miting – Yeni Dünya https://yenidunya.org Yeni Günün Habercisi Sat, 06 Dec 2025 13:53:03 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.8.5 https://yenidunya.org/wp-content/uploads/2022/02/cropped-YD-ikon-512-1-75x75.png miting – Yeni Dünya https://yenidunya.org 32 32 Emekliler ve Emekçiler Ankara’da haykırdı: “Yurttaş birlikteliği bir ülkenin temelidir” https://yenidunya.org/yurt/33450/emekliler-ve-emekciler-ankarada-haykirdi-yurttas-birlikteligi-bir-ulkenin-temelidir/ Sat, 06 Dec 2025 12:05:04 +0000 https://yenidunya.org/?p=33450 Yurttaş Birlikteliği’nin çağrısıyla çok sayıda demokratik kitle örgütü, emekli ve emekçi sendikaları ile siyasi partilerin de destek verdiği “Emeklilerin ve Emekçilerin Bütçe Hakkı” mitingi öncesinde Atatürk Kültür Merkezi (AKM) önünde toplanan yurttaşlar, mitingin yapılacağı Tandoğan (Anadolu) Meydanı’na yürüdü.

AKM önünde sabah saatlerinde toplanan yurttaşlar, “AKP’den hesabı emekliler soracak”, “Hak, hukuk, adalet” ve “Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz” sloganları atarken, ellerinde “Gençler bütçeden hakkını istiyor”, “Emekçiler bütçeden hakkını istiyor” ve “Kadınlar bütçeden hakkını istiyor” dövizleri taşıdı.

“Emeklilerin ve Emekçilerin Bütçe Hakkı” mitinginde konuşan Yurttaş Birlikteliği Platformu Sözcüsü Avukat Şenal Sarıhan, “Ülkenin yüzde 10’unu dahi oluşturmayan bir kesim bizim emeklerimiz ve çabalarımız üzerinden bizden yüz bin kat çok daha iyi koşullarda yaşıyorlar. Ben biliyorum torunlarınız varsa onlara artık çikolatalar alamıyorsunuz. Ekmeklerin fiyatları arttı ama evimize giren ekmeğin miktarı azaldı” dedi.

“Pes etmeyeceğiz”
Mitinge katılan yurttaşlar tepkilerini şu şekilde açıkladılar:
“Eşit hakka eşit ücret istiyoruz. Evimde nüfusum yok diye kendimi şanslı sayıyorum, oysaki yalnızlıkta çok zor”
“68 yaşındayım, bu güne kadar duymadı, o duyana kadar ölümüne kadar buradayım. Elbet bir gün duyacak, pes etmeyeceğim.”

“Evimize giren ekmeğin miktarı azaldı”
Platform Sözcüsü Avukat Şenal Sarıhan, konuşmasında şunları dile getirdi:
“Ülkenin yüzde 10’unu dahi oluşturmayan bir kesim bizim emeklerimiz ve çabalarımız üzerinden bizden yüzbin kat çok daha iyi koşullarda yaşıyorlar. Ben biliyorum torunlarınız varsa onlara artık çikolatalar alamıyorsunuz. Torunlarınız varsa onların canının çektiği bir meyveyi kilolarca taşıyıp eve alamıyorsunuz. Ekmeklerin fiyatları arttı ama evimize giren ekmeğin miktarı azaldı. Üniversiteye giden çocuklarımız varsa burs peşinde koşuyorsunuz. O burs bir tek kitap almalarına yarıyor ama o çocuklarımız barınmak, karınlarını doyurmak, beyinlerini bilgiyle donatmak istiyorlar. Eşinize onun istediği herhengi bir giyisiyi artık alamıyorsunuz. Evde iki kişi bile çalışsanız oturup hesaplar yapmak zorundasınız. Pazara çıktığınızda artık eskisi gibi pazarın en güzel saatini değil en ucuz saatini arıyorsunuz. Hatta acaba yerlere dökülmüş bir şey var mı diye bakıyorsunuz. Bu, bir ülkede yoksulluğun derinleştiğinin işaretidir.

Emekliler ve Emekçiler Ankara'da haykırdı: "Yurttaş birlikteliği bir ülkenin temelidir"

“Yurttaş birlikteliği bir ülkenin temelidir.”
Yoksulluk sınırı bile 90 bin lirayken hangimizin evine 90 bin lira maaş giriyor? Bugün parlamentoda uzun bir zamandan beri bütçe görüşmeleri var. Bütçe hakkı, emeğin hakkı anlamına gelir. Çalışmanın karşılığı anlamına gelir. Emeğimizin hakkı ne yazık ki parlamentoda karşılanamıyor. ‘Şu Meclis’in duvarları çok kalın’ derdim. Sonra o duvarların içinde de kısa bir süre bulunma ‘şansım’ oldu. Orada da içerinin ve dışarının duvarlarının ses geçirebilmesi için halkın daha yüksek sesle, daha örgütlü mücadele etmesine ihtiyaç olduğunu her seferinde gördüm. Burada taleplerimizi ortak bir şekilde ifade etmek için bulunuyoruz. Yurttaş birlikteliği aslında bir ülkenin temelidir. Eğer yurttaşlar bir aradalığı örgütlü bir biçime dönüştürebiliyor, örgütleri arasında dayanışmayı güçlendirebiliyor ve hep birlikte seslerini yükseltebiliyorlarsa halk olmayı başarmış olurlar. İşte bugün emekli sendikalarımız, derneklerimiz, kadın erkek hep birlikte Tandoğan’dan Parlamento’ya sesimizi duyurmak için bir aradayız. Bu bir aradalığı daha da büyütmek gerekiyor.”

“Bütçe hakkına ilişkin istemlerimizi, haykırmak için bir aradayız”
Mitinge katılan örgütler adına ortak açıklama yapıldı:
Yurttaş Birlikteliği (YB); güzel yurdumuzda, eşitlik, adalet, özgürlük, barış ve demokrasi içinde yaşamamız için, emekli, emekçi, işsiz, küçük üretici, esnaf, öğrenci; kadın-erkek; genç-,yaşlı, engelli tüm halkın, haklı ve meşru istemlerini savunmayı kendisine görev olarak kabul etmiştir. Bu anlayışla, bugün tam da TBMM’nde bütçe tartışmaları sürerken, bütçe hakkına ilişkin istemlerimizi, buradan haykırmak için bir aradayız.

“Sistem, bizleri, en düşük emekli maaşında ‘eşitlemek’ istiyor”
Hepimiz biliyoruz ki, emekli ve emekçiler olarak, her gün biraz daha yoksullaşıyoruz. Emeğimizin hakkı olan ve bizim çalışarak kazandığımız maaşlardan kesilen vergilerle oluşturulan bütçeden, bize ayrılması gereken pay, her gün biraz daha küçülüyor. Sistem, bizleri, en düşük emekli maaşında “eşitlemek” istiyor. Yaşam standardımız, sürekli düşüyor. Karnımızı doyurmaktan, evimizi ısıtmaya, aydınlatmaya, çocuklarımızın en sıradan gereksinimlerini karşılamaya artık gücümüz yetmiyor. Çünkü, maaşlarımız azalırken, yaşam giderek pahalanıyor.. Eti, vitrinlerde seyrediyor, semt pazarlarına gün içinde değil, pazarın dağılmasına doğru seçilmiş ürünlerden arta kalanları ya da pazarcılar tarafından atılan sebze ve meyveleri daha ucuz almak, hatta toplamak için gidiyoruz. Yazılı ve görsel basında, çöplükten yiyecek arayan emeklilere ilişkin haberler giderek artıyor., Büyüklerin, torunlarına harçlık vermeleri ya da armağan almaları tarihe karışmış görünüyor. İlköğretimdeki çocuklarımızın beslenme çantaları dolmadığı gibi, üniversitelerde okuyan çocuklarımızın bursları dahi onlara yetmiyor. Diğer yandan üniversiteleri bitirmiş kızlarımız ve oğullarımız, ev genci olarak işsizliğe mahkum edilmiş olmanın acısını yaşıyor. Bütün bunlar nasıl bir açlık ve sefalet içinde yaşadığımızın göstergeleridir.

Emekliler ve Emekçiler Ankara'da haykırdı: "Yurttaş birlikteliği bir ülkenin temelidir"

“Emeklilik, bedeli peşin ödenmiş bir haktır”
Sendikalarımızın yaptıkları araştırmalarına göre, 2025 tarihi itibariyle yoksulluk sınırı 97.159 TL ve açlık sınırı ise 29.828 TL TL!!! Ülkemizde milyonlarca emekli 16.881,00 TL gibi korkunç düşük bir maaşla, yaşamaya çalışıyor. İşçiye ise sadece 22.104 TL asgari ücret ödeniyor. Milyonlarca kamu çalışanının aldığı ücret de yoksulluk sınırının oldukça altındadır.

İnsan onuruna yaraşır bir emekli maaşı talep ettiğimizde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı; bir taraftan ülkemiz emeklilerinin durumunun dünyadaki diğer ülke emeklilerinden daha iyi olduğunu ileri sürerken bir yandan da emekli maaşını zamanında aldığımız için şükredip susmamızı tavsiye ediyor.. Maliye Bakanı ve SGK Genel Müdürü ise biz emekliler uzun yaşadığımız için düşük maaş aldığımızı ileri sürüyor. Oysa yapılması gereken, bizlerden kesilen SGK primlerinin, amaca uygun ve doğru biçimde değerlendirilmesidir. Emeklilik, bedeli peşin ödenmiş bir haktır. Maaşlarımız da emeğimizin karşılığıdır. Asla; sadaka ya da ulufe değildir.

