Kürecik radarı – Yeni Dünya https://yenidunya.org Yeni Günün Habercisi Thu, 26 Dec 2024 08:31:46 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.8.5 https://yenidunya.org/wp-content/uploads/2022/02/cropped-YD-ikon-512-1-75x75.png Kürecik radarı – Yeni Dünya https://yenidunya.org 32 32 İktidar ve muhalefetin ‘nükleer savaş’ algısı https://yenidunya.org/yazarlar/ibrahim-akseloglu/31364/iktidar-ve-muhalefetin-nukleer-savas-algisi/ Tue, 26 Nov 2024 13:45:31 +0000 https://yenidunya.org/?p=31364 Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, geçtiğimiz günlerde Rusya-Ukrayna savaşı ve yaşanan küresel gerilimlere değindiği açıklamasında, “Burada nükleer bir risk var mı? Açıkçası, nükleer adı konuşulmaya başladığı andan itibaren nükleer risk oluşur. Adam şunu söylüyor: ‘Siz benim topraklarımın içerisinde benim tolere edebileceğimden daha fazla füze ve saldırı yaparsanız, elimdeki araçlarla olmuyorsa diğer bir üst aracı kullanırım.’ Bunu açıktan söylüyor. Bu bir şaka değil. Karşı taraf ise ‘Senin elinde nükleer silah var, beni nükleerle tehdit ediyorsun diye istediğin yeri işgal etmene izin vermem’ diyor” ifadelerini kullandı.

CHP Milli Savunmadan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu ise, Bakan Fidan’ın “Nükleer savaş tehdidi şaka değil” sözlerine ilişkin, “Türkiye, bu işin şaka olmadığının gerçekten farkında mı ve bu doğrultuda hazırlıklarını yapmış mıdır? Böylesi bir kriz durumunda görev alacak uzman ekipler, uygulanacak kriz yönetim planları, radyasyon ölçüm sistemleri, acil durum sağlık altyapısı gibi hayati unsurlar konusunda ne kadar ilerleme kaydedildiği, ne yazık ki belirsizliğini korumaktadır” açıklamasını yaptı.

Konuşmaların neresinden tutsak!
Türkiye’nin başladığından bu yana Rusya-Ukrayna çatışmasının çözümü için adım attığı bir gerçek. Ancak, tüm bu adımlara rağmen Ukrayna’da savaşın derinleşmesine/süreğenleşmesine neden olan silah satışlarını Türkiye’nin neden durdurmadığını Bakan Fidan unutmuş gözüküyor. Savaşı bitirmek için önce silahlanmanın durdurulması gerektiğini görmezden geliyor.
Bağcıoğlu ise, açıklamasında “nükleer savaş” riskine karşı atılması gerekli teknik adımları vurgulayan, ancak Türkiye’nin neden nükleer tehdit altında olduğu gerçeğini dile getirmeyen bir yerde duruyor.
Bağcıoğlu’nun açıklamasında yer alan teknik ayrıntılar arasında ‘Askeri sağlık sisteminin’ yok edilmesi ise dikkat çekici bir yerde duruyor.
İktidar ve muhalefet sorumlularının konuşmalarında dile getirdikleri, bir durum tespitinden öteye geçmiyor. İki yetkili de açıklamalarında, dünyadaki genel gerilimleri özetleyen, ancak Türkiye’nin kendi topraklarını korumak için atması gereken adımları sıralamayan sözler dile getiriyor.

Aslolanı söyleyememek
Nükleer savaş tehlikesinden söz ederken, Türkiye’nin topraklarında yer alan ve kontrolü Türk Ordusunun elinde olmayan ABD/NATO nükleer silahlarının görmezden gelinmesinin, genel tespit ve teknik açıklamaların tümünü anlamsız bıraktığı ortada.
İktidar ve muhalefet sorumlularının açıklamalarında aslolanı söyleyemedikleri, “unuttukları” konunun Türkiye’nin tam bağımsızlığı olduğunu düşünüyorum. Aslolanın söylenmediği açıklamalarla sorunun çözümü de mümkün olmuyor.
ABD/AB/NATO ortaklığının Montrö Sözleşmesini yeniden ısıttığı, Kıbrıs üzerine yeni tezgahlar hazırladığı, Kürecik ve İncirlik Üslerinin Filistin halkının katlinde kullanıldığı, etnik ve dinci terör çetelerinin yeni provokasyonlar hazırladığı bugünlerde, iktidar ve muhalefet sorumlularının açıklamaları gerçeklerle örtüşmüyor, sorunların çözümüne çare üretmiyor.
İktidar ve muhalefetin, TUSAŞ saldırısından yeterli ders almadıkları, işbirlikçi tutumlarından vazgeçmeyecekleri anlaşılıyor.

