temel conta – Yeni Dünya https://yenidunya.org Yeni Günün Habercisi Mon, 27 Jul 2026 08:45:44 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.8.8 https://yenidunya.org/wp-content/uploads/2022/02/cropped-YD-ikon-512-1-75x75.png temel conta – Yeni Dünya https://yenidunya.org 32 32 Temel Conta: 595 günlük direniş sona erdi https://yenidunya.org/emek-gundemi/34302/temel-conta-595-gunluk-direnis-sona-erdi/ Mon, 27 Jul 2026 08:45:43 +0000 https://yenidunya.org/?p=34302 ‘Direnişimiz patron düzeninin sürdüğünü gösterdi’

Grev kırıcılığına ve baskılara rağmen 595 gündür hakları için direnen Temel Conta işçileri, çadır grevlerini sonlandırarak mücadelelerini yargı yoluyla vereceklerini duyurdu. İşçilerden Kaya: Direnişimiz patron düzeninin sürdüğünü gösterdi.

Grev kırıcılığına, patron ve iktidar baskılarına rağmen 595 gündür yağmur çamur demeden İzmir Torbalı’da hak mücadelesi veren Temel Conta işçileri, çadır grevlerini sonlandırarak mücadelelerini yargı yoluyla devam ettireceklerini açıkladı.

Devletin patron düzenine karşı işçileri yalnız bıraktığını söyleyen Temel Conta direnişçisi Sinem Kaya, direnişlerinin son bulmasının üzüntüsünü yaşarken “Artık katlanamadık. Elimizden gelen her leyi yaptık ancak sömürü düzenine ve biz dışarıdayken bize içeriden gülen patrona dayanamadık” dedi.

“595 gündür direniyoruz ancak devlet patronu koruyor. 595 gündür direndik ancak bu direnişte patron düzenini işlediğini gördük. Artık hukuk yoluna götürmek istedik. Grevdeki işçilerin yerine işçi alarak grev kırıcılığı yapan patron yerine defalarca biz ifadeye çağırıldık. Bu bize patron düzenin tıkır tıkır işlediğini bir defa daha gösterdi” diyen Kaya, yalnızca anayasal hak olan sendika haklarını ve ödenmeyen ücretlerini talep ettiklerini söyledi.

Kaya, Temel Conta’nın işverenin hobi bahçesi olduğunu belirterek konuşmasına şöyle devam etti:
“Son ana kadar dayandık ama patronun bize bakıp içeriden gülmesine katlanamıyoruz. ‘Ben gerekirse batarım ancak yine de o işçilerin haklarını vermem’ dedi. 75 yaşında ve öz yeğenlerini bile kovdu orayı hobi bahçesi olarak kullanıyor, kendisini dev aynasında görüyor. Hakkımızı istememizi sindiremiyor ‘onlar kim bizim karşımıza çıkıyor’ diyor. Herkesi ezilmesi gereken bir böcek olarak görüyor.”

Kaya son olarak yalnızca çadır grevlerinin sonlandığını, mücadelenin yargı yoluyla sürdürüleceğini söyledi.

Kaynak: BirGün

]]>
Sendikal özgürlükler için 560 gündür direniyorlar https://yenidunya.org/emek-gundemi/34172/sendikal-ozgurlukler-icin-560-gundur-direniyorlar/ Mon, 22 Jun 2026 08:47:12 +0000 https://yenidunya.org/?p=34172 İzmir Kemalpaşa’da işveren baskısına rağmen direnen Temel Conta işçileri, ücret ve sendikal hakları için başlattıkları grevin 560’ıncı gününe ilk günkü iradeleriyle girdi.
Çoğunluğu kadın olan işçiler, yalnızca örgütlü oldukları Petrol-İş’i, Temel Conta’yı ilgilendiren bir durum olmadığını tüm işçi sınıfı için verilen bir mücadele olduğunu söyledi.
Çalışırken iş güvenliği ekipmanı eksikliğinden yıllarca zehirli gaz soluyan, sendikal hak ve insanca yaşanacak ücret için 560 gündür patronun grev kırıcılığına, yer yer mahalle baskısına göğüs geren işçiler, direnişlerinin 560’ıncı gününde de “Bize ekmek yoksa, patrona huzur yok” dedi. İşçilerden Sinem Kaya, “560 gündür çok yorulduk ancak bundan sonra mücadelemiz daha da büyüyecek” diyerek işçilerin bir an olsun direnmekten vazgeçmediklerini vurguladı.

