tarım – Yeni Dünya https://yenidunya.org Yeni Günün Habercisi Wed, 03 Dec 2025 09:34:20 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.8.5 https://yenidunya.org/wp-content/uploads/2022/02/cropped-YD-ikon-512-1-75x75.png tarım – Yeni Dünya https://yenidunya.org 32 32 Üreten borçlu faizi toplayan kârlı https://yenidunya.org/yurt/33440/ureten-borclu-faizi-toplayan-karli/ Wed, 03 Dec 2025 09:34:19 +0000 https://yenidunya.org/?p=33440 Tarımda sert daralma sürerken Ziraat Bankası’nın finansal tabloları, çiftçinin içine sürüklendiği borç sarmalını bir kez daha gözler önüne serdi. Çiftçinin Ziraat’e borcu 889,8 milyar TL’ye, yakın izlemedeki tarımsal krediler 43,5 milyar TL’ye çıkarken bankanın kârı ve faiz gelirleri katlandı.

BirGün’den Havva Gümüşkaya’nın haberine göre, üretici bir yandan mazot, gübre, yem ve enerjiye gelen zamlarla boğuşurken, diğer yandan Ziraat Bankası başta olmak üzere kamu ve özel bankalara biriken borç yükü altında giderek daha fazla eziliyor.

Yılın üçüncü çeyreğinde yüzde 12,6’lık daralmayla adeta duvara çarpan tarım sektörü, zaten artan girdi maliyetleri ile düşük alım fiyatları arasında sıkışarak üretim yapamaz hale geliyor, her geçen gün hem borç baskısı hem de üretimden kopuş riski büyüyor.

Çiftçinin başlıca kredi kapısı olan Ziraat Bankası’nın 2025 yılının üçüncü çeyreğine ilişkin finansal tabloları da üreticilerin içine sürüklendiği borç sarmalını bir kez daha gözler önüne serdi. Yılın ilk dokuz ayında 113,7 milyar TL net kâr elde eden bankanın çifti kredilerinden sağladığı faiz geliri katlandı. Çiftçilerin bankaya ödediği faiz geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 59,7 artarak 146,8 milyar liradan 234,5 milyar liraya ulaştı.

Bankanın düşük faizli, destekleme amaçlı diye sunulan kredileri dahi üreticilere pahalıya mal oluyor. Bankanın toplam faiz gelirlerinin yüzde 20’si tarımsal nitelikli çiftçi destek kredilerinden kaynaklandı.

Çiftçilerin Ziraat Bankası’na olan borçları ise yılın ilk dokuz ayında yüzde 889,8 milyar TL’ye ulaştı.

Bankanın finansal tablolarında çiftçiye destek hedefinden uzaklaşıldığı bir kez daha görüldü. Tarıma finansman yaratmak için kurulan bankanın toplam kredi hacmi 3 trilyon 965 milyar TL’ye ulaştı. Ancak Banka’nın, sağladığı her 100 liralık kredinin sadece 22’sini ihtisas kredileri oluşturdu.
Yılın ilk dokuz ayında 3 trilyon 75 milyar liralık ihtisas dışı kredi sağlayan banka, bu tutarın 1 trilyon 815 milyar lirasını işletme kredisi, 466,9 milyar lirasını ise ihracat kredisi olarak sağladı. Tüketici kredilerinin toplamı ise 316,3 milyar TL oldu.

Çiftçi takipte
Ziraat Bankası’nın finansal raporuna göre, tarımsal nitelikli çiftçi destek kredileri içinde yakın izlemeye alınan ve henüz tasfiye olunmamış, yapılandırma kapsamında olmayan borç tutarı yüzde 69,9 oranında arttı. Borçlarını çeviremeyen, taksitlerini aksatan ve yeniden yapılandırmaya giden çiftçi kredilerindeki artış ise yüzde 174’e ulaştı. Geçen yıl aynı dönemde 24,7 milyar lira olan yakın izlemedeki çiftçi destek kredilerinin toplam tutarı 43,5 milyar TL olarak kayıtlara geçti.

]]>
TZOB: Gübre fiyatları bir yılda %99,4 arttı https://yenidunya.org/yurt/32851/tzob-gubre-fiyatlari-bir-yilda-%994-artti/ Thu, 03 Jul 2025 11:18:00 +0000 https://yenidunya.org/?p=32851 TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Haziran ayına ilişkin tarımsal girdi fiyatlarındaki değişimleri açıkladı. Bayraktar, özellikle gübre fiyatlarındaki fahiş artışa dikkat çekerek, ÜRE gübresinin son bir yılda yüzde 99,4 oranında zamlandığını belirtti. İran-İsrail savaşı ve dışa bağımlılığın etkisiyle yükselen girdi fiyatlarının çiftçiyi zor durumda bıraktığı ve üretimi olumsuz etkileyeceği vurgulandı.

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Haziran ayına ilişkin “Aylık ve Yıllık Girdi Fiyatlarındaki Değişimleri” içeren basın bültenini yayımladı.
Bayraktar, Türkiye’nin kimyasal gübre hammaddelerinin yüzde 90’ından fazlasını ithal etmesi nedeniyle dışa bağımlı bir ülke olduğuna dikkat çekerek, gübre piyasalarının hem dış piyasalara hem de dolar kuruna bağlı olarak değiştiğini belirtti.

Savaşın gübre fiyatlarına etkisi büyük
13 Haziran’da başlayan İran-İsrail savaşının Türkiye’deki gübre fiyatlarını doğrudan artırdığı açıklandı. Savaşın cereyan ettiği bölgedeki ülkelerin gübre üretiminde dünyanın önde gelen ülkeleri olması, sevkiyat yollarında meydana gelen kısıtlamalarla birlikte bu ülkelerden gübre veya gübre hammaddesi temin eden ülkelerdeki fiyatları yükseltti. Türkiye’deki gübre piyasası da bu durumdan olumsuz etkilendi.

Gübrede fiyat artışları rekor kırdı
Bayraktar’ın verdiği bilgilere göre, ÜRE gübresinin fiyatı bir ayda yüzde 38,5 artarak 19 bin 635 liradan 27 bin 192 liraya yükseldi. Geçtiğimiz Mayıs ayına göre DAP gübresinin fiyatı yüzde 12,9 artışla 30 bin 521 liraya, 20.20.0 kompoze gübresinin fiyatı yüzde 10,7 artışla 19 bin 198 liraya, Amonyum Sülfat gübresinin fiyatı yüzde 6 artışla 11 bin 768 liraya ve Amonyum Nitrat gübresinin fiyatı yüzde 3,1 artışla 13 bin 294 liraya ulaştı. Yıllık bazda incelendiğinde ise fiyat artışları daha da çarpıcı boyutlara ulaştı. Bir önceki yıla göre ÜRE gübresinin fiyatı yüzde 99,4 ile neredeyse iki katına çıktı. DAP gübresinin fiyatı yüzde 48,8, 20.20.0 kompoze gübresinin fiyatı yüzde 42,7, Amonyum Nitrat gübresinin fiyatı yüzde 36 ve Amonyum Sülfat gübresinin fiyatı yüzde 34,7 oranında arttı.

