şeker – Yeni Dünya https://yenidunya.org Yeni Günün Habercisi Wed, 22 Oct 2025 11:31:28 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.8.5 https://yenidunya.org/wp-content/uploads/2022/02/cropped-YD-ikon-512-1-75x75.png şeker – Yeni Dünya https://yenidunya.org 32 32 Cumhuriyet’in şeker fabrikaları https://yenidunya.org/basindan/sectiklerimiz/33241/cumhuriyetin-seker-fabrikalari/ Wed, 22 Oct 2025 11:31:19 +0000 https://yenidunya.org/?p=33241 “Meclis kürsüsünde bir de ‘üç beyaz’ parolası revaçtaydı. Ekmeğimizi kendi unumuzdan yoğurmak, şekerimizi kendi pancarımızdan almak, bezimizi kendi pamuğumuzdan dokumak… Ah bir buna muvaffak olsaydık…” (Falih Rıfkı Atay)

Aslında Osmanlı Devleti, Sanayi Devrimi’ni kaçırmak istemiyordu. Ancak ne yeterli teknolojisi, ne yetişmiş elemanı ne de yeterli sermayesi vardı. Osmanlı’da 1866’da Islah-ı Sanayi Encümeni kurulmasından 1913’te de Geçici Sanayi Kanununun (Teşvik-i Sanayi Kanununun) çıkarılmasına kadar birçok çalışma yapıldı. Fabrika kuracaklara çeşitli kolaylıklar sağlandı. Ancak devletin tüm çabasına karşın Osmanlı’da ulusal bir sanayi kurulamadı. 1915 Sanayi Sayımına göre Osmanlı’da 10’dan fazla işçi çalıştıran toplam 282 sanayi kuruluşu vardı. Bunların sadece yüzde 9’u devletindi. Bu kuruluşlardaki sermaye ve emeğin sadece yüzde 15’i Türklerindi; geri kalanı yabancılarındı.(1) 

Cumhuriyet’in şeker fabrikaları

ÜÇ BEYAZ

Osmanlı’dan Cumhuriyet’e kalan belli başlı fabrikalar şunlardı: Bakırköy Dokuma Fabrikası, Feshane Yün İplik Fabrikası, Hereke İpek Dokuma Fabrikası, Beykoz Deri ve Kundura Fabrikası ve Tophane Silah Fabrikası.(2) Ayrıca Osmanlı’dan kalan az sayıdaki fabrika da savaşlar nedeniyle ya hiç işlemez veya tam kapasiteyle çalışamaz hale gelmişti. 

Falih Rıfkı Atay “Çankaya”da şöyle yazıyor: “Meclis kürsüsünde bir de ‘üç beyaz’ parolası revaçtaydı. Ekmeğimizi kendi unumuzdan yoğurmak, şekerimizi kendi pancarımızdan almak, bezimizi kendi pamuğumuzdan dokumak… Ah bir buna muvaffak olsaydık. 1923 kafası ve iradesi imkânsızlığa meydan okumuştur… Türk tarihi, 1923 iradesinin ve kafasının mucizesini unutmaz.”(3) 

Atatürk’ün kurduğu laik Cumhuriyetin en büyük başarılarından biri, üstelik 1929 Dünya Ekonomi Buhranına rağmen, devlet desteğiyle ve devlet girişimiyle çok sayıda fabrika kurmuş olmasıdır. Böylece 1923’de cumhuriyet ilan edilirken üç beyaza (una, şekere, beze) muhtaç durumdaki Türkiye, 1938’de Atatürk hayata gözlerini kaparken artık üç beyaza da muhtaç değildi; Türkiye Cumhuriyeti, temel ihtiyaçlarını kendi fabrikalarında yerli üretimle karşılıyordu. 

ÜÇ BEYAZDAN BİRİ ŞEKER

Osmanlı’da 1840’ta Arnavutköylü Dimitri, bir şeker fabrikası kurmak için Ticaret Nezareti’ne başvurmuştu. Osmanlı, belli şartlarla kendisine izin vermişti.(4) Bu fabrikanın açılıp açılmadığını bilmiyoruz, ancak 1915 Sanayi Sayımından Osmanlı’da –sadece biri Türklere, diğerleri gayrimüslimlere, yabancılara ait- çok küçük ölçekli birkaç şeker fabrikası olduğunu biliyoruz. Bunlar, Ali Faik Osmanlı Şeker Fabrikası, Antonopulos Şeker Fabrikası, Antonyadis Antonyos Şeker Fabrikası, Antonyadis Yanko ve Şükerası Şeker Fabrikası, Jarboni ve Hacı Yanki Şeker Fabrikası, Keseneki Yorgi Şeker Fabrikası’ydı.(5) 

1.Dünya Savaşı yıllarında İstanbul’da bile şeker yoktu. Şeker yerine kuru üzüm, pekmez kullanılırdı. Onlar da bulunabilirse… Gazetelerde bir haber çıkar: Avusturya’dan “iki vagon şeker geliyormuş!” Günlerce o vagonlar beklendi. Şu işe bakın ki o şekerler gelmeden savaş bitecekti.(6) Türkiye,  I. Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı yıllarında şeker sıkıntısı çekti. 

