öğrenci – Yeni Dünya https://yenidunya.org Yeni Günün Habercisi Thu, 27 Nov 2025 15:35:32 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.8.5 https://yenidunya.org/wp-content/uploads/2022/02/cropped-YD-ikon-512-1-75x75.png öğrenci – Yeni Dünya https://yenidunya.org 32 32 Kadem Özbay: 612 bin çocuk okul dışında, MESEM çocuk işçiliği yaratıyor https://yenidunya.org/genclik/33383/kadem-ozbay-612-bin-cocuk-okul-disinda-mesem-cocuk-isciligi-yaratiyor/ Thu, 27 Nov 2025 15:35:31 +0000 https://yenidunya.org/?p=33383 Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Mardin ziyaretini takip eden gazetecilere açıklamalarda bulundu. Tekin, 2019 yılından bu yana eğitim dönemi içerisinde iki defa uygulanan birer haftalık ara tatilin kaldırılacağı sinyalini verdi.

Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay, Radyo Sputnik’te yayınlanan Yazı-Yorum programında Fethi Yılmaz’ın konuğu oldu.

Kadem Özbay, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in ara tatillerle ilgili açıklamasını ve son 23 yılda eğitim sisteminde yapılan değişiklikleri değerlendirdi.
Milli Eğitim Bakanı Tekin’in, çalışan anne-babaların zorlandığı ve öğrencilerin okula adaptasyonunda sorun yaşandığı gerekçesiyle ara tatillerin kaldırılmasının değerlendirileceğini söylemesini hatırlatan Özbay, “Aynı konuda aynı gerekçeleri ortaya koyup taban tabana zıt uygulamaları hayata geçiren ve buna da reform diyen bir anlayışla karşı karşıyayız” dedi.

Özbay, 2019’da dönemin bakanı Ziya Selçuk tarafından getirilen ara tatillerin o zaman “dünya örnekleriyle” savunulduğunu, bugün ise tersinin savunulduğunu belirterek, “Kendi yaptığının tam tersini yine aynı gerekçelerle savunan ve eğitimi adeta reform çöplüğüne dönüştüren bir anlayış var” ifadelerini kullandı.

Son 23 yılda 9 Milli Eğitim Bakanı değiştiğini hatırlatan Özbay, şunları söyledi:
Sürekli değişen bir görünüm var ama değişmeyen bir amaç var. Özel okulların sayısının arttığı, eğitimin tamamen velilerin cüzdanına bağlı hale geldiği, okul ortamlarında protokollerle tarikat ve cemaatlerin cirit attığı, müfredattan bilimin eksiltildiği, tarih ve cumhuriyet bilincinin azaltıldığı bir tabloyla karşı karşıyayız. AK Parti’nin başta eğitimle ilgili bir ehliyetinin olmadığının en net kanıtı, kendi yaptığı düzenlemeyi iki-üç yıl sonra kötüleyip tam tersini yine reform diye sunmasıdır. Artık başladığı sistemle bitirebilen bir öğrenci profili yok, ortada bir sistemden değil sistemsizlikten söz edebiliyoruz. Bunun bedelini öğrenciler, öğretmenler ve veliler ödüyor.

‘Bakanlık bütçesinin yüzde 83’ü zorunlu gider, personel gideri’
Milli Eğitim Bakanlığı bütçesinin önemli kısmının personel giderine gittiğini hatırlatan Özbay, şunları aktardı:
Bakanlık bütçesinin yüzde 83’ü zorunlu gider, personel gideri. Öğretmen bu bütçeyle bile yoksulluk sınırının altında maaşla çalışıyor. Yatırım bütçesi tek haneli rakamlarda, derslik, okul, yemek gibi temel ihtiyaçları karşılamaktan uzak. 2019 yılından itibaren ikili eğitim olmayacağı söylendi. Şu an milyonlarca çocuk ikili eğitimde. Bir okul binasında dört ayrı okul tabelası görüyoruz, deprem bölgesinde hâlâ konteynerlerde eğitim devam ediyor.

