yok. Asgari ücrete zam yapmam, nasıl olsa seçim yok emeklileri 12,500 yüz liraya mahkum ederim. Nasıl olsa seçim yok. Sermayenin istediği her şeyi tıkır tıkır hayata geçirelim diyenlere buradan sesleniyoruz. Seçim burada arkadaşlar, seçim burada arkadaşlar. Seçim bu meydanda. Seçim her gün daha gün ağarmadan evinden çıkıp işe giden, gece gündüz çalışan, yaşama, şansı bile olmadan çalışan milyonların evine ekmek götürememesinde seçim. Seçim evlerimizde kaynamayan tencerede işçi sınıfının seçimin tercihini net emek olarak emekçiler olarak biz eşitlik, adalet, barış ve kardeşlikten yana gerçek bir demokrasi için mücadele veriyoruz. Biz haklarımızı öyle seçimden seçime değil her gün yan yana, omuz omuza mücadeleyi büyüterek alacağız. Ve sevgili arkadaşlar evet ülkede adalet istiyoruz. Demokrasi istiyoruz. Demokrasi işçinin ekmeğidir diyoruz. DİSK olarak ve biliyoruz ki demokrasinin olmadığı yerde emeğin hakları olmaz. Ve demokrasi dediğimiz şey 5 yılda bir gidip sandıkta oy vermek demek değil. Demokrasi işçi sınıfının hayatın her anında söz ve karar sahibi olması demek.
O nedenle sevgili arkadaşlar burada bir kez daha söz veriyoruz. Yan yana omuz omuza bu mücadeleyi büyütmenin sözünü veriyoruz. Şimdi sevgili arkadaşlar, bu meydandaki herkes olarak birbirimize söz verelim. Burada bu meydanda olan olmayan bütün işçi arkadaşlarımıza, hepimize düşen görev buradaki taleplerimizi bu meydanın kararlılığını coşkusunu, iş yerlerine taşımak, beraber çalıştığımız arkadaşlarımıza taşımak, evde konumuza, komşumuza. Dostumuza taşımak ve bu mücadeleyi hep birlikte büyütmek hepimize düşen görev bu. İşte bu bilinçle sevgili arkadaşlar. Bu mücadeleyi Türkiye’nin dört bir yanından aldığımız güçle gerçek bir adalet ve demokrasi sağlanana kadar hep birlikte büyütmeye kararlıyız. Dedik ya biz varsak umut var, işçi sınıfı varsa umut var, bu umudu hep birlikte büyüteceğiz. Asla teslim olmayacağız. Ve mutlaka kazanacağız. Yan yana kazanacağız. Omuz omuza kazanacağız. Yürek yüreği kazanacağız. Direne direne kazanacağız ama mutlaka kazanacağız. Emek kazanacak, adalet kazanacak, barış kazanacak, kardeşlik kazanacak ne demokrasi kazanacak ve bu ülkede bu topraklarda emeğin Türkiye’sini hep birlikte kuracağız. Yolumuz açık olsun sevgili arkadaşlar. Yolumuz açık olsun sevgili dostlar. Tekrar hepinizi DİSK adına sevgiyle, saygıyla selamlıyoruz. Bu mücadeleyi yan yana omuz omuza büyüteceğiz. Hoş geldiniz, sefalar getirdiniz. Yolumuz açık olsun. Hep birlikte mücadeleye devam”.

Kaynak: ANKA

]]>
DİSK, Mersin’de “Gelirde, Vergide, Ülkede Adalet’’ mitingi yaptı https://yenidunya.org/emek-gundemi/30922/disk-mersinde-gelirde-vergide-ulkede-adalet-mitingi-yapti/ Fri, 13 Sep 2024 12:36:00 +0000 https://yenidunya.org/?p=30922 DİSK’in, Akdeniz bölge mitingi 13 Eylül 2024 günü saat 15.00’de “Özgecan Aslan Barış Meydanı”nda yapıldı.
Mitinge DİSK’e bağlı Genel İş, Birleşik Metal İş, Emekli Sen’in yanı sıra, UİD-DER, EMEP, 2017 Tüm Emeklilerin Sendikası ve 2021 Tüm Emekliler Sendikası kortej oluşturarak katıldılar.
AKP’nin emekçi düşmanı ekonomi politikasıyla Temmuzda ücretleri artırılmayan işçiler izlenen yoksullaştırma programını sloganlarla protesto ettiler.

Emekliler alanda
Derin yoksulluğa itilmiş emekli sendikaları da mitinge yoğun ilgi göstererek çok sayıda üyeleriyle katıldılar. Kortej boyunca emekliler: ülkedeki sorunların çok büyük olduğunu, tek başına hiçbir partinin, sendikanın, derneğin, platformun bu sorunların üstesinden gelemeyeceğini, tek çarelerinin emekçilerin en geniş birliği olduğunu dile getirdiler.

DİSK, Mersin’de “Gelirde, Vergide, Ülkede Adalet’’ mitingi yaptı

Yoksullaşmayı işçiler önler
Meydana varıldığında DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, toplanan kalabalığı selamlayarak katılımcılara teşekkür etti. “Gelirde, Vergide, Ülkede Adalet’’ mitinglerini uzun süredir yaptıklarını ve sonuç alana kadar ısrarla buna devam edeceklerini anlattı. 12 Eylül 1980 darbesinin bugünkü emekçi yoksulluğunun temel nedeni olduğunu söyledi. İktidarın yoksullaştırma programının işçilerin kararlı duruşuyla boşa düşeceğini ekledi.

