toplumcu ekonomi – Yeni Dünya https://yenidunya.org Yeni Günün Habercisi Wed, 04 Feb 2026 18:27:32 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.8.5 https://yenidunya.org/wp-content/uploads/2022/02/cropped-YD-ikon-512-1-75x75.png toplumcu ekonomi – Yeni Dünya https://yenidunya.org 32 32 Türkiye Cumhuriyeti’nin İngiltere vatandaşı Maliye Bakanı’nın, enflasyonla mücadele programı üzerine https://yenidunya.org/yazarlar/selim-dikel/33763/turkiye-cumhuriyetinin-ingiltere-vatandasi-maliye-bakaninin-enflasyonla-mucadele-programi-uzerine/ Wed, 04 Feb 2026 18:27:29 +0000 https://yenidunya.org/?p=33763 Türkiye’nin ekonomik durumu hakkında kendisine sorulan bir soruya; “Gözlerime bakın, ne görüyorsunuz? Ekonomi gözlerdeki ışıltıdır” şeklinde yanıt veren eski Hazine ve Maliye Bakanı Nurettin Nebati’nin görevi süresince uygulanan ‘Nas’ ve ‘Heterodoks’ ekonomisinin patlaması sonucunda; Milliyetçi ve muhafazakar AKP/MHP koalisyonu tarafından, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Hazine ve Maliye Bakanlığı görevine getirilen, İngiltere vatandaşı Mehmet Şimşek ile birlikte vites yükselten neoliberal ve özelleştirmeci borç faiz ekonomisine dayalı kapitalist vurgunculuk düzeni, ülkeyi ve halkı gırtlağına kadar borca batırdı.

Ülkemiz tarihin en ağır ekonomik, siyasi ve toplumsal krizini yaşıyor. İşsizlik ve hayat pahalılığı önlenemiyor. Halk yoksullaşıyor. Yoksulların borcu, zenginlerin serveti artıyor. Hazine garantili Yap-İşlet-Devret ihaleleriyle, Kur Korumalı Mevduat Hesaplarıyla, vergi istisnaları, krediler ve teşviklerle dolar milyarderi ve milyoneri bir avuç holding patronu her geçen gün daha fazla zenginleşirken; milyonlarca emekli ve emekçi açlığa, yoksulluğa ve sefalete mahkûm ediliyor.

‘Enflasyonu düşürmek’ bahanesiyle, “ekonomiyi soğutma ve sıkılaştırma politikası” adı verilen aylık yüzde 5 ile başlayan, yüzde 4,5 ve 4,25 ile devam eden tefeci faizleriyle yerli ve yabancı banka patronları servetlerine servet katarken; emekliler ve emekçiler karnını doyurabilmek için, kredi kartıyla, tüketici kredisiyle ve kredili mevduat hesabıyla banka kuyruklarında, icra ve haciz tehdidi altında yaşama savaşı veriyor.

Ülkeyi yönetenler ve çevresinde kümelenmiş bir avuç vurguncu, kamu kaynaklarını har vurup harman savurup lüks ve şatafat içinde cennette yaşarken; işçiler, memurlar, emekliler, çiftçiler, esnaf ve sanatkârlar, işsiz yurttaşlar, şehir ve köy emekçileri cehennem hayatı yaşıyor.

Siyasi iktidar artık ülkeyi yönetemiyor. Kendi yarattığı sorunları çözmek yerine günden güne daha da ağırlaştırıyor. ‘Cambaza bak’ oyunlarıyla ve suni gündemlerle halkı oyalıyor.

Maliye Bakanı, “En yüksek asgari ücret Türkiye’de”, “Emeklilerimizi enflasyona ezdirmedik”, “Kar yağdı böyle oldu”, “Enflasyon tek haneye inecek, ha düştü ha düşecek” diye halkla alay ediyor. “Biraz daha sabredin” diyerek halktan fedakârlık istiyor.

Emperyalist finans kuruluşları tarafından görevlendirilen İngiltere vatandaşı Maliye Bakanının, “sıkılaştırma politikası ve kamuda tasarruf tedbirleri” adını verdiği; yerli ve yabancı tefeci bankerlerin çıkarlarını kollayan, yüksek faizle borçlanmaya dayalı sahte reçeteleri; işçi sınıfının, memurların, emeklilerin, şehir ve köy emekçilerinin yaşadığı sorunları çözemez.