Eğitimde okullaşma ve devamsızlık sorunlarına da dikkat çeken Özbay, şöyle konuştu:
En son veriye göre 612 bin 814 çocuk okul dışında. Yabancı uyruklu çocuklarla beraber bu sayının bir milyona yaklaştığını görüyoruz. Meslek liselerinde her iki öğrenciden biri, imam hatiplerde her üç öğrenciden biri 20 günün üzerinde okula gitmiyor. Açık lise ve MESEM ile birlikte yüz binlerce çocuk fiilen eğitimden kopmuş durumda.

Kadem Özbay: 612 bin çocuk okul dışında, MESEM çocuk işçiliği yaratıyor

MESEM (Mesleki Eğitim Merkezi) uygulamasının bir “mesleki eğitim modeli” değil, doğrudan “çocuk işçiliği” anlamına geldiğini vurgulayan Özbay, şunları söyledi:
MESEM bir mesleki eğitim modeli olamaz, zaten olmadığını da görüyoruz. Ortaokul çağındaki çocukları haftada bir gün göstermelik okul, beş gün işyerinde çalıştıran bir düzen bu. Bir gün okulda iki saat din kültürü, iki saat Türkçe ile altı saatlik bir kayıt tutuluyor, gerisi işçilik. Milli Eğitim Bakanlığı çocuk işçi bulma kurumuna dönüşmüş durumda. Okullarda bir öğün yemek için kaynak yok deniyor ama işletmeler için teşvik var. Hem çocuğu işçi olarak işletmeye gönderiyorlar hem de devletin kaynağını oraya aktarıyorlar. Bu sistemde 16 çocuğu kaybettik. Bir akademik çalışmada 600 çocuk üzerinden yapılan araştırmada 387’sinin MESEM’de çalışırken küçük ya da büyük yaralanmaya maruz kaldığı görülüyor. Psikolojik travmalar henüz tam anlamıyla tespit bile edilemiyor.

‘Eğitim, belli çevrelerin ve parası olanların erişebildiği bir ayrıcalık haline getirildi’
Eğitim-İş’in ve diğer eğitim bileşenlerinin karar süreçlerinin dışında bırakıldığını belirten Özbay, kendi görev süresi boyunca Milli Eğitim Bakanlığı’ndan hiçbir düzenleme için görüş talebi gelmediğini söyledi:

Türkiye’nin en büyük eğitim örgütlerinden birinin genel başkanıyım. Müfredat değişikliği, Öğretmenlik Meslek Kanunu gibi doğrudan öğretmenleri ilgilendiren süreçlerde bile bizimle tek bir görüş alışverişi yapılmadı. Her seferinde ‘ben yaptım oldu’ anlayışıyla hareket ediliyor. Karma eğitim, lise süresinin kısaltılması, müfredat değişiklikleri gibi başlıklarda önce bu yapılar açıklama yapıyor, ardından bakan çıkıp ‘kamuoyundan gelen talepler’ diyerek bu kararları meşrulaştırmaya çalışıyor.

Okulların, sosyal eşitlik ve güven duygusunun inşa edildiği yerler olması gerektiğini vurgulayan Özbay, gelinen noktayı şöyle özetledi:
Okullar, bir ülkede yaşayan insanlara devletin sosyal anlamda eşitlik ve güven duygusunu vereceği ilk kurumlardır. Şu anda ise eşitsizliğin ve güvensizliğin en çok hissedildiği yerler haline gelmiş durumda. Eğitim, tüm çocuklar için bir hak olarak değil, belli çevrelerin ve parası olanların erişebildiği bir ayrıcalık haline getirildi.

]]>
Kamusal eğitim eriyor, eşitsizlik büyüyor https://yenidunya.org/genclik/33185/kamusal-egitim-eriyor-esitsizlik-buyuyor/ Wed, 08 Oct 2025 11:31:43 +0000 https://yenidunya.org/?p=33185 Okul öncesi eğitime katılım son bir yılda sert biçimde gerilerken zorunlu çağda 600 bini aşkın çocuk sistem dışında kaldı. ERG’nin yayımladığı veriler, kamusal eğitimin zayıfladığını, eşitsizliğinse derinleştiğini bir kez daha ortaya koydu.

