tüketici hakları – Yeni Dünya https://yenidunya.org Yeni Günün Habercisi Tue, 14 Oct 2025 14:35:10 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.8.5 https://yenidunya.org/wp-content/uploads/2022/02/cropped-YD-ikon-512-1-75x75.png tüketici hakları – Yeni Dünya https://yenidunya.org 32 32 Elektrik zamları parayı vatandaşın cebinden alıp şirketlerin kasasına aktarıyor https://yenidunya.org/yurt/33220/elektrik-zamlari-parayi-vatandasin-cebinden-alip-sirketlerin-kasasina-aktariyor/ Tue, 14 Oct 2025 14:35:06 +0000 https://yenidunya.org/?p=33220 Tüketici Hakları Derneği (THD) Genel Başkanı Ergün Kılıç, “Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun (EPDK), ‘Son Kaynak Tedarik Tarifesi’ kapsamında konut aboneleri için yıllık elektrik tüketim sınırını 5 bin kilovatsaatten 3 bin kWh’ye düşürmeye hazırlandığı yönündeki iddialar, milyonlarca dar gelirli, emekli ve sabit gelirli tüketiciler açısından ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Bu durum, açıkça örtülü bir zam anlamına gelmektedir. Enerji maliyetlerinin, özel şirketlerin kârlarını artıracak şekilde düzenlenmesi; doğrudan tüketicinin cebinden alınan paranın şirketlerin kasasına aktarılması demektir” dedi.

Tüketici Hakları Derneği Genel Başkanı Ergün Kılıç, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın üzerinde çalıştığı yeni elektrik tarife düzenlemesine ilişkin yazılı açıklama yaptı. Kılıç, şunları kaydetti:

“Bu düzenleme, vatandaşın sofrasından, ısısından ve aydınlığından kısmak anlamına gelir”
“Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun (EPDK), ‘Son Kaynak Tedarik Tarifesi’ kapsamında konut aboneleri için yıllık elektrik tüketim sınırını 5.000 kilovatsaatten (kWh) 3.000 kWh’ye düşürmeye hazırlandığı yönündeki iddialar, milyonlarca dar gelirli, emekli ve sabit gelirli tüketiciler açısından ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. 3.000 kWh sınırı, dört kişilik bir ailenin asgari yaşam standartlarında kullandığı elektriğe denk gelmektedir. Yani bu değişiklik yalnızca fazla tüketimi değil, ışığını, buzdolabını, çamaşır makinesini çalıştıran aileleri bile etkileyecek; faturalar artacak, yoksulluk derinleşecektir. Bu durum, açıkça örtülü bir zam anlamına gelmektedir. Enerji maliyetlerinin, özel şirketlerin kârlarını artıracak şekilde düzenlenmesi; doğrudan tüketicinin cebinden alınan paranın şirketlerin kasasına aktarılması demektir. Yani bu düzenleme, vatandaşın sofrasından, ısısından ve aydınlığından kısmak anlamına gelir.

“EPDK, anayasa gereği kamu yararını korumakla yükümlü bir kurumdur”
Bugün asgari ücretli bir çalışan ya da emekli, zaten kira, gıda ve ulaşım giderleri arasında ayakta kalmaya çalışıyor. Şimdi bir de elektrik faturasının artması demek; kışın ısınamayan, mutfağında yemek pişiremeyen, akşam karanlıkta oturmak zorunda kalan milyonlarca ailenin daha da yoksullaşması demektir. Televizyonun ışığıyla aydınlanmaya çalışan, faturasını ödeyemediği için elektriği kesilen yurttaş gerçeği, artık ülkemizin acı bir tablosuna dönüşmektedir. EPDK, anayasa gereği kamu yararını korumakla yükümlü bir kurumdur. Ancak bu adım, kamu yararını değil, piyasa çıkarlarını gözeten bir yönelime işaret etmektedir. Elektrik, bir piyasa malı değil, her vatandaşın hakkı olan kamusal bir hizmettir. EPDK bu iddialara ilişkin açık, anlaşılır ve kamuoyunu bilgilendirici bir açıklama yapmalıdır.

“Elektrik bir lüks değil, yaşamanın en temel hakkıdır”
Tüketici Hakları Derneği olarak çağrımız nettir: EPDK, bu iddialara ilişkin açık ve anlaşılır bir açıklama yapmalıdır. Elektrik hizmetinde, vatandaşın cebini koruyan ve gelir durumuna göre belirlenen bir ücretlendirme sistemi hayata geçirilmelidir. Fatura yükü dar gelirli tüketicilere değil, kamu kaynaklarıyla desteklenecek adil bir enerji politikasıyla yönetilmelidir. Devlet, özel şirketlerin kar garantili sistemleri yerine kamusal üretim ve sosyal tarife ilkeleriyle yurttaşını korumalıdır. Fatura korkusuyla karanlıkta oturan, sosyal yardım olmadan yaşamını sürdüremeyen yurttaş sayısının artması kabul edilemez. Elektrik bir lüks değil, yaşamanın en temel hakkıdır. Devlet, vatandaşını piyasanın insafına terk etmemeli; enerji üretiminden dağıtımına kadar süreci yeniden kamusal bir hizmet olarak yönetmelidir. Enerji, herkesin eşit, güvenli ve erişilebilir bir şekilde yararlanabileceği bir hak olarak korunmalıdır.”