İşsizlikle tehdit edildik
560 gündür direnişin en ön safrasında direnen Sinem Kaya, 560 gündür kazanılmış hakları için mücadele ettiklerini belirterek şunları söyledi: “Canımız çok yanıyor ama burada sadece artık Temel Conta işçileri olarak değil, gerçekten bütün işçiler adına konuşmak gerekiyor. Zaten sendikaya üye olmak; ekmeğinden, işinden vazgeçmeyi gerektiriyor bu iş yerinde. Buna öncülük yapmak seni zaten bir kere… bu işe öncülük yaptığın zaman işten atılmaya, hatta patronlar o kadar örgütlü ki başka yerlerde bile bunu senin önüne getirip işsizlikle tehdit ediliyorsun.”

Kadın düşmanlığına karşı
Temel Conta patronunun fabrikada kadın yoğunluklu çalıştırmasının nedeninin, kadınların daha ucuz işgücü, daha sessiz ve itaatkâr olmasından kaynaklı olduğunu belirten Kaya, en çok da bu algıyı yıkmak için direnişlerinden bir an olsun geri durmadıklarını belirtti. “Greve çıkarken patron, sicilimize işleyeceği ve işten atıldığımızda hiçbir yerde iş bulamamamızla tehdit etti. Kadınlara parmağıyla işaret ederek ‘Aklınızı başınıza alın, sizler değil kocalarınız bile iş bulamaz’ tehdidiyle karşılaştık. Erkekler evine ekmek götürememekten, kadınlar çocuklarının okul masraflarını karşılayamamaktan, kirasını ödeyememekten, faturasını ödeyememekten, işsizlikten korkuyor. Ve bizim zaten en büyük tehditlerimizden biri de budur: ‘Siz aklınızı başınıza alın, bugün bu ekmeğinize sahip çıkmazsanız kapının önünde milyonlarca işsiz var’ diyerek tehdit ediliyoruz” diye konuşan Kaya 560 günlük mücadeleyi şu sözlerle özetledi: “Türkiye’de bir ilk; grev kırıcılığı tescillendi ama bunun bir yaptırımı yok. Düdük çalan işçiler, grevdeki düdük çalan işçiler gözaltına alınıyor; grevi kıran patrona, hala savcılıktan bir ton suç duyurusu olmasına rağmen ifadeye bile çağrılmıyor. Bizler diyoruz ki; biz vazgeçemeyiz, biz vazgeçmek de istemiyoruz. 10 Aralık 2024’te çıktık greve, bugün bu 2026 yılındayız. 560 gün oldu, direniyoruz, kazanacağız. Başka çaremiz yok.”
Temel Conta işçilerin Simay Bekar ise şu şekilde konuştu: “Nişanlıyken greve çıktım, 560 gün oldu, grevde düğün yaptım. Evim kira, hâlâ düğün borçlarını ödemeye çalışıyorum ama grevi bırakmıyorum. Çünkü haklıyız, kazanacağız; vazgeçmek söz konusu bile olamaz.”

Kaynak: BirGün

]]>
Et ve kemikten gerçekler: 2105 Can ve Ocak direnişlerinin ardından https://yenidunya.org/yazarlar/tarik-yuce/33743/et-ve-kemikten-gercekler-2105-can-ve-ocak-direnislerinin-ardindan/ Sat, 31 Jan 2026 14:38:58 +0000 https://yenidunya.org/?p=33743 Sermaye sınıfı için hayat, soğuk kâr-zarar cetvellerine sığdırılan bir maliyet hesabından ibarettir. Bu tablolarda işçi sağlığı “yük”, işçinin geçim talebi “risk”, grev ise “türlü hileler ile çiğnenebilecek bir anayasal hak” olarak kodlanır. Geride bıraktığımız Ocak ayı, Türkiye sanayi havzalarından, lojistik depolarından ve emekli lokallerinden yükselen sesle; bu antetli yalanların, yani sermaye çevrelerinin tek taraflı dayatmalarının işçi iradesi karşısında nasıl dize geldiğine tanıklık etti.

