örgütlenme hakkı – Yeni Dünya https://yenidunya.org Yeni Günün Habercisi Tue, 20 Jan 2026 12:48:58 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.8.5 https://yenidunya.org/wp-content/uploads/2022/02/cropped-YD-ikon-512-1-75x75.png örgütlenme hakkı – Yeni Dünya https://yenidunya.org 32 32 DİSK-AR: Özel sektörde sendikalaşma vahim düzeyde! https://yenidunya.org/emek-gundemi/33667/disk-ar-ozel-sektorde-sendikalasma-vahim-duzeyde/ Tue, 20 Jan 2026 12:48:57 +0000 https://yenidunya.org/?p=33667 DİSK-AR, “Sendikalaşma ve Toplu Pazarlık Raporu (Ocak 2026)” yayımlandı.
Türkiye’de sendikalaşma ve toplu iş sözleşmesi kapsamına ilişkin resmi veriler ile sahadaki fiili durum arasındaki farkı ortaya koyan raporda, özellikle özel sektörde sendikal örgütlenmenin ve toplu pazarlık kapsamının oldukça sınırlı kaldığına vurgu yapıldı.

Raporda yer alan özet bilgiler şöyle:
-Sendikalaşmaya ilişkin Bakanlık verileri yetersizdir, eksiktir.
-Türkiye’de resmi sendikalaşma oranı yüzde 14,5 iken fiili sendikalaşma oranı yüzde 12 civarındadır.
-Özel sektörde sendikalaşma vahim düzeyde!
-Toplu İş Sözleşmesi kapsamı çok daha vahim!
-Özel sektörde her 100 işçiden yalnızca 5-6’sı sendikalaşabiliyor!
-Kamu işçileri dahil her 10 işçiden yalnızca biri toplu iş sözleşmesi kapsamında!
-Türkiye’de toplu iş sözleşmesi kapsama oranı yüzde 9-10 civarında!
-Özel sektörde toplu iş sözleşmesi kapsama oranı yüzde 4-5 civarında!
-275 bin işçi sendikalı ama TİS kapsamında değil!
-Her 4 sendikadan 3’ü yüzde 1 işkolu barajının altında!
-Her 10 kadın işçiden yalnızca biri sendikalaşabiliyor!
-Türkiye temel hak ve özgürlüklerde en kötü 10 arasında!
-İşçi ve sendika haklarında ise en kötü 8. ülke!

DİSK-AR: Özel sektörde sendikalaşma vahim düzeyde!

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı işçi sendikalarının üye sayı ve oranlarına ilişkin işkolu tebliğini 17 Ocak 2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımladı. Her yıl ocak ve temmuz aylarında yayınlanan bu tebliğlerde yer alan veriler sendikalaşma ve toplu iş sözleşmesi açısından son derece önemli.
Bakanlığın bu tebliğ dışında yayımladığı çeşitli verilerinde de sendikalaşma ve toplu iş sözleşmesi kapsamındaki işçilerin durumuna ilişkin ayrıntılar var.

İşçilerin %87,7’si sendikasız
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (ÇSGB) Ocak 2026 istatistiklerine göre sendikalı işçi sayısı 2 milyon 413 bin 790’dır. Sigortalı işçi sayısı ise 16 milyon 699 bin 84’tür. Böylece sigortalı işçiler arasındaki resmi sendikalaşma oranı yüzde 14,5 olmaktadır. Ancak bu oranın birçok yönden eksik olduğunu kabul etmek gerekir. Bakanlığın sendikalaşma oranı iki nedenle eksiktir. Birincisi, kayıt dışı işçiler hesaba katılmadığı için sendikalaşma oranı fiili durumdan daha yüksek çıkmaktadır. İkincisi ise bu oran toplu iş sözleşmesi (TİS) kapsamındaki sendikalı işçi sayısını yansıtmamaktadır.
Sigortalı işçileri esas alan resmi sendikalaşma oranı yüzde 14,5 iken, kayıtlı ve kayıtsız tüm işçiler esas alındığında fiili sendikalaşma oranı yüzde 12,3’e gerilemektedir. Kamu işçileri dahil 19 milyon 571 bin işçinin sadece 2 milyon 414 bini sendikalıdır. 17 milyon 157 bin işçi ise sendika üyesi değildir. Toplam işçilerin 87,7’si sendika üyesi değildir.

DİSK-AR: Özel sektörde sendikalaşma vahim düzeyde!

Toplu sözleşmeden işçilerin %9,6’sı yararlanıyor
Öte yandan sadece sendikalaşma oranına bakmak yeterli değildir. Esas olan toplu iş sözleşmesi (TİS) kapsamındaki işçi sayısıdır. Ülkemizde işkolu ve işyeri barajları, TİS yetkisinin gecikmesi ve sendikalaşma nedeniyle yaşanan işten çıkarmalar nedeniyle toplu iş sözleşmesi kapsamındaki işçi sayısı sendikalı işçi sayısının oldukça altındadır. Bakanlığın Aralık 2025 verilerine göre aktif toplu iş sözleşmesi kapsamındaki sendika üye sayısı 2 milyon 139 bindir. Böylece tüm işçiler içinde toplu iş sözleşmesinden yararlanan sendika üyesi işçi oranı 9,6 olmaktadır.
Resmi sendikalaşma oranı yüzde 14,5 olarak açıklanmasına rağmen, işçilerin sadece yüzde 9,6’sı toplu iş sözleşmesi kapsamındadır. Bir diğer ifadeyle işçilerin yaklaşık yüzde 90’ı toplu iş sözleşmelerinden yararlanamıyor ve sendikal korumaya sahip değildir. Bu nedenle ÇSGB tarafından açıklanan yüzde 14,5’lik sendikalaşma oranı fiili durumu yansıtmayan yapay bir orandır. Sendikalaşan işçi oranı artsa dahi toplu iş sözleşmesi kapsamı dışında işçilerin oranı çok yüksektir.
Genel sendikalaşma oranları kamu işçilerini ve özel sektör işçilerini birlikte ele aldığı için nispeten yüksektir. Kamu işçileri arasındaki yüksek sendikalaşma oranı nedeniyle ortalama sendikalaşma yüzde 14,5’e yükselmektedir. Oysa özel sektörde durum çok daha vahimdir. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı verilerine göre özel sektörde sigortalı olarak çalışan 15 milyon 757 bin işçinin 1 milyon 76 bini sendikalı iken kamu sektöründeki 1 milyon 602 bin işçinin 1 milyon 210 bini sendikalıdır.
Böylece kamu sektöründe çalışan işçilerin yüzde 75,6’sı sendika üyesi iken özel sektörde çalışan sigortalı işçilerin ise yüzde 6,8’i sendika üyesidir. Ancak özel sektörde gerçek durum daha da vahimdir.