Mazot, yem ve elektrik fiyatları da yükselişte
Gübreye ek olarak, tarımsal üretimin diğer önemli girdilerinden mazotun litre fiyatı da aylık yüzde 6,2, yıllık ise yüzde 15,1 oranında artarak 49 lira 89 kuruşa yükseldi. Hayvancılıkta kullanılan süt yemi ve besi yemi fiyatları yıllık yüzde 30 oranında artarken, elektrik fiyatları da yüzde 47 oranında zamlandı.

Artan girdi maliyetleri üretimi tehdit ediyor
Bayraktar, önümüzdeki dönemde mısır, ayçiçeği ve çeltik gibi sıcak iklim tahıllarının üst gübrelemelerinin yapılacağına dikkat çekti. Bu yüksek fiyatlarla gübre almak zorunda kalacak çiftçilerin çoğunun gübre temin edemeyeceğini veya eksik gübreleme yapacağını belirtti. Nisan ayında yaşanan zirai donun meyvelerde, ardından meydana gelen tarımsal kuraklığın ise buğday ve arpa başta olmak üzere serin iklim tahıllarında önemli verim düşüklüklerine neden olduğunu hatırlatan Bayraktar, bu durumun üzerine gübre noksanlığından oluşacak verim düşüklüğünün tarımsal üretimdeki zararı daha da büyüteceği konusunda uyardı. Bayraktar, başta gübre olmak üzere artan girdi fiyatlarıyla üretimde zorlanan çiftçilerin desteklenmesi gerektiğini vurgulayarak, bu kapsamda 2025 yılı destekleri içinde yer alan temel desteklerin artırılması gerektiğini sözlerine ekledi.

]]>
14 Mayıs Çiftçiler Günü; Çiftçi yarınını göremiyor https://yenidunya.org/yurt/32639/14-mayis-ciftciler-gunu-ciftci-yarinini-goremiyor/ Wed, 14 May 2025 10:01:49 +0000 https://yenidunya.org/?p=32639 -Yelkenleri tarıma çevirmeliyiz.
-2025 yılı tarım sektörü için afet yılı haline geldi.
-Çiftçilerimiz borçlanarak üretiyor.
-Tarım sektöründe nüfus yaşlanıyor.
-Hayvancılıkta var olan potansiyelimizi tam anlamıyla kullanamıyoruz.
-Çiftçi üretmezse Türkiye aç kalır.

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Uluslararası Tarım Üreticileri Federasyonu (IFAP) tarafından alınan kararla 1984 yılından bu yana her yıl tüm dünyada kutlanan 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü dolayısıyla basın açıklaması yaptı.
Türk çiftçisinin tüm zorlu koşullara rağmen üretmeye devam ettiğine dikkat çeken Bayraktar, “Bu çabanın kıymetini bilmek, sadece üreticiye değil, ülkemizin de geleceğine sahip çıkmaktır. Bu yıl sektörde yaşanan doğal afetler nedeniyle 14 Mayıs Dünya Çiftçiler gününü buruk kutluyoruz. Alın teriyle üretimini sürdüren tüm üreticilerimizin 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Gününü kutluyor, şükranlarımı sunuyorum.” dedi.

Bayraktar, açıklamasını şöyle sürdürdü;

14 Mayıs Çiftçiler Günü; Çiftçi yarınını göremiyor

“Yelkenleri tarıma çevirmeliyiz”
“Günümüzde dünya genelinde iklim krizinin etkileri daha da belirginleşiyor; kuraklık, ani hava olayları ve tarımsal üretimdeki dalgalanmalar, hem üreticiyi hem de tüketiciyi derinden etkiliyor.
Küresel fiyat dalgalanmaları, enerji maliyetlerindeki artış ve bölgesel jeopolitik gelişmeler, gıda tedarik zincirlerini zorlaması tarımın ne kadar stratejik bir konumda olduğunu bir kez daha ortaya koydu.
Bu zorlu koşullara rağmen, Türk çiftçisi 2025 yılında da tarlasını terk etmeyerek gıda arzını sağlamak adına insanüstü bir çaba gösteriyor. Bu çabanın kıymetini bilmek, sadece üreticiye değil, ülkemizin de geleceğine sahip çıkmaktır.
Tarım Sektörü Gayrisafi Yurt içi Hasılanın yüzde 5,6’sını, istihdamın ise yüzde 14,8’ini sağlıyor.
Ülkemiz birçok tarımsal ürünün üretiminde ve ihracatında ön sıralarda bulunuyor. Fındık, kuru üzüm, ayva, kuru kayısı ve kuru incir ihracatında dünyada lider konumdayız.
Bunların hepsi, her türlü zorluğa rağmen üretmekten vazgeçmeyen çiftçimizin emekleri sayesindedir. Son yıllarda üreticilerimizin en çok zorlayan durumlardan biri de doğal afetler oldu.
Don, dolu, kuraklık gibi tabii afetler üretimi sekteye uğratıyor, bazı bölgelerde halen kuraklık devam ediyor ve bu durum gıda güvenliğini sağlama konusunda bizi zorlayarak üreticilerimizin tarımdan uzaklaşmasına neden oluyor.  Çiftçilerimizi tarımda tutabilmek için, yelkenleri tarıma çevirmeliyiz.”

“2025 yılı tarım sektörü için afet yılı haline geldi”
“Henüz Mayıs ayında olmamıza rağmen 2025 yılı tarım sektörü için şimdiden afet yılı haline geldi.
Şubat ayında Mersin, Adana ve Hatay başta olmak üzere birçok ilde zirai don afeti yaşandı, ardından Nisan ayında 65 ilde etkili olan bir don afeti daha meydana geldi ve tarım ürünlerine ciddi zararlar verdi.
Yaşanan zirai don hadiselerinde başta fındık, kayısı, üzüm gibi ihraç ürünlerimiz olmak üzere ekili ve dikili tüm ürünlerimiz zarar gördü.
Akdeniz havzasında olması nedeniyle, iklim değişikliğinden en çok etkilenen ülkelerden biri de Türkiye’dir. Ülkemizde, 2011 yılında 324 olan doğal afet sayısı yaklaşık 4 kat artarak 2024 yılında 1.257’ye ulaştı.
Çiftçilerimizin doğal afetlerle mücadelesi zirai donla da sınırlı kalmadı. Zirai don hadiselerinin ardından 3-4 Mayıs’ta Kahramanmaraş, Adıyaman, Şanlıurfa, Niğde ve Gaziantep illerimizde dolu afeti meydana geldi ve bu da tarımsal üretime ciddi zararlar verdi.
Ziraat Odaları olarak her doğal afette olduğu gibi bu zorlu süreçte de sahada çalışmalara katıldık ve çiftçilerimizin yanında olduk. 20’den fazla ilde yaptığım incelemeler neticesinde üreticilerimizin durumunu bizzat görmüş oldum.
Üreticilerimizin kayıpları belirlenirken mağdur edilmemesi, hızlı hareket edilmesi ve ihtiyaç duyduğu desteğe geciktirilmeden bir an önce kavuşması en büyük temennimizdir.”

