kamu emekçileri – Yeni Dünya https://yenidunya.org Yeni Günün Habercisi Tue, 17 Feb 2026 07:33:26 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.8.5 https://yenidunya.org/wp-content/uploads/2022/02/cropped-YD-ikon-512-1-75x75.png kamu emekçileri – Yeni Dünya https://yenidunya.org 32 32 Asgari ücret açlık sınırı karşısında erimeye devam ediyor https://yenidunya.org/emek-gundemi/33818/asgari-ucret-aclik-siniri-karsisinda-erimeye-devam-ediyor/ Tue, 17 Feb 2026 07:33:26 +0000 https://yenidunya.org/?p=33818
Asgari ücret açlık sınırı karşısında erimeye devam ediyor

Büro Emekçileri Sendikası Araştırma Merkezi BES-AR, Şubat 2026 Açlık ve Yoksulluk Sınırı araştırmasını açıkladı.
Rapora göre, 4 kişilik bir memur ailesinin 2026 Şubat ayı açlık sınırı 43 bin 415 lira oldu.

Bekar emekçinin yaşam maliyeti 70 bine dayandı
Raporda yer alan veriler şöyle;
-Gıda madde fiyatları üzerinden yapılan hesaplamaya göre dört kişilik bir memur ailesinin sağlıklı beslenmesi için aylık yapması gereken harcama tutarı Şubat 2026 için 43 bin 415 lira,
-Tek bir (bekâr) çalışanın Yaşam Maliyeti ise 68 bin 865 lira,
-Gıda harcaması ile giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı kısacası Yoksulluk Sınırı 105 bin 273 lira olmuştur.
Bu sonuçlara göre;
2026 yılında da 28 bin 075 lira alan asgari ücretli 43 bin 415 lira olan açlık sınırının %54,64 altında ücret alarak sadece karnını doyurabilmektedir.

Asgari ücret açlık sınırı karşısında erimeye devam ediyor

Emekçi beslenemiyor
Sağlıklı beslenmenin maliyeti günlük 1.447 lirayı geçti.
-2026 yılında da asgari ücret açlık sınırının altında kaldı.
-Büyükşehirlerde kamu emekçileri, barınma ihtiyacını karşılamak için neredeyse maaşının %75-80’ini kiraya ödemek zorunda kalıyor.
-Büyükşehirlerde kamu emekçileri, barınma ihtiyacını karşılamak için öğrenci evi gibi 3 ya da 5 kişi bir arada yaşamak zorunda kalıyor.

]]>
Birleşik Kamu-İş: Emekçiler daha yılın başında kaybetti! https://yenidunya.org/emek-gundemi/33700/birlesik-kamu-is-emekciler-daha-yilin-basinda-kaybetti/ Mon, 26 Jan 2026 12:30:42 +0000 https://yenidunya.org/?p=33700 Açlık büyüyor, yoksulluk normalleştiriliyor

Birleşik Kamu-İş Konfederasyonunun Ar-Ge birimi KAMU-AR’ın dört kişilik bir ailenin, dengeli ve sağlıklı beslenebilmesi için gereken gıda harcamasının yanı sıra diğer ihtiyaçlarını da yoksunluk hissi çekmeden karşılayabilmesi için aylık olarak yapması gereken harcamayı dikkate alarak hesapladığı açlık-yoksulluk sınırı araştırmasının Ocak 2026 sonuçları açıklandı.

Araştırma sonuçlarına göre:
-Açlık sınırı 32 bin lirayı geçti
-Açlık sınırı ocakta, önceki aya göre 1.431 lira artarak 32 bin 86 liraya çıktı.
-Dört kişilik ailenin yoksuluk sınırı ise yılın ilk ayında 4 bin liradan fazla artarak 99 bin lira sınırına dayandı.
-Açlık sınırı 28 bin 75 lira olan 1 ocak’tan itibaren uygulanmaya başlanan yeni asgari ücretin 4 bin üzerine çıktı.
-Başta bu ayın sonunda cebe girecek olan asgari ücret olmak üzere diğer maaş, ücret ve aylıklar daha yılın ilk ayında satınalma gücünün önemli bir kısmını kaybetti.
-En düşük emekli aylığı da 20 bin liraya çıkarıldığı ayda bile açlık sınırının 12 bin lira altında kaldı.

Asgari ücrete en az yüzde 40 zam yapılmalıydı
Açlık sınırı yılın ilk ayında 1.431 lira artarak 32 bin 86 liraya ulaşırken, yoksulluk sınırı da gıdayla birlikte, başta barınma ve ulaştırma olmak üzere diğer harcama gruplarında yaşanan fiyat artışlarının etkisiyle 98 bin 979 lira oldu. Açlık sınırı bu yılbaşında 28 bin75 liraya çıkarılan asgari ücretin 4 bin lira üzerine yükseldi. 20 bin lira olarak belirlenen en düşük emekli aylığı ise açlık sınırının 12 bin lira altında kaldı.

Aralık 2025 açlık sınırı seviyesine gelebilmesi için en az yüzde 40 zam yapılması gerekirken sadece yüzde 27 oranında zam yapılarak belirlenen 2026 yılında uygulanacak asgari ücret, yüzde 18,6 oranında artırılan kamu çalışanlarının ücretleri, yüzde 12,19 oranında artırılan emekli aylıkları satın alma gücünün büyük bir kısmını daha yılın ilk ayında kaybetti.

Açlık sınırının önceki aya göre 1.431 lira arttığı ocakta gıda dışındaki ihtiyaçlar için yapılması gereken harcama ise 2 bin 631 liralık yükselişle 66 bin 889 liraya çıktı. İkisinin toplamından oluşan yoksulluk sınırı ise önceki aya göre 4 bin 61 lira artarak 98 bin 974 lira oldu. Açlık sınırı son bir yıllık dönemde 8 bin 426 lira, gıda dışındaki ihtiyaçlar için yapılması gereken harcama 18 bin 621 lira ve yoksulluk sınırı 27 bin 46 lira arttı.