Özel sektörde işçiler örgütsüz
TÜİK İşgücü İstatistikleri, 2025 3. Çeyrek verilerine göre ücretli, maaşlı ve yevmiyeli sayısı 23,6 milyondur. SBB tarafından yayımlanan kamu istihdamı verilerine göre ise kamu işçisi ve memur sayısı aynı dönemde 5,3 milyondur. Böylece kayıtsızlar da dahil edildiğinde özel sektör işçilerinin sayısı 18,3 milyon olmaktadır. Özel sektörde fiili sendikalaşma oranını buna göre hesapladığımızda sendikalaşma oranı yüzde 5,9’a gerilemektedir.
Özel sektörde toplu iş sözleşmesi kapsamı daha da düşüktür. Toplam 18 milyon 282 bin özel sektör işçisinin yaklaşık 800 bini toplu iş sözleşmesinden yararlanmaktadır. Böylece özel sektörde toplu iş sözleşmesi kapsamı fiilen yüzde 4,3 civarındadır.

]]>
Patrona değil emekliye emekçiye sendika https://yenidunya.org/yazarlar/fatih-kaplan/33643/patrona-degil-emekliye-emekciye-sendika/ Thu, 15 Jan 2026 09:55:00 +0000 https://yenidunya.org/?p=33643 Ülkemizde ilk emekli sendikası DİSK çatısı altında 1995 yılında kuruldu, kurulur kurulmaz emekli hareketine yeni bir güçlü ses, yeni bir anlayış getirdi. Emekliler ricacı pozisyondan hakkını talep eden pozisyona geçti. Bu güçlü hak arama bilincinin örgütlü hâli olan sendikanın hükûmetleri rahatsız etmesi kaçınılmazdı elbette. Sendikalar defalarca dava açılarak kapatıldı, tekrardan kuruldu. Anayasaya ve ülkemizin de imzacısı olduğu uluslararası hukuka aykırı kapatma kararlarının toplumsal barışa, emekçi dayanışmasına, yüzde doksan dokuzu temsil eden büyük insanlığa hizmet etmediği ve kabul görmediği aşikârdır, apaçıktır. Emeklilerin sendika kurmasına engel olarak gerekçelendirilen anti demokratik yasa hükümleri kaldırılmalıdır.

Emeklinin sesine kulak ver
Bu kısa girişten sonra emeklilerin sesini Meclis’e taşıyarak 9 Ocak 2026 gününden beri Nöbet Tutma eylemine devam eden CHP’li vekiller tekrar kutlanmayı hak ediyor, iktidar dışında kalan partilerin de bu eyleme aktif destek vermesi başarının ön koşuludur. Sokakta ve alanlarda emeklilerin, Meclis’te vekillerin ısrarlı eylemleri o kadar etkili oldu ki iktidarın fiili ortağı MHP’nin Genel Başkan Devlet Bahçeli bile emeklilerin aylıklarının sefalet düzeyinde ve kabul edilemez olduğunu dile getirdi. Söz yetmez eylem gerek; bu sözün sahipleri eğer söylediklerinde samimi iseler hemen Meclis’e en düşük emekli aylığının asgari ücretin altında olamayacağını, asgari ücretin de insanca yaşamaya yetecek düzeye çıkarılması gerektiğini teklif haline getirsinler; yapılacak oylamada kim emekçinin, emeklinin dul ve yetimin yanında; kim dolar milyarderlerinin holdingleşmiş tarikatların, rantiyenin yerli ve yabancı tefecilerin yanında belli olsun.

Birleş ki güçlü ol
Tekrar söylemek gerekir ki, iktidarın sürdürdüğü dışa bağımlı neo-liberal ekonomiyle, tarımı ve küçük orta sanayiyi çökerten, esnafı iflasa sürükleyen borç faiz özelleştirme borsa sistemiyle yaratılan ağır tahribat o kadar büyük ki, tek bir parti, tek bir sendika, tek bir demokratik kitle örgütü bunun altından kalkamaz. Güçlerimizi birleştirmekten başka çaremiz yok. Eminiz ki, emekçiler bu iradeye sahip olduklarını kanıtlayacaklardır.

Kendi sahamızdan, emekli örgütleri açısından baktığımda, henüz merkezi düzeye taşınmamış olsa da bir çok ilde ilçede bölgede emekli örgütlerinin bir araya gelerek ortak eylemler yaptığını, güç birlikleri oluşturduğunu sevindirici ve yol açıcı bir gelişme olarak gördüğümü kaydedeyim. Bu ortaklaşmayı, birlikte hareket etme iradesini merkezi düzeyde yaşama geçirmek görevimizdir. Bir araya gelmek için hiçbir ön koşula  gerek yok.

Asgari yaşam olmaz
Emeklilerin hakları emekçi kimliklerine sıkı sıkıya bağlıdır, emekliliği sağlayan aktif çalışma yaşamıdır. Yaş haddi, iş göremezlik veya yeterli prim/gün sayısına ulaşan emekçi emekliliğe hak kazanır. Kişi beden ve beyin gücünü harcayarak yıllarca üretmiş, ülkenin zenginliğine katkı sağlamıştır. Elbette ki emekliliğe hak kazanan emekçi, emekli olurken ustalığın tecrübenin zirvesindedir. Emekli olurken insanca yaşamaya yetecek bir aylığı çoktan hak etmiştir. Bu aylık da kesinlikle asgari ücretin üzerinde olmalıdır. Çünkü asgari ücret tanımı gereği en azdır, geçici ve kısa sürelidir.

