toprak – Yeni Dünya https://yenidunya.org Yeni Günün Habercisi Sun, 25 Aug 2024 08:24:04 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.8.5 https://yenidunya.org/wp-content/uploads/2022/02/cropped-YD-ikon-512-1-75x75.png toprak – Yeni Dünya https://yenidunya.org 32 32 Çiftçiye destek mi, toprağa el koyma hazırlığı mı? https://yenidunya.org/emek-gundemi/30824/ciftciye-destek-mi-topraga-el-koyma-hazirligi-mi/ Sun, 25 Aug 2024 08:24:01 +0000 https://yenidunya.org/?p=30824 Mazot, gübre, fark ödemesi(prim), yem bitkileri ve diğer bazı desteklerin yer aldığı “2024 Yılında Yapılacak Bitkisel Üretime Yönelik Desteklemeler ile Diğer Bazı Tarımsal Desteklemelere İlişkin” Cumhurbaşkanı Kararı 24 Ağustos 2024 tarih ve 32642 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
Cumhurbaşkanı Kararı’na göre mazot ve gübre desteğinde geçen yıla göre her kalemde artış yapıldı. Kararnameye göre; gübre desteği bazı ürünlerde dekar başına 62 lira, bazı ürünlerde ise 35 lira olarak belirlendi. Mazotta ise en yüksek destek dekar başına 410 lira ile kütlü pamuğa verilecek.

Ödemeler destek değil, köstek olacak
Üreticinin toprağına göz dikerek mağduriyet üstüne mağduriyet yaşatan iktidar, son olarak destek ödeme oranları ile çiftçiye bir kez daha “Ekme” dedi. Ödeme miktarları, üretimin devamını desteklemeye yetmiyor.
Mazot ve gübre destekleri, bu yıl da maliyetleri karşılamaya yetmedi. İktidar, üreticiyi bir kez daha yarı yolda bıraktı. “Destek” ödemeleri, yüksek girdi maliyetleri, aşırı iklim olayları ve düşük alım fiyatları ile mücadele etmeye çalışan çiftçiye destek olmaktan uzak.
İktidar, önce tarım arazilerini sermayeye kiralayacağını açıkladı, ardından gelen yetersiz destek ödemeleri ile üretici bir kez daha yarı yolda bırakıldı. Ekilmeyen arazilerin kiralanacağını açıklayan iktidar, destek miktarıyla üreticiye adeta “Ekme” dedi.

Desteklemelerde ÇKS zorunluluğu
Desteklemelerden, Çiftçi Kayıt sistemi ÇKS’de özlük, ürün, arazi bilgileri kayıtlı olan ve belirlenen havzalarda yer alan, arazilerde desteklemeye esas ürünleri ürettiği Tarım ve Orman Bakanlığı il ve ilçe müdürlüklerince tespit edilen ve belirlenecek yasal süre içerisinde destekleme başvurularını yapan kamu kurum ve kuruluşları hariç gerçek ve tüzel kişiler yararlanacak.

Çiftçi ektiğinin karşılığını alamadı
Destek ödemeleri, ürünler için bir kategoride arttı, diğerinde sabit kaldı. Artış oranları, bir önceki yılın artış oranlarının da altında kaldı. Çiftçi, bu yıl da ektiğinin karşılığını alamadı.
Gübre desteği, ürünlere göre 35 ve 62 lira olarak belirlendi. Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nin (TZOB) açıkladığı temmuz ayı girdi enflasyonuna göre, mazot fiyatı yalnızca bir yılda yüzde 50 arttı. TZOB’a göre temmuzda gübre fiyatlarında da aylık bazda yüzde 33’e varan artışlar görüldü. TZOB tarafından yapılan açıklamada, “Fahiş zamla mazota verilen destek tümden eriyip gitti” denilirken, desteklerin büyük bir kısmının da mazottaki ÖTV ve KDV’ye gittiğine dikkat çekildi. Ancak bu yıl mazot desteği farklı ürünlerde geçen yıla göre en fazla yüzde 20 artarken, kimi ürünlerde ise sabit kaldı.

Çiftçiye destek mi, toprağa el koyma hazırlığı mı?