Ücretler ve açlık-yoksulluk sınırı
Net asgari ücretin, Aralık 2025 için hesaplanan 30 bin 655 liralık açlık sınırını yakalayabilmesi için bile en az yüzde 40 oranında artırılması gerekiyordu. Ancak 2026 yılında uygulanacak asgari ücret TÜİK’in açıkladığı enflasyonun bile altında kalacak şekilde yüzde 27 oranında artırılarak 28 bin 75 liraya çıkarılmıştı. İşçilerin cebine 31 Ocak 2026’da girecek olan yeni asgari ücret ise dört kişilik bir ailenin sadece 26 günlük beslenme giderini karşılayabildi. Asgari ücret yoksulluk sınırının ise üçte birini bile karşılayamıyor. Ailede üç kişinin asgari ücretle çalışarak haneye getireceği gelir bile yoksulluk sınırının 14 bin 749 lira altında kalıyor. Diğer bir ifadeyle üç asgari ücret giren dört kişilik bir ailenin geliri yoksulluk sınırının bile oldukça altında kalıyor.
Bu yıl başından geçerli olmak üzere TBMM’de 20 bin liraya çıkarılan en düşük emekli aylığı ise sadece 18 günlük beslenmeye zor yetiyor.
Yüzde 18,6 oranında zamlanarak bu yılın ilk yarısı için aile ve çocuk yardımı dahil 61 bin 890 liraya yükselen en düşük memur maaşı yoksulluk sınırının yüzde 63’ünü, 67 bin 630 liraya yükselen ortalama memur maaşı ise yüzde 68’ini zor karşılıyor. Yoksulluk sınırını karşılayabilmesi için en düşük memur maaşının en az yüzde 59,9, ortalama memur maaşının ise yüzde 46,3 oranında artırılması gerekiyor.

Açlık sınırı
Türkiye genelinde de yaygın şube ağı bulunan ve en fazla alış-veriş yapılan marketlerden derlenen fiyatlara göre, dengeli beslenebilmek için et- balık- yumurtaya aylık olarak yapılması gereken harcanma ocakta 283 lira, son bir yılda ise 3 bin 279 lira artarak 9 bin 994 lira oldu.
Kuru bakliyat için yapılması gereken harcama önceki aya göre 86 lira, geçen yılın aynı ayına göre ise 199 liralık artışla 669 lira oldu.
Ocakta 31 lira azalarak 6 bin 211 liraya gerileyen süt, yoğurt ve peynir için yapılması gereken harcamada yıllık olarak ise 1.151 lira artış kaydedildi.
Meyve için harcanması gereken tutar önceki aya göre 62 lira azalırken, geçen yılın aynı ayına göre ise 812 lira artarak 2 bin 900 lira oldu.  Sebze için yapılması gereken harcama ise önceki aya göre 756 lira artarak 4 bin 304 lira olarak gerçekleşti. Taze sebze harcaması geçen yılın aynı ayına göre ise 805 lira arttı.

Birleşik Kamu-İş: Emekçiler daha yılın başında kaybetti!

Ekmek, un ve makarna gibi ürünler için yapılması gereken harcama ocakta da değişmeyip 2 bin 486 lirada kaldı. Pirinç ve bulgur harcamaları 373 lira artarak 1.585 liraya çıktı. Yağ için yapılması gereken harcama ise 2 liralık yükselişle 788 liraya çıktı. Ekmek, un ve makarna için yapılan harcama geçen yıla göre 434 lira, pirinç, bulgur harcaması ise 630 lira, yağ harcamaları da 214 lira artış kaydetti.
Şeker, bal, pekmez, reçel harcaması önceki aya göre 24 lira yükselerek 2 bin 380 lira oldu. Aynı ailenin zeytin için yapması gereken harcama ise değişmeyerek 766 lirada kaldı. Şeker, bal, reçel harcamalarında son bir yılda 799 liralık, zeytin harcamalarında ise 180 liralık artış oldu.
Yetişkin erkek için 2.800, kadın için 2.200, genç için 3.000 ve çocuk için de 1.600 kalori esas alınarak yapılan hesaplamaya göre ocak ayı açlık sınırı yetişkin erkek için 9 bin 368 liraya, yetişkin kadın için 7 bin 354 liraya, çocuk için 5 bin 340 liraya ve genç için de 10 bin 24 liraya yükseldi.

Gıda dışı harcamalar
Yoksulluk sınırının belirlenmesinde gıda dışı ihtiyaçların fiyat değişimleri de esas alınarak yapılan araştırmaya göre, dört kişilik bir ailenin gıda dışındaki gereksinimlerini “insan onuruna yaraşır bir şekilde ve yoksunluk hissi çekmeden” karşılayabilmesi için aylık olarak yapması gereken harcama tutarı da ocakta 66 bin 889 liraya çıktı.

Birleşik Kamu-İş: Emekçiler daha yılın başında kaybetti!

Ocakta dört kişinin ortalama giyim ve ayakkabı harcamaları 2 bin 483 liraya yükselirken, barınma (kira dâhil) harcamaları ortalama 20 bin 510 liraya, ev eşyası harcamaları 7 bin 453 liraya yükseldi. Sağlık harcamaları 2 bin 544 liraya, ulaştırma harcamaları 18 bin 274 liraya çıktı. Haberleşme harcamaları 1.733 liraya, eğlence ve kültür harcamaları 1.740 liraya, eğitim harcamaları 1.976 liraya yükseldi. Tatil-otel harcamaları 6 bin 879 liraya ve çeşitli mal ve hizmetlerle ilgili harcamalar 3 bin 300 liraya kadar tırmandı.

Yoksulluk sınırı
Dört kişilik bir ailenin insan onuruna yaraşır şekilde yoksunluk hissi duymadan yaşayabilmesi için yapması gereken gıda ile gıda dışı harcamaların toplam tutarını gösteren yoksulluk sınırı ise Ocak 2026 itibariyle 98 bin 974 liraya tırmandı. Yoksulluk sınırında ocakta 4 bin 61 liralık, son bir yıllık dönemde ise 27 bin 46 liralık artış oldu.

]]>
Kamu emekçileri üretimden gelen gücünü kullandı: 200 bin kamu emekçisi iş bıraktı https://yenidunya.org/emek-gundemi/33508/kamu-emekcileri-uretimden-gelen-gucunu-kullandi-200-bin-kamu-emekcisi-is-birakti/ Fri, 19 Dec 2025 11:08:57 +0000 https://yenidunya.org/?p=33508 Birleşik Kamu-İş Konfederasyonuna bağlı sendikaların üyeleri, AKP iktidarının memur ve emeklilere yönelik açıkladığı zam oranlarını kabul etmediklerini belirterek bugün yurt genelinde üretimden gelen gücünü kullanarak iş bırakma eylemi gerçekleştirdi.