CHP’nin asgari ücretin 39 bin liraya, en düşük emekli aylığının da asgari ücrete yükseltilmesi önerisi ilk adım olarak ve geçici kaydıyla desteği hak ediyor. Geçici olmalıdır çünkü, asgari yaşam insan onuruyla bağdaşmaz. Yoksulluğu değil varlığı paylaşmak her emeklinin emekçinin yurttaşın ana sütü gibi hakkıdır.

Zaten 2002 yılı Aralık ayında asgari ücret 184 TL iken en düşük işçi emeklisi aylığı bunun yüzde 40 fazlası olan 257 TL idi. Bu hesabı bugüne uyarlarsak en düşük emekli aylığının asgari ücretin yüzde 40 fazlası olan 39 bin 305 TL olması gerektiğini görürüz. Üstelik de bu hesabı yaparken asgari ücretin de TÜİK’in ısmarlama enflasyon hesabıyla baskılandığını göz ardı etmeyelim.

Bayram ikramiyeleri yılda dört defa bir aylık karşılığı olarak verilmelidir. İkramiye sadaka veya harçlık değildir, en az bir aylık tutarında olmalıdır.

İktidar uyarıları ciddiye almak zorundadır, bozdukları emekli sistemi artık yama tutmuyor, en düşük emekli aylığına yüzde 18,5 artış yaparak 20 bin liraya çıkarmaları derde deva olmaz. Diğer emeklilere bunun altında sadece yüzde 12,19 artış yapmalarını, memurlara yıllardır yasa gereği olmasına rağmen ödemedikleri seyyanen zamları emekli unutmayacak. İktidar hızla bu yanlışından dönerse, emekli sistemini hiç olmazsa 2002 öncesi ayarlarına döndürüp düzeltme yoluna giderse belki ahını aldığı emeklilerin bir kısmının kendisini affetmesini umabilir.

]]>
File Markette direniş https://yenidunya.org/emek-gundemi/33371/file-markette-direnis/ Thu, 27 Nov 2025 13:15:38 +0000 https://yenidunya.org/?p=33371 File Market yönetimi, Tez-Koop-İş Sendikasına üye olduğu için; İstanbul’da 8, Türkiye geneli 17 işçiyi işten çıkarmıştı. Tez-Koop-İş Sendikası bir basın açıklaması yaparak sendikal baskılar devam ettiği müddetçe eylemlerinin de devam edeceğini duyurmuştu.

File Markette direniş

Bu kapsamda, File Market’te işten çıkarılan Tez-Koop-İş üyesi Kader Kırca, Salı ve Perşembe günleri, 13.00-15.00 saatleri arasında bu haksız ve hukuksuz saldırıyı teşhir etmek için Bağcılar-Doğanbey’de bulunan çalıştığı mağaza önünde direnişe başladı.

27 kasım Perşembe 2025 günü mağaza önüne gelen Kader Kırca’ya üyesi olduğu Tez-Koop-İş dışında çeşitli siyasi parti temsilcileri ve çevrede bulunan vatandaşlar da dayanışma göstererek destek verdi.

]]>
Polonez işçilerinin direnişi kazandı https://yenidunya.org/emek-gundemi/31852/polonez-iscilerinin-direnisi-kazandi/ Mon, 06 Jan 2025 12:02:54 +0000 https://yenidunya.org/?p=31852 Tekgıda-İş Sendikası’na üye oldukları için işten atılan Polonez işçilerinin 172 gündür sürdürdüğü direnişleri kazanımla sonuçlandı.

Sendikaya üye oldukları için işten atılan 146 Polonez işçisi, 172 gündür süren mücadelelerini kazanımla sonuçlandırdı.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Tekgıda-İş Sendikası ve Polonez işçilerinin bugün gerçekleştirdikleri toplantıda uzlaşma sağlandı.
İşten atıldıkları için direnişin 146. gününde Çatalca’dan Ankara’ya “anayasal hak” yürüyüşüleri polis kordonuyla engellenen, Çatalca Adliyesi önünde başlattıkları nöbette elleri arkadan kelepçelenerek gözaltına alınan Polonez işçileri Türkiye işçi sınıfının mücadele tarihine yeni bir sayfa ekledi.

Mücadele kazanım getirdi
Polonez işçileri şu hakları elde etti;
-kıdem tazminatları ödenecek.
-İhbar sürelerini alacaklar.
-Boşta geçen 6 aylık sürenin ödemesi yapılacak.
-Kıdemine göre sendikal tazminatı alacaklar.
-Fabrikadaki sendikal örgütlülük korunacak.
Polonez işçilerinin Çatalca Adliyesi önünde yaptıkları açıklama, “Hak verilmez alınır, zafer sokakta kazanılır!” sloganlarıyla sona erdi. 

Polonez işçilerinin direnişi kazandı

Sendikal örgütlenme korunacak
Çatalca Adliyesi önünde bulunan Polonez işçileri adına da sendikadan şu açıklama yapıldı:
“Biz 46’ıncı koddan, hırsızlıktan işten çıkarıldık. Ama hep birlikte biz hırsız olmadığımızı tüm Türkiye’ye anlattığımız gibi, sağır kulaklara da çok şükür ki duyurduk. 46’ıncı kodu 04’e çevirdik hep birlikte. Bizi tazminatımızı, ihbarı vermeyip bunu ancak sendikal haklardan vazgeçersiniz veririz bunları’ diyenlere karşı referandum yaptık ve devam dedik. Geldiğimiz noktada, bir: herkes kıdem tazminatlarını alacak, iki: ihbar sürelerinin hepsini alacaklar, üç: boşta geçen altı aylık süreyi alacaklar, kıdemine göre sendikal tazminatlarını alacaklar. Ve beşincisi: Bizim içerideki sendikal örgütlülüğümüz korunacak, arkadaşlarımıza dokunulmayacak.
Bugün itibariyle adliyenin önündeki çadırı kaldıracağız ve yarın da davullu zurnalı kutlamamızı saat 1’de (13.00) fabrikanın önündeki çadırı kaldırarak yapacağız.”

