köle işçi – Yeni Dünya https://yenidunya.org Yeni Günün Habercisi Fri, 22 Mar 2024 11:06:27 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.8.3 https://yenidunya.org/wp-content/uploads/2022/02/cropped-YD-ikon-512-1-75x75.png köle işçi – Yeni Dünya https://yenidunya.org 32 32 Zorla çalıştırma: Daha fazla sömürü, daha fazla yüksek kazanç https://yenidunya.org/dunya/29583/zorla-calistirma-daha-fazla-somuru-daha-fazla-yuksek-kazanc/ Fri, 22 Mar 2024 11:02:24 +0000 https://yenidunya.org/?p=29583 ILO: “Zorla çalıştırma sonucu özel sektör gelirlerinde yüzde 37’lik artış oldu”

“Yoksulluk ve sömürü döngülerinin devam etmesine neden olan zorla çalıştırma, insan onuruna yapılan bir saldırı niteliğindedir. Artık durumun daha da kötüleştiğini biliyoruz. Uluslararası toplumun acilen bir araya gelerek bu adaletsizliğe son vermek, işçi haklarını korumak ve herkes için adalet ve eşitlik ilkelerini savunmak üzere harekete geçmesi gerekiyor.” Gilbert F. Houngbo, ILO Genel Direktörü

ILO raporu, zorla çalıştırma yoluyla yılda 236 milyar ABD doları tutarında kazanç elde edildiğini ortaya koydu.
Özel sektördeki zorla çalıştırma uygulamaları konusunda yayınlanan yeni çalışmaya göre, 2014 yılından bu yana zorla çalıştırma yoluyla elde edilen yasadışı kazançlarda yüzde 37’lik bir artış oldu.

Daha fazla sömürü, daha fazla yüksek kazanç
Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) tarafından hazırlanan yeni bir rapora göre, özel ekonomide zorla çalıştırma yoluyla yılda 236 milyar ABD doları tutarında yasadışı kazanç sağlanıyor.
Zorla çalıştırma yoluyla elde edilen yasadışı kazançların toplam tutarında 2014 yılından bu yana 64 milyar ABD doları (yüzde 37) düzeyinde bir artış oldu. Bu büyük artışın ardında, hem zorla çalıştırılan insan sayısındaki artış hem de mağdurların sömürülmesiyle daha yüksek kazançlar elde edilmesi yatıyor.
ILO’nun “Kazançlar ve Yoksulluk: Zorla Çalıştırmanın Ekonomisi (Profits and Poverty: The Economics of Forced Labour)” başlıklı raporuna göre, insan tacirlerinin ve suçluların kurban başına 10.000 ABD dolarına yakın gelir elde ettikleri ve 10 yıl önce bu rakamın 8.269 ABD doları (enflasyona göre düzeltilmiş) düzeyinde olduğu tahmin edilmektedir.

Zorla çalıştırma: Daha fazla sömürü, daha fazla yüksek kazanç

Zorla çalıştırmadan yasadışı gelir
Zorla çalıştırma yoluyla elde edilen toplam yıllık yasadışı kazancın en yüksek olduğu bölgeler Avrupa ve Orta Asya (84 milyar ABD doları) olup bunların ardından Asya ve Pasifik (62 milyar ABD doları), Amerika (52 milyar ABD doları), Afrika (20 milyar ABD doları) ve Arap Devletleri (18 milyar ABD doları) gelmektedir.
Yasadışı kazançlar mağdur başına ifade edildiğinde ise, yıllık yasadışı kazançların en yüksek olduğu yerlerin Avrupa ve Orta Asya olduğu ve bunları Arap Devletleri, Amerika, Afrika ve Asya ve Pasifik’in takip ettiği görülmektedir.