Bazı ürünlerin desteği hiç artmadı
Arpa, aspir, buğday, çavdar, tritikale, kuru fasulye, yulaf için dekar başına 123 lirası mazot ve 62 lirası gübre olmak üzere 185 lira, çeltik için 300 lirası mazot ve 62 lirası gübre olmak üzere 362 lira, dane mısır, fındık, kuru soğan, patates, yaş çay, zeytin için 103 lirası mazot ve 35 lirası gübre olmak üzere 138 lira, mercimek, nohut için 123 lirası mazot ve 35 lirası gübre olmak üzere 158 lira destek açıklandı.
Kütlü pamuk için 410 lirası mazot ve 62 lirası gübre olmak üzere 472 lira, soya için 205 lirası mazot ve 62 lirası gübre olmak üzere 267 lira, yağlık ayçiçeği, kanola için 144 lirası mazot ve 62 lirası gübre olmak üzere 206 lira destek verilecek. Ayrıca nadas için de 50 lira mazot desteği ödemesi yapılacak.
Çay, fındık, ayçiçeği ve zeytin için açıklanan mazot desteği geçen yıla göre hiç artmayarak sabit kaldı.

Birinden aldığı birine yetmedi
İktidar, pamuğa verdiği mazot desteğini de prim desteğinden aldı. Pamuk için dekar başına 410 lira mazot desteği açıklandı ancak prim desteği bu üründe sabit kaldı. Tarımsal üretimde tüm masraf kalemlerinde artış olmasına rağmen pamukta prim desteği üst üste iki yıl sabit kalmış oldu.
Yağlık ayçiçeğinde kilo başına prim desteği bu yıl artırıldı. Kuraklığın vurduğu Trakya’da ayçiçeği çiftçisi, 225 kuruş prim desteği alacak. Yaş çay için geçen yıl 30 kuruş olan prim ödemesi 2024’te 200 kuruş olarak açıklandı. Zeytinyağında ise 80 kuruş olan prim 100 kuruş oldu. Primlere yapılan kısıtlı artış da kotaya bağlandı. Üretici, ürettiği kadar prim desteği alamayacak. Pamuk üreticisi, en fazla 500 kilograma kadar destek alabilecek. Zeytin ve zeytinyağında da ödeme kotayla sınırlandırılacak. Yaş çay için yapılacak prim ödemesi ise en fazla 2 bin 766 kiloya kadar ödenecek.

Fındıkta destek 11 yıldır sabit
Bu yıl TMO’nun açıkladığı düşük alım fiyatlarından şikayetçi olan fındık üreticilerinin yüzü alan bazlı destek ödemelerinde de gülmedi. 2014 yılından bu yana dekar başına 170 lira olarak ödenen alan bazlı destek, 11’inci yılda da artmayarak aynı tutarda kaldı. Tarım arazilerinde toprak analizi yaptıracak çiftçilere ödenecek destek de 50 dekar arazi başına 50 lirada sabit bırakıldı.

Destekler 3 yıllık değil 1 yıllık açıklandı
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, geçen yıldan bu yana üretim planlaması nedeniyle desteklerin 3 yıllık açıklanacağını söylüyor. Ancak bitkisel üretim destekleri 3 yıllık değil sadece 2024 yılı için açıklandı. Bakan Yumaklı, hayvancılık destekleri açıklandıktan sonra da hayvancılık desteklerinde olduğu gibi bitkisel üretim desteklerinin de 3 yıllık açıklanacağını ifade etmişti. Ancak, destekler 1 yıllık açıklandı. Cumhurbaşkanı Kararı ile 26 Temmuz 2024 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan hayvancılık destekleri 2024- 2026 yılını kapsayacak şekilde 3 yıllık açıklanmıştı.

