özelleştirme – Yeni Dünya https://yenidunya.org Yeni Günün Habercisi Thu, 09 Apr 2026 09:16:29 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.8.5 https://yenidunya.org/wp-content/uploads/2022/02/cropped-YD-ikon-512-1-75x75.png özelleştirme – Yeni Dünya https://yenidunya.org 32 32 Türkiye sömürge olmamalı! https://yenidunya.org/basindan/sectiklerimiz/33962/turkiye-somurge-olmamali/ Thu, 09 Apr 2026 09:16:27 +0000 https://yenidunya.org/?p=33962 Bir ülke nasıl sömürge olur? Soruyu, 2002 yılından beri Türkiye’de yaşananlar ışığında yanıtlayalım.

DOĞAL KAYNAKLAR YABANCILARA TESLİM EDİLİR

Sömürge, doğal kaynaklarını çoğu kez yabancılara teslim eden bir ülkedir.

AKP iktidarı, başta altın olmak üzere, madenleri yabancı şirketlere, onların Türkiye’deki taşeronlarına teslim etmiş, etmeyi de sürdürmektedir. Vahşi madencilikle çıkarılan ve ham olarak ihraç edilen değerli madenlerin (altın, feldspat vb.) bir bölümü, işlenmiş olarak Türkiye’ye dönmekte, böylece sömürü katlanmaktadır.

TARIM ALANLARI, MERALAR, SU HAVZALARI VE ORMANLAR TALAN EDİLİR 

Sömürge ülkelerin ormanları, tarım alanları, meraları, akarsu havzaları ve sulak alanları kirletilir, yok edilir. Yağmur, kar yağmaz olur.

Türkiye’de 24 yıldır büyük bir orman talanı sürüyor. Bu nedenle havadaki nem oranı ve yıllık yağış miktarı azalıyor. Su kaynakları beslenemiyor. Çevre ısısı yükseliyor. Orman yangınları artıyor. Su havzalarının, sulak alanların bozulması, kirlenmesi tarım alanlarını verimsizleştiriyor, meraları küçültüyor.

TARIM, HAYVANCILIK, SANAYİ ÇÖKERTİLİR

Sömürülen ülkelerde tarım ve hayvancılık çökertilir. Ülke dışa bağımlı hale getirilir. Tarım ve hayvancılık alanında kendi kendisine yeten ender ülkelerden biri olan Türkiye’de 2002’den bu yana tahıl üretimi düşmüş, büyük ve küçükbaş hayvan sayısı azalmış, ülke Kanada’dan mercimek, Uruguay’dan canlı hayvan ithal eder hale gelmiştir.

FABRİKALAR, ELEKTRİK, HABERLEŞME SİSTEMLERİ ÖZELLEŞTİRİLİR. YABANCILARA SATILIR 

Sömürge ülkelerinde fabrikalar, elektrik, haberleşme tesisleri özelleştirilir hatta yok pahasına yabancılara satılır.

Cumhuriyetin ilk 15 yılda yoktan var ettiği, 2002 yılına kadar üzerine eklediği hemen bütün sanayi tesisleri, üç kuruşa yabancılara satılmış, elde edilen gelir çarçur edilmiştir. Araştırma-Geliştirme (Ar-Ge) projelerine kaynak ayrılmamış, otomotiv hatta son yıllarda övündüğümüz savunma sanayisi bile, ürünlerin ana unsurları (motor, elektronik vb.) ithal olan, montaj sanayileri olarak kalmıştır.

DIŞ EKONOMİK İLİŞKİLER SÖMÜRÜYÜ ARTIRIR 

Dış dünya ile ekonomik bağlantılar, ülkenin aleyhine işler.

Türkiye-AB Gümrük Birliği Anlaşması, AB’nin diğer ülkelerle serbest ticaret anlaşmalarının Türkiye’ye uygulanmaması nedeniyle Türkiye’nin dış ticaret açığını artırmaktadır. Bu durum kapitülasyonları çağrıştırmaktadır.

LİMANLAR, KARA VE DEMİRYOLLARI, KÖPRÜLER SATILIR 

Sömürgelerin kara ve demiryolları, köprüleri, limanları çeşitli yöntemlerle devletin elinden çıkar. Altyapı tesisleri veya işletme hakları yabancılara verilir.

2002 yılından bugüne, otoyollar, köprüler yabancı şirketlere ve yurtiçindeki ortaklarına yaptırılmış; geçmişte devlet tarafından yapılmış olanlar ise yabancılara veya içerideki ortaklarına satılmıştır. Uzun vadeli sözleşmelerde, örneğin geçiş ücretleri döviz olarak belirlenmiş, yabancı ülkelerin enflasyon oranlarına göre güncellenmesi kabul edilmiştir. Bu sözleşmelerden doğabilecek anlaşmazlıkların çözümü yabancı ülke yargısına bırakılmıştır.

ÜLKE AĞIR BORÇ YÜKÜ ALTINA GİRER

Sömürülen ülkeler büyük borç yükü altındadır. Borçlar, borçla kapatılmaya çalışılır ve ülke iflas eder. Borçların, ülke gelirlerinin alacaklı tarafından doğrudan tahsili yoluyla kapatılması (Düyunu Umumiye) kaçınılmaz olur.

Türkiye son 24 yılda, önceki 80 yılın kat kat üstünde borçlanmıştır. Borçlar, her defasında çok daha yüksek faizli yeni borçlar veya maliyeti çok yüksek sıcak para ile kapatılmaya çalışılmaktadır.

YARGI BAĞIMSIZ DEĞİLDİR 

Sömürge ülkelerde yargı iç ve dış baskı altındadır. Bağımsız değildir. Etki altında, ülkenin yasalarına, usulüne uygun olarak onaylanmış uluslararası sözleşmelere aykırı kararlar verir.

AKP iktidarı anayasaya aykırı davranmakta; Anayasa Mahkemesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları yok sayılmaktadır. Yargı, Türkiye’nin tek imza ile talana açılan kaynaklarını, zeytinliklerini, meralarını, denizlerini korumaya çalışan Akbelen Jeanne d’Arc’ı Esra Işık’ı; görevini yapan gazetecileri susturmak amacıyla kullanılmaktadır. Yabancı ülkelerin talebiyle, Türk yasaları göz ardı edilerek, terör, casusluk, cinayet suçluları ise bir anda uçaklara konularak, talep eden ülkelere gönderilmektedir.

İÇ VE DIŞ POLİTİKAYI DIŞ GÜÇLER YÖNLENDİRİR 

Sömürge ülkelerinin iç ve dış politikasını emperyalizm yönetir.