Birleşik Kamu-İş Konfederasyonuna bağlı sendikaların çağrısıyla yaklaşık 200 bin kamu emekçisi iş bırakırken yapılan açıklamalarda, “Bugün işyerlerimizde değil meydanlardayız. Çünkü adına toplu sözleşme dedikleri bir tiyatroyla emeğimizin hakkı gasp edildi, şimdi de emekçiyi yok sayan bir bütçe hazırlanıyor. Bu nedenle tükenmiş durumdayız İnsanca çalışma şartları ve insanlık onuruna yaraşır ücret istiyoruz ve alacağız. Yoksulluk sınırının üstünde maaş istiyoruz. Sadece ayrıcalıklı bir üzme için zikredilip sonra geri çekilen seyyanen zammın emekçi ve emeklilerin tamamına verilmesini istiyoruz. Yan ödemelerin tamamının emekli aylıklarına yansıtılmasını istiyoruz. Gelir vergisinin yüzde 15’e sabitlenmesini istiyoruz. Enflasyon farkının aylık olarak ödenmesini istiyoruz. Yılda 4 ikramiye ve kira yardımı istiyoruz. Adına toplu sözleşme dedikleri rezil tiyatroda emeğimizin hakkı gasp edildi. Şimdi de emekçiyi, halkı yok sayan bir bütçe ile karşı karşıyayız. Tükeniyoruz.” denildi.

Türkiye genelinde iş bırakarak alanlara çıkan kamu emekçileri yapılan basın açıklamalarında, “İnsanca yaşamak istiyoruz”, “Direne direne kazanacağız”, “Mustafa Kemal’in öğretmenleriyiz”, “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz”, “Memur darda sorumlusu sarayda”, “Komşular hırsız var”, “Sermayeye değil, emekçiye bütçe” sloganlarını attı.

Kamu emekçileri üretimden gelen gücünü kullandı: 200 bin kamu emekçisi iş bıraktı

Emek düşmanı bütçe istemiyoruz!
Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu’na bağlı sendikalar olarak; AKP iktidarının emekçiyi yoksullaştıran, sermayeyi koruyan ekonomi politikalarına karşı insanca yaşam, adil ücret ve hakça paylaşım talebiyle 19 Aralık’ta üretimden gelen gücümüzü kullanıyor, iş bırakıyoruz.
Bugün Türkiye’nin en büyük üçüncü kamu emekçileri konfederasyonu Birleşik Kamu-İş olarak işyerlerimizde değil meydanlardayız. Neden işyerlerimizde değil meydanlardayız? Adına Toplu Sözleşme dedikleri rezil tiyatroda emeğimizin hakkını gasp edenler, şimdi biz emekçilerin durumunu gözetmeden bütçe yaptıkları için tükeniyoruz.

Nasıl bir yoksulluk sarmalına atıldığımızı, göz göre göre nasıl nefes alamaz hale getirildiğimizi doğruca anlatabilmek için yakın geçmişe bir bakalım:
Halk olarak içine düştüğümüz ağır ekonomik krizin temelleri mevcut iktidar tarafından atıldı. Özelleştirme eliyle Cumhuriyet yadigarı olan fabrikalar, sadece arsalarının bedeli kadar düşük fiyatlara yandaşlara peşkeş çekildi. Ülkemiz üretmeden tüketen bir ülke haline getirildi. “Dolarla mı maaş alıyorsunuz, size ne dolardan” denirken ülkede toplu iğne almak için bile dolar kuru takip edilir hale geldi. Üstüne bir de “faiz sebep, enflasyon sonuç” gibi, kabul gören tüm ekonomi doktrinleriyle çelişen bir zihniyette yıllardır sürdürülen ısrar, ülkede yoksulun daha yoksul zenginin daha zengin olduğu, ekonominin orta direği denen orta sınıfın yok olduğu bu karanlık ekonomik iklimi getirdi.

Kamu emekçileri üretimden gelen gücünü kullandı: 200 bin kamu emekçisi iş bıraktı

Ülkede asgari ücret genel ücret haline getirildi, asgari ücret ve onun sadece biraz üstü maaş alanlar kayıtlı istihdamın yüzde 70’ine ulaştı. Yani ülkenin çalışan, üreten yurttaşları, en çok vergiyi verip asgari, yani en az ücreti alır hale geldi.

Bu yıl üçüncü büyük kamu emekçileri konfederasyonu olarak bizim de bulunduğumuz Toplu Sözleşme masasında ortadaki ağır tabloyla zerre uyuşmayan, adeta hakaret niteliğindeki zam tekliflerini ifşa etmiştik. Diğer konfederasyonlara “yapısı belli ve hükümetin noteri gibi çalışan hakem heyetine gidip bu hakaret zamlarını meşrulaştırmayın” demiştik. Sonuçta ne yazık ki dediğimiz gibi oldu. Herkesin durduğu yeri de, hakem heyetinin adına “zam” dediği o utanç rakamlarını da tarih yazdı. Eylemler yaptık, masadaki her rezilliği ifşa ettik. O masada verilmeyen ancak ufak kanun değişiklikleriyle kamu emekçisine sağlanabilecek birçok hak için raporlar hazırladık, Meclis’te grubu bulunan tüm siyasi partilere bu çalışmalarımızı sunup “Sadece basit kanun değişiklikleriyle kamu emekçisinin içine düştüğü bu darboğazı biraz olsun rahatlatabilirsiniz”
Düzenli olarak, TÜİK’in hayal aleminden bildirdiği rakamların aksine çalışmalar yaparak açlık ve yoksulluk sınırının ulaştığı boyutu ortaya koyduk. Bu gerçekleri yetkililere duyurmaya çalıştık.
Bakın Konfederasyonumuzun Ar-Ge birimi KAMU-AR’agöre Kasım 2025 itibarıyla açlık sınırı 30 bin 327 lira, yoksulluk sınırı ise 93 bin 697 lira düzeyinde. Bu ne demek? Bu kamu emekçilerinin ezici bir çoğunluğunun yoksulluk sınırının çok çok altında yaşadığı ve alım gücünün günden güne erimesi nedeniyle açlık sınırına her gün biraz daha yaklaştığı görülüyor demek. Bu gelen daha da rezil ve sefil günlerin ayak sesleri demek. Birileri kendi yarattığı krizin faturasını utanmadan emekçilere ödetmeye çalışıyor demek.