]]>
Çiftçinin şimdi de tarlasına el koyacaklar https://yenidunya.org/yurt/30807/ciftcinin-simdi-de-tarlasina-el-koyacaklar/ Fri, 23 Aug 2024 07:28:48 +0000 https://yenidunya.org/?p=30807 Üretim maliyetlerinin yüksekliğinden bunalan, ürününü zamanında pazara süremeyen, yeterli devlet desteği alamayan çiftçi şimdi de toprağını kaybetme tehdidi altında.
AKP iktidarı, tarımda uyguladığı politikalarla çiftçinin üretemez hale gelmesinin baş sorumlusu olmasına rağmen, çiftçinin bu halinde hiçbir suçu yokmuş gibi tarlalara el koyma hazırlığında…
Çiftçinin, son günlerde, “Zor durumdayız, üretemiyoruz” eylemleri yayılırken, AKP iktidarının tarıma yönelik yaptığı bu hamle, gıdada her geçen gün yerleşen tekelleşmenin kalıcılaşmasına neden olacak. Uygulama hayata geçerse, çitçi kendi toprağında gıda tekellerinin işçisi olacak.

Çiftçi düşmanı yasa
Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından hazırlanan “İşlenmeyen Tarım Arazilerinin Tarımsal Amaçlı Kiraya Verilmesine İlişkin Yönetmelik” dün Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
Resmi Gazete’de yayımlanan karara göre, mülkiyeti gerçek/tüzel kişilere ait olan ve 2 yıl işlenmeyen tarım arazileri bakanlık tarafından tarımsal amaçla kiralanabilecek.
Bu karara göre, önceki sezon ürünleri elinde kalan ya da sattığı üründen kâr edemeyen çiftçi, geçimini sağlayamadığı için sonraki sezon tarlasına ürün ekmezse, Bakanlık çiftçinin boş tarlasını üretim yapmak üzere başkalarına kiralayacak.
Tarım arazilerinin tarımsal amaçlı kiraya verilmesine ilişkin Tarım ve Orman Bakanlığı yönetmeliği, Hazine’nin özel mülkiyetinde veya devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan tarım arazilerini kapsamıyor. 

Çiftçi dostları tepkili
Türkiye Ziraatçılar Derneği (TZD) Genel Başkanı Hüseyin Demirtaş, “Meşru olarak uygulanabilirlik yönü yok” dedi. Demirtaş, devletin tarım alanında planlamasının olmamasına dikkat çekerek şunları söyledi: “Çiftçi maliyetlerden dolayı alanları terk ediyor. Çiftçi zarar ederken neden eksin? Çiftçiye refah payı vermeden bunun bir anlamı olmaz.” 

Çiftçinin şimdi de tarlasına el koyacaklar

Bu yönetmelik çözüm değil
TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Baki Remzi Suiçmez de “Bu yüksek girdi maliyetleriyle bu işçilik fiyatlarıyla, geç ödenen yetersiz desteklerle üretim maliyetinin altında açıklanan alım fiyatlarıyla çiftçi zarar edip üretimden çekiliyor” şeklinde konuştu. Üreticinin üretimi devam edebilme koşullarının yaratılması gerektiğini de söyleyen Suiçmez şöyle konuştu: “Yeni yönetmelikteki ekilmeyen arazilerin kiralanmasına yönelik uygulamanın hayata geçirilmesinin mümkün olmadığını kaydetti. Yönetmeliğin bir tesadüf değil, yıllardır uygulanan tarım politikalarının bir parçası olduğunu belirten Suiçmez, “Çiftçinin kâr etmediği için alandan çekilmesinin çözümü arazileri kiralamakta değil. Girdi maliyetleri düşürülmezse, çiftçiye yeterli destek zamanında verilmezse üretici elbette kâr etmeyecek ve alandan çekilmek zorunda kalacaktır. Nitekim bu uygulamanın sonu arazi bankacılığına kadar varacaktır” dedi.
İlgili yönetmeliğin 4’üncü maddesinin P bendinde tarlalarda “enerji üretimi” tanımının yer aldığına değinen Suiçmez, “Üretim temel ürünlerde yeterli değilken bunca yıldır tarımda hiç duymadığımız bir terimdir enerji üretimi. Tarımsal üretimde şirketler için biyoyakıt üretilmesi mi hedefleniyor, bu soru cevaplanmalı” diye konuştu.