DİSK, Mersin’de “Gelirde, Vergide, Ülkede Adalet’’ mitingi yaptı
]]>
Türk-İş, 81 ilde basın açıklaması yaptı https://yenidunya.org/emek-gundemi/30790/turk-is-81-ilde-basin-aciklamasi-yapti/ Tue, 20 Aug 2024 16:31:47 +0000 https://yenidunya.org/?p=30790 Türk-İş, 8 Ağustos günü DİSK ve Hak-İş konfederasyonları ile birlikte “Geçinemiyoruz” başlıklı eylemler yapma kararı almıştı.
Bugün, yurt çapında 81 ilde “Geçinemiyoruz” talebiyle basın açıklamaları gerçekleştirildi. Açıklamalarda, 26 Ağustos ve 3 Eylül’de de açık hava mitingleri düzenleneceği ilan edildi.
İşçiler, eylem esnasında sık sık, “Yaşasın sınıf dayanışması”, “Polonez işçisi yalnız değildir”, “Polonez işçisi kazanacak”, “Vergide adalet istiyoruz”, “TÜİK sepetini al başına çal”, “Yaşasın onurlu mücadelemiz”, “Sermayeye değil emekçiye bütçe”, “Kıdemde tavan kaldırılsın”, “Direne direne kazanacağız” sloganlarını attı.
Eylemde işçiler, “Zordayız, geçinemiyoruz”, “TÜİK market aç müşterin olalım” ve “Gerçek enflasyon rakamları aranıyor” yazılı dövizler taşıdı.

Türk-İş, 81 ilde basın açıklaması yaptı

Mutlu bir azınlık dışında halkımız geçim sıkıntısıyla mücadele ediyor
“Hayat pahalılığı, yüksek enflasyon, adaletsiz vergi sistemi, işsizlik… Güvencesiz çalıştırma ve kayıt dışı istihdam gibi sorunlar, başta işçiler olmak üzere, toplumun büyük bölümünün yaşam şartlarını ağırlaştırmaktadır. Yani mutlu bir azınlık dışında halkımız geçim sıkıntısıyla mücadele etmektedir. Bugün burada, yaşanan sorunlara dikkate çekmek ve bir an önce harekete geçilmesi için uyarıda bulunmak için toplandık.

İşçiler çocuklarının eğitim masraflarını şimdiden kara kara düşünüyor
“İşçinin, yoksulun dayanacak gücü kalmadı. Büyükşehirlerde ev kiraları ortalama 15 bin liranın üzerine çıktı. İnsanlar, yüksek kiralar sebebiyle, sağlıksız ortamlarda yaşamak zorunda kalıyor. Markete, pazara, temel tüketim ürünlerine, tepeden tırnağa her şeye her gün zam gelmeye devam ediyor. Geçen ay elektrik fiyatına, bu ay da doğalgaza yüzde 38 zam geldi. Önümüzdeki ay okullar açılacak. Eğitim masrafları altından kalkılamaz bir hal aldı. Analar, babalar ‘çocuğumuzu okula nasıl göndereceğiz’ diyor. İşçiler çocuklarının eğitim masraflarını şimdiden kara kara düşünüyor. Yılbaşından günümüze kadar iğneden ipliğe her şeyin fiyatı 2 katına çıkarken, işçinin emeklinin, yoksulun geliri yerinde saydı.

Türk-İş, 81 ilde basın açıklaması yaptı

Ülkemizde gelir adaleti hızla bozulmaktadır.
“Açıklanan enflasyon oranlarının kabul edilebilir bir yanı yoktur. Yaşanan enflasyon ile açıklanan enflasyon arasında uçurum vardır. İşçilere, emeklilere yapılan düşük zamlar, her geçen gün yoksulu daha da yoksul hale getirmektedir. İşçinin alım gücü hızla düşmektedir. İşçilerin milli gelirden aldığı pay azalırken işverenlerin payı her geçen gün artmaktadır. Ülkemizde gelir adaleti hızla bozulmaktadır. Türkiye, gelir dağılımı eşitsizliğinde Avrupa’da birinci, dünyada 28. sıradadır. Gerçek enflasyon oranları açıklanmazsa bu eşitsizlik daha da artacaktır. Enflasyonun yükselmesinde hiçbir sorumluluğu olmayan işçilerin enflasyonu düşürmek için de fedakârlık etmesi beklenmemelidir.

İşçiler enflasyonun nedeni değil, mağdurudur
“Bu nedenle Tasarruf Tedbirleri Genelgesiyle çalışanın servis ve diğer haklarının kaldırılması kabul edilemez. Servis ve diğer haklar toplu iş sözleşmesi ile elde edilmiş kazanımlardır. Bunun genelgeyle ortadan kaldırılması, başta Anayasa’nın ilgili hükümleri olmak üzere, ILO normlarına ve uluslararası sözleşmelere aykırıdır. Tasarruf, çalışanın servis ve diğer haklarının elinden alınarak değil kamuda ki israfın engellemesi ile sağlanmalıdır. İşçiler enflasyonun nedeni değil, mağdurudur. Enflasyonun bir an önce gerçek seviyesinde açıklanması için gerekli adımlar atılmalıdır.

Türk-İş, 81 ilde basın açıklaması yaptı

Çok kazanandan çok az kazanandan az vergi alınmalıdır
“Ülkemizde gelir adaletini sağlamak için vergi sistemindeki adaletin sağlanması gerekmektedir. Bu ülkenin sağladığı kaynakları kullanarak servet elde edenler, topluma karşı sorumluluklarını yerine getirmeli ve kazançları oranında vergi ödemelidir. Çok kazanandan çok az kazanandan az vergi alınmalıdır. Gelir vergisi tarife basamakları ve oranları acil olarak güncellenmelidir. Geçmiş yıllarda yılın son aylarına kadar ikinci vergi dilimine girmeyen birçok işçi, günümüzde Mart ayında ikinci vergi dilimine girmektedir. Yılda fazladan bir buçuk aylık ücretini vergi olarak ödemektedir. Gelir vergisi tarifesi ilk basamağı, geçmiş yıllarda olduğu gibi, brüt asgari ücretin 12 katından az olmamalıdır.
“İşçi ücretlerinin üzerindeki vergi yükü azaltılmalıdır. İşçiler hem kaynaktan kesilen doğrudan vergi hem de harcamalar yoluyla dolaylı vergi ödemektedir. İşçiler üzerindeki doğrudan ve dolaylı vergiler azaltılmalıdır. Gelir vergisi oranı bütün işçiler için yüzde 15’de sabitlenmelidir. İşçilerin sosyal haklarından vergi kesilmemelidir.