Bakandan açıklama
Anlaşmaya ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Bugün, Bakanlığımızda sendika temsilcileri, işçiler ve işverenler ile gerçekleştirdiğimiz görüşmeler sonucunda, sürecin çözüme ulaştığının ve taraflar arasında uzlaşma sağlandığının müjdesini paylaşmak istiyoruz. Gerçekleştirilen anlaşma, özellikle işçilerimizin haklarını teminat altına alan bir çerçevede oluşturulmuştur. İşçilerimizin kıdem tazminatları, ihbar tazminatları ve boşta geçen sürelerle ilgili tüm hakları işveren tarafından karşılanacaktır” ifadelerini kullandı.

]]>
Polonez işçilerinin basın açıklamasına polis müdahale etti https://yenidunya.org/emek-gundemi/30751/polonez-iscilerinin-basin-aciklamasina-polis-mudahale-etti/ Thu, 15 Aug 2024 10:58:01 +0000 https://yenidunya.org/?p=30751 Tek Gıda-İş’e üye olan Polonez işçileri bugün Polonez Genel Müdürlüğü önünde bir basın açıklaması yapmak istedi. Polis, Polonez işçilerine ve eylem için dayanışmaya gelenlere biber gazıyla müdahale etti.
Polonez işçileri sendikaya üye olmalarının ardından 22 Temmuz’dan itibaren Kod-46 maddesiyle bahanesiyle toplamda 146 işçi işten atıldılar. İşten atılan işçiler 28 gündür direnişlerini sürdürüyor.

Sınıf dayanışması
Polonez işçileri müdahaleye rağmen Genel Müdürlük önüne geçerek basın açıklaması yaptı. Polonez Genel Müdürlüğü önünde yapılacak eyleme destek için gelen sendika ve derneklerin oluşturduğu kortejin yolu barikatlarla kesildi. Desteğe giden DİSK korteji önce ablukaya alındı, ardından polis gazlı müdahale etti.

Anayasal haklara saygı duyun
Polis müdahalesinin ardından açıklamayı Tekgıda-İş Sendikası Genel Teşkilat Sekreteri Kemal Köse okudu.
Köse, şunları söyledi:
“Bugün buradan sizlerin huzurunda Polonez işverenlerini bir kez daha uyarıyoruz. Astığımız astık, kestiğimiz kestik mantığı ile bir yere varamazsınız. Anayasal hakkını kullanıp sendikaya üye oldukları için işçilerinizi işten atamazsınız. Çalışanlarınızın anayasal hakkına saygı duyun. Çalışanların sendikaya üye olma hakları, gerek anayasamızın 51. maddesi gerekse 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu ile güvence altına alınmıştır. Bugün Polonez, Türkiye’nin önde gelen markaları arasında yer alıyorsa burada en büyük pay sahibi çalışanlardır. Sizin onları bu başarıdan dolayı mükafatlandırmanız gerekirken peki siz ne yaptınız? Çalışanlarınız, sendikalı olup ekonomik şartlarını iyileştirerek, işverenin insan yerine koymayan tavırlarına ve haksızlıklarına karşı durarak işten atılma korkusu yaşamadan çalışmak için sendikalı yaşamı tercih ettiler. Buna rağmen kıdemleri 20 yıla dayanan ve Polonez’in marka olmasına katkı sağlayan çalışanlarınızı, sendikaya üye olmaktan dolayı suçladınız ve 19 Temmuz’dan bugüne kadar çıkış sebebi 46. kodu uygulayarak 146 üyemizi işten çıkararak çirkinleştiniz.

‘Haklı mücadelemizi tüm alanlara taşıyacağız’
“Tek Gıda-İş Sendikası olarak hak ve adaletten yana olduğumuzu belirtmek istiyoruz. Çalışanlarınızın haklarını yemekten, Türkiye Cumhuriyeti yasalarını çiğnemekten ve çalışanlarınızın ekmeğiyle oynamaktan bir an önce vazgeçin. Polonez işçisinin mücadelesine, sendikal düzen o fabrikada kuruluncaya kadar sahip çıkacağız. Sizi, yasaları çiğnemekten, insanı üretim malzemesi olarak görmekten bir an önce vazgeçip uzattığımız eli dostça sıkmaya çağırıyoruz. Tek Gıda-İş Sendikası, genel yapısı itibarıyla örgütlü olduğu iş yerlerinde kaliteli üretime katkı sunmak, işletmeleri büyütmek ve üyelerinin refah seviyelerini artırmak adına her zaman üst düzeyde çaba göstermiştir. Polonez’in en büyük hissesine sahip olan Ürdünlü işvereni de bu ülkenin yasalarına ve vatandaşlarına saygı göstermeye bir kez daha çağırıyoruz. Anayasanın ve yasaların verdiği hakkı kullanan işçiyi işten atma hakkınız yoktur. Nasıl Birleşmiş Milletler Küresel Sözleşmesi’nde çalışanların sendikalaşma ve toplu müzakere özgürlüğünü destekliyoruz dediyseniz ülkemizde de sendikal örgütlenme hakkını tanımak zorundasınız. Aksi takdirde vermiş olduğunuz mücadele başarıya ulaşana kadar sadece fabrikanızın önünde değil, yasalarımızı da kullanarak bu haklı mücadelemizi tüm alanlara taşıyarak eylemlerimize devam edeceğiz.”

Polonez işçilerinin basın açıklamasına polis müdahale etti
]]>
Her 100 işçiden 85’i sendikasız https://yenidunya.org/emek-gundemi/30547/her-100-isciden-85i-sendikasiz/ Wed, 24 Jul 2024 09:43:33 +0000 https://yenidunya.org/?p=30547 Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın verilerine göre 16 milyon 973 bin 61 işçilerin yalnızca yüzde 14,80’i sendika üyesi olduğu açıklandı.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın Sendikalar ve Toplu iş sözleşmeleri gereğince işkollarındaki işçi sayıları ve sendikaların üye sayılarına ilişkin 2024 Temmuz ayı istatistikleri hakkındaki verileri Resmi Gazete’de yayımlandı.