Söylenmesi gerekenler
Türkiye’nin, nükleer savaş tehlikesinden uzak durabilmesinin öncelikli çıkışı, topraklarımızda yer alan nükleer savaş başlıklarının sökülüp atılması, ya da el konulmasıdır. Kontrolleri Türk Ordusunun elinde olmayan bu savaş başlıklarından bir an önce kurtulmalıyız.
Türkiye’nin, topraklarındaki nükleer başlıklardan kurtulması da yetmez. Ekonomik ve siyasi bağımsızlığımızın yeniden inşası için;
-NATO’dan çıkılmalı,
-İncirlik ve Kürecik kapatılmalı,
-AB Gümrük Birliği anlaşması iptal edilmeli,
-Komşu ülkelerle, başta Suriye ile barış, saldırmazlık ve güvenlik anlaşmaları yapılmalı,
-Komşu ülkelerle ekonomik, kültürel bağları güçlendirecek adımlar atılmalı.

Ulusun/halkın geleceği için
Açıklama yapan tüm parti sorumlularının ağızlarından düşürmedikleri “iç cephe”nin güçlendirilmesi için öncelikle Türkiye halkının çoğunluğunu oluşturan işçi sınıfı ile şehir ve köy emekçilerinin insanca yaşanacak bir gelire kavuşturulması gerekmektedir.
İktidar ve muhalefet eliyle, ulusun/halkın ayrışmasına yol açacak uygulamalardan uzak durmak için laiklik ve yurttaşlık bilincinin güçlendirilmesine dönük adımlar atılmalıdır. Çünkü Cumhuriyet Devrimimizle kazanılan laiklik ve yurttaşlık hakkı “iç cephe”nin bütünlüğünü sağlayacak çimentodur. Bu çimentodan vazgeçemeyiz.
Ulusal kurtuluş ve Cumhuriyet Devrimimizin geleneğini en zor koşullarda bile sürdüren Türkiye halkı emperyalizme ve işbirlikçilerine karşı mücadeleden asla vazgeçmeyecektir. Emperyalizme ve işbirlikçilerine rağmen Türkiye halkı yeni bir silkinişe geçecek, güçlü bir toplumsal ve ulusal atılımı gerçekleştirecektir.

]]>
Cem Gürdeniz’den uyarı: “Kürecik radarı kapatılsın” https://yenidunya.org/yurt/31044/cem-gurdenizden-uyari-kurecik-radari-kapatilsin/ Wed, 02 Oct 2024 14:10:41 +0000 https://yenidunya.org/?p=31044 İran’ın dün akşam (1 Ekim 2024) İsrail’in saldırı ve istihbarat üslerine yönelik balistik füzelerle yaptığı taarruzla ilgili olarak Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz, kişisel X hesabında bir değerlendirmede bulunarak hükûmete ve Türkiye halkına yönelik önemli uyarılarda bulundu.

Cem Gürdeniz’in, İran’ın 1 Ekim İsrail saldırısı sonrası bölgesel ve küresel durum değerlendirmesi:

1.İran’ın saldırılarının İsrail’de özellikle stratejik Nevatim hava üssü başta olmak üzere pek çok askeri hedefte başarılı sonuçlar aldığı anlaşılmaktadır. Gerçekte İran kullandığı hipersonik füzelerle de caydırıcı mesaj vermiştir. İran’ın İsrail’in Gazze ve Lübnan ‘da yaptığının aksine saldırılarında sivil askeri hedef ayrımına dikkat ettiği gözlenmekte. Diğer yandan İsrail’in bölgede başta ABD olmak üzere müttefiklerinin yardımıyla balistik füzelerin önemli kısmını düşürdüğü de gerçektir. Bu durumda her iki taraf uzun bir süre kendilerinin başarılı olduğunu iddia edecektir. Ancak propaganda savaşında Türkiye gibi NATO ülkelerinde İsrail/ABD propagandasının ABD den fonlanan haber site ve ajansları üzerinden etkili olma şansı yüksektir. İsrail’in füzeleri önlemesinde Malatya Kürecik X band radarı büyük rol oynamıştır. Bu radar NATO maskesi ile topraklarımızda bulunsa da asıl amacı İran’da havalanan füzeleri takip etmek ve bu bilgileri Akdeniz de entegre olduğu Amerikan Aegis hava savunma sistemli gemilere aktarmaktır. Bu bilgileri gemilerin İsrail’e aktardığı izahtan varestedir.