‘Acı reçeteye’ karşı gerçek çözüm, kamucu ve planlı ekonomidir

Bir avuç para babasını daha da zengin ederken orta halli insanlarımızı yoksullaştıran, halkımızın en geniş kesimi olan işçileri, çiftçileri, memurları, küçük esnafı ve emeklileri daha da yoksullaştırırken, işsizleri adeta toplumun dışına iten kapitalist vurgunculuk düzeni iflas etti. Hanelere ateş düştü. Kırk yıldır borç faiz döviz özelleştirme tuzağına mahkûm edilen Türkiye halkı, emperyalizmin işbirlikçisi holdinglerin boyunduruğu altında işsizlikten pahalılıktan yoksulluktan kırılıyor.

Ülkeyi ve halkı gırtlağına kadar borca sokan neoliberal ve özelleştirmeci borç-faiz ekonomisi ile Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik krizden kurtuluşu asla mümkün değildir.

Biz bu filmi daha önce defalarca izledik. Filmin sonunda patronlar hep daha fazla zenginleşti. İşçi sınıfı, emekçi halk ve emekliler ise daha fazla yoksullaştı. Aynı filmi tekrar izlemek istemiyoruz.

İşsizliğe, yoksulluğa ve hayat pahalılığına karşı mücadele ‘acı reçetelerle’ değil, planlı ekonomi ve kamucu önlemlerle olur

Çalışanların, emeklilerin, işsizlerin, alınteri ile geçinen tüm şehir ve köy emekçilerinin refah içinde yaşayabilmesi ve ülkemizin ekonomik iflastan kurtulması için çare vardır.

Türkiye’yi ve emekçi halkın mutfağını yakıp kavuran ekonomi yangınını söndürmek için tek ve gerçek çözüm, kamu öncülüğünde uygulanacak olan planlı ve toplumcu üretim ekonomisidir.

Yaşanan krizin nedenleri tamamen sınıfsaldır. Bu nedenle ekonomik krizin faturası işçilere, memurlara, emeklilere ve emekçi halka değil; krizi yaratan dolar milyarderi ve milyoneri bir avuç holding patronuna kesilmelidir.

Bunun için, öncelikle ve ivedilikle dolar milyarderlerine ve milyonerlerine servet vergisi uygulaması getirilmelidir.

Asgari ücret ve emekli aylıkları ile tüm çalışanların maaşları geçmiş yıllardaki reel enflasyon kayıpları da dikkate alınarak, insanca yaşayabilecek düzeyde artırılmalıdır.

Enflasyona ve vurgunculuğa karşı, temel gıda ve tüketim malları ile kira artışlarına tavan fiyat uygulaması getirilerek, iç piyasa canlandırılmalıdır.

Dövize endeksli ve Hazine garantili Yap-İşlet-Devret ödemeleri Türk Lirasına endekslenmelidir.

Döviz ticareti yasaklanmalı, bankalardaki ve halktaki döviz devlet tarafından uygun bir kurdan Türk Lirasına çevrilmelidir.

Yaratılan kaynaklar ve döviz kamucu ve toplumcu ekonomik anlayış temelinde üretim ve istihdam seferberliği için kullanılmalıdır.

Özelleştirilen tüm kamu işletmeleri yeniden kamulaştırılarak devletleştirilmelidir.

Kamu görevlilerine asıl görevleri dışındaki yönetim kurulu üyelikleri için yapılan birden fazla maaş ödemeleri ile ‘Huzur Hakkı’ ödemeleri iptal edilmelidir.

Hisse senedi, borsa ve kuyumculuk faaliyetlerindeki vergi kayıp ve kaçakları önlenmelidir.

Yerli ve yabancı Holdinglere ve Bankalara yasalarla tanınan Kurumlar Vergisi muafiyeti, istisna ve indirimler kaldırılmalıdır.

Kayıt dışı istihdam engellenerek devletin vergi ve sigorta prim kayıpları önlenmelidir.

Devlet bütçesinin ve Maliye Hazinesinin dolar milyarderi bir avuç holding patronu ve müteahhit tarafından yağmalanması sonucunu doğuran özelleştirmeci ve İMF’ci liberal ekonomik anlayış kesinlikle terk edilmelidir.