“Çiftçilerimiz borçlanarak üretiyor”
“Çiftçilerimiz, bunca zorluğun yanı sıra, bir de pahalı girdilerle borçlanarak üretim yapıyor. Gübre, mazot, yem, zirai ilaç, elektrik, sulama, tohum ve işçilik maliyeti sürekli artıyor.
Yüksek maliyetle üretim yapan çiftçilerimizin borçları da günden güne katlanıyor. 2025 yılının Mart ayında çiftçilerimizin bankalara olan borçları bir önceki yıla göre yüzde 50 oranında artarak 996 milyar 177 milyon liraya yükseldi.
Çukurova’da buğday ve arpa hasadı başladı. Bu sezon küresel ısınmanın etkisiyle kış aylarında beklenen kar yağışlarının yetersiz olması, yağışların zamanında gerçekleşmemesi ve yaşanan doğal afetler buğdayda kaliteyi ve özellikle kıraç alanlarda verimi düşürdü.
Sulama imkânı olan arazilerde ise başta sulama ve enerji olmak üzere çiftçinin yüksek olan maliyetini daha da artırdı.
Buğday üreticilerimiz, üretimde yaptığı masrafların, verdiği emeğin ve döktüğü alın terinin karşılığını almak istiyor. Müdahale alım fiyatındaki artışın enflasyon oranının altında kalmaması ve ödemelerin gecikmemesi gerekiyor.
2025 yılı müdahale alım fiyatının maliyet ve refah payı gözetilerek hasat öncesi piyasa da oluşan fiyatların üzerinde açıklanmasını bekliyoruz.”

14 Mayıs Çiftçiler Günü; Çiftçi yarınını göremiyor

“Tarım sektöründe nüfus yaşlanıyor”
“Tarımda nüfus yaşlanıyor, kırsalda yaş ortalaması 59u buldu. Geçlerimizi kırsalda tutmanın yollarını bulmalıyız, aksi takdirde gıda güvenliğini sağlayamayız.
Gençlerimizi kırsalda tutmanın önündeki en büyük engel, üreticilerimizin gelecek kaygısıdır. Tarımda kayıtlı genç çiftçi oranı yüzde 5’in altına düştü, diğer taraftan SGK’ya kayıtlı çiftçi sayısı 2021 yılında 1 milyon iken, 2024 yılı sonunda 419 bine geriledi. 1,1 milyon çiftçi ise muafiyet belgesi alarak sistemin dışına çıktı.
Tarımın sürdürülebilirliği ve kırsalda yaşamın devamı için çiftçilerimizin sosyal güvenlik sistemine dâhil edilmesi zorunludur. Bu nedenle: Tarım BAĞ-KUR primleri düşürülmeli, genç ve kadın çiftçilerimize yönelik özel sosyal güvenlik destekleri sağlanmalıdır.”

“Hayvancılıkta var olan potansiyelimizi tam anlamıyla kullanamıyoruz”
“Ülkemiz, üzerinde bulunduğu coğrafya sayesinde hayvansal üretimde büyük bir potansiyele sahip. Üreticilerimiz, büyükbaş ve küçükbaş hayvan yetiştiriciliğinden kanatlı yetiştiriciliğine, arıcılıktan ipekböceği yetiştiriciliğine kadar ülkemizin hayvansal gıda arzını sağlamak için birçok alanda üretmeye devam ediyor.
Ancak yem başta olmak üzere birçok maliyet her geçen gün artarken bunun yanında düşük kalan üretici fiyatları hayvancılıkta var olan potansiyelimizin tam anlamıyla kullanılmasına engel oluyor. Hayvancılığın ayakta kalabilmesi, hayvansal gıda arzında sıkıntı yaşanmaması, ancak üretilen ürünlerin yeterli ve güvenceli bir pazara sahip olmasıyla mümkün.
Özellikle sektörde rekabet etme şansı bulunmayan küçük aile işletmelerinin yeterli geliri elde etmesi sağlanmalı, üretimi bırakarak kırsaldan göç etmesinin de önüne geçilmeli.” 

“Biz üretmezsek Türkiye aç kalır”
“Türkiye Ziraat Odaları Birliği olarak her zaman söylediğimiz gibi: “Biz üretmezsek Türkiye aç kalır”
Bu bilinçle, üreticilerimizin yanında olmaya, onların sesi olmaya ve toprağa emek veren herkesin hak ettiği değeri görmesi için mücadele etmeye devam edeceğiz.
Tüm çiftçilerimize doğal afetlerden uzak, bereketli bir hasat dönemi diliyor; 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü’nü yürekten kutluyorum.”

14 Mayıs Çiftçiler Günü nedir?
14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü, tarım sektöründe çalışan çiftçilerin emeklerini takdir etmek ve onların toplumdaki önemine dikkat çekmek amacıyla kutlanan bir gündür.
14 Mayıs tarihi, 1984 yılında Uluslararası Tarım Üreticileri Federasyonu (IFAP) tarafından “Dünya
Çiftçiler Günü” olarak ilan edilmiştir.
Temeli, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) ile uluslararası tarım kuruluşlarının girişimleriyle atıldı. Ancak 14 Mayıs’ın özel olarak Dünya Çiftçiler Günü olarak belirlenmesi, ilk kez Hindistan’da tarımı desteklemek için düzenlenen bir dizi etkinlik sonrası gündeme geldi.
IFAP, 1946 yılında kurulmuş ve dünya genelinde çiftçilerin haklarını savunmayı amaçlayan bir federasyondur.
Türkiye’de ise 14 Mayıs tarihi, Uluslararası Tarım Üreticileri Federasyonu’nun (IFAP) 1984 yılında aldığı kararla çiftçilere adandı. Bu tarih, aynı zamanda Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nin de kurulduğu gündür.

]]>
Soğan üreticilerinden artan maliyetleri protesto eylemi https://yenidunya.org/yurt/32596/sogan-ureticilerinden-artan-maliyetleri-protesto-eylemi/ Wed, 07 May 2025 12:46:53 +0000 https://yenidunya.org/?p=32596 Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde soğan üreticileri, artan maliyetlere ve düşük alım fiyatlarını protesto etti.
Hatay’ın Reyhanlı ilçesi Akyayla köyünde Soğan Ve Patates Üreticileri Derneği öncülüğünde çiftçiler, artan maliyetlere ve düşük alım fiyatlarına ilişkin bugün eylem yaptı. Tepki olarak soğanlarını döken üreticiler, yaşadıkları sıkıntıları anlattılar. 
Hükümete seslenen üreticiler, girdi maliyetlerinin çok yüksek olduğunu, her şeyin ithal edildiğini, kredi borcuyla traktör aldıklarını söylediler.
Yüzlerce işçinin katıldığı eyleme, eski CHP Milletvekili İsmet Toktemir de destek verdi.