Türkiye, iç ve dış politikasına dışarıdan yön verilen bir ülke görünümündedir. ABD’nin Ankara Büyükelçisi Barrack’ın, “sömürge valisi” tarzı söylemleri, bu görüntüyü perçinlemektedir.

TÜRKİYE SÖMÜRGE OLMAMALI, OLAMAZ!

Kaynak: Ahmet Süha Umar / Cumhuriyet

]]>
AKP ne var ne yok satıyor: 5,2 milyar TL’lik özelleştirme https://yenidunya.org/yurt/33692/akp-ne-var-ne-yok-satiyor-52-milyar-tllik-ozellestirme/ Sat, 24 Jan 2026 10:03:25 +0000 https://yenidunya.org/?p=33692 ÖİB’nın çeşitli illerde gerçekleşen satışlara ilişkin kararları onaylandı. Bu satışlardan 5,2 milyar TL’lik gelir elde edilecek.
Özelleştirme İdaresi Başkanlığının (ÖİB) çeşitli illerdeki taşınmazların satışı ile imar planının çalıştırılmasına ilişkin kararlarına onay verildi.
Konuya ilişkin Cumhurbaşkanı kararları, Resmi Gazete’de yayımlandı. Buna göre Ankara, Antalya, Van, Muğla ve Aydın’da gerçekleştirilen özelleştirmelerle toplam 5,2 milyar TL’lik satış yapıldı. 
AKP 2026-2028 yıllarını kapsayan OVP’de özelleştirme gelirini artırmayı planlamıştı. 2025’te 21 milyar TL hedeflenen özelleştirme geliri 185 milyar TL’ye yükseltilmiş; 2027 ve 2028’de ise toplam 100 milyar TL gelir beklendiği belirtilmişti.

Ankara’dan Van’a taşınmaz satışı
Ankara’nın Çankaya ilçesi Alacaatlı Mahallesi’ndeki taşınmazın, 50 milyon 250 bin lira bedelle ve yüksek teklif veren Yunis Aydın’a satışı uygun bulundu. Çankaya ilçesi Dodurga Mahallesi’ndeki taşınmazın da 435 milyon lira bedelle Gülmar City Gross Gıda Sanayi Ticaret Taahhüt Ltd.’ye satılması kararlaştırıldı. Aynı mahalledeki ikinci taşınmazın 390 milyon lira bedelle ve yüksek teklif veren Kayasan Yapı İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd Şti’ye, üçüncü taşınmazın da 775 milyon lira bedelle ve yüksek teklif veren Tona Yapı Enerji Taahhüt Sanayi ve Ticaret AŞ’ye satışı onaylandı.
Antalya’nın Manavgat ilçesi Sorkun Mahallesi’ndeki taşınmazın, 117 milyon 500 bin lira bedelle Hüseyin Avşaroğlu’na satışının onaylanması kararlaştırıldı.
İzmir’in Çeşme ilçesi 16 Eylül Mahallesi’ndeki taşınmazın, 331 milyon lira bedelle en yüksek teklifi veren Berlika Eğitim Tarım Gıda Turizm Ticaret AŞ’ye, Dalyan Mahallesi’ndeki taşınmazın, 161 milyon lira bedelle en yüksek teklifi veren Mebal Ortak Girişim Grubu’na, Menderes ilçesi Gümüldür Mahallesi’ndeki taşınmazların, 711 milyon 600 bin lira bedelle en yüksek teklifi veren Çimstone İnşaat Sanayi ve Ticaret AŞ’ye satışına onay verildi.
Van’ın Tuşba ilçesi Beyazümü Mahallesi’ndeki taşınmazın da 49 milyon lira bedelle ve yüksek teklif veren Onay Gayrimenkul Danışmanlık Ltd.’ye satışının onaylanması uygun bulundu.
Muğla’nın Bodrum ilçesi Gökçebel Mahallesi’ndeki taşınmazların da 280 milyon lira bedelle ve yüksek teklif veren SRL İnşaat Taahhüt Turizm Elektronik Ticaret ve Sanayi Ltd’ye satışı onaylandı.

En çok satış Aydın’da
Aydın’ın Didim ilçesi Cumhuriyet Mahallesi’ndeki taşınmazın, 176 milyon lira bedelle en yüksek teklifi veren Prestige Emlak İnşaat Taahhüt Turizm Gıda Mobilya Tekstil Kuyumculuk Petrol Elektrik Elektronik İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Ltd’ye, aynı mahalledeki başka bir taşınmazın da 148 milyon lira bedelle en yüksek teklif veren Cengiz Erzurum/Cengiz Karaaslan Ortak Girişim Grubu’na satışı uygun bulundu. Aynı mahalledeki üçüncü taşınmazın, 151 milyon lira bedelle ve yüksek teklif veren Premium Turizm İnşaat Gayrimenkul İthalat İhracat Sanayi Ticaret Ltd’ye ve dördüncü taşınmazın da 158 milyon 500 bin lira bedelle ve yüksek teklif veren Ege Yonca Yapı İnşaat Taahhüt Emlak Turizm Ticaret AŞ’ye satılmasına karar verildi. Aydın’ın Kuşadası ilçesi Soğucak Mahallesi’ndeki taşınmazların da 1 milyar 648 milyon 600 bin lira ile yüksek teklif veren Çimstone İnşaat Malzemeleri Sanayi ve Ticaret AŞ’ye satışı onayı alındı.

Özelleştirme kapsam ve programına alınanlar
Ankara’nın Çankaya ilçesi bir, Mamak ilçeki iki, Aydın’ın Didim, İstanbul’un Kartal ve Muş’un Merkez ilçelerindeki birer mülkiyetz, şahsi kapsam ve lisanslıydı. Buradan elde edilecek gelir, giderler düşüldükten sonra inşaat programındaki faaliyet ile yatırımın kullanılması amacıyla Milli Savunma Bakanlığına aktarılacak.
Bursa’nın Nilüfer, İstanbul’un Fatih ilçesi birer, Manisa’nın Şehzadeler ilçesi iki taşınmazın da özelleştirilmesi kararlaştırıldı.
Taşınmazların kişiselleştirme işlemleri 31 Aralık 2028’e kadar tamamlanacak.
Iğdır’ın Karakoyunlu ilçesi Gökçeli Köyü’ndeki taşınmazların, “acil müdahale alanı” olarak kullanılması amacıyla Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğüne tahsis edilmesi uygun bulunmuştur.