Emekli aylığı ile geçinmek imkansız
“Emekli aylığı ile geçinmek imkânsız hale gelmiştir. Ancak Sosyal Güvenlik Kurumunun açıkları kapanmamış daha da artmıştır. Değişen emekli aylığı hesaplama sisteminde işçinin ortalama kazancına enflasyon ve milli gelirdeki büyümenin yüzde 30’u eklenmektedir. Bu nedenle emekli aylığının miktarının belirlenmesinde enflasyon oranı çok önemli hale gelmektedir. Enflasyon hareketlerinin çok yüksek olması sebebiyle, aynı işyerinde aynı dönemde çalışan iki işçiye emekli aylığı başvuru tarihleri farklı olduğu için farklı aylık bağlanabilmektedir. Bu sebeple enflasyon farkının yüksek olduğu bu dönemde, 2024 yılı içerisinde emekli aylığı talebinde bulunanların emekli aylıkları, 2025 yılında başvuracaklara göre daha fazla olacaktır. Bu durum birçok işçinin emeklilik başvurusu yapmasına sebep olmaktadır. Nitelikli çalışanlar oluşacak fark sebebiyle emekli olmayı tercih etmektedir. Bu mağduriyetin yaşanmaması için gerekli adımlar bir an önce atılmalıdır.”

Türk-İş, 81 ilde basın açıklaması yaptı
]]>
İşçiler “Geçinemiyoruz” demek için meydanlara çıkıyor https://yenidunya.org/emek-gundemi/30685/isciler-gecinemiyoruz-demek-icin-meydanlara-cikiyor/ Thu, 08 Aug 2024 07:32:13 +0000 https://yenidunya.org/?p=30685 Türk-İş, DİSK ve Hak-İş konfederasyonları, her ilde miting düzenleyecek. Konfederasyonlar mitingleri ayrı yapma kararı aldı.
AKP iktidardan asgari ücret ve vergide adalet olmak üzere 10 talepte bulunan işçi konfederasyonları taleplerine hiçbir yanıt gelmeyince mitinglere başlama kararı aldı.

Geçinemiyoruz
Türk-İş, Disk ve Hak-İş konfederasyonları, her ilde kendi mitinglerini düzenleyecek. Mitinglerin temel başlığı “Geçinemiyoruz” olacak. Ayrıca vergide adalet, asgari ücrete zam, kamu sözleşmeleri temel talepler olarak seslendirilecek.
İşçi konfederasyonları mitingleri farklı günlerde yapacak. Aynı gün iki miting yapılmayacak. Amaç taleplerin sürekli gündemde tutulması.
Eğer illerde yapılan mitinglerden taleplerle ilgili sonuç alınamazsa, Ankara’da Tandoğan Meydanı’nda işçi konfederasyonlarının ortak katılımı ile büyük bir miting yapılacak.

]]>
“İnsan onuruna yaraşır bir yaşam talep ediyoruz” https://yenidunya.org/emek-gundemi/30409/insan-onuruna-yarasir-bir-yasam-talep-ediyoruz/ Tue, 09 Jul 2024 09:02:36 +0000 https://yenidunya.org/?p=30409 Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (TÜRK-İŞ) ve Hak İşçi Sendikaları Konfederasyonu (HAK-İŞ), Türk-İş Genel Merkezi’nde düzenlenen basın toplantısı ile ortak açıklama gerçekleştirdi.

Basın toplantısında ilk olarak Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay söz aldı. Atalay, yurttaşların çalışmalarına rağmen ekonomik olarak zor koşullarda yaşadığına dikkat çekti. Toplantıda daha Sonra Hak-İş Genel Başkanı Mahmut Arslan ve DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu açıklamalarda bulundu.

Atalay, “Ücret dengesizliği var. Çalışma hayatıyla ilgili uzun süredir konuşuyoruz. Vergiyle ilgili had safhada sıkıntımız var. Emeklilerimizin, asgari ücretlilerin çok büyük sıkıntısı var. 10 bin lira ile 17 bin lira ile bırakın 1 ayı, 1 hafta geçinme şansınız yok. Hala ‘asgari ücret 10 sene evvel böyleydi.” dedi.

Arslan, “Biz rekabet ediyoruz ama temel sorunlarda bir araya gelme mecburiyetimiz var. Belli konularda birleşmiş olmamız çok kıymetli. Üretim çarkları devam ediyor. Özel sektörde pek çok şirket üç vardiya çalışıyor. Peki emek hareketinin tablosu ne? Büyümeye rağmen emekçilerin milli gelirden aldığı pay azalıyor. Türkiye’de refahın adil paylaşımı ile ilgili tersine bir gidiş söz konusu. Türkiye, dünyanın en kötü milli gelir dağılımındaki adaletsiz ülkeler arasında yer alıyor. Bu gidişat, Türkiye’nin hak etmediği bir gidişat.” dedi.

Çerkezoğlu, “Bugün yaşadığımız bu tablo, tesadüfen ortaya çıkmış değil. Bu, ülkeyi yöneten siyasi iktidarın, siyasi ve sınıfsal tercihlerinin sonucudur. Hepimizin yarattığı değer bu ülkede yaşayan 85 milyon rahatça yaşamasına yeter. Yeter ki kaynaklar adil dağıtılsın, gelir ve vergi dağılımı adaletli olsun. Demokrasinin olmadığı yerde emeğin hakkı olmaz. İşçi sınıfı başta olmak üzere bütün toplumsal kesimlerin seçimden seçime değil hayatın her alanında söz hakkına sahip olduğu bir ülkede bu sorunu çözebiliriz.” dedi.

