migros – Yeni Dünya https://yenidunya.org Yeni Günün Habercisi Tue, 03 Feb 2026 09:06:35 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.8.5 https://yenidunya.org/wp-content/uploads/2022/02/cropped-YD-ikon-512-1-75x75.png migros – Yeni Dünya https://yenidunya.org 32 32 MİGROS depolarında hayat saniyelere bölünerek satılamaz! https://yenidunya.org/yazarlar/tarik-yuce/33757/migros-depolarinda-hayat-saniyelere-bolunerek-satilamaz/ Tue, 03 Feb 2026 08:58:18 +0000 https://yenidunya.org/?p=33757 Türkiye’nin en büyük perakende devlerinden birinin görkemli kâr tabloları, madalyonun sadece bir yüzünü temsil ediyor. Diğer yüzde ise 10 farklı ilde, 12 depoda saniyelerle yarışan 5 bine yakın işçinin DGD-Sen çatısı altında verdiği onur mücadelesi var. Bugün Migros depolarında yükselen ses, sadece bir ücret pazarlığı değildir; insanın, algoritmalar aracılığıyla birer “barkod” haline getirilmesine karşı verilen görkemli bir direniştir.

Modern depo yönetimi, artık ustabaşının göz hapsinden daha ağır bir denetim mekanizmasıyla çalışıyor. İşçinin elindeki el terminalleri; her ürün toplamayı ve iki iş emri arasındaki nefeslenme süresini dijital birer veri noktasına dönüştürüyor. Sistemin belirlediği “ideal hız”ın altında kalan her işçi, yazılım tarafından anında “verimsiz” olarak etiketleniyor. Teknoloji burada işçiyi özgürleştirmek için değil; sömürüyü, insanın biyolojik sınırlarını zorlayan bir kronometreye hapsetmek için kullanılıyor.

İşçinin tepesinde sallanan dijital bir kılıç: Saniye takibi
​Depolarda her saniye bir algoritma tarafından denetlenmektedir. İşçiler, lavaboya gittiklerinde dahi terminali kapatmak zorunda bırakılmakta; sistem bu süreyi anında “pasif zaman” olarak kaydetmektedir. Bu dijital gardiyanlık, işçinin insanca yaşama hakkını %28’lik sefalet zamlarıyla birleştirerek onu açlık sınırının altına itmektedir. Bugün işçilerin net %50 zam talebi, sadece bir rakam değil; fahiş kiralar ve eriyen alım gücü karşısında bir hayatta kalma sınırıdır. Üstelik işçiler, yılın ortasında vergi dilimiyle maaşlarının kuşa dönmesine karşı haklı bir haykırış yükseltiyor: Vergi yükünü patron üstlenmeli, işçinin net ücreti yıl boyu sabit kalmalıdır.

MİGROS depolarında hayat saniyelere bölünerek satılamaz!

Patronun elinde bir rehin alma mekanizması: Barınma hakkı
​Direnişin kararlılığı karşısında panikleyen yönetim, kurumsal imkanlarını bir psikolojik harp aygıtı olarak kullanıyor. 280’den fazla işçinin Kod 46 ile işten çıkarılması yetmezmiş gibi, lojmanlarda kalan emekçiler kışın ortasında hukuksuzca kapı önüne konulmaktadır.
​Burada barınma hakkı, işçinin emeği üzerindeki mutlak denetimin bir uzantısı haline getirilmiştir. İşçinin gecesini geçirdiği lojman, bir yuva değil, patronun elinde bir rehin alma mekanizmasıdır. Hakkını arayan işçiyi evsizlikle tehdit etmek, sadece iş hukukuna değil, en temel insan haklarına saldırıdır. Beykoz’daki malikanelerin önünde atılan sloganlar, aslında bu sınıfsal adaletsizliğin; yani bir tarafta sınırsız mülkiyet konforu, diğer tarafta ise hakkını aradığı için ranzasından atılan işçinin çığlığıdır.
​İşçinin kendi alın teri üzerinden bankaların ödediği banka promosyonlarına dahi el koyan bu sistem, sömürünün ne kadar detaylı ve sistematik bir hal aldığının kanıtıdır. Promosyon işçinin mülkiyetindedir; patronun operasyonel gideri olamaz.