Çiftçi ithalat lobilerine ezdirilecek
CHP Rize Milletvekili Tahsin Ocaklı ise sosyal medya hesabından şu yorumda bulundu:
“Çiftçiye destek vermeyip ithalat lobilerine ezdiren, ekemez, biçemez duruma getiren bu hükümet, iki yıl ekilmeyen tarım arazilerini cumhurbaşkanı keyfine göre başkalarına kiralayabilsin diye Resmi Gazete’de karar yayımladı! Bu, mülkiyet hakkının açıkça ihlalidir, borca batan, ürünü para etmeyen çiftçinin arazisine çökme planıdır. Yapılması gereken; çiftçiye destek verip, ülkemizi yeniden kendine yeter duruma getirmektir.”
Arazi işgali ve araziye el koyma
CHP’nin fıstık mitingi için Antep’te bulunan Orhan Sarıbal ise “Tarıma yapılan doğru bir destekleme modeli ortada yokken hangi ürünün kim tarafından, nasıl, hangi fiyatla alınacağı belli değilken çiftçi adeta niçin, nasıl ekeceğini bilmezken bugün neden bu araziyi ekmediğinin tanımını yapmadan, sorununu ortaya koymadan, çözümünü ortaya koymadan böyle bir yönetmeliğin ancak arazi işgali ve araziye el koyma anlamı taşıyacağını hepimiz net bir şekilde görmüş bulunuyoruz” diyerek tepki gösterdi.

]]>
Çukurova’da su bitti, çiftçiye “ekmeyin” mesajı gönderildi https://yenidunya.org/yurt/30653/cukurovada-su-bitti-ciftciye-ekmeyin-mesaji-gonderildi/ Tue, 06 Aug 2024 06:46:18 +0000 https://yenidunya.org/?p=30653 Türkiye’nin en verimli ovalarından Çukurova’da su sorunu büyüyor. Tarımda “sonunda bu da oldu” dedirten bir uygulama. Çiftçilere resmi yazı ile “ekim yapmayın, su yok” denildi. Seyhan Sol Sahil Sulama Birliği, 24 Temmuz 2024 tarih ve 13743023.956-1313 sayılı yazı ile çiftçilerin güzlük ekim yapmamaları konusunda uyardı.
Türkiye, tarımda en zor dönemini yaşıyor. Yıllardır yapılan tüm uyarılara rağmen su konusunda gerekli yatırımların yapılmaması ve mevcut suyun yönetilememesi nedeniyle Türkiye’nin en verimli ovalarından Çukurova’da su bitti. Seyhan Sol Sahil Sulama Birliği köy muhtarlıklarına ve ilgili birimlere yazı göndererek güzlük ekim yapılmamasını istedi. Yapılsa bile su verilemeyeceğini bildirdi.

Tarımda “sonunda bu da oldu” dedirten bir uygulama. Çiftçilere resmi yazı ile “ekim yapmayın, su yok” denildi. Seyhan Sol Sahil Sulama Birliği, 24 Temmuz 2024 tarih ve 13743023.956-1313 sayılı yazı ile çiftçilere güzlük ekim yapmamaları konusunda uyardı.
Seyhan Sulaması Rotasyon Programı Hakkında konulu yazıda aynen şöyle deniliyor:
“ 12.07.2024 tarihi itibariyle Seyhan Barajında 357.31 hm3(hm3, hektometre küp demek. 1 hektometre küp 1 milyon metreküpe eşit) sulamada kullanılabilir su bulunmakta olup bu miktarın ancak çok yıllık bitkilerin (Narenciye, Her çeşit meyve bahçesi, her çeşit Fidan vb.) su ihtiyaçlarını karşılayabileceğinden, güzlük ekim (Soğan-sarımsak. Patates, Her çeşit sebze vb.) yapılması halinde çok yıllık bitkilere su verilmemesi riski oluşacağından, kendi imkanı ile sulama yapabilecek çiftçiler haricinde (Dere yatağı ve drenaj kanalından sulama yapanlar hariç) güzlük ekim için su verilmesi mevcut su bütçesi ile mümkün görülmemektedir.
Bu kapsamda güzlük ürün ekilmesi durumunda mevcut su bütçesi ile su verilemeyeceği
konusunun mahalle halkına duyurulması hususunda;
Bilgilerinizi ve gereğini arz/rica ederim.”
Yazının altında Seyhan Sol Sahil Sulama Birliği Başkanı Yunus Karaömerlioğlu, Birlik Müdürü Oktay Duraktekin’in imzası var. Ceyhan, Yüreğir, Sarıçam ve Karataş’a bağlı 102 mahalleye (köy) bildirilmesi/ duyurulması için muhtarlıklara gönderiliyor.