Üretici tepkili
Soğan üreticileri, yaşadıkları sorunlara, “İlkbaharla birlikte düşük rakımlı bölgelerde turfanda ürün hasatları başlamıştır. Bugün soğan üreticisinin başında olan talihsizliğin, yarın bütün tarım ürünlerinin başında olmayacağının hiçbir garantisi yoktur. İsteğimiz; Devlet büyüklerimizin bizlerle oturup maliyetimizi hesaplayarak, bin bir özenle ürettiğimiz ürünlerimizin heba olmaması için bizlere destek olmalarıdır. Bizler bir umutla devlet büyüklerimize, Tarım ve Ticaret Bakanlarımıza sesimizi duyurmaya çalıştık. Ancak sayıları binlerce olan üreticilerimizin dileklerini, ricalarını kendilerine iletmemize rağmen hâlâ çözüm üretilmedi” sözleriyle tepki gösterdi.

Soğan üreticilerinden artan maliyetleri protesto eylemi

İktidar yatıştırmak istedi
Soğan Üreticileri ve Tedarikçileri Derneği, başta düşük fiyat olmak üzere sorunlarını dile getirmek ve seslerini duyurmak için 27 Nisan’da Hatay Reyhanlı’da kitlesel basın açıklaması yapacaktı.
Ticaret Bakanlığı ile Tarım ve Orman Bakanlığı’nın devreye girerek sorunların bir hafta içerisinde çözülme ‘sözü vermesiyle’ basın açıklaması iptal edildi. Edinilen bilgiye göre, bakanlıkların bölge temsilcileri dernek yetkililerini arayarak ‘Biz sorunu biliyoruz, basın açıklaması yapmanıza gerek yok, bu sorunu çözelim’ dedi.
Bakanlık temsilcileri tarafından 3-4 gün sonra aranan dernek yetkilileri, soruna ilişkin görüşlerini, isteklerini ve yol haritalarını aktardı. Görüşme sırasında bakanlıklardan elde kalan soğanları ihraç edebilmek için “teşvik primi” istediklerini ifade eden Soğan Üreticileri ve Tedarikçileri Derneği Genel Başkanı Reşit Kaya, “Bir don olur bir afet olur bunlar Allah’tan gelen şeyler. Ama dışarıdan soğan ithal etmek, kendi üreticimizin soğanının elinde kalmasına sebep olmak doğru bir şey değil. Burada dışarıdan ithal gelen soğanlardan dolayı fiyata düşüş yaşıyoruz. Bunun için kızgın ve kırgınız” dedi. 

]]>
Çiftçi zor durumda: Elektrik-mazot-gübre fiyatları, don felaketi https://yenidunya.org/yurt/32557/ciftci-zor-durumda-elektrik-mazot-gubre-fiyatlari-don-felaketi/ Wed, 30 Apr 2025 07:29:14 +0000 https://yenidunya.org/?p=32557 Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Nisan ayı üretici market fiyatları ile girdi maliyetlerindeki değişimleri basın açıklamasında değerlendirdi.

Bayraktar, nisan ayı üretici market fiyatları ile girdi maliyetlerindeki değişimlere ilişkin, “Nisan ayında üretici ve market arasındaki fiyat farkı en fazla yüzde 256 ile havuçta görüldü. Havuçtaki fiyat farkını yüzde 230 ile marul, yüzde 222 ile kuru soğan, yüzde 219 ile kuru fasulye ve yüzde 216 ile nohut takip etti. Nisan ayında fiyatı en fazla artan ürün markette havuç, üreticide kuru kayısı olurken, fiyatı en fazla düşen ürün hem markette hem üreticide salatalık oldu” dedi.

Açıklamadan başlıklar:
-Nisan ayında markette 39 ürünün 28’sinde fiyat artışı, 11’inde ise fiyat azalışı görüldü. Markette fiyatı en fazla artan ürün yüzde 43 ile karnabahar oldu.
-Nisan ayında üreticide 31 ürünün 8’sinde fiyat artışı olurken 17’inde fiyat düşüşü görüldü. 6 üründe ise fiyat değişimi olmadı. Üreticide en çok fiyat düşüşü yüzde 59 ile salatalıkta görüldü.
-2025 sezonunda yaşanan don felaketi, meyve henüz dalda çiçekteyken üreticimizin kaderini belirlemeye başladı.

Ürünlerde durum
-Yaşanan zirai don afetinden etkilenen meyvelerin başında gelen kayısıda üretici fiyatları artış gösterdi. Kayısı üreticisinin elinde yüzde 10 civarında ürün kaldığı tahmin ediliyor.
-Yaşanan zirai don, fındık fiyatını artırdı. Antep fıstığındaki fiyat artışının sebebi ise bölgede etkili olan kuraklık oldu.
-İhracatın kısıtlanması, ardından bu kısıtlamanın 15 Mayıs’a kadar ertelenmesi, piyasayı olumsuz etkiledi.
-Nisan ayında havaların sıcak gitmesi sonucu, birim alandan alınan verim arttı. Bu da salatalık, patlıcan, sivri biber ve domatesin arzını artırarak üretici fiyatlarının düşmesine neden oldu.
-Kuru soğanda ise, Çukurova bölgesinde ekim alanlarının artması ve bu yıl havaların soğuk geçmesi nedeniyle yüksek rekolte beklentisi var. Bu nedenle ilk hasat döneminde kilosu 18-20 liralardan satılan kuru soğanın fiyatı 7-8 liralara kadar düştü. İç Anadolu bölgesinde ise depolarda üreticiye ait kuru soğan çok az miktarda kaldı ve sezon kapandı.
-Donun etkisiyle elma ağaçlarından beklenen verim düştü, üreticinin elinde kalan son ürünler de depolarda tükendi.
-Limon sezonunun sonlarına gelinirken, yaşanan don afeti ve ihracat kısıtlamalarının ardından alınan erteleme kararı, limon piyasasında da önemli bir duraklama yarattı.

Elektrik fiyatları üreticiyi zorluyor
Ziraat Odalarımız aracılığıyla girdi piyasalarından aldığımız fiyat verilerine göre; Nisan ayında, Mart ayına göre DAP gübresi yüzde 1,9, amonyum nitrat gübresi yüzde 0,7 oranında artış gösterdi. Buna karşın amonyum sülfat gübresi yüzde 1,6, 20.20.0 kompoze gübresi yüzde 1,3, ÜRE gübresi yüzde 0,1 oranında düştü.
Geçen yılın Nisan ayına göre son bir yılda ÜRE gübresi yüzde 35,7, DAP gübresi yüzde 34,3, amonyum nitrat gübresi yüzde 32,7, 20.20.0 kompoze gübresi yüzde 30,5, amonyum sülfat gübresi ise yüzde 21,6 oranında arttı.
Nisan ayında, Mart ayına göre süt yemi yüzde 3,1, besi yemi yüzde 3,2, son bir yılda besi yemi yüzde 25,5, süt yemi ise yüzde 25 oranında arttı.
Elektrik fiyatları son bir yılda yüzde 47,8 oranında artarken, tarım ilacı fiyatları da yüzde 14,94 oranında arttı.
Nisan ayında mazot fiyatı aylık olarak yüzde 2,9 oranında düşmesine rağmen, yıllık yüzde 10,1 oranında arttı.
Girdi fiyatlarında yıllık bazda en fazla artış yüzde 47,8 oranıyla elektrikte görüldü.

