kredi borcu – Yeni Dünya https://yenidunya.org Yeni Günün Habercisi Tue, 17 Feb 2026 07:14:42 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.8.3 https://yenidunya.org/wp-content/uploads/2022/02/cropped-YD-ikon-512-1-75x75.png kredi borcu – Yeni Dünya https://yenidunya.org 32 32 Kartlarda limit azaltımı çözüm olacak mı? https://yenidunya.org/yurt/33816/kartlarda-limit-azaltimi-cozum-olacak-mi/ Tue, 17 Feb 2026 07:14:40 +0000 https://yenidunya.org/?p=33816 Her 2 kişiden biri kart borçlusu

TBB Risk Merkezi’nin Aralık 2025 verilerine göre bireysel kredi borçlusu sayısı 43,6 milyona yükseldi. Tasfiye olunacak alacaklar bir yılda yüzde 99 artarken kişi başı borç 135 bin 500 TL’ye çıkarak 5 asgari ücrete dayandı.

Ekonomik kriz ülkede her iki kişiden birini borçlu hale getirdi. Rekor borçluluk ödeme krizini doğurdu. Krizle eriyen alım gücü, yurttaşları borç olmadan yaşayamaz hale getirdi. Artan borçları yeni borçlarla döndürme düzeni ödeme krizi yarattı. Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Risk Merkezi’nin Aralık 2025 verilerine göre, temel ihtiyaçlarını kredi ve kredi kartıyla karşılamaya çalışan milyonlarca kişi borç sarmalına girdi.

Batık kredileri ifade eden tasfiye olunacak kredi miktarı bir yılda yüzde 99 arttı. Ülkede her 2 kişiden biri bankalara borçlu hale geldi. Rapora göre bireysel kredi borçlu sayısı 43,6 milyona ulaştı. Kişi başı ortalama borç, geçen yıl 95 bin 69 TL iken rapor döneminde yüzde 42,5’lik artışla 135 bin 500 TL’ye yükseldi. Kişi başı borç 5 asgari ücrete dayandı. Bireysel kredi ve kredi kartı toplam bakiyesi yıllık yüzde 49 artışla 5 trilyon 914 milyar TL seviyesine ulaştı. Borç stokunun neredeyse yarısını kredi kartları oluştururken 40,6 milyon kişinin kullandığı kredi kartlarında toplam bakiye 2 trilyon 918 milyar TL’ye ulaştı. Buna göre 13,9 trilyon TL’lik toplam kart limitinin yalnızca yüzde 21’i kullanılabildi. Limitin kullanılmamasında geri ödeme kriz etkili oldu.

Kartlarda limit azaltımı başladı
Borç krizini frenleme amacı taşıyan kredi kartlarında limit azaltım uygulaması dün başladı. BDDK’nin bankalara verdiği süre doldu. Limitlerin “gelirle uyumlu” hale getirilmesine yönelik yeni hesaplama sistemi devreye alındı. BDDK, bankalardan müşterilerle temasa geçilmesini, dijital kanallar üzerinden gelir belgelerinin temin ve teyit süreçlerinin oluşturulmasını ve özellikle eğitim ile sağlık harcamalarının toplam limit hesaplamasından düşülmemesi için gerekli sistemsel altyapının kurulmasını istemişti. Teknik ve operasyonel düzenlemelerin en geç üç ay içinde tamamlanması gerekiyor. Yeni uygulamada bir kişiye ait farklı bankalardaki tüm kredi kartlarının toplam limiti esas alınacak. 2025 yılı sonuna kadar yapılan harcamalar da yeni limit hesaplamasına dahil edilecek. İlk aşamada toplam kredi kartı limiti 400 bin liraya kadar olan müşteriler için indirim yapılmayacak. Ancak bu sınır, tek kart için değil tüm bankalardaki kartların toplamı için geçerli olacak. 2026 yılı itibarıyla ilk kez verilecek kredi kartlarında limit, kullanıcının net aylık gelirinin en fazla iki katı olabilecek.

Kaynak: BirGün

]]>
Geçim krizi bankalara yaradı: Bankalar kasalarını faizle dolduruyor https://yenidunya.org/yurt/33754/gecim-krizi-bankalara-yaradi-bankalar-kasalarini-faizle-dolduruyor/ Tue, 03 Feb 2026 08:47:10 +0000 https://yenidunya.org/?p=33754 Asgari ücrete ara zam yapılmayan, emekli aylıklarının açlık sınırının altında seyrettiği 2025’te yurttaş, kredi kartı ve tüketici kredileri için 1,2 trilyon lira faiz ödedi. Bankacılık hizmetlerinden toplanan para bir yılda %50’den fazla arttı.

BirGün’den Havva Gümüşkaya’nın haberine göre, borçlarını çeviremeyen geniş kesimler geçim kriziyle boğuşurken finans sektörü bu krizden devasa gelirlerle çıktı. Yurttaş, 2025 yılında tüketici kredileri ve kredi kartı borçları nedeniyle bankalara 1 trilyon 222 milyar lira faiz ödedi. 2025 yılında bankacılık sektörünün net kârı, yıllık bazda 42,4 oranında artarak 940,2 milyar liraya ulaştı. Sektörün kârlılığındaki bu sıçramanın arkasında, hane halkının artan borç yükü olduğu net biçimde görüldü.

Devasa faiz geliri
Bankaların tüketici kredilerinden sağladığı faiz geliri Ocak-Aralık 2025 döneminde 719,9 milyar liraya ulaştı. 2024 yılında 515,6 milyar lira olan bu tutar, bir yılda yüzde 39,6 oranında arttı. Kredi kartlarından alınan faiz ise yüzde 47,3 artışla 341 milyar liradan 502 milyar 343 milyon liraya çıktı. Böylece yurttaşın kredi kartı ve tüketici kredileri için ödediği toplam faiz ise yıl sonunda 1 trilyon 222 milyar liraya ulaştı. Yıllık artış oranı yüzde 42,3 oldu.

Borcunu ödeyemeyenden artı kazanç
Yüksek faiz oranlarının etkisiyle yaşanan geri ödeme krizi, takibe alınan alacak sayısında da artışa neden oldu. Takipteki alacakların toplam nakdi kredilere oranı yüzde 2,47’ye çıktı. Bu dönemde bankaların takipteki alacaklardan sağladığı faiz geliri ise 51 milyar 772 milyon liradan 2,3 kat artarak 116 milyar 501 milyon liraya ulaştı. Bankalar, yurttaşların kullandığı ürünlerden faiz geliri elde ederken borcunu ödeyemeyenlerden de ayrıca kazanç sağlamaya devam etti.

Hizmet geliri patladı
Bankalar sadece faizden değil, gündelik bankacılık işlemlerinden de büyük gelir sağladı. Bankacılık hizmet gelirleri 2024’te 828,8 milyar lirayken 2025’te 1 trilyon 245,5 milyar liraya çıktı. Bu kalem bir yılda yüzde 50,2 oranında arttı.