Açlık sınırı değil, yaşam savaşı
​Yıla yoksulluğun ağır gölgesiyle başladık. Bugün Türkiye’de yoksulluk sadece bir istatistik değil; her sabah kurulan o eksik kahvaltı sofralarının adıdır. Asgari ücretin açlık sınırıyla köşe kapmaca oynadığı bu düzende, işçiler sadece zam değil, çalınan geleceklerini geri istiyor. Bu yangına bir odun da emekliler cephesinden atılıyor. Emeklilerin “Mutfakta yangın var!” isyanı, işçi sınıfının direnişiyle birleşen devasa bir yoksulluk barikatına dönüşüyor.

İSİG raporu: Sendikasızlık ölümdür!
​2025 yılı bilançosu, iş cinayetlerinin bir “rejim” haline geldiğini kanıtlıyor. Geçtiğimiz yıl en az 2105 işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti. Bu ölümlerin yüzde 97,63 gibi sarsıcı bir oranı sendikasız işçilerden oluşuyor. Rakamlar en çıplak haliyle bağırıyor: Sendikasız bırakılmak, güvencesiz çalışmak ve örgütsüz kalmak işçiyi ölüme mahkûm ediyor. İstanbul’da 277, İzmir’de 75 canımızı bıraktığımız bu kanlı harita, sermayenin “önlem aldık” masallarını yerle bir etmeye yetiyor.

​Çocuk İşçiliği: 94 tabut, 94 gelecek
​2025’te tam 94 çocuk işçi can verdi. MESEM’ler aracılığıyla çocukların “eğitim” kılıfıyla fabrikalara sürülmesi, sömürünün yaşını 10-11’e kadar düşürdü. Sermaye için “ucuz ve bedava iş gücü” olan o çocuklar, bu cinayet rejiminin en savunmasız kurbanları oldu. Çocuklarımızı fabrikalara değil, güvenli bir geleceğe hazırlamak ancak işçi sınıfının topyekûn mücadelesiyle mümkündür.

Direniş hattı: McDonald’s kazanımından Temel Conta inadına
​Ocak ayı, işçinin kendi gerçeğini yazdığı kıymetli eşiklerle dolu bir ay oldu. Nakliyat-İş öncülüğünde McDonald’s/HAVI Lojistik depolarında yürütülen mücadele, 24 Ocak’ta grev kararlılığıyla masada önemli bir kazanıma dönüştü. İşçinin NACE kodunu değiştirerek sendikal yetkiyi kırmak isteyen kurnazlıklara, şube önlerindeki oturma eylemleriyle cevap verildi. Yüzde 40’lık ücret artışı ve ikramiye haklarıyla sonuçlanan bu süreç, sınıf dayanışmasının somut bir karşılığı oldu.

​Sektörel olarak farklı kulvarlarda olsa da aynı kararlılık sanayi havzalarından da yankılandı. DGD-SEN üyesi Migros depo işçileri sefalet zammına karşı haysiyetli bir barikat kurarken, Ocak ayının son günlerinde metal sektöründe büyük bir irade sergilendi. Birleşik Metal-İş üyesi binlerce işçinin elini şaltere uzatması, sermayeyi bir kez daha geri adım atmaya zorladı. Raporlardaki soğuk rakamların ötesindeki bu et ve kemikten gerçekler; 400 günü deviren Petrol-İş üyesi Temel Conta inadından Tüvtürk direnişine kadar pişen o ortak iradenin farklı alanlardaki yansımalarıdır.

