Nobel barış ödülü – Yeni Dünya https://yenidunya.org Yeni Günün Habercisi Thu, 21 May 2026 17:09:09 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.8.5 https://yenidunya.org/wp-content/uploads/2022/02/cropped-YD-ikon-512-1-75x75.png Nobel barış ödülü – Yeni Dünya https://yenidunya.org 32 32 AKP/MHP iktidarının ‘Barış, Demokrasi, Kardeşlik’ ve ‘Özgürlükçü Sivil Anayasa’ anlayışı üzerine https://yenidunya.org/yazarlar/selim-dikel/34067/akp-mhp-iktidarinin-baris-demokrasi-kardeslik-ve-ozgurlukcu-sivil-anayasa-anlayisi-uzerine/ Thu, 21 May 2026 17:09:04 +0000 https://yenidunya.org/?p=34067 ‘İleri Demokrasi’ vaadiyle işbaşına gelen AKP iktidarı, göreve geldiğinden bugüne kadar geçen 24 yıllık süre içinde; 21 Ekim 2007, 12 Eylül 2010 ve 16 Nisan 2017 tarihlerinde yapılan üç ayrı referandumla birlikte toplam 12 defa anayasa değişikliği gerçekleştirdi.

Hepsinin gerekçesi aynıydı. Darbe anayasasına karşı sivil anayasa yaparak insan haklarını ve özgürlükleri geliştirmek ve Türkiye’yi daha fazla demokratikleştirmek.

177 maddelik Anayasa’nın 134 maddesinde yapılan düzenlemelerle yasama, yürütme ve yargı erklerinde köklü değişiklikler yapıldı. Kuvvetler ayrılığı ilkesi darmadağın edildi.

12 Eylül 2010 tarihinde, “Askeri vesayet rejimine karşı özgürlükçü, demokratik, sivil Anayasa” vaadiyle yapılan referandum sonucunda; ‘Türk Tipi Başkanlık Sistemi’ adıyla ‘Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçildi. 600 Milletvekilinden oluşan TBMM etkisiz hale getirilerek işlevsizleştirildi. Parlamenter sistem yıkılarak halkın egemenliğine son verildi.

“Askeri vesayet rejimi son bulacak, Başkanlık Sistemi Türkiye’yi şahlandıracak” propagandasıyla TBMM’yi işlevsiz hale getiren AKP/MHP iktidarı, 24 yılda ülkeyi sadece ekonomik iflasın ve yıkımın eşiğine getirmekle kalmadı. Aynı zamanda zaten kısıtlı olan demokratik hak ve özgürlükleri de tamamen yok etti.

Bugüne kadar defalarca değiştirdiği Anayasaya bile uymayan iktidar, bu defa önümüzdeki seçimlerden sonra da iktidarını sürdürebilmek amacıyla, sözde ‘daha özgürlükçü, daha demokratik ve daha da sivil Anayasa’ vaadiyle yeni bir Anayasa değişikliğini gündeme getirmeye hazırlanıyor.

Siyasi iktidarın “özgürlükçü, demokratik ve sivil Anayasa” vaadinde ne kadar samimi olduğunu anlamak için geçmişte yaşadıklarımızı hatırlamak ve hatırlatmak gerekiyor.

2010 yılında 1 Mayıs’ın Taksim’de kutlanmasına ‘izin’ vererek, “Artık 1 Mayıs Hem Bayram Hem Taksim’de, Kutlu Olsun” diye Taksim Meydanı’na AKP İstanbul İl Başkanlığı imzalı pankart astıran iktidar; Anayasa Mahkemesinin, 1 Mayıs’ın Taksim Meydanı’nda kutlanmasına yönelik yasaklama kararının, “Anayasa’nın 34. maddesinde güvence altına alınan toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının engellenmesi” olduğu yönündeki kararını görmezden geliyor.

Taksim Meydanı, T.C. Anayasası, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve İLO Sözleşmeleri yok sayılarak 1 Mayıslarda emekçilere yasaklanıyor. Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına rağmen bu yasak hâlâ devam ediyor.

Gezi Direnişinde halka karşı kullanılan onbinlerce gaz bombası, biber gazı, plastik mermiler, içine kimyasal ilaç karıştırılmış tonlarca tazyikli su ve yitirdiğimiz canlar, hâlâ hafızamızda. Yaşananları unutmak mümkün mü?

