Nijer – Yeni Dünya https://yenidunya.org Yeni Günün Habercisi Thu, 01 May 2025 07:44:04 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.8.5 https://yenidunya.org/wp-content/uploads/2022/02/cropped-YD-ikon-512-1-75x75.png Nijer – Yeni Dünya https://yenidunya.org 32 32 Başkan Traore ve Burkina Faso’nun anti-emperyalist yeniden doğuşu https://yenidunya.org/basindan/sectiklerimiz/32573/baskan-traore-ve-burkina-fasonun-anti-emperyalist-yeniden-dogusu/ Thu, 01 May 2025 07:44:02 +0000 https://yenidunya.org/?p=32573 İktidara geldiği 2022’den bu yana ülkeyi eski sömürgeci Fransa’dan uzaklaştırarak Batı karşıtı politikalar izleyen Burkina Faso Cumhurbaşkanı İbrahim Traoré, Sahel Devletleri İttifakı (AES) ile bölgesel iş birliği geliştiriyor.

Meryem Karagözlü, Press TV için kaleme aldığı “A new dawn in the Sahel: President Traore and Burkina Faso’s anti-imperialist rebirth” adlı makalesinde, Burkina Faso’nun Fransa destekli darbe girişimini engellemesini ve Cumhurbaşkanı İbrahim Traore’nin anti-emperyalist politikalarını ele alıyor. 37 yaşındaki Traore, 2022’deki askeri darbeyle iktidara gelerek Fransız birliklerini ülkeden çıkardı, yolsuzlukla mücadele etti ve ekonomik öz yeterliliği hedefleyen reformlar başlattı.

Geçtiğimiz hafta Burkina Faso ordusu, Batı Afrika ülkesinde Fransa tarafından tasarlanan önemli bir darbe girişimini başarıyla bertaraf ettiğini duyurdu.

Burkinabe Güvenlik Bakanı Mahamadou Sana, darbe girişiminin arkasındaki liderlerin, Devlet Başkanı Alassane Ouattara liderliğindeki hükümetin Fransa’nın bölgedeki çıkarlarıyla uyumlu olduğu bilinen Fildişi Sahili’nde bulunduğunu açıkladı.

Sana geçtiğimiz pazartesi günü devlet televizyonunda darbe girişiminin amacının “tam bir kaos yaratmak ve ülkeyi uluslararası bir örgütün gözetimi altına sokmak” olduğunu açıkladı.

Komplo, bir Burkinabe askeri subayı ile terörist grupların liderleri arasında yapılan mesajlaşmaların ele geçirilmesinin ardından ortaya çıkarıldı. Bu mesajlaşmalarda savunma ve güvenlik güçlerinin pozisyonları ve devam eden askeri operasyonlarla ilgili ayrıntılar ele alınıyordu.

Hükümete göre, bu terörist gruplarla paylaşılan bilgiler, “yetkililere karşı bir isyan başlatmak” amacıyla Cumhurbaşkanı İbrahim Traore yönetimindeki güvenlik güçlerine ve sivillere yönelik saldırıları tırmandırmayı amaçlıyordu.

Bu son olay, iki buçuk yıl önce göreve geldiğinden bu yana ülkeyi eski sömürgeci gücü Fransa’dan uzaklaştırmaya çalışan Cumhurbaşkanı Traore’nin karşılaştığı zorlukların altını çiziyor.

37 yaşındaki Traore, İzlanda Başbakanı Kristrun Frostadottir’den sonra dünyanın en genç ikinci devlet başkanıdır. Terörizm ve yeni sömürgecilik tehdidinin devam etmesine rağmen Burkina Faso’nun uluslararası ilişkilerini ve iç politikalarını yeniden şekillendirmede önemli adımlar attı.

Çok kutuplu bir dünya için Afrika’nın en önde gelen savunucularından biri olarak ortaya çıkan Traore, geçen yıl komşu Mali ve Nijer ile birlikte kurulan Batı karşıtı bölgesel bir blok olan üçlü Sahel Devletleri İttifakı’nın (AES) yüzü olarak hizmet veriyor.

Anti-emperyalizmin sadık bir savunucusu olan karizmatik genç Afrikalı lider, Fransız birliklerinin Burkina Faso’dan çıkarılmasına öncülük ederek, diğer Afrika ülkelerinin de benzer eylemleri düşünmesiyle bir dalgalanma etkisi yarattı.

Başkanlık maaşını reddederek ve mütevazı askeri rütbesi olan yüzbaşılığı koruyarak Traore, ekonomik kendi kendine yeterliliği teşvik etme ve yolsuzluğu ortadan kaldırma konusundaki kararlılığını göstermiştir.

İktidara Yükseliş

Yerel halk arasında “IB” olarak bilinen Traore, Burkina Faso ordusuna 2010 yılında 22 yaşındayken katıldı.

2020 yılına gelindiğinde yüzbaşılığa terfi etmiş ve Afrika ülkesindeki çok sayıda terörle mücadele operasyonunda önemli bir rol oynamıştı.

Ancak bu süre zarfında Traore, yetersiz donanıma sahip Burkinabe askerleri ile rüşvet için “para bavulları” dağıtan yozlaşmış politikacılar arasındaki keskin tezata tanık olduktan sonra ülkesinin liderliği konusunda hayal kırıklığına uğradı.