Kaynak: ANKA

]]>
THD: “İnsanca yaşamanın koşulu, 65 bin liranın üzerinde” https://yenidunya.org/emek-gundemi/31680/thd-insanca-yasamanin-kosulu-65-bin-liranin-uzerinde/ Sat, 21 Dec 2024 13:33:30 +0000 https://yenidunya.org/?p=31680
THD: “İnsanca yaşamanın koşulu, 65 bin liranın üzerinde”

Tüketici Hakları Derneği (THD) Başkanı Ergün Kılıç, asgari ücret tartışmaları sürerken madde madde 4 kişilik bir ailenin gider tablosunu sıraladı. Kılıç, “İnsanca yaşamanın koşulunun, 65 bin liranın üzerinde olduğunu düşünüyoruz. İnsanca yaşamın sağlanabileceği bir yaşamın olması gerekiyor” diye konuştu.
Asgari ücret görüşmeleri devam ederken, Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay, asgari ücret taleplerinin 29 bin 583 TL olduğunu açıkladı.
THD Başkanı Ergün Kılıç, ANKA Haber Ajansı muhabirine yaptığı açıklamada, Türk-İş’in 2025 yılı asgari ücret teklifi ile 4 kişilik bir ailenin gider tablosunu karşılaştırdı.
Kılıç, bu gider tablosuyla asgari ücretlinin ay sonunu getirme şansı olmadığına belirterek, “En aşağı insanca yaşamanın koşulu, 65 bin liranın üzerinde olduğunu düşünüyoruz. İnsanca yaşamın sağlanabileceği bir yaşamın olması gerekiyor” dedi.
Türk-İş’in asgari ücret teklifiyle 4 kişilik bir ailenin kasım ayı için açıkladığı açlık sınırına dikkati çeken Kılıç, ”Bu fark 10 bin TL… Bununla geçimi sağlanabilecekse büyük bir sürpriz olacak. THD olarak hem Türk-İş’in hem de diğer sendikaların rakamlarını takip ediyoruz. Bazı sendikaların açıklamaları özelikle Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu yaptığı açlık sınırı açıklamasında 22 bin TL’nin üzerinde olduğunu biliyoruz. Bu sadece 4 kişilik bir ailenin beslenmesi ile ilgili bir değer. Bu insanların beslenmesi dışında herhangi bir insani ihtiyaçlarını karşılamayacak mı” diye sordu.

Emeklilerimiz, asgari ücretle çalışan vatandaşlarımız, ‘Geçinemiyoruz’ diyor
4 kişilik bir ailenin gider tablosunu çıkaran Kılıç, şöyle devam etti:
“Ankara’da Dikmen bölgesini baz alırsak, kira bedeli 15 bin TL. Ortalama su bedeli 250 TL. Çok iyi niyetle Elektrik faturasının bedeli 450 TL. 250 TL’den aşağı bir rakam telefon ücreti kaldı mı? Firmalar arasında rekabet de yok. GSM operatörleri aynı firma gibi çalışıyor. Ulaşımda da aylık bin TL gibi bir rakam ortaya çıkıyor. Zaten eksiğe düştük. 17 bin lira gibi bir rakamla geçinemiyoruz. Emeklilerimiz, asgari ücretle çalışan vatandaşlarımız her gün sokakta feryat figan ediyor. ‘Geçinemiyoruz’ diye bağırıyor. Neden? Yaşamını anlatıyor. Peki bu insanlar sadece kira, su, elektrik ve ulaşımla mı sosyal yaşamını sürdürecek? Beslenmesi ne olacak? Eğitimi, ulaşımı sağlığı ne olacak?”

“Temel ihtiyaçlarımızda beslenme, eğitim, sağlık barınma var”
Tüketicilerin evrensel haklarından bir tanesi de temel ihtiyaçlarının karşılanması diyen Kılıç,: “Temel ihtiyaçlarımızda beslenme, eğitim, sağlık barınma var. Beslenmede 4 kişilik bir aile sadece 2 kilo peynir tüketse 500 TL yapıyor. Kilosu 200 TL’den aşağı zeytin kalmadı, 400 TL’de zeytin fiyatı oluyor. Koli yumurta, 100 ve 150 TL arasında tekabül ediyor. Ortalama 4 koli yumurta tüketilse 600 TL’yi bulacak. Bir aile günlük 4 tane ekmek tüketse, günlük 40 TL, aylık bazında ise bin 200 TL. Eğitimi baz aldığımızda, iki çocuk okutulduğunu düşünürsek 3 bin 600 TL’den aşağı servis ücreti yok. İki çocuk okutulduğunda 7 bin TL.” diye devam etti.