Emekli aylıkları, bırakınız insan onuruna yaraşır bir sosyal yaşamı sürdürmeyi; barınma, beslenme, sağlık, ulaşım, giyim vs. gibi zorunlu yaşam ihtiyaçlarını dahi karşılamaya yetmediği içindir ki milyonlarca emekli tekrar çalışmakta veya iş aramaktadır. 2002 yılında yüzde 36,6 olan çalışan veya iş arayan emeklilerin oranı Aralık 2024’te yüzde 65,7’ye yükselmiş durumdadır.

“Toplumun %10’unu oluşturan mutlu azınlık milli gelirin %55,6’sına el koyuyor”
Ülkemizin yerüstü ve yeraltı zenginlikleri herkese yetecek düzeyde iken, bu kaynakların adil ve eşit dağıtılmayışı nedeniyle küçük bir azınlık bolluk içinde yaşarken; toplumun ezici çoğunluğunu oluşturan emekliler, emekçiler, işsizler, küçük üretici, küçük esnaf ve öğrenciler, özellikle engelliler açlık ve sefalet içinde sürünmektedirler. Toplumun %10’unu oluşturan mutlu azınlık milli gelirin %55,6’sına el koyarken, toplumun dezavantajlı kesimini oluşturan en yoksul %50’si milli gelirin sadece %14,1’ini alabilmektedir. Bu tablo, eşitsizliği ve adaletsizliğin en net fotoğrafıdır.

Emekliler ve Emekçiler Ankara'da haykırdı: "Yurttaş birlikteliği bir ülkenin temelidir"

“Geniş halk yığınlarının yararına değişim talep ediyoruz”
Yurttaş Birlikteliği bileşenleri olan biz emekli ve emekçi kurumları; iktidar blokunun yoksul, emekli ve çalışandan alıp zengine verdiği ekonomik programlarının, geniş halk yığınlarının yararına değişmesini talep ediyoruz.
İstemlerimiz şunlardır:
1-Milli gelirin tüm yurttaşlar arasında eşit ve adil dağıtılarak TÜM YURTTAŞLARIN insan onuruna yaraşır bir hayat standardında yaşamaları sağlanmalıdır.
2-Emeklilerin, emekçilerin, işçi, öğrenci, işsiz, esnaf ve üreticilerin sendikalaşmasının önündeki tüm fiili ve hukuki engeller kaldırılarak özgürce örgütlenmelerinin önü açılmalı ve örgütlenme hakkı anayasal güvenceye kavuşturulmalıdır.
3-Eğitim ve sağlık hizmetleri TÜM YURTTAŞLARA ücretsiz olarak sağlanmalıdır. İlk, orta, lise ve üniversite öğrencilerine günde en az bir öğün yemek ücretsiz dağıtılmalı, ulaşım serbest olmalıdır.
4-Üniversite öğrencilerinin barınma, beslenme, eğitim giderleri vb. tüm zorunlu gereksinimlerinin karşılanması için aylık 30.000 TL karşılıksız burs ve kredi verilmelidir.
5-Maaş ve kredilerin artışında , bağımsız kurumların verileri esas alınmalı , salt TÜFE oranı değil, refah payı da eklenmelidir.
6-Vergide adalet, işe alımlarda liyakat gözetilmelidir.
7-Yılda iki kez emeklilere ödenen 4.000 TL ‘lik bayram ikramiyesi. işci ve kamu çalışanlarının da kapsayacak şekilde bir maaş tutarında ve yılda dört kez olarak ödenmelidir.
8-Engellilerin sakatlık oranları, objektif olarak değerlendirilerek, erken emeklilik hakları tanınmalıdır.
9-EYT’lilerin haklı istemleri kabul edilerek, yapılacak yasal düzenleme ile mağduriyetleri giderilmelidir.
10-Bu andan itibaren gerek merkezi, gerekse yerel yönetim bütçeleri, KATILIMCI BÜTÇE anlayışıyla hazırlanmalıdır.

Biz Yurttaş Birlikteliği bileşenleri olarak, özgür, adil ve demokratik bir Türkiye’de; barış ve huzur içinde insanca bir yaşam sürdürmek istiyoruz. Bu amaçla, buradan iktidara sesleniyoruz.:

SESİMİZİ DUYUN: İNSANCA YAŞAMAK HAKTIR. EŞİT, ÖZGÜR VE ADİL…
YA HEP BERABER! YA HEP BERABER’.
YA BAŞARACAĞIZ! YA DA BAŞARACAĞIZ! BAŞKA ÇIKIŞ YOK!

]]>
Yurttaş Birlikteliği’nden “Emeklilerin Bütçe Hakkı” mitingine çağrı! https://yenidunya.org/emek-gundemi/33244/yurttas-birlikteliginden-emeklilerin-butce-hakki-mitingine-cagri/ Wed, 22 Oct 2025 16:04:40 +0000 https://yenidunya.org/?p=33244 Taleplerimiz emeğimizin hakkıdır. İnsanca yaşamak için hakkımızı istiyoruz…

Yurttaş Birlikteliği Grup Sözcüsü Şenal Sarıhan, tüm vatandaşları 29 Kasım’da Tandoğan’da yapılacak “Emeklilerin Bütçe Hakkı” mitingine çağırarak; “Taleplerimiz emeğimizin hakkıdır. İnsanca yaşamak için hakkımızı istiyoruz. Halkımızı sesimize güç vermeye çağırıyoruz. Sesimiz çığlığımızdır. Onu çoğaltmak ve sağır kulaklara duyurmak için, siz yoksanız bir eksiğiz” dedi.

Aralarında 29 Ekim Kadınları Derneği, Tüketici Hakları Derneği, Halkevleri, Birleşik Kamu-iş, Eğitim-Sen, 2021 Tüm Emekliler Sendikası, Tüm Emeklilerin Sendikası, Emekli Meclisleri Sendikası, Bağımsız Emekliler Sendikası ve Emekli ve Emekçiler Dernekleri Federasyonu gibi derneklerin ve sendikaların yer aldığı Yurttaş Birlikteliği, 29 Kasım’da Ankara’da Tandoğan Meydanı’nda yapılacak olan “Emeklilerin Bütçe Hakkı” mitingiyle ilgili Mülkiyeliler Birliği’nde basın toplantısı düzenledi.

Yurttaş Birlikteliği’nden “Emeklilerin Bütçe Hakkı” mitingine çağrı!

Yurttaş Birlikteliği Grup Sözcüsü Şenal Sarıhan, toplantıda şunları söyledi;

Değerli Basın Emekçileri ve Halkımız;

Bizler, yıllarca topluma hizmet için dişini tırnağına takarak çalışmış, sayıları 17 milyona ulaşmış emeklileriz. Ne var ki yaşanılan son süreçte, maaşlarımızın giderek, insan onurunu zedeleyecek ve bizi yoksulluğa mahkum edecek bir düzeye indirgendiğini görüyoruz. Bugüne dek çeşitli yollarla ve parça parça ifade ettiğimiz taleplerimizi, bu kez hep birlikte bir mitingle yinelemek ve sesimizi iktidara duyurmak istiyoruz.

Değerli Emekli Arkadaşlar, Emekliliğe Erişim Hakkı Engellenenler ve Yarının Emeklileri,

1-En düşük emekli maaşının, en düşük memur maaşı ile eşitlenmesi için,

2-Muayene, tetkik, tedavi ve ilaç bedeli olarak emeklilerden kesilen “katkı payını” kaldırmak,
parasız sağlık hizmetlerine kolay erişebilmek için,

3-Bütçe kaynaklarının tüm yurttaşlar ve toplumsal kesimler arasında eşit ve adil dağıtılması için,

4-Bayram ikramiyelerinin bir maaş tutarına yükseltilip yılda dört kez ödenmesi için,

5-Banka promosyonlarının bir maaş tutarında ve her yıl ödenmesi için,

6-Halen ihtiyaca cevap vermeyen 18.000 yatak kapasiteli resmi huzurevi sayısının artırılarak yatak
kapasitesinin 50.000’e çıkarılması için,

7-Emekli sendikalarının örgütlenmesi önündeki fiili engellerin kaldırılarak hukuksal statü elde edilmesi için,

8-Engellilerin erken emeklilik hakkını ortadan kaldıran 7538 sayılı yasanın iptal edilmesi ve emeklilik değerlendirilmesinde yeniden sakatlık oranının esas alınması için;

Tüm emeklileri ve halkımızı 29 Kasım’da Tandoğan’ da saat 13.00’de yapılacak mitingimize bekliyoruz.

Taleplerimiz, emeğimizin hakkıdır. İnsanca yaşamak için hakkımızı istiyoruz. Halkımızı, sesimize güç vermeye çağırıyoruz. Sesimiz çığlığımızdır. Onu çoğaltmak ve sağır kulaklara duyurmak için, siz yoksanız bir eksiğiz.

Yurttaş Birlikteliği’nden “Emeklilerin Bütçe Hakkı” mitingine çağrı!