Son 6 ayda 17 bin yeni üyelik
Bakanlığın verilerine göre, Türkiye’de sendikalı çalışan sayısı son 6 ayda bir miktar artsa da, işçilerin yüzde 85’inden fazlası sendikasız çalışıyor. Bu yılın temmuz sonu itibarıyla 16 milyon 413 bin işçiden 2 milyon 421 bininin sendikalara üyeliği bulunurken, sendikalaşma oranı yüzde 14,7 oldu. Buna göre, 16 milyon 413 bin 359 işçiden yalnızca 2 milyon 421 bin 940’ının herhangi bir sendikaya üyeliği bulunuyor. Ocak ayına kıyasla sendikalı sayısı 90 bin 952 kişi artsa da sendikasız işçi sayısı hâlâ yüzde 85’in üzerinde.
İstatistiğe göre ocak ayında 2 milyon 495 bin 423 olan sendikalı işçi sayısı 16 bin 610 arttı, sendikaya üye olma oranı toplam sayıya oranla yüzde 0,42 azaldı.
Üye sayısı açısından Türkiye’nin en büyük sendikası 295 bin 192’le Türk Metal oldu. Ardından 275 bin 317 üye ile Hizmet İş, 211 bin 657 üye ile de Öz Sağlık İş izledi.
20 iş kolu arasında en fazla işçinin yer aldığı iş kolu, 4 milyon 167 bin 249 işçiyle “ticaret, büro, eğitim ve güzel sanatlar” oldu. Bunu 1 milyon 929 bin 621 işçiyle “metal” ve 1 milyon 659 bin 575 işçiyle “inşaat” iş kolu izledi.

Resmi veriler eksik
Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri üzerine yoğunlaşan Prof. Dr. Aziz Çelik, verileri değerlendiren açıklamasında, resmi oranların sendikalaşmayı yansıtmaktan uzak olduğunu belirtti. Çelik, “Resmi sendikalaşma oranları sadece kayıtlı-sigortalı işçileri esas alıyor. Kayıtsız-sigortasız işçiler hesaba katıldığında resmi sendikalaşma oranı yüzde 12-13 düzeyine iniyor. Sendikalaşma oranı yüzde 14,76 olarak açıklansa da toplu iş sözleşmesi (TİS) kapsamındaki işçi sayısı çok daha düşük. Bakanlık verilerine göre sendikalı işçilerin yüzde 30-35’i TİS’ten yararlanamıyor. Böylece TİS kapsamındaki gerçek sendikalı işçi sayısı yüzde 8-9 seviyesine düşüyor. TİS kapsamı AB ülkelerinde sendikalaşma kapsamından çok daha yüksek iken Türkiye’de sendikalaşma oranından düşük. Bunun nedenleri sendikasızlaştırma, işkolu barajları ve teşmil mekanizmasının yokluğu olarak sayılabilir. Böylece yüzbinlerce işçi resmi olarak sendika üyesi görünürken TİS kapsamı dışında kalıyor” dedi.

]]>
İşveren örgütlü metal işçisi istemiyor https://yenidunya.org/emek-gundemi/30301/isveren-orgutlu-metal-iscisi-istemiyor/ Wed, 26 Jun 2024 09:59:30 +0000 https://yenidunya.org/?p=30301 İzmir’de ABP TDS Mühendislik A.Ş. ve KLAS Isıtma Soğutma Klima Sistemleri işçileri Anayasal haklarını kullanarak Birleşik Metal-İş’te örgütlendi.
Karşısında örgütlü işçi görmek istemeyen işveren, Çalışma Bakanlığı’ndan yetki belgesi gelmesine rağmen işçileri işten attı.
Birleşik Metal-İş’in örgütlendiği, Manisa Akhisar Organize Sanayi Bölgesi’nde faaliyet gösteren ABP TDS Mühendislik A.Ş. işyerinden 18 işçi, İzmir Çiğli Organize Sanayi Bölgesi’nde faaliyet yürüten KLAS Isıtma Soğutma Klima Sistemleri Fabrikası’nda ise 4 işçi işten atıldı.

“Anayasal haklarımızı tanıyın”
Birleşik Metal-İş, iki fabrika da işten atılan işçileri için şu açıklamaları yaptı:
‘ABP TDS Mühendislik A.Ş.’
“Açlık sınırının altında ücretlerle çalıştırılan, sömürülen ABP işçileri, insan onuruna yakışır çalışma koşulları, insanca yaşamaya yetecek ücretler için, sosyal hakları için, en temel hakları olan sendikal hakları için mücadele ediyor.
Sendika üyesi olmak anayasal haktır. Ayrıca, uluslararası anlaşmalarla da sendika seçme ve üye olma hakkı garanti altına alınmıştır.
Sendikamıza üye oldukları için işten atılan üyelerimizin işe geri alınması ve anayasal hakkımızın tanınması için fabrika önünde direniş başladı.
ABP işçileri toplu sözleşmeli ve sendikalı bir çalışma düzenine kavuşana kadar mücadelemiz kararlılıkla devam edecek.
ABP işverenliğini işçilerin Anayasal haklarını tanımaya çağırıyoruz.”

İşveren örgütlü metal işçisi istemiyor

‘KLAS Isıtma Soğutma Klima Sistemleri’
“Yasanın aradığı çoğunluğu sağlamamız nedeniyle Bakanlığın verdiği yetki belgesinin yönetime ulaşmasının ardından işveren 4 üyemizi işten attı.
Anayasa ve hukuk tanımayan KLAS işverenine çağrımızdır:
İşçilerin sesine kulak verin!
Atılan işçiler geri alınsın!
İşçilerin anayasal haklarına saygı duyulsun!
 İnsan onuruna yakışır ücret ve çalışma koşulları için, sendikalı ve toplu sözleşmeli bir çalışma düzeni için, haklarımız için mücadelemiz devam edecek. 
Anayasal haklarını kullandıkları için haksız bir biçimde işten atılan işçi kardeşlerimiz, sendikamızın koruması altındadır.”

İşveren örgütlü metal işçisi istemiyor
]]>
Agrobay işçisi Ankara’da https://yenidunya.org/emek-gundemi/29623/agrobay-iscisi-ankarada/ Mon, 25 Mar 2024 17:14:05 +0000 https://yenidunya.org/?p=29623 Agrobay Seracılık’ta sendikal örgütlenme nedeniyle işten çıkarılan 39 işçinin İzmir Bergama’dan 18 Mart’ta başlattıkları yürüyüş Ankara’ya ulaştı.
İzmir Bergama ilçesinde bulunan Agrobay Seracılık isimli firmada çalışırken Tarım İşçileri Sendikası Tarım-Sen’e üye oldukları için 22 Ağustos 2023’te işten atılan ve sera önünde oturma eylemine başlayan işçiler, Ankara’ya vardılar. Kadın işçilerin çoğunluk oluşturduğu direnişte işçiler tazminatlarını ve sendikal haklarını talep ediyor.