THD: “İnsanca yaşamanın koşulu, 65 bin liranın üzerinde”

“Domates, salatalık lüks oldu”
Kılıç, “Kırtasiye masraflarını saymıyorum. Kahvaltıda domates, salatalık artık lüks oldu. Gerçekten tüketicinin hali, ülkenin hali perişan. Sinemaya gitmeyi, sosyal ihtiyaçları saymıyorum. Ortalama bu rakamların üzerine onları da koyduğumuz zaman yoksulluk sınırındaki bir ücret insanca yaşam ücretidir. Biz diyoruz ki, asgari ücret değil. İnsanın insanca yaşayacağı bir ücret. Onurunun zedelenmeyeceği bir ücret. Bunun adına asgari ücret mi dersiniz, buna asgari geçim mi dersiniz?” 
Bu fiyatlarla asgari ücretlinin ay sonunu getirme şansının olmadığını vurgulayan Kılıç, “En aşağı insanca yaşamanın koşulu, 65 bin liranın üzerinde olduğunu düşünüyoruz” diye düşüncelerini ifade etti.

“Devlet hizmetlerine yüzde 44 zam yaparken biz asgari ücret tartışıyoruz”
Üretim ilişkileri ve çalışanlar arasında da problem olduğunu söyleyen Kılıç, sözlerine şöyle devam etti:
”Çalışanların kaynağından kesilen ücret de çok fazla. Bir çalışanın 1 Ocak’ta aldığı maaşla aynı yılın aralık ayında aldığı maaş aynı. Enflasyon ne kadar açıklamalarına baktığınız zaman. Zaten bu rakamlar tutmuyor. 2025 yılında yeniden değerlendirme oranları var. Bu ne demek, devletin asgari hizmetleriyle ilgili harçlarına, diğer vergilerine yapılan artış oranı. Bu da yüzde 43,93. Siz trafikte veya herhangi bir yerde bir kabahat işlediğinizde, otomatikman size bir de bunlar yansıyacak. Kamu ile ilgili yapacağınız her şeye yüzde 44 zam demektir. Devlet hizmetlerine yüzde 44 zam yaparken, biz burada ‘asgari ücretliye yüzde 50 mi verilmeli, yüzde 25 mi verilmeli?’ Zaten vermeden alıyor. 
Dezavantajlı gruplara yapılan yardımlar, lütufmuş gibi algılanıyor. Devletin sosyal hukuk devleti kavramı içerisinde alan bir yapılanmadır. Asgari ücret değil asgari geçim sağlanması için bir ücret ödenmeli. Bir kişi bir toplumda, kaç liraya yaşayabilir hesabının yapılması gerekiyor. O yapılırsa daha uygun olur.” 

“Asgari ücret değil, asgari geçim”
“Türkiye’de vergileme sisteminin de adaletli olmadığını vurgulayan” Kılıç, şunları kaydetti:
“’Dünyanın gelişmiş ülkelerindeki, vergi sistemi ile biz neden uyum sağlayamıyoruz? Vergileme sisteminin kazanç üzerinden yapılması gerekmiyor mu? Türkiye’de 80’li yıllara kadar sosyal devletin ağırlıklı olması nedeniyle dolaylı vergilerin vergileme oranındaki yapısı yüzde 67’si kazanç üzerinden, geriye kalan yüzde 33’ü de dolaylı vergiler. Dolaylı vergileri neden koyuyorlardı, özelikle yurt dışından ithal edilen ürünlerle içerideki ürünlerimiz rekabet etmesi ile ilgiliydi. Artık bir kazanç kapısına döndü. Herhangi bir temizlik malzemesi alacaksınız, bir şampuan aldığınızda yüzde 20 KDV ödüyorsunuz. Ülkenin sayılı zenginin evinden alınan elektrik vergisi de yüzde 10. İşi olmayan, konteynerde yaşayan insanın evinden alınan da yüzde 10 burada nerede adalet kaldı? Vergide bir adaletsizlik var. Biz hep anlatıyoruz, vergiler seçim rüşveti midir? Her seçim öncesinde, bir af çıkıyor. Bu af adaletli değil. Düzgün olanı koruyan bir sistem değil. Daha çok kaçırmaya eğilimli, vergi vermeyenleri koruyan bir durumdur.”