2.ABD’nin 5 Kasım başkanlık seçimlerine kadar İsrail, ABD’yi İran ile savaştırmak için her yolu deneyecektir. ABD seçim döneminde bu baskılara dayanmakta zorluk çekecektir. Zira iki parti de seçimlerde Yahudi sermayesine muhtaçtır.

3.ABD’de gerçekçi düşünenler savaşın boyut büyütmesini istemiyor. Ancak ülkede etkin neoconlar İran saldırısını bahane ederek İsrail’in karşı saldırısı ile başta nükleer tesisler olmak üzere kritik askeri hedeflerin vurulması için çabalıyor.

4.ABD neoconları ve İsrail hükümetine yakın hareket edenler İran’ın dini kutuplaşma (şii-sünni) ve köktendinci rejimi üzerinden dünya kamuoyunda ötekileştirilmesi için benzeri görülmemiş propaganda savaşına devam edecekler ve İran halkının ayaklanmasını teşvik edeceklerdir.

5.İran, İsrail’in karşı saldırısı halk ayaklanmasına neden olur ya da rejimi çok ciddi tehdit ederse şüphesiz savaşı büyütür ve İsrail’e tüm hava vasıtalarıyla hedef ayırmaksızın bir daha saldırır. Bu durum ABD’nin fiilen savaşa girmesini tetikler. ABD, İran ile savaş durumuna girdiğinde Rusya ve Çin için küresel hegemonya devir teslim süreci son derece hızlanır.

6.İran, Çin ve Rusya için yaşamsal öneme sahiptir. Zira anti emperyalisttir. Hem enerjiyi hem Hürmüz Boğazını kontrol etmektedir. İran’ı yanına alan her devlet hegemonyaya meydan okur. Rusya ve Çin, İsrail saldırırsa hem İran’a daha da yakınlaşır hem de aralarındaki askeri işbirliğini öteye taşır.

7.İsrail, ABD için bölgedeki ileri karakol görevine devam edecektir. Ancak benzer şekilde ABD’yi de yönetmeye devam edecektir. Bugün için Netanyahu Biden’dan daha etkilidir. Kongre’de Temmuz ziyaretinde ayakta alkışlanması arkasındaki büyük desteğin ispatıdır. Bu destek olmasa bu kadar rahat hareket edemez. Daha yeni ABD yönetimi İsrail’e 8 milyar USD askeri malzeme yolladı. Bu destek kesilmeden devam edecektir.

8.Batı propaganda makinesi Türkiye’deki mandacı ve dincileri kullanarak Türk kamuoyunun keskin İran karşıtlığını teşvik edecektir. Dincileri mezheple, mandacı liberalleri İran’ın baskıcı dinci rejimi üzerinden Amerikan ve İsrail çıkarları ile uyumlu hale getirecektir. Kürecik radarının aktif tutulması operatif seviyede onlar için en büyük hedef olmaya devam ederken Türkiye’nin Rusya ve Çin’e yakınlaşması, BRICS’e üye olmasının önlenmesi için her türlü gayret artarak devam edecektir,

9.Özetle 5 Kasım Amerikan seçimlerine kadar en kritik günleri yaşayacağız. Her sabah yeni bir belirsizlik ile karşılaşacağız. Ukrayna cephesi önemini azaltırken, D.Akdeniz, Güney Çin Denizi, Basra Körfezi, Tayvan Boğazı merkezli coğrafyalarda dinamizm artacaktır. Türkiye ahlaken çöken ve sözde kural temelli düzeni savunan ABD ve İsrail ikilisine sözde değil eylemle tepki vermelidir.
Kürecik radarı kapatılmalı, Doğu Akdenizdeki NATO faaliyetlerine iştirak edilmemelidir.

Kaynak: Cem Gürdeniz / 2 Ekim 2024
https://x.com/cemgurdeniznet/status/1841352892256510125

]]>