Traore statükodan giderek daha fazla hoşnutsuzluk duymaya başladıkça, yavaş yavaş ülkenin kuzeyinde konuşlanmış hayal kırıklığına uğramış askerlerin sözcüsü olarak ortaya çıktı.

Ocak 2022’de Burkina Faso’da Cumhurbaşkanı Roch Marc Kabore’ye karşı yapılan darbede rol oynadı ve bu da Koruma ve Restorasyon için Yurtsever Hareket askeri cuntasının yükselmesine yol açtı.

Ancak cunta lideri Paul-Henri Sandaogo Damiba’ya karşı duyulan memnuniyetsizlik, terör tehdidiyle etkili bir şekilde mücadele edememesi nedeniyle arttı.

Cephedeki genç subaylar arasındaki hoşnutsuzluk aynı yılın 30 Eylül’ünde bir başka darbeyle doruğa ulaştı.

Bu darbenin ardından 34 yaşındaki Traore, Koruma ve Restorasyon için Vatanseverlik Hareketi’nin yeni lideri olarak seçildi.

Traore, 6 Ekim 2022’de hem “Devlet Başkanı” hem de “Silahlı Kuvvetlerin Yüksek Başkanı” sıfatıyla Geçici Başkanlık görevini de üstlendi.

Diğer darbe girişimleri

Traore’yi devirmeye yönelik son darbe girişimi, iktidara gelmesinden bu yana yaşanan ilk darbe girişimi değildi; aslında hükümeti son iki buçuk yılda çok sayıda darbe girişimine karşı koydu.

Traore’nin göreve gelmesinden kısa bir süre sonra, askeri savcılar Aralık 2022’de siviller ve Emmanuel Zoungrana adlı bir yarbay tarafından “devlet kurumlarını istikrarsızlaştırma” girişiminde bulunulduğunu açıkladı.

Eylül 2023’ün sonlarında Burkina Faso hükümeti, Traore’nin iktidarı devralmasından yaklaşık bir yıl sonra bir başka “kanıtlanmış darbe girişiminin” engellendiğini bildirdi.

Ocak 2024’te hükümet sözcüsü Rimtalba Jean Emmanuel Ouédraogo bir darbe girişiminin engellendiğini ve bunun sonucunda darbecilerin tutuklandığını açıkladı ve bunu Sahelya ülkesini “istikrarsızlaştırmaya yönelik sayısız girişim” olarak nitelendirdi.

Eylül 2024’te Burkina Faso hükümeti “birkaç istikrarsızlaştırma girişimini” engellediğini açıkladı ve eski geçiş dönemi başkanı Damiba’nın Burkina Faso içindeki “bu komplonun askeri bölümüne” öncülük ettiğini belirtti.

Güvenlik Bakanı Sana, Batılı istihbarat örgütleri ve Avrupalı paralı askerler tarafından desteklenen muhalif güçlerin, aralarında Fildişi Sahili, Gana ve Nijerya’nın da bulunduğu çeşitli ülkelerden geniş çaplı bir istikrarsızlaştırma planı düzenlediğini açıkladı.

Pragmatik dış politika

Genç anti-emperyalist Afrikalı lider, iktidara geldiğinden bu yana Burkina Faso’yu ABD ve Fransa’nın da aralarında bulunduğu yeni-sömürgeci güçlerden kurtarmak ve ülkenin bağımsızlığını güvence altına almak için çabalıyor.

Traore hükümeti, Sahel ülkesinin çekilmelerini talep etmesinden sadece bir ay sonra, Şubat 2023’te kararlı bir hamleyle yüzlerce Fransız askerini Burkina Faso’dan kovdu.

Traore daha sonra Burkina Faso’nun uluslararası ittifaklarının çeşitlendirilmesini onaylayarak “başka ufuklara bakma arzusunu, çünkü biz kazan-kazan ortaklıkları istiyoruz” şeklinde ifade etti.

Başbakan Apollinaire Kyelem de Tembela da 2023 yılında bu duyguları yineleyerek Rusya’nın Burkina Faso’nun terörle mücadelesinde “makul” bir müttefik olacağını öne sürdü.

Ülkenin sömürgeci geçmişini reddetmesi, o zamandan bu yana Batı ve Orta Afrika’da, ülkelerin Fransa ile bağlarını giderek daha fazla azalttığı daha geniş bir eğilimi ateşledi.

Mali, Burkina Faso ve Nijer’in askeri hükümetleri son yıllarda toplu olarak yaklaşık 4,300 Fransız askerini topraklarından kovdu.

Ocak ayında Fransa Çad’dan askerlerini çekme işlemini tamamlarken, Fildişi Sahili de daha önce Fransız kuvvetlerini çekme niyetini açıklamıştı.

Ayrıca Fransa ve Senegal, Senegal’de konuşlu tüm Fransız birliklerinin bu yılın sonuna kadar geri çekilmesine ilişkin şartları müzakere ediyor.

Afrika’daki bu Fransız askeri üsleri, genellikle terörle mücadelede yardım sağlama bahanesi altında Fransız askeri müdahalelerini kolaylaştıran lojistik merkezler olarak hizmet vermiştir.

Bu üslerin kapatılması Fransa’nın Afrika’daki müdahale kapasitesinin sonu anlamına gelecek ve bölgedeki etkisini etkin bir şekilde azaltacaktır.