İmar planı değişiklikleri
Öte yandan, Ankara’nın Gölbaşı ilçesi Karagedik Mahallesi ile İzmir’in Aliağa ilçesi Yukarı Şakran Mahallesi’ndeki taşınmazlara ilişkin imar planının çalıştırılması açılma sürecinde yapılan itirazlar reddedildi.
Bursa’nın Nilüfer ilçesi Özlüce Mahallesi ile Antalya’nın Kaş ilçesi Kalkan/Menteşe Mahallesi’ndeki taşınmazlara yönelik imar planı değişikliği de onaylandı.

Kaynak: BirGün

]]>
AKP 23 yılın satış rekorlarını kırdı https://yenidunya.org/yurt/32869/akp-23-yilin-satis-rekorlarini-kirdi/ Fri, 04 Jul 2025 10:07:00 +0000 https://yenidunya.org/?p=32869 Yılın ilk altı ayında 8,4 milyar TL olan kamu taşınmazı satışından elde edilen gelir, 2002’den bu yana elde edilen en yüksek tutarı kayda geçirdi.
AKP iktidarında, Cumhuriyet’in ilk yıllarında büyük emeklerle elde edilenler de dahil olmak üzere çok sayıda kamu varlığı yok pahasına elden çıkarıldı. Türkiye’nin özelleştirme tarihi, AKP iktidarlarında adeta yeniden yazıldı. AKP’li yıllarda Türkiye, tarihinde olmayan büyüklükte özelleştirmelere şahit oldu. Çok sayıda kamu kurumu, özelleştirmeye kurban edilirken kamu kurumları kiracı durumuna düşürüldü.
Kamu taşınmazları satışından elde edilen gelirin yıllara göre dağılımı da iktidarın kamu varlıklarına yönelik hoyrat tutumunu gözler önüne serdi. AKP’nin iktidara geldiği Kasım Haziran 2025’e kadar gerçekleştirilen kamu taşınmazı satışından elde edilen gelir, 33 milyar 739 milyon 241 bin TL olarak gerçekleşti.

Kamu malları haraç mezat
BirGün’den Mustafa Bildircin’in haberine göre, iktidarın kamu varlıklarını haraç mezat elden çıkarma geleneği, 2025 yılında da sürdürüldü. 1 Ocak 2025 ile 30 Haziran 2025 döneminde kamu taşınmazı satışından elde edilen gelirin, 2002-2025 döneminin en yüksek tutarı olduğu öğrenildi. Ocak-Haziran 2025 döneminde kamu taşınmazı satışından toplam 8 milyar 422 milyon 630 bin 320 TL gelir elde edildi.
2025’in henüz ilk yarısında 8,4 milyar TL olan kamu taşınmazı satışından elde edilen toplam gelir, 2002-2024 döneminde bazı yıllara göre şöyle sıralandı:
2002: 12 milyon 56 bin TL
2007: 1 milyar 137 milyon 243 bin TL
2012: 564 milyon 645 bin TL
2017: 343 milyon 279 bin TL
2022: 7 milyar 597 milyon 244 bin TL
2023: 3 milyar 914 milyon 583 bin TL
2024: 4 milyar 97 milyon 308 bin TL

Yok yok
Ocak-Haziran 2025 döneminde satışı gerçekleştirilen bazı taşınmazlar şöyle:
•Türkiye Şeker Fabrikaları’na ait Ağrı’da bir taşınmaz.
•Aydın Kuşadası’nda Maliye arazisi.
•İstanbul Şile’de Maliye’yeait iki arazi.
•Karayolları Genel Müdürlüğü’ne ait Ankara Yenimahalle’deki iki taşınmaz.

]]>
Şeker fabrikalarında talan bitmedi: Kamu kaynakları böyle harcanıyor https://yenidunya.org/yurt/32625/seker-fabrikalarinda-talan-bitmedi-kamu-kaynaklari-boyle-harcaniyor/ Tue, 13 May 2025 09:47:35 +0000 https://yenidunya.org/?p=32625 150 milyon dolarlık şeker fabrikası hurdaya çıkıyor, sökümüne 200 milyon lira harcanacak!

Samsun’daki Çarşamba Şeker Fabrikası’na 2020 yılında yapılan milyon dolarlık yatırım boşa gitti. Üretime alınmayan fabrika, apar topar MKE’ye devredildi. Bu devirle birlikte bugünkü değerle 150 milyon dolara yaptırılabilecek şeker fabrikası tamamen hurdaya çıkarılacak. Fabrikanın sökümüne de 150 ile 200 milyon TL para harcanacak.
Samsun’un Çarşamba ilçesinde bulunan ve yaklaşık 14 yıldır üretim yapmayan Çarşamba Şeker Fabrikası, son yıllarda kamu kaynaklarının nasıl israf edildiğini gösteren çarpıcı bir örnek haline geldi. 2020 yılında yeniden faaliyete alınması amacıyla yaklaşık 5 milyon dolar yatırım yapılan fabrika, üretime geçemeden Cumhurbaşkanlığı kararıyla Makine ve Kimya Endüstrisi A.Ş’ye (MKE) devredildi.

MKE’nin yatırımları için başka bir arazi bulunamaz mıydı?
Bu devirde AK Parti Samsun Milletvekili Mehmet Muş ile Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan’ın etkili olduğu belirtilirken, bu devirden MKE’nin de memnun olmadığı kaydediliyor. MKE’nin yatırımları için bölgede çok rahat başka bir arazi bulunabileceği kaydedilirken, limana yakınlığı ile bilinen şeker fabrikasının geniş arazisinin bir çok yönden iştah kabartması bu devirde etkili olduğu vurgulanıyor.

Şeker fabrikalarında talan bitmedi: Kamu kaynakları böyle harcanıyor

TÜRKŞEKER ile MKE karşı karşıya geldi!
Başlangıçta Türkşeker yetkilileri, fabrikanın taşınmasının 15-20 milyon liraya mal olacağını belirterek MKE’yi ikna etti. Ancak sahaya inildiğinde gerçek maliyetin en az 150 milyon liraya ulaşacağı ortaya çıktı. MKE yetkilileri bu rakamı kabul etmeyince, tüm taşınma yükü yeniden Türkşeker’in üzerine kaldı.

TÜRKŞEKER’in 30 Nisan’da yaptığı ihale iptal edildi!
Türkşeker bu süreçte 30 Nisan’da bir ihale gerçekleştirdi. 136 milyon liraya sonuçlanan taşınma ihalesi kısa süre sonra iptal edildi. Ancak ihalenin neden iptal edildiği ise bilinmiyor.
Önce üretime alınmayan bir fabrika için milyon dolarlar harcandı, ardından bu fabrika 780 dönümlük arazisiyle birlikte MKE’ye devredildi. Şimdi de içindeki makinelerin sökülmesi, bazı parçaların hurdaya verilmesi için en az 150 ile 200 milyon lira daha harcanması gündemde.
Bugün bu kapasitede bir şeker fabrikasını sıfırdan kurmanın yaklaşık 150 milyon dolara mal olacağı belirtilirken, bu büyüklükte bir kamu varlığı hurdaya çıkarılarak yok edilme sürecine sokuldu. Üstelik bu yıkım için de kamu kesesinden yine milyonlar çıkacak.