YURTTAŞ BİRLİKTELİĞİ KURULUŞLARI

29 Ekim Kadınları Derneği
2021 Tüm Emekliler Sendikası
Alevî-Bektaşî Federasyonu
Anadolu Halk Ozanları Kültür ve Dayanışma Derneği
Ankara Dayanışma Derneği
Ankara Divriği Kültür Derneği
Ankara Kadın Ressamlar Derneği
Ayrımcılıkla Mücadele ve Eşitlik Derneği
Bağımsız Emekliler Sendikası
Birleşik Kamu-İş
Çayyolu Güç Birliği
Çiğdemim Derneği
Eğit-Der
Eğitim İş
Eğitim-Sen
Emekli Meclisleri Sendikası
Emekli ve Emekçiler Dernekleri Federasyonu
Hacı Bektaş Eğitim ve Kültür Derneği
Halkevleri
İstanbul Yüksek Ticaret ve Marmara Ünv. İ.İ.B.F. Mezunları Derneği Ankara Şube
Kahramanmaraş Dernekleri Federasyonu
Kızılırmak Yerel Dernekler Federasyonu
Köy Enstitüleri Çağdaş Eğitim Vakfı
Ozan-Der
Öğrenci Veli Derneği Ankara Şubesi ( Veli-Der )
Öğretmen Okullular ve Eğitimciler Derneği ( Öğret-Der )
Pir Sultan Abdal 2 Temmuz Vakfı
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği
Sosyal Demokrat Avukatlar Derneği
Sosyal Demokrasi Derneği
Tüketici Hakları Derneği
Tüm Emeklilerin Sendikası

]]>
Eğitim-İş “Cumhuriyet ve Emek Yürüyüşü” Ankara Tandoğan’da tamamlandı https://yenidunya.org/emek-gundemi/32231/egitim-is-cumhuriyet-ve-emek-yuruyusu-ankara-tandoganda-tamamlandi/ Sun, 02 Mar 2025 16:35:00 +0000 https://yenidunya.org/?p=32231 Eğitim-İş’in, 1 Şubat’ta ”Atatürk devrimleri, emeğin onuru, laik eğitim ve aydınlık bir gelecek için” sloganıyla Birinci Meclis önünden başlattığı ”Cumhuriyet ve Emek Yürüyüşü”, Ankara Tandoğan Meydanı’nda gerçekleştirilen “Cumhuriyet ve Emek Mitingi” ile sona erdi.
Cumhuriyet ve Emek Mitingi, Tekirdağ’dan Polatlı’ya yürüyen eğitim emekçileri kortejinin Tandoğan Meydanı’na girmesi ile başladı. Binlerce yurttaşın doldurduğu alanda coşkulu bir şekilde karşılanan eğitimciler, “Silahımız kalemimiz, karanlığı yeneceğiz” sloganı atarak kalemlerini kaldırdı.
Eğitim-İş Genel Başkanımız Kadem Özbay, mitingde yaptığı açıklamada, “Eşitliğin olmadığı yerde de cumhuriyet yoktur. O nedenle burada, Tandoğan Meydanı’nda, Cumhuriyet’in sevdalıları, emeğin savunucuları olarak haykırıyoruz. Biz eğitimde ve ülkede eşitlik ve adalet istiyoruz. İşitsinler diye hep birlikte haykıralım. Eşitlik, adalet istiyoruz. AKP iktidarının emekçiyi yoksullaştıran, halkı fakirleştiren, eğitimi gericileştiren politikalarına karşı susmayacağız” dedi.
Mitinge, Birleşik Kamu-İş üye ve yöneticileri, Toplumcu Kurtuluş Partisi (1920 TKP), HKP, 2021 Tüm Emekliler Sendikası ile demokratik kitle örgütleri ve siyasi partiler destek verdi.

Eğitim-İş “Cumhuriyet ve Emek Yürüyüşü” Ankara Tandoğan’da tamamlandı

“Biz var olmak için cumhuriyetçi köklerinden beslenen bir nesiliz”
Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay mitingde yaptığı konuşmaya yürüyüş boyunca gittikleri illeri ve orada verilen mesajları anlatarak yaptığı konuşmada şunları dile getirdi:
Sıktığı ele, kucakladığı dosta, dokunduğu omuza, gülümsediği yüze, baktığı göze, dinlediği söze, yüreğini veren, varlığını ortaya koyan Cumhuriyet ve Emek Yürüyüşü’nün kahramanları merhaba!
Türkiye’nin dört bir yanından gelerek bu meydanda buluşan mücadele arkadaşlarım, fikirdaşlarım, yoldaşlarım merhaba!
Cumhuriyet’in, devrimlerin, aydınlık yolunda yürüyenler merhaba!
Haksızlıklar karşısında susmayanlar, baskılara boyun eğmeyenler, herkes için eşitlik, özgürlük ve adalet diyenler merhaba!
Biz bu yürüyüşe, karanlığa karşı bir meşale yakmak için başladık!
Biz bu yürüyüşe, hukuksuzluğa karşı adalet, sömürüye karşı hak ve halkın iradesi için başladık!
Biz bu yürüyüşe, Atatürk’ün bizlere emanet ettiği Cumhuriyet’i, laik ve bilimsel eğitimi, emeğin onurunu savunmak için başladık!
Yürüdük yollar aşınmaz dediniz biz yolları aşındırmak için değil açlık sefalet yoksulluk içinde bıraktığınız, korkuyla yönetmeye çalıştığınız karanlık bir ülkede, sözümüzle, yürüyüşümüzle, az da olsa kaldıysa, yüzünüz aşınır mı diye yürüdük.
Ve bugün, sesimize ses katanlar, düşünceleriyle duygularıyla sadece bu meydanda değiller, ülkenin dört bir yanındalar. Karanlığa, yoksulluğa, zorbalığa karşı özgürlük, eşitlik birlik mücadelesi veren her yürek bizimledir.
Nerede Atatürk’ün izinde yürüyen bir cumhuriyet sevdalısı, nerede özgürlüğe, eşitliğe, kardeşliğe sahip çıkan bir ilerici varsa, aydınlanma savaşçısı var ise biz oradayız. Bizler, Cumhuriyetçiler olarak Ankara’da, 1. Meclis’in önünde başladık yürüyüşümüze! O meclis ki, emperyalizme karşı bağımsızlık mücadelesinin merkeziydi! O gün nasıl “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir!” dediysek, bugün de bu ülkenin geleceğini tarikatlara, sermayeye, tek adamlık rejimine teslim etmeyeceğiz!
Adıyaman’da deprem enkazları arasında yürüdük. Kaybettiklerimizin sesi olduk! Tarikatların okullarda yeri yok dedik, bilimsel aklın ve laikliğin önemini ve birleştiriciliğini vurguladık. Rant uğruna halkı ölüme terk edenleri unutmadık, unutmayacağız, unutturmayacağız, affetmeyeceğiz, helalleşmeyeceğiz dedik.
Amasya’da, “Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır” dedik. Bugün de Cumhuriyet’i ve emek mücadelesini bizler kurtaracağız! Soma’da işçilerin acısını yüreğimizde hissettik. “301 canımızın hesabını sormadan, işçiyi köleleştiren bu düzene karşı mücadele etmeden durmayacağız!” dedik.
Tekirdağ’da, Atatürk’ün kara tahtada harf devrimini anlatan iradesine sahip çıktık. Laik, bilimsel eğitim hakkımızdır, dedik! Laik bilimsel demokratik eğitim hakkımızı haykırdık ve alacağız!
Ve Çanakkale’de, emperyalizme karşı ulus olarak direnişimizin destanını, andık. Çanakkale cumhuriyete giden yolun başlangıcıdır, önsözüdür dedik. Tüm şehitlerimizi, özel olarak da lise öğrencisiyken bu savaşa katılan şehit olan gençlerimizi andık. Onların anısının gereği olarak “Bu ülkeyi yabancı sermayeye, cemaatlere, yandaş müteahhitlere peşkeş çektirmeyeceğiz!” dedik!
Bursa’da Atatürk’ün Bursa Nutku’nda bizlere yüklediği görevle, Cumhuriyetimizin kazanımlarına sahip çıkmak için yürüdük. Eskişehir’de, Polatlı’da Kurtuluş’a giden yolda yürüdük!  Biz, Cumhuriyeti kuran cumhuriyetçi fikirlerin savunucu, bu fikirler etrafında bugünü ve geleceği kurmaya çalışan, her nesil gibi geleceğe köprü olmaya çalışan bir nesiliz. Biz var olmak için cumhuriyetçi köklerinden beslenen bir nesiliz.
Çünkü Cumhuriyetin Cumhuriyetçilerin sloganı “Özgürlük, Eşitlik, Kardeşlik”tir.
Özgürlük, bu ülkenin yurttaşının başkalarına zarar vermeden, başkalarının haklarını ihlal etmeden her şeyi yapabilme gücüdür. Atatürk’ün söylediği gibi “Özgürlük olmayan bir memlekette ölüm ve çöküntü vardır. Her ilerlemenin ve kurtuluşun anası özgürlüktür.” “Özgürlükten doğan buhranlar ne kadar büyük olursa olsun, hiçbir zaman fazla baskının sağladığı sahte güvenlikten daha tehlikeli değildir.” “Özgürlük bizim, cumhuriyetçilerin, devrimcilerin yaşam biçimidir”
Cumhuriyet Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilmiş, ilan edilmiş, Türk halkının özgürlük, eşitlik mücadelesiyle gerçekleşecek olan bölünmez birliğinin, mutluluğunun sözleşmesidir.
Bizim yürüyüşümüz bu sözleşmeyi ihmal eden, ortadan kaldırmaya çalışanlara karşıdır. 1. Meclis cumhuriyeti ilan etti, devrimleri ilan etti. Şimdiki Meclis maalesef ki bu devrimleri tasfiye ediyor,  Talimatla el kaldır indirden öte geçmeyen, çoğunluğun yetkisini özgürlük, demokrasi ve adalet karşısında kullanan bu Meclis,  Meclis-i Mebusanın gerisindedir.
Ama emin olun ki cumhuriyet ilelebet yaşayacak, saltanatlar yıkılacak!
Sizlere Cumhuriyetin cumhuriyetçi öğretmeni olarak sesleniyorum:
Cumhuriyet, vicdan özgürlüğünü, söz özgürlüğünü, yazma, yayınlama özgürlüğünü, bireysel özgürlüğü, siyasal özgürlüğü ve toplanma özgürlüğünü güvence altına alır. Bunları çoğaltır.
Senin vicdan özgürlüğün, inanma özgürlüğündür.
Senin inancına saygı duyulmayan yerde cumhuriyet yoktur. Vicdan özgürlüğü olmadan din özgürlüğü zaten olamaz. Laiklik dindarların, inanan inanmayan herkesi güvencesidir dinbazların istismarcıların korkulu rüyasıdır! Bugün ramazanın ilk günü bakın oruç tutan ve tutmayan arkadaşlarımız yollarda bir aradaydı, tutmayan arkadaşlar tutan arkadaşların sahuruna iftarına ibadetine eşlik etti saygı duydu onlarda tutmayanlara. Laiklik birleştirir dincilik, mezhepçilik ayrıştırır. O nedenle laik eğitim, laik Türkiye diyoruz.
Özgürlüklerin güvence altında olmadığı, çoğalmadığı yerde insan onuru da yücelemez, yüceltilemez. İnsan onurunun yüceltilmediği yerde cumhuriyet yoktur!
Yurttaşların haklarını kullanmadığı yerde eşitlik yoktur. Eşitliğin olmadığı yerde de cumhuriyet yoktur.
O nedenle burada, Tandoğan Meydanı’nda, Cumhuriyet’in sevdalıları, emeğin savunucuları olarak haykırıyoruz.
Biz eğitimde ve ülkede eşitlik ve adalet istiyoruz. İşitsinler diye hep birlikte haykıralım:

Eğitim-İş “Cumhuriyet ve Emek Yürüyüşü” Ankara Tandoğan’da tamamlandı

Eşitlik, adalet istiyoruz!
AKP iktidarının emekçiyi yoksullaştıran, halkı fakirleştiren, eğitimi gericileştiren politikalarına karşı susmayacağız!
Kamu emekçisini, işçiyi, emekliyi açlık sınırına mahkûm eden, liyakatı yok eden, gençlerimizi diplomalı işsizliğe mahkum eden düzenin karşısındayız!
Bu anlattığım bir Türkiye hikayesidir. Artık eğitim görmenin, alanında uzmanlaşmanın, çok çalışmanın makbul sayılmadığı, iş bulmaya ve hayata tutunmaya yetecek kadar gelir sağlamaya yetmediği yeni Türkiye’dir.
Bu kabul edilebilir mi? Bu geleceksizlik, bu ülkenin çalışanına reva görülen değersizlik, kabul edilebilir mi? Asla kabul etmiyoruz, reddediyoruz. Bir öğretmen olarak söylüyorum ki, bunların cumhuriyet dersi eksiktir. Çünkü cumhuriyet aynı zamanda tüm yurttaşların devlet imkanlarından eşit şekilde faydalandığı sistemin adıdır. Büyük önder Atatürk’ün kimsesizlerin kimsesi olsun diye kurduğu bu Cumhuriyet’te emekçinin yoksul, haksız, hukuksuz imkânsız bırakılması asla kabul edilemez. Bizim insani koşullarda yaşama hakkımızı çaldılar,
Bizim yaşanabilir emeklilik hayalimizi çaldılar. Bizim ay sonunu bekleme halimizi, bitmeyen karakışa çevirdiler.
Bizim öğrencilerimize laik ve bilimsel eğitim verme hakkımızı çaldılar.
Eğitimden liyakati, gencecik insanlardan hak ettikleri kadroları çaldılar.
Ve şimdi bizim susmamızı bekliyorlar. Beklerler, beklesinler!
Susmadık, susmuyoruz, susmayacağız! İşitsinler diye hep beraber haykıralım:

İnsanca yaşamak istiyoruz!
Devletin anayasa gereği üstlendiği görevleri nitelikli biçimde yerine getirmeyen, getirmemekte kararlı davranan, bu nedenle ülkeyi paralel yapılanmaların arka bahçesi haline getirenlere, onları sözde sivil toplum olarak tanımlayıp ortaklık kuranlara karşı ayaktayız! Daima ayakta olacağız! Tarikat dernek de kursa, şirket de kursa tarikattır. Özgür yurttaş iradesinin sözde efendiler, şeyhler, şıhlar, gavslar tarafından teslim alındığı yerde sadece din istismarcıları vardır. Onlara sivil toplum diye cila çekenler de devlet içindeki ortaklarıdır ve bu apaçık bir gerçektir. Çünkü biliyoruz ki paralel yapılanmalar ancak devlet içine sızmış ortaklarıyla var olabilirler! Başka türlü var olma şansları yoktur!
Bizler Mustafa Kemal’in öğretmenleriyiz, eğitim emekçileriyiz!
Bizler, Atatürk’ün Bursa Nutku’nda söylediği gibi, görev verilmese de mücadele etmek zorunda olan Cumhuriyet sevdalılarıyız!
Cumhuriyetçi, devrimci, ilerici öğretmenler, eğitimciler olarak bize düşen başlıca görev, halkımıza her koşulda gerçekleri anlatmak, iktidar gücüyle yandaş medyası sarı ve işbirlikçi sendikalarıyla halkı kandırmaya çalışanlara karşı, halkı uyarmak, uyandırmaktır! İnsanımızı hayata karşı devrimci bir tavır almaya yönlendirmektir.
En kolay sömürülen insan, bilgisiz insandır!
İşte bu yüzden egemenler, geniş halk kitlelerinin nitelikli eğitim hakkını kullanmasının önüne engeller koyarlar, hatta engellemeye çalışırlar.
Biz, kültürümüz içinde yaşayan eski eğitim anlayışına karşı bilinçlendirici, uyandırıcı eğitim verdiğimiz için, baskılara, tehditlere maruz kalıyoruz. Olsun! Korkmuyoruz! Şemsi Efendi, Mustafa Kemal Atatürk’ün ilkokul öğretmeniydi. Yeni yöntemlerle eğitim verdiği için, Selanik’in egemenleri ona tam üç kez kıydılar. Ama o yılmadı! Çünkü o, Mustafa’yı, Mustafa Kemal yapan öğretmendi! Bugün tarih, Şemsi Efendi’ye kıyanları lanetliyor! Yarın da bize kıyanları lanetleyecektir! Varsın istedikleri kadar üzerimize gelsinler, biz yılmayacağız! Çünkü biz, Mustafa Kemaller yetiştirmeye devam edeceğiz!
Cumhuriyet dersi eksik olanların Osmanlı dersi de eksiktir. Çünkü nasıl ki karanlığın sonu aydınlıktır, istibdatın sonu hürriyettir. Nasıl ki Abdülhamit’in okullarından Mustafa Kemaller çıktıysa, bugün de sizin gerici, ayrıştırıcı okullarınızdan bizler, halkın öğretmenleri, var olduğumuz sürece, nice aydınlar, nice Mustafa Kemaller yetiştireceğiz. 
Yarın Cumhurbaşkanını ya da Başbakanı değil, önce bizleri sorguya çekecektir! Ve biz, tarih önünde başımız dik duracağız!
Bizi neyle suçlarlarsa suçlasınlar! Kimisi yakamızdan, kimisi paçamızdan tutsun! Halkımız bizim elimizden tutmaktadır!
Milli eğitim, milli olmaktan çıkarılıp iktidar partisine militan yetiştirme eğitimine dönüştürülmek isteniyor.
Bu meydanda olmamızın birçok sebebi var. En önemlilerinden biri budur. Bu anlayışa karşı mücadelemizi bir gün bile aksatmayacağız. Şu sorunların da acilen çözülmesini istiyoruz.
•Okullarda öğrenci ve öğretmen vardır. ÇEDES Projeleriyle devlete, okulda öğretmenlere emanet edilmiş çocukların karşısına öğretmenden başkası çıkarılamaz. Okullar öğretmenlerin ve öğrencilerindir.
•Protokollerle okulların asli görevinin dışına çıkarılması kabul edilemez.
•Zorunlu eğitimde %100 okullaşma istiyoruz. Bunu sağlamak bu devletin asli görevidir. 1,5 milyon çocuk okulda yok…
•Çocukların eğitimini okuldan ve öğretmenden uzaklaştıran her türlü uygulamanın karşısındayız.
•Okullarımızda zorunlu seçmeli dersler istemiyoruz.
•Birbiriyle kaynaşamayan farklı nesiller yetiştiren okullar istemiyoruz.
•Zorunlu eğitimde okullarımızda bir öğün yemek ve temiz su ücretsiz olmalıdır.  Ortada devlet aklı yok sağlıklı nesil sağlıklı toplum demektir.
•Öğretmenlerin göreve başlatılmasında Akademi eğitimini ve katmerli mülakatı kabul etmiyoruz. Üniversiteleri ne hale getirdiniz, diplomasız yöneticiler diplomayı değersizleştirdi. En büyük mirastır eğitim, diploma!
•Öğretmenlikte unvanlar kaldırılmalı bu ünvanlara verilen ücretler öğretmenlerin kıdem ve kademelerine göre maaşına yansıtılmalıdır.
•Atanmayan öğretmenlerin, mülakat mağdurlarının mağduriyetleri giderilmelidir. 1milyona yakın atama bekleyen öğretmen var, ayıp utanın, atamayacaksanız niye açtınız bu kadar üniversiteyi? Bu gençler aileleri sizin müşteriniz değil, olmayacak!
•Özel okul öğretmenlerinin ekonomik durumları kamu okullarındakinden az olamayacak biçime getirilmelidir. 1913 yılından 2014 yılına kadar hiçbir hükümetin aklına gelmeyen değişimi bu iktidar yaptı.  Ankara’nın Çankaya ilçesinde devlet okulundan çok, özel okul var! Ayıp, utanın! Vergiler, başta eğitim, sağlık, güvenlik içindir, sizin sarayınız lüksünüz için değil! 1.5 milyondan fazla özel okula giden çocuğumuz var. Neden? Sizden sizin zararlı fikirlerinizden dayatmalarınızdan kaçtıkları için. Siz okulların, öğretmenlerin, öğrencilerin sahibi değilsiniz.
•Zorunlu eğitim uygulayan bir ülkede proje okul adıyla nitelikli –niteliksiz okul ayrımı olmaz. Devletin görevi okullarımız arasındaki fiziki yetersizlikler gibi nitelik farkını da kaldırmaktır. Proje okulları uygulaması sizin FETÖ taktiğinizdir. Abi/abla atama modelinizdir. Keyfi atamalara son verin, liyakatsizliğiniz kurumları yozlaştırdı, çürüttü.
•Deprem bölgesinde verilen sözler tutulmadı. Öğrenciler konteynır okullarda öğrenimlerine devam etmektedir. Deprem beklenen illerimizde okullarımızın bir kısmının güçlendirilmesi hala yapılmış değildir.
•MESEM uygulaması çocuk emeğinin sömürülmesidir. Bu uygulamaya mutlaka son verilmelidir.
•AKP iktidara geldiğinde öğretmenler maaşının beşte birini ev kirasına öderken, emekli ikramiyesiyle ev, araba alabilirken şimdi maaşı neredeyse ev kirasına yetmez oldu, emekli ikramiyesiyle ev alabilmesi hayal bile değil artık.