Zorla çalıştırmada en fazla gelir sanayi sektöründe
Zorla ticari cinsel sömürü, toplam yasadışı kazançların üçte ikisinden fazlasını (yüzde 73) oluşturmasına rağmen, özel olarak dayatılan işçilikteki toplam mağdur sayısının yalnızca yüzde 27’sini oluşturmaktadır.
Bunun sebebi, zorla ticari cinsel sömürü ile devlet dışı zorla çalıştırma sömürüsünün diğer biçimleri arasında mağdur başına elde edilen kazanç açısından büyük bir fark olmasıdır – birincisinde mağdur başına 27.252 ABD doları kazanç elde edilirken, ikincisinde mağdur başına 3.687 ABD doları kazanç elde edilmektedir.
Zorla ticari cinsel sömürüden sonra, zorla çalıştırma yoluyla elde edilen yıllık yasadışı kazancın en yüksek olduğu sektör 35 milyar ABD doları ile sanayi sektörü olup bunu hizmetler (20,8 milyar ABD doları), tarım (5,0 milyar ABD doları) ve ev işçiliği (2,6 milyar ABD doları) izlemektedir. Bu yasadışı kazançlar, hak açısından işçilerin cebinde olması gereken, ancak zorlayıcı uygulamalarının bir sonucu olarak sömürücülerin elinde kalan ücretlerdir.

Zorla çalıştırma: Daha fazla sömürü, daha fazla yüksek kazanç

Her bin kişiden 4’ü zorla çalıştırılıyor
2021 yılında herhangi bir günde 27,6 milyon kişi zorla çalıştırılmıştır. Bu rakam, dünyadaki her 1.000 kişi arasında 3,5 kişinin bu şekilde çalıştırıldığı anlamına gelmektedir. 2016 ve 2021 yılları arasında zorla çalıştırılan kişi sayısı 2,7 milyon artmıştır.
ILO Genel Direktörü Gilbert F. Houngbo, “Zorla çalıştırılan kişiler, başta ücretlerinde kasıtlı ve sistematik kesintiler yapılması olmak üzere, çeşitli baskı biçimlerine maruz kalmaktadır. Yoksulluk ve sömürü döngülerinin devam etmesine neden olan zorla çalıştırma, insan onuruna yapılan bir saldırı niteliğindedir. Artık durumun daha da kötüleştiğini biliyoruz. Uluslararası toplumun acilen bir araya gelerek bu adaletsizliğe son vermek, işçi haklarını korumak ve herkes için adalet ve eşitlik ilkelerini savunmak üzere harekete geçmesi gerekiyor” dedi.

Kapsamlı önlemler gerekiyor
Raporda, yasadışı kazanç akışını durdurmaya ve failleri sorumlu tutmaya yönelik yaptırım tedbirlerine acilen yatırım yapılması gerektiği vurgulanmaktadır. Raporda ayrıca yasal çerçevelerin güçlendirilmesi, iş teftişinin yüksek riskli sektörleri de kapsayacak şekilde genişletilmesi için icra memurlarına eğitim verilmesi ve iş ve ceza hukuku uygulamaları arasındaki koordinasyonun artırılması tavsiye edilmektedir.
Bununla birlikte, zorla çalıştırmanın yalnızca hukuki yaptırımlarla sona erdirilmesinin mümkün olmadığı; yaptırımların, bu durumun altında yatan nedenlerin ele alınmasına ve mağdurların korunmasına öncelik veren kapsamlı bir yaklaşımın parçası olması gerektiği vurgulanmaktadır.

]]>
Genç köleliğinin yeni adı: MESEM https://yenidunya.org/yazarlar/ibrahim-akseloglu/29057/genc-koleliginin-yeni-adi-mesem/ Wed, 07 Feb 2024 10:12:29 +0000 https://yenidunya.org/?p=29057 MESEM projesi kapsamında meslek edinmeye çalışan genç öğrencilerin işyerlerinde geçirdiği kazalar sonucu hayatını kaybetmeleri, sistemin kamuoyunda daha çok sorgulanmasına yol açtı.
Oysa, MESEM başladığından bu yana sendikalardan ve eğitimcilerden yoğun eleştiri alıyordu. Ancak gençlerimizi kaybetmeye başlayınca kamuoyunun dikkatini çekti.