BirGün’den İlayda Sorku’nun haberine göre, yoksulluğun derinleştiği, kamusal kaynakların piyasaya aktarıldığı dönemde eğitim sistemi de çöküşte. Eğitim Reformu Girişimi (ERG), Millî Eğitim Bakanlığı’nın 2024-2025 eğitim-öğretim yılı verilerinden hareketle hazırladığı ön değerlendirmeyi yayımladı. Derlenen ön değerlendirme, eğitime erişimdeki eşitsizliklerin sürdüğünü ortaya koydu. Eğitim dışındaki çocuk sayısı 14 yaştan itibaren keskin biçimde artarken okulöncesi eğitimde okullulaşma oranları düştü.
Rapora göre zorunlu eğitim çağındaki 611 bin 612 çocuk okul dışında. Çocukların büyük kısmının 14-17 yaş grubunda yer alması özellikle lise çağında eğitimden kopuşun hızlandığını ortaya koydu. Veriler, ekonomik krizin erkek çocuklarını işgücüne daha erken ittiğini, kız çocuklarının ise görülmeyen ev içi emek veya çocuk yaşta evlilik nedeniyle eğitim dışında kaldığını gösterdi.

Okulöncesinde sert düşüş
Okulöncesi eğitimde öğrenci sayısı gerilerken, taşımalı eğitim ve pansiyonlardan yararlanan öğrenci sayısı da azaldı. Rapora göre okul öncesi eğitimdeki öğrenci sayısı bir yılda yaklaşık 200 bin azaldı. 2023-24 döneminde 1 milyon 954 bin 202 olan okul öncesi öğrenci sayısı bu yıl 1 milyon 741 bin 314’e düştü. Beş yaş grubunda net okullulaşma oranı yüzde 82,5’e geriledi. Bu oran, son yılların en düşük düzeyi. Okul öncesi eğitimde yaşanan düşüşe karşın, Diyanet’e bağlı 4-6 yaş Kuran kurslarına katılım artmaya devam etti.
Öte yandan 2024’te yapılan yönetmelik değişikliğiyle taşımalı eğitimde mesafe sınırı 50 km’den 30 km’ye indirilmişti. Bu düzenleme sonrasında taşımalı öğrencilerin sayısı yüzde 16,2 azalarak 846 bin 168’e düştü. Ayrıca pansiyonlu okullarda kalan öğrenci sayısı da yüzde 7,9 azalarak 244 bin 666’ya geriledi. Hem taşımalı eğitim hem pansiyon sayılarındaki düşüş, çocukların eğitime erişimini zorlaştırdı.
Eğitim altyapısındaki artış da yetersiz kaldı. Toplam derslik sayısı bir önceki yıla göre sadece yüzde 1,4 artarak 753 bin 571’e çıktı. Resmi kurumlarda artış yüzde 1,7, özel kurumlarda ise yüzde 0,4’te kaldı. Nüfus artışı ve göç göz önüne alındığında bu oranlar eğitimdeki kapasite sorununu çözmeye yetmedi.

Güvencesiz istihdam
2024-25 yılında öğretmen sayısı 1 milyon 187 bin 409 oldu. Öğretmenlerin yüzde 94,6’sı kadrolu, yüzde 5,4’ü sözleşmeli çalıştı. Ücretli öğretmen sayısında artış gözlendi. ERG, bu durumun güvencesiz istihdamı kalıcı hale getirdiğini vurguladı. Bir yılda öğretmen sayısı yüzde 1,6 arttı ancak yapılan atama sayısında 20 bini aşkın düşüş gözlemlendi. Buna karşın emekli olan öğretmen sayısı sert biçimde düşerek 8 bin 776’ya indi.

]]>
Eğitim bir hak olmaktan çıkarıldı: Cebin kalınlığı kadar eğitim https://yenidunya.org/genclik/33096/egitim-bir-hak-olmaktan-cikarildi-cebin-kalinligi-kadar-egitim/ Wed, 03 Sep 2025 10:34:10 +0000 https://yenidunya.org/?p=33096 KYK yurtlarına yapılan zam eğitime nasıl yaklaşıldığını yine gösterdi. Okulöncesinden yükseköğretime kadar her aşamada yurttaşı özele mecbur eden bir sistem yaratan AKP eğitimi metaya, öğrenciyi müşteriye dönüştürdü.