Eğitim-İş “Cumhuriyet ve Emek Yürüyüşü” Ankara Tandoğan’da tamamlandı

“Bu ileri ve geri arasında kavgadır. Biz ileri olanın yanındayız”
Bizler sizin tebliğci, kuryeci öğretmeniniz değiliz, olmayacağız.
Bunları istemek hakkımız değil mi? Bunları almak için mücadele edecek miyiz?
Cumhuriyet sevdalıları, emeği en yüce değer olarak bilenler;
Biz bu iktidarı tanıyor ve çok iyi biliyoruz. Bu insanların laiklik karşıtı, çağdaş değerlerden uzak olduklarını da biliyoruz.
Bu yüz yılda bu çağda zorunlu eğitim çağındaki çocukları cinsiyetlerine göre farklı okullarda toplayalım diyen, karma eğitimi tartışmaya açan Bakanlara, bürokratlara hoşgörüyle bakamayız.
Bu çağdışılık ile çağdaşlık arasındaki kavgadır. Biz çağdaşlıktan yanayız.
Bu akıl, bilime dayanmak ile akıl dışılık arasında bir kavgadır. Biz akıldan, bilimden yanayız.
Bu ileri ve geri arasında kavgadır. Biz ileri olanın yanındayız.
Bu insan haklarından, eğitim hakkından yana olmakla ayrıcalıklar peşinde koşanlar arasındaki kavgadır. Biz insan haklarından eğitim hakkından yanayız.
Biz kadın haklarından yanayız onlar fıtrat farklı diyerek kadını ikinci sınıf görenlerdir.
Biz ülkede birlik, yurttaşlık, eşitlik, özgürlük, kardeşlik diyoruz, hukukun üstünlüğü diyoruz. Onlar bizim taraftarlarımız, bizim hukukumuz diyor. Devletin sahibiyiz diyor. Değilsiniz. Olamayacaksınız. Cumhuriyet halk demektir, cumhuriyetin sahibi de halktır. Biz kurduk biz yaşatacağız.
Burada bulunuşumuz, tüm Türkiye için, gelecek için Cumhuriyetten ve emekten yana hem bir direniş, hem de çağrıdır.
Cumhuriyeti savunacak,
Emeğin hakkını koruyacak,
Özgür, eşit, laik bir ülke için mücadele edecek miyiz? 
O zaman
Yaşasın emek!
Yaşasın özgürlük, eşitlik ve kardeşlik!

Eğitim-İş “Cumhuriyet ve Emek Yürüyüşü” Ankara Tandoğan’da tamamlandı

Yaşasın cumhuriyet!
Cumhuriyet ve emek mücadelesinde omuz omuza yürümeye devam edeceğiz! Ve çaresi yok biz kazanacağız. Birlikte kazanacağız!
“Türk milleti bundan sonra başında tacidar kabul etmez, başında hiçbir şahsın hakimiyetini kabul etmez” diyen Vasıf Çınar’a selam olsun! “Benim en büyük ülküm yurdun cennet olması” diyerek yurt sevgisini her şeyin üstünde tutan Hasan Ali Yücel’e selam olsun!
“Memlekette, mektep bulamayan bir çocuk bırakmayacağım” diyen Mustafa Necati’ye selam olsun!
Dünyada Başöğretmen ünvanlı tek lider, Cumhuriyetçi, devrimci, ebedi önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’e selam olsun, selam olsun, selam olsun!
Bize destek olan ve bizimle burada bulunan siz değerli dostlara devrimcilere ilericilere cumhuriyetçilere selam olsun!”

]]>
Onbinlerce işçi Tandoğan Meydanı’na aktı https://yenidunya.org/emek-gundemi/31119/onbinlerce-isci-tandogan-meydaninda-akti/ Sun, 20 Oct 2024 10:12:40 +0000 https://yenidunya.org/?p=31119 Türk-İş’in “Zordayız Geçinemiyoruz” mitinginde on binlerce emekçi Tandoğan Meydanı’nı doldurdu.
Türk-İş tarafından Ankara Tandoğan Meydanı’nda düzenlediği “Zordayız, geçinemiyoruz” mitingine Türkiye’nin dört bir yanından gelen onbinlerce işçi, vergide adalet ve geçim şartlarının iyileştirilmesi için bir araya geldi. AKM metrosu önünde yürüyüşe başlayan sendikalar Tandoğan Meydanı’nı doldurdu.
Mitinge katılan işçiler,  “Ağır vergi yükü kaldırılsın”, “Bozulan ekonominin bedelini biz ödemeyeceğiz”, “Kamu işçisi çözüm istiyor”, “İşçiler yine vergi şampiyonu”, “Kadro hakkımız engellenemez”, “Brütten net’e çakılıyoruz”, “Verilen sözler tutulmalı” dövizleri taşıdı.
İşçiler, “Sadaka değil toplu sözleşme”, “Direne direne kazanacağız”, “Vergide adalet istiyoruz”, “Birleşe birleşe kazanacağız” sloganlarını attı.

“Kadın ve çocuk cinayetlerine dur diyoruz”
Mitingtede ilk konuşmayı Türk-İş İstanbul Temsilcisi Halil Baki Erdal yaptı. Erdal, “Bizi görmeyenlere, bizi duymayanlara karşı ‘biz buradayız’ demek için geldik. Ülkenin dört bir yanında hak arayan işçi sınıfı için buradayız. Biz kimseden sadaka istemiyoruz, hakkımızı istiyoruz. Türkiye’de çalışma saatinin ortalaması 65 saat dünyada 45 saat. Yazıklar olsun. Verdiğiniz maaş yetmiyor, yetmiyor” dedi.
Son günlerde artan kadın cinayetlerine de tepki gösteren Erdal, “Kadın cinayetlerine ‘yeter artık’ diyoruz. Lafa geldiğimde kadına el kalkmaz deniliyor ama kadın cinayeti bitmiyor. Çocuk cinayetlerine dur diyoruz.” dedi

Onbinlerce işçi Tandoğan Meydanı’na aktı

“Vergi olmazsa olmazımız”
Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay, yaptığı konuşmada şunları kaydetti: “Sesimizi duyurana kadar alanlarda olmaya devam edeceğiz. Vergide adalet dediğimiz nedir? Bir ay önce aldığını, bir ay sonra almıyorsun. Meclis’te bütçe görüşmeleri başlıyor. Vergi olmazsa olmazımız. O planları yapanlar bu alana ses versinler, bir an önce bu sorunu çözsünler.
“Asgari ücret görüşmelerine dört asgari ücretli kardeşimiz katılacak. Onlar ne derse o olacak, kararlarına harfiyen uyacağız.

“Kamu ücreti asgari ücret seviyesine geldi”
“Kamu işçilerde ücretlerde öncüydü. Öyle bir noktaya geldik ki, kamu ücreti asgari ücret seviyesine geldi. Önerdiğiniz zam oranları kabul edilebilir değil.

“Kadınlar ölüyor, çocuklar ölüyor, çocuk işçiler ölüyor”
“Kadınlar özgürce sokaklarda dolaşsın. Kadınlar ölüyor, çocuklar ölüyor, çocuk işçiler ölüyor. Bu meselede bizim meselemiz, Türk-İş’in meselesi. Çözüm bekliyoruz, laf beklemiyoruz. Çatalca’da 146 kadınımızı kapının önüne koydular. Suçları ne? Sendikalı olmak istemek, insan gibi maaş istemek. O kardeşlerimizin de yanında olmaya devam edeceğiz.