​Sendika seçme özgürlüğüne müdahale: İş kolu sahtekarlığı
​Yönetimin “kadroya geçiş” vaadi altında yürüttüğü iş kolu değişikliği oyunu, işçinin hür iradesine ve sendikal temsil yetkisine yönelik bir operasyondur. İşçileri fiilen yaptıkları depo işinden koparıp “mağaza personeli” gibi göstermek, onları bağımsız sendikal örgütlülüklerinden uzaklaştırma ve belirli bir yapıya mahkûm etme çabasıdır. Bu hamleyle depolardaki yüksek fiziksel riskler kağıt üzerinde hafifletilmekte, işçinin iş kazalarına karşı koruması gasp edilmektedir. İşçiler, fiilen yaptıkları işe uygun olan 16 No’lu iş kolunda kalmakta ve sendika seçme özgürlüğüne sahip çıkmakta kararlıdır.

Hukuk patronun dijital kayıt defterinden büyüktür
​Patronun ‘dijital kayıt defteri’ dediği şey, aslında işçinin canından çekilen saniyelerin dökümüdür. Hukuk, bu iki gerçeklik arasında bir tercih yapmak zorundadır: Ya patronun ruhsuz algoritmalarını koruyacak ya da işçinin insan haysiyetini. Bizim tarafımız bellidir: İnsan makine değildir, hayat saniyelere bölünerek satılamaz!

Not: Direniş devam ediyor, dayanışma yaşatır. Bu sömürü çarkına karşı işçinin sesine ses olalım, haklı taleplerini her mecrada haykıralım ve dayanışmayı büyütelim.

]]>
Et ve kemikten gerçekler: 2105 Can ve Ocak direnişlerinin ardından https://yenidunya.org/yazarlar/tarik-yuce/33743/et-ve-kemikten-gercekler-2105-can-ve-ocak-direnislerinin-ardindan/ Sat, 31 Jan 2026 14:38:58 +0000 https://yenidunya.org/?p=33743 Sermaye sınıfı için hayat, soğuk kâr-zarar cetvellerine sığdırılan bir maliyet hesabından ibarettir. Bu tablolarda işçi sağlığı “yük”, işçinin geçim talebi “risk”, grev ise “türlü hileler ile çiğnenebilecek bir anayasal hak” olarak kodlanır. Geride bıraktığımız Ocak ayı, Türkiye sanayi havzalarından, lojistik depolarından ve emekli lokallerinden yükselen sesle; bu antetli yalanların, yani sermaye çevrelerinin tek taraflı dayatmalarının işçi iradesi karşısında nasıl dize geldiğine tanıklık etti.

Açlık sınırı değil, yaşam savaşı
​Yıla yoksulluğun ağır gölgesiyle başladık. Bugün Türkiye’de yoksulluk sadece bir istatistik değil; her sabah kurulan o eksik kahvaltı sofralarının adıdır. Asgari ücretin açlık sınırıyla köşe kapmaca oynadığı bu düzende, işçiler sadece zam değil, çalınan geleceklerini geri istiyor. Bu yangına bir odun da emekliler cephesinden atılıyor. Emeklilerin “Mutfakta yangın var!” isyanı, işçi sınıfının direnişiyle birleşen devasa bir yoksulluk barikatına dönüşüyor.

İSİG raporu: Sendikasızlık ölümdür!
​2025 yılı bilançosu, iş cinayetlerinin bir “rejim” haline geldiğini kanıtlıyor. Geçtiğimiz yıl en az 2105 işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti. Bu ölümlerin yüzde 97,63 gibi sarsıcı bir oranı sendikasız işçilerden oluşuyor. Rakamlar en çıplak haliyle bağırıyor: Sendikasız bırakılmak, güvencesiz çalışmak ve örgütsüz kalmak işçiyi ölüme mahkûm ediyor. İstanbul’da 277, İzmir’de 75 canımızı bıraktığımız bu kanlı harita, sermayenin “önlem aldık” masallarını yerle bir etmeye yetiyor.