“İnsan onuruna yaraşır bir yaşam ve adil paylaşım”
Hayat pahalılığı ve yüksek enflasyon, gelir dağılımında ve vergide adaletsizlik, işsizlik, güvencesiz ve kayıt dışı istihdam, iş kazaları ve meslek hastalıkları gibi kronik sorunlar başta işçiler olmak üzere toplumun tüm kesimlerinin yaşam şartlarını daha da ağırlaştırmaktadır.
Ücretlerden vergilere, sendikal haklardan iş güvencesine, kıdem tazminatından iş sağlığı ve iş güvenliğine, toplumsal cinsiyet eşitsizliklerinden sendikal örgütlenmenin önündeki engellere, sosyal güvenlikten halen uygulanmakta olan ekonomi politikalarına kadar çalışanlar tam bir çıkmaz içindedir.
Son yıllarda giderek büyüyen gelir ve servet eşitsizliği, toplumsal sorunlarımızın da temel nedenini oluşturmaktadır. Mevcut ekonomik ortamda emekçilerin alım gücü her geçen gün daha da zayıflamaktadır. Ücretleri enflasyonun sebebi gören yaklaşım kabul edilemez. Ücretli çalışanlar enflasyonun nedeni değil mağdurudur.

Üç İşçi Konfederasyonu olarak “insan onuruna yaraşır bir yaşam ve adil paylaşım” için hükümetten taleplerimizi ve önerilerimizi bir kez daha yineliyoruz:

1-Vergide Adalet İstiyoruz
Ücretlerin vergilendirilmesinde mevcut tarife ve artan oranlar çalışanları mağdur etmektedir. Ücretliler için düzenlenen gelir vergisi tarifesinin ilk dilimi 2024 yılı için 110 bin TL olarak belirlenmiştir. 2002 yılında brüt asgari ücret 222-TL ve gelir vergisi tarifesinin ilk basamağı 3.800-TL iken; gelir vergisi tarifesinin ilk basamağı asgari ücretin 17 katıydı. Bu oran 2010 yılında 12 katına, günümüzde ise 5,5 katına kadar gerilemiştir. Geçmiş yıllarda yılın son aylarına kadar ikinci vergi dilimine girmeyen birçok işçi, günümüzde Mart ayında ikinci vergi dilimine girmekte, yılda bir buçuk aylık ücretini vergi olarak ödemektedir.
Vergi dilimleri başlangıcının düşük ve sonrasında tarife aralığının dar olması nedeniyle, bu durum işçinin eline geçen net tutarın ve satın alma gücünün azalmasına, refahının düşmesine neden olmaktadır. Bu sistem adil değildir. Hayat pahalılığının dar ve sabit gelirli kesimleri daha da zorladığı bu şartlarda sürdürülebilir de değildir. Az kazanandan az çok kazanandan çok vergi alınmalıdır. Vergi sistemi, gelir adaleti dikkate alınarak yeniden düzenlenmeli, aile yükümlülükleri esas alınarak farklılaştırılmalıdır.
Gelir vergisi tarifesinin ilk basamağının, geçmiş yıllarda olduğu gibi, yıllık asgari ücret brüt tutarı toplamının (fazla mesai, yol, yemek, yakacak yardımları gibi ek menfaatler de dikkate alınarak) bir miktar üzerinde tespit edilmesi, diğer vergi tarifesi oranlarının da ilk dilim esas alınarak çalışan lehine güncellenmesi gerekmektedir. Asgari ücret istisnası vergiden değil, matrahtan indirim yöntemiyle uygulanmalıdır. Mevcut uygulamada asgari ücret vergi dışı bırakılmasına rağmen ücretliler aleyhine sonuca yol açmıştır.
Vergi matrahı -eskiden olduğu gibi- ücretli çalışanların lehine farklılaşmalı asgari ücret sonrası ilk vergi basamağı için uygulanacak oran da yüzde 10 olmalıdır.
İşçiler hem kaynaktan kesilen doğrudan vergiler hem de harcamalar yoluyla dolaylı vergi ödemeleri nedeniyle çifte vergilendirmeye tabi tutulmaktadır. Bu kapsamda, çalışanlar üzerindeki doğrudan ve dolaylı vergiler azaltılmalıdır. Bu kapsamda, ailesiyle birlikte yaşamını sürdürmesi için yaptığı temel ve zorunlu harcamaları (eğitim, sağlık, kira, ulaşım vb.) ödenen gelir vergisinden istisna tutulmalıdır. Harcamalarında ağırlıklı yer kaplayan doğalgaz, elektrik, su, ulaşım ve iletişim hizmetleri tüketiminden alınan KDV yüzde 1’e düşürülmelidir. Temel tüketim mallarından alınan KDV sıfırlanmalıdır.
Öte yandan, işverenin sosyal güvenlik primi düşürülmüş ve buradan doğan milyarlarca liralık gelir kaybı Hazine tarafından karşılanmaktadır. Ancak işçilerin sosyal güvenlik priminde bir indirim yapılmamıştır. Sosyal devletin koruyucu vasfı öncelikle düşük gelirli olan ücretli çalışanlar için olmalıdır.  İşverenlere sağlanan sosyal güvenlik prim desteğinin benzeri bir destek işçilere de verilmeli ve işçilerin sosyal güvenlik haklarında bir kayıp yaratmayacak şekilde işçi SGK prim payının 5 puanı bütçeden karşılanmalıdır.
Böylece işçilerin milli gelirden hak ettikleri payı almaları sağlanmalıdır.

2-Enflasyonla Mücadele Ücretleri Düşük Tutarak Sağlanamaz  
TÜİK, Haziran ayı enflasyon oranını yüzde 1,64, altı aylık enflasyonu da yüzde 24,7 olarak açıklamıştır. İşçi, memur ve emekli maaşları bu zam oranları dikkate alınarak artırılmaktadır. Ancak bu kesimlerden önemli bir bölümü bu açıklanan oranları dahi alamamaktadır.
Kaldı ki; açıklanan enflasyon ile yaşanan enflasyon arasında büyük bir fark vardır. İşçinin elde ettiği gelirle zorunlu temel ihtiyaçlarını karşılamasının mümkün olmadığı bu dönemde, emekçilerin başta gıda olmak üzere temel harcama kalemlerindeki artış oranları ile TÜİK enflasyon oranı arasında ciddi bir fark ortaya çıkmaktadır.
Açıklanan enflasyon rakamlarına göre söz konusu zam oranları henüz ücretlere ve maaşlara yansımamışken elektrik fiyatına yüzde 38 zam yapılmıştır. Elektrik fiyatına yapılan zammı akaryakıt zammı takip etmiştir. Akaryakıt fiyatlarında yaşanan artışın akabinde hammadde ve nakliye maliyetlerinde yaşanacak artışa bağlı olarak birçok temel tüketim maddesi fiyatlarının da artması beklenmektedir.
Dar ve sabit gelirli henüz zamlı maaşını alamadan, yaşamını sürdürmek için yapması zorunlu olan tüm harcama kalemlerine zam gelmektedir. Diğer bir ifadeyle, dar ve sabit gelirlinin alacağı zam daha cebine girmeden satın alma gücünü yitirmiş olmaktadır.
Bu nedenle, ücretleri enflasyonunun temel nedeni olarak gören yaklaşım terk edilmeli, bilimin ışığında enflasyonla mücadele edilerek fiyat artışlarının önüne geçilmesi sağlanmalıdır. Çalışan kesimin yoksullaşması pahasına bir ekonomi politikası sürdürülmemelidir.

