üretim – Yeni Dünya https://yenidunya.org Yeni Günün Habercisi Wed, 14 May 2025 10:01:50 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.8.6 https://yenidunya.org/wp-content/uploads/2022/02/cropped-YD-ikon-512-1-75x75.png üretim – Yeni Dünya https://yenidunya.org 32 32 14 Mayıs Çiftçiler Günü; Çiftçi yarınını göremiyor https://yenidunya.org/yurt/32639/14-mayis-ciftciler-gunu-ciftci-yarinini-goremiyor/ Wed, 14 May 2025 10:01:49 +0000 https://yenidunya.org/?p=32639 -Yelkenleri tarıma çevirmeliyiz.
-2025 yılı tarım sektörü için afet yılı haline geldi.
-Çiftçilerimiz borçlanarak üretiyor.
-Tarım sektöründe nüfus yaşlanıyor.
-Hayvancılıkta var olan potansiyelimizi tam anlamıyla kullanamıyoruz.
-Çiftçi üretmezse Türkiye aç kalır.

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Uluslararası Tarım Üreticileri Federasyonu (IFAP) tarafından alınan kararla 1984 yılından bu yana her yıl tüm dünyada kutlanan 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü dolayısıyla basın açıklaması yaptı.
Türk çiftçisinin tüm zorlu koşullara rağmen üretmeye devam ettiğine dikkat çeken Bayraktar, “Bu çabanın kıymetini bilmek, sadece üreticiye değil, ülkemizin de geleceğine sahip çıkmaktır. Bu yıl sektörde yaşanan doğal afetler nedeniyle 14 Mayıs Dünya Çiftçiler gününü buruk kutluyoruz. Alın teriyle üretimini sürdüren tüm üreticilerimizin 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Gününü kutluyor, şükranlarımı sunuyorum.” dedi.

Bayraktar, açıklamasını şöyle sürdürdü;

14 Mayıs Çiftçiler Günü; Çiftçi yarınını göremiyor

“Yelkenleri tarıma çevirmeliyiz”
“Günümüzde dünya genelinde iklim krizinin etkileri daha da belirginleşiyor; kuraklık, ani hava olayları ve tarımsal üretimdeki dalgalanmalar, hem üreticiyi hem de tüketiciyi derinden etkiliyor.
Küresel fiyat dalgalanmaları, enerji maliyetlerindeki artış ve bölgesel jeopolitik gelişmeler, gıda tedarik zincirlerini zorlaması tarımın ne kadar stratejik bir konumda olduğunu bir kez daha ortaya koydu.
Bu zorlu koşullara rağmen, Türk çiftçisi 2025 yılında da tarlasını terk etmeyerek gıda arzını sağlamak adına insanüstü bir çaba gösteriyor. Bu çabanın kıymetini bilmek, sadece üreticiye değil, ülkemizin de geleceğine sahip çıkmaktır.
Tarım Sektörü Gayrisafi Yurt içi Hasılanın yüzde 5,6’sını, istihdamın ise yüzde 14,8’ini sağlıyor.
Ülkemiz birçok tarımsal ürünün üretiminde ve ihracatında ön sıralarda bulunuyor. Fındık, kuru üzüm, ayva, kuru kayısı ve kuru incir ihracatında dünyada lider konumdayız.
Bunların hepsi, her türlü zorluğa rağmen üretmekten vazgeçmeyen çiftçimizin emekleri sayesindedir. Son yıllarda üreticilerimizin en çok zorlayan durumlardan biri de doğal afetler oldu.
Don, dolu, kuraklık gibi tabii afetler üretimi sekteye uğratıyor, bazı bölgelerde halen kuraklık devam ediyor ve bu durum gıda güvenliğini sağlama konusunda bizi zorlayarak üreticilerimizin tarımdan uzaklaşmasına neden oluyor.  Çiftçilerimizi tarımda tutabilmek için, yelkenleri tarıma çevirmeliyiz.”

“2025 yılı tarım sektörü için afet yılı haline geldi”
“Henüz Mayıs ayında olmamıza rağmen 2025 yılı tarım sektörü için şimdiden afet yılı haline geldi.
Şubat ayında Mersin, Adana ve Hatay başta olmak üzere birçok ilde zirai don afeti yaşandı, ardından Nisan ayında 65 ilde etkili olan bir don afeti daha meydana geldi ve tarım ürünlerine ciddi zararlar verdi.
Yaşanan zirai don hadiselerinde başta fındık, kayısı, üzüm gibi ihraç ürünlerimiz olmak üzere ekili ve dikili tüm ürünlerimiz zarar gördü.
Akdeniz havzasında olması nedeniyle, iklim değişikliğinden en çok etkilenen ülkelerden biri de Türkiye’dir. Ülkemizde, 2011 yılında 324 olan doğal afet sayısı yaklaşık 4 kat artarak 2024 yılında 1.257’ye ulaştı.
Çiftçilerimizin doğal afetlerle mücadelesi zirai donla da sınırlı kalmadı. Zirai don hadiselerinin ardından 3-4 Mayıs’ta Kahramanmaraş, Adıyaman, Şanlıurfa, Niğde ve Gaziantep illerimizde dolu afeti meydana geldi ve bu da tarımsal üretime ciddi zararlar verdi.
Ziraat Odaları olarak her doğal afette olduğu gibi bu zorlu süreçte de sahada çalışmalara katıldık ve çiftçilerimizin yanında olduk. 20’den fazla ilde yaptığım incelemeler neticesinde üreticilerimizin durumunu bizzat görmüş oldum.
Üreticilerimizin kayıpları belirlenirken mağdur edilmemesi, hızlı hareket edilmesi ve ihtiyaç duyduğu desteğe geciktirilmeden bir an önce kavuşması en büyük temennimizdir.”