Kamu emekçileri üretimden gelen gücünü kullandı: 200 bin kamu emekçisi iş bıraktı

Toplu sözleşme masasında memurun haline kulak vermediler, asgari ücretin belirleneceği masada işçi bile yok, şimdi de halktan alınan vergilerle oluşan bütçeyi, biz emekçileri, halkı görmezden gelerek şekillendiriyorlar. Bu pişkinliğe artık yeter diyoruz!

Bakın üst düzey kamu yöneticilerine vicdanlara sığmayan bir seyyanen zam önerdiler. Ağır tepki verdik, her yerde bunun nasıl bir rezillik ve adaletsizlik olduğunu anlattık. Bir iyileştirme yapılacaksa bunun tüm kamu emekçilerini kapsaması gerektiğini, aksi bir durumun kamu çalışma yaşamındaki gelir adaletsizliğini daha da büyüteceğini, bunu asla kabul etmeyeceğimizi söyledik. Sonrasına hemen geri adım attılar. Oysa söz konusu iyileştirmeyi tüm kamu emekçilerine yaymak, bir kez olsun emekten yana tavır göstermek de mümkündü.

Şimdi bütçe hazırlanırken de aynı emek düşmanlığını görüyoruz.
Bütçe’de hak yok, halk yok, işçi sınıfı yok, matematik yok, vicdan yok… Sermaye var, yandaşların çıkarları var, zenginin ağzına çalınan parmak parmak ballar var

Kamu emekçileri üretimden gelen gücünü kullandı: 200 bin kamu emekçisi iş bıraktı

Talepler
Kamu emekçilerini talepleri şöyle sıralandı:
-Yoksulluk sınırının üzerinde maaş
-Seyyanen zammın tüm emekçi ve emeklilere verilmesi
-Yan ödemelerin emekli aylıklarına yansıtılması
-Gelir vergisinin yüzde 15’te sabitlenmesi
-Enflasyon farkının aylık ödenmesi
-Yılda 4 ikramiye
-Kamu emekçileri için kira yardımı

Kamu emekçileri üretimden gelen gücünü kullandı: 200 bin kamu emekçisi iş bıraktı
]]>
Birleşik Kamu-İş: 19 Aralıkta üretimden gelen gücümüzü kullanarak iş bırakıyoruz! https://yenidunya.org/emek-gundemi/33490/birlesik-kamu-is-19-aralikta-uretimden-gelen-gucumuzu-kullanarak-is-birakiyoruz/ Tue, 16 Dec 2025 09:41:18 +0000 https://yenidunya.org/?p=33490 Birleşik Kamu-İş, AKP iktidarının ekonomik tercihleri sonucu her geçen gün yoksullaşan kamu emekçilerinin tükenmemesi için üretimden gelen gücünü kullanacak.
Birleşik Kamu-İş, 19 Aralık’ta tüm kamu emekçilerini bütçenin halka dönmesi, emekçinin hakkını alması için iş bırakmaya çağırdı.

Birleşik Kamu-İş çağrı metni:
AKP iktidarının sermayeden yana ekonomi politikalarının neden olduğu enflasyon karşısında maaş ve ücretlerimiz günden güne eriyor. Yoksulluk sınırının altında bulunan gelirimiz açlık sınırına doğru hızla iniyor.

TÜİK’in gerçek dışı verilere dayalı olarak açıkladığı enflasyon rakamlarına göre artırılan maaş ve ücretlerimiz, çarşı ve pazarda yaşadığımız gerçek enflasyon altında eziliyor.

Bu gerçeklik, Konfederasyonumuzun Ar-Ge birimi KAMU-AR araştırma sonuçlarında da açıkça görülüyor. KAMU-AR’a göre Kasım 2025 itibarıyla açlık sınırı 30 bin 327 lira, yoksulluk sınırı ise 93 bin 697 lira düzeyinde bulunuyor. Bu nedenle emekçileri ve emeklileri açlığa ve yoksulluğa mahkûm eden ekonomi politikalarına karşı, emeğin örgütlü gücüyle ses yükseltiyoruz.

Sermayeye değil, emekçiye bütçe
Bütçenin yükü dolaylı vergilerle emekçi ve emeklilerin sırtına bindirilirken kamu kaynakları sermaye gruplarına aktarılıyor. Bütçe planlanırken sosyal devlet ilkesi terk edilip halkın refahı umursanmıyor.

Dolaylı vergiler halkın sırtında büyük bir kambur gibi büyüdükçe büyüyor. Kamu kaynakları şirketlere, ayrıcalıklı sermaye gruplarına ve vergi aflarıyla desteklenen zenginlere aktarılıyor.
En çok vergiyi yoksullaştırılan halk ödüyor ama en az hizmeti alıyor. Oysa halkın vergileri şirketlerin kâr hanesine değil, yurttaşların ihtiyaçlarına ayrılmalıdır.
Bütçe, halkın ortak kaynağıdır. Bu kaynaktan en büyük pay emekçiler, emekliler, gençler ve engelliler başta olmak üzere yoksul halkımızın tamamına ayrılmalıdır.

Tükeniyoruz!
TÜİK’in makyajlanmış rakamları mutfaktaki yangını gizleyemiyor. Türkiye günden güne derinleşen ekonomik bir kriz yaşıyor. Uzun süre ısrar edilen “faiz sebep, enflasyon sonuç” politikası ağır bir faturayı başta kamu emekçileri olmak üzere tüm emekçilerin ödemesi isteniyor.
Gelir adaletsizliği her geçen gün artıyor. Zengin daha zengin, yoksul daha yoksul hale geldi. Şimdi bu adaletsizliği daha da körükleyecek, yoksulluğu büyütecek bir bütçe hazırlanıyor.
Tükeniyoruz, artık yeter! Yoksulluğu büyüten bütçeyi alın başınıza çalın. Sorumlusu olmadığımız krizin bedelini ödemeyi reddediyoruz.