Çiftçiye “soğan, patates, sarımsak, sebze ekme” deniliyor
Bölgedeki çiftçilerle de konuştum. Açıkça çiftçilere güzlük ekim yapmayın, yaparsanız su veremeyeceğiz deniliyor. Kendi olanaklarınla sulayabileceksen ek, dere kenarında drenaj kanalından su alanlar ekim yapabilir deniliyor. Güzlük olarak soğan, sarımsak, patates, her türlü sebze ekimi yaparsanız ben su veremem. Elimdeki su ile sadece meyve bahçelerini sulayabiliriz deniliyor. Bu arada yazıyı aynen yayınladım içeriği kadar, yazımı da tam bir felaket. Yazım kuralları sıfır.
Adana Çukurova’da yaşanan su sorunu Türkiye’nin birçok bölgesinde yaşanıyor. Bundan 40 gün önce 26 Haziran 2024 günü Adana’da Türkiye İş bankası ile Adana Çiftçiler Birliği’nin ortaklaşa düzenlediği toplantıda çiftçilerle, sektör temsilcileriyle bir araya geldik. O gün de en çok gündeme getirilen konu su olmuştu. O toplantıdan sonra yazdığım yazıda anlatılanları şöyle yazdım:

Su sorunu Çukurova için en büyük tehdit
Adana’da hangi çiftçi ile konuşsak sulama hizmetinden, su fiyatından şikayetçi. Herkes su sorununun yakında daha çok büyüyeceğini biliyor. Çiftçilerin söylediklerine kulak verelim:
– Tarımın en büyük girdisi su. Ülkemizde 2018 yılından itibaren çok radikal bir kararla 378 sulama birliği birleştirilerek şu anki mevcut düzene geçildi. Bu 6 yıllık süreç değerlendirmek için yeterli bir süre. Biz burada çalışan arkadaşlardan ziyade bu getirilen sistemin çiftçi açısından çok büyük sorun yarattığını gündeme getirmemiz gerekiyor. Özellikle hizmet anlamında çok büyük sorunlar yaşanıyor. Bu model hem fiyat hem de hizmet açısından çiftçiye yarar değil zarar veriyor.
– Yakında en büyük sorunumuz su sıkıntısı olacak. Çukurova, Türkiye’nin en önemli tarım merkezlerinden birisi. Çok geniş tarım alanları ile hem yerel hem de ülke ekonomisine çok büyük katkı sunuyor. Bayramda 3 gün suyumuz kesildi. Hava çok sıcak, kurak geçiyor ve bayramda 3 gün su verilmedi. Bizim 25 kilometre kuzeyimizde Çatalan barajımız var. Bir altında Seyhan Barajı var. Kod yüksekliği Adana merkezde 67. Oradan kapalı sistem cazibeli su getirsek, motopompa, elektriğe, enerjiye gerek yok. Vanayı açtığınızda 365 gün sulama yapılabilir. Şu anda sürekli sıkıntı yaşanıyor. Kanal tıkanıyor, açıkta gelen su buharlaşıyor. Suyu verimli kullanamıyoruz.
– Şubat’ta, Mart’ta taşkın olmasın diye barajdaki suyu boşa akıttılar. Yeterince kar yağmadığı için baraja su akışı azaldı. Şimdi Ağustos’ta Eylül, Ekim’de sulama için su kalmayabilir deniliyor. Meteorolojik veriler takip edilmeden, ölçüm yapılmadan su bırakılır mı? Çok büyük plansızlık var.
– Sulama birlikleri çok yüksek fiyata su kullandırıyor. Dekara 1600 – 1700 – 1800 liraya su olur mu? Ayrıca Mayıs-Haziran aylarında paranın yarısını ödememizi istiyorlar. Ürün parası almadan nasıl ödeyeceğiz? Bunu ödersen yüzde 15 indirim yapacakmış. Ödemezsen ipotek var gözünün yaşına bakmıyor.