Türkiye’de cumhuriyet ilan edilirken tüm tüketim maddeleri gibi şeker de çok pahalıydı, çünkü çok zor bulunuyordu. 1923’te ülkenin 50 bin ton olan şeker ihtiyacının tamamı dışarıdan karşılanıyordu.(7)

CUMHURİYET’İN ŞEKER FABRİKALARI

Türk şeker sanayi aşağı yukarı Cumhuriyetle yaşıttır. 1923 İzmir İktisat Kongresi’nde, ulusal sanayinin geliştirilmesi ve bu amaçla devletin girişimcilere destek olması kararlaştırıldı. Öncelikle kurulması gereken sanayi kollarından biri şekerdi. Bu konudaki ilk büyük adım, cumhuriyetin ilanından birkaç ay önce Uşaklı Molla Ömeroğlu Nuri (Şeker) adlı bir çiftçinin girişimleriyle atıldı. Uşaklı bazı yerel girişimcilerce 19 Nisan 1923 tarihinde “Uşak Terakki Ziraat T.A.Ş.” kuruldu. 

Bu ilk girişimden iki yıl kadar sonra, 14 Haziran 1925 tarihinde, başka bir girişimci grup ve bazı ulusal bankalar tarafından “İstanbul ve Trakya Şeker Fabrikaları T.A.Ş” kuruldu. 

Genç Cumhuriyet, 8 Nisan 1925 tarihli ve 601 sayılı kanunla şeker fabrikası kurulmasını teşvik etti, şeker fabrikası kurmak isteyen özel girişimcilere bazı ayrıcalıklar tanıdı, şeker ithalatını zorlaştırdı. 

ALPULLU ŞEKER FABRİKASI (26 Kasım 1926)

“İstanbul ve Trakya Şeker Fabrikaları T.A.Ş.”ın girişimiyle 22 Aralık 1925 tarihinde Alpullu Şeker Fabrikası’nın temeli atıldı. Fabrika, Alman Maschinenfabrik Burckau R. Wolf Şirketi tarafından yapıldı. 11 ayda bitirilen fabrika 26 Kasım 1926 tarihinde işletmeye açılarak Cumhuriyet’in ilk şekerini üretti. Hisselerinin yüzde 68’i Türkiye İş Bankası, T.C. Ziraat Bankası, yüzde 10’u Trakya illerinin özel idareleri ve yüzde 22’si Trakya köylülerindi. 

Çeşitli sosyal donatılara sahip Alpullu Şeker Fabrikası, Cumhuriyetin ilk sosyo-kültürel fabrikasıdır.

UŞAK ŞEKER FABRİKASI (17 Aralık 1926)

Türkiye Sanayi ve Maadin Bankası’nın desteğiyle ve “Uşak Terakki Ziraat T.A.Ş.”’ın girişimiyle 6 Aralık 1925’te Uşak Şeker Fabrikası’nın temeli atıldı. Fabrikayı Çekoslovak Skoda Şirketi yaptı. 12 ayda bitirilen fabrika 17 Aralık 1926 tarihinde işletmeye açıldı. Uşak Şeker Fabrikası yer seçimi nedeniyle zarar etmeye başlayınca 11 Temmuz 1933 tarihinde Sümerbank’a devredildi. 

Alpullu Şeker Fabrikası ve Uşak Şeker Fabrikası sayesinde pancar tarımını ve şeker üretimi konularında tecrübe kazanıldı. Genç Cumhuriyet, 1930’larda yeni şeker fabrikaları kurmaya karar verdi.

ESKİŞEHİR ŞEKER FABRİKASI (5 Aralık 1933)

Ulusal bankaların ortaklığıyla kurulan “Anadolu Şeker Fabrikaları T.A.Ş”ın girişimiyle 1 Şubat 1933 tarihinde temeli atılan Eskişehir Şeker Fabrikası, 5 Aralık 1933 tarihinde işletmeye açıldı. Fabrika, Alman Maschinenfabrik Burckau R. Wolf Şirketi tarafından kuruldu. Hisselerinin yüzde 51’i Türkiye İş Bankası, yüzde 24,5’u T.C. Ziraat Bankası, yüzde 24.5’u Sanayii ve Maadin Bankası’na aitti. 

TURHAL ŞEKER FABRİKASI (19 Ekim 1934)

Eskişehir Şeker Fabrikası’nın montajı devam ederken “Turhal Şeker Fabrikaları T.A.Ş” girişimiyle 7 Ekim 1933 tarihinde temeli atılan Turhal Şeker Fabrikası ise 19 Ekim 1934 tarihinde işletmeye açıldı. Fabrikayı Türkiye İş Bankası ve Ziraat Bankası eşit sermaye ile kurdu. Fabrika, Alman Maschinenfabrik Burckau R. Wolf Şirketi tarafından yapıldı.