Emekçinin sesi meydanlarda yankılanacak
•Bütçenin halka dönmesi, emekçinin hakkını alması için!
•Yoksulluk sınırının üstünde maaş istiyoruz!
•Seyyanen zammın sadece ayrıcalıklı bir zümreye değil, emekçi ve emeklilerin tamamına verilmesini istiyoruz!
•Yan ödemelerin tamamının emekli aylıklarına yansıtılmasını istiyoruz!
•Gelir vergisinin %15’e sabitlenmesini istiyoruz!
•Enflasyon farkının aylık olarak ödenmesini istiyoruz!
•Yılda 4 ikramiye istiyoruz!
•Kira yardımı istiyoruz!
•Açlık sınırında değil, insanca yaşamak istiyoruz.
•Milli gelirden payımızı istiyoruz!
•Sahte enflasyon rakamlarını kabul etmiyoruz!
•Sorumlusu olmadığımız krizin faturasını ödemeyeceğiz!
•Sefalet bütçesine karşı, hakça paylaşım için iş bırakıyoruz!
•19 Aralıkta üretimden gelen gücümüzü kullanarak iş bırakıyoruz!

]]>
BES-AR: 4 kişilik bir memur ailesinin 2025 Aralık ayı açlık sınırı 39 bin 009 lira https://yenidunya.org/emek-gundemi/33486/bes-ar-4-kisilik-bir-memur-ailesinin-2025-aralik-ayi-aclik-siniri-39-bin-009-lira/ Tue, 16 Dec 2025 08:50:24 +0000 https://yenidunya.org/?p=33486 Büro Emekçileri Sendikası Araştırma Merkezi BES-AR, 205 Aralık ayı açlık-yoksulluk verilerini açıkladı.
Açıklamaya göre, dört kişilik bir memur ailesinin sağlıklı beslenmesi için aylık yapması gereken harcama tutarının Aralık 2025 için 39 bin 9 lira, Tek bir (bekar) çalışanın yaşam maliyetinin 64 bin 9 liraya ulaştığını hesapladı. Sendika, yoksulluk sınırını ise 97 bin 82 lira olarak açıkladı.
BES, açıklamsında; “tüm kamu emekçilerine, asgari ücretlilere ve emeklilere insanca yaşayabilecek bir ücret talebimizde ısrar ediyoruz.” dedi.

BES-AR açıklamasında şu verilere yer verildi:
-Gıda madde fiyatları üzerinden yapılan hesaplamaya göre dört kişilik bir memur ailesinin sağlıklı beslenmesi için aylık yapması gereken harcama tutarı Aralık 2025 için 39 bin 009 lira,
-Tek bir (bekâr) çalışanın yaşam maliyeti 64 bin 009 lira,
-Gıda harcaması ile giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı kısacası yoksulluk sınırı 97 bin 082 lira olmuştur.
-Bu sonuçlara göre; 2025 yılında da 22 bin 104 lira alan asgari ücretli 39 bin 009 lira olan açlık sınırının %76,48 altında ücret alarak sadece karnını doyurabilmektedir.

BES-AR: 4 kişilik bir memur ailesinin 2025 Aralık ayı açlık sınırı 39 bin 009 lira

Sağlıklı beslenmenin maliyeti günlük 1.300 lirayı geçti!
-2025 yılında da asgari ücret açlık sınırının altında kaldı.
-Büyükşehirlerde kamu emekçileri, barınma ihtiyacını karşılamak için neredeyse maaşının %75-80’ini kiraya ödemek zorunda kalıyor!
-Büyükşehirlerde kamu emekçileri, barınma ihtiyacını karşılamak için öğrenci evi gibi 3 ya da 5 kişi bir arada yaşamak zorunda kalıyor!

]]>
Birleşik Kamu-İş’ten üst düzey kamu görevlilerine ek zam eleştirisi https://yenidunya.org/emek-gundemi/33427/birlesik-kamu-isten-ust-duzey-kamu-gorevlilerine-ek-zam-elestirisi/ Tue, 02 Dec 2025 16:54:16 +0000 https://yenidunya.org/?p=33427 Birleşik Kamu-İş, “İyileştirme tüm kamu emekçilerini ve emeklilerini kapsamalıdır” başlıklı yazılı bir açıklama yaptı.

Birleşik Kamu-İş açıklamasında, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda bazı üst kademe yöneticiler ile uzman ve müfettişlerin maaşlarının artırılmasına ilişkin önergenin tüm kamu çalışanlarını ve emeklilerini kapsamasını istendi.

Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“İyileştirme tüm kamu emekçilerini ve emeklilerini kapsamalıdır”
2026 yılı Bütçe Kanunu Teklifinin görüşüldüğü TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu, 1.12.2025 tarihinde 20 bini geçmeyecek sayıda üst düzey kamu görevlilerinin ücretlerine 10 bin lira ile 40 bin lira arasında ek zam yapılmasını önerdi.

Kamuda maaş ve ücretler açlık sınırındayken, zaten kamudaki en yüksek maaşı ve ücreti alan üst düzey yöneticilere için sunulan teklif kamu vicdanını yaralamıştır. Bu teklif uzun süredir ağır ekonomik koşullar altında ezilen 4 milyon kamu emekçisi ve 2,5 milyon kamudan emekli olmak üzere toplam 6,5 milyonun yaşam gerçeğini değiştirmemektedir. Aksine, ücret adaletsizliğini daha görünür hale getirerek mevcut mağduriyeti derinleştirmektedir.

“Kamu emekçileri ağır bir yoksullaşma yaşıyor”
Kamu emekçileri ve emeklileri, yıllardır süren yüksek enflasyon karşısında gelirlerinin hızla erimesi nedeniyle ağır bir yoksullaşma süreci yaşamaktadır. Yapılan maaş artışları daha cebe girmeden erimekte; kamu çalışanları kira, ulaşım, gıda ve eğitim gibi temel ihtiyaçlarını karşılamakta ciddi zorluklar yaşamaktadır.

Teklifte yer alan sınırlı kapsamlı iyileştirmeler, kadrolar arasındaki ücret farklarının artık tolere edilemez boyutlara ulaştığını göstermektedir. Bu durum, kamu çalışanları arasında iş barışını bozmakta; eşitlik, liyakat ve verimliliği zayıflatmaktadır. Sunulan düzenlemeler, kamunun büyük çoğunluğunu oluşturan emekçileri ve emeklileri yok saymaktadır.