İşverenlere sendika kurma hakkı tanınmışken; emekli yurttaşların insanca yaşamak için toplu sözleşmeli sendika talebiyle kurdukları emekli sendikaları, “Anayasada Emeklilerin sendika kurma hakkı olmadığı” gerekçesiyle kapatılıyor.

İşçilerin grev yapmaları ‘milli güvenliğe aykırı olduğu’ gerekçesiyle ‘erteleme’ adıyla defalarca fiilen yasaklanıyor.

Sendikaya üye oldukları için işten atılan veya maaşları ödenmediği için haklarını arayan işçilerin karşısına polis barikatı kurularak haklarını aramaları engelleniyor.

Kâr hırsıyla gözü dönmüş bir avuç madenciye karşı köyünü, toprağını, ormanını ve zeytinliklerini korumak için mücadele eden köylü yurttaşlar, jandarma marifetiyle yerlerde sürüklenerek gözaltına alınıyor ve tutuklanıyor.

İktidara muhalif olan güçleri parçalayarak yok etmek amacıyla, Cumhuriyet Halk Partisi’ne ve halkın oylarıyla işbaşına gelen CHP’li belediye başkanlarına yönelik düzenlenen hukuk dışı kumpaslarla halkın iradesi ve milletin egemenliği yok edilmek isteniyor.

Aslında söylenecek ve yazacak daha çok şey var. Fakat fazla söze gerek yok. Emeklilerin sendika kurmasına bile tahammül edemeyen ve bugüne kadar kurulan bütün emekli sendikalarını kapatan bir siyasi iktidar ülkeye demokrasi, barış ve özgürlük getiremez.

İktidarın “Sivil ve Demokratik Anayasa” vaadi tamamen bir aldatmaca ve “Cambaza Bak” oyunudur.

Siyasi iktidar ve TBMM Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nda yer alan muhalefet partileri, eğer Türkiye halkına karşı vaatlerinde samimiyseler; TBMM’de “Emekliler ve Emekçiler İçin İnsanca Yaşam Komisyonu” kurulsun ve halkın gerçek gündemindeki can yakıcı sorunların çözümü için çaba harcansın.

Emekli maaşları ve asgari ücret; ev kiralarının ve faturaların rahatça ödenebileceği, açlık ve yoksulluk sınırının üzerinde insanca yaşanabilecek bir seviyeye çıkarılsın.

Uzun lafın kısası; ayinesi iştir AKP’nin lafa bakılmaz. Yaparsa AK Parti yapar. Ancak bu hep böyle gitmez. Keser döner sap döner, gün gelir hesap döner.

Er ya da geç sandık gelecek devran dönecek, AKP halka hesap verecek. ‘İleri Demokrasi’ yalanıyla kurulan baskı rejimi sona erecek.

Tarih şahittir. Siyasi partiler tarihine dönüp bir bakın. Demokrat Parti, Adalet Partisi, Doğru Yol Partisi, Anavatan Partisi, hepsi tarihin çöplüğünde. Bu defa sıra AKP’de ve MHP’de. Bundan hiç kimsenin kuşkusu olmasın.

İktidarda kalabilmek amacıyla, ana muhalefet partisi üzerinde oynanan hukuk dışı uygulamalarla birlikte, her gün artarak devam eden hayat pahalılığı, işsizlik ve yoksulluk karşısında halkın giderek artan öfkesi ampulü patlatacak.

Erken ya da zamanında yapılacak ilk seçimde siyasi iktidar sandığa gömülecektir.

Yazın bunu bir yere!

NOT: Bu yazı CHP Kurultayı “butlan” kararından önce kaleme alınmıştır.

Fotoğraf: Selim Dikel / 1 Mayıs 2024 Saraçhane

]]>
Uzmanlar, 2025 Nobel Barış Ödülü’nü değerlendirdi: ‘Batılı elitler için bir maskaralığa dönüştü’ https://yenidunya.org/basindan/sectiklerimiz/33207/uzmanlar-2025-nobel-baris-odulunu-degerlendirdi-batili-elitler-icin-bir-maskaraliga-donustu/ Tue, 14 Oct 2025 08:26:16 +0000 https://yenidunya.org/?p=33207 2025 Nobel Barış Ödülü, Venezüella muhalefetinin önde gelen isimlerinden Maria Corina Machado’ya verildi. Uzmanlar, söz konusu bu kararı ve Nobel Barış Ödülü hakkında düşüncelerini Sputnik’e değerlendirdi.