Bu eğilime yanıt olarak Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron Ocak ayında Afrikalı liderlerin Sahel’deki isyanlarla mücadelede sözde yardımları için Fransa’ya “teşekkür etmeyi unuttukları” yorumunda bulundu.

Macron’un sözlerini “insanlar için sadece bir sis perdesi” olarak nitelendiren Traore, “Nankörlük eden biri varsa o da kendisidir. Fransa bugün atalarımız sayesinde var. Bizim için dua etmeliler” dedi.

Sahel Devletleri İttifakı

26 Temmuz 2023’te Nijer’de bir darbe meydana geldi ve ülkenin başkanlık muhafızları Cumhurbaşkanı Mohamed Bazoum’u görevden alarak gözaltına aldı.

Bunun üzerine Batı Afrika Devletleri Ekonomik Topluluğu (ECOWAS) 30 Temmuz’da bir ültimatom yayınlayarak Bazoum’un uluslararası yaptırımlar ve potansiyel güç kullanımı tehdidi altında bir hafta içinde görevine iade edilmesini talep etti.

26 Eylül 2023’te Mali, Nijer ve Burkina Faso, ECOWAS tehdidine yanıt olarak kurulan bir karşılıklı savunma anlaşması olan Sahel Devletleri İttifakı’nı (AES) kurdu.

Temmuz 2024’te AES, darbe sonrası üç yönetim tarafından yönetilen bir konfederasyona dönüştü.

Konfederasyon, Fransızcanın seviyesinin düşürülmesi ve sömürge döneminden kalma sokak isimlerinin yeniden adlandırılmasında da görüldüğü üzere yeni sömürgeciliğe karşı çıkmaktadır. Ayrıca Fransız ve ECOWAS karşıtı görüşlere sahip olup, bu ülkelerin birçok politikasına itiraz etmektedir.

AES, enerji ve iletişim altyapısını geliştirmek için kaynakları bir araya getirmeyi, ortak bir pazar kurmayı, önerilen bir para birimi ile bir para birliği uygulamayı, insanların serbest dolaşımını sağlamayı, sanayileşmeyi teşvik etmeyi ve tarım, madencilik ve enerji sektörlerine yatırım yapmayı amaçlamaktadır. Nihai hedef ise federalleşerek tek bir egemen devlet haline gelmektir.

AES ülkeleri kaynak zengini ülkelerdir ve kaynakları ve operasyonları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmak için Batılı şirketlerle ilişkilerini yeniden müzakere etmektedirler.

Eski sömürgeci güçleri Fransa’nın kaynaklar, toprak, diplomatik ilişkiler ve ticaret üzerindeki etkisini ve kontrolünü aktif bir şekilde azaltmaktadırlar.

Fransa’nın ayrılmasıyla ortaya çıkan boşluğu doldurmak için yeni ortaklıklar arayışında olan AES ülkeleri, Rusya, Türkiye, Çin, İran ve Kuzey Kore ile ekonomik ve güvenlik işbirliğini geliştirmeye çalışıyor.

AES ülkeleri için ekonomik görünüm umut verici görünmektedir. 2024 yılında Burkina Faso %5.494, Mali %3.751 ve Nijer %9.869 GSYİH büyümesine ulaşacaktır.

Yurtiçi politikalar

2023 Afrobarometre raporu, Burkinablıların yaklaşık üçte ikisinin liderler gücü kötüye kullandığında askeri müdahalenin gerekli olduğuna inandığını, %66’sının ise askeri yönetimi desteklediğini ortaya koymuştur ki bu oran 2012’de kaydedilen %24’lük oranla tam bir tezat oluşturmaktadır.

Askeri yönetim döneminde yapılan bu anket, görünüşe göre Traore’nin yönetimine yönelik genel onayı yansıtıyor.

Traore’nin destekçileri, askeri harcamaların iki katına çıkarılması, kuzeydeki aşırı güçlenmiş birliklere yardım etmek için hızlı bir destek gücünün oluşturulması ve hükümet saldırılarında insansız hava araçları ve helikopterlerin kullanımının artırılması gibi çeşitli başarıların altını çiziyor.

Ayrıca Traore’nin askeri yüzbaşı maaşlarını korurken maaş artışını reddetmesi ve yerli altın rafinasyonunu teşvik etmek için altın madenlerini kamulaştırması gibi reformları pek çok vatandaşta yankı uyandırdı.

Traore yönetimi ayrıca Ulusal Zanaatkar Pamuk İşleme Destek Merkezi’nin açılışını yaptı, yeni bir havaalanı inşa etti ve tarıma önemli yatırımlar yaptı.

Traore, mali bağımsızlığını savunmak amacıyla Uluslararası Para Fonu ve Dünya Bankası’ndan mali yardım almayı reddetti ve ülkenin Batı kredilerine ve koşullara bağlı olmadan kalkınma potansiyelini vurguladı.

Burkina Faso’nun altın, çinko, bakır, manganez, elmas ve daha fazlası dahil olmak üzere kullanılmayan doğal kaynakları, ulusal ekonomiyi dönüştürmek için önemli bir potansiyele sahiptir.

GSYİH’nin 1990’da 3,2 milyar ABD dolarından 2023’te 18,3 milyar ABD dolarına yükselmesi ve aşırı yoksulluğun azalması gibi ilerlemelere rağmen zorluklar devam etmektedir.