Kamu kaynakları eriyor, hesap soran yok
Yaşanan bu süreç, Türkiye’de kamu yatırımlarının planlama, şeffaflık ve sürdürülebilirlik ilkelerinden ne kadar uzak yönetildiğini bir kez daha gözler önüne serdi. Önce kullanılmayan fabrikaya yatırım yapılıyor, sonra devrediliyor, ardından da sökülmesi için yüz milyonlar harcanıyor.
Bu durum sadece bir fabrika hikâyesi değil; kamunun plansızlıkla nasıl zarara uğratıldığının belgesi. Ve yine her zamanki gibi, olan kamu kaynaklarına oluyor.

Kaynak: Tarımdan Haber

]]>
Maden Mühendisleri Odasından özelleştirilen Nallıhan maden ocağı kazasına tepki! https://yenidunya.org/emek-gundemi/32446/maden-muhendisleri-odasindan-ozellestirilen-nallihan-maden-ocagi-kazasina-tepki/ Sun, 13 Apr 2025 07:35:00 +0000 https://yenidunya.org/?p=32446 TMMOB Maden Mühendisleri Odası, Ankara’nın Nallıhan ilçesindeki Hırkatepe maden ocağında meydana gelen göçük ile ilgili açıklamada bulundu.
Ankara’nın Nallıhan ilçesinde bulunan Kömür İşletmeleri Anonim Şirketi (KİAŞ) Çayırhan işletmesi Hırkatepe maden ocağında, gece saatlerinde meydana gelen göçük meydana geldi. Beypazarı Kaymakamı Vedat Yılmaz, Ankara’nın Beypazarı ilçesindeki maden ocağında meydana gelen göçükte yaralanan işçi sayısının 14’e yükseldiğini, 2 işçinin sağlık durumunun ağır olduğunu bildirdi.
Maden Mühedisleri Odası, “Yine ihmal! Yine facia!” başlıklı açıklamasında, “İşçilerin can güvenliğini tehlikeye atacak ayakta üretim zorlanarak işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemleri ihmal edilmiştir.” denildi.

Açıklama metni:
Nallıhan ilçesi Çayırhan mevkiinde Kömür İşletmeleri A.Ş. tarafından işletilen Hırkatepe maden ocağında gece vardiyası çalışmaları esnasında meydana gelen göçükte, 14 maden emekçisi yaralanmıştır. Meslektaşımız Enis Özdemir ve maden emekçisi Ferdi Güney’in tedavileri hastanede devam etmektedir.
Kaza, üretim faaliyetlerinin devam ettiği K03 panosunda çalışmalar sürerken üretim yapılan ayak arkasındaki alanın kontrolsüz olarak göçmesi sonucu meydana gelmiştir. Üretim yapılan ayağın arkasındaki eski üretim alanının mesafesinin 60 metreler civarına ulaştığı yönünde bilgiler mevcuttur. Edinilen bilgilerde göstermektedir ki; üretim yapılan ayak arkasındaki alan göçertilerek kontrol altına alınmamış ve 55-60 metreler seviyesine ulaşmıştır. Tavanın bu mesafede patlatma yöntemi uygulanarak göçertilmesi ve işçilerin can güvenliğini tehlikeye atacak bu durumun bertaraf edilmesi gerekirken ayakta üretim zorlanarak işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemleri ihmal edilmiştir. Yeraltı üretiminde ayak arkası açıklığının tavan şartları da dikkate alınarak kontrollü olarak göçertilmesi gerekmektedir. Bu açıklık belli bir mesafenin üzerinde olduğu ve kontrolsüz olarak göçtüğü takdirde oluşacak yüksek basınç, ocak içinde bulunan işçiler ve ocak ekipmanları için ciddi tehlike oluşturabilmektedir. Ocakta metan ve diğer gazlar mevcut ise bu tehlike daha da artar. Bu ocakta üretim yapılan ayak arkasındaki açıklığın kaza anında üretim zorlaması nedeni ile 50-60 metre civarında olduğu yönünde bilgiler alınmaktadır.  Gerekli önlemleri almadan maden emekçilerini üretime zorlayanlar ve Kömür İşletmeleri A.Ş. yöneticileri kazanın asıl sorumlularıdır.

Tekrar soruyoruz:
-Gerek madencilik bilim ve tekniği gerekse işçi sağlığı ve iş güvenliği mevzuatı açısından üretim yapılan ayak arkasında bu büyüklükte açık alan bırakmanın riskli olduğu bilinmesine rağmen üretime devam etmekte neden ısrar edilmiştir?
-Yeni ihalesi yapılmış bir sahada devir tarihinden önce mevcut işletmeci olan Kömür İşletmeleri A.Ş.’nin üretimi zorlayabileceği ve işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerini ikinci planda tutabileceği göz önünde bulundurularak kamu kurumları tarafından gerçekleştirilen denetimler bu süreçte neden sıklaştırılmamıştır?
Madencilik bilim ve tekniği her kazayı önleyebilecek nitelikte gelişmiş durumdadır. Daha fazla üretim ve daha fazla kâr hırsıyla yapılan madencilik ise bilimi ve tekniğe ikinci plana atarak facialara davetiye çıkarmak, maden emekçilerinin can güvenliklerini tehlikeye atmak demektir. Maden emekçileri, meslektaşlarımızın can güvenliğini tehlikeye atan bu madencilik sistemi üretimden denetime kadar tüm aşamalarda yeniden düzenlenmeli, denetleyici kamu kuruluşları kâr ve üretim hırsını bilimin ve tekniğin önüne geçiren işletmecilik anlayışına karşı ağır yaptırımlar uygulamalıdır.
Tüm kamuoyu kazanın gerçekleştiği mevcut sahadaki ihale sürecine karşı çıkarken; bu sahanın yeraltı madenciliği konusunda tecrübesi ve kültürü tartışmalı olan bir firmaya verilmesi de önümüzdeki süreçte mevcut sahada işletmecilik faaliyetlerinin devamı sırasında kamu yararı ve maden emekçilerinin can güvenliklerinin sağlanması konusunda ciddi sorunlara yol açabilecek, benzer kazaların meydana gelmesine neden olacaktır.
Mevcut sistem, madenlerde can güvenliğimizi hiçe sayarak bizleri ya mağdur ya da sanık olarak suçlu ilan etmektedir. Bu sistemin, ihmallerin ve üretim zorlamalarının kurbanı olmak istemiyoruz. Meslektaşımız Enis Özdemir ağır yaralıdır ve tedavisi sürmektedir. Tüm dileklerimiz bir an önce meslektaşımız Enis Özdemir ile birlikte tüm maden emekçilerinin sağlığına kavuşmasıdır.  Faciada yaralanan tüm maden emekçilerine acil şifalar diliyor, ilerleyen süreçte konunun gerek hukuki gerekse teknik boyutları takip ederek kamuoyunu bilgilendireceğimizi belirtiyoruz.