]]>
Halk yeni yıla icrayla giriyor https://yenidunya.org/yurt/33560/halk-yeni-yila-icrayla-giriyor/ Mon, 29 Dec 2025 09:42:57 +0000 https://yenidunya.org/?p=33560 Asgari ücretle açlık sınırının altında yaşamaya mahkum edilen milyonlarca yurttaş yeni yıla icra dosyaları ve milyarları bulan borç bakiyesiyle giriyor

2025 yılı boyunca 10,5 milyonu aşkın yeni dosya icra dairelerinde işleme alındı. Bankaların takibe aldığı borç bakiyesi 542 milyar liraya yükseldi. Milyonlar yeni yıla ağır bir borç yüküyle giriyor.
Ekonomik kriz ile nakde erişimdeki zorluklar yurttaşı borca, borç bakiyesinin artması iflasa sürükledi.
Borçluluk krizi, geri ödemeleri neredeyse imkânsız hale getirdi. UYAP verilerine göre mahkemelerdeki icra-iflas dosyası sayısı 25 milyona dayandı. 2025’te her gün ortalama 30 bin yeni dosya yurt genelinde icra dairelerinde işleme alındı. Milyonlar, yeni yıla milyonlarca icra dosyasıyla giriyor.
UYAP verilerine göre 28 Aralık itibarıyla icra dairelerindeki icra ve iflas dosya sayısı 24 milyon 205 bin 787 oldu. Bu sayı geçen yılın 27 Aralık tarihinde 22 milyon 420 bin 608’di. Yılın başından bu yana dairelere gelen dosya sayısı 10 milyon 605 bin 201 oldu.
Aralık ayında da dosya sayısı 909 bin 55 arttı. Her gün binlerce dosya dairelere geldi. Güncel 28 Aralık verilerine göre pazar günü dahi 15 bin 226 yeni icra ve iflas dosyası dairelere geldi. 26 Aralık Cuma günü gelen dosya sayısı 34 bin 398’di.

Borç her hafta büyüyor
Her gün giderek artan icra-iflas dosyalarının dairelerden çıkışı da uzun sürüyor. Ülke nüfusunun neredeyse 4’te birine denk gelecek sayıda dosya dairelerde kapanmayı bekliyor. Yıl başından bu yana kapanarak dairelerden çıkan dosya sayısı ise 26 bin 91’de kaldı.
Yurttaşın en büyük resmi borçlanma yolu olan banka kredileri ile kredi kartları da adeta patladı. Ödenemediği için bankaların takip listesine aldığı borçların tutarı yükselişini son haftada da sürdürdü. Güncel BDDK verilerine göre 19 Aralık ile biten haftada bankaların takipteki alacakları bir önceki haftaya göre 3 milyar 141 milyon lira arttı. Takipteki borç bakiyesi 572 milyar 147 milyon liraya çıktı. Takipteki alacakların 423 milyar 107 milyon lirasına özel karşılık ayrıldı. Takipteki borç bakiyesi, bu yılın ilk haftasında 293 milyar 695 milyon liraydı.

Halk kartlara sarıldı
Bankalararası Kart Merkezi verileri de ülkede yaşamın kartlarla devam ettiğini ortaya koydu. Güncel Kasım ayı verilerine göre, ülkede kredi kartı sayısı yıllık yüzde 10 artışla 142,3 milyon, banka kartı sayısı da yüzde 11 artışla 215,1 milyon oldu. Kredi kartları, banka kartları ve ön ödemeli kartlarla kasımda yapılan toplam ödeme tutarı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 48 artarak 2 trilyon 266,3 milyar liraya yükseldi. Kartlı ödemelerin 1 trilyon 932,5 milyar lirası kredi kartları, 326,5 milyar lirası banka kartları, 7,3 milyar lirası ise ön ödemeli kartlarla yapıldı. Ödeme tutarı kredi kartlarında yüzde 48, banka kartlarında yüzde 64 arttı. Yılın başında kartlı harcamaların hacmi 1,32 trilyon lira seviyesindeydi.
Kredi kartı üzerinden nakit ihtiyacını karşılama eğilimi bu ay da devam etti. Kartları nakde çevirmek için başvurulan nakit avans kullanımı Kasım ayında 77,2 milyar liraya yükseldi. Ocak 2025’te nakit avans kullanım hacmi 68,4 milyar lira seviyesindeydi.

Poşet 1 Lira Oldu
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca, 25 kuruş alınmasına karar verilen plastik poşetler 1 Ocak 2026’dan itibaren artık 1 lira olacak. Bakanlık tarafından plastik poşetler, 1 Ocak 2019 itibarıyla ücretli hale getirilmişti. Poşetlerin fiyatları 2025’te 50 kuruşa çıkarılmıştı. Plastik poşetlerin taban ücretin adet başına vergiler dahil 1 lira olmasına karar verildi. Karar, 1 Ocak 2026’dan itibaren geçerli olacak.

Kaynak: BirGün

]]>
Vatandaşın borç-icra-iflas çıkmazı: Borçlar icrayı rekora taşıdı https://yenidunya.org/yurt/33411/vatandasin-borc-icra-iflas-cikmazi-borclar-icrayi-rekora-tasidi/ Sun, 30 Nov 2025 09:15:39 +0000 https://yenidunya.org/?p=33411 Geçinemeyen milyonlar borçlanmaya, borçlananlar ise icralık olmaya devam ediyor. Bireysel kredilerde takibe düşenler ilk 9 ayda 1,5 milyonu aştı. Toplumun her kesimi borç yüküyle eziliyor.

BirGün’den Melisa Ay’ın haberine göre, ekonomik kriz ile nakde erişimdeki zorluklar yurttaşı borca, borç bakiyesinin artması iflasa sürükledi. Borçluluk krizi, geri ödemeleri neredeyse imkânsız hale getirdi. UYAP verilerine göre mahkemelerdeki icra-iflas dosyası sayısı 25 milyona dayandı. Her gün ortalama 30 bin yeni dosya yurt genelinde icra dairelerinde işleme alınıyor.

UYAP verilerine göre 29 Kasım itibarıyla icra dairelerindeki derdest halde bulunan icra ve iflas dosya sayısı 24 milyon 785 bin 181 oldu. Bu sayı geçen yılın 29 Kasım tarihinde 22 milyon 906 bin 875’ti. Yılın başından bu yana dairelere gelen dosya sayısı 9 milyon 658 bin 232 oldu. 2024’ün tamamında dairelere toplam 9 milyon 368 bin 168 yeni dosya gelmişti.

Kasım ayında, dairelerdeki dosya sayısı 944 bin 551 arttı. Her gün binlerce dosya dairelere geldi. Güncel 29 Kasım verilerine göre cumartesi günü dahi 2 bin 937 yeni icra ve iflas dosyası dairelere geldi. 28 Kasım Cuma günü gelen dosya sayısı 27 bin 703’tü.