Güvenlik Çalışmaları Enstitüsü’ndeki Afrika Geleceği ve İnovasyon ekibi tarafından yapılan son araştırmaya göre, Burkina Faso ekonomisinin 2025’ten 2043’e kadar ortalama %8 oranında büyümesi, gelir yoksulluğunu %2,6’ya düşürmesi ve 2043’e kadar 2,4 milyon Burkinablıyı daha yoksulluktan kurtarması öngörülmektedir.

Bununla birlikte, aşırılık yanlısı gruplara kaybedilen toprakların %40’ında devletin otoritesini ve kamu hizmetleri sunma kapasitesini tehlikeye attığı için acil terörizm sorununa öncelik verilmesi kritik önem taşımaktadır. Bu bölgelerdeki binlerce okul ve sağlık tesisi halen kapalı.

Uzmanlar, güçlü ve karizmatik liderliğiyle Burkina Faso’nun yönetişimi iyileştirme ve kalkınma hedeflerine ulaşma potansiyeline sahip olduğunu belirtiyor.

Kaynak: YDH

]]>
Tarımsal üretimde Sudan, Nijer, Venezuela hüsranı https://yenidunya.org/basindan/28352/tarimsal-uretimde-sudan-nijer-venezuela-husrani/ Thu, 07 Dec 2023 09:52:40 +0000 https://yenidunya.org/?p=28352 Yurt dışında tarım yapmak istenen Sudan, Nijer ve Venezuela’da tarımsal üretim projelerinin hiçbiri ekonomik ve ekolojik olarak iyi araştırılmamış, fizibilitesi yapılmamış bu nedenle ülke liderlerinin hayalleri üzerinden gerçekleştirilmek istenen projeler başarılı olamadı.

Son 10 yılda Sudan, Nijer, Venezuela’da tarımsal üretim yapmak için çalışmalar yapan Türkiye hiç birinde başarılı olamadı. Nerede yanlış yapıldı? Tarımsal üretimde neden başarı sağlanamadı?
Türkiye’nin devlet olarak yurtdışında tarım yapma çalışmaları ilk olarak 2013 yılında başladı. Ak Parti iktidarının o dönemki Sudan Devlet Başkanı Ömer el-Beşir ile olan iyi ilişkileri nedeniyle bu ülkede 780 bin 500 hektar tarım arazisinin 99 yıllığına kiralanarak tarımsal üretim yapılması çalışmaları başlatıldı. Bu amaçla iki ülke arasında anlaşmalar imzalandı, ortak şirket kuruldu, bakanlar gitti geldi ve 10 yılın sonunda kurulan şirket tasfiye edildi. Sudan’da tarımsal üretim hüsranla sonuçlandı.
Nijer’de 1 milyon hektarlık alanda yem bitkileri üretilerek Türkiye’ye getirilecek üretim maliyetleri düşürülecek ve süt ineklerinin kesime gitmesi engellenecekti. Dönemin Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Nijer Cumhurbaşkanı Mahamadou Issoufou ile 2018’de yaptığı görüşme sonucunda bu ülkede yem üretimi gündeme geldi. Bir teknik heyet bu ülkede çalışmalar yaptı ancak Nijer’deki tarımsal üretim hayali de başarısızlıkla sonuçlandı.
Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Haziran 2022’deki görüşmelerinden sonra dönemin Tarım ve Orman Bakanı Vahit Kirişçi, Venezuela’da buğday üreteceklerini söyledi. Oysa Venezuela’da buğday yetişmiyordu. Bizden un ithal ediyorlardı. Bakan Vahit Kirişçi Venezuela’ya gitti helikopterle arazileri gezdi, tarlaları, çiftlikleri dolaştı. O sırada tarlalarda soya vardı. Soyayı görünce buğday değil soya ekileceğini söyledi. Bununla da yetinmedi bu ülkedeki hayvancılık potansiyelinin Türkiye’den daha iyi olduğunu söyledi. Venezuela’da üretim için çalışma bile yapılamadı.

Yurtdışında tarım fikri nereden çıktı?
Yurtdışında tarımsal üretim 3 ülkede yapılması hedeflendi. Yurtiçinde aylarca, yıllarca bunun üzerine konuşmalar yapıldı. Kamuoyunda öyle bir hava estirildi ki, Sudan’daki üretimle gıda güvencesi sağlanacak, gıda fiyatları düşürülecek algısı yaratıldı. Nijer’deki yem üretimi ile yem sorunu çözülecek hayvancılık şaha kalkacaktı. Venezuela’da buğday üretimi ile un sektörüne ucuz hammadde sağlanacaktı.
Bu projelerin hepsi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın mevkidaşı olan cumhurbaşkanı veya devlet başkanı ile olan görüşmelerinden sonra gündeme geldi. Muhtemelen iki ülke arasındaki görüşmeler sırasında o dönemki güncel konularda nasıl işbirliği yapılabileceği konuşulurken bu projeler gündeme geldi. İşbirliği yapılması için gerekli olan fizibilite çalışmaları olmadan da proje olmuş gibi sunulunca böyle hüsranlar doğdu.

Sudan’da 10 yıllık tarım macerası
Türkiye’nin devlet eliyle yurtdışında toprak kiralayarak tarımsal üretim yapma girişimi 2013 yılında başladı. Sudan’a özel ilgi gösteren AKP iktidarı, Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı, Ahmet Davutoğlu’nun Başbakan, Mehdi Eker’in Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı olduğu 2014 yılında Sudan ile tarımda işbirliği anlaşması imzaladı. Ankara’da 28 Nisan 2014 tarihinde imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Sudan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında İkili Tarımsal İşbirliği ve Ortaklığına İlişkin Anlaşma” Bakanlar Kurulu’nun 9.11.2015 tarih ve 2015/8234 sayılı Kararı ile onaylandı.