Geleceği direnişle kurmak: Sendikada birleşelim!
​Şubat ayına girerken karşımızdaki tablo net: Bir yanda raporlanan o 2105 iş cinayetini “kaza” diye yutturanlar, diğer yanda bu düzene şalteri indirerek cevap verenler var.

Unutulmamalıdır ki; patronun tek taraflı kurgusu ancak işçi susarsa gerçeklik kazanır. Ama görüyoruz ki; artık kimse susmuyor. Ne makineleri çalınmaya çalışılan Temel Conta işçisi, ne hakkını arayan emekli, ne de sendikasızlığın ve çocuk işçiliğinin hesabını soran sınıf kardeşleri… Türkiye’nin dört bir yanında yükselen tüm direnişleri selamlıyoruz!

​Yalnız başımıza bir istatistik, yan yana geldiğimizde ise dünyayı durduracak bir gücüz. Ölenlerin %97’sinin sendikasız olduğu bu düzende, hayatta kalmanın ve hakkımızı almanın tek yolu örgütlü mücadeledir. Fabrikalarda, depolarda, ofislerde ve her iş kolunda; yanımızdaki arkadaşımızın elini tutmaya, sendikalarımızda birleşmeye ve bu sömürü çarkına “dur” demeye çağırıyoruz.

]]>
‘Bu direniş sizi rahat bırakmayacak’ https://yenidunya.org/emek-gundemi/33680/bu-direnis-sizi-rahat-birakmayacak/ Thu, 22 Jan 2026 08:59:19 +0000 https://yenidunya.org/?p=33680 Temel Conta işçileri, direnişi patronun makineleri gönderdiği Torbalı’daki fabrika önüne taşıdı. İşçiler yaptıkları açıklamada, “Bu direniş sizi rahat bırakmaz. Direnişimiz meşrudur. Grev hakkımızdan asla vazgeçmeyeceğiz’’ dedi.

Temel Conta işçileri, sendikal hakları için 408 gündür mücadele ediyor. Patron, makineleri Temel Conta’nın yeni kurduğu Torbalı Pancar Organize Sanayi Bölgesi’ndeki fabrikaya kaçırınca, işçiler direniş çadırını Torbalı’daki fabrika önüne taşıdı. İşçilerin örgütlü olduğu Petrol-İş Aliağa Şubesi öncülüğünde eylem düzenlendi.

“Grev çadırı; Temel Conta işçilerinin emeğidir, alın teridir, iradesidir, onurudur”
Eylemde konuşan Petrol-İş Aliağa Şube Başkanı Hasan Toptan, “Temel Conta işçilerinin 408 gündür sürdürdüğü onurlu grev mücadelesi, bugün artık yalnızca bir işyeri uyuşmazlığı değil; emeğe, örgütlülüğe ve anayasal haklara karşı yürütülen açık bir saldırının adı hâline gelmiştir. Grevin ilk gününden bu yana uzlaşmazlığı tercih eden Temel Conta işvereni, bugün hukuku tanımayan, Anayasa’yı yok sayan ve grev kırıcılığını sistematik bir yöntem hâline getiren bir noktaya gelmiştir. Grev çadırının yerinin değiştirilmesi masum bir ‘yer değişikliği’ değildir. Bu; grevi görünmez kılma, direnişi dağıtma ve işçiyi yalnızlaştırma girişimidir. Grev çadırı; Temel Conta işçilerinin emeğidir, alın teridir, iradesidir, onurudur. O çadırı yerinden oynatmak, işçinin iradesini söküp atmaya kalkışmaktır. Grev çadırının yeri değiştirilebilir ama Temel Conta işçisinin mücadelesi yerinden oynatılamaz” diye konuştu.

“ Grev hakkımıza uzanan her el, karşısında bizi bulacaktır”
Toptan şunları dile getirdi: “Temel Conta işçileri yalnız değildir. Bu mücadele bir fabrikanın değil, Türkiye işçi sınıfının mücadelesidir. Grev hakkımıza uzanan her el, karşısında bizi bulacaktır. İşverene son kez çağrı yapıyoruz. Toplu sözleşme masasına gel, hukuka dön. İşçinin iradesini tanı. Aksi halde bu direniş büyür, bu direniş yayılır. Bu direniş sizi rahat bırakmaz. Mücadelemiz kararlı, direnişimiz meşrudur. Grev hakkımızdan asla vazgeçmeyeceğiz.”