Onbinlerce işçi Tandoğan Meydanı’na aktı

“Derdimiz ailemiz, derdimiz geçim, derdimiz vatan”
“Merhametsiz işverenlerin eline bizi bırakmayın. Öyle bir kanun çıkarın ki işçinin lehine olsun. Bizi yok sayanlar yarın bunun bedelini öder. Derdimiz ailemiz, derdimiz geçim, derdimiz vatan… Kurulduğumuzdan beri bunlardan geri adım atmadık.”

“Şimşek’in dünyası başka, bizim dünyamız başka”
“Bu meseleleri Şimşek mi duyar, fırtına mı duyar bilmem. Ama Şimşek’in dünyası başka, bizim dünyamız başka. Hükümete bir daha sesleniyorum. Biz bu ülkenin yüzde 60’ıyız. Sizin oy makineniz değiliz. Aklınızı başınıza alın. Size oy vermek diye bir yükümlülüğümüz yok.”

]]>
Türk-İş Tandoğan’a çağırıyor https://yenidunya.org/emek-gundemi/31114/turk-is-tandogana-cagiriyor/ Sat, 19 Oct 2024 08:00:11 +0000 https://yenidunya.org/?p=31114 Türk-İş’in, “Zordayız Geçinemiyoruz” Emek Buluşması Mitingi yarın (20 Ekim) saat 11.00’de Ankara Anadolu (Tandoğan) Meydanı’nda gerçekleştirilecek.
Türk-İş Ankara Bölge Temsilcisi Nihat Zengin, yaptığı açıklamada, “Tüm Ankaralıları Pazar günü Tandoğan Meydanı’na çağırıyoruz. Son yılların en büyük emekçi mitingi olacak. 81 ilden 2 bin otobüs ile 100 binin üzerinde katılım bekliyoruz. Tandoğan Meydanı dar gelecek.” dedi.

Türk-İş Tandoğan’a çağırıyor
]]>
DİSK’li işçiler Saraçhane’den seslendi: Gelirde adalet, vergide adalet https://yenidunya.org/emek-gundemi/30990/diskli-isciler-sarachaneden-seslendi-gelirde-adalet-vergide-adalet/ Wed, 25 Sep 2024 18:26:39 +0000 https://yenidunya.org/?p=30990 DİSK, “geçinemiyoruz, gelirde adalet, vergide adalet” talebiyle başlattığı eylemlerin bir ayağını bugün Saraçhane’de gerçekleştirdi.
Saraçhane’de 63 yıl sonra tekrarlanan mitingde, işçiler “Geçinemiyoruz”, “Birleşe birleşe kazanacağız”, “Ölmek var, dönmek yok; tazminatı vermek yok” ve “Gelirde, vergide, ülkede adalet” sloganlarını attı.
DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu yaptığı konuşmada: “Nasıl olsa seçim yok, asgari ücrete zam yapmam; nasıl olsa seçim yok, emeklileri 12 bin 500 liraya mahkûm ederim; nasıl olsa seçim yok, sermayenin istediği her şeyi tıkır tıkır hayata geçirelim diyenlere buradan sesleniyoruz. Seçim burada, seçim bu meydanda” dedi. Çerkezoğlu, iktidara “Daha çok vergi toplamak istiyorsanız, etrafınıza bakın, etrafınıza. O kar rekorları kıran şirketlere bakın. Bankalara bakın. Kur korumalı mevduatlar milyonlar kazananlara bakın. Çekin elinizi soframızdan. Çekin elinizi cebimizden. Çekin elinizi çoluğumuzun çocuğumuzun geleceğinden” dedi.

“Bu meydan Türkiye işçi sınıfının görev hakkı başta olmak üzere sendikal haklarına emeğine, ekmeğine sahip çıktığı meydan”
“İki yılı aşkın bir süredir gelirde adalet, vergide adalet, mücadelesi veriyoruz. İş yerlerinden başladık. Alanlara, meydanlara vergide önüne taşıdık sesimizi. Binlerce imza topladık. Ankara’ya bakanlık önlerine gittik. İstanbul’dan, Ankara’ya yürüdük, gelirdi adalet, vergide adalet için. Şimdi de yeni bir mücadele sürecinin içerisindeyiz. Yine ilk durağımız iş yerleri oldu. Ardından Türkiye’nin dört bir yanında Edirne’den, Tekirdağ’dan, Tunceli’ye, Çanakkale’den, Artvin’e,  Adana’dan Diyarbakır’a kadar bütün illerde işçi buluşmaları yaptık. Ardından bölge mitinglerine başladık. Önce Mersin’de ardından geçtiğimiz hafta cuma günü İzmir’de, İzmir’in sokaklarını kırmızı işçi seline boyadık. Binlerce işçi arkadaşımızla birlikte haykırdık. Gelirde adalet, vergide, ülkede adalet için. Şimdi de buradayız. Saraçhane Meydanı’ndayız. Bu meydan Türkiye işçi sınıfının bundan 63 yıl önce ayağa kalktığı meydan. Bu meydan Türkiye işçi sınıfının görev hakkı başta olmak üzere sendikal haklarına emeğine, ekmeğine sahip çıktığı meydan. İşte 63 yıl önceki kararlılığı. O mücadele coşkusunu bugün bu yürüyüşümüzde devam ettiriyoruz. Ve sevgili arkadaşlar evet bu alanla birlikteyiz. Yan yana omuz omuzayız. Yoksuldan alıp zengine veren bu düzenden hesap sormak için yan yanayız. Bizi asgari yaşama, asgari ücrete en düşük emekli aylığına mahkum edenlerden hesap sormak için buradayız. Sendikal haklarımızı yok sayanlardan hesap sormak için bir aradayız. Sermayeden vergi almayan, onların vergilerini gece yarısı iptal eden sermaye zihniyetine karşı vergide adalet için yan yanayız. Ocakta aldığımız ücreti eylülde, ekimde, kasımda, aralıkta da olabilmek için yan yanayız. Emeğimiz için, ekmeğimiz için, eşitlik, özgürlük, adalet için bugün bu meydanda yan yana omuz omuzayız. 

“Bu kara tablo 22 yıldır ülkeyi yöneten Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarlarının sınıfsal ve siyasal tercihlerinin sonucudur”
Bu yaşadığımız kara tablo, bu işsizlik, bu yoksulluk, bu hayat pahalılığı, bunların hiçbiri tesadüf değil. Ülkeyi yöneten iktidarın o sürekli değişen Maliye Bakanlarının beceriksizliği de değil. Bu yaşadığımız kara tablonun nedeni bu ülkeye 22 yıldır yöneten AKP hükümetlerinin tercihlerinin sonucudur. Bu kara tablo 22 yıldır ülkeyi yöneten Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarlarının sınıfsal ve siyasal tercihlerinin sonucudur. İki yılı aşkın bir süredir meydanlardan yükselen bu sesi duymayanlar bu politikalarda ısrar ediyorlar. Her gün bizi daha fazla yoksullaştıran sürekli yoksuldan alıp zengine, işçiden alıp patrona veren bu düzenin çarklarını daha hızlı çevirmek için uğraşıyorlar. İşte geçtiğimiz günlerde orta vadeli programı açıkladılar. Ne var orta vadeli programda? Orta vadeli program ne var? Hükümetin önümüzdeki üç yıllık hedefleri var orada. Ne var orta vadeli programda arkadaşlar? Daha yüksek enflasyon var. Daha düşük büyüme var. Yani çocuklarımızın daha fazla işsiz kalması var. Yüksek enflasyon karşısında daha da düşen ücretler var.

DİSK’li işçiler Saraçhane’den seslendi: Gelirde adalet, vergide adalet

“Bugün burada bir kez daha sesleniyoruz. Ölmek var, dönmek yok, tazminatı vermek yok”
Bir de tutturmuşlar enflasyonun nedeni ücretler diye koca bir yalan arkadaşlar koca bir yalan. Bu ülkede enflasyonun ne deneyecekler değil enflasyonun nedeni üretimden kopmuş olmak.  Enflasyonun nedeni dolarizasyon enflasyonun nedeni aşırı karlar. Hani hep beraber bakalım. Enflasyon, ücretler artarsa enflasyon artar dediler. Temmuz’da asgari ücreti arttırmadılar. Bir Ocak’tan beri ücretlerimiz artmadı. Enflasyon düştü mü arkadaşlar? Çarşıda, pazarda, enflasyonun düştüğünü gören var mı? O zaman bu kocaman yalanın arkasından bizi yoksulluğa mahkum eden bu politikaları asla teslim almayacağız. Başka ne var orta vadeli programda? Güvencesiz çalışma kullan at işçiliği var. Başka ne var orta vadeli programda sosyal güvenliği ayrılan payın azaltılması var. Yani emekli olmak daha da zorlaşacak. Emeklilikteki bütün mağduriyetler devam edecek. Emekli aylıkları, ucube sistem uydurdular ya hazineden tamamlama diye o ucube sistemle 12,500 liraya milyonlarca emekliyi mahkum edeceğiz diyorlar orta vadeli programda. Bir de büyük bir tuzak var arkadaşlar büyük bir tuzak. Orta vadeli programda emekli aylıkları o kadar düştü ki ikinci emekli aylığı aldatmacası adı altında tamamlayıcı emeklilik sigortası var. Bu ne demek bunu çok iyi biliyoruz. Bu tuzağı ilk defa koymadılar önümüze. Biz tanıyoruz bu tuzağı. Tamamlayıcı emeklilik sistemleri adı altında Türkiye işçi sınıfının 90 yıllık kazanılmış hakkını kırmızı çizgimizi, son kalemizi yani kıdem tazminatımızı ortadan kaldırmak var. Buradan Saraçhane Meydanı’ndan bir kez daha sesleniyoruz. Asla aklınızdan bile geçirmeyin diyoruz. Daha önce kıdem tazminatını gasp etmek için yaptığınız her türlü girişim Türkiye işçi sınıfının ve DİSK’in duvarlarına nasıl çarpıp geri döndüyse bugün de bu konudaki kararlılığımızı sürdürüyoruz. Çok bakanlar gördük, çok başbakanlar gördük bu ülkede kıdem tazminatını fona devredeceğim diyen. Hepsi geldi geçti. Ama biz buradayız. Bugün burada bir kez daha sesleniyoruz. Ölmek var, dönmek yok, tazminatı vermek yok.