Türk- Sudan tarım anlaşmasının ayrıntıları
Sudan ile yapılan anlaşmada özetle şöyle denilmektedir: “İki ülke arasında tarımsal üretim ve ticaretin artırılması için Sudan’da tarımsal işletmeler/çiftlikler kurulup, Sudan kaynaklarının ve tarımsal potansiyelinin daha rasyonel kullanılması göz önünde tutularak, gelişmekte olan ikili ticaretle ekonomik işbirliğinin büyük potansiyeli de dikkate alınarak, hayvancılık da dahil olmak üzere tarımsal alanda işbirliğinin geliştirilip derinleştirilmesi ve her iki ülkede güvenilir ve sürdürülebilir kalkınmanın sağlanması amacıyla taraflar arasında ortak bir tarım şirketinin kurulmasının önemi vurgulanmış, Türk özel sektörünün Sudan’da kurulacak tarımsal işletmeler/çiftliklerde faaliyet göstermesinin sağlanması amaçlanmıştır.
Şirketin amacı; Sudan’da tarımsal üretim, hayvancılık faaliyetleri, bunlara ilişkin endüstriyel tesisler kurup, pazarlama, depolama, ihracat, ithalat ve ticaret yapmak, sosyal yaşam alanları kurmak şeklinde özetlenmiştir.
Şirketin merkezi Ankara’da olacak, her türlü tarımsal faaliyet ve işlemleri ile gelirleri ve bu gelirlerin ülke dışına transferi Sudan Cumhuriyeti’nde hiçbir vergiye, vergi benzeri ödemeye, gümrük vergisi ödemelerine ve benzeri diğer ödemelere tabi olmayacak, Şirketin yurtdışı şubelerinden elde ettiği gelirler Türkiye’de vergilendirilmeyecektir.
Şirketin süresi yasal kuruluş tarihinden itibaren 35 (otuz beş) yıl olacak, bu anlaşma ise 99 yıllığına yürürlükte kalacaktır. Şirketin kuruluş sermayesi 10 milyon ABD dolarıdır. İki tarafın şirketteki ortaklık oranları: Türkiye %80, Sudan %20’dir. Sudan tarafı sermaye karşılığı olarak arazi kira bedelini koyacak, arazi kira bedeli Sudan’daki diğer arazilerle ilgili emsal değerler göz önüne alınarak tarafların mutabakatıyla belirlenecektir.

Kurulacak ortak şirketin ve Türk girişimcilerin faaliyette bulunacağı ve Sudan Devleti’nin faaliyette bulunmaları için tahsis edeceği tarımsal yatırıma konu araziler aşağıdakilerdir:
– El Cezire (Abugota 2) 87.500 hektar
– Batı Omdurman ve Kuzey Kordofan 50.000 hektar
– Mavi Nil, Gedaref, Sinnar 300.000 ha
– Kuzey Eyaleti (Dongola, Amri, Golid, Multaga) ve Nil eyaleti 270.000 hektar
– El Cezire (Rahat Medani) 73.000 hektar
TOPLAM 780.500 hektar

Söz konusu arazilerin bütünlüğünün korunması, üçüncü şahıslar tarafından ileri sürülecek hak iddialarını gidermek Sudan devletinin sorumluluğundadır ve bu konuda projede doğabilecek kesintiler ve maliyetler Sudan devletince tazmin edilecektir.
Arazi, bina, makine ve personelin güvenliğinden Sudan tarafı sorumlu olacaktır. Sudan tarafı, Ortak Şirketin ve tarım ve tarımsal endüstri alanında yatırım yapan Türk girişimcilerin Sudan’daki yatırımları ile alakalı üretim ve ticari faaliyetleri sonucunda elde edeceği meblağları ve kârları, hiçbir önleyici tedbir ya da gecikme olmadan serbestçe transfer etmelerini garanti eder.”
Anlaşmadan 4 yıl sonra şirket kurulabildi
Sudan ile yapılan bu anlaşma kapsamında, 17 Ocak 2018 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile Türk-Sudan Uluslararası Tarım ve Hayvancılık Anonim Şirketinin Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü’ne (TİGEM) bağlı ortaklık olarak kurulması onaylandı. Şirket kurulduğunda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dı. Binali Yıldırım Başbakan, Ahmet Eşref Fakıbaba Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanıydı.

Pakdemirli: ”En sonunda arazimize kavuştuk” demişti
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçildikten sonra Tarım ve Orman Bakanlığı görevine Bekir Pakdemirli getirildi. Pakdemirli ilk yurtdışı gezilerinden birisini Eylül 2018’de Sudan’a yaptı. Anadolu Ajansı’nın 12 Eylül 2018 tarihli haberinde Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, “Türkiye ile Sudan arasındaki tarım ve hayvancılığa dayalı iş birliğinin hayata geçirilmesinde önemli mesafeler kat ettik.” demişti.
Pakdemirli, Sudan’da helikopterle ve karadan tarım arazilerini gezdikten sonra özetle şunları söyledi: “En sonunda arazimize kavuşmuş olduk, şimdi içindeyiz. Bu araziyi Kasım ayından itibaren tamamen Sudan hükümetinden teslim almış olacağız. Türk hükümeti olarak örnek çiftlik ve örnek üretim yapılması konusunda her türlü adımı atmış olacağız.”