Suya zam var, destek yok
– Sulama konusu çok büyük problem. Geçen sene Cumhurbaşkanlığı kararı ile su bedellerinde yüzde 50 indirim yapıldı. Destek verildi. Bu sene hem yüzde 100 zam yapıldı hem de destek yok. Geçen yıl sulama bedeli diyelim ki 150 liraydı. Yüzde 50 indirim yapıldı. Çiftçi 75 lira ödedi. Bu yıl yüzde 100 zam yapınca 150 lira 300 lira oldu. Geçen yıl 75 lira ödeyen çiftçi şimdi 300 lira ödeyecek. Bu çok yüksek.
– Sulama birliklerine borcu olan çiftçilerimiz var. Dedik ki bu çiftçiler borçlarını Başak Kart’a yüklenen mazot ve gübre desteğinden ödesinler. Biliyorsunuz bu karta yüklenen destek bedeli ile sadece gübre ve mazot alınabiliyor. Çiftçinin hesabında kullanmadığı para var ve sulama birliğine de borcu var. Bu borcu oradan ödesin diyoruz ama kabul etmiyorlar. Bakan’a da söyledik. Teknik olarak mümkün değil diyorlar. Bir talimatla yapılabilecek bir iş. Bizim destek alacağımız 1 yıl sonra ödeniyor. Ama borcumuza faiz işliyor. Mahsuplaşma olsun diyoruz olmaz diyorlar.
– Adana’da sulama birliklerinden geçmişte çok memnunduk. Ama şimdi istediğimiz hizmeti alamıyoruz. Birlik başkanı atama ile geliyor. İyi çalışan var çalışmayan var. Çiftçiden kopuk. Seyhan sulama kanlımız var. Sağ tarafı Sağ Sahil Sulama Birliği oldu, Sol tarafı Sol Sahil Sulama Birliği oldu. Barajdan denize kadar. Bütün ova bir adama bağlı. Çok büyük alan yönetmesi çok zor.
– Su olmazsa bu ovanın Konya, Niğde bozkırından bir farkı olmaz. Bu kadar önemli bir ovada suyu da kötü yönetirseniz verim alamazsınız. Şubat – Mart ayında su aktı hiç mi hesap yapmadınız. Şimdi de Ağustos’ta su yetmeyebilir kesebiliriz diyorlar.
– Biz 1950’li yıllardaki yatırımlarla suyu kullanıyoruz. Yeni teknoloji ile sulama yapılmalı. Su konusunda zaman yitirmeden önlem almak lazım.”

Sözün bittiği yerdeyiz
O toplantıda çiftçiler “yakında su verilemeyecek noktaya gelinecek” demişlerdi. Aynen öyle oldu. Çiftçilere gönderilen yazı bunun kanıtı. Aslında 40 gün önce değil belki 40 yıldır bu konular gündeme getiriliyor. Fakat sahada somut bir adım atılmadığı için sözün bittiği noktaya geldik. Suyumuz yok, ekmeyin diyorlar. Peki bu çiftçi ne ile geçinecek? Arazisini ekmeden nasıl yaşayacak? Haydi diyelim ki çiftçi başının çaresine baktı, bir iş buldu. Ekilmeyen bu arazilerde üretilecek ürünleri nasıl ve nerede üreteceksiniz? Ülkeyi nasıl besleyeceksiniz? Üretilmeyen her bir ürün ithalatla karşılanacak. Ülkenin bu kadar parası var mı?

Mevzuat süper ama su yok!
Tarım ve Orman Bakanlığı bugüne kadar su ile ilgili birçok mevzuat çalışması yaptı. Su eylem planları, Su Kurulu’nun kurulması daha neler var neler. Mevzuatımız süper ama su yok. Mevcut suyu bile yönetemiyorlar. Hatırlar mısınız? Eski bakanlardan Bekir Pakdemirli sürekli “yeraltı barajları inşa ediyoruz, 150 yer altı barajı yaptık” demişti. Nerede bu barajlar?
Şimdi Su Kurulu oluşturuldu. Daha geçenlerde toplandı. Alınan kararların sahada karşılığı yok. Herkes vahşi sulamadan, açık kanallardan suyun taşınmasından şikayetçi. Tarım Bakanlığı verilerine göre tarımda su verimliliği yüzde 51. Yani suyun yarısını tarlaya götürürken veya tarlada kaybediyoruz, kullanamıyoruz. Suyu barajdan kapalı sistemle, borularla taşımak için doğru dürüst bir çalışma yok. Yıllardır bekleyen projeler var. Bu projeler neden yaşama geçirilmedi?
Sadece barajlardaki su değil, yeraltı suları da çok kontrolsüz kullanılıyor. Birçok yerde 500-600 metreden su çekilerek tarla sulaması yapılıyor. Maliyeti çok yüksek.Kuyuların büyük bölümü kaçak. Yeraltı suyu da yakın gelecekte tükenecek. Ülkeyi çöle çevirecekler. Sonrada üç satırlık yazı yazarak “ekmeyin suyumuz yok” denilecek.