“Çiftçilerimiz borçlanarak üretiyor”
“Çiftçilerimiz, bunca zorluğun yanı sıra, bir de pahalı girdilerle borçlanarak üretim yapıyor. Gübre, mazot, yem, zirai ilaç, elektrik, sulama, tohum ve işçilik maliyeti sürekli artıyor.
Yüksek maliyetle üretim yapan çiftçilerimizin borçları da günden güne katlanıyor. 2025 yılının Mart ayında çiftçilerimizin bankalara olan borçları bir önceki yıla göre yüzde 50 oranında artarak 996 milyar 177 milyon liraya yükseldi.
Çukurova’da buğday ve arpa hasadı başladı. Bu sezon küresel ısınmanın etkisiyle kış aylarında beklenen kar yağışlarının yetersiz olması, yağışların zamanında gerçekleşmemesi ve yaşanan doğal afetler buğdayda kaliteyi ve özellikle kıraç alanlarda verimi düşürdü.
Sulama imkânı olan arazilerde ise başta sulama ve enerji olmak üzere çiftçinin yüksek olan maliyetini daha da artırdı.
Buğday üreticilerimiz, üretimde yaptığı masrafların, verdiği emeğin ve döktüğü alın terinin karşılığını almak istiyor. Müdahale alım fiyatındaki artışın enflasyon oranının altında kalmaması ve ödemelerin gecikmemesi gerekiyor.
2025 yılı müdahale alım fiyatının maliyet ve refah payı gözetilerek hasat öncesi piyasa da oluşan fiyatların üzerinde açıklanmasını bekliyoruz.”

14 Mayıs Çiftçiler Günü; Çiftçi yarınını göremiyor

“Tarım sektöründe nüfus yaşlanıyor”
“Tarımda nüfus yaşlanıyor, kırsalda yaş ortalaması 59u buldu. Geçlerimizi kırsalda tutmanın yollarını bulmalıyız, aksi takdirde gıda güvenliğini sağlayamayız.
Gençlerimizi kırsalda tutmanın önündeki en büyük engel, üreticilerimizin gelecek kaygısıdır. Tarımda kayıtlı genç çiftçi oranı yüzde 5’in altına düştü, diğer taraftan SGK’ya kayıtlı çiftçi sayısı 2021 yılında 1 milyon iken, 2024 yılı sonunda 419 bine geriledi. 1,1 milyon çiftçi ise muafiyet belgesi alarak sistemin dışına çıktı.
Tarımın sürdürülebilirliği ve kırsalda yaşamın devamı için çiftçilerimizin sosyal güvenlik sistemine dâhil edilmesi zorunludur. Bu nedenle: Tarım BAĞ-KUR primleri düşürülmeli, genç ve kadın çiftçilerimize yönelik özel sosyal güvenlik destekleri sağlanmalıdır.”

“Hayvancılıkta var olan potansiyelimizi tam anlamıyla kullanamıyoruz”
“Ülkemiz, üzerinde bulunduğu coğrafya sayesinde hayvansal üretimde büyük bir potansiyele sahip. Üreticilerimiz, büyükbaş ve küçükbaş hayvan yetiştiriciliğinden kanatlı yetiştiriciliğine, arıcılıktan ipekböceği yetiştiriciliğine kadar ülkemizin hayvansal gıda arzını sağlamak için birçok alanda üretmeye devam ediyor.
Ancak yem başta olmak üzere birçok maliyet her geçen gün artarken bunun yanında düşük kalan üretici fiyatları hayvancılıkta var olan potansiyelimizin tam anlamıyla kullanılmasına engel oluyor. Hayvancılığın ayakta kalabilmesi, hayvansal gıda arzında sıkıntı yaşanmaması, ancak üretilen ürünlerin yeterli ve güvenceli bir pazara sahip olmasıyla mümkün.
Özellikle sektörde rekabet etme şansı bulunmayan küçük aile işletmelerinin yeterli geliri elde etmesi sağlanmalı, üretimi bırakarak kırsaldan göç etmesinin de önüne geçilmeli.” 

“Biz üretmezsek Türkiye aç kalır”
“Türkiye Ziraat Odaları Birliği olarak her zaman söylediğimiz gibi: “Biz üretmezsek Türkiye aç kalır”
Bu bilinçle, üreticilerimizin yanında olmaya, onların sesi olmaya ve toprağa emek veren herkesin hak ettiği değeri görmesi için mücadele etmeye devam edeceğiz.
Tüm çiftçilerimize doğal afetlerden uzak, bereketli bir hasat dönemi diliyor; 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü’nü yürekten kutluyorum.”

14 Mayıs Çiftçiler Günü nedir?
14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü, tarım sektöründe çalışan çiftçilerin emeklerini takdir etmek ve onların toplumdaki önemine dikkat çekmek amacıyla kutlanan bir gündür.
14 Mayıs tarihi, 1984 yılında Uluslararası Tarım Üreticileri Federasyonu (IFAP) tarafından “Dünya
Çiftçiler Günü” olarak ilan edilmiştir.
Temeli, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) ile uluslararası tarım kuruluşlarının girişimleriyle atıldı. Ancak 14 Mayıs’ın özel olarak Dünya Çiftçiler Günü olarak belirlenmesi, ilk kez Hindistan’da tarımı desteklemek için düzenlenen bir dizi etkinlik sonrası gündeme geldi.
IFAP, 1946 yılında kurulmuş ve dünya genelinde çiftçilerin haklarını savunmayı amaçlayan bir federasyondur.
Türkiye’de ise 14 Mayıs tarihi, Uluslararası Tarım Üreticileri Federasyonu’nun (IFAP) 1984 yılında aldığı kararla çiftçilere adandı. Bu tarih, aynı zamanda Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nin de kurulduğu gündür.