Üniversite kayıtları önceki gün itibarıyla başladı. Dün de KYK yurt başvuruları için kayıt sürecinin başladığı duyuruldu. Yurtların bu sene yüzde 40 zamlı olacağı açıklandı. Yani geçen sene 1000 TL olan bir yurdun ücreti bu yıl 1400 TL olacak. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) Temmuz ayında açıkladığı verilere göre yıllık enflasyon yüzde 33,52 olmuştu. Kamu emekçisi ve emeklileri temmuz ayında yüzde 15,57 oranında; SSK ve Bağ-Kur emeklileri ise yüzde 16,67 oranında zam almıştı. Yani hem yıllık enflasyonun hem de kamu emekçilerine yapılan zammın üstünde bir artış yaşandı KYK yurt ücretinde. Üstelik eğitimdeki artışta tek sorun bu da değil.
Açıkladığı istatistikler sık sık eleştiri konusu olan TÜİK’in verileri bile eğitimin ne durumda olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Son iki yıldır sürekli artış gösteren eğitim endeksi Mart 2024’ten bu yana ana harcama gruplarının yıllık enflasyonunda ilk sırada. Bazen lokanta ve oteller, bazen sağlık, bazen de konut ikinci sırayı alsa da eğitim yıllık enflasyonda zirveyi hiç bırakmadı. Elbette buradaki tek sorun KYK yurt ücretlerine gelen zam değil. Kırtasiye ürünlerinden ders kitaplarına, vakıf üniversitelerinden özel okul ücretlerine kadar hepsi bu kalemin içinde. Tamamen kamusal bir hizmet olması gereken eğitim tersine işliyor.

OECD sonuncusu
Tablonun ne kadar vahim olduğunu kıyaslayarak da görebiliriz. Türkiye, ilkokul kademesinde kamu harcamalarının payının en düşük, özel harcamaların payının en yüksek olduğu OECD ülkesi konumunda. Türkiye’de ilkokul kademesinde hane halkının yaptığı eğitim harcamalarının payı OECD ülkeleri ortalamasının yaklaşık dört katı. Okulöncesi eğitime yapılan kamu harcamalarının payı yüzde 78 ile OECD ortalaması olan yüzde 86’nın altında kalıyor. Sadece yükseköğretimde bu oran yüzde 72 ile OECD ortalaması olan yüzde 68’in üzerinde.

Yurtlar yetersiz
KYK yurtlarından devam edelim. Devlet yurtlarında kapasite son bir yılda sadece 2 bin artarak 996 bin 306’ya çıkarıldı. Ancak bu sayı Türkiye’de öğrenim gören lisans öğrencilerinin barınma talebini karşılamakta eksik kalıyor. Halihazırda lisans eğitimi gören 3 milyon 536 bin 439 öğrenci bulunuyor. 2,5 milyonu aşkın öğrenci için yurt yok. Üstelik bu durum büyük şehirler için çok daha kötü. Örneğin İstanbul’da 13,6 öğrenciye 1, Ankara’da 6,2 öğrenciye 1 yatak düşerken Adıyaman’da ise 1,9 öğrenciye 1 yatak düşüyor. Dolayısıyla da büyük şehirlerde öğrenciler özel yurtlara mecbur kalıyor. İstanbul’da yurt fiyatları 70 bin TL’ye Ankara’da ise 40 bin TL’yi buluyor. Yükseköğretimdeki tek sıkıntı bu da değil. Vakıf üniversitesi ücretleri de bunun içinde. Koç Üniversitesi’nde eğitim ücretleri geçen yıl tıp Fakültesi hariç tüm lisans programlarında 1 milyon 75 bin TL’ydi. Bu yıl ise bu ücretler 1 milyon 590 bine yükseldi. Bu yıl en az doluluk oranına sahip vakıf üniversitesi olan Altınbaş Üniversitesi’nde ise tıp fakültesi yaklaşık yüzde 100 zamlandı. Bu ücretler yurtdışında birçok üniversitenin dahi üstüne çıktı.