Su odaklı planlama çiftçiye ekim yaptırmamak mı?
Tarım ve Orman Bakanlığı’nda ağzını açan “su merkezli” veya “su odaklı” üretim planlamasından söz ediyor. Su odaklı üretim planlaması çiftçiye ekmeyin demek midir? Su kalmayınca neyi planlayacaksınız?
Adana Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan yıllardır adeta çırpınıyor. Diyor ki, “Seyhan Barajı’ndaki kod farkından dolayı milyarlarca metreküp su barajda hiç kullanılmadan duruyor. Barajdaki suyun 3’te 2’si kod farkından dolayı hiç kullanılamıyor. Bu kod farkını giderecek çalışma yapılırsa en azından şimdilik su sorunu çözülür.
Bu sıcaklarda 5 gün bir bölgeye su veriliyor 5 gün başka bir bölgeye. Su kısıtlaması uygulanıyor. Sıcak nedeniyle ürünler susuz kaldığı için verim düşüyor. Ürün kuruyor. Yağmur yağmazsa Çukurova tümden biter.”

Aydın Söke Ovası’nda 25 bin dönüm pamuk kuruyor
Aydın’ın Söke Ovası’nda da Sulama Birliği suyu yönetemediği için ciddi sorunlar yaşanıyor. Aydın Valiliği su kısıtlaması uyguluyor. Barajlardan çiftçiye bir üretim sezonunda sadece 2 kez su veriliyor. Temmuz ayı başında pamuk üreticileri daha 1’inci suyu kullanamadıkları için binlerce dönüm pamuk zarar gördü. Bugün baraja yakın tarlalar 3-4 defa sulanırken Söke Ovası’nda 25 bin dönüm pamuk ekili alan susuz bırakıldı. Bu kez 2’inci su verilmediği için zarar katlanarak büyüdü. Bu yıl su sorunu nedeniyle Söke Ovası’nda pamuk verimi yarı yarıya azalırsa kimse şaşırmasın.
Özetle, Türkiye’nin farklı bölgelerinde, verimli ovalarında tarımsal sulamada ciddi sorunlar yaşanıyor. Bakanlık, hükümet sadece seyrediyor. 2018 yılında sulama birlikleri ile ilgili yapılan yasa değişikliği sonucunda sulama birliklerine yöneticilerin atama ile göreve getirilmesi suyun yönetiminde ciddi sorunlar doğurdu. Bayramda 3-4 gün suyu tamamen kesen sulama birlikleri oldu. Bunlar zannediyor ki çiftçiler bayramda Yunan adalarına tatile gidiyor. Çiftçiye, tarıma bu kadar yabancılar. Türkiye su sorununu acilen masaya yatırmalı. Mevcut suyun verimli şekilde kullanılması için çalışmalar yapılmalı. Bu yapılmazsa yarın ülkenin her tarafında “ekmeyin, suyumuz yok” denilerek ülke çöle döner.

Kaynak: Ali Ekber Yıldırım / Tarım Dünyası

]]>
İcralık toprakların büyüklüğü bir çok ülkeyi geçti https://yenidunya.org/yurt/30633/icralik-topraklarin-buyuklugu-bir-cok-ulkeyi-gecti/ Sat, 03 Aug 2024 06:38:49 +0000 https://yenidunya.org/?p=30633 Giderek derinleşen ekonomik krizin ulaştığı boyut, tarım alanlarına yansıdı. Çiftçi borçları nedeniyle 42,3 milyar metrekare tarım alanına ipotek konuldu. Türkiye’de ipotekli durumda olan tarım alanlarının büyüklüğü İsviçre, Belçika ve Hollanda gibi ülkelerin toprak büyüklüğünü dahi geride bıraktı.