Askeri, siyasal, ekonomik, sosyal ve kültürel alanlarda tam bağımsız bir Türkiye için, öncelikli olarak karma ekonomik sistem temelinde, merkezi planlı ekonomiye dayalı, kamucu ve toplumcu ekonomik kalkınma modeli uygulanmalıdır.

Emperyalist finans kuruluşları tarafından görevlendirilen İngiltere vatandaşı Maliye Bakanının, “sıkılaştırma politikası ve kamuda tasarruf tedbirleri” adını verdiği; yerli ve yabancı tefeci bankerlerin çıkarlarını kollayan, yüksek faizle borçlanmaya dayalı sahte reçeteleri; işçi sınıfının, memurların, emeklilerin, şehir ve köy emekçilerinin yaşadığı sorunları çözemez.

Bugüne dek yapılan uygulamalar açıkça göstermiştir ki; işsizliğe, yoksulluğa ve hayat pahalılığına karşı mücadele ‘acı reçetelerle’ değil, planlı ekonomi ve kamucu önlemlerle olur.

]]>
19 Mayıs 1919’un 105. yılı ve ulusal bağımsızlık üzerine https://yenidunya.org/yazarlar/selim-dikel/30128/19-mayis-1919un-105-yili-ve-ulusal-bagimsizlik-uzerine/ Sat, 18 May 2024 19:16:07 +0000 https://yenidunya.org/?p=30128 Ulusal kurtuluş savaşımızın ve cumhuriyet devrimimizin başlangıcı kabul edilen 19 Mayıs 1919’un 105. yıldönümünü kutluyoruz. 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı bütün yurttaşlarımıza kutlu olsun.

Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde harekete geçen Türkiye halkı büyük başarılara ulaştı. Emperyalizme karşı vatanın bağımsızlığını ve bütünlüğünü sağladı. Egemenliği kendi eline aldı, padişahlığa son vererek cumhuriyeti kurdu. Halifeliği kaldırarak laikliği benimsedi. Kulluk düzeni kalktı, yurttaşlık hukuku geldi. Kadınların her alanda eşit yurttaş olarak yaşama mücadelesinin yolunu açtı, kadın haklarını kabul etti. Medreseleri kapatıp çağdaş eğitime geçti. Tarımı ve sanayiyi geliştirmek, kendine yeten ulusal ekonomi kurmak için devlet öncülüğünde planlı ekonomi modeline geçti. Köylüleri destekledi. İşsizliği azaltmaya, pahalılığı önlemeye çalıştı. Sosyal devlet ilkesini Anayasaya yazdırdı.

Ancak ne var ki, ulusal kurtuluş savaşı ve cumhuriyet devrimiyle elde edilen başta laik demokratik cumhuriyet, bağımsızlık ve egemenlik olmak üzere bütün ilerici kazanımlar, bugün büyük ve ciddi tehlikelerle karşı karşıyadır.

Ekonomik durum

Ekonomimiz tamamen dışa bağımlıdır. Yerli üreticimiz perişan haldedir. Tarımımız ve sanayimiz kendine yeterli olmaktan çıktı. Özelleştirmeler her türlü vurgunculuğun yolunu açtı. Holdinglere teslim edilen gıda, elektrik, doğalgaz, su, telefon gibi temel ihtiyaç alanlarında faturalara yetişemiyoruz. Yüksek kiralar kâbus oldu. İşsizlik afete döndü. Gençlerimiz iş bulamıyor. Halkımız soyuluyor. Pahalılık sınır tanımıyor. Emekliler açlığa sürükleniyor. Asgari ücret pul oldu. Esnaf kan ağlıyor.

Kadın hakları ayaklar altında, feodal ataerkil cinayetler ve şiddet almış başını gidiyor. Laiklik saldırı altında, adeta orta çağa döndük. Eğitim sistemi çöktü.

Buna karşılık bankalar, holdingler kârlarına kâr katıyor. Vatanın zenginliği dolar milyarderlerinden ve milyonerlerinden oluşan bir avuç ayrıcalıklı işbirlikçi kapitalistin elinde.

İstibdat var, adalet yok. Baskı var, özgürlük yok. Kayırmacılık serbest, hukuk işlemiyor.