]]>
Yenice çiftçileri isyan etti https://yenidunya.org/emek-gundemi/30965/yenice-ciftcileri-isyan-etti/ Thu, 19 Sep 2024 17:32:09 +0000 https://yenidunya.org/?p=30965 Kapya biber üreticisi anavatanında kan ağlıyor

Çanakkale’de kapya biberin anavatanı olan Yenice ilçesinde biber yetiştiricileri geçen sene 15 TL den sattıkları ürünün fiyatı bu sene 6 TL ye düşünce biberlerini yola döktüler.
Ürün fiyatlarının maliyetlerini karşılamadığını belirten çiftçiler, seslerini yetkililere duyurmak için farklı yollar arıyor.
Yenice Seyvan köyünde 60 dönüm alanda kapya biber üretimi yapan çiftçi Önder Kaya (53) mahsülün  alıcı bulmaması ve fiyatların da bir önceki yıla göre çok düşük olması nedeniyle bir römork kapya biberini Biga Caddesi’ndeki camlı kahve yanındaki ana yola dökerek isyan etti.
Gözyaşları içerisinde ektiği kapya biberinin salçalığın dört liradan dahi satın alınmadığını ve alan firmaların ise 150 günlük vade teklif ettiğini kaydeden üretici Önder Kaya, “Peki bizden yok pahasına alınmaya çalışılan bu biber fiyatlarına rağmen salça fiyatları neden tüketiciye yansıtılmıyor” serzenişinde bulundu.

Yenice çiftçileri isyan etti

“Bu sene neden 6 lira? Ne oldu, savaş mı çıktı?”
Yenice’de biberlerini yola döken öfkeli çiftçi, “Geçen sene biberi 15 liradan sattım, bu sene neden 6 lira? Ne oldu, savaş mı çıktı? Bu ürünün dönüm maliyeti 15 bin lira. Ettiğim maliyeti bile kurtarmıyor. Böyle bir saçmalık olabilir mi? Yazık değil mi?” diyerek duruma tepkisini dile getirdi. Çiftçi, ürünlerinin neredeyse bedavaya alınmak istendiğini ve ödemelerin de 6 ay sonrasına bırakıldığını belirterek, “Benden ürünü 6 liraya almaya çalışıyorlar ama marketlerde salça fiyatları sürekli artıyor. O zaman vatandaşa da bedavaya ver, vatandaşın günahı ne? Sanayicinin malı mal da bizim malımız mal değil mi?” ifadeleriyle tepkisini sürdürdü.
Çiftçi, yarın da biberlerini Yenice’de bir parkın girişine dökeceğini söyledi. Olay sırasında çevredeki vatandaşlar çiftçiyi alkışlayarak destek verdi.
Bölge muhtarı ise çiftçinin yaşadığı zorlukları anlayarak, “Çiftçinin derdini duyup bu durumu çözecek bir yetkili yok mu?” diyerek vatandaşın serzenişini haklı buldu. 
Belediye’de çalışan kadın işçiler yola dökülen biberleri topladı.
Bölgedeki üreticiler, ürün fiyatlarındaki düşüşe karşı tepkilerini dile getirirken, yetkililerden çözüm bekliyor.

Kaynak: tontv.com.tr

]]>
Çiftçiler bugün de Kahramanmaraş’ta eylem yaptı https://yenidunya.org/emek-gundemi/30772/ciftciler-bugun-de-kahramanmarasta-eylem-yapti/ Sat, 17 Aug 2024 15:50:39 +0000 https://yenidunya.org/?p=30772 Çiftçi eylemlerinin arkası kesilmiyor. Her gün bir başka şehirde çiftçiler eylem yapmaya başladı. Ürünlerine hak ettikleri fiyatı alamayan, verilen taban fiyatlarda maliyeti bile karşılayamayan çiftçilerin eylem adresi bugün de Kahramanmaraş’tı. Üretimlerinin karşılığını alamayan çiftçiler traktörlerle yol kapatıp, ürünleri yola döktüler.

‘Çiftçiler her gün bu eylemi gerçekleştirecek’
Kahramanmaraş’ta domates ve biber üreticileri, fiyatların masraflarını karşılamamasını protesto etmek için traktörlerle konvoy düzenleyerek eylem başlattı. Çiftçiler, “Eğer destek bize sağlanmazsa çiftçiler her gün bu eylemi gerçekleştirecektir” açıklamasını yaptı.
Traktörlerle konvoy yapan çiftçiler, Kahramanmaraş-Gaziantep yolunu kapatarak ellerinde kalan domatesleri yola döktü.
Traktör konvoyunun Kahramanmaraş-Gaziantep kara yolunu kapatması nedeniyle trafikte uzun kuyruklar oluştu. Narlı beldesinden Kahramanmaraş Valiliği’ne doğru ilerleyen çÇiftçiler Kahramanmaraş Valiliği önünde açıklama yaptı.

Çiftçiler bugün de Kahramanmaraş’ta eylem yaptı

Çiftçi ayakta kalamaz hale gelmiştir
Çiftçiler, şu açıklamayı yaptı:
“Yüksek maliyetle üretilip, düşük fiyatta ürününü satan çiftçimizin sesi olmak için toplandık. Kahramanmaraş çiftçisi zor durumdadır. Geçen yıl ay çekirdeğini 40 liraya satarken bugün 25-30 lira fiyat biçilmektedir. Mazot 20 lirayken bugün 42 lira olmuştur. İşçi yevmiyesi 400 lirayken bugün 800 lira olmuştur.
Çiftçinin malı açıktadır, Tarım Kredi Kooperatifleri’nin alım yapması gerekmektedir. Çiftçi ayakta kalamaz hale gelmiştir. Bir haftaya kadar Kahramanmaraş’ta biçim yapılacaktır ama verilen fiyat, maliyetleri kurtarmayıp çiftçi zarar etmektedir. Geçen yıl 20 lira olan pamuk bugün 18-19 lira fiyat verilmektedir. Artan maliyetlere göre çiftçinin pamuğunun 35-40 lira olmalıdır. Kahramanmaraş çiftçisi bitiyor. Destek çıkılmazsa ilerleyen günlerde çiftçi intihar haberleri alınacaktır. Eğer destek bize sağlanmazsa çiftçiler her gün bu eylemi gerçekleştirecektir. İster her hafta, ister her gün çiftçimiz elbet bir gün kazanacaktır.”