Agrobay işçisi Ankara’da

“Tırnaksız bıraktığınız ellerimizle yakanızdayız”
Sekiz gündür yürüyen sonunuda işçiler sabah saatlerinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önüne geldi. Agrobay işçileri Bakan Vedat Işıkhan ile görüşme talebinde bulundu.
Ancak, Bakanın işçilerin taleplerine yanıt vermedi. Bakanın yerine Çalışma Genel Müdürü Mehmet Baş’ın daveti ile Tarım-Sen Genel Başkanı Umut Kocagöz ve temsilen seçilen işçiler bir görüşme gerçekleştirdi.
İşçiler, bakanlık önünde “Tırnaksız bıraktığınız ellerimizle yakanızdayız”, “Bizden çaldığınız her şeyi geri alacağız” pankartları açan direnişçi işçiler, ”Agrobay işçisi köle değildir”, ”Sendika haktır engellenemez” ve ”Agrobay hakkımızı ver” sloganları attı.
İşçiler daha sonra İYİ Parti ve CHP’nin genel merkezinde temaslarda bulundu.
İşçilerin haklarını gasp eden Agrobay şirketi, hakları için direnen 10’dan fazla işçiye 100 TL, sendika başkanına ise 75 bin TL manevi tazminat davası açmıştı.

]]>
Sendikasız demokrasi, toplu sözleşmesiz-grevsiz sendika olmaz! https://yenidunya.org/yazarlar/selim-dikel/29006/sendikasiz-demokrasi-toplu-sozlesmesiz-grevsiz-sendika-olmaz/ Sun, 04 Feb 2024 16:53:56 +0000 https://yenidunya.org/?p=29006 İşçiler, memurlar, emekli yurttaşlar: “Çağdaş insan örgütlü insandır. İnsanca yaşam için sendikalı ol, mücadeleye katıl, hayatımızı ve kaderimizi değiştirelim”

Emeği ve alınteriyle yaşamını sağlayan işçilerin, memurların ve emeklilerin sendikalarda örgütlenerek haklarını aramaları, işverenlerin ve ülkeyi yönetenlerin en başta gelen korkularından biridir.

Ülkemizde 1894 yılında kurulan ilk işçi örgütlenmesi olan Osmanlı Amele Cemiyeti’nden beri 130 yıldır devam eden sendikal mücadele tarihine rağmen, ülkemizde sendikal hak ve özgürlükler hala yeterli değildir ve özgürce kullanılamamaktadır.

Çalışma Bakanlığınca 31 Ocak 2024 tarihinde yayınlanan istatistiklere göre; ülke çapında toplam 20 işkolunda kayıtlı işçi sayısı 16.395.275 olup, sadece 2.495.423’i sendika üyesidir. Sendikalaşma oranı ise % 15,22’dir.

Bu durumda, Çalışma Bakanlığı verilerine göre; SGK’ya kayıtlı 13.899.852 işçi, işverenlerce sendikasız olarak çalıştırılmaktadır. Sendikaya üye olan işçiler hemen işten atılmaktadır. Gerçekle ilgisi olmayan gerekçelerle grevler ertelenerek (yasaklanarak) işçilerin toplu sözleşme hakkını kullanmaları fiilen engellenmektedir.

Diğer yandan, işçiler açısından sendikasız çalışmanın dışında daha da vahim olanı, kayıt dışı istihdam sorunudur.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun kayıt dışı istihdam konusunda 2022 yılı için yaptığı araştırma sonucunda; “Türkiye’de 2022 yılında 31 milyon 460 kişinin istihdamda yer aldığı; istihdam edilenlerden 8 milyon 216 bin kişinin herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna bağlı olmadan kayıt dışı çalıştırıldığı” açıklanmıştır.

Memurlarda, AKP iktidarı boyunca hükûmet güdümünde büyüyen ve AKP’nin memur kolları gibi faaliyet gösteren Memur-Sen dolayısıyla kamu görevlilerinin sendikalaşma oranı daha yüksektir.

Çalışma Bakanlığınca 4 Temmuz 2023 tarihinde yayınlanan istatistiklere göre; Türkiye’deki toplam 11 işkolunda çalışan memur sayısı 2.858.424 olup, sendika üyesi memur sayısı 2.130.644’tür. Memurların sendikalaşma oranı ise % 74’54’tür.

Memurlar, 1965’te başlayan sendikal mücadele sonunda 2001 yılında çıkarılan 4688 sayılı yasa ile sendika ve toplu sözleşme hakkını kazanmış, ancak grev hakkı hala tanınmamıştır.

Hükûmet, Memur-Sen ve Hakem Kurulu arasında sergilenen ve ‘Toplu Görüşme’ adı verilen sahte toplu sözleşme tiyatrosu sonucunda imzalanan satış sözleşmeleriyle ‘sendikacılık’ oynanmaktadır.

Sayıları 16 milyonu aşan emeklilerde ise durum daha da vahimdir.

Emeklilerin, “İnsanca, onurlu bir yaşam” talebi ve “Demokrasi mücadelesinden emekli olunmaz” şiarı ile 1995 yılında DİSK çatısı altında başlattığı toplu sözleşmeli sendika mücadelesi; siyasi iktidarın adli ve idari tüm engelleme girişimlerine rağmen yirmi dokuz yıldan beri inatla, sabırla ve umutla devam etmektedir.

Ancak, peş peşe açılan kapatma davaları nedeniyle emekli sendikaları hâlâ hukuki sorunlarla boğuşmakta ve mahkemelerce verilen kapatma kararlarıyla emekli sendikaları susturulmak istenmektedir.

Holding patronlarının TÜSİAD’da, MÜSİAD’da, Sanayi ve Ticaret Odalarında örgütlü oldukları yetmezmiş gibi İşveren Sendikalarında da örgütlenmesine izin verilirken işçilerin, memurların ve emeklilerin sendikal hak ve özgürlüklerinin engellenmesi asla kabul edilemez.