]]>
Don afeti 65 ili etkiledi; “Çiftçilerin tüm borçları faizsiz olarak ertelensin, yeni kredi imkânları sağlansın” https://yenidunya.org/yurt/32486/don-afeti-65-ili-etkiledi-ciftcilerin-tum-borclari-faizsiz-olarak-ertelensin-yeni-kredi-imkanlari-saglansin/ Wed, 16 Apr 2025 08:57:41 +0000 https://yenidunya.org/?p=32486 Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, ülkemizin birçok bölgesinde tarımsal üretimi olumsuz etkileyen zirai don afeti ile ilgili basın açıklaması yaptı.

Don afetinin 65 ildeki zirai faaliyetleri olumsuz etkilediğine dikkat çeken Bayraktar “ Tarımsal üretimin devamlılığı için don afetinden zarar gören tüm çiftçilerimizin zararlarının karşılanması için bir fon oluşturulmalı” dedi.
Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar açıklamasına şu şekilde devam etti;
“10-13 Nisan’da hava sıcaklıklarının eksi 15’lere kadar düşmesiyle ülkemizin birçok bölgesinde zirai don yaşandı ve tarımsal üretimde büyük zarar meydana geldi.
İlkbaharın son donları, hemen her sezon çiftçilerimizin korkulu rüyası oldu. 65’ten fazla ilimizde etkili olan don afeti, şüphesiz ki son yıllarda tarımı etkileyen en büyük doğal afetlerden biri oldu. Zirai dondan etkilenen tüm çiftçilerimize geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Yaşanan felaketin yalnızca çiftçileri değil tüketicilerimizi de doğrudan etkilemesi bekleniyor.

“Tüm ülkeyi etkileyen don, tarımsal üretime darbe vurdu”
Yalnızca şubat ayından bu yana 3 büyük don hadisesi gerçekleşti. Şubat ayında Mersin, Adana ve Hatay başta olmak üzere birçok ilimizde yaşanan zirai don meyve bahçelerini vurdu. Mart ayında Manisa başta olmak üzere Ege Bölgesi’ndeki birçok ilimizde yaşanan don üzüm bağlarına zarar verdi. Bu yaralar tam olarak sarılmadan gelen ve neredeyse tüm ülkeyi etkileyen don hadisesi, tarımsal üretime darbe vurdu.
Yaşanan zirai don afetiyle birlikte birçok dikili ve ekili üründe zarar meydana geldi. Malatya ve Kahramanmaraş’ta, başta kayısı olmak üzere ceviz, kiraz, üzüm, elma ve diğer meyveler; bunlara ek olarak şeker pancarı, çerezlik ayçiçeği ve yem bitkilerinde; Karadeniz Bölgesi’nde, fındık ve çay başta olmak üzere kivi, hurma ve diğer meyvelerde; Ege Bölgesi’nde, başta üzüm olmak üzere zeytin, incir, elma, ceviz, kiraz, ayva ve diğer meyvelerde; Marmara Bölgesi’nde, şeftali, ahududu, armut, sofralık zeytin, incir, kivi, nektarin, erik, kiraz, elma, ayva ve fındık gibi meyveler ile bazı ekili alanlarda; Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde, Antep fıstığı, badem, ceviz, nar, Trabzon hurması, dut ve diğer meyvelerde; İç Anadolu Bölgesi’nde, elma, armut, ayva, ceviz, kiraz, üzüm gibi meyveler ile bazı ekili alanlarda; Akdeniz Bölgesi’nde ise karpuz, patates, narenciye ve sebzelerde zarar meydana geldi.
Bu ürünlerin birçoğu ülkemizin gururu olan ihraç ürünlerimizdir. Don zararının ülkemizin gıda güvencesini sekte vurmaması ve fiyatları artırmamasını umut ediyoruz. Dondan etkilenen ürünlerin bir kısmında zararın boyutu yüzde 100’lere ulaşmış durumda. Kesin zarar oranları ise ancak hasar tespit çalışmalarının bitmesinin ardından netleşecek.
Bazı bölgelerimizde kar yağışı ve zirai don riski devam ediyor. Bu bölgelerimizde sahada yaptığımız çalışmaların ardından elde edeceğimiz verileri de kamuoyu ile paylaşacağız.” 

Doğal afetlerin sayısı artıyor
“İklim değişikliğinin de etkisiyle doğal afetlerin sayısı yıldan yıla artıyor. 2014 yılında 500 olan doğal afet sayısı 2024 yılında 1257’ye çıktı. Doğal afetlerin yalnızca sayısında değil şiddetinde de artış gözlemliyoruz. Yaşadığımız don olayı 4 gün sürdü ve halen daha don riski devam eden yerler var.
Sezona zaten borçla başlayan ve tek geçim kaynağı tarımsal üretim olan çiftçilerimiz, doğal afetler sebebiyle telafisi zor zararlarla karşı karşıya kaldı. Tarımsal üretimin devamlılığı ve kırsaldan göçün önlenmesi için don afetinden zarar gören tüm çiftçilerimizin zararlarının karşılanması amacıyla bir fon oluşturulmalı; çiftçilerimize nakit yardımı ve girdi desteği verilmelidir, bankalara ve Tarım Kredi Kooperatifleri’ne olan tüm borçları faizsiz olarak ertelenmeli ve yeni kredi imkânları açılmalıdır.”

]]>
Gıda fiyat artışları Ramazan dinlemedi https://yenidunya.org/yurt/32346/gida-fiyat-artislari-ramazan-dinlemedi/ Fri, 28 Mar 2025 09:13:38 +0000 https://yenidunya.org/?p=32346 -Markette mart ayında 39 ürünün 30’unda fiyat artışı, 9’unda fiyat azalışı görüldü.
-Üreticide mart ayında 31 ürününün 14’ünde fiyat artışı olurken, 9’unda fiyat düşüşü görüldü. 8 üründe ise fiyat değişimi olmadı.
-Yaşanan doğal afetler ve bayram öncesi oluşan talep fiyatları etkiledi.
-Tarım girdi fiyatlar tüm kalemlerde artış gösterdi.

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Ramazan sonu ve Mart ayı üretici market fiyatları ile girdi maliyetlerindeki değişimleri basın açıklamasıyla değerlendirdi.
Bayraktar, araştırma sonuçlarını açıkladığı konuşmasında “Ramazan sonu ve Mart ayında üretici market arasındaki fiyat farkı en fazla yüzde 208 ile kuru fasulyede görüldü” dedi.
Araştırma sonuçlarına göre, “Kuru fasulyedeki fiyat farkını yüzde 206,8 ile nohut, yüzde 202,5 ile kuru kayısı, yüzde 186 ile kırmızı mercimek, yüzde 174,6 ile yeşil mercimek takip etti.
Kuru fasulye ve nohut 3,1 kat, kuru kayısı 3 kat, kırmızı mercimek 2,9 kat, yeşil mercimek 2,7 kat fazlaya satıldı.
Mart ayında fiyatı en fazla artan ürün markette ve üreticide limon olurken, fiyatı en fazla düşen ürün markette maydanoz, üreticide beyaz lahana oldu.”