3-Asgari Ücret Acilen Artırılmalıdır
Ülkemizde kayıtlı çalışanların yarısına yakını asgari ücret seviyesinde gelir elde etmektedir. Asgari ücrete yapılacak artış diğer bütün ücret seviyelerine yapılacak zam oranlarını da etkilediğinden bütün işçileri doğrudan ilgilendirmektedir. İstisnai olması gereken asgari ücret artık ortalama ücret haline gelmiştir.
Enflasyonu yükselteceği iddia edilerek asgari ücrete zam yapılmamasını işçilerin kabul etmesi mümkün değildir.
Ülkedeki yüksek enflasyonun sebebi dar ve sabit gelirli işçiler değildir. Yüksek enflasyonun sebebi, hızla artan döviz kuru, dışa bağımlı üretim gibi nedenler başta olmak üzere sermayenin bitmek bilmeyen kâr hırsıdır. Enflasyonun yükselmesinde hiçbir sorumluluğu olmayan işçilerin enflasyonu düşürmek için fedakârlık etmesi beklenmemelidir. İşçiler enflasyonun nedeni değil, mağdurudur.
Açlık sınırı altında kalan asgari ücrete Temmuz ayından geçerli olmak üzere zam yapılması gerekmektedir.

4-Kamuda Ücret Dengesizliği Sona Erdirilmelidir
Nitelikli ve kıdemli işçiler asgari ücretin çok az üzerinde ücret alır hale gelmiştir. Özellikle kamuda ücret farklılığı had safhadadır. Bu kapsamda oluşan ücret dengesizliği sona erdirilmelidir.

5-En Düşük Emekli Aylığı Asgari Ücret Tutarında Olmalıdır
Ülkemizde hem emekli olabilmek hem de emekli olarak insanca bir yaşam sürmek giderek zorlaşmaktadır. Milyonlarca emekli ve hak sahibi asgari ücretin çok altında aylık ve gelir elde etmektedir.
Geçmiş yıllarda sosyal güvenlik mevzuatında yapılan değişikliklerle yaşlılık aylığının hesaplanmasına ilişkin hükümler yeniden düzenlenmiştir. Yaşlılık aylığı bağlama oranları düşürülmüş ve güncelleme katsayısı azaltılmıştır. En düşük emekli aylığının hazine desteği ile 10 bin lira olması bu durumun vahametini göstermektedir.
En düşük emekli aylığının asgari ücret seviyesinde olması gerekmektedir. Emekli aylıkları arasındaki dengesizliğin giderilmesi için intibak düzenlemesi yapılmalı, aylık bağlama oranları eski düzeyine çekilmeli, emekli aylıkları hesaplanırken ve arıtılırken büyümenin tümü hesaba katılmalıdır.

6-Sendikal Örgütlenmenin Önündeki Engeller Kaldırılmalıdır
Sendikal hakların kullanımının önündeki engeller varlığını sürdürmektedir. Mevzuatımızda yer alan düzenlemelere rağmen sendika üyeliğinden dolayı işçilerin kitlesel olarak işten çıkarılmasının önüne geçilememektedir. Toplu iş sözleşmesi sürecinin etkin işlememesi, yetki davaların uzun sürmesi, işverenlerinin yetki itirazlarının yetki tespitinde bekletici sebep sayılması nedeniyle işçilerin toplu iş sözleşmesine kavuşmaları gecikmekte; hatta bazı durumlarda mümkün olmamaktadır.  Grev hakkı özgürce kullanılamamaktadır.
Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) normlarına uygun bir çalışma mevzuatına ihtiyaç her geçen gün artmaktadır. Bu konuda sosyal tarafların beklentilerini karşılayacak bir düzenleme hayati önemdedir.
Ülkemiz çalışma hayatının en önemli sorunlarının başında sendikalaşma oranlarının düşük seviyelerde olması gelmektedir. Sendikal örgütlenmenin önünde yasal ve idari engellemeler bulunmaktadır. Son yayımlanan istatistiklere göre yaklaşık 17 milyon sigortalı işçinin sadece yüzde 15’i sendikalıdır. Ayrıca toplu sözleşmeden yararlanma oranı da giderek düşmekte ve kayıtlı işçilerin yalnızca yüzde 10’u toplu iş sözleşmesinden yararlanmaktadır. Özel sektörde bu oran yüzde 5’lere kadar gerilemektedir. Emekçilerin haklarının güçlendirilmesi için sendikalaşma önündeki engellerin kaldırılmasını talep ediyoruz.
Kayıtdışı istihdamla mücadele etmenin en etkin yolu sendikal örgütlenmenin artırılmasıdır.
Çalışanların sendikal haklarını işten atılma ve mobbing endişesinden uzak bir şekilde özgürce kullanabilecekleri hukuki düzenlemelerin yapılması zorunludur. Güçlü bir iş güvencesi sistemi ülkemizde sendikalaşma oranını artıracak ve sendikal hakların kullanılmasını kolaylaştıracaktır. Neticesi tazminata bağlı olan iş güvencesi yerine, iş ilişkisini ayakta tutmayı önceleyen mutlak bir iş güvencesi talebimizi yineliyoruz.
Sendikal nedenler ve farklı gerekçelerle işten çıkarmalar ve baskılar son bulmalıdır.