Sendikasız demokrasi, toplu sözleşmesiz-grevsiz sendika olmaz. Bir ülkenin gerçekten özgür ve demokratik olabilmesi çalışanların ve emeklilerin sendikal hak ve özgürlüklerinin mevcudiyeti ile ölçülebilir.

İşçiler, memurlar, emekli yurttaşlar;

Bizlere ‘kader’ ve ‘alın yazısı’ gerekçesiyle, ‘sabredin’ ve ‘şükredin’ diyerek dayatılan yaşam biçimine karşı susmayalım, razı olmayalım ve boyun eğmeyelim.

Unutmayalım ki çağdaş insan örgütlü insandır. Hak verilmez alınır, haklar örgütlü mücadele ile kazanılır.

Emeklilere ve tüm çalışanlara insanca, onurlu ve huzurlu bir yaşam; çocuklarımıza ve torunlarımıza sosyal güvenceli ve güvenli bir gelecek için; sendikalarda örgütlenelim, haklarımız için birlikte mücadele edelim. Hayatımızı ve kaderimizi değiştirelim.

]]>
İş cinayetlerine karşı yaşamak için örgütlenmek zorundayız https://yenidunya.org/emek-gundemi/28796/is-cinayetlerine-karsi-yasamak-icin-orgutlenmek-zorundayiz/ Tue, 16 Jan 2024 13:00:36 +0000 https://yenidunya.org/?p=28796 2023 yılında en az 1932 işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi İSİG, 2023 Yılı İş Cinayetleri Raporunu açıkladı. Rapora göre, 2023 yılında en az 1932 işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti.
Raporda, 22 yıllık AKP iktidarları sürecinde iş cinayetlerinde hayatını kaybeden işçiler yıl yıl yer aldı.
2023 yılında iş cinayetlerinde ölenlerin 54’ü (yüzde 2,79) sendikalı işçi, 1878’si ise (yüzde 97,21) sendikasız. Sendikalı işçilerin 11’i kimya, 8’i sağlık, 6’sı metal, 6’sı enerji, 6’sı belediye, 4’ü madencilik, 3’ü tarım, 2’si banka, 1’i gıda, 1’i ağaç, 1’i eğitim, 1’i büro, 1’i cam, 1’i inşaat, 1’i gemi ve 1’i güvenlik işkolunda çalışıyordu…

22 yılın özeti
2002 yılının son iki ayında en az 146 işçi, 2003 yılında en az 811 işçi, 2004 yılında en az 843 işçi, 2005 yılında en az 1096 işçi, 2006 yılında en az 1601 işçi, 2007 yılında en az 1044 işçi, 2008 yılında en az 866 işçi, 2009 yılında en az 1171 işçi, 2010 yılında en az 1454 işçi, 2011 yılında en az 1710 işçi, 2012 yılında en az 878 işçi, 2013 yılında en az 1235 işçi, 2014 yılında en az 1886 işçi, 2015 yılında en az 1730 işçi, 2016 yılında en az 1970 işçi, 2017 yılında en az 2006 işçi, 2018 yılında en az 1923 işçi, 2019 yılında en az 1736 işçi, 2020 yılında en az 2427 işçi, 2021 yılında en az 2170 işçi, 2022 yılında en az 1843 işçi ve 2023 yılında en az 1932 işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti…
İster 6331 sayılı İSG Yasası çıkarın ister oransal olarak “işçi ölümleri düştü” gibi söylevler verin gerçekler değişmiyor. Güvencesizliği bugünün proleter çalışma ve yaşam disiplini haline getiren AKP’nin iktidara geldiği 3 Kasım 2002 tarihinden bugüne iş cinayetlerinde en az 32 bin 478 işçi hayatını kaybetti…

İş cinayetlerine karşı yaşamak için örgütlenmek zorundayız

2023 yılında iş cinayetlerinin aylara göre dağılımı
Ocak ayında en az 115 işçi, Şubat ayında en az 261 işçi, Mart ayında en az 130 işçi, Nisan ayında en az 123 işçi, Mayıs ayında en az 147 işçi, Haziran ayında en az 160 işçi, Temmuz ayında en az 184 işçi, Ağustos ayında en az 206 işçi, Eylül ayında en az 154 işçi, Ekim ayında en az 151 işçi, Kasım ayında en az 145 işçi ve Aralık ayında en az 156 işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti…

İş cinayetlerine karşı yaşamak için örgütlenmek zorundayız

2023 iş cinayetleri;
İstihdam biçimlerine göre

1649 ücretli (işçi ve memur) ve 283 kendi nam ve hesabına çalışan (çiftçi ve esnaf) hayatını kaybetti. Yani ölenlerin yüzde 85’sini ücretliler yüzde 15’ini ise kendi nam ve hesabına çalışanlar oluşturuyor…

İşkollarına göre
İnşaat, Yol işkolunda 389 işçi; Tarım, Orman işkolunda 371 emekçi (194 işçi ve 177 çiftçi); Taşımacılık işkolunda 221 işçi; Konaklama, Eğlence işkolunda 157 işçi; Ticaret, Büro, Eğitim, Sinema işkolunda 116 emekçi; Belediye, Genel İşler işkolunda 100 işçi; Metal işkolunda 97 işçi; Gıda, Şeker işkolunda 58 işçi; Sağlık, Sosyal Hizmetler işkolunda 55 işçi; Madencilik işkolunda 51 işçi; Gemi, Tersane, Deniz, Liman işkolunda 47 işçi; Enerji işkolunda 44 işçi; Petro-Kimya, Lastik işkolunda 39 işçi; Savunma, Güvenlik işkolunda 30 işçi; Tekstil, Deri işkolunda 29 işçi; Çimento, Toprak, Cam işkolunda 28 işçi; Ağaç, Kâğıt işkolunda 24 işçi; Basın, Gazetecilik işkolunda 10 işçi; Banka, Finans, Sigorta işkolunda 3 işçi; İletişim işkolunda 2 işçi; Elimizdeki veriler ışığında çalıştığı işkolunu belirleyemediğimiz 61 işçi hayatını kaybetti…

Sektörlere göre
Sanayi sektöründe 634 işçi, Hizmet sektöründe 534 işçi, İnşaat sektöründe 393 işçi ve Tarım sektöründe 371 işçi hayatını kaybetti… Taşımacılık işkolundaki 221 iş cinayetinin 163’ünü sanayi ve 58’ini hizmet; işkolunu bilirlenemeyen 61 iş cinayetinin 54’ünü sanayi, 4’ünü inşaat ve 3’ünü hizmet sektörüne dağıtıldı.