Türkiye’deki tarım arazilerinin toplam büyüklüğü 2024 yılı itibarıyla 269 milyar 770 milyon 933 bin 345 metrekareye ulaştı. İktidarın çiftçiyi topraktan koparan politikaları, tarım arazilerini icralık hale getirdi.
BirGün’den Mustafa Bildircin’in haberine göre, ipotekli tarım arazilerine yönelik Tapu Kayıt Bilgi Sistemi (TAKBİS) verileri, tarım ve tarımla uğraşanların içinde bulunduğu dramatik tabloyu gözler önüne serdi. Hemen her kentte milyonlarca metrekarelik tarım arazisinin ipotekli olduğu Türkiye’de, tarım arazisine bankalar tarafından ipotek konulan yurttaş sayısı ise 2 milyon 230 bin 758 oldu.

Konya ilk sırada
TAKBİS verilerine göre, Türkiye’de ipotek konulan tarım arazilerinin büyüklüğü 42 milyar 360 milyon 879 bin 659 metrekare ile ifade edildi. Toplam 4 milyar 653 milyon 740 bin 983 metrekare büyüklüğündeki ipotekli tarım arazisi ile Konya’nın, tarım arazileri üzerinde en fazla ipotek bulunan kent olduğu bildirildi. Konya’nın ardından Şanlıurfa, 2 milyar 715 milyon 863 bin 851 metrekarelik ipotekli tarım arazisi ile ikinci sırada geldi.
Konya ve Şanlıurfa’nın ardından en fazla ipotekli tarım arazisi bulunan kentler, şöyle sıralandı:
•Ankara: 1 milyar 690 milyon 979 bin 597 metrekare
•Manisa: 1 milyar 638 milyon 174 bin 490 metrekare
•Eskişehir: 1 milyar 228 milyon 326 bin 93 metrekare
•Aydın: 1 milyar 77 milyon 917 bin 862 metrekare
•Kayseri: 1 milyar 61 milyon 71 bin 346 metrekare

Şehirlerin dörtte bir ipotekli
İpotekli tarım arazilerinin kentlerdeki toplam tarım arazilerine oranı da çarpıcı tabloyu ortaya koydu. Manisa’daki ipotekli tarım arazilerinin toplam tarım arazisine oranı yüzde 27,1 olarak hesaplanırken Aydın’daki toplam tarım arazilerinin yüzde 26,4’ünün ipotekli olduğu belirtildi. Manisa ve Aydın’ın ardından ipotekli tarım arazilerinin toplam tarım arazilerine oranının en yüksek olduğu kentler şöyle kaydedildi:
•Aksaray: Yüzde 24,6
•Konya: Yüzde 24,2
•Adana: Yüzde 23,6
•Hatay: Yüzde 23,3
•Tekirdağ: Yüzde 22,7

Trilyonluk araziler
Tarım arazisi tapularına bankalar tarafından konulan ipoteklerin parasal değeri de hesaplandı. İpoteklerin parasal değeri, TKGM’nin, “TAKBİS’te yer alan ipotek bedelleri ile ilgili değerlendirme yapmak doğru sonuç vermeyebilir” notuyla paylaşıldı. Verilere göre, bankaların ipoteklediği tarım arazilerinin toplam parasal değer, 154 trilyon 544 milyar 54 milyon TL olarak gerçekleşti.

İflas bayrağı çeken çekene
Yüksek enflasyon kaynaklı girdi ve finansman maliyetlerindeki yüksek artış, reel sektördeki sorunları da derinleştirdi. İmalat sanayiinde kapasite kullanım oranı, temmuzda son 15 ayın en düşük seviyesine indi. Türkiye’de son 20 ayın, çalışan sayısında da son 21 ayın en sert daralması yaşandı. 2024’ün ilk yarısında yeni açılan her beş şirkete karşın bir şirket kepenk indirdi. Yalnızca Temmuz 2024’te 183 firma konkordato başvurusunda bulundu.

]]>