]]>
Bugün Dünya Çiftçiler Günü! https://yenidunya.org/emek-gundemi/30064/bugun-dunya-ciftciler-gunu/ Tue, 14 May 2024 06:57:44 +0000 https://yenidunya.org/?p=30064 Dünya Çiftçiler Günü’nde Türkiye’deki manzara iç karartıyor. Çiftçi sayısı azalırken borçlar tavan yaptı. Çiftçi ve sektör temsilcileri, “İthalat ve düşük alım fiyatı sonumuzu getirecek” diyor. Sektörün banka ve şahıslara borcu 850 milyar TL’yi aşarken çiftçi faiz desteği bekliyor.

Türkiye’de tarım üreticileri Dünya Çiftçiler Günü’nün 40. yılını büyük sorunlar içinde kutluyor. Milli gelir içinde tarımın payı yüzde 5’lere düşerken, Türkiye 2023’te yüzde 100’leri gören gıda enflasyonunda OECD ülkelerinin şampiyonu oldu. Uluslararası Tarım Üreticileri Federasyonu tarafından 1984 yılında başlatılan 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü bugün tüm kutlanıyor. İklim krizinin tehdidi altında tarım va gıdada zor yıllar beklenirken Türkiye de bu sıkıntıların en fazla yaşandığı ülkelerden biri olarak dikkat çekiyor.
Kentleşme ile birlikte tarımdan kopan nüfus artarken Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) verilerine göre 2012 yılında 1 milyon 56 bin olan aktif sigortalı çiftçi sayısı bugün 460 bine geriledi.
Tarımda zorluklara rağmen üretime devam çiftçi ise artan maliyetler, düşen kazançlar, kuraklık tehlikesi, yanlış ithalat politikaları, yetersiz destekleme, düşük alım fiyatları gibi birçok zorlukla karşı karşıya. Tarımda üretim maliyetlerini gösteren Tarım ÜFE 2023’ü yüzde 67 ile kapatırken gıda enflasyonu da 2023 yüzde 72 ile kapandı.
Cumhuriyet’ten Ali Can Polat’ın haberine göre, çiftçilerin bankalara olan borcu bir yılda yüzde 64.7, son 20 yılda 122 kat artarak 651.6 milyar liraya yükseldi. Türkiye’de ipotekli tarım alanı 42.3 milyon dekara ulaştı. 2 milyon 230 bin çiftçinin ise tapusu üzerine ipotek konuldu.

Sayı bile belli değil
Çiftçi örgütleri Dünya Çiftçiler Günü’nde mevcut durumlarını ve taleplerini aktardı. SGK verilerinin yanı sıra Türkiye’deki çiftçilerin yarısının kayıtsız ve desteksiz olduğunu hatırlatan Türk Mimar Mühendis Odaları Birliği (TMMOB) Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO) Başkanı Baki Remzi Suiçmez, “Türkiye Ziraat Odaları Birliği’ne bağlı çiftçi sayısı 5.5 milyonken Çiftçi Kayıt Sistemi’ne kayıtlı 2.1 milyon çiftçi var. Bu, ülkedeki çiftçilerin yarısının kayıtlı olmadığını, destek alamadığını gösteriyor. Bunun yanı sıra her kurumda ayrı bir sayı çıkıyor. Bir ülkede ne kadar çiftçi olduğu net olarak bilinmiyorken üretim nasıl planlanacak?” dedi.

Faiz düzenlemesi şart
Mevcut koşullarda çiftçinin en büyük talebinin üretimi devam ettirebilmek olduğunu söyleyen Suiçmez, “Bunun için de önünü görebilmesi, üretim maliyetlerinin düşürülmesi, başta mazot ve gübre olmak üzere girdi maliyetlerinde somut destekleme verilmesi, toplam destek bütçesinin artırılması ve desteklerin önceden verilmesi gerekiyor. Küçük üreticilerin banka ve şahıslara toplam borcu 850 milyar TL’yi aştı. Mevcut faizlerle bu borç üreticiye büyük yük getiriyor. Çiftçi lehine bir faiz düzenlemesi şart” diye konuştu.
Bütün zorlukları göze alıp üretime devam eden çiftçinin de düşük alım fiyatları ile cezalandırıldığını söyleyen Suiçmez şunları söyledi:
“Bizim hesaplarımıza göre buğdayda 11 lira maliyet var, çiftçi kârıyla 15 liralık bir alım fiyatı beklyoruz. Çayın maliyeti 21 liraydı 25 lira beklentimiz vardı maalesef 19 lira açıklandı. Çiftçi ürettiği üründen kâr etmeyi ve çocuklarının da üretime devam etsini istiyor.”

]]>
Bakliyat memleketinde bakliyat tüketemiyoruz https://yenidunya.org/yurt/29062/bakliyat-memleketinde-bakliyat-tuketemiyoruz/ Thu, 08 Feb 2024 09:36:08 +0000 https://yenidunya.org/?p=29062 Bakanlık pirinç fiyatlarındaki artışı ‘izliyormuş’!