TÜRKİYE ŞEKER FABRİKALARI A.Ş. (6 Temmuz 1935)

Dünya Ekonomik Buhranın da etkileriyle şeker üretimini daha iyi organize edebilmek; 4 şeker fabrikasını daha rasyonel biçimde işletilebilmek, masrafları azaltılmak ve şeker fiyatlarını ülke genelinde belli bir standarda bağlamak için şeker fabrikalarının tek bir çatı altında birleştirilmesine karar verildi. Bu amaçla 6 Temmuz 1935 tarihinde, Sümerbank, Türkiye İş Bankası ve Ziraat Bankası tarafından, eşit hisselerle, 22 milyon sermayeli “Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş.” kuruldu.(8) 

SOSYO-KÜLTÜREL FABRİKALAR

Erken Cumhuriyet Döneminde kurulan fabrikalar kuruldukları bölgenin endüstriyel tarıma geçmesine de zemin hazırladı. Devlet bunun için özel bir program uyguladı. Örneğin şeker fabrikasının kurulduğu yerlerde şeker pancarı üretimini başlatılması yanında devlet, şeker pancarı üreten köylülere kullanacakları tohumu da kendisi verdi. Çiftçi toprağı talimata göre sürdü. Fabrika hem tohumu, hem tohum dikme makinesini hem de bu makineyi işletecek uzmanı, çiftçi de cer hayvanlarını sağladı.(9) Böylece, örneğin Alpullu Şeker Fabrikası kurulduktan sonra bölgede şeker pancarı üretimi devlet ve fabrika desteğiyle artırıldı. 

Cumhuriyetin şeker fabrikaları, (Tıpkı 1933 tarihli Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı ile kurulan Sümerbank fabrikaları gibi) sosyo-kültürel fabrikalardı. Bu fabrikalar, 19. yüzyıldan itibaren Avrupa ve Amerika’da kurulan “company town” (şirket şehirlerine) ve 20. yüzyılın başında Sovyetler Birliği’nde kurulan fabrika yerleşkelerine benzemektedir. Ancak onlardan ayrılan kendine özgü niteliklere de sahiptir. 

Üretim birimlerinin yanında işçi pavyonları, özel misafirhaneler sosyal ve kültürel amaçlı binalar (sinema, gazino, lokanta), sağlık yapıları (hastane, eczane, revir), eğitim yapıları (kreş, ilkokul, lise),  çeşitli spor alanları (yüzme havuzu, futbol, basketbol, voleybol, tenis ve golf sahaları), dini yapı olarak cami, hemen hemen tüm şeker fabrikalarında yer alan belli başlı donatılardır. Sosyo-kültürel donatılara sahip bu fabrika yerleşkeleri aynı zamanda toplumsal aydınlanma mekânlarıdır. Bu fabrika yerleşkeleri hem kendi içlerinde modern bir kent, hem de bulundukları kentleri modernleştiren birer modeldir.(10) Bu modelin Türkiye’deki ilk örneği, 1926 yılında işletmeye açılan Alpullu Şeker Fabrikası’dır.  

DİĞER ŞEKER FABRİKALARI

1923 yılında 50 bin ton olan şeker ithalatımız 4 şeker fabrikasının üretimi sayesinde giderek azaldı. 1934-1935’te 2-3 bin tona indi.(11)

II. Dünya Savaşı koşullarında Alpullu Şeker Fabrikası’nın faaliyetlerini durdurmasıyla ve üretimin azalmasıyla şeker karaborsaya düştü. Savaş ekonomisi yeni vergilere yol açtı. Şekerin kilosuna 10 kuruşluk istihlak vergisi yüklendi. Türkiye’yi II. Dünya Savaşı’nda sokmayan İsmet İnönü, kendisini, “Bizi şekersiz bıraktın!” diye eleştirenlere “Ama babasız bırakmadım!” demişti.(12) 

Türkiye’de şeker üretimi 1951 yılına kadar bu 4 fabrikayla gerçekleştirildi. II. Dünya Savaşı sonrası 4 şeker fabrikası da tam kapasite çalışmaya başladı. Üretim 1947’de 100 bin tona, 1951’de 186 bin tona çıktı.(13) 

1951 yılında “Şeker Sanayinin Tevsi Programı” hazırlandı. 1951-1956 yılları arasında Adapazarı, Amasya, Konya, Kütahya, Burdur, Kayseri, Susurluk, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Malatya’da 11 yeni şeker fabrikası daha açılarak Türkiye’deki şeker fabrikası sayısı 15’e çıktı. 1962’de Ankara, 1963’te Kastamonu, 1977’de Afyon, 1982’de Muş ve Ilgın, 1983’te Bor, 1984’te Ağrı, 1985’te Elbistan, 1989’da Erciş, Ereğli ve Çarşamba, 1991’de Çorum, 1993’te Kars, 1998’de Yozgat ve 2001’de Kırşehir şeker fabrikaları açıldı. 