​Çocuk İşçiliği: 94 tabut, 94 gelecek
​2025’te tam 94 çocuk işçi can verdi. MESEM’ler aracılığıyla çocukların “eğitim” kılıfıyla fabrikalara sürülmesi, sömürünün yaşını 10-11’e kadar düşürdü. Sermaye için “ucuz ve bedava iş gücü” olan o çocuklar, bu cinayet rejiminin en savunmasız kurbanları oldu. Çocuklarımızı fabrikalara değil, güvenli bir geleceğe hazırlamak ancak işçi sınıfının topyekûn mücadelesiyle mümkündür.

Direniş hattı: McDonald’s kazanımından Temel Conta inadına
​Ocak ayı, işçinin kendi gerçeğini yazdığı kıymetli eşiklerle dolu bir ay oldu. Nakliyat-İş öncülüğünde McDonald’s/HAVI Lojistik depolarında yürütülen mücadele, 24 Ocak’ta grev kararlılığıyla masada önemli bir kazanıma dönüştü. İşçinin NACE kodunu değiştirerek sendikal yetkiyi kırmak isteyen kurnazlıklara, şube önlerindeki oturma eylemleriyle cevap verildi. Yüzde 40’lık ücret artışı ve ikramiye haklarıyla sonuçlanan bu süreç, sınıf dayanışmasının somut bir karşılığı oldu.

​Sektörel olarak farklı kulvarlarda olsa da aynı kararlılık sanayi havzalarından da yankılandı. DGD-SEN üyesi Migros depo işçileri sefalet zammına karşı haysiyetli bir barikat kurarken, Ocak ayının son günlerinde metal sektöründe büyük bir irade sergilendi. Birleşik Metal-İş üyesi binlerce işçinin elini şaltere uzatması, sermayeyi bir kez daha geri adım atmaya zorladı. Raporlardaki soğuk rakamların ötesindeki bu et ve kemikten gerçekler; 400 günü deviren Petrol-İş üyesi Temel Conta inadından Tüvtürk direnişine kadar pişen o ortak iradenin farklı alanlardaki yansımalarıdır.

Geleceği direnişle kurmak: Sendikada birleşelim!
​Şubat ayına girerken karşımızdaki tablo net: Bir yanda raporlanan o 2105 iş cinayetini “kaza” diye yutturanlar, diğer yanda bu düzene şalteri indirerek cevap verenler var.

Unutulmamalıdır ki; patronun tek taraflı kurgusu ancak işçi susarsa gerçeklik kazanır. Ama görüyoruz ki; artık kimse susmuyor. Ne makineleri çalınmaya çalışılan Temel Conta işçisi, ne hakkını arayan emekli, ne de sendikasızlığın ve çocuk işçiliğinin hesabını soran sınıf kardeşleri… Türkiye’nin dört bir yanında yükselen tüm direnişleri selamlıyoruz!

​Yalnız başımıza bir istatistik, yan yana geldiğimizde ise dünyayı durduracak bir gücüz. Ölenlerin %97’sinin sendikasız olduğu bu düzende, hayatta kalmanın ve hakkımızı almanın tek yolu örgütlü mücadeledir. Fabrikalarda, depolarda, ofislerde ve her iş kolunda; yanımızdaki arkadaşımızın elini tutmaya, sendikalarımızda birleşmeye ve bu sömürü çarkına “dur” demeye çağırıyoruz.

]]>
Migros işçisinden boykot çağrısı https://yenidunya.org/emek-gundemi/33723/migros-iscisinden-boykot-cagrisi/ Thu, 29 Jan 2026 18:24:07 +0000 https://yenidunya.org/?p=33723 Düşük maaş zamlarına karşı iş bırakan Migros depo işçileri işten atılmalarının ardından yurttaşlara boykot çağrısı yaptı!