CHP Milletvekili Gürer, pirinçteki son aylarda fiyat artışlarının nedenini Bakana sordu, Bakan Şimşek, “Gelişmeleri izliyoruz” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Milletvekili Ömer Fethi Gürer, pirinç fiyatlarındaki son aylarda yaşanan fiyat değişkenliğinin  nedenlerinin açıklanması ve bu konuda önlem alınıp alınmadığının belirtilmesi istemiyle Hazine ve Maliye Bakanlığına yazılı soru önergesi verdi.

‘Üretim ve ithalat fazla ama fiyat sürekli artıyor’
CHP’li Gürer, önergesinde ülkemizde TÜİK verilerine göre yıllık 850 bin ton pirinç tüketiminin olduğunu belirtti. 2023 yılı üretimi 600-650 bin ton civarında olan pirinçte geçen yılın ilk 10 ayda 515 bin ton pirinç ithal edildiğine dikkat çeken CHP Milletvekili Gürer, “Ürün çiftçiden düşük fiyatla alınıp tüccar stokladığında fiyat artmaktadır. Verilere göre ülkemizde tüketimden fazla ithal ve üretim ile ürün vardır. Ürün açığı ithalatla kapatılmaktadır. İthal pirinç fiyatı yerli ürünle aynı fiyatla mı alınıyor da piyasa dengelenmiyor? Pirinç her eve giren pilav için çok tüketilen bir gıda. TÜİK verileri göre tüketilenden çok ürün varken durduğu yerde fiyat neden yükseliyor ” diye sordu.

‘Pirincin fiyatı durmuyor’
CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, şu soruların da Bakan Mehmet Şimşek tarafından yanıtlanmasını istedi:
-“İthal ürün piyasayı dengelesin diye getirilirken stoklarda ürün varken fiyat artışının son bir ayda yüzde 20 artması gerekçesi nedir?
-Fahiş fiyatlar ile ilgili inceleme ve takip için oluşan Merkez Bankasının da bulunduğu kurul bu bağlamda gıda ürün fiyat artışlarını izlenmekte midir?
-Tarım Kredi Market son fiyat artışı gelmeden 1 kg Osmancık pirinci 49.90 liraya satılmaktadır. Son günlerde fiyat 60 liraya kadar çıktı. Mart 2022 ‘de aynı ürün kilosu 18.90 liradan rafta idi. Bu artış üretici gelirine yansımıyor. Aracı ve ithalatçı bu süreçte daha çok kar ediyor. Bu fiyat dengesizliğine müdahale edilmemesinin nedeni nedir?”

Kurumlar koordinasyon halindeymiş!
CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in soru önergesine yanıt veren Bakan Mehmet Şimşek, “Vatandaşlarımızın temel gıda ürünlerine mümkün olan en uygun fiyatla ulaşabilmelerine yönelik çalışmalar ilgili tüm kurumların koordinasyonuyla sürdürülmektedir” dedi.

Bakanlık: “Gelişmeleri izliyoruz”
Bakan Şimşek, Ömer Fethi Gürer’in sorusuna verdiği yanıtta, “Gıda ve Tarımsal Ürün Piyasaları İzleme ve Değerlendirme Komitesi tarafından, fiyat istikrarını desteklemek ve enflasyondaki öngörülebilirliği artırmak amacıyla gıda ve tarım ürünlerindeki kısa ve uzun dönemli arz-talep ve ihracat-ithalat değişimleri ile dağıtım zincirindeki gelişmelerin fiyatlara olası etkileri izlenmeye, değerlendirilmeye ve gerekli tedbirler alınmaya devam edilmektedir” ifadelerini kullandı.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, önergede yer alan diğer sorularla ilgili olarak da Tarım ve Orman Bakanlığı ile Ticaret Bakanlığını adres gösterdi.

Klişeleşmiş ifadelerle sorun çözülmez
Önerge sahibi CHP’li Gürer ise Bakan Şimşek’in yanıtlarına yönelik değerlendirmesinde, “Bakan Şimşek sorularımıza tatmin edici bir yanıt vermedi. Öncelikle fahiş fiyatlar için sorumluluk Merkez Bankasının da içinde olduğu bir kurulun izlemesinde. Sorun açık. 2023 Ağustos ayında yerli ürün üreticiden tüccar aldı. İthal üründe ülkemizde üretim kadar yapıldığı verilere yansıdı. Bu durumda TÜİK verileri göre ülkemizde üretim ve ithalat tüketimden fazla. Ürün açığı yok. Çiftçi maliyetine ürünü satıyor.
Ürün tüccara geçince fiyatı katlıyor. Stokta ithal üründe var. İthal ürün fiyat dengelenmesi için getirildiği ifade edilir oysa ithalde birilerine rant kapısı oldu. İthalde geldiği halde, stokta varken fiyatlar durmuyor. 2023 yılında kuru fasulye üretimi 2002 yılı üretimi altına geriledi. Kuru fasulye fiyatı da bir önceki yıla göre katladı. Pirinç fiyatı artışta kuru fasulye ve pilavla sofrası kuran için artık lüks oldu. Soru önergesi verdiğimde kilosu 49 TL olan pirinç 70 TL çıktı. Piyasa fahiş fiyatlar ile mücadele Hazine ve Maliye Bakanlığının da sorumluluğundadır. 600 bin ton İthal pirinç kaç liradan ülkemize getirildi? Çiftçiden çıktıktan sonra depoda pirinç fiyatı nasıl katladı? Bunların yanıtı verilmelidir” dedi.
Kaynak: Cumhuriyet

]]>
TEB: Yerli ilaç sanayi tüm imkanlar kullanılarak desteklenmeli! https://yenidunya.org/yurt/28952/teb-yerli-ilac-sanayi-tum-imkanlar-kullanilarak-desteklenmeli/ Mon, 29 Jan 2024 12:29:24 +0000 https://yenidunya.org/?p=28952 Dışa bağımlı olmayan bir ilaç sektörü için tüm olanaklar seferber edilmelidir