Kaynak: BirGün

]]>
Direnen işçiler umut veriyor: Havayı ısıtan direnişler dayanışmayla büyüyor https://yenidunya.org/emek-gundemi/33586/direnen-isciler-umut-veriyor-havayi-isitan-direnisler-dayanismayla-buyuyor/ Fri, 02 Jan 2026 09:31:37 +0000 https://yenidunya.org/?p=33586 Emekçiler, yeni yılı yurdun dört bir yanında grev çadırlarında, direniş nöbetleriyle karşıladı. Geçen yıldan 2026’ya devredilen emek direnişlerinin talepleri de sloganları da ortak: İşçiler açken patronlara huzur yok.

Bir yıl daha emek mücadelesiyle sonlanırken, yeni yıla direnerek giren işçiler yılın ilk gününü grev çadırında geçirdi. Yıllardır emek verdikleri işyerlerinden haklarını alamayan emekçiler, 2025’te de seslerini sokakta çıkardı. Yılı direnişle bitiren, grev çadırında yeni yılı mücadeleyle açan işçilerin 2025 yılında en çok attığı slogan ise hep bir ağızdandı: “İşçiler açken patronlara huzur yok.”
Bir yandan ekonomi, diğer yandan rejimin ilmek ilmek büyüttüğü sömürü sistemi… Hiçbir baskı yıldırmaya yetmedi. Ülkenin dört bir yanında süren emek mücadelesinin, yeni yılla birlikte daha da büyük umutlarla geldiğini emeğin ta kendisi söyledi…
BirGün’den Ebru Çelik’in haberine göre, Tokat’taki Şık Makas işçileri, Gebze’deki Smart Solar emekçileri 2025 yılına kadın direnişiyle öne çıkarken Divriği’deki maden işçileri haklarını kazanmalarına rağmen yeni yıla verilmeyen kazanımları için mücadele ederek girdi. Grev çadırında dört mevsimi tamamlayan, 389 gündür işyeri önünde nöbette olan Temel Conta işçileri, “Yeni yılda da nöbet çadırımızdayız” dedi. Son yerel seçimlerde AKP’ye geçen Artvin Şavşat Belediyesi işçileri ise seçimlerden sonra işten atılmaları üzerine sürdürdükleri işe iade taleplerini yeni yıla da taşıdı.
Diğer yandan tıkanan MESS görüşmeleri metal işçilerini ısıtmaya başlarken, Birleşik Metal-İş ve üyeleri, talepler karşılanmazsa yeni yılın ilk ayının fırtınalı geçeceğini söyledi. Amasya’da Kristal-İş üyesi işçiler, İzmir’de DİGEL Tekstil işçileri de yeni yılda mücadelelerini büyüteceklerini kaydetti.

Direnen işçiler umut veriyor: Havayı ısıtan direnişler dayanışmayla büyüyor

Belkemiği kadın işçiler
Toplu iş sözleşmesi sürecinde işverenin yüzde 6’lık zam dayatmasına karşı iş bırakan 260 Smart Solar işçisi, yeni yıla grev çadırında girdi. İki ayı aşkın süredir Gebze’de faaliyette olan fabrikalarının önünde nöbet tutan işçilerin talepleri ise ortak: Yaşanabilir ücret.
Kadınların öne çıktığı bu direniş alanına gittiğimizde sözler de hep bir ağızdan söylendi:
“Kadınlar olmasa bu mücadeleyi sürdüremezdik. 260 kişinin 260’ı iş bıraktı. Kadın emekçiler sayesinde çadırımız ayakta kaldı.”
Smart Solar’ın kadın direnişçilerinden Saliha Öner, yeni yıl için, “160 kadın olarak hak mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz. Çocuklarımıza güzel bir gelecek kurup bırakacağız. Bu, bizim en doğal hakkımızdır” diyerek geçen yılı değerlendirdi.
40 yaşında olan ve evinin tek çalışanı olan Öner, iki çocuğu bulunduğunu; birinin ortaokul, diğerinin üniversite öğrencisi olduğunu söyledi. Mücadelesini çocukları için verdiğini belirten Öner, direnişin birlikte ne kadar güçlü olduklarını öğrettiğini vurgulayarak konuşmasına şöyle devam etti:

Direnen işçiler umut veriyor: Havayı ısıtan direnişler dayanışmayla büyüyor

Birlikte güçlüyüz
“Smart Solar işçisi olarak bir yıl boyunca birlik ve beraberlik içinde çalıştık. Direniş, bize birlikte olduğumuzda ne kadar güçlü olduğumuzu öğretti. Greve çıkmadan önce fabrikamızda büyük bir özveriyle çalıştık; yeri geldi mesailere kaldık. Bize sürekli ‘aileyiz’ denildi ama bunun doğru olmadığını gördük. ‘Ailem’ dedikleri çalışanların geri dönüşüm haklarını 70 gündür vermemek için her türlü zorluğu karşımıza çıkardılar. Ama bu bizi yıldıramaz.
İlk altı ayda maaşlarımız enflasyona yenilmeye başladı. Ardından sözleşme sürecine girdik. Patronumuz bize yüzde sıfır zam layık gördü. Bunun üzerine grev kararı aldık. Çocukları okuyan, tek başına çalışan ve ailesine bakmak zorunda olan bir kadın olarak söylüyorum: Özellikle geri dönüşüm ücretlerimizi almadan bu kararımızdan vazgeçmeyeceğiz. Birlik ve beraberlik içinde mücadelemize devam edeceğiz. ‘Onlara rağmen’ kadın emekçiler olarak direnişin en ön safında mücadelemizi sürdüreceğiz.”
Bir diğer Smart Solar işçisi Yudum Çatak, yıl boyunca çalıştıkları kuruma fedakârlık yaptıklarını, ancak emeklerinin karşılıksız kaldığını anlattı. Çatak, buna rağmen geçen bir yılın, emeğin birlik olduğunda ne kadar güçlü olduğunu öğrettiğini vurgulayarak şunları söyledi:
“Greve çıktığımız zamana kadar işyerimizde yoğun bir şekilde çalıştık; istenenleri yerine getirdik, sayılar tuttuk ve fedakârlıkta bulunduk. Ancak tüm bunlara rağmen bir yıl boyunca emeğimizin karşılığını alamadık.
Birlik, beraberlik ve mücadele bize; birlikte olduğumuzda ne kadar güçlü olduğumuzu öğretti. Öncelikle geçim sıkıntısı yaşamaya başladık. Markete gidip fiyatlara bakıyor, sonra cebimizdeki paraya bakıp birçok ürünü almaktan vazgeçiyoruz. Bu düzen böyle gitmemeli. Zenginlerin daha zengin, yoksulların daha yoksul olduğu bir döneme girdik.
Greve çıktığımızda patron geri dönüşüm ücretlerini vermeyeceğini söyledi. Bu bizim kırmızıçizgimizdir. Hakkımızı alana kadar bu yoldan dönmeyeceğiz. Rahat yaşamak bizim de hakkımız. Çocuklarımıza güzel bir gelecek bırakmak için dayanışmaya, birliğe ve mücadeleye devam edeceğiz.”