Yaşanılabilir ücret zammı talebiyle iş bırakan Migros depo işçilerinin direnişi bir haftadır sürüyor. DGD-Sen öncülüğünde, Türkiye genelinde 7 bini aşkın çalışanı ilgilendiren maaş zammını kabul etmeyen binlerce işçi iş bıraktı. İş bırakmanın ardından 141 kişinin işten atılması tepkiye yol açtı. Cumhuriyet’e konuşan işçiler, “Migros’tan alışveriş yapmayın. Sesimizi duyun” dedi.

Türkiye’de son birkaç yılda ağırlaşan çalışma koşulları ve derinleşen ekonomik kriz en çok emekçi kesimleri etkiledi. Enflasyonda kayda değer bir düşüş olmamasına karşın sabit ücretlere yapılan zamların düşük kalması haneleri vurdu. Asgari ücrete yapılan yüzde 27 oranındaki zam işletmeler için referans oldu.
23 Ocak’tan bu yana yüzde 28 oranında ücret zammını kabul etmeyen Migros depo işçileri DGD-Sen (Depo, Liman, Tersane ve Deniz İşçileri Sendikası) öncülüğünde iş bıraktı. İşçiler, en az yüzde 50 zam yapılmasını, vergi kesintilerinin patron tarafından ödenmesini, işten çıkarılan çalışanların işe iadesini, taşeron uygulamasına son verilmesini ve banka promosyonunun patron tarafından kesilmeyip tam ödenmesini talep ediyor.

14 depoda 7 bini aşkın işçi iş bıraktı!
Gebze Şekerpınar ve Çayırova, Esenyurt, Bursa Merkez ve Alaşar, İzmir Kemalpaşa ve Torbalı, Diyarbakır, Antalya Serik, Çayırova, Mersin Tarsus, Adana Sarıçam ve OSB, Erzurum olmak üzere 14 depoda 7 bini aşkın işçiyi ilgilendiren zam oranında uzlaşmaya varılamadı. İşverene taleplerini kabul ettiremeyen binlerce çalışan iş bıraktı. Bir haftadır süren eylemde dün 141 işçi telefonlarına gelen mesaj ile işten atıldığını öğrendi.
Konuya dair sorularımızı yanıtlayan Migros depo işçileri teklif edilen zamla birlikte ücretlerin neredeyse asgari ücret seviyesinde kaldığını, greve çıktıkları için ise baskı gördüklerini iletti. Esenyurt Depo’da çalışan Kübra Işıtan, “Taşeron çalıştığım için SGK kaydım görünüyor ama Migros’tan işten çıkarıldığıma dair mesaj aldım. İş bıraktığımız için kovulduk, kovulmayan arkadaşlarımız ise tehdit ediliyor. Bize desteğe gelmek isteyen arkadaşlarımıza depo müdürleri çalışma baskısı yapıyor. Yaşadığımız sorunlardan bahsettiğimizde hep ‘abartıyorsun’ dediler. Yüzde 28 zamla geçinebilmemiz mümkün değil. Bekarım ve aileme ben bakıyorum. Kazandığım tüm parayı aileme ve borçlarıma harcıyorum. Geçen seneden beri tek bir kışlık kıyafet alamadım. Gezmeyi, aktivite yapmayı bıraktım. İhtiyaçlara verince elimde aylık 6-7 bin lira kalıyor” dedi.