Türk Eczacıları Birliği TEB, yabancı bir ilaç şirketinin Türkiye’de satışa sunduğu bazı ilaçların satışını sonlandırdığını duyurması üzerine bugün yazılı bir açıklama yaptı. Şirketin aldığı bu karar ile epilepsi, alzheimer, migren hastalarının kullandığı ilaçlar ile göz damlalarını içeren bazı ilaçların satışının durdurulduğunu ve bu ilaçların bazılarının eşdeğerlerinin de olmaması nedeniyle hastaların mağduriyet yaşayacağı ifade edildi.
TEB açıklamasında, bu sorunların önüne geçilebilmesi için yerli ilaç sanayisinin desteklenmesi ve bu ilaçların bir an önce üretilerek hizmete sunulması gerektiğine dikkat çekildi.

İlaçlar ülkemizde üretilmeli!
Ülkemizde faaliyet gösteren yabancı bir ilaç firması, dağıtım kanallarına gönderdiği bir yazıyla Türkiye pazarındaki satışa sunduğu bazı ilaçların satışını sonlandırdığını duyurmuş, firmanın İletişim ve Hasta İlişkileri Direktörlüğü tarafından da bir basın kuruluşuna “mevcut ekonomik koşullara ve kur farklarına bağlı olarak ürünlerimizin bazı formlarının pazara sunumunu durdurmak zorunda kaldık” açıklaması yapılmıştır.
Söz konusu firma geçtiğimiz cumartesi günü yaptığı açıklamada şirketlerinin Türkiye’den çekildiği yönündeki haberlerin asılsız olduğunu ifade etmiştir. Açıklamada kamuoyunda haberlere esas olan bazı ilaçların satışının durdurulmasıyla ilgili farklı bir gelişmeden bahsedilmemiştir.
Konunun özü, firmanın Türkiye pazarından kısmen ya da tamamen çekilip çekilmemesi değildir. Konunun esası, epilepsi, Alzheimer, migren hastalarının kullandığı ilaçlar ile göz damlalarını içeren bazı ilaçların satışının durdurulması ve bu ilaçların bazılarının eşdeğerlerinin de olmaması nedeniyle hastalarımızın yaşadığı mağduriyettir. Firma tarafından yapılan açıklamada bu konuya açıklık getirilmemiştir.
Bölge Eczacı Odalarımızın ve eczacılarımızın, ilaca erişimde sıkıntılar yaşanan bu dönemde hastalarımızı ve kamuoyunu ilaç eczacılık faaliyetleri hakkında şeffaf bir şekilde bilgilendirmesi mesleki zorunluluğudur.
Firma yaptığı açıklamada ayrıca uzun süredir bu ülke insanına hizmet verdiğini dile getirmiştir. Verdikleri hizmetler nedeniyle kendilerine teşekkür etmekle birlikte, vatandaşlarımızın da ülkemizin de bu hizmetleri karşılıksız bırakmadığını, bedeli ne ise ödediğini belirtmemiz gerekir.
Hastalarımızın yaşayacağı bu tür mağduriyetlerin önüne geçilebilmesi için yerli ilaç sanayimizin tüm imkanlar kullanılarak desteklenmesi ve bu ilaçların ülkemizde bir an önce üretilerek ülke insanımızın hizmetine sunulması gerekmektedir. Türk Eczacıları Birliği olarak bu konuda gereken sorumluluğu alacağımızı belirtiyor, ilgili tedbirlerin acilen alınması konusunda yetkili kurumlara çağrıda bulunuyoruz.

]]>
Süt üreticileri tepkili https://yenidunya.org/emek-gundemi/28781/sut-ureticileri-tepkili/ Mon, 15 Jan 2024 20:40:55 +0000 https://yenidunya.org/?p=28781 Çanakkale Bigalı üreticiler, Ulusal Süt Konseyi’nin (USK) çiğ süt taban fiyatını 13 lira 50 kuruş olarak açıklamasını protesto etti. Bigalı süt üreticileri çiğ süt fiyatının yukarı yönlü revize edilmesini istedi.
Biga Ziraat Odası önünde toplanan süt üreticisi çiftçiler adına bir açıklama yapan Biga Ziraat Odası Başkanı Güray Ergün; “Bu fiyatı kabul etmek demek hayvancılığın yok oluşunu kabul etmek demektir, bu fiyatı kabul etmek demek can çekişmekte olan et ve süt üreticisinin yok olmasını kabul etmek demektir” ifadelerini kullandı.
Ulusal Süt Konseyi (USK), çiğ süt tavsiye fiyatının 22 Ocak’tan geçerli olmak üzere, üreticinin eline litre başına net 13,5 lira geçecek şekilde belirlenmesine karar verdi. Duyuruda, “22 Ocak 2024’ten itibaren geçerli olmak üzere yüzde 3,6 yağ ve yüzde 3,2 protein içeriğine sahip çiğ inek sütü tavsiye satış fiyatı, üreticinin eline litre başına net geçecek şekilde (çiğ süt desteği hariç) 13,5 lira olarak belirlenmiştir” ifadesi kullanıldı.