Her gün giderek artan icra-iflas dosyalarının dairelerden çıkışı da uzun sürüyor. Ülke nüfusunun neredeyse 4’te birine denk gelecek sayıda dosya dairelerde kapanmayı bekliyor. Yıl başından bu yana kapanarak dairelerden çıkan dosya sayısı ise 7 milyon 129 bin 16’da kaldı.

1,5 milyon yasal takipte
Bireysel kredi veya kredi kartı borcundan dolayı yasal takibe intikal etmiş kişi sayısı yükselirken yılın ilk 9 ayında icra dairelerine 7,5 milyondan fazla dosya gelmişti.
Türkiye Bankalar Birliği’nin güncel verilerine göre bu yılın eylül ayında bireysel kredi kartı borcundan dolayı yasal takibe intikal etmiş kişi sayısı 153 bin 566 oldu. Bireysel kredi borcunu ödeyemeyerek takibe alınan sayısı da 138 bin 444 olarak açıklandı. Yılın ilk 9 ayında bu borçları ödeyemeyen kişi sayısı, geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre yüzde 19 artarak 1 milyon 661 bin kişiye ulaştı.

Verilere göre tasfiye olunacak alacaklar da eylülde bir önceki yıla göre yüzde 141’lik devasa artış ile 246 milyar TL oldu.

]]>
Yaşamı borçla döndürme düzeni: Batık kredi kartı borçları 2,5 kat arttı https://yenidunya.org/yurt/33325/yasami-borcla-dondurme-duzeni-batik-kredi-karti-borclari-25-kat-artti/ Fri, 14 Nov 2025 08:43:00 +0000 https://yenidunya.org/?p=33325 Alım gücündeki erime, yurttaşları kredi kartlarına daha fazla yönelmeye zorluyor. Batık kredi kartı borçları ise geçen yıla göre 2,5 kat arttı. Eylül ayında kredi kartıyla yapılan harcama banka kartlarıyla yapılan ödemeyi beşe katladı.
BirGün’den Havva Gümüşkaya’nın haberine göre, yüksek faiz ve yüksek enflasyon döneminde kredi kartı kullanımı daha da arttı. Temel ihtiyaçlar artık sadece kredi kartları ile karşılanıyor. Borcunu ödeyebilmek için kredi kartlarını ‘döndüren’ dar gelirlilerin cebindeki kart sayısı arttıkça borç bakiyesi de kabarıyor.
Özellikle bireysel kredi kartlarıyla yapılan harcamalarda, gündelik ihtiyaçlara yönelik taksitsiz harcamalar dikkati çekici biçimde arttı. BDDK’nin 7 Kasım haftasına ilişkin verilerine göre, bireysel kredi kartı borçlarının 1 trilyon 610 milyar lirasını taksitsiz harcamalar, 939 milyar lirasını taksitli harcamalar oluşturdu. Taksitsiz harcamalarda, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 47’lik artış yaşandı.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in göreve geldiği Haziran 2023’te bireysel kredi kartı borçlarının 403,4 milyar lirasını taksitsiz harcamalar, 390,4 milyar lirasını ise taksitli harcamalar oluşturuyordu. Yaklaşık iki buçuk yıllık süreçte taksitsiz harcamalarda dört kat artış meydana geldi.

Yaşamı borçla döndürme düzeni: Batık kredi kartı borçları 2,5 kat arttı

Banka kartlarını 5’e katladı
Geçim sıkıntısı çeken geniş toplum kesimleri, artık temel ihtiyaçlardan faturalara kadar tüm harcamalarını kredi kartlarıyla karşılamaya çalışıyor. Eylül ayında banka kartlarıyla yapılan harcamanın 5 katı kredi kartlarıyla gerçekleştirildi. Bankalararası Kart Merkezi’nin verilerine göre 1 trilyon 848 milyar liralık kredi kartı harcamasına karşın banka kartlarıyla 359 milyar liralık ödeme yapıldı. Kredi kartlarıyla yapılan bu harcamaların yaklaşık yüzde 25’lik bölümünü market ve gıda harcamaları oluşturdu.
Borçları ödeyememe krizi ise bireysel kredi kartlarında takibe giren alacak oranını artıyor. Bireysel kredi kartlarında batık borç tutarı 115 milyar 236 milyon liraya ulaştı. Bu tutar geçen yılın aynı döneminde 46 milyar 855 milyon lira düzeyindeydi. Son bir yılda batık bireysel kredi kartı borçlarında 2 buçuk kat artış meydana geldi.

Yaşamı borçla döndürme düzeni: Batık kredi kartı borçları 2,5 kat arttı

Gıda fiyatlarına maaş yetişmiyor
Her ay yükselişini sürdüren gıda fiyatları, borçsuz market alışverişini imkânsız hale getiriyor. Farklı kurumların açıkladığı açlık ve yoksulluk sınırı verileri de yükselişi tekrar gözler önüne seriyor. Son olarak dün Birleşik Metal-İş Sınıf Araştırmaları Merkezi (BİSAM), ekim ayına ilişkin  açlık ve yoksulluk sınırını verilerini paylaştı. Dört kişilik bir ailenin sadece sağlıklı ve dengeli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcamasını ifade eden açlık sınırı 26 bin 925 liraya çıkarak asgari ücreti neredeyse 5 bin lira aştı. Gıda harcamasının yanı sıra eğitim, sağlık, barınma, eğlence, ısınma ve ulaşım gibi yaşamsal harcamaları ifade eden yoksulluk sınırı da 93 bin 135 lira olarak gerçekleşti. Bu tutar, asgari ücretin 4 katından daha yüksek. BİSAM’a göre tek başına yaşamanın maliyeti de 43 bin lirayı buldu.
BİSAM verilerine göre, günlük gıda harcaması tutarı en az 898 lira olurken bunun 297 lirası süt ürünlerine, 227 lirasını et, yumurta ve baklagil grubuna harcandı. Ekmek ve makarna grubu için günlük harcama tutarı 123,74 lira oldu.

]]>
Ekonominin hali yok: 1.3 milyon kişi işsiz kaldı, borç 5.5 trilyon lirayı aştı https://yenidunya.org/emek-gundemi/33212/ekonominin-hali-yok-1-3-milyon-kisi-issiz-kaldi-borc-5-5-trilyon-lirayi-asti/ Tue, 14 Oct 2025 09:15:00 +0000 https://yenidunya.org/?p=33212 Bu yılın ilk 9 aylık döneminde işsizlik ödeneği alabilmek için 1.3 milyon kişi başvuruda bulundu. İşsizlik Sigortası Fonu’ndan işçiden daha çok işverene destek verildi. Yurttaşların finansal borçları 5.5 trilyona ulaşırken, bankalar ve finansman şirketleri 1.5 milyon kişiyi icra takibine aldı. İcra dairelerine de yaklaşık 8 milyona yakın yeni dosya geldi.