Direnen işçiler umut veriyor: Havayı ısıtan direnişler dayanışmayla büyüyor

Kararlılıkla ilerleyeceğiz
Birleşik Metal-İş Genel Başkanı Özkan ATAR
MESS grup sözleşmesi sürecinde yasal müzakere süresi 8 Aralık’ta sona ermiş ve uyuşmazlık tutanağı tutulmuştur. Resmi arabulucu 16 Aralık’ta seçilmiş, 24 Aralık’ta ise Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından arabulucuya görev tebligatı yapılmıştır. Bu tarihten itibaren arabulucunun 15 günlük yasal süresi başlamıştır.
Arabulucu, yasal prosedür gereği 30 Aralık’ta tarafları bir araya getirmiş ancak işverenin tekliflerinde herhangi bir değişiklik olmamıştır. Arabulucunun toplu sözleşme açısından taraflar üzerinde bir yaptırımı ya da sürecin sonucuna doğrudan etkisi bulunmamaktadır. Zaten bu süreçten somut bir sonuç beklemiyorduk. Asıl belirleyici olan, işveren tarafının tekliflerini gözden geçirerek bir anlaşma zemini yaratmasıdır; ancak şu ana kadar bu yönde bir adım atılmamıştır.
Uyuşmazlığın ardından 13 Aralık’ta Merkez Toplu Sözleşme Komisyonumuzu topladık. Süreci değerlendirdik, kurulumuzun önerilerini aldıktan sonra yönetim kurulumuz eylem programı ve takvimini oluşturdu. Bu doğrultuda 18 Aralık’tan itibaren her hafta bir gün, tüm vardiyalarda birer saat iş durdurma eylemleri gerçekleştiriyoruz. 18 ve 25 Aralık’ta üretimden gelen gücümüzü etkin biçimde kullandık; üç vardiya çalışan işyerlerinde bir günde toplam 3 saat üretim durduruldu.
Eylem programımız kapsamında 21 Aralık’ta Gebze’de 10 binin üzerinde üyemizin katıldığı, MESS’e tepkilerin ortaya konduğu coşkulu bir miting düzenledik. 29 Aralık’tan itibaren tüm işyerlerinde fazla mesailer kaldırıldı. 2 ve 8 Ocak tarihlerinde de yeni yılın ilk iş bırakma eylemlerimizi gerçekleştireceğiz.
Bizim dışımızdaki sendikalara üye metal işçilerini de eylem sürecine katılmaya ve dayanışmaya çağırıyoruz. Olası bir grev uygulaması ya da TİS’in bir anlaşmayla sonuçlanmasına kadar üretimden gelen gücümüzü etkin biçimde kullanmaya ve eylemlerimizi sürdürmeye devam edeceğiz.
Arabulucunun 15 günlük süresinin dolmasının ardından raporunu yazarak taraflara resmi tebligat yapmasıyla birlikte, raporun tarafımıza tebliğinden itibaren 60 günlük grev uygulama süreci başlayacaktır. Bu süreye kadar taleplerimizin karşılanması yönünde bir gelişme olmaması halinde, grev kapsamında bulunan 43 fabrikanın grev uygulama stratejisini kurullarımızda belirleyerek kararlılıkla hayata geçireceğiz.
Metal işçileri olarak yeni yıla; Smart grevi, SAG Hidrolik direnişi, MESS eylemleri, adil paylaşım ve insanca yaşam mücadelesiyle giriyoruz. Gündüzlerinde sömürülmeyen, gecelerinde aç yatılmayan; özgür ve demokratik bir ülkede, geleceğe güvenle bakabildiğimiz, meydanlarında el ele kardeşlik türküleri söyleyebildiğimiz günlere ulaşacağımıza olan inancımızla umudumuzu ve mücadelemizi büyütüyoruz.