Her şey parayla
Durum elbette yükseköğretimden ibaret değil. Okulöncesinden lise son sınıfa kadar aileler çocuklarının okuyabilmesi için uçuk paralar harcamak zorunda kalıyor. 2011-2012 eğitim öğretim yılında ilköğretimde 32 bin 108 okulun 931’i, lisede ise 9 bin 672 okulun sadece 885’i özeldi. Son yayımlanan veri olan 2023-2024’te ise ilkokulda 25 bin 245 okulun 2 bin 82’si, ortaokulda 18 bin 850 okulun 2 bin 232’si, lisede ise 12 bin 506 okulun 3 bin 218’i özel oldu. Verilen teşviklerle özel okulların sayısı her yıl daha da artmaya devam ediyor. Aynı süreçte dikkat çeken bir diğer artış ise imam hatiplerde oldu. Ayrıca okullarda eğitimin dini sosu arttıkça da geliri iyi olan aileler özellere mecbur bırakıldı. Parası olana seküler olmayana dini eğitim dönemine geçildi. Anaokulu ücretleri dahi 1 milyon TL’yi geçti.
Özeller yanında devlet okulları da çok farksız değil. Geçen sene eğitim-öğretimin başına gidelim. Okullar velilerden işe alınacak temizlikçiden güvenlik görevlisine kadar her şeyin parasını istedi. Bunun yanında Milli Eğitim Bakanlığı’nın her sene başında yasak olduğunu vurgulamasına rağmen kayıt paraları alınmaya devam ediyor. Bu sene başında kayıt ücretleri 200 bin TL’yi dahi buldu.
Bununla birlikte kırtasiye ücretleri de her yıl katlanıyor. Bu yıl defterden çantaya tüm ürünlerde yüzde 60-100 arasında zam yapıldı. Bir öğrencinin en düşük masrafı 3 bin 500 TL’yi geçti, İstanbul’da ise 12 bin TL’ye kadar çıktı. Servis ücretleri de benzer şekilde. Hemen hemen her ilde servis ücretleri yüzde 30’u aşkın şekilde zamlandı. Eğitim İş Anka ölçeğinde tarafından yapılan çalışmaya göre  kırtasiye ve çanta masrafları 2025 yılı itibarıyla ilkokul için 4 bin 791 TL, ortaokul için 6 bin387 TL, lise için 7 bin 740 TL’ye yükseldi. 2024’e göre ortalama yüzde 60’lık bir artış gerçekleşti. Bir ilkokul öğrencisi için ulaşım dâhil başlangıç maliyeti 52 bin 159 TL, ortaokul için 53 bin 755 TL, lise için 55 bin 108 TL oldu.

Gençler ümitsiz
Şimdi son TÜFE’ye bakalım. TÜİK’in verisine göre eğitim Temmuz 2025’te yüzde 75,54’lük artışla yine birinci ana harcama gruplarında. Peki TÜFE yıllık ne kadar? Yüzde 33,52. Arada iki kattan fazla bir puan farkı var. Tüm bu veriler de gösteriyor ki AKP döneminde eğitim kamusal bir hak olmaktan çıkıp alınıp satılan bir metaya dönüştürüldü. Öğrenciler ve aileler de müşteri haline getirildi. Bunun etkisi ne oldu derseniz cevabı çok basit. Önceki yıllarda köy okulunda dahi okuyan bir öğrenci sadece eğitimle bir yerlere gelebiliyordu. Artık köy okulunu bir yana bırakalım kentlerde bile devlet okullarında okuyan çocuklar eğitime ve hayata 1-0, 2-0 geriden başlıyorlar. Sonuç geleceksizleşen, eğitimden umudunu kesen ve kolay para kazanmanın hayalini kuran milyonlarca genç oluyor. Olan da memleketin geleceğine oluyor.