“MİGROS’tan alışveriş yapmayın”
İsminin kapalı verilmesini rica eden işçi S. Ç. “Zam taleplerimizi kabul etmediler. Dün akşam gelen mesajla iş akdimize son verildi. Emeğimizin hakkını istiyoruz. Hala depo önünde bekliyoruz. Etrafımız çevik kuvvet polisleriyle çevrili. Ekonomik şartları, geçim sıkıntısını hepimiz biliyoruz. En geçinemeyecek durumdaki insanlar 20-25 bin kira veriyor. En azından ‘bizden aldıkları vergiyi Migros ödesin’ dedik kabul etmediler. 4-5 ay sonra aldığım zam zaten enflasyondan eriyecek. Zammı kabul etmediler işçiyi rahatlatacak hiçbir kolaylık da yapmadılar. Kamuoyu neler yaptıklarını öğrendi. İş bırakan arkadaşlarımıza ‘işe geri dönün onlar hak ettiğini yaşadı’ diyerek bizi bölmeye çalışıyorlar. Vatandaşlarımızdan duyarlı olmalarını, işçiye destek olmalarını bekliyoruz, işçileri işten çıkaran Migros’tan alışveriş yapmayın. Sesimizi duyun” diye konuştu. 

Migros işçisinden boykot çağrısı

“Kazanacağımıza inanıyoruz”
Yurttaşlara boykot çağrısı yapan Ragıp Satan, “Ben işten çıkarılmadım ama arkadaşlarımı desteklemek için depo önündeyim. Yanımdaki arkadaşımı işten çıkarıp beni çıkarmıyor. Bizi bölmeye çalışıyorlar. İçeride çalışmaya devam edenleri de tehdit ediyorlar. Lojmanda kalan arkadaşlarımızı lojmandan çıkarmakla, kodla çıkarmakla sicillerini karalamakla tehdit ediyorlar. Protesto yaptıklarında müdürler engellemeye çalışıyor. Çoğumuz kiracıyız, evliyiz, çocuklarımız var, geçinmek mümkün değil. Dalga geçer gibi bu zammı yaptılar. Sanki sadaka veriyorlar. Arkamızda ne kadar bizi destekleyen vatandaş olursa o kadar boyun eğecekler. Biz kazanacağımıza inanıyoruz” ifadelerini kullandı.

MİGROS “yasadışı eylem” dedi!
İşçilerin greve çıkmasının ardından Migros’un yaptığı açıklamada ise şu ifadeler yer aldı: 
“Gıda sektöründe faaliyet gösteren bir şirket olarak ana amacımız, toplumumuzun kesintisiz bir biçimde güvenli ve sağlıklı gıda arzını sağlamaktır.Bu hayati görevi daha sürdürülebilir şekilde yönetmek için Türkiye genelinde taşeron firmalarca yürütülen 43 dağıtım merkezinde görev yapan 7.875 çalışanı Migros kadrosuna dahil ettik. Bu geçişle birlikte çalışanlara mevcut haklarını korumanın yanı sıra Migros Grubu’nda yaklaşık 45 bin çalışanımızın yararlandığı Toplu İş Sözleşmesi kapsamındaki sendikal haklardan da faydalanma imkânı sunmuştuk.
Çalışanlarımızın büyük çoğunluğu, sağlanan bu hakları memnuniyetle karşılayıp iş başı yapmak isterken, bir grup çalışan, defalarca uyarımıza rağmen her geçen gün artan şekilde yasa dışı eylemlerine devam etmekte, iş yeri faaliyetlerini durdurmaktadır. Daha önemlisi, bunların bir kısmı da çalışmak isteyen arkadaşlarımıza sözlü taciz ve fiziki müdahalelerde bulunarak iş güvenliğini tehdit etmeye başlamışlardır.Gelinen noktada, kanuna aykırı eylemleri sürdüren bu kişilerle yol ayrımına gidilmesi, gıda tedarik zincirinin sürekliliğinin sağlanması bir kenara, çalışan güvenliği ve iş huzuru açısından zorunlu hale gelmiştir. Sorumluluğumuz sadece işimizin devamlılığını sağlamak değil, çalışma arkadaşlarımızın refahını ve güvenliğini garanti altına almaktır. Bu nedenle yapılan sözlü ve yazılı bilgilendirmelere rağmen eylemlerini sürdüren 141 kişinin iş akitleri, yürürlükteki mevzuat ve şirket politikaları çerçevesinde feshedilmek zorunda kalınmıştır.”

]]>