Direnen işçiler umut veriyor: Havayı ısıtan direnişler dayanışmayla büyüyor

Yeni yıl, yeni umutlar
Sivas Divriği’deki Çiftay şirketinin maden şantiyesinde, aralarında Dev Maden-Sen temsilcisinin de bulunduğu 18 maden işçisi, “küçülme” gerekçesiyle işten çıkarılmalarının ardından hak mücadelelerini yeni yılda da sürdüreceklerini söyledi. Maden emekçilerinden Yücel Yalıncak, “Yeni yıla Divriği Cumhuriyet Meydanı’nda, madenlerin kapatılmaması, işten çıkarmaların durdurulması ve işe iademiz için direnerek girdik” dedi.
İki çocuğu olan ve evini tek maaşla geçindiren Yalıncak, maden işçilerinin mücadelesini şöyle anlattı: “Divriği, madencilikle var olmuş bir ilçedir. Temel geçim kaynağı madencilik ve bu sektörle bağlantılı işlerdir. Biz Divriğili maden işçileri olarak 2025 yılına da, önceki yıllarda olduğu gibi ekmeğimiz, geleceğimiz ve çocuklarımız için direnişle girdik. Yeni yıla da umudumuzu büyüterek girdik.
‘Ermaden sahasındaki maden kapanacak mı, işten çıkarmalar devam edecek mi?’ sorularına üç aydır yanıt verilmiş değil. Biz de yeni yıla Divriği Cumhuriyet Meydanı’nda bu belirsizliğe karşı; madenlerin kapatılmaması, işten çıkarmaların durdurulması ve işe iademiz için direnerek giriyoruz.
Yaklaşık iki aya varan direniş sürecinde birlik olmayı ve birlikte yol yürümeyi öğrendik. Farklı aidiyetlerimize rağmen, birlikte mücadele eden işçilerin hayatın seyrini değiştirebileceğini gördük. Eleman değil, maden işçisi olmayı; işçi sınıfı olmayı öğrendik.
Maden işçisi, elindeki ya da baretindeki fenerle resmedilir. Yerin yedi kat altında da hayatın her alanında da yolunu aydınlatan bu fener; onun geleceğe duyduğu umut, ailesine ve çocuklarına karşı sorumluluğu ve ekmeği için verdiği mücadelenin, yani bilincinin simgesidir. Biz Divriğili maden işçileri olarak, umudumuzun, sorumluluğumuzun ve azmimizin bizi zafere taşıyacağına inanıyoruz. Sürecin başından bu yana yanımızda olan sendikamız Dev Maden-Sen ile birlikte, bugün Divriği’de yanan bu ışığın bir gün tüm memlekette maden işçilerinin yolunu aydınlatacağından hiçbir kuşkumuz yok.”

Direnen işçiler umut veriyor: Havayı ısıtan direnişler dayanışmayla büyüyor

Direniş okul oldu
Ödenmeyen aylıklar nedeniyle 6 Ekim’de iş bırakan ve 8 Ekim’de Kod-22 ile işten çıkarılan Şık Makas işçileri, BİRTEK-SEN öncülüğünde yaklaşık 3 aydır mücadelelerini sürdürüyor. 1500 Şık Makas işçisi de direnişlerini yeni yıla umutla devrettiklerini kaydetti. Kadınlar olmadan mücadelenin sürdürülemeyeceğini bir kez daha ortaya koyan bu direniş, umutları yeniden yeşertti.
Şık Makas işçilerinden 26 yaşındaki Bilge Kara, haklarını alana kadar hiçbir işçinin mücadeleyi bırakma ihtimali olmadığını belirterek şunları söyledi: “Üç kardeş Şık Makas’ta çalışıyorduk. Diyaliz hastası anneme bakmakla yükümlüyüz, evimiz kira. Buna rağmen bir yıldır maaş sorunu yaşıyoruz; maaşlar üçe dörde bölündü. Kod-22 ile atıldık, ertesi gün işe dönüşler oldu. Şık Makas işçileri olarak 2025 yılını maaş sıkıntısı, sarı sendika yalanları ve insan kaynaklarının tehditleriyle geçirdik; içeride ağır mobbinglere maruz kaldık. 2025 yılını ise yılın en şık direnişiyle kapattık.
Direnişimiz, kadınlara güvenmeyi, seslerini yükseltmeyi ve bugüne kadar bastırılan güçlerini ortaya çıkarmayı öğretti. Erkeklere ise gücün sadece kendilerinde olmadığını, asıl gücün birlikte olduğunu gösterdi. Bize kan bağı olmadan aile olmayı, etle tırnak gibi olmayı öğretti. Birimiz koparsak diğerlerinin kanayacağını öğrendik.
Düştük, kaldırdılar; çamurdaydık, çadır kurdular. Ekonomik olarak zorlanırken sosyal olarak güçlendik. Dayanışmamız umduğumuzdan daha güçlü çıktı.”

]]>