***

Açıkça görüldüğü gibi Türkiye Cumhuriyeti Devleti, AKP öncesinde (2002 öncesinde) tam 30 şeker fabrikası kurmuştu. 102 yaşına girmek üzere olan Cumhuriyetimizin diğer fabrikalarından hiç söz etmiyorum bile… Ancak gelin görün ki, bu tarihi gerçekliğe rağmen AKP, Türkiye’nin ulusal varlıkları hakkında “Bizden önce yoktu!” demekten hiç çekinmiyor. “Yeni Türkiye” diye tutturup 102 yaşındaki Cumhuriyetimizin AKP öncesindeki 80 yıllık birikimini yok sayıyor. “Sadece yok saysa iyi, haraç mezat satıyor!” dediğinizi duyar gibiyim.  

Kaynaklar, Dip Notlar

1- Tevfik Çavdar, Milli Mücadele Başlarken Sayılarla Vaziyet ve Manzara-i Umumiye, s. 66.

2- Nejdet Serin, Türkiye’nin Sanayileşmesi, s.97.

3- Falih Rıfkı Atay, Çankaya, s. 523,524. 

4- Türk Ziraat Tarihine Bir Bakış, s. 80.

5- Çavdar, s. 67-69.

6- Cahit Kayra, 1923-1950 Devletçilik, Altın Yıllar, s. 210.

7- Şevket Süreyya Aydemir, İkinci Adam, C. 1, s. 353. 

8- “Kuruluş ve Tarihçe”,  https://web.archive.org/web/20160622115026/http://www.turkseker.gov.tr/Tarihce.aspx (Son erişim: 20 Ekim 2025); Gökhan Günaydın, T. Şeker Sektörü Analizi, s.17.

9- İlhan Tekeli & Selim İlkin, Uygulamaya Geçerken Türkiye’de Devletçiliğin Oluşumu, s. 128.

10- Ayşe Durukan Kopuz, “Türkiye’de Erken Cumhuriyet Döneminde Kurulan İlk Şeker Fabrikaları”, Arkitera, https://www.arkitera.com/gorus/turkiyede-erken-cumhuriyet-doneminde-kurulan-ilk-seker-fabrikalari/#goog_rewarded (Son erişim: 20 Ekim 2025)

11- Türkiye’de Devlet Sanayii ve Maadin İşletmeleri, s. 238, 239.

12- Kayra, s. 210, 212.

13- Türkiye’de Devlet Sanayii ve Maadin İşletmeleri, s. 239. 

Kaynak: Sinan Meydan / Cumhuriyet

]]>
Şeker fabrikalarında talan bitmedi: Kamu kaynakları böyle harcanıyor https://yenidunya.org/yurt/32625/seker-fabrikalarinda-talan-bitmedi-kamu-kaynaklari-boyle-harcaniyor/ Tue, 13 May 2025 09:47:35 +0000 https://yenidunya.org/?p=32625 150 milyon dolarlık şeker fabrikası hurdaya çıkıyor, sökümüne 200 milyon lira harcanacak!

Samsun’daki Çarşamba Şeker Fabrikası’na 2020 yılında yapılan milyon dolarlık yatırım boşa gitti. Üretime alınmayan fabrika, apar topar MKE’ye devredildi. Bu devirle birlikte bugünkü değerle 150 milyon dolara yaptırılabilecek şeker fabrikası tamamen hurdaya çıkarılacak. Fabrikanın sökümüne de 150 ile 200 milyon TL para harcanacak.
Samsun’un Çarşamba ilçesinde bulunan ve yaklaşık 14 yıldır üretim yapmayan Çarşamba Şeker Fabrikası, son yıllarda kamu kaynaklarının nasıl israf edildiğini gösteren çarpıcı bir örnek haline geldi. 2020 yılında yeniden faaliyete alınması amacıyla yaklaşık 5 milyon dolar yatırım yapılan fabrika, üretime geçemeden Cumhurbaşkanlığı kararıyla Makine ve Kimya Endüstrisi A.Ş’ye (MKE) devredildi.

MKE’nin yatırımları için başka bir arazi bulunamaz mıydı?
Bu devirde AK Parti Samsun Milletvekili Mehmet Muş ile Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan’ın etkili olduğu belirtilirken, bu devirden MKE’nin de memnun olmadığı kaydediliyor. MKE’nin yatırımları için bölgede çok rahat başka bir arazi bulunabileceği kaydedilirken, limana yakınlığı ile bilinen şeker fabrikasının geniş arazisinin bir çok yönden iştah kabartması bu devirde etkili olduğu vurgulanıyor.

Şeker fabrikalarında talan bitmedi: Kamu kaynakları böyle harcanıyor

TÜRKŞEKER ile MKE karşı karşıya geldi!
Başlangıçta Türkşeker yetkilileri, fabrikanın taşınmasının 15-20 milyon liraya mal olacağını belirterek MKE’yi ikna etti. Ancak sahaya inildiğinde gerçek maliyetin en az 150 milyon liraya ulaşacağı ortaya çıktı. MKE yetkilileri bu rakamı kabul etmeyince, tüm taşınma yükü yeniden Türkşeker’in üzerine kaldı.