Başkan Erdoğan emretti “Sudan’a git, onlarla iş yap”
Sudanlılara Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın selamını ileten Pakdemirli, “Yaklaşık 2 ay önce bakan olduğumda, Başkanımızın bana ilk emri ‘Sudan’da kardeşlerimiz var, Sudan’a git, onlarla iş yap.’ olmuştu. Yani sizler için buradayız.” dedi. Pakdemirli, Türkiye’nin de büyük arazileri olduğunu ancak gıda güvenliğini sağlayabilmek için Sudan’da bulunduklarını anlattı.
Pilot çiftlik kurulacaktı
Sudan’da tarım arazisinin kiralandığı dönemde Devlet Başkanı Ömer el-Beşir’di. 2019’da ülkede aylar süren ayaklanmaların ardından Ömer el- Beşir devrildi. 2021 yılında darbe ile iktidara gelen Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah El-Burhan, Ağustos 2021’de Ankara’ya gelerek Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı ziyaret etti. O ziyaret ile Türkiye’nin Sudan’da tarım yapması bir kez daha gündeme geldi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Abdulfettah El-Burhan görüşmesi sonucunda Sudan’da ilk etapta 100 bin hektarlık alanın yani 1 milyon dönüm tarım arazisinin işletmeye alınmasıyla ilgili görüş birliğine varıldığını açıkladı. Oktay, şunları söyledi: “Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğünün (TİGEM) pilot çiftlik projesi öncülüğünde bu alanda başlatılacak tarımsal üretim işbirliği, Türk iş insanlarımız için Sudan’da önemli bir yatırım fırsatı sunarken aynı zamanda Sudan’a istihdam, tarımsal teknoloji ve gıda arz güvenliği gibi alanlarda katkı sağlayacaktır.”

Türk Sudan Tarım şirketi tasfiye edildi
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan imzası ile 1 Aralık 2023 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan karar ile Sudan ile Türkiye arasında kurulan ortak şirketin tasfiyesine karar verildi. Karar ile Türk Sudan Uluslararası Tarım ve Hayvancılık şirketindeki kadro ve pozisyonlar da iptal edildi. Karar’da özetle şu bilgilere yer verildi: “Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğünün (TÎGEM) bağlı ortaklığı olarak kurulan Türk Sudan Uluslararası Tarım ve Hayvancılık Anonim Şirketinin (Şirket) tasfiye edilmesine karar verilmiştir.Tasfiye işlemleri ilgili mevzuat kapsamında yürütülerek ortaklık payından kaynaklı tüm hak ve yükümlülükler TİGEM’e devredilir. Şirketin, 14/7/2021 tarihli ve 2021/362 sayılı Cumhurbaşkanı Karan ile ihdas edilen kadro ve pozisyonları iptal edilerek, 22/1/1990 tarihli ve 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki (I) ve (II) sayılı cetvellerin ilgili bölümlerinden çıkarılmıştır.”
Böylece 10 yıllık Sudan’da tarımsal üretim yapma macerası bitti. Şirketin kuruluşu dışında önemli bir adım atılamadı. Sudan’da darbe ile yönetim değişikliği olunca projenin geleceğine ilişkin bir belirsizlik oluştu. Herhangi bir üretim, özel sektöre tahsis edilen arazi olmadı.

Nijer’de yem üreterek süt ineklerinin kesilmesi önlenecekti
Türkiye, Sudan’dan sonra, bir başka Afrika ülkesi Nijer’de de tarımsal üretim yapmak üzere harekete geçti. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın Nijer Cumhurbaşkanı Mahamadou Issoufou ile 2018’de yaptığı görüşme doğrultusunda, bu ülkede 1 milyon hektar alanda tarımsal üretim yapılması için anlaşmaya varıldı. Bu görüşmeden sonra Cumhurbaşkanı Yardımcılığı bünyesinde özel bir ekip kuruldu ve Nijer’de çalışmalara başlandı.
Hayvancılıkta yem açığını kapatmak ve fiyat artışlarını durdurmak için Nijer’deki 1 milyon hektar alanda yem bitkileri üretimi yapılarak Türkiye’ye getirilebileceğini belirten Oktay, bu konuda özel bir ekip oluşturulduğunu ve sürecin koordine edildiğini söyledi.
Sudan’dan sonra bu kez dünyanın acil gıda yardımına muhtaç ülkesi Nijer’de 1 milyon hektarlık alanda tarımsal üretim yapmak, öncelikle de hayvan yemi üretmek üzere proje geliştirildi. Proje kapsamında özel sektörün de yatırım yapması isteniyordu.
Cumhurbaşkanlığı’ndan, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’ne 2 Aralık 2020 tarihli ve E-44146668-730.06.01-46838 sayılı yazıyla Nijer’de yem üretimi konusunda yapılması planlanan proje hakkında bilgi verildi. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Genel Sekreteri Mustafa Saraçöz imzasıyla 9 Aralık 2020 tarihli ve “Nijer’de Tarım Alanında Yapılması Öngörülen Proje Hakkında” başlığıyla Oda ve Borsalara bilgi verildi.

