UAD – Yeni Dünya https://yenidunya.org Yeni Günün Habercisi Fri, 19 Jul 2024 15:32:17 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.8.5 https://yenidunya.org/wp-content/uploads/2022/02/cropped-YD-ikon-512-1-75x75.png UAD – Yeni Dünya https://yenidunya.org 32 32 UAD: İsrail, Gazze’de işgalci güç konumundadır https://yenidunya.org/dunya/30505/uad-israil-gazzede-isgalci-guc-konumundadir/ Fri, 19 Jul 2024 15:32:16 +0000 https://yenidunya.org/?p=30505 Uluslararası Adalet Divanı UAD, İsrail’in Gazze’de işgalci güç konumunda olduğunu belirtti.

UAD Başkanı Lübnanlı Yargıç Nawaf Salam, halka açık oturumda, İsrail’in işgal ettiği Filistin topraklarındaki uygulamalarının hukuki sonuçlarına ilişkin danışma görüşünü açıkladı.
UAD, işgal altındaki Filistin topraklarının parçalanmış ayrı bölgeler değil, tek bir bölgesel birim olduğunu ortaya koyarak, İsrail’in Gazze, Doğu Kudüs ve Batı Şeria’da işgalci olduğu tespitini yaptı.
Mahkeme, İsrail’in Gazze’de işgalci güç konumunda olduğuna görüşünde yer verdi. Görüşte ayrıca Lahey düzenlemelerinin, uluslararası teamül hukukunun bir parçası haline geldiğini ve dolayısıyla İsrail için bağlayıcı olduğu  kaydedildi.
UAD, mahkemenin İsrail’in işgal altındaki topraklardaki yasadışı varlığının hukuki yansımalarını inceleyeceğini ifade etti.
UAD, İsrail’in Filistin’i işgalinin hukuki sonuçlarına ilişkin “danışma görüşü verme yetkisi olduğunu” belirtti.
Divan, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulundan gelen sorunun hukuki bir soru olduğunu ve bu soruya ilişkin danışma görüşü vermemesi için geçerli neden bulunmadığını kaydetti.
Mahkeme, görüşü istenen konunun, ABD ve İngiltere gibi ülkelerin iddia ettiği gibi iki taraflı değil, tüm BM Genel Kurulunu ilgilendiren ciddi bir mesele olduğunu ve bu sebeple “İsrail tarafının rızasının alınmasına gerek olmadığını” aktardı.

Danışma görüşü nedir?
Birleşmiş Milletlerin temel yargı organı Divan’ın görevleri arasında ilk olarak, devletler arasında ortaya çıkan hukuki ihtilafları uluslararası hukuka uygun şekilde çözmek, ikinci olarak da kendisine yönlendirilen hukuki konularda danışma görüşü bildirmek bulunuyor.
BM organları ve faaliyet alanlarıyla ilgili olması şartıyla BM yetkili kuruşları uluslararası hukuka ilişkin konu hakkında UAD’den danışma görüşü isteyebiliyor, devletler ise Divan’dan danışma görüşü isteyemiyor.
UAD bu meselede İsrail’in, işgal ettiği Filistin’deki politikaları ve uygulamalarının hukuki sonuçlarına ilişkin bağlayıcı olmayan danışma görüşünü açıkladı.
UAD’nin verdiği danışma görüşleri her ne kadar bağlayıcı olmasa da birçok devlet ve kuruluş tarafından dikkate alındığı ve verilen görüşe uygun hareket edildiği belirtiliyor.
Danışma görüşleri, ileride açılabilecek benzer konulardaki davalarda Divan’ın ne yönde karar verebileceğini de gösterirken, danışma görüşü aleyhine hareket eden devletler açısından politik baskı aracı olarak kullanılabiliyor.
Divan’ın, İsrail’in Filistin topraklarında inşa ettiği duvara dair 2004’te verdiği danışma görüşünde, duvarın hukuka aykırı olduğunu tespit etmesinin ardından birçok devlet ve şirketin, söz konusu duvarın inşasına katkı sunmaktan imtina etmesi, İsrail’e sattıkları inşaat malzemelerinin duvarın yapımında kullanılmaması şartı koyması dikkati çekiyor.
Yine UAD’nin 22 Temmuz 2010’da, uluslararası hukukta bir devletin tek taraflı olarak bağımsızlık ilan etmenin yasaklanmadığı yönünde verdiği danışma görüşünün ardından, Kosova’nın bağımsızlığının meşruiyeti arttı ve bağımsızlığını tanıyan devlet sayısı çoğaldı.
UAD’nin görüşünün, işgalin uluslararası hukuka aykırı olduğu yönünde olması durumunda, bunun İsrail ve diğer ülkeler açısından getirdiği sonuçları da tespit etmesiyle, İsrail’in Gazze’de ve diğer Filistin topraklarında uyguladığı ihlallerin sonlandırılması yönündeki baskının artması bekleniyor.
Buna ek olarak, İsrail’e askeri, siyasi ve mali destek veren ülkelerin de uluslararası toplum tarafından bu desteklerini sonlandırmaları yönünde gelecek çağrıları yanıtlamak zorunda kalmaları öngörülüyor.