TÜRKŞEKER’in 30 Nisan’da yaptığı ihale iptal edildi!
Türkşeker bu süreçte 30 Nisan’da bir ihale gerçekleştirdi. 136 milyon liraya sonuçlanan taşınma ihalesi kısa süre sonra iptal edildi. Ancak ihalenin neden iptal edildiği ise bilinmiyor.
Önce üretime alınmayan bir fabrika için milyon dolarlar harcandı, ardından bu fabrika 780 dönümlük arazisiyle birlikte MKE’ye devredildi. Şimdi de içindeki makinelerin sökülmesi, bazı parçaların hurdaya verilmesi için en az 150 ile 200 milyon lira daha harcanması gündemde.
Bugün bu kapasitede bir şeker fabrikasını sıfırdan kurmanın yaklaşık 150 milyon dolara mal olacağı belirtilirken, bu büyüklükte bir kamu varlığı hurdaya çıkarılarak yok edilme sürecine sokuldu. Üstelik bu yıkım için de kamu kesesinden yine milyonlar çıkacak.

Kamu kaynakları eriyor, hesap soran yok
Yaşanan bu süreç, Türkiye’de kamu yatırımlarının planlama, şeffaflık ve sürdürülebilirlik ilkelerinden ne kadar uzak yönetildiğini bir kez daha gözler önüne serdi. Önce kullanılmayan fabrikaya yatırım yapılıyor, sonra devrediliyor, ardından da sökülmesi için yüz milyonlar harcanıyor.
Bu durum sadece bir fabrika hikâyesi değil; kamunun plansızlıkla nasıl zarara uğratıldığının belgesi. Ve yine her zamanki gibi, olan kamu kaynaklarına oluyor.

Kaynak: Tarımdan Haber

]]>
Cargill istiyor, AKP veriyor https://yenidunya.org/yurt/32519/cargill-istiyor-akp-veriyor/ Tue, 22 Apr 2025 08:05:53 +0000 https://yenidunya.org/?p=32519 Bursa’daki Cargill’in birinci sınıf tarım arazisi üzerine kurduğu fabrika doğayı yok ediyor. Yaşam savunucuları “Fabrikaya karşı defalarca kez hukuk zaferi kazanıldı ancak her seferinde AKP kanunlar çıkartarak fabrikayı yasal hale getirdi” dedi. Cargill’in talimatıyla AKP tarafından şeker fabrikalarının kapısına kilit vurulurken, şirket Türkiye’deki kârına kâr katıyor. İktidar döneminde şirkete verilen teşvikler, vergi indirimleri ve büyük kıyaklar ise dikkat çekiyor.
AKP iktidarı tarafından özel yasalarla korunan Amerikan Cargill firmasının Bursa’nın Orhangazi İlçesi’nde birinci sınıf tarım arazisine hukuksuz bir şekilde kurduğu Nişasta Bazlı Şeker (NBŞ) üretimi yaptığı fabrika, tarım ve sulak alanlara ciddi zarar veriyor.
195 bin metrekare alan üzerinde, etrafı zeytin ağaçları ile çevrili olan fabrikanın her yıl yeraltından 1 milyon metreküp su çektiği belirtiliyor. Yaşam savunucuları ve muhalefet vekilleri “Kazanılan hukuk kararları ve fabrikanın kapatma kararına karşın iktidar adeta fabrikayı koruma zırhına almış durumda. Ekolojik felaket kapıda. Fabrika kapatılmalı” dedi.

Cargill’in Türkiye hikâyesi
ABD’li gıda tekellerinden Cargill’in Türkiye hikâyesi, AKP iktidarının şirkete büyük kıyakları, mahkeme kararlarına rağmen verdiği teşvikler ve işçi düşmanlığı ile gündeme gelmişti. Daha önceki yıllarda da iktidar tarafından yüzde 70 vergi indirimi uygulanan şirket, AKP iktidarında Türkiye’de hızla büyüdü
Ülke gündemine Bursa’daki hukuksuzluklarla oturan şirket Orhangazi’de 1997’de “tarımsal sanayi kuruluşları için ÇED Raporu hazırlanması zorunluluğu” kaldırılması ve mahkeme süreçleri ile gündeme gelmişti. Cargill’in hukuksuz tüm işlemleri mahkeme kararıyla iptal edilmesine hatta bu konunun AİHM’e taşınması ve Türkiye mahkum edilmesine karşın şirketin faaliyetlerine devam etmesi dikkat çekmişti.
Şeker fabrikalarının özelleştirilmesi süreci de iddialara göre yine Cargill’in isteğiyle gerçekleştirildi. Yine iddialara göre, Cargill’i dönemin Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’a bağlayan ise büyük ölçüde ABD’de üretilen mısır ithalatı olduğu ve bu nedenle hukuksuzluklara göz yumulduğu öne sürülmüştü. Doğayı, su kaynaklarını yok eden, İznik Gölü ve çevresindeki su kaynaklarını yok etmeyi sürdüren tesis, CHP’li Bursa Milletvekili Kayıhan Pala’nın konuyu TBMM’ne taşımasıyla bir kez daha gündeme geldi.