]]>
EMO: Dar gelirli vatandaşlardan dağıtım şirketlerine kaynak aktarılıyor https://yenidunya.org/yurt/32391/emo-dar-gelirli-vatandaslardan-dagitim-sirketlerine-kaynak-aktariliyor/ Sat, 05 Apr 2025 13:49:35 +0000 https://yenidunya.org/?p=32391 Faturada artan yük: Dağıtım bedeli 

Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) Yönetim Kurulu bugün (5 Nisan) gerçekleştirdiği basın açıklamasında, perakende satış tarifesi kapsamındaki konutların elektrik faturalarına yüzde 25 zam yapıldığına dikkat çekilerek, düşük kademedeki konutların faturalarının yüzde 70’inin dağıtım bedelinden oluştuğuna vurgu yapıldı. Dar gelirli vatandaşlardan dağıtım şirketlerine kaynak aktarıldığına işaret edilen açıklamada, “Enerji bedelinin, dağıtım bedelinin çok gerisinde kalması, piyasanın çarpık bir biçimde yapılandığını gözler önüne sermektedir” denildi.

EMO basın açıklaması:
“Asgari konut faturasında dağıtım bedeli dizginlenemiyor”
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun (EPDK) açıkladığı yeni elektrik tarifesiyle, 5 Nisan 2025’ten itibaren geçerli olmak üzere konutlarda yüzde 25 zam yapılmıştır. Tarife değişikliğinden, son kaynak tedarik tarifesi için belirlenen yıllık tüketim limitlerini aşmayan perakende satış tarifesi kapsamındaki aboneler etkilenecektir.
Resmi Gazete’de bugün (5 Nisan 2025) yayımlanan ve yürürlüğe giren tarife değişikliği incelendiğinde; konutlar için günlük 8 kWh olarak belirlenen limitin altında kalan abonelere uygulanan perakende enerji bedeline zam yapılmazken, yüksek kademedeki abonelere 1 kWh için 1,391181 TL olarak uygulanan birim fiyat, yüzde 16,1 artışla 1,61546 TL`ye yükseltilmiştir. Konut abonelerine 1,365179 TL olarak uygulanan dağıtım bedeli ise yüzde 34,5 artışla 1,836166 TL olmuştur. Böylece, konut abonelerinin dağıtım bedeline her iki kademede yüzde 34,5 artış yapılarak, fatura toplamına yüzde 25 zam yansıtılmıştır.

EMO: Dar gelirli vatandaşlardan dağıtım şirketlerine kaynak aktarılıyor

“Faturanın yüzde 70,9’unu dağıtım bedeli oluşturmaktadır”
Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) hesaplamalarına göre, 4 kişilik bir ailenin asgari yaşam standartlarını korumak için aylık 230 kWh enerji tüketeceği varsayılmaktadır. Günlük ortalaması 8 kWh’i geçmeyen bu tüketim için aile bütçesinden ayrılması gereken 476,6 TL, bu zamla birlikte 595,8 TL’ye yükselmiştir. Nisan 2024 itibarıyla oluşacak düşük tüketimli konut faturasının yalnızca yüzde 19,1’i enerji bedelinden oluşacaktır. Faturanın yüzde 70,9’unu ise dağıtım bedeli oluşturmaktadır. Fon ve vergilerin oranı ise yüzde 10’da kalmaktadır. Son tarife değişikliğiyle, zaten yüzde 65,9 düzeyinde olan dağıtım bedelinin payı artarak yüzde 70’i de aşmıştır. 2022 yılında 4 kişilik bir ailenin asgari tüketim faturasının toplamında yüzde 22 düzeyinde olan dağıtım bedelinin, Nisan 2025’te faturanın yüzde 70’ini aşması kabul edilemez.

“Üretim maliyetlerinin artmadığı koşullarda dağıtım bedeline zam yapıldı”
1 Nisan 2021’de 4 kişilik ailenin elektrik asgari faturası 183,4 TL idi. Aradan geçen 4 yıllık dönemin sonunda, 1 Nisan 2025 itibarıyla yüzde 224,8 artışla 595,8 TL’ye yükselmiştir. Değişimin detaylarına bakıldığında, dağıtım bedeli yüzde 642 artarken, enerji bedeli yalnızca yüzde 24,5 artmıştır. Özetle, dağıtım bedelindeki fahiş artış yaşanmasa, dağıtım maliyetlerindeki artış enerji üretim maliyetlerindeki gibi şekillense, fatura toplamına yansıyan artış yüzde 24,5 ile sınırlı kalırdı. Bu durumda, 1 Nisan 2025 itibarıyla aynı tüketime sahip konutlara 595,8 TL yerine 228 TL fatura edilirdi. Aradaki fark, elektrik dağıtım özelleştirmelerinin yurttaşlara yarattığı yükün son 4 yıllık kısmı olarak nitelendirilebilir. Bu rakamlar, enerji üretim maliyetlerinin artmadığı koşullarda bile dağıtım bedeline zam yapıldığını ve özellikle dar gelirli vatandaşlardan dağıtım şirketlerine kaynak aktarıldığını işaret etmektedir.

“Özelleştirilen üretim tesisleri ve dağıtım bölgeleri kamulaştırılmalı”
Doğal olarak faturanın en önemli kalemi olması gereken enerji bedelinin, dağıtım bedelinin çok gerisinde kalması, piyasanın çarpık bir biçimde yapılandığını gözler önüne sermektedir. Dağıtım bedelindeki bu artış, hizmetin fahiş fiyatla verildiğinin temel göstergesidir. Ucuz, kaliteli ve güvenilir enerjiye erişim, tüm yurttaşlar için temel haktır. Kamu eliyle yürütülmesi gereken hizmetin özelleşmesi, pahalılık yaratmanın yanında, kamu kaynaklarının özel sektöre sınırsızca aktarılmasına yol açmıştır. Dağıtım şirketlerine kaynak aktarıldığı bir Türkiye tablosu, artık geride bırakılmalıdır. Enerji alanında, ticari ve siyasi çıkarlardan uzak, üretim sektörleri başta olmak üzere genel ekonomiyi destekleyecek şekilde tarifeleri belirleyebilecek özerk bir yönetim hayata geçirilmelidir. Arz güvenliğini sağlamak ve toplam maliyeti düşürmek için özelleştirilen üretim tesisleri ve dağıtım bölgelerinin kamulaştırılması acilen gündeme alınmalıdır. Kamu kaynaklarının sonu belirsiz bir biçimde özel sektöre transfer edilmesi dışında işlevi kalmayan EPDK kapatılarak, yerine kamulaştırma işlemlerini yürütecek Kamulaştırma İdaresi Başkanlığı kurulmalıdır.