Eğitim bakanlığı mı, iş pazarlama şirketi mi?
Milli Eğitim Bakanlığının MEB, internet sitelerinde Meslek Eğitim Merkezi MESEM sistemi şu slogan ile tanıtılıyor, “Mesleğinizi edinin, geleceğinizi garanti altına alın”.
Ayrıca, MESEM tanıtımlarında şu vurgular öne çıkıyor:
-Meslek öğrenirken ücret alırsınız
-9. sınıftan itibaren iş kazaları, meslek hastalıklarına karşı sigorta
-9, 10 ve 11. sınıf öğrencilerine asgari ücretin en az %30’u
-Açık öğretimde aldığınız dersleri saydırarak meslek lisesi diploması alırsınız ve teknisyen ünvanına sahip olursunuz
-34 alan ve 184 farklı dalda mesleki eğitim imkânı
-Ortaokulu bitirenlere zorunlu lise eğitimini mesleki eğitim merkezlerinde tamamlayabilme fırsatı
-12. sınıftaki kalfalara asgari ücretin en az yarısı kadar maaş imkânı
-Ustalık belgesi, Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi diploması ve kendi iş yerini açma fırsatı
-Mezun olduğu alanda %88 istihdam oranı
-4 yılın sonunda ustalık belgesi alarak kendi iş yerinizi açabilirsiniz
-İş yerinizi açarken KOSGEB´den 50 bin TL hibe ve 100 bin TL faizsiz kredi desteği alabilirsiniz

İlk anda çok güven verici/inandırıcı değil mi? İş garanti, çalışırken ücret, sigorta, mezun olunca meslek ve iş garantisi, hatta kendi iş yerini aç, yetmedi hibe krediler…
MEB’e ait farklı illerin internet sitelerinde gezindiğinizde yukardaki MESEM güzellemeleri uzayıp gidiyor. Seç beğen al… Sanırsın ki, MEB, eğitim değil, ucuz iş gücü pazarlayan acar taşeron.

MESEM nedir?
Meslek Eğitim Merkezi MESEM, daha önceki Çıraklık Eğitim Merkezi’lerinin yeni adıdır. MEB’in 2016 yılında aldığı şu kararla MESEM devreye girmiştir;
“09.12.2016 tarihli 29913 sayılı Resmi Gazete de yayınlanan 6764 sayılı Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu ve 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanununda değişiklik yapılarak çıraklık eğitimi örgün ve zorunlu eğitim kapsamına alınarak mesleki eğitim merkezleri Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürlüğüne bağlanmıştır. Çıraklık eğitiminin örgün ve zorunlu eğitim kapsamına alınması ile ekonomimizin temel yapı taşı olan işletmelerin çırak ihtiyacının karşılanması ve çırak öğrencilerimizin ahilik kültüründen gelen usta çırak ilişkisiyle mesleklerini işbaşında öğrenmeleri amaçlanmıştır. Mesleki eğitim merkezi öğrencileri haftada 1 gün okulda teorik eğitim, 4 gün işletmelerde pratik eğitim alır. Ekim/2021 ayında 24 alan ve 97 dalda uygulanmasına karar verdiği ustalık telafi programlarının kapsamı, Mesleki Eğitim Merkezi Telafi Çerçeve Öğretim Programlarına Yeni Alanların Eklenmesi-Talim ve Terbiye Kurulu’nun 24/06/2022 tarih ve 2022-45 Sayılı Kararı ile 47 alan 105 dala çıkarılmıştır.”
MESEM, işverenleri öylesine memnun etmiş olmalı ki, 2022 yılında alınan karar ile programa devam kararı alınmış. Ve her yıl programın süresi uzatılıyor.