Nobel Komitesi insanlığın iyiliği, halklar arası yakınlaşma, orduların azaltılması ve barış yanlısı kongrelerin teşviki için ‘en büyük çabayı gösteren’ kişilere verilen Nobel Barış Ödülü’nü, eski milletvekili ve Venezüella muhalefet lideri Maria Corina Machado’ya verdi.

Daha önce Venezüella Dışişleri Bakanlığı, Machado’nun bir televizyon röportajında ABD’den Venezüella’ya saldırı çağrısında bulunduğunu açıklamıştı. Söz konusu röportajda Machado, Venezüella’ya Batı yarımküresi için ‘sözde bir tehdit’oluşturduğunu öne sürmüştü.

Yine Machado 2018’de, Benyamin Netanyahu‘ya bir mektup yazarak Venezüella Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu devirmek için yardım istemişti.

Muhtelif uzmanlar Nobel Barış Ödülü kararını Sputnik‘e değerlendirdi.

‘Nobel Barış Ödülü, Batılı elitler için bir maskaralığa dönüştü’

Eski Birleşmiş Milletler Uluslararası Düzen Konusunda Bağımsız Uzman ve yazar Profesör Alfred de Zayas Sputnik’e verdiği demeçte, Machado’ya Nobel Barış Ödülü verilmesini ‘küreselci değer yozlaşmasının bitmek bilmeyen destanında yeni bir bölüm‘ olarak tanımladı.

Machado’yu ABD’nin bir önceki desteklediği figür olan Juan Guaido ile karşılaştıran Zayas, şu cümleleri kaydetti:

“Machado ABD’nin bir başka sadık piyonu. Venezüella’ya daha fazla yaptırım uygulanmasını savunuyor ve destekliyor. Oysa bu tür tek taraflı zorlayıcı tedbirler ilaç, tıbbi ekipman ve gıda eksikliği nedeniyle şimdiye kadar on binlerce masum Venezüellalının ölümüne neden oldu.

Son 40 yılda Nobel Komitesi, Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü (OPCW), Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA), Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) gibi kurumların küreselciler tarafından ele geçirildiğini dile getireren Zayas, “Şöyle bir araştırın. Bu, Batılı elitler için Orwellvari bir maskaralığa dönüştü. Nobel Barış Ödülü süreci bana sık sık George Orwell’in 1984 romanını hatırlatıyor: Savaş barıştır. Özgürlük köleliktir. Cehalet güçtür” dedi.

Nobel Barış Ödülü’nün artık ne bir amaca hizmet ettiğini ne de bir itibarının kaldığını ifade eden Zayas, söz konusu ödülün tamamen kaldırılmasını gerektiğini dile getirerek konuşmasını, “Ödül törenleri, organizatörler için birer gösteriden ibaret, kazananlar da nadiren en iyiler oluyor” dedi.

‘Nobel Barış Ödülü liyakate değil, siyasete göre veriliyor’

“Barack Obama gibi birçok askeri müdahaleden sorumlu bir figürün ya da kendi çıkarlarını gözeten ve hesap verme sorumluluğu olmayan siyasi bir yapı olan AB’nin bu ödüle layık görülüp, Mahatma Gandhi gibi tartışmasız pasifist ve insancıl kişilerin ödüle layık görülmemesi, bu ödülün çoğu zaman liyakate değil, siyasete göre verildiğinin yeterli kanıtıdır.

Beck açıklamasını, “Ödül adayları kamuoyunca tanınan kişilerden, ileri gelenlerden ve çoğu zaman siyasetçiler ya da ödülü kazanmayı çok isteyen yüksek profilli kişilerden oluşan komiteler tarafından aday gösterilip seçiliyor. Bu kişilerin siyasi görüşlerle en azından kısmen motive olmadığını veya siyasi baskılardan etkilenmediğini varsaymak tamamen gerçek dışıdır” diyerek sözlerini tamamladı.

‘Batı, kendi gündemini ileri süren kişileri ödüllendiriyor’

The Imagindia Institute Başkanı Robinder Sachdev, ABD destekli Venezüella muhalefet lideri Maria Corina Machado’ya verilen ödüle ilişkin Sputnik’e yaptığı açıklamada, Nobel Barış Ödülü’nün Batı’nın liberal düzenini ilerletmek için bir araç haline geldiğini belirtti.