Cargill istiyor, AKP veriyor

11 iptal kararı var
Cargill Tarım ve Gıda Sanayi A.Ş. hakkında uzun yıllardır devam eden hukuksuzluk iddialarını Meclis gündemine taşıyan Pala, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un yanıtlaması istemiyle verdiği 10 maddelik yazılı soru önergesine iki aydır yanıt verilmediğini söyledi.
Pala, önergesinde yalnızca bölgedeki çevre katliamına değil, aynı zamanda Türkiye’de “yargı kararlarının fiilen boşa düşürülmesi” sorununa da dikkat çekerek “Ekolojik felaket kapıda” dedi. Fabrikaya ilişkin 1998’den bu yana Bursa İdare Mahkemeleri, Danıştay 6. ve 10. Daireleri ile AİHM tarafından verilen toplam 11 iptal kararının bulunduğunu anımsatan Pala ‘‘Bu kararlar, ‘Tarım Arazilerinin Korunması’ ilkesini ihlal eden imar planlarını, yapı ruhsatlarını ve tarım dışı kullanım izinlerini açıkça hükümsüz kılıyor. Ancak iptal edilen her işlemden sonra, ilgili kurumlar yeni bir ‘mevzi imar planı’ veya ‘yönetmelik değişikliği’ ile fabrika faaliyetlerini sürdürebilmek için zemin hazırlıyor. Türkiye’de hukuk devleti varsa, Danıştay kararıyla kesinleşmiş hükümler 27 yıldır niye uygulanmıyor? Tarım toprağı ve İznik Gölü hangi gerekçeyle küresel bir şirkete armağan ediliyor?’’ diye sordu.

İmtiyaz son bulsun
Hukuka aykırı kazanılmış imtiyaz döngüsünün son bulması gerektiğini vurgulayan Pala ‘‘Fabrika İznik Gölü’ne birkaç km mesafede bulunuyor. Bölgedeki çiftçiler ve çevre örgütleri, mısır nişastası üretiminden kaynaklanan atıkların yer altı sularına karıştığını, toprağın yapısının bozulduğunu, gölde alg artışı riskini büyüttüğünü belirtiyor’’ dedi. 2018’de AİHM’in verdiği “hak ihlali” kararını anımsatan Pala “Uluslararası alanda Türkiye mahkûm edildi. Buna rağmen bakanlıklar adım atmıyor’’ dedi.

Dosya emsal olmalı
Cargill kararlarının yalnızca bir şirket meselesi olmadığını, Türkiye’de tarım-çevre-sanayi dengesini kalıcı biçimde bozacak emsal oluşturmaya başladığını anımsatan Pala “Bakanlıklar bu tutumu sürdürürse, yarın ülkenin dört bir yanında bereketli tarım toprakları beton saha haline gelir; kıtlık tehlikesi kapımıza dayanır” uyarısında bulundu. Pala, şöyle devam etti: “Toprağımızdan, suyumuzdan taviz veremeyiz. 11 kez iptal edilen bir projeyi kurtarmak için hukuk eğilip bükülemez. Mahkeme kararını uygulamayan, tarım arazisini korumayan her yetkili sorumludur. Cargill örneği, kamu otoritesinin tarafsızlığını ve halk yararını hatırlayacağı bir dönüm noktası olmak zorunda. Konunun sonuna kadar takipçisi olacağız; çevre ve halk sağlığı için geri adım atmayacağız.”

Cargill istiyor, AKP veriyor

Kanun hiçe sayıldı
Bursa Su Kolektifi’nden Caner Gökbayrak, fabrikanın koruma zırhı altında olduğunu belirterek ‘‘11 iptal kararı olan tesis için bir tane kapatma kararı vardı ve bir ay tesis kapatılmıştı. Bu davaların büyük çoğunluğunda yer almıştık. Dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan’ın ABD ziyaretinde fabrikayı kurtarmak için görüşme yaptığını duymuş ve eylemler gerçekleştirmiştik. Ardından davalar açıldı. Açılan davaların hepsi kazanıldı. Sonra tarım alanlarını işgal eden fabrikalara yönelik bir kanun düzenlemesi yapıldı. Bir çeşit affa uğradı. Ve aftan sonra burası yeniden çalışmaya devam etti’’ dedi.
Çıkarılan kanunla doğayı yok edenlerin ödüllendirildiğini söyleyen Gökbayrak ‘‘Tarım arazisini işgal edeni ödüllendiren bir çalışmaydı. Sonrasında tesis kapasitesini de artırdı. Şirket çok ciddi su kullanımı yapıyor. Bu tarım tekelinin kullandığı mısır şurubunu üretmek için kullandığı su miktarı o zaman için Orhangazi’deki yurttaşların kullandığı suyun iki katıydı. Şimdilerde kapasite artışıyla çok daha arttığı söylenebilir. Cargill’in kapatılması gerekir. Bu hukuksuzluğa artık son verilmesinin çok önemlidir’’ değerlendirmesini yaptı.