Cumhuriyet’ten Mustafa Çakır’ın haberine göre, CHP TBMM Grubu’nun haftalık ekonomi raporunda yer alan tespitler özetle şöyle:

-1.3 milyon işten çıkarma: İşsizlik ödeneği alabilmek için bu yılın ilk dokuz aylık döneminde İş-Kur’a yapılan başvurular geçen yılın aynı dönemine göre 134 bin kişi artarak 1 milyon 337 bin kişiye ulaştı.

-İşverene 63.6 milyar: İşsiz kalanlara işsizlik ödeneği verilmesinde ağır koşullar aranan İşsizlik Sigortası Fonu’nun kaynakları daha çok işsizler dışındaki alanlara harcanıyor. Bu yılın ilk dokuz aylık döneminde 177.1 milyar lira harcama yapan fonun bu ödemelerinin 58 milyar lirası (işsizlik ödeneği alanlar için SGK’ya ödenen prim ve devlete ödenen damga vergisi dahil) işsizler için yapılan ödemelerden kaynaklanırken, teşvik ve destek ödemesi olarak işverenlere 63.6 milyar lira aktarıldı.

-5.5 trilyon borç: Yurttaşların, bankalar ve finans kuruluşlarına olan bireysel kredi ve kredi kartı borçları, 26 Eylül – 3 Ekim arasındaki haftada 40.7 milyar lira artarak 5 trilyon 344 milyar lirayla yeni bir rekor kırdı. Varlık yönetim şirketlerine ve TOKİ’ye olan borçlarıyla birlikte vatandaşın toplam finansal borcu 5 trilyon 503 milyar lirayı buldu.

-1.5 milyon kişi takipte: Bankalar ve finansman şirketleri, bu yılın ilk sekiz aylık döneminde bireysel kredi borcunu ödeyemeyen 925 bin 527 kişiyi, bankalar da kredi kartı borcunu ödeyemeyen 1 milyon 142 bin 390 kişiyi icra takibine aldı. Hem kredi kartı hem bireysel kredi borcu nedeniyle takibe alınanlar ve hem de birden fazla banka tarafından takibe alınanlar tek kişi olarak sayıldığında ocak-ağustos döneminde toplam 1 milyon 506 bin 76 kişi takibe alındı.

-8 milyon dosya: İcra dairelerine 1 Ocak – 11 Ekim günleri arasında UYAP üzerinden gelen yeni dosya sayısı 2024 yılının aynı dönemine göre yüzde 8.6 oranında artarak 7 milyon 917 bine yükseldi. İcra dairelerine 2024 yılında bu dönemde 7 milyon 287 bin dosya gelmişti. Aynı günler arasında 5 milyon 528 bin dosya da ya sonuçlandırıldı ya da işlemden kaldırıldı. Sonuçlanan dosya sayısı geçen yıla göre 102 bin adet azaldı. UYAP üzerinden açılan ve icra dairelerinde derdest bulunan toplam dosya sayısı 11 Ekim itibariyle 24 milyon 645 bine çıktı. Derdest dosya sayısı son bir yılda net olarak 1 milyon 680 bin adet arttı.

]]>
Yurttaş Birlikteliği: “Piyasa çıkarlarını önceleyen tutumu asla kabul etmeyeceğiz” https://yenidunya.org/emek-gundemi/32961/yurttas-birlikteligi-piyasa-cikarlarini-onceleyen-tutumu-asla-kabul-etmeyecegiz/ Thu, 31 Jul 2025 11:40:21 +0000 https://yenidunya.org/?p=32961 Emekliler Yargıtay’ın maaşlara bloke konulmasının önünü açmasına tepki gösterdi.

Yurttaş Birlikteliği, Yargıtayın, bankaların tüketici kredisi verdiği sırada alacakları onay ve talimatla emekli aylıklarına “bloke” koyabileceklerine ilişkin kararını eski Yargıtay binası önünde protesto etti. Yurttaş Birlikteliğinin açıklamasında, “Yargının sosyal devleti değil, piyasa çıkarlarını önceleyen tutumunu asla kabul etmeyeceğiz. Emeklinin ekmeğini koruyacak bir hukuk düzeni için mücadeleyi kararlılıkla sürdüreceğiz. TBMM’yi göreve davet ediyoruz” denildi.

Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, tüketici kredisi nedeniyle verilen hapis, takas, mahsup ve benzeri onay ve rıza talimatları nedeniyle bankanın emekli maaşını doğrudan bloke edilebilmesinin mümkün olduğuna karar verdi.
Bu karara tepki gösteren Bağımsız Emekliler Sendikası, 2021 Tüm Emekliler Sendikası, DİSK Emekli-Sen, Emekli Meclisleri Sendikası’nın oluşturduğu “Yurttaş Birlikteliği”, bu kararı Yargıtayın Kızılay’daki eski binası önünde protesto etti. Protestoya Yenilik Partisi Genel Başkanı Öztürk Yılmaz ve CHP Ordu Milletvekili Cemal Enginyurt ile Ankara Milletvekili Adnan Beker de destek verdi.

Yurttaş Birlikteliği adına burada okunan basın açıklamasında şu ifadelere yer verildi: 
“Yargıtay, 21 Mart 2025 tarihinde verdiği içtihadı birleştirme kararıyla, bankaların tüketici kredisi sözleşmesi yapıp ödeyemeyen emeklilerin yaşlılık aylıklarına bloke koymasının önünü açmıştır. Bu karar, Anayasa’nın 2. maddesinde tanımlanan sosyal devlet ilkesine indirilen ağır bir darbedir. Emeklilerin ömür boyu çalışarak hak kazandığı yaşlılık aylığı temel gereksinimlerini bile karşılamaya yetmezken son nefeslik bu gelire el konulmak istenmesini, vicdanla bağdaştırmak mümkün değildir.
Sosyal devlet anlayışını ete kemiğe büründüren Anayasa’nın başlangıç bölümündeki, ‘Her Türk vatandaşının temel hak ve hürriyetlerden eşitlik ve sosyal adalet gereklerince yararlanarak onurlu bir hayat sürdürme ve maddi-manevi varlığını geliştirme hakkı’, 5. maddesindeki ‘Devletin; kişinin temel hak ve özgürlüklerini sosyal hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırma’ görevi, 17. maddesindeki, ‘Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı’, 60. maddesindeki ‘Sosyal güvenlik hakkı’, 61. maddesindeki ‘Sosyal güvenlik bakımından özel olarak korunması gerekenler’ şeklinde ifade edilen temel ilkeler, bu kararla açıkça ihlal edilmiştir.