MESEM neden eleştiriliyor?
MESEM projesi ile ilgili özellikle eğitim işkolunda örgütlenen sendikaların yoğun eleştirileri var.
Öne çıkanlar şunlar:
-Mesleki eğitim adı altında çocukları örgün eğitimden koparıyor
-Eğitim ortamından, yaşıtları/arkadaşlarıyla birlikte paylaşacağı ortamdan uzaklaştırıyor
-MESEM, Meslek Lisesi değildir
-Devlet eliyle ‘çocuk işçiliği’ yasallaştırılıyor
-Emekçi çocukları ucuz işgücü oldu
-18 yaşın altındaki çocuklarımızın patronların kucağına devlet eliyle atılmasının adı
-Ücretler, emekçilerin/çalışanların ödediği İşsizlik Fonu’ndan karşılanıyor
-Çocukların mesai saatlerini, hafta sonu mesailerini kontrol etme şansınız yok
-Ücretler 9-10 ve 11. sınıflar için asgari ücretin 3’te 1’i kadar
-Birçok şirket çalışanlarını bu sisteme dahil etmeye başladığı
-İşverenlere sermaye aktarmanın bir yöntemidir

Devlet garantili genç köleler…
Peki, ücretlendirme nasıl oluyor; “Kaza ve hastalık sigortası devlet tarafından işsizlik fonundan karşılanıyor. İlk önce işletme asgari ücretin yarısını telafi programına katılan çalışana yatırıp MESEM’e ibra ediyor. MESEM bir ay içinde devlet desteği olarak işletmeye geri ödüyor.”
Yani işverenin bir cebinden çıkan diğer cebine devletten geri dönüyor. İşveren bu sistemi sevmesin de ne yapsın!

İktidarın kulluk düzeni arayışı
MESEM, AKP iktidarının, eğitimi “4+4+4” sistemine geçirmesinin bir sonucudur. Eğitimin laik, bilimsel, kamusal niteliğinden uzaklaştırılma süreci, ÇEDES ve MESEM ile birlikte ‘aklı ve bedeni köle’ genç nesiller yaratma projesine dönüşmüştür.
AKP iktidarının, laik hukuku yıpratarak kulluk sistemine geri dönüş çabaları MESEM ile bir adım daha atarak, gençlerimiz işverenlerin genç köleleri haline getirilmek istenmektedir.
AKP iktidarının, laikliği ortadan kaldırma arayışı, yurttaşlık hukukunu yok edip kulluk düzeni yaratma sevdasının geldiği nokta budur. Bu süreç böyle devam ederse, yurttaşlık hakkını/hukukunu yitiren bireyler kul/köle haline gelecektir. Kul/köle haline getirilen bireyler, işçi haklarından, kadın haklarından, çocuk haklarında, doğayı savunma haklarından, kültür/sanat haklarından vazgeçmek durumunda kalır. Yani, yurttaşlık hukuku laikliğe sıkıca bağlıdır. Yurttaşlık hukukunun kalktığı her toplum bir çok hakkını yitirir. Toplumun büyük çoğunluğunun ucuz işgücü olduğu, düşünmenin/sanatın olmadığı bir düzen. AKP iktidarının yaratmaya çalıştığı kulluk düzeni işte budur.

Halkımız baş eğmeyecek
Cumhuriyetin 100 yaşını doldurduğu bu günlerde, iktidarın yaratmaya çalıştığı bu düzene Türkiye halkı razı olmayacak, baş eğmeyecektir.
AKP iktidarının tüm çabaları/arayışlarına rağmen, Türkiye halkı iki asırdır süren devrimci mücadelesiyle bağımsız, laik, demokratik, sosyal hukuk cumhuriyetinde yaşama özlemini Anayasaya yazdırdığı gibi, hayata da geçirecektir.
Türkiye halkı özgür ve eşit yaşamanın bu temel koşulundan asla vazgeçmeyecektir…

]]>