Zirvenin sahibi
Yıllık olarak hep zirvede yer alan eğitim enflasyonu bazı aylarda da aylık olarak zirvede yer aldı. Eğitim enflasyonunun zirvede yer aldığı bazı aylar şöyle:

  • EYLÜL 2023: % 30,2
  • ŞUBAT 2024: % 12,76
  • MART 2024: % 13,08
  • AĞUSTOS 2024: % 11,3
  • EYLÜL 2024: % 14,2
  • ŞUBAT 2025: % 9,9

Kaynak: Mustafa Kömüş / BirGün

]]>
613 bin çocuk okul dışında kaldı https://yenidunya.org/genclik/32463/613-bin-cocuk-okul-disinda-kaldi/ Tue, 15 Apr 2025 06:03:34 +0000 https://yenidunya.org/?p=32463 İktidar eğitimdeki gerçek sorunları görmezden geliyor, tüm yük ailede…

Zorunlu eğitim çağında olmasına karşın okula gönderilmeyen çocukların sayısı bir önceki yıla göre yüzde 38.4 arttı. 612 bin 814 çocuk okul dışında kaldı. TEDEM’in hazırladığı rapora göre iktidar çocuk eğitiminde maddi yükü ailelerin sırtına bıraktı. Temel eğitim ve ortaöğretimde hane halkının üstlendiği mali yük OECD ortalamalarının zirvesinde yer aldı.
Cumhuriyet’ten Figen Atalay’ın haberine göre, Türkiye’de 612 bin 814 çocuk, zorunlu eğitim çağında olmasına karşın okulda değil. Bu sayı, bir önceki yıla göre yüzde 38.4 artış göstererek son üç yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Okul dışında kalan çocukların yüzde 73.9’u, 14-17 yaş aralığında olan, ortaöğretime devam etmesi gereken öğrencilerden oluşuyor. Yaş ilerledikçe eğitimden kopan çocukların sayısı artıyor. 14-17 yaş aralığında neredeyse her 11 erkek çocuktan 1’i ve her 12 kız çocuktan 1’i okul dışında.

Eğitim-öğretim faaliyetleri için kaynaklar sınırlı
Türk Eğitim Derneği (TED) düşünce kuruluşu TEDMEM tarafından yayımlanan “Eğitim Değerlendirme Raporu”, “2024 yılında ülkemizde eğitimle ilgili neler yaşandı” sorusuna bir yanıt sunuyor. Rapordaki bazı tespitler şöyle:
-Türkiye, OECD ülkeleri arasında öğrenci başına en düşük harcama yapan ikinci ülke. OECD ortalamasında öğrenci başına yıllık harcama 14 bin 209 dolar iken Türkiye’de 5 bin 425 dolar. OECD ülkelerinde temel eğitimin yüzde 93.3’ü kamu kaynaklarıyla finanse edilirken Türkiye’de bu oran yalnızca yüzde 76.6.
-Milli Eğitim Bakanlığı bütçesinin yüzde 81.1’i personel ve SGK giderlerine ayrılmış durumda. Zorunlu harcamalar dışındaki eğitim-öğretim faaliyetleri için ayrılabilecek kaynaklar çok sınırlı ve MEB bütçesinin yalnızca yüzde 19’unu oluşturuyor.

İkili eğitim, kalabalık şubeler
-Türkiye’de temel eğitim ve ortaöğretimde hane halkının üstlendiği eğitim maliyeti OECD ortalamasından yüksek.
-Temel eğitimde OECD ülkeleri arasında hane halkının oransal olarak en fazla mali yük üstlendiği birinci ülke. Türkiye’de temel eğitim harcamalarının yüzde 18.8’i OECD hane halkı tarafından karşılanırken OECD ortalaması yüzde 5.3.
-Ortaöğretim harcamalarının yüzde 18.3’ü hane halkı tarafından karşılanırken OECD ortalaması yüzde 7.1.
-4 milyon 733 bin öğrenci, 30’dan fazla öğrencisi olan şubelerde öğrenim görüyor.
-İlkokul öğrencilerinin yaklaşık yüzde 40’ı ikili eğitimde. Mesleki ve teknik ortaöğretimde öğrenim gören her 2 öğrenciden 1’inin 20 gün veya üzerinde devamsızlığı var.
-Yükseköğretimde net okullaşma oranlarında gerileme yaşanıyor.