Bu kanun teklifi, yalnızca belirli bir kesimin sorunlarına çözüm üretmekte; milyonlarca kamu emekçisinin ve emeklisinin haklı talep ve beklentilerini görmezden gelmektedir. Kamu hizmetinin asıl yükünü taşıyan tüm çalışanların ve emeklilerin hakları teslim edilmeli, Hakem Kurulu kararıyla tescillenen mağduriyet ivedilikle giderilmelidir.

“Adaletsizlik derhal giderilmelidir”
Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu olarak, kamu emekçilerinin ve emeklilerinin yaşadığı bu adaletsizliğin derhal giderilmesi için Hükümeti ve Türkiye Büyük Millet Meclisini acilen göreve çağırıyoruz:
Kamu emekçileri ve emeklilerine yalnızca enflasyon farkı değil, alım gücünü koruyacak insanca yaşanabilir ücret artışı sağlanmalıdır.
Kadro ve unvan ayrımı gözetmeksizin tüm kamu çalışanları arasındaki ücret uçurumu giderilmeli; en düşük memur ve emekli aylığı yoksulluk sınırının üzerine çıkarılmalıdır.
Geçmiş dönemlerde verilen seyyanen zamların emekli maaşlarına yansıtılmaması nedeniyle ortaya çıkan büyük mağduriyet derhal ortadan kaldırılmalıdır.

]]>
Hükûmet güdümlü sendikaya hayır! https://yenidunya.org/yazarlar/selim-dikel/33055/hukumet-gudumlu-sendikaya-hayir/ Sun, 24 Aug 2025 14:20:13 +0000 https://yenidunya.org/?p=33055 Emekli sendikaları kanunu çıkarılsın, memurlara grev hakkı verilsin, örgütlenme barajları ve grev yasakları kaldırılsın…

İşsizlik, yoksulluk ve pahalılık önlenemiyor. Halk yoksullaşıyor. Yoksulların borcu, zenginlerin serveti artıyor. Hazine garantili Yap-İşlet-Devret ihaleleriyle, Kur Korumalı Mevduat Hesaplarıyla, vergi istisnaları, krediler ve teşviklerle dolar milyarderi ve milyoneri bir avuç holding patronu her geçen gün daha fazla zenginleşirken; milyonlarca emekli ve emekçi açlığa, yoksulluğa ve sefalete mahkûm ediliyor.

‘Enflasyonu düşürmek’ bahanesiyle, “ekonomiyi soğutma ve sıkılaştırma politikası” adı verilen aylık yüzde 5’lik tefeci faizleriyle yerli ve yabancı banka patronları servetlerine servet katarken; emekliler ve emekçiler karnını doyurabilmek için, kredi kartıyla, tüketici kredisiyle ve kredili mevduat hesabıyla banka kuyruklarında yaşamaya mahkûm ediliyor.

Ülkeyi yönetenler ve çevresinde kümelenmiş bir avuç vurguncu, kamu kaynaklarını har vurup harman savurup lüks ve şatafat içinde cennette yaşarken; işçiler, memurlar, emekliler, çiftçiler, esnaf ve sanatkârlar, işsiz yurttaşlar, şehir ve köy emekçileri cehennem hayatı yaşıyor.

Türkiye’nin özellikle tarım ve hayvancılık üretimi çökertildi. Sanayi ve teknoloji üretimi tümüyle dışa bağımlı hale getirildi.

İşçilerin, çiftçilerin ve küçük üreticilerin bütün hakları gasp edildi. Özelleştirme ve taşeronlaştırma yoluyla tüm toplum yerli ve yabancı bir avuç vurguncu zümrenin kölesi durumuna düşürüldü.

İşsizliğe mahkûm edilen milyonlarca genç geleceksiz bırakıldı. Sömürüyü ve yoksulluğu kader sayan sadaka toplumu yaratıldı.

Çalışanların emeklilik hakları gasp edildi. Milyonlarca emekli yurttaş hayat pahalılığı altında kaderine terk edilerek yoksulluğa mahkûm edildi.

Eğitim ve sağlık alanında gerçekleştirilen özelleştirmeler sonunda eğitim ve sağlık sistemi çökmüş durumdadır. Okullar temizlenemiyor. Hastanelerde hastaların can güvenliği sağlanamıyor.

Türkiye halkı, emperyalizmin işbirlikçisi holdinglerin boyunduruğu altında işsizlikten pahalılıktan yoksulluktan kırılırken; dolar milyarderi ve milyoneri bir avuç para babasının serveti günden güne artıyor.

Ülkeyi ve halkı gırtlağına kadar borca sokan neoliberal ve özelleştirmeci borç faiz ekonomisine dayalı kapitalist vurgunculuk düzeni, ülkemizi ekonomik yönden hızla iflasa sürüklüyor.

Hükûmet artık ülkeyi yönetemiyor, suni gündemlerle halkı oyalıyor, sürekli gerginlik yaratıyor. İktidarı kaybetme korkusuyla, bir yandan ana muhalefet partisine ve muhalif belediyelere karşı antidemokratik ve hukuk dışı saldırılarda bulunuyor. Diğer yandan, ülkemizi ‘Türkiye Yüzyılı’na taşıyacak ‘yeni ve sivil anayasa’ söylemiyle, “barış, demokrasi, özgürlük, eşitlik, kardeşlik ve terörsüz Türkiye” vaadiyle ‘cambaza bak’ oyunu oynuyor.

İşveren sendikalarının tüm isteklerini karşılayan ve işçi sendikalarının grevlerini yasaklamakla övünen; memur sendikalarının özgür toplu sözleşme ve grev hakkını tanımayarak, hükûmet güdümlü sahte memur sendikalarıyla oynadığı toplu sözleşme tiyatrolarıyla milyonlarca memuru ve emekliyi açlığa, yoksulluğa ve sefalete mahkum eden; iktidarı döneminde kurulan bütün emekli sendikalarını “emekliler sendika kuramaz” gerekçesiyle kapatan AKP/MHP iktidarının, “demokratik ve özgürlükçü Anayasa” yapabileceğine asla inanmıyorum.

İşçiler, memurlar, emekli yurttaşlar;

Bizler her şeye rağmen örgütlenmeye, mücadele etmeye ve taleplerimizi yüksek sesle haykırmaya devam edeceğiz.