]]>
Çayırhan Termik Santrali ve maden sahaları satıldı https://yenidunya.org/yazarlar/fatih-kaplan/32282/cayirhan-termik-santrali-ve-maden-sahalari-satildi/ Sat, 08 Mar 2025 21:16:23 +0000 https://yenidunya.org/?p=32282 Mücadeleci sendika yoksa başarı da yok

Ankara Nallıhan/Çayırhan Termik Santrali ve maden sahaları işletme devri yöntemiyle özelleştirildi. İşçiler aylar öncesinden 20 Kasım 2024 tarihinde  direnişe başlamış, kendilerini madene kapatmış ve Ankara’ya yürüyüş kararı almışlardı. Bunun üzerine Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı konuyu yeniden ele alacaklarını bildirerek ihaleyi 4 Mart 2025’e ertelediklerini duyurmuş, işçilerin de direnişi ertelemesini istemişlerdi. Geçen sürede özelleştirmenin iptali yönünde hiçbir adım atılmayınca 10 Şubat 2025’de işçiler Ankara’ya yürüdüler. Bu yürüyüşe Türk-İş Başkanı Ergün Atalay da destek verdi.4 gün süren yürüyüş 13 Şubat 2025 günü Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önünde yapılan basın açıklamasıyla sonlandırıldı.

1 Mart 2025 tarihinde 50 işçi tekrar  madene inerek direnişe devam ettiklerini duyurdular. Maden İş Genel Başkanı Nurettin Akçul maden önünde basın açıklaması yaparak özelleştirmenin iptalini tekrar istedi. Kısa süre sonra yer altındaki işçiler sağlık sorunları gerekçesiyle aşağıdaki direnişi sonlandırarak direnişe maden önünde devam edeceklerini açıkladılar. Maden İş Sendikası ve bağlı olduğu konfederasyon Türk-İş, işçileri kararlı ve güçlü eylemlerle desteklemek yerine onları oyalamayı, iktidar yetkilileriyle kurdukları ikili ilişkilerle sorunu çözebilecekleri algısı uyandırmayı tercih ederek iktidarın hilelerine zemin hazırladılar.

Bileceğiz ki: emperyalist-kapitalist düzen bir kleptokrasidir, yani hırsızlar rejimidir. Her türlü yolsuzluğa, sahteciliğe, vurguna ve talana başvurarak ülke hazinelerini soyan büyük hırsızların gözü doymaz iktidarıdır. Emperyalist-kapitalist düzen bir diktatörlüktür. İşçi ve emekçilerin, sade insanların bütün temel hak ve özgürlüklerini sistemli olarak yok eden, halk egemenliğini sürekli olarak gasbeden, demokrasiyi sadece vitrin olarak kullanan despotik bir yönetimdir.

İşçiysek, tatlı söze kanmayacağız, sendika başkanının hatırı için bize bir şey vermeyeceklerinin bilinciyle, haklarımızı dişimizle tırnağımızla söküp alacağız. Biz bu kararlığı gösterdiğimizde iktidar gereğini yapmak zorundadır.

Belli ki kolay yoldan kazanım yok, iki yürüyüş bir kaç  basın açıklamasıyla iktidar geri adım atmıyor. İşçiler, işçi sendika hareketinin mücadeleci geleneğindeki işçi önderlerini bağrından yeniden çıkarmak zorunda. Kemal Türkler’ler, İbrahim Güzelce’ler, Rıza Kuas’lar İsmet Demir’ler  ve adını sayamadığım birçokları boşuna bedeller ödemedi. Bu potansiyeli açığa çıkarmak boynumuzun borcu olsun.

]]>
Türkiye Maden İş: “Bu Çayırhan sevdasından vazgeçin” https://yenidunya.org/emek-gundemi/32253/turkiye-maden-is-bu-cayirhan-sevdasindan-vazgecin/ Mon, 03 Mar 2025 13:56:24 +0000 https://yenidunya.org/?p=32253 Ankara’nın Nallıhan ilçesinde bulunan Çayırhan Termik Santrali ve Maden Ocağı’nın özelleştirilmesine karşı madencilerin kendilerini yeraltına kapatmasının ikinci gününde basın açıklaması yapan Maden İş Genel Başkanı Nurettin Akçul, “Son defa uyarıyoruz. Bu Çayırhan sevdasından vazgeçin. Bu ihaleyi yapmayın, vazgeçin. Bizi mağdur etmeyin. Düzenimizi bozmayın” çağrısında bulundu.

Ankara’nın Nallıhan ilçesinde bulunan Çayırhan Termik Santrali ve Maden Ocağı’nın özelleştirilmesine karşı 4 Mart’ta yapılacak ihale öncesi 50 işçi kendilerini madene kapattı.
Madene kapatmanın ikinci gününde, maden önünde basın açıklaması yapıldı. Türkiye Maden İş Genel Başkanı Nurettin Akçul’un açıklaması şöyle:
“4 gün önce sesimizi duymadılar dedik, yollara düştük, sesimizi duymadılar. Oturma eylemi yaptık, sesimizi duyuramadık. Yürüyüş yaptık, buradan Ankara’ya kadar, orada basın açıklaması yaptık, yine sesimizi duymadılar. En son yeraltına kapanmaktan başka şansımız kalmadı. Yeraltından sesimiz daha iyi duyuluyor gibi geldi ondan yeniden kapatalım dedik. Amacımız provokasyona gelmek değil, amacımız bu insanları, aileleri karamsarlıktan kurtarmak. Yarından sonrayı kimse göremiyor. Biz burada bostan korkuluğu değiliz. Biz onları temsil ediyoruz, abileriyiz aynı zamanda yöneticileriyiz.