“Sermaye bu ülkede doymuyor. Ne yaparsak yapalım doymuyorlar”
Bütün bu politikalar hükümetin programı yazdıkları şeyler kimin talebi? Bizim mi? İşçinin, emekçinin, emeklinin, halkın talebi mi? Tabii ki hayır. Bütün bunlar sermayenin talebi arkadaşlar. Sermaye bu ülkede doymuyor. Ne yaparsak yapalım doymuyorlar. Hedeflerinde kıdem tazminatı var. Hedeflerini de işten çıkarma tazminatı var. Sendikal tazminat var. Hedeflerinde işsizlik sigortası var. Sermaye istiyor ki ben işçiyi istediğim kadar çalıştırayım, istediğim zaman kapının önüne koyayım. Sendikaya üye oldu diye işten atayım. Bir kuruş tazminat ödemeyeyim diyorlar. Yine onların hedeflerinde işçiler alacak davası bile açamasın diyorlar. İş yerlerimize SGK denetime gelecekse randevu alın öyle gelin diyorlar. O MESEM projesinde çocuklarımızın tezgah başlarında hayatını kaybettiği MESEN projesinde devam edin diyorlar. Yani 85 milyon çalışıyor. 85 milyon üretiyor. Bir avuç insanı zengin ediyor. Ama yine de doymuyorlar. Bu nasıl bir açgözlülüktür? İşte onun için adalet istiyoruz sevgili arkadaşlar. İşte bu yüzden gelir da, vergide adalet, ülkede adalet diyoruz.”

DİSK’li işçiler Saraçhane’den seslendi: Gelirde adalet, vergide adalet

“Türkiye’nin bir asgari ücret ülkesi olmaktan kurtulmasını istiyoruz”
“Taleplerimiz son derece açık ve net. Gelirde adalet istiyoruz. Ürettiğimiz değerden payımızı hakça almak istiyoruz. İnsanca yaşayacak bir ücret istiyoruz. Türkiye’nin bir asgari ücret ülkesi olmaktan kurtulmasını istiyoruz. Vergide adalet istiyoruz” sözleriyle isteklerini sıralayan Çerkezoğlu konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
“Anayasa’nın 73. maddesinde yazdığı gibi az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alınan adil bir vergi sistemi istiyoruz. Bununla ilgili kanun teklifini de Meclis’e verdik. Meclis’ten oy birliğiyle geçsin istiyoruz. Bir de kalkıyor bu ülkenin Maliye Bakanı, belki de adaleti sağlayacağız diyor. Buradan Saraçhane Meydanı’ndan sesleniyoruz. Vergide adaleti sağlamak, daha çok vergi toplamak istiyorsanız, etrafınıza bakın, etrafınıza. O kar rekorları kıran şirketlere bakın. Bankalara bakın. Kur korumalı mevduatlar milyonlar kazananlara bakın. Çekin elinizi soframızdan. Çekin elinizi cebimizden. Çekin elinizi çoluğumuzun çocuğumuzun geleceğinden. 

“Biz haklarımızı öyle seçimden seçime değil her gün yan yana, omuz omuza mücadeleyi büyüterek alacağız”
Son olarak buradan Saraçhane Meydanı’ndan ülkeyi yöneten hükümete bir şey daha söyleyelim arkadaşlar. Nasıl olsa seçim yok. Asgari ücrete zam yapmam, nasıl olsa seçim yok emeklileri 12,500 yüz liraya mahkum ederim. Nasıl olsa seçim yok. Sermayenin istediği her şeyi tıkır tıkır hayata geçirelim diyenlere buradan sesleniyoruz. Seçim burada arkadaşlar, seçim burada arkadaşlar. Seçim bu meydanda. Seçim her gün daha gün ağarmadan evinden çıkıp işe giden, gece gündüz çalışan, yaşama, şansı bile olmadan çalışan milyonların evine ekmek götürememesinde seçim. Seçim evlerimizde kaynamayan tencerede işçi sınıfının seçimin tercihini net emek olarak emekçiler olarak biz eşitlik, adalet, barış ve kardeşlikten yana gerçek bir demokrasi için mücadele veriyoruz. Biz haklarımızı öyle seçimden seçime değil her gün yan yana, omuz omuza mücadeleyi büyüterek alacağız. Ve sevgili arkadaşlar evet ülkede adalet istiyoruz. Demokrasi istiyoruz. Demokrasi işçinin ekmeğidir diyoruz. DİSK olarak ve biliyoruz ki demokrasinin olmadığı yerde emeğin hakları olmaz. Ve demokrasi dediğimiz şey 5 yılda bir gidip sandıkta oy vermek demek değil. Demokrasi işçi sınıfının hayatın her anında söz ve karar sahibi olması demek.
O nedenle sevgili arkadaşlar burada bir kez daha söz veriyoruz. Yan yana omuz omuza bu mücadeleyi büyütmenin sözünü veriyoruz. Şimdi sevgili arkadaşlar, bu meydandaki herkes olarak birbirimize söz verelim. Burada bu meydanda olan olmayan bütün işçi arkadaşlarımıza, hepimize düşen görev buradaki taleplerimizi bu meydanın kararlılığını coşkusunu, iş yerlerine taşımak, beraber çalıştığımız arkadaşlarımıza taşımak, evde konumuza, komşumuza. Dostumuza taşımak ve bu mücadeleyi hep birlikte büyütmek hepimize düşen görev bu. İşte bu bilinçle sevgili arkadaşlar. Bu mücadeleyi Türkiye’nin dört bir yanından aldığımız güçle gerçek bir adalet ve demokrasi sağlanana kadar hep birlikte büyütmeye kararlıyız. Dedik ya biz varsak umut var, işçi sınıfı varsa umut var, bu umudu hep birlikte büyüteceğiz. Asla teslim olmayacağız. Ve mutlaka kazanacağız. Yan yana kazanacağız. Omuz omuza kazanacağız. Yürek yüreği kazanacağız. Direne direne kazanacağız ama mutlaka kazanacağız. Emek kazanacak, adalet kazanacak, barış kazanacak, kardeşlik kazanacak ne demokrasi kazanacak ve bu ülkede bu topraklarda emeğin Türkiye’sini hep birlikte kuracağız. Yolumuz açık olsun sevgili arkadaşlar. Yolumuz açık olsun sevgili dostlar. Tekrar hepinizi DİSK adına sevgiyle, saygıyla selamlıyoruz. Bu mücadeleyi yan yana omuz omuza büyüteceğiz. Hoş geldiniz, sefalar getirdiniz. Yolumuz açık olsun. Hep birlikte mücadeleye devam”.

Kaynak: ANKA

]]>
DİSK, Mersin’de “Gelirde, Vergide, Ülkede Adalet’’ mitingi yaptı https://yenidunya.org/emek-gundemi/30922/disk-mersinde-gelirde-vergide-ulkede-adalet-mitingi-yapti/ Fri, 13 Sep 2024 12:36:00 +0000 https://yenidunya.org/?p=30922 DİSK’in, Akdeniz bölge mitingi 13 Eylül 2024 günü saat 15.00’de “Özgecan Aslan Barış Meydanı”nda yapıldı.
Mitinge DİSK’e bağlı Genel İş, Birleşik Metal İş, Emekli Sen’in yanı sıra, UİD-DER, EMEP, 2017 Tüm Emeklilerin Sendikası ve 2021 Tüm Emekliler Sendikası kortej oluşturarak katıldılar.
AKP’nin emekçi düşmanı ekonomi politikasıyla Temmuzda ücretleri artırılmayan işçiler izlenen yoksullaştırma programını sloganlarla protesto ettiler.

Emekliler alanda
Derin yoksulluğa itilmiş emekli sendikaları da mitinge yoğun ilgi göstererek çok sayıda üyeleriyle katıldılar. Kortej boyunca emekliler: ülkedeki sorunların çok büyük olduğunu, tek başına hiçbir partinin, sendikanın, derneğin, platformun bu sorunların üstesinden gelemeyeceğini, tek çarelerinin emekçilerin en geniş birliği olduğunu dile getirdiler.

DİSK, Mersin’de “Gelirde, Vergide, Ülkede Adalet’’ mitingi yaptı

Yoksullaşmayı işçiler önler
Meydana varıldığında DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, toplanan kalabalığı selamlayarak katılımcılara teşekkür etti. “Gelirde, Vergide, Ülkede Adalet’’ mitinglerini uzun süredir yaptıklarını ve sonuç alana kadar ısrarla buna devam edeceklerini anlattı. 12 Eylül 1980 darbesinin bugünkü emekçi yoksulluğunun temel nedeni olduğunu söyledi. İktidarın yoksullaştırma programının işçilerin kararlı duruşuyla boşa düşeceğini ekledi.