“Yargıya olan güven bir kez daha sarsılmıştır”
Son yıllarda adım adım tasfiye edilen sosyal devlet, şimdi de Yargıtayın bu kararıyla derin yara almıştır. Emeklilerin açlık sınırı altındaki yaşlılık aylıkları, artık kredi alacaklarını daha kolay tahsil etsinler diye dev bankaların insafına terk edilmiştir. Bu durum, yargının zayıftan yana değil, güçlüden yana tutum aldığını göstermekte ve milyonlarca emekliyi derin bir hayal kırıklığına uğratmaktadır. Yargıya olan güven bir kez daha sarsılmıştır. Yargıtay, bu karan Anayasa’nın 48. maddesindeki ‘sözleşme özgürlüğü’ ilkesine ve tüketici sözleşmelerinde imzalatılan muvafakat yetkisine dayandırmaktadır. Oysa herkes bilmektedir tüketici kredisi sözleşmeleri, çaresiz yurttaşlara tek taraflı olarak dayatılmakta, hiçbir müzakere şans tanınmadan imzalatılmaktadır. Bu koşullarda ‘özgür irade’ den veya ‘adil sözleşmeden’ söz edilemeyeceği son derece açıktır. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun gereğince ‘haksız şart’ içeren sözleşmeler geçersizdir. Ayrıca bir sözleşmenin geçerliliği için aydınlatılmış onam şarttır.

“Tehlike sadece emeklilerle sınırlı değildir”
Yargıtay; İcra ve İflas Kanunu, Sosyal Güvenlik Kanunu ve Tüketiciyi Koruma Kanunu’nun özel hükümlerini bir kenara itip, ‘sözleşme özgürlüğü’ gibi genel bir kavrama dayanarak hukukun temel ilkesi olan normlar hiyerarşisini altüst etmiştir. Bu kararla Yargıtay, sosyal devletten yana değil, vahşi piyasa düzeninden yana bir tutum sergilemiştir. Tehlike sadece emeklilerle sınırlı değildir. Bu karar, tüm çalışanları tehdit etmektedir. Bankalara, alacaklarının tahsili için cebri icra yoluna gitmeksizin, maaşlara fiilen el koyma yetkisi verilmiştir. Bugün emeklilerin başına gelen, yarın çalışanların da kaderi olabilir. Yargıtayın kararında bu yetkiyi sınırlayacak hiçbir hukuki güvence bulunmamaktadır. Bizler, onurlu bir yasam mücadelesi veren milyonlarca emekli adına, tüketici haklarını ve sosyal devleti savunan Yurttaş Birlikteliği bileşenleri olarak, bu adaletsizliğe boyun eğmeyeceğiz.

“TBMM’yi göreve davet ediyoruz”
Yargının sosyal devleti değil, piyasa çıkarlarını önceleyen tutumunu asla kabul etmeyeceğiz. Emeklinin ekmeğini koruyacak bir hukuk düzeni için mücadeleyi kararlılıkla sürdüreceğiz. TBMM’yi göreve davet ediyoruz. Emeklilerin aylıklarının haczedilemeyeceğine ilişkin yasa hükümlerinin yorum yoluyla değiştirilmesine olanak veren ve tek yanlı dayatmayla müzakeresiz imzalatılan muvafakat beyanının geçerli olmadığı yönünde yasal düzenlemeler yapınız. Evrensel tüketici haklarını ve Tüketiciyi Koruma Kanunu’ndaki temel ilkeleri tüketiciyi ilgilendiren tüm yasalara egemen kılınız.”
Açıkalamaların ardından CHP’li Adnan Beker, açıklamaya katılanlar ve protestoyu takip eden gazeteciler ve emniyet güçlerine “emekli simidi”  dağıttı.

Kaynak: ANKA

]]>
Emekli Aylığına Blokaj Olamaz! https://yenidunya.org/emek-gundemi/32921/emekli-ayligina-blokaj-olamaz/ Mon, 21 Jul 2025 10:37:53 +0000 https://yenidunya.org/?p=32921
Emekli Aylığına Blokaj Olamaz!

2021 Tüm Emekliler Sendikası (Tüm Emekli-Sen), Yargıtay’ın kredi borcu olan emeklilerin maaşlarına bankaların el koymasını (blokaj) yasal hale getiren kararını eleştiren yazılı bir açıklama yayımladı.

Yargıtay, geçtiğimiz günlerde bankalara emekli kredileri konusunda nefes aldıran bir karar almıştı. Yargıtay’da oy çokluğuyla alınan karara göre, tüketici kredisi kapsamında verilen onay ve rıza talimatları doğrultusunda bankalar emeklilerin maaşına doğrudan bloke koyabilecek (el koyabilecek). Emekli maaşlarına haciz ve bloke uygulanamayacağı yönündeki yıllardır süregelen uygulama, Yargıtay’ın içtihat birleştirme kararıyla günlük yaşamını güçlükle döndüren emeklilere yeni bir darbe oldu.

Tüm Emekli-Sen, “Emekli Aylığına Blokaj Olamaz” başlıklı açıklamasında, “Emeklilerde iş arayanların sayısı her yıl daha da artıyor, binlercesi şantiyelere bekçi, inşaata işçi, pazar yerine satıcı, sitelere temizlikçi olmak için sırada. Geçim sıkıntısı çeken birçok emeklinin, yaşamlarını devam ettirebilmek için zaman zaman bankalardan kredi çekmek zorunda kaldığını, yemelerinden içmelerinden kısıp, kıt kanaat geçinerek borçlarını titizlikle ödediklerini biliyoruz. Borcunu ödemeyen emeklilerin oranı her zaman diğer borçlu kitlesine göre daha düşüktür. Buna rağmen bankalar, emekli aylıklarının ”5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 88 inci maddesine göre takip ve tahsili gereken alacaklar ile nafaka borçları dışında haczedilemez.”hükmüne karşı rahatsızlar.” denildi.

Emekli Aylığına Blokaj Olamaz!

Tüm Emekli-Sen açıklamasının tam metni:

Emekli Aylığına Blokaj Olamaz

Yıllarca üretimin içinde olup, ülkenin gelişip kalkınmasına hizmet eden emekçi, sağlık sorunları veya ölüm dışında erkenden üretimden kopmamışsa, belirli yıl ve prim gününü doldurunca emekli olur.

O artık en yüksek mertebeye ulaşmış, en huzurlu dönemine adım atmıştır. Bundan sonra, yoğun çalışma döneminde yapamadığı birçok şeyi yapabilecek, kendisine ve çevresine zaman ayırabilecek, yeni hobiler geliştirecek, uzun tatiller yapabilecek, edindiği bilgi görgü ve tecrübelerini yeni kuşaklara aktarırken mutlu mesut yaşayacaktır.

Çünkü yükselen ulusal gelir, artan tarım ve sanayi üretimi, bilim ve teknolojideki gelişmeler, geniş yollar ve otobanlar, konut seferberliği, gençlere iş, parasız sağlık ve eğitim hakkı, onun yüksek çabaları sayesindedir.

Bu anlattıklarımız olması gerekendir, ama olan başkadır. SGK’na veya özel sandıklara ödediği primlerle, ele güne muhtaç olmadan insanca yaşayacak bir gelire hak kazanması gereken emekli, günden güne fakirliğin, sefaletin, evsizliğin, sağlıklı beslenememenin simgesi oldu.

Emeklilerde iş arayanların sayısı her yıl daha da artıyor, binlercesi şantiyelere bekçi, inşaata işçi, pazar yerine satıcı, sitelere temizlikçi olmak için sırada.