Sendikalar emek örgütüdür. Emekli sendikaları değil, işveren sendikaları kapatılsın. Emekli sendikaları kanunu derhal çıkarılsın.

Sendikasız demokrasi, toplu sözleşmesiz-grevsiz sendika olmaz. Hükûmet güdümlü sahte memur sendikalarına hayır. Memurlara özgür toplu sözleşme ve grev hakkı tanınsın.

Sendikal hakların özgürce kullanılmasına engel olan örgütlenme barajları kaldırılsın. Yetki tespiti için referandum uygulaması getirilsin. Fiili olarak grev yasağına dönüşen “grev erteleme” uygulamasına son verilsin.

Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz!

Türkiye’nin bütün işçileri, memurları ve emeklileri birleşin!

]]>
İktidardan memura da aynı senaryo: Son güne kadar beklet, düşük zamma mecbur et https://yenidunya.org/emek-gundemi/33023/iktidardan-memura-da-ayni-senaryo-son-gune-kadar-beklet-dusuk-zamma-mecbur-et/ Thu, 07 Aug 2025 14:11:52 +0000 https://yenidunya.org/?p=33023 6 milyon memur ve memur emeklisinin toplu sözleşmesinde de aynı senaryo

Kamuda çalışan 4 milyon memur ile 2 milyon dolayındaki memur emeklisini kapsayacak 2026-2027 yılları 8. Dönem Toplu Sözleşme müzakerelerinde yasayla belirlenen takvim hızla ilerlerken, memur sendikalarının taleplerine karşı, işveren konumundaki iktidar tarafından henüz bir teklif sunulmadı.
İktidar 600 bin kamu işçisinin çerçeve protokolünü 7 ay oyaladıktan sonra işçi sendikaları ile sözleşme imzalamıştı. Aynı oyalama yöntemi şimdi de memur ve memur emeklileri için devrede…

4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu uyarında ‘ağustos ayının ilk iş günü’ olarak belirlenen pazarlık takviminin başlangıcı 1 Ağustos’a denk gelmesine karşılık, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’ın yurt dışı ziyaret programı gerekçesiyle süreç öne çekilerek 28 Temmuz’da başlatıldı. Çalışma hayatı ve iş hukuku uzmanları yasaya aykırı olan bu öne çekme işleminin, toplu sözleşme süreci açısından ‘hukuki sakatlık’ doğurduğunu, toplu sözleşmenin geçersizliği tartışmalarına yol açabileceğini öne sürüyor.

Yasa, kamu çalışanları ve memur emeklileriyle ilgili toplu sözleşme sürecinin ‘ağustos ayının ilk iş günü başlamasını, uzlaşmazlık ve Yüksek Hakem Kurulu süreci de dahil olmak üzere ağustos ayının son iş günü tamamlanmasını’ hüküm altına alıyor. Dolayısıyla ücret ve sosyal haklara ilişkin memur sendikalarının talepleriyle, işveren konumundaki iktidarın karşı teklifleriyle ilgili pazarlıkların 12-22 Ağustos arasında tamamlanması, uzlaşmazlık durumunda sürecin son haftada Yüksek Hakem Kurulu tarafından karara bağlanarak sonlandırılması gerekiyor.

Ay sonunda süre doluyor, iktidardan 11 gündür zam teklifi yok
ANKA’dan Zülfikar DOĞAN’ın haber analizine göre, memur sendikaları konfederasyonları Kamu-Sen, KESK, Birleşik Kamu-Sen, Memur-Sen taleplerini içeren sözleşme taslaklarını 26 Temmuz’dan itibaren peyderpey açıkladılar. En çok üyeye sahip olması gerekçesiyle masada memur ve memur emeklileri adına pazarlıkları yürüten Memur-Sen ise zam ve sosyal haklardaki artış taleplerini öne çekilen takvim çerçevesinde 28 Temmuz’da Bakan Işıkhan ile Hazine ve Maliye Bakanlığı yönetimlerine iletti. Buna karşılık aradan geçen 11 günlük sürede iktidar tarafından bu taleplere yönelik bir karşı teklif sunulmadı.

Memur-Sen Başkanı Ali Yalçın Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlıklarına yönelik olarak son yaptığı çağrılarda ‘takvimin sıkışık olduğunu, sürenin daraldığını, iş kolları itibarıyla pazarlıkların bir türlü başlayamadığını’ dile getirerek pazarlık sürecinin başlaması için iktidarın bir an evvel teklifini açıklamasını istedi. Bu talebe henüz kamu işvereni iki bakanlık tarafından bir yanıt verilmiş değil.

Memur-Sen Başkanı, iktidarın masaya Orta Vadeli Program (OVP) ya da Merkez Bankası enflasyon hedefi gibi gerekçelerle gelmesini kabul etmeyeceklerini, bugüne kadar bu enflasyon hedeflerin hiçbirisinin tutmadığını dile getirerek ‘gerçekleşen enflasyon, memur ve emeklilerin alım gücündeki gerçek kayıplar ve piyasanın gerçekleri’ doğrultusunda zam taleplerinden vazgeçmeyeceklerini ilan etti.

“600 bin kamu işçisinin zam pazarlığındaki senaryo memur ve emekliler için de devrede”
Siyaset ve ekonomi kulislerinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı bürokratlarınca yürütülen hazırlıklarda 2026-2027 dönemi toplu sözleşmesi için masaya getirilecek zam teklifinin yüzde 10-12 arasında olacağı ve bu oranların aşılması durumunda enflasyon farkı ilavesinin önerileceği öne sürülüyor. Memurların taban aylığa seyyanen zam ve refah payı taleplerinin ise iktidarın gündeminde olmadığı, Bakan Şimşek’in bu taleplere karşı çıktığı dile getiriliyor.

Toplu sözleşme pazarlıklarında diğer üç konfederasyonun devre dışı kaldığı süreçte, 6 milyon memur ve emekliyi masada temsil eden Memur-Sen 28 Temmuz’da ilettiği taleplerde; taban aylığa 2026 yılında 10 bin, 2027 yılında 7500 TL seyyanen artış yapılmasını, yüzde 10 refah payı ile 2026’nın ilk 6 ayı için yüzde 25 oransal zam verilmesini talep etmişti. Memur-Sen 2027 yılında ise taban aylık artışı dışında ilk 6 ay için 20, ikinci 6 ay için yüzde 15 zam istedi. Bu taleplerle istenen kümülatif zam oranı 2026 yılında yüzde 88, 2027 yılında yüzde 47 oldu.