]]>
Eğitim-İş’ten ÇEDES tepkisi: Temizlik işleri çocuklara yaptırılıyor https://yenidunya.org/emek-gundemi/31836/egitim-isten-cedes-tepkisi-temizlik-isleri-cocuklara-yaptiriliyor/ Fri, 03 Jan 2025 15:37:47 +0000 https://yenidunya.org/?p=31836 Eğitim-İş Genel Özlük-Hukuk ve TİS Sekreteri Yeliz Toy, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile ÇEDES projesinin proje olmaktan çıkarılıp eğitimde dinselleştirmeye yönelik uygulamaların sistem haline getirilmesine tepki gösterdi. Toy, “Temizliği yapılmayan, kapısı penceresi dökülen okullar, ÇEDES adı altında öğrencilere temizletiliyor” dedi.

Eğitim-İş Genel Özlük-Hukuk ve TİS Sekreteri Yeliz Toy, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ve ÇEDES projesine yönelik yaptığı yazılı açıklamada, bu uygulamaların bir proje olmaktan çıkarılarak bir eğitim sistemi haline getirilmek istendiğini belirterek, “Gerici uygulamalar giderek yaygınlaşıyor” dedi.

Eğitim-İş’ten ÇEDES tepkisi: Temizlik işleri çocuklara yaptırılıyor

Toy, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“ÇEDES kapsamında öğrencilere temizletiliyor”
“Emekçiler yoksullukla mücadele ederken çocuklar, ÇEDES adı altında yemekli, namazlı, temizlikli etkinlikler için cami, genç ofis, gençlik merkezi gibi mekanlara taşınıyor. Vakıf adı altında tarikat ve cemaatlerle yapılan protokoller hızla artıyor. 
Ülke gündemi, asgari ücret, enflasyon ve Ocak ayı zam oranları iken, laiklik karşıtı uygulamalar yoksulluğu sömürerek okulları ve çocukları hedef alıyor.
Temizliği yapılmayan, kapısı penceresi dökülen okullar, ÇEDES adı altında öğrencilere temizletiliyor.

Eğitim-İş’ten ÇEDES tepkisi: Temizlik işleri çocuklara yaptırılıyor

“Bir öğün yemek talebine kulak tıkıyorlar”
“Okullarda büyüyen açlık riskine karşı MEB, bir öğün yemek taleplerine kulak tıkarken, Müftülükler eliyle beslenmeli etkinlikler yapıyor. Yoksulluk toplumsal bir gerçek iken devletin bunu ortadan kaldırmak için yapması gerekenler Diyanet eliyle yaptırılıyor.

“ÇEDES, Diyanet eliyle yozlaşmayı yaygınlaştırıyor”
“Dini günler de okullarda belirli gün ve haftalar gibi kutlanıyor. Panolar hazırlanıyor, MEB’in Bilim Otobüsü ÇEDES kapsamında İmam Hatip Okullarına ayrıcalıklı hizmet veriyor. İmamlar camide ilkokul çocuklarına “eğitim” verirken Diyanet’in “abla ve abileri” aile etkinlikleri ile tarikatın aile bağlantısını kuruyor. 
Kışlık bir mont dahi alamayacak yoksullukta yaşayan çocuklar, yardımlaşma adı altında ÇEDES reklamında kullanılıyor. Okullarda “Hayır Çarşıları” açılıyor, yüzleri kapatılsa da fotoğraf çektirilen çocuklar rencide ediliyor.
ÇEDES, Diyanet eliyle yozlaşmayı yaygınlaştırarak toplumu tüm değerlerinden uzaklaştırıyor.
Yurttaşlar sömürü düzeninde yaşam mücadelesi verirken, çocuklar ÇEDES adı altında biat düzenine hazırlanıyor.

“ÇEDES’e karşı mücadeleyi yükselteceğiz”
“Ülke siyaseti kapalı kapılar ardında pazarlıklara, halk açlığa-yoksulluğa, öğrenciler imamlara emanet.
ÇEDES’e karşı mücadelemizi yükselteceğiz. Laik, bilimsel, çağdaş, nitelikli eğitimden vazgeçmeyeceğiz. Yurttaşlık hakkımızı da Cumhuriyetin kazanımlarını da, öğrencilerimizi de tarikat sever bakanlara teslim etmeyeceğiz.”

]]>