Sachdev, Nobel Komitesi’nin sürekli siyaset yapmak yerine gerçekten barış için iyi işler yapan küresel bir kurumu aday gösterebileceğini belirterek, “Örneğin neden Gazze’den dışlanan ancak harika işler yapan BM yardım kurumu UNRWA olmasın? Ya da başka benzer bir kurum. Eğer barış ödülü verilseydi bu kurumlar daha da güçlendirilmiş olurdu” cümlelerini kaydetti.

Sachdev açıklamasında, Komite’nin demokrasi değerlerinden bahsetse de, hiçbir zaman ortak iyilik için mücadele eden gerçek devrimcilere ya da küresel düzende alternatif sunan liderlere ödül vermediğini belirterek Komite’nin yalnızca Batı’nın kendi gündemini ileri süren kişileri ödüllendirdiğini vurguladı.

Sachdev açıklamasını şu cümlelerle sonlandırdı:

“Genel olarak benim görüşüm şu ki: Nobel Barış Komitesi inanılmaz bir fırsatı tamamen kaçırdı Bu da şu anlama geliyor: Gelecekte, Nobel Barış Ödülü artık ağırlığını kaybetmiştir. Nobel Barış Komitesi kendini küçültmüş ve ödülün prestijini düşürmüştür.”

Daha önce Nobel Barış Ödülü alan bazı isimler

Muhtelif uzman ve yazarlar, Nobel Barış Ödülü‘nün artık itibarını kaybettiğini belirterek artık temsil ettiğini iddia ettiği değerlerin sadece bir gölgesi haline geldiğini vurguluyorlar.

Daha önce Nobel Barış Ödülü alan bazı isimler:

Maria Corina Machado

2025 ödülünü, ‘büyüyen karanlıkta demokrasinin meşalesini yakmaya devam ettiği’ için alan Machado, kendi ülkesine karşı yabancı askeri müdahaleyi ve Venezüella’nın enerji ve doğal kaynaklarının satışını açıkça destekleyen tavrı ile tanınıyor. 2023’te rejim değişikliği projesinin sembol ismi Juan Guaido‘nun kariyerinin çöküşünden sonra sürgündeki muhalefetin liderliğini devralmıştı.

Barack Obama

Dönemin ABD Başkanı Obama, 2009’da başkanlığının hemen başında ödülü almıştı. Obama başkan seçildikten sonra ABD’nin ülke dışında yürüttüğü savaş sayısını dörtten yediye çıkarmıştı. Obama ayrıca George W. Bush’tan 10 kat fazla drone saldırısını onaylamış ve sadece 2016’da 25 bin bomba kullanılması talimatının altına imza atmıştı.

Henry Kissinger

Siyaset bilimci ve eski Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanı Kissenger, Vietnam Ateşkesi sebebiyle bu ödülü almıştı. Ancak ateşkes savaşın bittiği anlamına geldiği gibi süresi uzatılmıştı. Ek olarak ise savaş Kamboçya’ya yayılmıştı. Öte yandan Kissenger Şili, Kıbrıs ve Doğu Timor gibi ülkelerde darbeleri ve savaşları desteklemişti.

Woodrow Wilson

Eski Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Wilson, Birinci Dünya Savaşı sonunda felaketle sonuçlanan Milletler Cemiyeti sistemini kurmadaki rolü nedeniyle ödül almıştı. Ancak bu sistem 20 yıl içinde çökmüş ve İkinci. Dünya Savaşı’na giden yolu açmıştı. Ayrıca Wilson döneminde Haiti, Dominik Cumhuriyeti ve Meksika işgal edilmişti.

Theodore Roosevelt

Eski Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Roosevelt de başta kendisi tarafından Rus-Japon Savaşı’nı ‘bitirdiği‘ için ödül almıştı.

Tüm bu isimlerin dışında İran’dan Nergis Muhammedi, Belarus’tan Ales Belyatskiy, Rusya’dan Dmitriy Muratov ve Çin’den Liu Xiaobo isimsiz ‘sivil toplum aktivistleri’ kendi hükümetlerinin eleştirmeni, hepsi Batı tarzı siyasi ve ekonomik sistemlerin ve tek kutuplu dünya düzeninin destekçileri olduğu sebebiyle tenkit edilmişlerdi.

Uzmanlar, söz konusu bu tablo sebebiyle Nobel Barış Ödülü’nün artık gerçek barıştan çok jeopolitik çıkarlar doğrultusunda dağıtıldığını dile getiriyor.

Kaynak: Sputnik Türkiye

]]>