“Küçük işletmeler hızla yok oluyor”
Çiğ süt fiyatının yukarı yönlü revize edilmesinin zorunlu olduğunu dile getiren Güray Ergün; “Değerli basın mensubu arkadaşlar, sevgili çiftçiler… Bildiğiniz üzere Ulusal Süt Konseyi hafta sonu Çiğ Süt Tavsiye fiyatını 13,5 TL olarak açıkladı… Açıklanan bu fiyatı kabul etmiyoruz… Bu fiyatı kabul etmek demek hayvancılığın yok oluşunu kabul etmek demektir, bu fiyatı kabul etmek demek can çekişmekte olan et ve süt üreticisinin yok olmasını kabul etmek demektir. Ulusal Süt Konseyi derhal toplanarak çiğ süt fiyatını yukarı yönlü revize etmelidir. Biliyoruz ki asgari ücrete gelen zamlar sonrası yem fiyatları burada durmayacak, tüm girdiler hızla zamlanacak dolayısıyla süt fiyatının bu artışlarda göz önünde bulundurularak 19,50 TL olası gerekiyor. Yıllardır basın açıklamalarımızda belirttiğimiz gibi çiftçi hızla süt üretimini terk ediyor maalesef geri dönülmez bir noktaya geldik, acil çözüm gerekiyor. Küçük işletmeler hızla yok oluyor… Damızlık vasfındaki hayvanların bakım masraflarını karşılamadığından hızla elden çıkarılıyor, işletmelerin birer birer ve hızla kapanıyor…” ifadelerini kullandı.

“Gıda enflasyonu ile mücadele çiğ süt fiyatı baskılanarak yapılamaz”
Çiğ süt fiyatının her 3 ayda bir yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini yineleyen Güray Ergün; “Hepimiz biliyoruz ki yem başta olmak üzere süt üretiminde yapılan masraflar süt fiyatlarında yapılan artışın çok üstünde ve daha hızlı artıyor. Çiftçinin tek anayasal meslek kuruluşu olan Ziraat Odası Başkanı olarak süt destekleme primlerinin bu artış hızını kapatacak biçimde artmasını ve işletme giderlerine etki eden yem başta olmak üzere tüm masraf unsurlarının her 3 ayda bir masaya yatırılarak gözden geçirilmesi gerekmektedir. Şayet bu yapılmazsa süte yapılacak bir defalık artış üreticinin cebine girmeden eriyip gidecektir. Bunun yanı sıra sektörün üretim ayağında çok ciddi kayıplar yaşanıyor. Yetersiz ve dengesiz besleme sonucu işletmelerin damızlık hayvanları erken elden çıkıyor. Bu gibi durumların hem süt hem de et sektörünün geleceğini tehdit ediyor. Gıda enflasyonu ile mücadele çiğ süt fiyatı baskılanarak yapılamaz” şeklinde konuştu.

Üreticiler tepkili
Bir üretici, “Birlik başkanlarının devreye girmesi lazım. Siyasilerin devreye girmesi lazım. Artık son noktaya vardık. Bakanlık mı duyuyor Cumhurbaşkanı mı duyuyor. Cumhurbaşkanı, ‘Çiftçimizdir’ demesin. İthalatla bu iş olmaz. Yeme bir ayda 100 lira 125 lira zam geliyor. Neymiş  ‘Süt enflasyonu yükseltiyor…’ Öyle bir durum yok. Bir süt ile ile enflasyon yükselecekse yükselsin” dedi.
Bir başka çiftçi ise, “Çiftçinin önünü görebileceği uzun bir program olması lazım. Her yıl ‘süt şu para, bu para’ diye çiftçinin içerisindeki endişenin giderilmesi lazım. Şu anda önünü göremez bir halde kimse ne yapacağını bilmiyor. Süt kaç para, et kaç para? Yem kaç para? Mazot fiyatı girdiler, çıktılar…” derken; bir başka üretici de, “14 lira 80 kuruş maliyetin olduğu yerde açıklanan 13 lira 50 kuruş fiyatı biz kabul etmiyoruz” diye konuştu.

]]>
Zeytinyağı ulaşılmaz oldu https://yenidunya.org/yurt/27883/zeytinyagi-ulasilmaz-oldu/ Fri, 17 Nov 2023 09:02:28 +0000 https://yenidunya.org/?p=27883 Zeytinyağı 600 TL’yi görebilir

Geçen yıl 74 lira olarak açıklanan alım fiyatı bu sezon 295 liraya yükselen zeytinyağı, 315 liradan raflara girdi. Fiyatların 500 lirayı aşabileceği belirtiliyor. Konu ile ilgili TARİŞ’ten açıklama geldi. Peki, en sağlıklı zeytin yağı hangisi, riviera mı sızma mı tercih edilmeli? Fiyatlar neden bu kadar pahalı?
Geçen yıl gerek fiyat, gerekse rekolte anlamında altın sezonunu yaşayan zeytinyağında, bu sezon ciddi bir rekolte düşüşü bekleniyor. Hem düşük üretim, hem yüksek enflasyon, hem de dünya fiyatlarının etkisiyle zeytinyağı fiyatlarında büyük bir artış olacağını belirten sektör temsilcileri, geçen yıl bu zamanlar 115 TL dolayında olan 1 litre perakende zeytinyağı fiyatının şu an 300 TL’yi aştığını, bunun 600 TL’ye kadar çıkabileceğini dile getirdi.
Geçen yıl dünyanın en büyük zeytinyağı üreticileri olan İspanya ve İtalya’da kuraklık nedeniyle rekoltenin yarıdan fazla düştüğünü, buna karşın Türkiye’nin tarihinin en yüksek rekoltesine ulaştığını hatırlatan Aydın Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Fevzi Çondur, “Bu yıl dünya rekoltesi yanında Türkiye’de de rekolte gerileyecek. Buna karşın zeytinyağına talebin artmaya devam etmesi fiyatları yukarı çekiyor. Tariş 0,3-0,5 asit zeytinyağı alım fiyatını 295 TL olarak açıkladı. Bu da perakende fiyatının artacağını gösteriyor. Beklentimiz zeytinyağı perakende fiyatlarının 320 TL’nin altında olmayacağı yönünde. Geçen yıl bu zamanlar zeytinyağı perakende fiyatı 115 TL idi” diye konuştu.