Tarım girdi fiyatlarında değişim
-Mart ayında, Şubat ayına göre, amonyum nitrat gübresi yüzde 3,7, üre gübresi yüzde 1,9, amonyum sülfat gübresi yüzde 1,5, 20.20.0 kompoze gübresi yüzde 1, DAP gübresi yüzde 0,3 oranında arttı.
-Geçen yılın Mart ayına göre son bir yılda, 20.20.0 kompoze gübresi yüzde 34,6, DAP gübresi yüzde 33,9, üre gübresi yüzde 32,3, amonyum nitrat gübresi yüzde 28,9, amonyum sülfat gübresi yüzde 25,8 oranında arttı.
-Mart ayında şubat ayına göre besi yemi yüzde 1,8, süt yemi yüzde 1,7, son bir yılda süt yemi yüzde 24,9, besi yemi ise yüzde 24,8 oranında arttı.
-İlaç fiyatları yıllık yüzde 14,9 oranında arttı. Elektrik fiyatları son bir yılda yüzde 30,4 oranında arttı. Mazot fiyatı son bir yılda yüzde 11,1 oranında artarken, geçen aya göre yüzde 2,3 oranında düşüş oldu.

]]>
Ramazan ayı öncesi markette 39 ürünün 36’sında fiyat artışı oldu https://yenidunya.org/yurt/32209/ramazan-ayi-oncesi-markette-39-urunun-36sinda-fiyat-artisi-oldu/ Fri, 28 Feb 2025 15:42:12 +0000 https://yenidunya.org/?p=32209 Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Ramazan ayı öncesinde geçtiğimiz yıla göre bu yılın fiyat değişimlerini, Şubat ayı üretici ve market fiyatları ile girdi maliyetlerindeki değişimleri ve tarım alanlarımızı etkileyen don afetini yaptığı basın açıklamasında değerlendirdi.

“Don afeti yalnızca üreticiyi değil tüketiciyi de etkileyecektir”
“Don afetinden zarar gören üreticilerimizi kaybetmemek adına, bölgedeki üreticilerin kredi borçları faizsiz ertelenmelidir” diyen Bayraktar, açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Doğal afetlerden en çok zarar gören her zaman tarım sektörü olmuştur. Geçtiğimiz günlerde de Adana, Mersin ve Hatay başta olmak üzere Akdeniz’deki birçok ilimizde don afeti meydana gelmiş ve tarımsal üretimi etkilemiştir. Don afeti; şeftalide, kayısıda, erikte, patateste, karpuzda, narenciyenin hasat edilmeyen bir kısmı ile kabak, patlıcan, biber, salatalık gibi bazı sebzelerde zarar oluşturmuştur. Bu afet sebebiyle zarar gören tüm çiftçilerimize geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.
Hasar tespit komisyonları zarar gören sahalarda incelemelerde bulunmaya başladı. Doğal afet sonrası hasar tespit aşamasında birçok sorun çıkmakta ve çiftçilerimizin zararı olduğundan daha düşük gösterilebilmektedir. Aynı şeylerin yaşanmaması adına çiftçilerimizin zararı hakkaniyetli bir şekilde belirlenmelidir.
“Don afetinden zarar gören bölge ülkemiz tarımsal üretimi için önemlidir.  Yine 2 yıl önce şubat ayında bu bölge depremin merkezindeydi. Henüz depremin yaraları tam olarak sarılmadan yaşanan bu afet bölgedeki çiftçilerimize ve ülke tarımına büyük zarar verir.
“Kesin raporlar çıkmasa da yüzde 100’lere varan hasar oranlarının olduğu bilinmektedir. Dolayısıyla don afetinden zarar gören üreticilerimizi kaybetmemek adına bölgedeki üreticilerimizin kredi borçları faizsiz ertelenmelidir. Ayrıca yetkili kurumlar harekete geçerek üreticilerimizin bu zararını telafi edici yardımlar yapmalıdır.
“Don afeti yalnızca üreticiyi değil tüketiciyi de etkileyecektir. Zarar gören bölgelerde hem açıkta hem de örtü altında meyve-sebze üretilmektedir. Bu olayın Ramazan ayıyla birlikte hali hazırda yüksek olan gıda fiyatlarını artırmasından endişelenmekteyiz.”

Ramazan ayı öncesi fiyat değişimleri
“Geçen yıl ile bu yılın Ramazan ayı öncesindeki fiyatlara baktığımızda, bu yıl markette 39 ürünün 36’sında fiyat artışı, 2’sinde fiyat düşüşü olurken 1 ürünün fiyatı değişmedi. Markette en fazla fiyat artışı yüzde 160,2 ile beyaz lahanada görüldü.
“Geçen yıl ile bu yılın Ramazan ayı öncesine göre üreticide 31 ürünün 26’sında fiyat artışı, 4’ünde fiyat düşüşü görülürken 1 üründe fiyat değişimi yaşanmadı. Üreticide en fazla fiyat düşüşü yüzde 27,8 ile zeytinyağında görüldü.
“Üreticide en fazla fiyat artışı yüzde 594,4 ile limonda görüldü.”

Şubat ayı üretici market fiyat değişimi
“Şubat ayında üretici ve market arasındaki fiyat farkı en fazla yüzde 217 ile kuru fasulyede görüldü.”

Market fiyatları
“Şubat ayında markette 41 ürünün 33’ünde fiyat artışı, 7’sinde fiyat azalışı görülürken 1 üründe fiyat değişimi yaşanmadı.
“Şubat ayında markette fiyatı en fazla artan ürün yüzde 35,8 ile patlıcan oldu.
“Markette fiyatı en çok azalan ürün ise yüzde 20,4 ile karnabahar oldu.”

Üretici fiyatları
“Şubat ayında üreticide 33 ürünün 18’inde fiyat artışı olurken, 7’sinde fiyat düşüşü görüldü. 8 üründe ise fiyat değişimi olmadı.
“Üreticide en fazla fiyat düşüşü yüzde 21,9 ile karnabaharda görüldü.
“Üreticide en fazla fiyat artışı yüzde 275 ile limonda görüldü.”

Üretici fiyat değişimlerinin nedenleri
“Yaşanan don olayları narenciye çiçek ve sürgünlerin yanmasına, zarar görmesine sebep oldu. “Gelecek yıl ürün rekoltesinde de azalma olacağı tahmin ediliyor.
“Depolarda ürün azalması hem de çürümelerden dolayı zayiatlar oluştu. Bu sebeplerle ürün fiyatı yükseldi.
“Hasadın büyük bölümünün gerçekleştiği ürünler azaldığından fiyatlar yükseldi.
“Bazı bölgelerde yoğun yağan kar yağışı sebebiyle kışlık sebzelerde bozulmalar meydana geldi, buda üretici fiyat düşüşüne sebep oldu.”