7-696 Sayılı KHK kapsamı dışında bırakılan Kamu Taşeron İşçileri Daimi Kadroya Geçirilsin
696 sayılı KHK’nın kapsam dışında tuttuğu işçiler ile 696 sayılı KHK’nın yürürlüğe girmesinin ardından taşeron firmalarda istihdam edilmeye başlamış olan işçilerin de sürekli işçi kadrosuna geçirilmesi ve bu yolla kamuda taşeron uygulamasına tamamıyla son verilmesi, yerel yönetimlerde işçilerin de hiçbir ayrım olmadan kamu işçisi statüsüne geçirilmesi için gerekli mevzuat değişikliklerinin gerçekleştirilmesini talep ediyoruz.

8-Tasarruf Tedbirleri Gerekçesiyle Çalışanların Hakları Aşındırılmasın
Kamu kaynaklarının israf edilmemesi,  hukuksuz, usulsüz ve kamu yararına olmayan harcamaların sona erdirilmesi doğru olsa da tasarruf adı altında işçinin emeğinin karşılığı olarak hak ettiği ücreti ve sosyal hakları yönünden bir sınırlandırmaya gidilmesi kabul edilemez.

9-İş Kazaları ve Meslek Hastalıkları
İnsan onuruna yakışır iş için, çalışma ortam ve koşullarını iyileştiren, ölümlü iş kazalarını ve meslek hastalıklarını azaltan ve süreç içinde ortadan kaldırmayı hedefleyen bir yaklaşım esas alınmalıdır. Bunun için kamusal bir işçi sağlığı ve iş güvenliği alanı yaratmak için bütünlüklü bir sistem gerekmektedir.

10-Çalışma Hayatında Ayrımcılık Son Bulmalıdır
ILO’nun 190 sayılı Şiddet ve Taciz Sözleşmesi ülkemiz tarafından da onaylanmalı ve etkin bir biçimde uygulanmalıdır.
İşçi sınıfının önündeki bu engellere ve işçilerin yaşadığı bu sorunlara karşı üç işçi konfederasyonu olarak bizlerin ortak tutum alması ve geçmişte olduğu gibi birlikte hareket etmesi hem bir sorumluluk hem de üyelerimize karşı bir görevdir.

]]>
Neden vergi ödüyoruz, vergi adaleti nasıl sağlanır? https://yenidunya.org/yazarlar/selim-dikel/29094/neden-vergi-oduyoruz-vergi-adaleti-nasil-saglanir/ Sat, 10 Feb 2024 13:16:59 +0000 https://yenidunya.org/?p=29094 Neden vergi ödüyoruz?

Birçoğunuz hatırlarsınız, Maliye Bakanlığının çok eskiden ‘Bir alışveriş bir fiş’ sloganı ile TV’lerde yayınlattığı kamu spotlarında; “Ödenen her kuruş verginin halka hizmet olarak geri döneceği” propagandası yapılıyordu.

Sonra devir değişti. 12 Eylül darbesiyle ve ANAP iktidarıyla başlayan, DYP ve AKP iktidarıyla devam eden süreçte; “24 Ocak Kararları”, “Yapısal Reformlar”, “5 Nisan Kararları” ve “Neoliberal Ekonomi” gibi sahte kurtuluş reçeteleriyle dayatılan özelleştirme uygulamalarıyla birlikte kamucu ekonominin tamamen tasfiyesi sonucunda, devletin gelir getiren tüm kamu kurum ve kuruluşları yerli ve yabancı sermayeye peşkeş çekildi.

Sonra da devletin tüm ekonomik faaliyetlerine son vererek ülkeyi iflasa sürüklemek sanki iyi bir şeymiş gibi, dönemin Başbakanı Tansu Çiller; “son sosyalist devleti de yıktık” diye yaptıklarıyla övündü.

Fakat bunun sonucunda; halkın eğitim, sağlık, sosyal güvenlik, ulaşım ve barınma gibi ihtiyaçları için hizmet sunabilmek amacıyla devletin elinde vergiden ve başta IMF olmak üzere uluslararası tefecilere borçlanmaktan başka seçenek kalmadı.

Bu nedenle, bugün emeğiyle ve alınteriyle yaşamını sürdürmeye çalışan tüm yurttaşlar; ekmeğe, suya, iğneden ipliğe her şeye vergi ödüyoruz.

Ancak, ödediğimiz vergiler ‘yol, su, elektrik, eğitim, sağlık ve sosyal güvenlik hizmeti’ olarak geri dönmüyor. Paran varsa temel kamu hizmetlerinden yararlanabilirsin. Paran yoksa canın cehenneme!

Vergi adaleti nasıl sağlanır?

Maliye Bakanlığına bağlı çeşitli birimlerde görev yaptığım dönemde bizlere verilen mesleki eğitim ve seminerlerde vergiciliğin; “kazı bağırtmadan yolma sanatı olduğu” anlatılırdı.

Geçmişte ve günümüzde devleti yönetenlerde hakim olan bu anlayış, yani yurttaşları “yolunacak kaz gibi görme” anlayışı yüzünden; emekliler ve tüm emekçi yurttaşlar ağır zamlar ve dolaylı vergiler altında ezilirken; döviz ticareti, borsa faaliyetleri, faiz gelirleri, altın, pırlanta ve her türlü mücevherat alım satımı ülkemizdeki vergi kayıp ve kaçağının en fazla olduğu sektörlerin başında gelmektedir.

Vergi uygulamalarında tüketim harcamaları değil, ticari faaliyetlerden elde edilen kazanç ve gelirler esas alınmalıdır. ‘Az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi’ ilkesine göre, vergi uygulamaları ‘Tabana’ değil, ‘Tavana’ yayılarak vergi adaleti sağlanmalıdır.