Davalarda yeni aşamaya gelindi
28 yıldır süren hukuki süreç hakkında bilgi veren Avukat Erol Çiçek, Cargill davaları sürecinde yeni bir aşamaya gelindiğini söyledi. Çiçek, şirkete ait 3 adet ruhsatın Bursa İdare Mahkemesi’nce 25.01.2023 tarihinde iptal edildiğini anımsatarak ‘‘Ruhsatı iptal edilen tesisler İlave Nişasta Silosu, Deniz Kurutucu Binası ve Yeni Elektrik Trafo Binası yapılarıdır. Davalı Orhangazi Belediye Başkanlığı ve onun yanında müdahil Cargill’in yaptığı istinaf başvurusu da Bursa Bölge İdare Mahkemesi tarafından 29.11.2024 tarihinde kesin olarak reddedildi. Bursa İdare Mahkemesi’nin kararıyla birlikte, hukuki dayanağı kalmayan tesislere verilen yapı kullanım, çalışma izin ve ruhsatlarının iptali, İmar Kanunu gereği, yapıların mühürlenerek çalışmasının durdurulmasını ve yıkılmasını talep edilmiş olmasına rağmen, mahkeme kararı Mart 2023’den beri hâlâ uygulanmamıştır’’ dedi.

Yoğun izlem altında
Bursa Büyükşehir ve Orhangazi Belediyeleri’nin kararı uygulamamaya devam ettiğini anımsatan Çiçek, şöyle devam etti: ‘‘Bursa Valiliği de olup biteni seyretmekle yetinmektedir. AİHM, Cargill kararında sürecin tamamının hukuka aykırı olduğunu, yargı kararlarının uygulanmadığını, bunun da hukuk devleti ilkesine aykırı olduğunu tespit etmiştir. Bu karar sonrası Cargill süreci Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından yoğunlaştırılmış izlemeye alınmıştır. Uzun dönemde Türkiye’nin kararları uygulamakta ısrarcı olduğu kanaatine varılırsa, meselenin bir ihlal prosedürü altında tekrar AİHM önüne getirilmesi mümkün olabilir. Dünya’nın ve ülkemizin küresel iklim krizini yaşadığı ve krizin daha da şiddetlenmesinin beklendiği, su krizinin ülke genelinde yaşandığı bir dönemde, stratejik yeraltı su kaynaklarımız üstelik bedavaya bu çok uluslu şirketin sömürüsüne teslim edilemez. Anayasayı ve Türk Milleti’nin egemenlik yetkisini ihlal eden kişiler ve kamu kurumlarını, bir kez daha hukuka ve insan haklarına saygılı davranmaya çağırıyoruz.’’

Kaynak: Sibel Bahçetepe / BirGün

]]>
Çarşamba Şeker Fabrikası devir adı altında özelleştiriliyor mu? https://yenidunya.org/yurt/31927/carsamba-seker-fabrikasi-devir-adi-altinda-ozellestiriliyor-mu/ Wed, 15 Jan 2025 12:05:09 +0000 https://yenidunya.org/?p=31927 Çarşamba Şeker Fabrikasında büyük karmaşa! Resmi Gazete’de yayınlanmayan Cumhurbaşkanlığı Kararı ortaya çıktı!

Çarşamba Şeker Fabrikası’nın 670 dönüm arazi ve taşınmazlarıyla birlikte Milli Savunma Bakanlığına devrinde büyük bir karmaşa yaşanıyor. Resmi Gazete’de yayınlanmayan Cumhurbaşkanlığı Kararı ortaya çıktı. Söz konusu karar, Çarşamba Şeker Fabrikası’nın değerli arazisinin bir bölümü Özelleştirme İdaresi’ne devredilerek satılacağına yönelik kaygıları gündeme getirdi.
Tarımdan Haber’ de yer alan Sadettin İnan’ın haberine göre, Çarşamba Şeker Fabrikası’nın Milli Savunma Bakanlığına devredilerek Makine Kimya Endüstirisi (MKE)’ye verilmesinde büyük bir karmaşa yaşanıyor. Fabrikanın devriyle ilgili karar Resmi Gazete’de yayınlanmazken, 9315 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı kafaları karıştırdı.
Çarşamba Şeker Fabrikası’nı diğer şeker fabrikalardan ayıran en önemli özelliği bünyesinde ham şeker işleme tesisinin bulunması. Türkiye, yıllık ortalama 150 ile 200 bin ton şeker ithal ederken, fabrikanın üretime alınması durumunda ham şeker işleme tesisinden dolayı bu ithalatın önüne çok rahat geçilebilir.

Çarşamba Şeker Fabrikası devir adı altında özelleştiriliyor mu?