‘Zeytinde yok yılı olduğu için perakende fiyatları önümüzdeki aylarda daha da artabilir’
İzmir Ticaret Borsası Meclis Üyesi Mehmet Alp ise Tariş’in beklentilerin üzerinde fiyat açıklamasının piyasa fiyatlarını tetiklemek amacıyla değil, ürünün şu anda piyasada az bulunması nedeniyle olduğunu anlatarak, “Üretici de açıklanan bu fiyatlardan memnun. Güneyde sızma zeytinyağının perakende fiyatları 280-300 TL arasında. Kuzey bölgelerinde ise bu rakam 400 TL’ye yaklaşıyor. Zeytinde yok yılı olduğu için perakende fiyatları önümüzdeki aylarda daha da artabilir” dedi.

‘Perakende fiyat şu an 400 TL civarında, bu darlık sürerse 500-600 TL seviyelerinde seyir edecek’
Tariş’in açıkladığı fiyatın geçen senenin yüzde 300’üne denk geldiğini belirten Edremit Körfezi Zeytin ve Zeytinyağı Üreticileri Federasyonu Başkanı Mehmet Hakkı Semercioğlu, “Dünya fiyatlarına baktığımızda bu son derece normal. Bugün İspanya’daki raf fiyatlarının yaklaşık 10-15 Euro olduğunu görüyoruz. 2023-2024 sezonuna girdik. Ulusal Zeytin Zeytinyağı Konseyi’nin (UZZK) belirttiği gibi Türkiye’de bir önceki yıla göre yaklaşık yüzde 60-65 civarında ürün azlığı var. Üstelik kalite de önceki yıllara göre çok daha düşük. Hem iyi yağ az, hem de üretim az. Fiyatlar artmaya devam ederse tüketicimizi kaybedeceğiz. Perakende fiyat şu an 400 TL civarında, bu darlık sürerse 500-600 TL seviyelerinde seyir edecek. Bu da biz üreticileri tüketicilerinden koparır. 1,8 kilograma çıkan Türkiye’nin kişi başı zeytinyağı tüketimi önemli ölçüde azalır. Bu da önümüzdeki yıllarda sektör için tehlike arz eder. Yıllarca zeytinyağı üreticisi ürününü değerinin altında sattı. Tek çare hükümetin sübvanse etmesi. Tüketimdeki azalış bu şekilde durur” görüşünü savundu.

Marmarabirlik’te 5 litresi 1550 TL’den satıyor
Marmara Zeytin Tarım Satış Kooperatifl eri Birliği’nin (Marmarabirlik) 2023-2024 iş yılında geçerli olacak zeytin alım fiyatlarını açıklamasının ardından hasat da başladı. Geçen yıl olduğu gibi bu kampanya döneminde de kota uygulaması yapmayan Marmarabirlik, barem dışı kalan yağlık zeytin alım fiyatını da 45 lira olarak açıkladı. Bölgedeki hasatta son yıllara oranla düşük rekolte beklentisi, yağlık zeytin ve zeytinyağı fiyatlarını da etkiledi. Şu anda 1 litre natürel sızma zeytinyağını 315 TL’den ambalajlı olarak satışa sunan Marmarabirlik, aynı ürünün 5 litrelik teneke kutulu halini ise 1550 TL’den satıyor.

‘Sızma almaya gücü yetmeyen tüketiciler riviera veya rafine zeytinyağı tüketebilir’
Bu yıl Tariş’in zeytinyağı alım fiyatını kilogram başına 295 TL olarak belirlemesi sonrası perakende fiyatların geleceği seviye endişe yaratmıştı. Yeni hasat ürünler sonrası bir litre zeytinyağının 400 liradan başlayacak olmasına yönelik endişelerin ardından açıklama yapan TARİŞ Zeytin ve Zeytinyağı Birliği Başkanı Hilmi Sürek, “165 liraya da zeytinyağı var” açıklamasında bulundu.
Sürek, alım fiyatlarının, 30 kooperatiften gelen piyasa fiyatları, ürün rekoltesi, üretici ortaklarının rekolte taahhüt miktarları, ürünün kalite durumu, stok miktarı, satış hedefleri, yurt dışı piyasa bilgileri ve rekolteleri, ürün bedeli ödeme vadesi dikkate alınarak belirlendiği bilgisini verdi.
“Tüketici ekonomik durumuna göre zeytinyağı yiyebilecektir” diyen Sürek, “Tüketici için tek bir zeytinyağı yoktur. Mevcut durumda çeşitli sınıflarda uygun fiyatlarla zeytinyağı bulunmaktadır. Sızma almaya gücü yetmeyen tüketiciler riviera veya rafine zeytinyağı tüketebilecektir” diye konuştu.

Riviera zeytinyağı nedir?
Sızma zeytinyağı için zeytin ezilme ve parçalanma gibi bazı işlemler görür. Riviera ise rafine zeytinyağının ısıtılıp kimyasal işlemlerle temizlenmesi ve natürel yağ ile karıştırılmasıyla elde edilir.

Riviera ve sızma zeytinyağı arasındaki fark nedir?
Natürel sızma zeytinyağı dallardan toplanan zeytin meyvesinden üretilir. Riviera zeytinyağı ise ağacın dibine düşen zeytinlerden üretilir.

En sağlıklı zeytinyağı hangisi?
Uzmanlar en sağlıklı zeytinyağının kesinlikle ‘erken hasat soğuk sıkım saf sızma zeytinyağı’ olduğunu belirtiyor. Besin değerinin maksimum seviyede olduğu sızma zeytinyağında yüksek oranda polifenol, aromatik bileşen, antioksidan bulunuyor. Bununla birlikte diğer yağlara kıyasla zeytinyağına acı tadını veren ‘oleuropein’ maddesi yönünden de zengin.

Kaynak: Sputnik

]]>