Şubat ayı aylık ve yıllık girdi fiyatlarında yaşanan değişimler
“Ziraat Odalarımız aracılığıyla girdi piyasalarından aldığımız fiyat verilerine göre; Şubat ayında, Ocak ayına göre 20.20.0 kompoze gübresi yüzde 2,7, amonyum nitrat gübresi yüzde 0,9, DAP gübresi yüzde 0,7 oranında artmıştır. Buna karşın amonyum sülfat gübresi yüzde 1,2 ve ÜRE gübresi yüzde 0,3 oranında azalmıştır.
“Geçen yılın Şubat ayına göre son bir yılda DAP gübresi yüzde 33,4, 20.20.0 kompoze gübresi yüzde 29,9, amonyum sülfat gübresi yüzde 28,8, amonyum nitrat gübresi yüzde 25,6 ve ÜRE gübresi yüzde 25,4 oranında arttı.
“Şubat ayında Ocak ayına göre süt yemi yüzde 2,6, besi yemi yüzde 1,9 oranında artarken son bir yılda süt yemi yüzde 24,8, besi yemi yüzde 24,1 oranında arttı. Mazot fiyatları son bir ayda yüzde 1,5, son bir yılda ise yüzde 13,9 oranında arttı. İlaç fiyatları aylık yüzde 6,4, yıllık yüzde 33,3 oranında, elektrik fiyatları ise yıllık yüzde 30,4 oranında arttı.”

]]>
Çiftçinin ektiğini banka biçiyor https://yenidunya.org/emek-gundemi/32135/ciftcinin-ektigini-banka-biciyor/ Sat, 22 Feb 2025 09:28:25 +0000 https://yenidunya.org/?p=32135 Çiftçinin borcu 8 kat arttı: 886 milyar 627 milyon lira banka kredi borcu

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, çiftçilerin artan kredi borçları ve yetersiz desteklerle boğuştuğunu vurgulayarak tarım sektöründe yaşanan sorunları dile getirdi. Çiftçilerin borç batağında olduğunu söyleyen Gürer, “2020 yılına göre çiftçilerimizin bankalara olan kredi borcu tam 8 kat arttı” dedi.
CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2020 yılına göre çiftçilerin bankalara olan borcunun 8 kat artarak 886 milyar 627 milyon liraya ulaştığını belirtti.
“2020 yılına göre çiftçilerimizin bankalara olan kredi borcu tam 8 kat arttı. 2020 yılında 111 milyar 216 milyon lira kredi borcu olan çiftçilerimiz, bugün 886 milyar 627 milyon lira bankalara kredi borcu var. Borcu olmayan çiftçi yok. Çiftçi, kredi alarak çiftçiliği sürdürülebiliyor” dedi.
Çiftçilerin tarımsal üretimi sürdürebilmek için krediye mahkûm hale geldiğine dikkati çeken Gürer, bu durumun tarımda sürdürülebilirliği tehlikeye attığını ifade etti.

“Çiftçilerimize verilen destekler yeterli değil”
Türkiye’de çiftçi sayısının Çiftçi Kayıt Sistemi’ne (ÇKS) göre 2 milyon 300 bin civarında olduğunu belirten Gürer, “Çiftçiler üretimi sürdürmeye çalışıyorlar. Ancak çiftçilerimize verilen destekler yeterli değil. Tarım ve Orman Bakanı, geçen yılki desteklerin hesaplara yatırıldığını açıkladı. Tabii, o destekleri açıklarken ‘geçen yıl’ ifadesini kullanmadığından, sanki bu yılın desteği veriliyormuş gibi görülüyor. Oysa geçtiğimiz yıl milli gelirin 411 milyar lira tutan yüzde birlik kısmı çiftçiye verilmedi. 91 milyar liralık bir destek verildi. O destek de üretimin başında ya da sonunda değil, daha hububatın ki yeni veriliyor. Ağustos ayında hasat tamamlandı ama hububatla ilgili desteği çiftçi daha yeni alabildi” diye konuştu.

“Çiftçi borcunu ödeyemez duruma düştü”
Gürer, çiftçilere milli gelirin yüzde 1’i oranında destek verilmesi gerektiğini, ancak bunun yapılmadığını belirtterek, “Milli gelire göre bu yıl verilmesi gereken destek 615 milyar lira iken, verileceği vaat edilen 135 milyar lira. Kanuna uygun destek vermedikleri gibi mazotun, gübrenin, tohumun, ilacın, kiranın, işçiliğin, elektriğin artışını da engellemiyorlar. Böyle olduğu sürece çiftçilerin ürettiği ürünlerin maliyetlerinin artması devam edecek. Çiftçi borcunu ödeyemez duruma düştü. Kanun teklifi de verdim. En az banka borçları iki yıl borçlar ötelenip faizler silinmelidir” dedi.

“Üretim düşüşü olmaması için çiftçi refahının sağlanması gerekiyor”
Artan mazot, gübre, tohum, ilaç, kira, işçilik ve elektrik maliyetlerinin çiftçileri zorladığını vurgulayan Ömer Fethi Gürer, düşük alım fiyatlarının da üretimi baltaladığına dikkati çekerek, “Bir başka bir şey yapıyorlar; çiftçinin ürününün alım fiyatını düşük tutuyorlar. Geçtiğimiz yıl bir önceki yıla göre buğday için yüzde 12, arpa için yüzde 3 artış verdiler. Bu artışlar, enflasyon karşısında çiftçiyi korumadığı gibi, girdi maliyetlerindeki artışın da çok altında kaldı. Bu yıl da hububatta mayıs ayında Çukurova’da hasat başlayacak. Buğdayın fiyatları yine düşük olursa, çiftçi burada sorun yaşayacak. Geçtiğimiz yıl, yani 2024 yılında TÜİK verilerine göre hububatta 3 milyon 300 bin ton, buğdayda 1 milyon 200 bin ton üretim düşüşü yaşandı. Üretim düşüşü olmaması için çiftçi refahının sağlanması gerekiyor. Aksi takdirde ithalat daha çok artacak. Türkiye, ortalama 20-22 milyon ton yıllık buğday üretirken yurt dışından da 10 milyona yakın buğday ithal ediyor. Bu ithal ettiği buğdayın bir kısmını da Dahilde İşlem Rejimi (DİR) kapsamında un ve makarna yaparak yurt dışına gönderse de Türkiye’nin buğdayda yeterliliği yüzde 97 olduğu için bir kısmı yurt içinde de tüketiliyor. Yani biz buğdayda da kendi kendimize yeterli değiliz, ithalatçı bir ülke olduk” ifadesini kullandı.