Çalışanların maaş ve ücretlerinden alınan gelir vergisi oranı düşürülmelidir. Hisse Senedi, Döviz Alım Satımı, Menkul Kıymetler Borsası ile Kuyumculuk ve Tefecilik faaliyetlerindeki vergi kayıp ve kaçakları önlenmeli, yerli ve yabancı holdinglere yasalarla tanınan Kurumlar Vergisi istisnaları kaldırılarak gerçek vergi adaleti sağlanmalıdır.

Temel gıda maddeleri ile elektrik, su ve doğalgaz faturaları üzerinden alınan KDV kaldırılmalıdır.

Kayıt dışı istihdam engellenerek vergi ve SGK prim kayıpları önlenmelidir. Böylelikle kayıt dışı çalıştırılan emekçilerin de sosyal güvenlik şemsiyesi altına alınarak güvenceli çalışmaları sağlanmalıdır.

Ekonomik krizin ve bütçe açığının sorumlusu işçiler, memurlar ve emekliler değil; vergi borçları silinen yandaş müteahhitler, emlak ve inşaat patronları, tefeci bankerler, döviz tüccarları ve borsa simsarlarıdır. Faturayı emekçiler ve emekliler değil, krizi yaratanlar ve krizden zenginleşen patronlar ödemelidir.

Halkın ödediği vergilerden karşılanan milyarlarca liralık Hazine yardımlarını kullanarak siyasi faaliyetlerde bulunan ve halkın oyuyla iktidara gelen siyasi partiler; iktidar olduklarında T.C. Anayasası’nın 2. Maddesinde yazılı olan; “Adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı sosyal hukuk devleti” olma gereğini yerine getirmekle yükümlü olduklarını asla unutmamalıdırlar.

Son söz olarak; yurttaşları yolunacak kaz olarak görme anlayışı terk edilerek; ödediğimiz her kuruş vergi, yol, su, elektrik, eğitim, sağlık, sosyal güvenlik, ulaşım ve barınma hizmeti olarak geri dönmelidir.

]]>
Kamu işçileri insanca yaşam istiyor https://yenidunya.org/emek-gundemi/28925/kamu-iscileri-insanca-yasam-istiyor/ Sun, 28 Jan 2024 19:15:49 +0000 https://yenidunya.org/?p=28925 Yaklaşık 750 bin kamu işçisi ek zam talep için alanları doldurdu.
Kamu işçileri, geçim şartları, ücret ve vergideki adaletsizlik, ek protokol talepleri, kamudaki taşeron uygulamaları gibi birçok soruna karşı eyleme hazırlanıyor.

Eylem planı hazırlığı
Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (Türk-İş) Yönetim Kurulu, 29 Ocak pazartesi günü saat 11.00’de konfederasyon genel merkezinde tüm sendika genel başkan ve genel merkez yöneticileri, bölge ve il temsilcileri ile toplantı düzenleyecek.
1 milyondan fazla üyesi bulunan konfederasyon toplantıda genel bir durum değerlendirmesi yaparak “Türk-İş Eylem Planı” belirlenecek.

İşçiler alanlarda
Türk-İş’e bağlı sendikaların üyeleri, Türkiye’nin farklı illerinde alanlara çıkarak insanca yaşam taleplerini dile getiriyor.
İşçilerin talepleri arasında şunlar bulunuyor:
-Sosyal devlet niteliği korunmalı,
-Vergide adalet. Vergi sistemi çok kazanandan çok, az kazanandan az ilkesine uygun düzenlenmeli,
-Kamuda çalışma standartları belirlenmeli,
-Kamudaki ücret dengesizlikleri giderilmeli,
-Kamuda taşeron kaldırılmalı.

]]>
Vergi yükü dar gelirlinin sırtında https://yenidunya.org/emek-gundemi/28896/vergi-yuku-dar-gelirlinin-sirtinda/ Fri, 26 Jan 2024 09:03:04 +0000 https://yenidunya.org/?p=28896 Türkiye’de işçiler patronlardan yüzde 322 daha fazla vergi ödedi

CHP Kahramanmaraş Milletvekili Ali Öztunç, “Türkiye’de işçiler, Aralık 2023’te patronlardan yüzde 322 daha fazla vergi ödedi. AKP, dolaylı vergilerle zenginlerden çok dar gelirlilerden alıyor. 2024’te de durum değişmiyor, vergi yükü daha da artacak. Adaletsiz vergiler, dar gelirlinin ekmeğini küçültüyor” dedi.
CHP Milletvekili Ali Öztunç, çalışan kesim ile dar gelirliler üzerindeki vergi yüküne dikkat çekerek, 2024 yılında çalışanların ödemek zorunda kalacağı vergilerin daha da artacağını söyledi. Öztunç, sürekli yapılan zamlarla ve arttırılan vergilerle bütçenin denkleştirilmeye çalışıldığını, bu yapılırken de faturanın vatandaşa kesildiği ifade etti.
Öztunç yaptığı açıklamada şunları kaydetti:

Dolaylı vergiler zenginlerden çok dar gelirlilerden’
“Geçen yıl dolaylı vergiler yüzde 101,4 oranında artarak 2 trilyon 9466 milyar liraya yükselirken, doğrudan vergiler ise yüzde 74,6 oranında artarak 1 trilyon 555 milyar liraya çıktı. Dolaylı vergilerin payı bir önceki yıla göre 3,3 puan artış kaydederek yüzde 65,5’e çıktı. Türkiye’de işçiler Aralık 2023’te patronlardan yüzde 322 daha fazla vergi ödedi. AKP, dolaylı vergilerle zenginlerden çok dar gelirlilerden alıyor. 2024’te de durum değişmiyor, vergi yükü daha da artacak.
Hem dolaylı vergiler hem de doğrudan vergiler enflasyondan oldukça yüksek oranda artış kaydetti. TÜİK’in enflasyon oranını doğru kabul edersek vergi gelirlerinde reel olarak yüzde 9,4 oranında bir artış yaşandı. Milli gelir büyüme oranının yüzde 4 civarında kaldığı dikkate alındığında 2023 yılında vatandaşın vergi yükünde oldukça ciddi bir artış yaşandığı sonucu çıkıyor. Adaletsiz vergiler, dar gelirlinin ekmeğini küçültüyor.