Resmi Gazete’de yayınlanmayan Cumhurbaşkanlığı kararı!
Çarşamba Şeker Fabrikasına, 25.12.2024 tarih ve 9315 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı gönderildiği ortaya çıktı. Resmi Gazete’de yayınlanmayan Cumhurbaşkanlığı kararında;
‘Mülkiyeti Türkiye Şekere Fabrikaları A.Ş’ye ait olup ekte belirtilen taşınmazların 29.04.2021 tarihli ve 3923 sayılı Cumhurbaşkanı Kararına ekli (EK-1) listenin sonuna eklenmesine, 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanunun 3’üncü ve geçici 29’uncu maddeleri ve 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin geçici 8’inci maddesi ile 6741 sayılı Türkiye Varlık Fonu Yönetimi Anonim Şirketinin Kurulması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun hükümleri gereğince karar verilmiştir.’

Çarşamba Şeker Fabrikasının hangi taşınmazları özelleştirme listesine alındı?
4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun’a göre milli güvenlik ve kamu yararı gerekçesiyle fabrika bir başka kuruma devredilebiliyor. Ancak Resmi Gazete’de yayınlanmayan söz konusu 9315 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararında bazı taşınmazların özelleştirme kapsamına alındığı görülüyor. Söz konusu ekli listede yine Resmi Gazete’de yayınlanmadığı için şeker fabrikasının hangi taşınmazlarının özelleştirme kapsamına alındığı ise bilinmiyor.  

Özelleştirme karar eki listesine ulaşılamıyor!
29.04.2021 tarihli 3923 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı da Resmi Gazete’de yayınlanmadığı için karar eki listesine erişim sağlanamıyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hassas olduğu şeker üretimi gibi stratejik bir konuda, Çarşamba Şeker Fabrikası’nın devrinde yaşanan karmaşa dikkat çekti.

670 dönümlük şehrin en değerli arazisi sermaye gruplarının ilgi odağında!
Çarşamba Şeker Fabrikası’nın 670 dönüm arazisi sermaye gruplarının iştahını kabartırken, fabrikanın 670 dönümlük arazisi ile birlikte mi MKE’ye devredilecek yoksa arazinin bir kısmı Özelleştirme İdaresine devredilerek satılacak mı bunlar şuanda tam bir muamma! Ancak ortaya çıkan 9315 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı, fabrikanın değerli arazisinin bir kısmının özelleştirme idaresine devredilerek satılacağı yönünde bir beklenti oluşturdu.

MKE’nin yapacağı yatırım arazi büyüklüğü ile örtüşmüyor!
Diğer yandan bölge milletvekillerinin yaptığı açıklamalara göre MKE’nin yapacağı yatırımla burada 100 kişiye istihdam sağlanacağı belirtilmişti. İstihdam edilecek kişi sayısı ile yatırım büyüklüğünün arazi büyüklüğü ile örtüşmemesi de değerli arazinin bir bölümünün özelleştirme idaresine devrine yönelik iddiaları kuvvetlendiriyor.

Fabrikayı tekrar üretime almak için 4 yıl önce 5 milyon dolar yatırım yapılmıştı!
Bilindiği üzere Çarşamba Şeker Fabrikasında şeker üretimine 2010/2011 yılı kampanya döneminde ara verilmişti. Fabrikanın tekrar üretime alınması için 2021 yılında 5 milyon dolar yatırım yapıldı. Ancak yapılan yatırıma rağmen fabrika üretime geçirilmedi.

Şeker fabrikası üretime alınırsa 150-200 bin ton şeker ithalatının önüne geçilebilir!
Çarşamba Şeker Fabrikası’nı diğer şeker fabrikalardan ayıran en önemli özelliği bünyesinde ham şeker işleme tesisinin bulunması. Bu tesis sayesinde diğer şeker fabrikaları sadece kampanya döneminde üretim yapabilirken, bu fabrika istenirse yılın 365 günü şeker üretebilir. Samsun Limanına olan yakınlığı da bu tesisi daha stratejik hale getiriyor.
Türkiye, dahilde işleme kapsamında yıllık ortalama 150 ile 200 bin ton şeker ithal ederken, fabrikanın üretime alınması durumunda ham şeker işleme tesisinden dolayı bu ithalatın önüne çok rahat geçilebilir. Böylesine strateji bir yanı bulunan Çarşamba Şeker Fabrikası’nın üretime alınması beklenirken ani bir kararla Milli Savunma Bakanlığına devriyle ilgili bir karar alınması dikkat çekti.

]]>
Şeker fiyatlarında indirim yapıldı https://yenidunya.org/yurt/28096/seker-fiyatlarinda-indirim-yapildi/ Mon, 27 Nov 2023 09:46:02 +0000 https://yenidunya.org/?p=28096 Türkşeker, resmi web sitesinden bir duyuru yayınlayarak, tüm fabrikalarda yüzde 15,70 oranında indirimli, KDV hariç 22,76 TL’lik kilogram fiyatıyla, peşin şeker satışlarına başlanıldığını açıkladı.
Türkşeker, duyurusunda şeker almak isteyen müşterilerin Online Randevu Sisteminden (PASAR) randevu almaları gerektiği belirtilerek, tüm şeker bedel ödemelerinin kredi kartıyla da yapılabileceği kaydedildi.

Şeker fiyatlarında indirim yapıldı
]]>