Geçim sıkıntısı çeken birçok emeklinin, yaşamlarını devam ettirebilmek için zaman zaman bankalardan kredi çekmek zorunda kaldığını, yemelerinden içmelerinden kısıp, kıt kanaat geçinerek borçlarını titizlikle ödediklerini biliyoruz. Borcunu ödemeyen emeklilerin oranı her zaman diğer borçlu kitlesine göre daha düşüktür.
Buna rağmen bankalar, emekli aylıklarının ”5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 88 inci maddesine göre takip ve tahsili gereken alacaklar ile nafaka borçları dışında haczedilemez.”hükmüne karşı rahatsızlar.

Emekli Aylığına Blokaj Olamaz!

Yargıtaydan Darbe

21.3.2025 tarihinde, Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararı oy çokluğuyla kabul edilerek bankaları bu konuda rahatlatan bir sonuç doğurdu.
Kararda: “Tüketici kredisi sözleşmesi kapsamında, tüketicinin kredi borcunun, emekli maaşının yatırıldığı hesaptan virman/takas/mahsup yoluyla ödenmesi amacıyla verdiği talimat doğrultusunda bankaca bu hesaba bloke konulması mümkündür.” deniliyor.

Karşı Oy

Çoğunluk kararına uymayan Yargıtay hakimi, ”Hacizin yasalarda yeri olan bir tabir olduğunu,alacaklının alacağını tahsilinin sağlanması amacıyla borç altındaki kişinin malvarlığının borca yeter miktardaki kısmı üzerindeki tasarruf yetkisinin Devlet organları vasıtasıyla kısıtlanması anlamına geldiğini;

Blokajın ise, ”Kullanılması önlenmiş, el konulmuş anlamına geldiğini ve emekli aylığının tamamına erişilememesi sonucunu doğurarak alacaklıya doğrudan el koyma hakkı verdiğini;

İnsan haklarına dayalı sosyal devlet olma kurallarımız, insanı yaşat ki devlet yaşasın diye bir kural bir yasak getirmiş iken, emekliler ekmeksiz, çorbasız, sobasız, ışıksız kalırsa kalsınlar ama önce bankaya olan olan borçları ödensin sonucunu doğuran bir yorum yapılamaz.” diye yazdı.

Toplum, dolar milyarderleri olmadan da gelişir güçlenir yarınını güvence altına alabilir.
Toplumun dengeli ve uyum içinde olması eşit ve özgür bireylerin varlığına sıkı sıkıya bağlıdır.
Toplum, emekçiler olmadan gelişemez güçlenemez yarınını güvence altına alamaz.
Sosyal Devlet, dolar milyarderlerinin, paradan para kazananların tahsilatı üç kuruş eksik kalacak diye emeklileri feda etmemelidir.

Emekli Aylığına Blokaj Olamaz!

]]>
Yargıtay’dan finans oligarşisine müjde! Emekliye kara haber! https://yenidunya.org/basindan/sectiklerimiz/32919/yargitaydan-finans-oligarsisine-mujde-emekliye-kara-haber/ Mon, 21 Jul 2025 08:52:34 +0000 https://yenidunya.org/?p=32919 Emekliler geçen hafta Resmi Gazete’de yayımlanan iki ayrı kara haberle sarsıldı. 14 Temmuz 2025 tarihli Resmi Gazete’de içinde en düşük emekli aylığının 16 bin 881 TL’ye tamamlanmasını öngören hükmün de yer aldığı torba kanun yayımlandı. AKP hükümeti tamamlanan en düşük emekli aylığına resmi enflasyon dışında zırnık artış yapmadı. En düşük emekli aylığını 16 bin 900 veya 17 bin liraya bile yuvarlamadılar. Bu kadar acımasız ve katı davrandılar.

Bu gaddar düzenlemeden üç gün sonra, 17 Temmuz 2025 tarihli Resmi Gazete’de emeklileri çok daha yakından ilgilendiren bir başka kara haber, Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun bir İçtihadı Birleştirme Kararı (İBK) yayımlandı. Karar ile tüketici kredisi borcu nedeniyle bankanın emekli aylığına doğrudan el koyması (blokaj) mümkün hale geldi. Bir diğer ifadeyle emekli aylıklarının haczedilmezliği kuralının arkasından dolanıldı ve haciz yasağı etkisiz hale getirildi.

İÇTİHADI BİRLEŞTİRME ÇOK ÖNEMLİ

Bu vahim karar sıradan bir yargı kararı değil. Bilindiği gibi içtihat, mahkemelerin benzer olaylarda verdikleri kararlardan oluşan yargı görüşüdür. Ancak uygulamada zaman zaman Yargıtay’ın farklı daireleri, benzer konularda farklı kararlar verebiliyor. Bu tür çelişkileri gidermek ve uygulamada birlik sağlamak amacıyla içtihatların birleştirilmesi yoluna gidiliyor.

İçtihatları birleştirme işini Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu yapıyor. İçtihadı Birleştirme Kararı (İBK) çok önemlidir. İBK içtihat farklılıklarını ortadan kaldırır, uygulamada birlik sağlar. İBK kanun olmasa da tüm ilk derece mahkemeleri, istinaf mahkemeleri, Yargıtay daireleri ve hatta Yargıtay Genel Kurulu için bağlayıcı olan en yüksek yargı kararıdır.

Emekli aylıkları ile ilgili son içtihadı birleştirme kararı hem hukuki açıdan hem de sosyal politika açısından vahim nitelikte bir karar. Emeklileri bankaları ve finansa kapitalin pençesine terk eden insafsız bir karar.  Öte yandan karar hukuk tekniği açısından da son derece tartışmalı. Kanunlarda açık haciz yasağı varken, bu karar yasanın arkasından dolanıyor ve daha ağır bir uygulamaya (blokaja) izin veriyor.

Eğer bir konuda kanunda açık, uygulanabilir bir hüküm varsa, o zaman hâkim zaten kanunu doğrudan uygulamak zorundadır.  Hakim açık kural varken kendi kafasına göre kural koyamaz. İçtihat birleştirmenin, sadece kanunda boşluk ya da yorum farklılığı varsa veya aynı kural farklı uygulanıyorsa gündeme gelmesi gerekir.

Bu yazıda kararın hukuk tekniği açısından tartışmasını yapmayacağım. Bu benim işim değil. Oy çokluğu ile alınan bu karara Kurul üyesi bazı hukukçular detaylı karşıoy yazıları yazdılar ve kararın hukuksuzluğunu ortaya koydular. Sevindirici olan bu karşıoy yazılarının ciddi bir sosyal devlet ve sosyal hukuk perspektifi ile yazılmış olmasıdır. Liberal virüsün yüksek yargı kararlarına bu derece nüfuz ettiği bir dönemde karara yazılan karşıoyları çok kıymetli bulduğumu belirtmeliyim.