]]>
TÜKONFED: Damacana suyun fiyatı “sudan sebepler”le arttı https://yenidunya.org/yurt/31481/tukonfed-damacana-suyun-fiyati-sudan-sebeplerle-artti/ Wed, 04 Dec 2024 09:06:30 +0000 https://yenidunya.org/?p=31481 Damacana suyun fiyatı yüzde 100 arttı

Damacana su fiyatları bir yıl içerisinde yüzde 100 civarında artarken, Tüketici Konfederasyonu (TÜKONFED) Başkanı Aydın Ağaoğlu, “sudan sebepler”le su fiyatlarının inanılmaz artırıldığını belirterek, “Yüzde 100’e yakın fiyat artışı hiçbir gerekçeyle anlatılamaz. Litresi 7,5 lirayı geçti, böyle bir şey olabilir mi? Suyun maliyeti çok yüksek değil aksine çok düşük aslında ambalajı para. Ambalajı defalarca kullanıyorlar. Buna rağmen fiyatlar çok arttı” dedi.
İstanbul Sucular ve Meşrubatçılar Esnaf Odası Başkanı Ahmet Turan Akkaya ise, suçlunun tarifelere uymayan yabancı firmalar olduğunu belirterek, “Türkiye’de damacanada satılan su fiyatları bir yıl içerisinde yüzde 100 artış gösterdi. Geçen yıl 60-70 lira bandında satılan suların fiyatları 145 liraya kadar çıktı.” dedi.

“Yüzde 100’e yakın fiyat artışı hiçbir gerekçeyle anlatılamaz”
Tüketici Konfederasyonu (TÜKONFED) Başkanı Aydın Ağaoğlu, “sudan sebepler”le su fiyatlarının inanılmaz artırıldığını söyledi. Esnaf odasına bağlı olanların fiyat tarifesine uyduğunu ancak ticaret odasına şirket kayıtlı olanların kafalarına göre fiyat belirlediğini aktaran Ağaoğlu, şunları kaydetti:
“Ticaret odasına kayıtlı firmalar fiyatı yükseltince belediyenin suları bile arttı. Yüzde 100’e yakın fiyat artışı hiçbir gerekçeyle anlatılamaz. Litresi 7,5 lirayı geçti, böyle bir şey olabilir mi? Suyun maliyeti çok yüksek değil aksine çok düşük aslında ambalajı para. Ambalajı defalarca kullanıyorlar. Buna rağmen fiyatlar çok arttı.”

Yabancı firmalar tarifeye uymuyor
Damacana su fiyatlarında yüzde 100’e varan artışın pazarın önemli bölümünü elinde tutan yabancıların sorumlu olduğunu söyleyen İstanbul Sucular ve Meşrubatçılar Esnaf Odası Başkanı Ahmet Turan Akkaya ise, damacana su fiyatlarındaki fahiş yükselişin sadece İstanbul’da yaşayanları değil 85 milyonu ilgilendirdiğini belirtti. Kanunların kendilerine verdiği yetkiyle bir tarife belirlediklerini dile getiren Akkaya, buna göre dönüşümlü damacananın 90 lira, dönüşümsüz damacanın ise 95 liradan satılması gerektiğini anlattı. Birçok firmanın İstanbul Ticaret Odasına kayıtlı olduklarından esnaf odası tarifesine uymadıklarını vurgulayan Akkaya, 19 litrelik damacananın bugün 145 liraya kadar çıktığını kaydetti.
İstanbul’da ve Türkiye’de fiyat oluşumunda çift başlılık olmaması gerektiğine dikkati çeken Akkaya, “İstanbul’a il dışından gelen suların önemli bölümü, yüzde 65’i yabancı firmalara ait. Onlar da tarifelere uymuyorlar. Gerekçe ne bilmiyoruz” dedi.

22 su firması yabancıların
Akkaya, geçen yıl bu dönemlerde damacana suyun 60-70 lira arasında olduğunu vurgulayarak, yüzde 100 civarındaki artışı kendilerinin de anlamadığını söyledi. Nakliye maliyetlerinin gerekçe gösterildiğini belirten Akkaya, şöyle konuştu:
“Geçen yıldan bu yana akaryakıt bu kadar artmadı. Başka nakliyeyi etkileyen ne var bilmiyoruz. Bir anlamda yabancılar tarifeyi belirlemiş oluyorlar. Onlar ne isterse o oluyor. 22 su firması yabancıların. Pazarın önemli bölümünü ellerinde tutuyorlar. Ekmek ve su fiyatları önemlidir. İnsanın en fazla ihtiyaç duyduğu ürünlerdir. Konuyu Ticaret Bakanımız Ömer Bolat’a ilettik. Konunun üzerine gidiyorlar, araştırıyorlar. Bu konuda Ticaret Bakan Yardımcısı Mahmut Gürcan ile görüşeceğiz. Bununla ilgili bir tarife mi belirlenir tavan fiyat mı uygulanır bilmiyoruz ama bu böyle gitmez.”

]]>