Nedenlerine göre
Trafik, Servis Kazası nedeniyle 444 işçi; Ezilme, Göçük nedeniyle 291 işçi; Yüksekten Düşme nedeniyle 259 işçi; Kalp Krizi, Beyin Kanaması nedeniyle 218 işçi; Deprem nedeniyle 158 işçi; Elektrik Çarpması nedeniyle 105 işçi; Şiddet nedeniyle 85 işçi; Patlama, Yanma nedeniyle 80 işçi; Zehirlenme, Boğulma nedeniyle 64 işçi; İntihar nedeniyle 64 işçi; Nesne Çarpması, Düşmesi nedeniyle 35 işçi; Kesilme, Kopma nedeniyle 17 işçi; Diğer nedenlerden dolayı 112 işçi hayatını kaybetti…

Cinsiyetlere göre
147 kadın işçi ve 1785 erkek işçi hayatını kaybetti…
Raporda, “kadın işçi ölümlerinin saklandığı, basına yansımadığı” sonucu ifade edilerek, “Bu yıl iş cinayetlerinde oransal bir artışın meydana geldiği kadın işçiler tarım, gıda, kimya, tekstil, iletişim, basın, eğitim, ticaret, büro, sinema, metal, inşaat, sağlık, konaklama ve genel işler işkollarında çalışıyorlardı. SGK iş kazası istatistiklerinde kadın işçi ölümleri toplam ölümlerin yüzde 2’sidir. Oysa biz kısıtlı olanaklarımızla dört kat daha fazla kadın işçi ölümü tespit ediyoruz. Bu ölümler esas olarak tarımda yoğunlaştığı (sigortasız olduğu) için kayda alınmıyor. Diğer yandan bildirimler yoluyla da birçok kadın işçi ölümünü kaydediyoruz.” denildi.

Yaş gruplarına göre
14 yaş ve altı 22 çocuk işçi,
15-17 yaş arası 32 çocuk/genç işçi,
18-29 yaş arası 396 işçi,
30-49 yaş arası 770 işçi,
50-64 yaş arası 454 işçi,
65 yaş ve üstü 95 işçi,
Yaşını bilmediğimiz 163 işçi hayatını kaybetti…
Raporda, 18-29 yaş arasında (sanayi, inşaat, hizmetler işkolunda) büyük şehirlere yığılmış, geleceksiz ve güvencesiz yeni bir işçi sınıfı karşımızda” tespiti yapıldı.

106 mülteci/göçmen işçi hayatını kaybetti
42 işçi Suriyeli; 18 işçi Afganistanlı; 12 işçi Türkmenistanlı; 6’şar işçi Irak ve İranlı; 3 işçi Bulgaristanlı; 2’şer işçi Azerbaycanlı, Kırgızistanlı, Mısırlı, Özbekistanlı ve Ukraynalı; 1’er işçi Filipinlerli, Japonyalı, Kolombiyalı, Moldovyalı, Nijeryalı, Romanyalı, Rusyalı, Sudanlı, Tacikistanlı…

İş cinayetleri her ilde
274 ölüm İstanbul’da; 86 ölüm Kahramanmaraş’ta; 64 ölüm Hatay’da; 59 ölüm Antalya’da; 58’er ölüm Adıyaman, Bursa ve İzmir’de; 57’şer ölüm Ankara ve Kocaeli’nde; 52 ölüm Manisa’da; 46 ölüm Konya’da; 43’er ölüm Adana ve Muğla’da; 41 ölüm Malatya’da; 39’ar ölüm Aydın ve Mersin’de; 37 ölüm Denizli’de; 36 ölüm Samsun’da; 34 ölüm Balıkesir’de; 33’er ölüm Tekirdağ ve Zonguldak’ta; 31’er ölüm Kayseri ve Şanlıurfa’da; 27’şer ölüm Çorum ve Gaziantep’te; 23 ölüm Sakarya’da; 22’şer ölüm Afyon, Isparta ve Trabzon’da; 20’şer ölüm Düzce ve Kastamonu’da; 19’ar ölüm Diyarbakır ve Karaman’da; 17 ölüm Mardin’de; 16’şar ölüm Aksaray, Ordu ve Osmaniye’de; 14 ölüm Burdur’da; 13 ölüm Edirne’de; 12’şer ölüm Ağrı, Batman, Erzurum, Eskişehir, Giresun ve Siirt’te; 11’er ölüm Bolu, Rize ve Uşak’ta; 10’ar ölüm Elazığ, Kütahya ve Sivas’ta; 9 ölüm Yalova’da; 8’er ölüm Nevşehir, Niğde, Şırnak ve Van’da; 7’şer ölüm Artvin, Çanakkale, Karabük ve Kırıkkale’de; 6’şar ölüm Ardahan, Çankırı, Kars ve Tokat’ta; 5’er ölüm Amasya, Bartın, Bilecik ve Erzincan’da; 4’er ölüm Bingöl, Kırklareli, Kırşehir ve Sinop’ta; 3 ölüm Kilis’te; 2’şer ölüm Bitlis, Gümüşhane ve Iğdır’da; 1’er ölüm Bayburt, Hakkari, Muş ve Yozgat’ta; 33 ölüm Yurtdışında (8 Irak, 3 Moritanya, 2 Azerbaycan, 2 Gürcistan, 2 Polonya, 1 Bosna Hersek, 1 Cezayir, 1 Çin, 1 Hollanda, 1 İtalya, 1 Japonya, 1 Karadağ, 1 Kongo, 1 Makedonya, 1 Martinik, 1 Meksika, 1 Özbekistan, 1 Romanya, 1 Rusya, 1 Sudan, 1 Yunanistan) meydana geldi…

]]>