]]>
İsrail kaybetti https://yenidunya.org/basindan/28764/israil-kaybetti/ Sat, 13 Jan 2024 12:08:34 +0000 https://yenidunya.org/?p=28764 Yazıişlerine yazı teslim saati geldiğinde duruşma sürüyordu, yani sonucunu bilmiyorum ama önemi de yok çünkü davanın açılmış olması bile yeterince sonuç zaten.

Evet, Güney Afrika Cumhuriyeti’nin Filistin halkına soykırım uygulayan İsrail’e Uluslararası Adalet Divanı’nda dava açması, çok önemli bir siyasal hamle.

Dahası Güney Afrika açısından, ahlaki boyutu da dahil, tarihi önemde. Öyle olduğu için de Güney Afrika Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Cyril Ramaphosa duruşma gününü şu sözlerle değerlendiriyor: “Hiçbir zaman kendimi bugünkü kadar gururlu hissetmemiştim.”

Küresel Güney’in sözcüsü

Ramaphosa’nın haklı gururu bu…

Çünkü halkı, üç yüzyıl sömürülmesinin ardından, II. Dünya Savaşı sonrasında 40 yıl boyunca “beyazların ırkçı yönetimi” altında yaşamak zorunda kalmıştı. Sonunda direniş, zaferi getirmiş ve o zaferle Güney Afrika uluslararası toplum içinde sürekli parlayan bir yıldız olmuştur.

Bugün İsrail’in Filistinlilere soykırımına karşı öncü bir tutum alarak Uluslararası Adalet Divanı’na giden Güney Afrika, adeta Küresel Güney’in sözcülüğünü yapmış oldu.

Küresel Güney’in sembol örgütlerinden BRICS’in üyesi olan Güney Afrika, sonuç ne olursa olsun, tarihe ahlaki tutumuyla geçmiş olacak. Dolayısıyla Ramaphosa’ya kendini gururlu hissettiren o tutum, Küresel Güney’den bakan bizler için de gurur verici…

İsrailli uzmanların uyarısı

ABD-İngiltere destekli İsrail’in hiç beklemediği bir hamleydi bu dava. O nedenle soykırımcı Netanyahu hükümeti için ağır oldu. İsrailli uluslararası hukuk uzmanlarının uyarıları da Tel Aviv yönetimini endişelendirdi.

2 Ocak 2024 günü CGTN Türk’te yazmıştım: Tel Aviv Üniversitesi Uluslararası Hukuk Profesörü Eliav Lieblich, hükümet yetkililerinin “Gazze’nin haritadan silinmesi” türünden açıklamalarının İsrail’i kendisini savunmakta zor duruma düşüreceğini belirtiyordu. Hayfa Üniversitesi Uluslararası Hukuk Uzmanı Dr. Shelly Aviv Yeini, “Soykırım davası, diplomatik izolasyon ve yaptırımlara sebebiyet verebilir” diyordu. İsrailli tarihçi Doç. Dr. Raz Segal, “İsrail liderlerinin birçok açıklaması, Filistin halkını yok etmeye yönelik niyeti ortaya koyuyor” diyordu.

Yani Netanyahu yönetimi, Uluslararası Adalet Divanı’na götürülmeden önce zaten “soykırımcı” damgasını yemişti. Bu damgayı Hitler’den sonra en çok hak eden de kuşkusuz kendisiydi!

Yeni dünyanın şafağındayız

Daha önce bu köşede belirtmiştim: Savaşların sonuçlarını atılan bomba sayılarına ya da ölü sayılarına bakarak doğru değerlendirebilmek her zaman mümkün değildir. Bu savaş da böyledir.

Sadece Gazze’nin dümdüz edilmesine ya da Gazze’de ölen Filistinlilerin sayısına bakarak İsrail’in kazandığını sanabilirsiniz ama gerçekte kazanan Filistin ve kaybeden İsrail’dir.

Bu gerçeği İsrail’de de görenler var: Örneğin E. General Yitzhak Brick, “Gazze’de giderek çamura batıyoruz” (AA, 1.1.2024) diyor, örneğin İsrail İç İstihbarat Servisi Şin Bet’in eski Başkanı Ami Ayalon, “Gazze’nin kumdan tepelerindeki bataklığa doğru ilerliyoruz” (cumhuriyet.com.tr, 11.1.2024) diyor, örneğin eski İsrail Genelkurmay Başkanı Dan Halutz, “Hamas’a karşı savaşı kaybettik” (Sputnik, 26.12.2023) diyor…

Dahası İsrail’le birlikte ABD de kaybetti. Çünkü asıl mesele ortaya çıkan siyasal tablodur. O tabloda dört önemli yeniliğin şafağı var:

1) Çok kutuplu dünyanın şafağındayız.

2) ABD emperyalizminin Ortadoğu’da kaybetmesinin şafağındayız.

3) Filistin devletinin kabulünün şafağındayız.

4) Asya barışının şafağındayız.

ABD, bu tabloyu ne terörü artırarak ne de duruşma gününde Yemen’i bombalayarak değiştirebilir.

Kaynak: Mehmet Ali Güller / Cumhuriyet

]]>