“Bizi oyalamaya çalışıyorlar”
Bir çocuğunun babasıyla çalıştık, şimdi de kendileriyle. Onlar benim evlatlarım. Onlar nerede olursa ben de orada olacağım. Ben bunlar için kendimi feda etmeye zaten karar vermiştim. Olumlu bir cevap dönüşü olmadı. Olumlu bir cevap da yok. Aracılar vasıtasıyla görüşmelerimiz oldu. En son Cumhurbaşkan Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile görüştük. İrfan Başkanım ile beraber gittik. Kendimizi anlattık, bizi samimiyetle dinledi ve ‘Ben ilgili bakanlarla görüşeceğim, sorunu çözüme kavuşturacağıma inanıyorum’ dedi. Oradan henüz bir dönüş olmadı. Geldik bugüne. Yarın son teklif verme günü. Ne olacağı belli değil. Bizim amacımız satışın kökten iptalidir. Şu anda herhangi bir güvencemiz yok. 2050 sayısı bir güvence değil. Burası zaten bu sayının altında çalıştırılamaz. Bizi böyle oyalamaya çalışıyorlar.

“Bizi mağdur etmeyin. Düzenimizi bozmayın”
Bir öncelik tanımışlar güya. Diyorlar ki ‘Alıcı firma buradaki arkadaşlarla çalışmayı tercih eder. Zaten sizlerle çalışmaya öncelik verir.’ Ama işine gelmeyenlerle yollarını ayıracak. Devri hiç düşünemiyoruz. Devrin olmaması gerekiyor. Yöre halkı, aileler, çalışanlar düzeninden memnun. Biz halimizden memnunuz. Düzenimizin bozulmasını istemiyoruz. Biz bu halimizle taşeron da olsa 700 bine yakın çalışanına kadro verildi, 65 bin kişiye verilmedi, bunların içinde satralde çalışan arkadaşlarım da var. Eğer KİT’ler kapsama alınsaydı bu sorunu yaşamayacaktık. Bizimki ayrı bir durumdu. Biz zaten yarı yarıya kamudayız şu anda. Bazen bunu da eleştiriyorlar ‘zaten özel sektör’ diye. Neresi özel sektör? Eğer bu özel sektör ise biz özel sektörde çalışmaya razıyız. Biz bu halimizden memnunuz. Bizim düzenimizi bozanlar şunu bilsinler ki elimiz onların iki dünyada da yakalarında olacaktır. Onların sonlarını da iyi görmüyorum. Bu insafsızca devri, vicdani ve insani görmüyorum. Son defa uyarıyoruz. Bu Çayırhan sevdasından vazgeçin. Bu ihaleyi yapmayın, vazgeçin. Bizi mağdur etmeyin. Düzenimizi bozmayın.”

Kaynak: ANKA

]]>
Çayırhan maden işçileri Ankara’da! https://yenidunya.org/emek-gundemi/32076/cayirhan-maden-iscileri-ankarada/ Thu, 13 Feb 2025 14:40:00 +0000 https://yenidunya.org/?p=32076 Ankara’nın Nallıhan ilçesindeki Çayırhan Termik Santrali ve Maden Ocağı’nın varlık satışına karşı çıkan maden işçilerinin 10 Şubat’ta Beypazarı’ndan yeniden başlattıkları yürüyüş dördüncü gününde Hazine ve Maliye Bakanlığı önünde sona erdi.

“İşçilere ve halka devredin”
Yürüyüşe katılan yaklaşık 2 bin kişi adına açıklama yapan Türkiye Maden İşçileri Sendikası Genel Başkanı Nurettin Akçul da ölümlü kazalarını çoğunun özelleştirilen yerlerde meydan geldiğini söyleyerek şöyle konuştu:
“Bugüne kadar ağır çalışma koşulları ve güvenlik önlemlerinin hiçe sayılması sonucunda kaç canımızı toprağı verdik. Şimdi bizden aynı akıbete razı olmamızı mı istiyorsunuz. Deprem felaketinin 2’nci yıl dönümü. Deprem felaketinde, selde, yangında canını hiçe sayan maden ve enerji işçilerine teşekkürü böyle mi ediyorsunuz. O günlerde kahraman ilan ettiğinizi şimdi neden yok sayıyorsunuz. Allah böyle acıları bir daha yaşatmasın ama ola ki bir afet olsa yine koşarız, canımızı ortaya koyarız. Karşılık bekleyerek yapmadık ama hiç değilse bizim devletimizi ve halkımızı düşündüğümüz kadar sizler de biraz bizi düşünün. Bir de tutturmuşlar; bu işletmeler kar etmiyor. Buranın ne kadar kar ettiğini onlar da biliyor, biz de çok iyi biliyoruz. Gelin gerçek bilgileri kamuoyuyla paylaşın. Kamuya ait böylesine kar yapan stratejik tesislerin özel şirketlere devredilmesi sadece işçileri değil, yöre insanını da ülkemizi de yoksullaştıracak bir politikadır. Maliye Bakanına buradan sesleniyoruz; bizi bugüne kadar duymadınız ama artık sesimizi duyun ve taleplerimize cevap verin. Bizi artık ciddiye alın. Ama yok ille de özelleştireceğiz, diyorsanız biz buralara talibiz. Bu işte bir art niyet yoksa tamamen iyi niyetli ve devlet yararına bir uygulamaysa gelin buraları işçilere ve halka devredin” dedi. 

Çayırhan maden işçileri Ankara'da!

“Gördük ki işçinin sesini duymamışlar, bizi hiç anlamamışlar”
Akçul, değiştirilen şartnamenin işçiye garanti vermeyen ve suistimale hazır bir metin olduğunu vurgulayarak şunları söyledi:
“Derdimizi Ankara’ya anlatmak için yollara düştük. Erteleme kararı çıkınca da bunun olumlu bir adım olduğunu düşünerek, yine devletimizi ve  iş yerimizi düşünerek, üretim aksamasın diye yürüyüşümüzü durdurduk. Müzakere süreci başlar, bu yanlıştan da dönülür ümidiyle iş yerlerimize geri döndük. 4 gün öncesine kadar da beklemedeydik fakat öğrendik ki; değişiklik yapıldığı söylenen şartnamede sadece bir iki maddenin üstünden geçilmiş. Müjde gibi sundukları bu maddelerde çalışacak işçi sayısı en az 2 bin 50 olacak şekilde belirtilmiş. ‘Alıcı firma, ihale konusu varlıklarda  çalışanlara öncelik vermeye gayret gösterecekler’ denilerek ucu açık, suistimale hazır, işçiye hiçbir garanti vermeyen aldatmaca bir ifade kullanılmış. Lojmanları boşaltma süresi olarak da belirledikleri 4 ayı, işten çıkanlara 12 ay süre vererek işten çıkmaya da teşvik etmişler. Gördük ki işçinin sesini duymamışlar, bizi hiç anlamamışlar. Bizler 4 gündür yollardayız. Bu süreçte siyasi parti temsilcilerinden, halktan, kamuoyundan büyük destek gördük. Herkes derdimizi anladı, bir tek yetkililer anlamadı.”