Nijer’de yem üretimi kimin fikriydi?
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, 18 Kasım 2020 günü Ankara’da “Türkiye Ekonomisi Şurası” düzenledi. Bu Şura’ya Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu katıldı.
Oda ve borsa yöneticileri bu toplantıda tarım ve hayvancılıkta yaşanan sorunları da dile getirdi. Ekonomi Şurası’nda en çok gündeme getirilen konulardan birisi yem hammaddelerinde dışa bağımlılık nedeniyle yem fiyatının çok yükseldiği, çiğ süt üreticilerinin bu zamlar nedeniyle hayvancılığı bırakmak ve süt ineklerini kesmek zorunda kaldıkları oldu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, süt ineklerinin kesiminden haberi olduğunu ve yem sorununun çözülmesi için talimat verdiğini ifade etti. O toplantıda Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay Nijer Cumhurbaşkanı ile olan görüşmesini aktardıktan sonra oda ve borsa yöneticilerinin Nijer’de 1 milyon hektar alanda uygulanacak tarım projesinde yer almalarını istedi.

Özel ekip Nijer’de çalışmalar yaptı
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın da belirttiği gibi Nijer’de 1 milyon hektarlık alanda tarımsal üretim yapılması için özel bir ekip çalışıyor. Tarım ve Orman Bakanlığı, Tarımsal İşletmeler Genel Müdürlüğü (TİGEM), Devlet Su İşleri (DSİ), Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü (MTA) ve diğer bazı kurumlar bu ülkede incelemelerde bulundu ve bir dizi çalışma yaptı. Bu çalışmalardan sonra bir rapor hazırlandı. Ankara’da düzenlenen bir toplantıda 30-35 kişilik bir ekibe konuyla ilgili sunum yapıldı.
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin Ekonomi Şurası’nda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın talimatı ile Nijer Tarım Projesi çalışmaları hızlandırıldı. Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Tarım İşletmeleri Genel Müdürü Ayşe Ayşin Işıkgece ile birlikte Nijer’in Ankara Büyükelçisi Salou Adama Gazibo ile görüştü. Bakanlık, iki ülke arasındaki tarım ve orman alanlarındaki ilişkilerin geliştirilmesine yönelik işbirliği imkânlarının konuşulduğunu duyurdu. Görüşmede Nijer’de 1 milyon hektar alanda yapılacak tarım projesi ele alındı. Bakan Pakdemirli, başlangıç olarak 1000 dönüm alanda bir pilot çalışma yapılmasını önerdi. Nijer’in Ankara Büyükelçisi Salou Adama Gazibo ise, en az 2 bin 500 dönüm alanda çalışma yapılmasını ve tahmini olarak 80 milyon dolarlık yatırım yapılmasını ifade ettikten sonra: “Bu çalışmalar tamamlandıktan sonra bizim çiftçilerimiz üretimi öğrenir ve devam eder” görüşünü dile getirdi.

Yem taşıma maliyeti hesaplanmamış
Nijer’de tarımsal üretim yapmak, yem bitkileri üretmek mümkündü, ancak o yemi Nijer’den Türkiye’ye getirmek çok maliyetliydi. Taşıma maliyeti yemin birkaç katından fazlaydı. Üretim yapılması düşünülmüş ama taşıma maliyeti hesaplanmamıştı. Sadece taşıma maliyeti değil, yol,liman ve diğer altyapı yetersizlikleri de dikkate alınmamıştı.Bu nedenle Nijer’de yem bitkileri üretme projesi üretim yapılamadan bitti.
Aslında istenen kaba yem Türkiye’de üretilebilirdi. Yıllardır kaba yem üretimine verilen destekler istenilen seviyede artırılmıyor. Mera alanları imara açılıyor. Mevcut mera alanları ıslah edilmiyor. Yani Nijer’de yem üretmek yerine Türkiye’de üretmek çok daha kolay. Maliyeti çok daha düşük. Türkiye’de de yem üretemeyen iktidar başka ülkelerde nasıl üretecek?

Venezuela’da buğday üretme hayali de boşa çıktı
Türkiye’nin yurtdışında tarımsal üretim yapmak istediği bir başka ülke Venezuela oldu. Türkiye ile Venezuela arasında tarihte görülmemiş yakın ilişkilerin yaşandığı son yıllarda bu yakınlık tarım alanına da taşınmak istendi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2018 yılında bu ülkeyi ziyareti, pandemi döneminde yapılan sağlık yardımları, Haziran 2022’de Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun Türkiye ziyareti ile çok sayıda anlaşma imzalandı.
Venezuela’da tarımsal üretim fikri de bu görüşmelerde gündeme geldi. Daha önce bu ülkeden peynir ithalatı da gündeme getirilmiş ancak ithal edilecek peynir olmadığı görüldü.
Haziran 2022’deki iki liderin görüşmesinden sonra dönemin Tarım ve Orman Bakanı Prof. Dr. Vahit Kirişci, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun isteği ile bu ülkede buğday üreteceklerini açıkladı. Hatta, Maduro’nun üretilecek buğdayın yüzde 30’unu kendilerine verilmesini, yüzde 70’inin Türkiye’ye getirebileceğini söylemiş.