BORÇ BATAĞI VE HACİZ YASAĞI

Bilindiği gibi gerek İcra ve İflas Kanunu (İİK) ve gerekse 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu emekli aylıklarının haczedilmesini yasaklar. İİK’de kısmen yer alan emekli aylığı haciz yasağı 5510 sayılı Kanunda oldukça net bir yasak olarak yer almıştır.

5510 sayılı Kanun’un 93. maddesine göre sigortalılar ve hak sahiplerinin gelir, aylık ve ödenekleri devir ve temlik edilemez. Emekli gelir, aylık ve ödenekleri SGK prim alacakları ile nafaka borçları dışında haczedilemez. Aynı maddeye göre haczi yasaklanan gelir, aylık ve ödeneklerin haczedilmesine ilişkin talepler, borçlunun muvafakatının bulunmaması hâlinde, icra müdürü tarafından reddedilir. Dahası bu haczedilemezlik ilkesini ortadan kaldıran önceden yapılan sözleşmeler de geçersizdir. Yani emeklilerin borçları karşılığında ileride doğacak emekli aylıklarına el konulması öngören ve zaruret nedeniyle yapılan sözleşmeler de geçersizdir.

Görüldüğü gibi emeklilere ilişkin çok sayıda olumsuzluk içeren 5510 sayılı Kanun’un bu maddesiyle emekli aylıklarına haciz yasağı getirilerek emeklilerin temel gelirlerinden yoksun kalması önlenmek istemiştir.  Bu madde emekli aylıklarının bankalar, finans şirketleri veya diğer ekonomik olarak güçlü kurumlar veya alacaklılar tarafından el konulmasını engellemektedir. Bu düzenleme doğrudur ve sosyal güvenlik hakkı ile sosyal devlet ilkesinin gereğidir. Bu haciz yasağı ile emeklilerin sınırlı bir düzenli geliri güvence altına alınmaktadır.

Emeklilerin maddi zorluklar ve geçim sıkıntıları nedeniyle sık sık banka kredisi kullandıkları veya borçlandıkları biliniyor. Aylıkları yaşamaya yetmeyen emekliler kredi kartlarını kredi kartı ile kapatıyor, kredi kartından nakit avans çekiyor veya bankaların mobil uygumalar ile sundukları hızlı kredi çekme yöntemiyle bankalar tarafından hızla ve sık sık borç batağına çekiliyor. Konunun esası yetersiz emekli aylığı nedeniyle emeklilerin kredi tuzağına ve borç batağına düşmesidir.

BANKALARIN BLOKAJ UYANIKLIĞI!

Bankalar emeklilere kolay, cazip kredi imkânları sunuyor. Bu krediler banka için büyük paralar değilken emekliler için hayati miktarlardır.  Bu yolla bankalar adeta yasal tefeciler gibi emeklileri borç girdabına çekiyor. Borcu borçla veya kredini kartını kredi kartıyla kapatmaya çalışan emekli günün sonunda boğazına kadar borca batıyor ve kısır döngüye giriyor.

Bankalar tahsil edemedikleri kredilerin bir bölümünü sigorta şirketlerinden tahsil ederken bir bölümünü emeklilerin emekli aylıkları dışındaki malvarlıklarından tahsil etmeye çalışıyor. Acil nakde ihtiyaç duyan geçim sıkıntısı içindeki emekliler bankalar tarafından matbu olarak hazırlanan ve değiştirme imkânlarının olmadığı karmaşık sözleşmeleri onaylıyor. Bu sözleşmelerle bankalar daha sonra kredi kullanan emeklilerin başını ciddi biçimde ağrıtıyor. Bu sistemin yasal bir tefecilik ve soygun düzeni olduğuna zerre kadar kuşkum yok.

Hükümet emeklileri sefalet aylıklarına mahkûm ediyor, emekliler de çareyi bankalara borçlanmakta buluyor. Bankalar bu devasa borçlandırma mekanizmasından büyük paralar kazanırken küçük bir sorun canlarını sıkıyor! Emekli aylıklarına ilişkin haciz yasağı! Bu haciz yasağı olmasa bankalar nakit paraya hızla el koyabilecekken emeklinin diğer mal varlığı ile uğraşmak zorunda kalabiliyor. Tabii emeklilerin her zaman da haczedilecek başka malvarlığı da olmuyor!

Necip Türk bankacılık sistemi haciz yasağının arkasından dolanmak ve tahsilat riskini azaltmak için pek mahir yöntemler buluyor! Kredi sözleşmelerine konulan onay ve rıza talimatları nedeniyle bankalar emekli maaşını haczedemiyor ancak doğrudan blokaj koyuyor. Aslında blokaj hacizden daha ağır sonuçlar yaratabiliyor.

Haciz alacaklının alacağının tahsilinin sağlanması amacıyla borçlunun malvarlığının borca yeter miktardaki kısmı üzerindeki tasarruf yetkisinin devlet organları vasıtasıyla kısıtlanması anlamına geliyor. Buna karşılık, blokaj yasal bir kavram olmayıp, kullanılması önlenmiş, el konulmuş anlamına gelen bir sözcük. Blokaj bankalara sadece bir hakkı durdurmak, dondurmak, bekletmek değil doğrudan el koyma imkanı veriyor.

Uygulamada aylık üzerine blokaj konulması, haciz konulmasından çok daha ağır hüküm ve sonuçlar doğuruyor. Örneğin haciz resmi bir prosedür ve şekil gerektirirken blokaj gerektirmiyor. Hacze itiraz mümkünken ve itirazla takip durdurulabilirken blokaja itiraz edilemiyor. Haciz borçluya süre tanırken blokaj tanımıyor. Hacizde belirli bir süreç sonunda alacağın tahsili mümkünken blokajda çok hızlı tahsilat mümkün. Karşıoy yazılarında vurgulandığı gibi, haciz borçlu için bir darbe ise, blokaj bir yok etmedir. Haciz vurmak ise blokaj öldürmektir. Dolayısıyla, “çoğun içinde azı vardır” kuralı uyarınca, haciz yasaksa, blokaj (elkoyma) haydi haydi yasak olmalı.

Bankaların bu hileli haciz yasağını aşma ve emeklilerin aylıklarına el koyma yöntemi (blokaj) zaman zaman yargı uygulamasına takılabiliyor. Nitekim bazı Yargıtay daireleri blokajın mümkün olduğuna karar verirken bazıları ise blokajın yasaya aykırı olduğuna karar verebiliyor. Tabii bu da Necip Türk finans oligarşisinin canını sıkıyor!

İşte söz konusu İçtihadı Birleştirme Kararı yargıdaki bu farklı uygulamalar üzerine gündeme geldi ve maalesef Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu tüketici kredileri nedeniyle emeklilerin önceden verdikleri onaya ve rızaya dayanarak emekli aylıklarının bloke edilmesine (el konulmasına) onay verdi.

LİBERAL VİRÜS SOSYAL DEVLETİ YOK EDİYOR!