Kaynak: ANKA Haber

]]>
Türk-İş’ten ‘vergi’ mektubu https://yenidunya.org/emek-gundemi/28555/turk-isten-vergi-mektubu/ Sat, 16 Dec 2023 09:46:00 +0000 https://yenidunya.org/?p=28555 Türk-İş, asgari ücret oranının belirlenmeye çalışıldığı toplantı öncesi hükümet ve muhalefete vergi dilimlerinin düzenlenmesi için çağrı yaptı.
Türk-İş’in mektubunda, ücretlilerin temel giderlerinin vergi matrahından indirimine izin verilmesini, tüm sosyal yardım kalemlerinin de mümkün olduğunca SGK prim matrahına dahil edilmemesini talep ediliyor.
Türk-İş Genel Başkan Ergün Atalay ve Genel Başkan Yardımcısı Pevrul Kavlak, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ve TBMM’deki parti grup başkanvekillerine vergi düzenlemesiyle ilgili bir mektup mektup gönderdi.

Kümülatif vergi matrahı düzenlenmeli
Mektupta, ücretlerde asgari ücret kadar olan tutarın 2022’den itibaren gelir vergisinden istisna tutulduğu anımsatılarak, bu düzenlemenin ücret gelirlerinin vergilendirilmesindeki adaletsizliklerin çözümünde yeterli olmadığı vurgulandı.
Ücretlerde gelir vergisinden istisna tutulan söz konusu tutarın, sonraki ayların kümülatif vergi matrahına eklendiğinin belirtildiği mektupta, bu nedenle ücret gelirlerinin haksız şekilde yüzde 15’lik dilimi daha erken aştığına ve ardından yüzde 20 ve 27’lik dilimlerin de daha çabuk vergilendirildiğine yer verildi.
Mektupta, “Türkiye’de uygulanan tüm istisna uygulamalarında istisna tutulan tutar vergi matrahına eklenmiyor ancak asgari ücret istisnası tutarı haksız ve adaletsiz bir şekilde kümülatif vergi matrahına ekleniyor. Bu da ücret gelirlerinde ağır vergi yüküne sebep oluyor.” ifadelerine yer verilerek şunlar kaydedildi:
“Ücretlerde asgari ücret kadar olan tutarı gelir vergisinden istisna tutan, Gelir Vergisi Kanunu’nun 23’üncü maddesinin birinci fıkrasına eklenen 18 numaralı bentteki ‘Şu kadar ki, istisnayı aşan ücret gelirinin vergilendirilmesinde verginin hesaplanacağı gelir dilim tutarları ve oranları, istisna kapsamındaki tutarlar da dikkate alınarak belirlenir’ hükmü kaldırılarak sorun çözülmelidir.”

Türk-İş'ten 'vergi' mektubu

Asgari ücretliler yüksek vergi ödüyor
Brüt asgari ücretin 1999-2023 arasında 143 kat armasına karşın, gelir vergisi tarifesinin birinci diliminin 35 kat seviyesinde artırılmasının, çalışanlar üzerinde ağır vergi yüküne sebep olduğu değerlendirmesi yapılan mektupta, şu ifadeler kullanıldı:
“2010 yılı ve öncesinde asgari ücret üzerinden gelir elde eden bir çalışan ikinci vergi dilimine hiç girmemekte ve ücretinden kesilen gelir vergisi oranı hiç artmamaktaydı. 2011 yılı itibariyle asgari ücretliler ikinci vergi dilimine tabi olmuştur. Asgari ücretteki artış ile gelir vergisi ilk dilimi tutarındaki artış paralel seyretmemiş ve bu nedenle asgari ücretliler her yıl daha yüksek oranla gelir vergisi ödemek durumunda kalmıştır. 2011 yılına kadar asgari ücretli, yıl içerisinde ilave bir kazancı yok ise ikinci vergi dilimine hiç girmezken, Temmuz 2021’den itibaren tüm asgari ücretliler ikinci vergi dilimine girerek daha yüksek oranda vergi ödemek durumunda kalmıştır. Birinci vergi dilimi tutarının arttırılması, asgari ücretlilerin ikinci vergi dilimine yıl boyunca girmesinin engellenmesi gerekmektedir. Bu noktada gelir vergisi tarifesinin ilk diliminin geçmiş yıllarda olduğu gibi yıllık asgari ücret brüt tutarının (fazla mesai, yol, yemek ve yakacak yardımları gibi ek kazançlar da dikkate alınarak) belirli miktar üzerinde tespit edilmesi diğer vergi tarifesi oranlarının da ilk dilim baz alınarak çalışan lehine güncellenmesi talep edilmektedir.”

Vergi sistemi adil hale getirilmeli
Mektupta, başta ücretler olmak üzere birçok gelir unsurunun stopaj yoluyla vergilendirildiği ve yaygın olarak da stopajın nihai vergilemeye dönüştüğü belirtilerek, “Ancak sadece ücret gelirine uygulanan stopaj artan oranlı tarifeye göre hesaplanmakta tüm diğer gelirler (faiz ve benzeri gelirler, şirketlerden elde edilen kar payları, bazı serbest meslek kazançları, kira gelirleri vb.) sabit bir oranla stopaja tabi tutulmaktadır. Vergilendirme sistemini daha adaletli hale getirmek üzere ücretler ya sabit bir oranla stopaja tabi tutulmalı veya daha düşük oranlara sahip ayrı bir vergi tarifesiyle vergilendirilmelidir.” görüşüne yer verildi.
Tüm kazanç unsurlarına sağlanan gayrisafi gelirden giderler düşülerek bulunacak “safi kazanç” üzerinden vergileme hükmünden ücretlilerin de yararlandırılmasını istenen mektupta, “Ücretlilerin temel giderlerinin vergi matrahından indirimine izin verilerek; sağlık, eğitim, yol, kira ve ısınma giderlerinin yanı sıra sağlanan tüm diğer sosyal yardım kalemlerinin de mümkün olduğunca SGK prim matrahına dahil edilmemesi ve gelir vergisinden istisnasının sağlanmasının uygun olacağı değerlendirilmektedir.” ifadeleri kullanıldı.

]]>