Buğday üretimi için iklim uygun değil
Bu açıklama üzerine yaptığım araştırmada Venezuela’da buğday üretimi olmadığını çünkü iklimin buna uygun olmadığını yazdım. Venezuela’nın Amerika ve Kanada’dan buğday ithal ediyor. Sadece buğday ithal etmekle yetinmeyen Venezuela, un ithalatı da yapıyor. Türkiye Cumhuriyeti Ticaret Bakanlığının 2021 verilerine göre 81 milyon dolarlık un ithalatının yüzde 58’i Türkiye’den, yüzde 29’u Brezilya’dan ve yüzde 7,4’ü de Kolombiya’dan gerçekleştirildi.
Yapılan denemeler ve çalışmalar sonucunda buğday üretiminde istenen verim alınamayan Venezuela’da diyelim ki gerekli şartlar sağlandı ve buğday üretimi yapıldı. Burada üretilen buğdayı Türkiye’ye getirmenin maliyeti de çok yüksek olacaktı.
Un ihtiyacının yüzde 58’ini karşıladığımız Venezuela’da buğday üretip Türkiye’ye getireceğiz ve un yaparak tekrar bu ülkeye satacağız. Bu hem ekonomik hem de ekolojik olarak mümkün değildi.

Bakan Venezuela’ya gidince gerçeği gördü
Dönemin Tarım ve Orman Bakanı Prof. Dr. Vahit Kirişci 2022 Temmuz ayında resmi ziyaret için Venezuela’ya gitti. Bu gezide buğday üretiminden hiç söz edilmedi. Buğday yerine soya başta olmak üzere yem hammaddeleri üretimi konusunda yatırım yapılabileceği ifade edildi. Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro tarafından da kabul edilen Kirişci, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Devlet Başkanı Maduro’nun ortaya koyduğu iradenin, bakanlar tarafından da desteklenmesi sonrası, özel sektörün devrede olmasının iki ülke ilişkilerinin geleceği açısından hayati önem taşıdığını bildirdi. Çok güzel müjdeler vereceklerini söyledi. Fakat, bu müjdeler verilemeden Venezuela’da tarımsal üretim hayali de sona erdi.

Türkiye Sudan, Nijer ve Venezuela’da neden başarısız oldu?
Sudan’da tarımsal üretim yapılması için 10 yıl çaba gösterildi. Bu 10 yılda tam 7 tarım bakanı görev yaptı. Ne olursa olsun 7 bakandan hiçbirisi Sudan’da tarımsal üretimi başlatamadı. Bir gram ürün üretilemedi. Üretim yapılmamasının temel nedenlerinden birisi Sudan projesinin baştan yanlış olması. Sudan’da tarımsal üretim yapmak için ortam uygun değildi. Ülkedeki darbeler, iç karışıklık, iç savaş bu projenin başarıya ı-ulaşmasının önündeki önemli engellerden birisiydi. Ama daha da önemlisi iki ülkenin Cumhurbaşkanı tarafından gündeme getirilen tarımsal üretimle ilgili doğru dürüst bir fizibilite çalışması yapılmadı. Amaç üretimden çok Sudan’a destek olmaktı. Ekonomiden çok siyasal bir karardı. Başarılı olamadı.

İçerde istikrar yok ki, dışarıda nasıl olsun?
Türkiye’nin genel hastalıklarından birisi bakan değiştikçe politikanın, uygulamaların değişmesidir. Milli eğitimde de böyle, tarımda da. Bakan değiştikçe değişen politikalar, uygulamalar nedeniyle yurt içinde de tarımda birçok proje gerçekleştirilemiyor. Aynı hükümetin, aynı partinin mensubu olsalar da göreve gelen her bakan önceki bakanın projelerini büyük ölçüde rafa kaldırıyor. Mehdi Eker döneminde hazırlanan Havza modeli Türkiye’yi 30 havza olarak planlamış ve buna uygun çalışma yapılmıştı. Kendisinden sonra göreve gelen Faruk Çelik bu modeli değiştirerek “her ilçe bir havza olacak” diyerek havza sayısını 30’dan 941’e çıkardı. Havza modeli başta planlandığı gibi ve sonrasında da uygulanamadı. Bekir Pakdemirli döneminde gündemde olan elektrikli traktör projesi bakan değişince rafa kalktı. Dijital Tarım Projesi bir kenara bırakıldı, Tarım cebimde uygulaması başladı. Faruk Çelik döneminde hayvancılık bölgeleri tek tek planlandı, süt hayvancılığı, manda yetiştiriciliği, besicilik hangi illerde destekleneceği açıklandı. Bakan ayrılınca hepsi bir kenara atıldı bambaşka uygulamalara geçildi. Türkiye tarımda proje, strateji çöplüğüne döndü. Yurtdışında tarımsal üretim konusunda da doğru dürüst bir fizibilite çalışması yapılamadan atılan adımların sonu hüsran oldu.
Özetle, Sudan,Nijer ve Venezuela’da tarımsal üretim projelerinin hiçbiri ekonomik ve ekolojik olarak iyi araştırılmamış, fizibilitesi yapılmamış bu nedenle ülke liderlerinin hayalleri üzerinden gerçekleştirilmek istenen projeler başarılı olamadı. Her fırsatta dile getirdiğim gibi Türkiye’nin tarım potansiyeli o kadar yüksek ki, dışarıda toprak aramaya gerek yok. Tarıma gereken önem ve destek sağlanırsa Türkiye, dünyanın en önemli tarım ve gıda üreticisi ülke olur.
Kaynak: Ali Ekber Yıldırım / Tarım Dünyası

]]>