Yargıtay’ın bu içtihadı birleştirme kararı emekli aylıklarının haczedilmesine yönelik yasağın ortadan kaldırılması anlamına geliyor. Kanunda açık bir yasak olmasına rağmen bankalar artık emekli aylıklarına bloke koyabilecekler böylece haciz yasağını aşmış olacaklar. Üstelik bu karar İçtihadı Birleştirme Kararı olduğu için hiçbir mahkeme bu karara aykırı karar veremeyecek. Böylece 5510 sayılı yasada yer alan haciz yasağı işlevsiz kalacak.

Yargıtay’ın bu İBK kararıyla emekliler bankaların insafına bırakılmış oldu. Dahası bu kararın emeklilerin diğer borçları için de uygulanması riski var. Yargıtay’ın İBK kararı “sözleşme özgürlüğü” ile gerekçelendirildi. Yargıtay İBK kararında şu ibret verici gerekçe yer alabildi: “Sözleşme Özgürlüğünün herhangi bir sınırlamaya tâbi olmaksızın uygulanmasının doğuracağı sorunlara rağmen modern hukuk sistemlerinde özgürlük kural, sınırlandırılması istisnadır.” Yargıtay İBK’ye göre “taşıyıcı sütun” sözleşme özgürlüğüdür.

Böylece Yargıtay liberalizmin en pespaye ilkesine teslim oldu ve cehennemin kapılarını ardına kadar açmış oldu. Soyut “sözleşme özgürlüğü” ilkesini somut kamu yararından, toplum yararından, hukuk devleti ilkesinden ve Anayasa ile güvence altına alınan sosyal güvenlik hakkından üstün tutmuş oldu ve sosyal devlet ilkesi karşısında piyasacılığı kutsadı. Oysa sosyal devlet ve sosyal güvenlik eşit olmayan taraflar arasındaki ilişkilerde iktisadi olarak güçsüz olan tarafı korumak için ortaya çıkmış evrensel ilkelerdir.

Yargıtay devasa finans kapital şirketleri ve bankalar ile ayda 16 bin 881 liraya geçinmek zorunda olan emeklileri sözleşme imzalayan ve sözleşmenin gereğini yerine getirmesi gereken “özgür ve eşit taraflar” olarak gördü. Yargıtay’ın bu kararı sosyal devletin tabutuna çakılan son çivilerden biri oldu. Yargıtay’ın bu İBK’sinde ne hukuk ne de sosyal politika var. Olsa olsa finans kapitalin çıkarlarının korunması var.

Koca koca yargıçların köhne 19’uncu yüzyıl fikriyatını anayasal ve yasal kurallardan üstün görmesi olacak iş değil ama maalesef yeni yargı gerçeğimiz bu. Emekliler artık bankalar karşısında tamamiyle korumasız!  Bir yandan sefalet aylıkları öte yandan bu aylıktan olma riski! Bankalar ve finans oligarşisi bayram edebilir!

Bu karar dramatik sonuçlar doğuracak niteliktedir. Emekli sendikaları ve diğer emekli örgütleri Yargıtay’ın bu hukuksuz ve insafsız emekli aylığına blokaj kararı karşısında harekete geçmelidir. Bir yandan emekli aylıklarının emeklileri borç girdabına ve kredi tuzağına düşürmeyecek insanca bir düzeye çekilmesi için mücadele etmeli ve yasaya açıkça blokajı da yasaklayan hükümler konulması için çaba harcamalı, öte yandan konu bireysel başvuru yoluyla AYM’ye götürülmelidir.

Kaynak: Aziz Çelik / BirGün

]]>
Yurttaş borç batağında https://yenidunya.org/yurt/32751/yurttas-borc-bataginda-2/ Wed, 11 Jun 2025 10:05:00 +0000 https://yenidunya.org/?p=32751 İcra dairelerine gelen dosya sayısı bir yılda 1 milyon 519 bin adet arttı…

Borç yükü büyüyor, icra dosyaları patladı! KOBİ’lerden tarım sektörüne, yurttaştan esnafa kadar herkes borç batağında. Banka borçları rekor seviyelere ulaşırken, icra dairelerine gelen dosya sayısı son bir yılda 1 milyon 519 bin artarak 23.6 milyona yükseldi.
İşletmelerden yurttaşa “borç dağları” gün geçtikçe büyüyor. KOBİ’lerin banka borçları 5 trilyon liranın üzerine çıkarken tarım sektörünün borçları da ilk kez 1 trilyon lira sınırını aştı. Yurttaşın borçları da 4.8 trilyon liraya ulaştı. İcra dosyalarının sayısı ile bir yılda 1 milyon 519 bin adet arttı.

Borçlar nefes aldırmıyor
Cumhuriyet’ten Mustafa Bildircin’in haberine göre, CHP TBMM Grubu’nun ekonomi raporunda borçlardan icra dosyalarına kadar şu değerlendirmeler yer aldı:

5 trilyonu aştı: KOBİ’lerin bankacılık sektörüne olan borçları nisanda önceki aya göre 201 milyar lira daha artarak 5 trilyon 33 milyar liraya yükseldi.

Takibe düştüler: KOBİ’lerin bankalara olan kredi borçları bu yılın ilk dört aylık döneminde yüzde 15.1 artarak 660 milyar lira artış kaydetti. Aynı dönemde KOBİ’lerin zamanında ödeyemediği için bankalar tarafından icra takibine alınan borçları ise 29.4 milyar lira artarak 115.9 milyar liraya yükseldi.

Tarım 1 trilyon TL: Tarım sektörünün bankalara olan kredi borçları nisan ayında 38.4 milyar lira artarak ilk kez 1 trilyon 9 milyar liraya çıktı. Sektörün kredi borçları yılın ilk dört aylık döneminde ise 140 milyar lira artış kaydedildi. Tarım sektörünün aynı dönemde icra takibine alınan borçları ise yüzde 74.8 yani 2.7 milyar lira artarak 6.3 milyar lira oldu.

Yurttaş da batakta: Yurttaşların, bankalar ve finans kuruluşlarına olan bireysel kredi ve kredi kartı borçları, 23-30 Mayıs günleri arasındaki haftada, 114.8 milyar lira artarak 4 trilyon 684 milyar liraya yükseldi.

İcra krizi büyüyor: İcra dairelerine 1 Ocak-6 Haziran günleri arasında UYAP üzerinden gelen yeni dosya sayısı 2024 yılının aynı dönemine göre yüzde 5.9 oranında artarak 4 milyon 336 bin oldu. İcra dairelerine 2024 yılında bu dönemde 4 milyon 93 bin yeni dosya gelmişti. Aynı günlerde 2 milyon 965 bin dosya ya sonuçlandırıldı ya da işlemden kaldırıldı. UYAP üzerinden açılan ve icra dairelerinde derdest bulunan toplam dosya sayısı 6 Haziran itibarıyla 23 milyon 630 bine çıktı. Derdest dosya sayısı son bir yılda net olarak 1 milyon 519 bin adet arttı.

]]>