Emperyalist tehlike ve Büyük Orta Doğu Projesi

ABD’nin ve uluslararası savaş örgütü NATO’nun ülkemiz ve bölgemiz üzerindeki hegemonyası, ulusal bağımsızlığımızı ve egemenliğimizi yok ediyor. Amerikan generalleri etnik ve dinci terör çetelerini üzerimize salıyor.

Amerikan emperyalizmi dünya çapında mutlak egemenlik kurma planının parçası olarak Büyük Ortadoğu Projesini hayata geçirmeye çalışıyor. Ortadoğu’da İsrail’den daha güçlü tek bir devlet bile bırakmamak üzere bütün bölge ülkelerini bölüp parçalamak istiyor.

ABD ve NATO, halkları birbirine kırdırmayı, ulusal devletler yerine bölgeler, kantonlar ve ceplerden oluşan zayıf birimler kurmayı amaçlıyor. Bu birimlerde yaşamaya mahkûm edilecek halkları emperyalizmin ve işbirlikçi kapitalistlerin sınırsız sömürü ve baskısı altında sessiz kalan sömürge kölelerine çevirmek istiyor.

Ulusal Kurtuluş Savaşının kazanılması ve Cumhuriyetin kurulmasıyla elde edilen kazanımlarımız büyük tehlike altındadır. Karşı karşıya olduğumuz sorunlar gerçekten çok büyüktür. Hiçbir parti, hiçbir ittifak tek başına bu sorunların üstesinden gelemez. Bütün ulusun, bütün halkın birleşik gücüne ihtiyacımız var.

Bugün ana sorun, Türkiye’nin bağımsızlığından, cumhuriyetten, laiklikten ve emekten yana olanları, Vatan Cumhuriyet Emek mücadelesinde bir araya getirmektir.

Bütün ilerici, devrimci, sosyalist ve Kemalist güçler, 19 Mayıs 1919 ruhuyla yeniden silkinmek ve ayağa kalkmak zorundayız.

19 Mayıs’ı savunmak, NATO’dan çıkmak, Amerikan üslerine el koymak, emperyalist saldırılara karşı direnen komşu ülkelerle dostluk kurmak demektir.

19 Mayıs’ı savunmak, emperyalizme ve işbirlikçilerine karşı, bütün ulusal demokratik güçlerin ortak iktidarını, antiemperyalist birleşik halk hükûmetini savunmak demektir.

Bağımsız Türkiye, toplumcu ekonomi

Vurgunculuğa baş eğmek istemiyoruz. Açlığa, yoksulluğa, işsizliğe mahkûm olmak istemiyoruz. Dolar milyarderlerine köle kalmak istemiyoruz. Herkese iş istiyoruz. Devlet öncülüğünde planlı kalkınma hamlesiyle işsiz bir tek genç bile bırakmamak elimizdedir. Geçim sıkıntısı bitebilir, yaşam sevinci bütün ülkeyi sarabilir.

Emperyalizmin dayatmalarını kabul etmiyoruz. ABD’nin ve NATO’nun emrinde savaşa sürüklenmeyi reddediyoruz. Bağımsızlığımızdan, bütünlüğümüzden asla vazgeçmeyeceğiz. Biz cumhuriyeti kuran Türkiye halkıyız, 19 Mayısın akıl bilim çağdaşlık, özgürlük eşitlik kardeşlik ruhunu yok etmek isteyenleri püskürteceğiz.

Emperyalizmin egemenliğine ve dayatmalarına karşı, Türkiye’nin tam bağımsızlığı ve egemenliği için; gericiliğe ve istibdada karşı laik demokratik cumhuriyet için; kapitalist sömürüye ve neoliberal ekonomiye karşı, emekten yana kamucu ve toplumcu ekonomi için; laiklikten, cumhuriyetten, bağımsızlıktan ve emekten yana ilerici, devrimci, Kemalist, sosyalist ve komünist, tüm ulusal demokratik güçlerin birliğini mutlaka sağlayacağız.

Birleşe birleşe, direne direne kazanacağız. Emperyalizm ve işbirlikçileri yenilecek, Vatan Cumhuriyet Emek kazanacak. Zafer 19 Mayısçıların olacak.

]]>