‘Bu yol çıkmaz bir yol, bundan vazgeçsinler’
TÜRK-İŞ Genel Başkanı Ergün Atalay ise “Bugüne kadar olan özelleştirmelerin işçilere, ülkeye hiçbir faydası yok. Bu yol çıkmaz bir yol, bundan vazgeçsinler. Bu arkadaşlarımız 4 gündür sıfırın altında 5 derecelerde yürüyorlar. Bu meselenin sonu nereye giderse gitsin, arkadaşlarımız netice alana kadar da mücadele sürdürecekler. Onların önünde gideceğiz. Belediye başkanımıza, siyasi partilere teşekkür ederim” diye konuştu.

]]>
Maden işçileri: “Özel sektör değil, devletimiz kazansın” https://yenidunya.org/emek-gundemi/32054/maden-iscileri-ozel-sektor-degil-devletimiz-kazansin/ Tue, 11 Feb 2025 13:08:05 +0000 https://yenidunya.org/?p=32054 Çayırhan Termik Santrali ve Maden Ocağı’nın özelleştirilmesine karşı madencilerin başlattıkları yürüyüş ikinci gününde devam ediyor. ANKA Haber Ajansı’na konuşan bir madenci, “Biz devletimiz için çalışmak istiyoruz. Özel sektör değil, devletimiz kazansın. Yorgunluğumuz yok, bir ay yürüyün derlerse yürürüz” ifadelerini kullandı.
Ankara’nın Nallıhan ilçesinde bulunan Çayırhan Termik Santrali ve Maden Ocağı’nın özelleştirilmesine karşı 20 Kasım 2024’te eylem başlatan maden işçileri, eylemin 9’uncu gününde Nallıhan’dan Ankara’ya yürüyüş kararı almıştı. İşçiler, Beypazarı’na ulaştıkları sırada, hükümetin “varlık satışının 3 ay ötelenerek 4 Mart 2025 tarihine ertelenmesi” kararı üzerine yürüyüşe ara vermişlerdi.
Maden işçileri, ara verdikleri yürüyüşe Beypazarı’dan tekrar başladı. Madencilerin ulaşmayı hedeflediği nihai hedef ise Ankara Özelleştirme İdaresi Başkanlığı.
Madenciler başlattıkları yürüyüşün ilk gününde Beypazarı’ndan Ankara’ya doğru yaklaşık 20 km yürüyerek Akkaya köyüne ulaştı. Akkaya köyünde konaklayan madenciler, varlık satışı ve özelleştirmeye karşı başlattıkları Ankara yürüyüşü için sabahın erken saatlerinde tekrar yola çıktı. Yürüyüşün ikinci gününde işçiler, Ankara’nın Ayaş ilçesine ulaşmayı hedefliyor.
Yürüyüş esnasında, “Varlık satışına hayır” dövizleri taşıyan işçiler, “Enerji vatandır vatan satılmaz”, “Bizim alın terimiz sizin sözünüzden büyüktür” ve “Madenlerimize sahip çıkalım” şeklinde sloganlar attı.
Otobandan geçen araçlar korna çalarak, yürüyüşe denk gelen yerel halk da maden işçilerine el sallayarak destek verdi. Yürüyüşün ikinci gününün sabahında İYİ Parti heyeti, öğlen saatlerinde de CHP Genel Başkan Yardımcısı Deniz Yavuzyılmaz işçilere destek olmak için gelen siyasiler arasında yer aldı.

“Özel sektör değil, devletimiz kazansın”
Yürüyüşte ANKA Haber Ajansı’na konuşan bir madenci, özel sektörün değil devletin kazanmasını istediklerini belirterek şunları kaydetti:
“Emeğimizin karşılığını inşallah alacağız. İşçi arkadaşlarımızla beraber düştük yollara. Emeğimizin karşılığını alana kadar devam. İnşallah büyüklerimiz de yanlıştan döner ve ‘satışa hayır’ der. Biz devletimiz için çalışmak istiyoruz. Özel sektör değil, devletimiz kazansın. Yorgunluğumuz yok, bir ay yürüyün derlerse yürürüz.”

“Biz madenciyiz yorulmayız”
Yürüyüş esnasında yorulmadıklarını belirten bir başka madenci ise “Biz Çayırhan Maden İşletmeleri’nde çalışıyoruz. Şirketimizin satılmasını istemiyoruz. Özelleştirmeyi durdurmak istiyoruz. Sonuç alana kadar devam. Yorulmadık, yorulmayacağız. Biz madenciyiz yorulmayız” dedi.

“Varlık satışına ‘hayır’ diyoruz”
Bir başka madenci de eylemlerinde kararlı olduklarının altını çizerek, “Ekmeğimizin elimizden alınmasını engellemeye gidiyoruz. Varlık satışına ‘hayır’ diyoruz. Sonuna kadar gitmeyi düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.

“6 Şubat Depremlerinde dünyaya tanıttık madenciyi”
6 Şubat depremlerinde madencilerin arama kurtarma çalışmalarındaki faydasına değinen bir başka madenci ise, “4 Aralık’ta yapılan sözleşme ertelendi ama hala bir çözüm olmadığı için Ankara’ya doğru gidiyoruz. Kesin bir çözüm almak istiyoruz. Madenci yorulmaz hiçbir zaman. 6 Şubat depremlerinde dünyaya tanıttık madenciyi ama bizi tanıyamadılar” dedi.

“Yorulmak yok aksine dinç ve hırs var”
Eylemlerinde kararlı olduklarını belirten bir başka madenci, “Hak arayışımız devam ediyor. Beypazarı’ndan başladık yürümeye halen daha yürüyoruz. Dün köyde konakladık, bugün yollardayız. Bir sonuca ulaşacağımızı düşünüyoruz. Sonuna kadar mücadele edeceğiz” dedi. Yürüyüş esnasında yorulup yorulmadıklarının sorulması üzerine işçi, “Yorulmak yok aksine dinç ve hırs var” diye yanıtladı.

“Direne direne kazanacağız”
Eylemlerinde motivasyonlarının yüksek olduğunu belirten başka bir madenci ise şunları söyledi:
“Yürüyüşümüz başladı. Çok sevinçliyiz. Asla geri dönüşümüz olmayacak. Buranın atmosferini hepimiz görüyoruz. Sesimizin duyulmasını istiyoruz. Yorulmak yok, durmak yok. Direne direne kazanacağız.”

Kaynak: ANKA

]]>