DİSK, Mersin’de “Gelirde, Vergide, Ülkede Adalet’’ mitingi yaptı
]]>
Türk-iş, “Zordayız, geçinemiyoruz” mitinglerinin ilkini gerçekleştirdi https://yenidunya.org/emek-gundemi/30832/turk-is-zordayiz-gecinemiyoruz-mitinglerinin-ilkini-gerceklestirdi/ Mon, 26 Aug 2024 18:54:29 +0000 https://yenidunya.org/?p=30832 Türk-iş Başkanlar Kurulunun 06 ağustos 2024 tarihinde aldığı kararlar doğrultusunda “Zordayız, geçinemiyoruz” başlıklı eylem sürecinin ilk mitingi Tekirdağ, Çerkezköy’de on binlerce işçinin katılımıyla gerçekleşti.
Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay yaptığı konuşmada şu konulara değindi:
“Taşeronda, staj mağdurlarında, vergide nerede mağduriyet varsa ülkenin gündemine taşıyoruz. Biz bu ülkede yasama değiliz, yürütme değiliz. Sivil toplum örgütüyüz. İşçi, çiftçi, emekli bu ilçenin yüzde 65’iyiz. Meclis’te ise tulum kökenli 5 kişi göremezsiniz. Sabah 5’te kalkmazsanız, tulum giymediyseniz emekçinin derdini anlayamazsınız. Yaklaşık 150 tane ise işveren kökenli vekil var. Evvela kendi işverenlerine desinler ki işçilerin örgütlenmesinden korkmasınlar. Ancak bu zamana kadar o sesi duyamadık.”

Türk-iş, “Zordayız, geçinemiyoruz” mitinglerinin ilkini gerçekleştirdi

‘Daha önce böyle bir tablo görmedik’
Konuşmasına, bu ülkede emeklileri 12, asgari ücretlileri 17 bine çalışmaya mecbur ediyorlar sözleriyle devam eden Ergün, “Çerkezköy emekçi kenti. İnsanlar buraya ekmek parası kazanmaya geldiler. Buradan hükümete sesleniyoruz. Kamu asgari ücret seviyesine düştü. Bu 1 buçuk sene önce oldu. Daha önce böyle bir tablo görmedik. Son aldığımızı bugün alamıyoruz. Sloganımız şu: “zordayız, geçinemiyoruz.” dedi.
“Her gün şu kadar işçi iş cinayetinde can veriyor.” diyen Ergün, “bu ülkede darbeye karşı direnen, tankların altına girenler de işçilerdi. Bu ülkede terör örgütleriyle arasına mesafe koymayanlar var. Dünyanın her tarafında Türkiye’ye tehditler var. İsrail Filistin’de katliamlar yapıyor. Hangi partiye oy verirseniz verin. Ancak herkesin bu bayraktan taraf olması gerekiyor.” dedi.

‘TÜİK’in açıklamasına güvenmiyoruz’
Ergün, konuşmasını, “Örgütlenince kapının önüne koyuyorlar. Belediye değişiyor kapının önüne koyuyorlar. Polonez’de 146 kardeşimizi işten attılar. Yabancı sermayeye karşı değiliz. Ancak dışarıda yasalara uy. Buraya gelince sendika hakkı tanıma. Ülkeyi yönetenler bu duruma dur demek mecburiyetinde. Sokakta enflasyonu en iyi biz biliyoruz. TÜİK’in açıklamasına güvenmiyoruz. İşçilerin ücretlerinin enflasyon karşısında erimemesi mücadele ediyoruz.” sözleriyle tamamladı.

]]>
Hak-İş mitinglere başlıyor https://yenidunya.org/emek-gundemi/30737/hak-is-mitinglere-basliyor/ Tue, 13 Aug 2024 10:17:11 +0000 https://yenidunya.org/?p=30737 Hak-İş, vergi adaletsizliği, ek protokol zam talebi, işten çıkarmalar, sendikal baskılar gibi çalışma hayatında yaşanan sorunlara ilişkin talepleri dile getirmek amacıyla miting düzenleyecek.

Türk-İş’in ardından Hak-İş de, Türkiye’nin 3 ilinde kitlesel miting yapacağını duyurdu. Mitingler Kayseri, Kocaeli ve Gaziantep’te kitlesel olarak düzenlenecek.
Hak-İş Yönetim Kurulu, vergi adaletsizliği, ek protokol zam talebi, işten çıkarmalar, sendikal baskılar, kayıt dışı istihdam, işsizlik, örgütlenmenin önündeki engeller ve iş kazaları başta olmak üzere çalışma hayatının gündemindeki konulara ilişkin talepleri dile getirmek üzere gerçekleştireceği miting tarihlerini açıkladı.
Hak-İş, üye sendikalar ve üyelerinin katılımıyla, 23 Ağustos’ta Kayseri’de, 5 Eylül’de Kocaeli’nde ve 13 Eylül’de Gaziantep’te gerçekleştireceği mitinglerle emeğin taleplerini dile getirecek.

İşçi sendikalarının ortak kararı
İşçi sendikaları konfederasyonları, Türk-İş, DİSK ve Hak-İş, 8 Ağustos günü yaptıkları ortak toplantıda, “Geçinemiyoruz” başlığı ile işçi sınıfının ekonomik-demokratik hakları için bölgesel basın açıklamaları ve mitingler yapma kararı almışlardı. Konfederasyonlar yaptıkları eylemleri aynı tarihlere getirmeden ayrı ayrı düzenleyecek. Sendikalar eylemleri önce ayrı ayrı, talepler karşılanmazsa ortak eylemler yapma kararı da almışlardı.

Hak-İş mitinglere başlıyor
]]>
Türk-İş meydanlara iniyor https://yenidunya.org/emek-gundemi/30730/turk-is-meydanlara-iniyor/ Mon, 12 Aug 2024 14:19:38 +0000 https://yenidunya.org/?p=30730 Türk-İş, işçi ve memurların güncel-ekonomik sorunları için meydanlara inme kararı aldığını bir basın açıklaması ile kamuoyu ile paylaştı.
Türk-İş Genel Başkan Yardımcısı Ramazan Ağar, işçi ve emeklilerin sorunlarını dile getirmek için 20 Ağustos’ta kitlesel bir basın açıklaması yapacaklarını, 26 Ağustos ve 3 Eylül’de de açık hava mitingleri düzenleyeceklerini açıkladı.

“Emeğiyle yaşamını sürdürenler için
Türk-İş Genel Başkan Yardımcısı Ramazan Ağar, Türk-İş 4’üncü Bölge Başkanlığı’nda bir basın toplantısı düzenledi.
Ağar, açıklamanın, “6 Ağustos günü toplanan Türk-İş Başkanlar Kurulu’nda yapılan değerlendirmeler ve yönetim kurulunun aldığı karar ile başta üyeler olmak üzere, yaşamını emeğiyle sürdüren geniş kesimlerin karşı karşıya kaldığı güncel-ekonomik sorunlar ve konfederasyonun ülke genelinde yapacağı eylem planı takvimini paylaşmak amacıyla” yapıldığını belirtti.
Toplantıya, Türk-İş’e bağlı sendika genel başkanlarının yanı sıra 17 kentten 70’e yakın şube başkanı katıldı.

İşçi havzalarında miting
Ağar,konuşmasının devamında, işçilerin çalışma düzeninin bozulduğunu, enflasyonun dengesiz seyri nedeniyle sorunlar yaşandığını, vergideki adaletsizliğin tepkilere neden olduğunu, emeklilik sisteminin dağıldığını, kamudaki taşeron işçi sorununun büyüdüğünü ve asgari ücretin üzerinde maaş alanların bile artık geçinemediğini anlattı. Çeşitli bölgelerde toplantılar yaptıklarını dile getiren Ağar, hazırladıkları eylem planı kapsamında 20 Ağustos’ta 81 il ve bölge temsilcileriyle kitlesel bir basın açıklaması yapacaklarını vurguladı. Ağar, 26 Ağustos’ta Çerkezköy’de, 3 Eylül’de Zonguldak’ta kitlesel açık hava mitingleri yapacaklarını söyledi.

“Üretimden gelen gücümüzü her türlü kullanacağız”
Çalışanların ve emeklilerin insana yakışır koşullarda bir hayatı olsun diye mücadele verdiklerini aktaran Ağar, “Sokaktaki enflasyonu en iyi biz biliyoruz. Üyelerimizin başta olmak üzere tüm emekçilerin taleplerini dile getiriyoruz. Emeğimizin karşılığı olan, gelirimizin enflasyon verilerine kurban edilmesine karşı açık bir tavır arıyoruz. Bir kez daha belirtiyoruz. Hayat pahalılığı, yüksek enflasyon, adaletsiz vergi sistemi, işsizlik, kayıt dışı istihdam, güvencesiz çalıştırma sorunları altında ezilmeyeceğiz. Bozulan ekonominin bedelini biz ödemeyeceğiz. 969 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kadroya giren işçilerin kanundan doğan haklarını aramaya devam edeceğiz. Kitlede ve kamuda taşeron işçilik sona erene kadar mücadelemizi sürdüreceğiz. Örgütlenmenin önündeki engelleri tek tek aşacağız. Kırıp dökmekten ziyade birleştirmeye çalışıyorum. Görüşerek, müzakere ederek meselelerin çözümünü istiyorum. Aksi halde üretimden gelen gücümüzü her türlü kullanacağımızı da bilmelerini istiyorum” dedi.

]]>