“Buğday çiftçisi geçen yıl kaybetti”
Türkiye’nin buğdayda dahi kendine yeterli olamadığını ve ithalatçı bir ülke haline geldiğini dile getiren Gürer, tarım politikalarının doğru bir şekilde planlanması gerektiğini söyleyerek, “Askıda buğday uygulaması ile Türkiye gündeminde buğday konuşulur hale geldi ama bu da açıkçası geçen yıl çiftçi gerçekten kaybetti. Çiftçinin hali perişan, çiftçi de verecek hal kalmadı. Buğday bağışı yapılsa miktar tohum olmaya yeterli değil doğrudan tüketilse buğdayı kavurga olarak tüketmenin dışında, un olmadan tüketmek olası değil. Ürün de çiftçiden tüccara geçmişken, özellikle de küçük çiftçide ürün kalmadığı noktada yapılması gereken, tarım kesiminin sorunlarına gerçekçi politikalarla çözüm üretmek olmalıdır” dedi.

Kaynak: ANKA

]]>
10 Şubat Dünya Bakliyat Günü: “Temel gıda ürünlerinde tavan fiyat uygulanmalıdır” https://yenidunya.org/yurt/32019/10-subat-dunya-bakliyat-gunu-temel-gida-urunlerinde-tavan-fiyat-uygulanmalidir/ Sun, 09 Feb 2025 12:09:27 +0000 https://yenidunya.org/?p=32019 Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, 10 Şubat Dünya Bakliyat Günü öncesi bir basın açıklaması yaptı.
Bayraktar, açıklamasına; “Türk mutfağının vazgeçilmezleri arasında yer alan baklagiller protein, vitamin, mineral ve lif yönünden zengin bir ürün grubu olması nedeniyle önemi her geçen yıl daha da artan vazgeçilmez ürünlerimizdir” vurgusu yaparak başladı.
Bayraktar, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Ülkemizde yetiştirilen 7 çeşit yemeklik baklagil arasında en fazla üretilenler nohut, kuru fasulye ve mercimek olup baklagillerin her biri ayrı besin değerlerine sahiptir.
Fastfood ve hazır gıda tüketiminin arttığı son yıllarda doktorlar ve diyetisyenler tarafından da baklagiller sıklıkla öneriliyor. Ayrıca baklagiller, topraktaki organik madde birikimine yardımcı olmaları ve toprak yapısını düzeltmeleri nedeniyle ekim nöbetinde sıklıkla tercih ediliyor. Bu durum baklagillerin tarımsal üretimdeki önemini artırıyor.
Bu doğrultuda Birleşmiş Milletler tarafından 2016 yılı ‘Uluslararası Bakliyat Yılı’ olarak ilan edildi ve takip eden süreçte her yıl 10 Şubat gününün ‘Dünya Bakliyat Günü’ olması kararlaştırıldı.”
 
“1990’dan bu yana baklagil ekimi düşüyor”
“Ülkemizde baklagil üretimi ülke geneline yayılmış olsa da Güneydoğu Anadolu Bölgesi, İç Anadolu Bölgesi ve Marmara Bölgesi’nin güneyinde yoğunlaşıyor. Genel olarak, kırmızı mercimek Güneydoğu’da, yeşil mercimek İç Anadolu’da, bakla Ege ve Güney Marmara’da, nohut ve kuru fasulye ise birçok bölgemizde yetiştiriliyor.
Toplam yemeklik baklagil üretiminin, yüzde 42,7’sini nohut, yüzde 30,1’ini kırmızı mercimek, yüzde 20,7’sini kuru fasulye, yüzde 5,3’ünü yeşil mercimek oluşturuyor. Geri kalan yüzde 1,1’ini ise diğer bakliyatlar oluşturuyor.
Ülkemizde 1990 yılında toplam 20,3 milyon dekar olan baklagil ekim alanı bugüne geldiğimizde 8,7 milyon dekara geriledi. Yani ekim alanlarımızda yüzde 56,6 oranında azalma yaşandı. Aynı şekilde üretimde de yüzde 33,2 oranında bir gerileme gerçekleşti.”
 
“Baklagillerde üretim tüketimi karşılamıyor”
“2016 yılının Uluslararası bakliyat yılı ilan edilmesinin ardından 2016 yılı ile 2024 yılları arasında yapılan çalışmalar ve üreticilerimizin çabasıyla bakliyat üretimimiz yüzde 24,5 oranında artarak toplam 1 milyon 345 bin tona çıktı. Bu artışa rağmen nohut dışında en çok ürettiğimiz baklagillerde arz açığımız devam ediyor. İstatistikler yeşil mercimekte yüzde 39,8, kırmızı mercimekte yüzde 14,1, kuru fasulyede ise yüzde 8,6 oranında açığımız olduğunu gösteriyor.”

10 Şubat Dünya Bakliyat Günü: “Temel gıda ürünlerinde tavan fiyat uygulanmalıdır”



“Baklagilde ithalatçı olmamız kabul edilemez”
“Son 10 yılda kuru fasulye, nohut ve mercimekte ithalat miktarı 379 bin 869 tondan yüzde 55 oranında artarak 587 bin 500 tona çıktı. İthalat değeri ise yüzde 28 oranında artarak 321 milyon dolardan 412 milyon 200 bin dolara yükseldi. Böylelikle son on yılda toplamda 5 milyon 44 bin ton ithalata karşılık 3 milyar 629 milyon dolar para ödedik.
En önemli protein kaynaklarından baklagilde ithalatçı olmamız kabul edilemez. İnsanımızın protein ihtiyacının karşılamasında önemli bir yere sahip olan baklagillerin üretimini artırmak zorundayız. Halkımızın sağlıklı beslenmesi için temel gıda ürünlerinde üretim artırılmalı, ithalattan vazgeçilmelidir.
Son yaptığımız çalışmada baklagillerde üretici ile tüketici arasındaki makasın çok açık olduğu görülüyor. Üreticide 23 lira olan kırmızı mercimek markette 60 liraya, 31 buçuk lira olan nohut 89 liraya, 33 lira olan kuru fasulye 98 liraya, 29 lira olan yeşil mercimek 72 liraya satılıyor.
Kırmızı et fiyatlarının yüksekliği ve tüketicinin alım gücünün düştüğü günümüzde protein ihtiyacının yeterince karşılanması bakımından üreticilerimizde ucuz olan bu ürünleri tüketicilerimizin pahalı yemesinin izahı yoktur.”
 
“Marketlerde tavan fiyat uygulanmalıdır”
“Bu gibi temel gıda ürünlerinde marketlerde tavan fiyat uygulanmalıdır.
Baklagil üretimini artırmaya yönelik teşvikler artırılmalı, üretici ile tüketici arasındaki fiyat farkı makul seviyelere çekilmelidir.
Hasat dönemine yakın ithalat yapılarak piyasa dengesi bozulmamalıdır.
Üreticilerimizin memnun olacağı bir fiyat politikası oluşturulmalıdır.
Üreticilerimizin üretimini sürdürebilmesi için yetkililerin bu sorunları görmezden gelmemesi ve yerli üretimi destekleyici politikalar geliştirmesi gerekiyor.
Bu vesile ile Dünya Bakliyat Günü’nü kutluyor, emeğiyle bakliyat üretimimize değer katan çiftçilerimize teşekkür ediyorum.”

]]>