600 bin kamu işçisi adına Türk-İş ve Hak-İş tarafından önerilen çerçeve protokolde de 2025 yılı için ilk 6 ayda yüzde 50 zam, yüzde 10 refah payı, enflasyon farkı, günlük brüt ücret artışlarıyla ikinci 6 ayda yüzde 25 zam ve diğer talepler sonrası istenen kümülatif artış yüzde 80’i aşmasına karşılık toplu iş sözleşmeleri iktidar adına kamu işveren sendikası TÜHİS’in yüzde 24 zam oranı üzerinden imzalandı. İktidar şubat ayında işçi sendikaları tarafından iletilen taleplere 7 ay boyunca yanıt vermedi. Sonrasında ilk teklifini yüzde 16-yüzde 8 zam olarak açıklayan iktidar sendikası adeta ‘gıdım gıdım’ artışlarla 1 Ağustos’tan itibaren grev aşamasına giren pazarlıklarda işçi sendikalarını başlangıçtaki taleplerinin dörtte birine razı etti. Alınan grev kararları ise Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından ‘milli güvenlik’ gerekçesiyle 60 gün ertelendi ve işçilerin tüm pazarlık kozları ellerinden alındı.

“Memur ve emeklilerin kaderi YHK’ya mı teslim edilecek?”
Şimdi benzer senaryonun 6 milyon memur ve memur emeklisi içinde sahneye konulacağı anlaşılıyor. Yasanın belirlediği bir aya sıkıştırılan takvimde karşı teklif getirmeyerek süreyi daraltan iktidarın işveren olarak sınırlı süreyi sonuna kadar kullanacağı, öngörülen geleceğe dönük resmi enflasyon hedefleri doğrultusunda yüzde 10-12 zam önerisiyle kapıyı açtıktan sonra süreci tıkayarak Yüksek Hakem Kurulu (YHK) aşamasına taşımayı planladığı görülüyor. 7. Dönem Toplu Sözleşme müzakerelerinde süreç YHK noktasına getirilerek sürenin biteceği son günde memurlar iki yıl boyunca düşük zam oranlarına mecbur edildi. İktidar 14 Mayıs 2023’teki Cumhurbaşkanı ve milletvekili seçim kampanyasında memur ve emeklilere 8 bin lira seyyanen zam vaat ederek memur ve emeklilerin zam beklentilerini oya tahvil etme yoluna giderken, emekliler için verilen seyyanen zam sözü ise tutulmadı. Şimdi de işçilere uygulanan ‘son güne kadar beklet, düşük zamma mecbur et’ senaryosu milyonlarca memur ve emekli için sahneleniyor. OVP’de yüzde 17,5 olan 2025 yılsonu enflasyon hedefi için şimdi yüzde 30’lu oranlar dile getirilirken, Merkez Bankası ise 2026 yılı için yüzde 12, 2027 için yüzde 8 enflasyon öngörüyor. Memur ve memur emeklilerine 2026-2027 dönemi için yapılacak zam teklifinde de bu hedefler doğrultusunda hareket edileceği anlaşılıyor.

]]>
Birleşik Kamu-İş: Artık bıçak kemiğe dayandı https://yenidunya.org/emek-gundemi/33006/birlesik-kamu-is-artik-bicak-kemige-dayandi/ Tue, 05 Aug 2025 18:45:54 +0000 https://yenidunya.org/?p=33006 Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu, Kadıköy İskele Meydanı’nda bir araya gelerek 8, Dönem Toplu Sözleşme taleplerini açıkladı. Konfederasyon Genel Başkanı Orhan Yıldırım, “Artık bıçak kemiğe dayandı. Bu ülkenin öğretmeni, sağlıkçısı, teknisyeni, mühendisi, güvenlik görevlisi ve memuru; daha fazla yoksulluğa mahkûm edilemez! Grev hakkının tanınmadığı, milyonlarca kamu emekçisinin temsil edilmediği bu yapay sözleşme düzeninin bu haliyle işletilmesine razı olmayacağız.” dedi.

Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu, 8. Dönem Toplu Sözleşme görüşmeleri sürerken kamu çalışanlarının yaşadığı ekonomik sıkıntılara dikkati çekmek ve taleplerini duyurmak amacıyla bugün Kadıköy İskele Meydanı’nda toplandı.
“8’inci dönemde masanızın değil emekçinin dediği olacak” pankartı açan kamu emekçileri, “Sermayeye değil emekçiye bütçe”, “Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz”, “TÜİK elini cebimizden çek” sloganları attı.

Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu Genel Başkanı Orhan Yıldırım, yaptığı açıklamada Türkiye’de son dönemde art arda yaşanan hukuk dışı ve antidemokratik uygulamaların yalnızca bireysel hak ve özgürlüklerin değil, ekonomik dengeleri de altüst ettiğini belirterek şöyle konuştu:

“Bu hukuksuz uygulamalar bir an önce sona erdirilmeli”
“İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Ekrem İmamoğlu başta olmak üzere, belediye başkanlarına, yerel yönetimlere ve belediye çalışanlarına yönelik son dönemde artan baskı, masumiyet karinesi çiğnenerek yapılan gözaltı ve tutuklama uygulamalarını ülkemiz adına endişeyle takip ediyoruz. Hukukun üstünlüğünün, demokrasinin ve seçme-seçilme hakkının hiçe sayıldığı bu girişimler halk iradesine açık bir müdahaledir. Bu hukuksuz uygulamalar bir an önce sona erdirilmeli, demokratik teamüllere geri dönülmelidir.”

“Resmi veriler halkı kandırmanın bir aracı haline gelmiştir”
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan Temmuz 2025 enflasyon verilerinin ekonomik krizin halk üzerindeki yıkıcı etkilerini bir kez daha gözler önüne serdiğini söyleyen Yıldırım,  “TÜİK’e göre Temmuz ayında tüketici fiyat endeksi (TÜFE) aylık bazda %2,06, yıllık bazda ise 3,52 oranında artmıştır. Ancak bağımsız araştırma kuruluşu Enflasyon Araştırma Grubu’nun (ENAG) verileri, gerçek enflasyonun halkın yaşadığı ekonomik tabloyla çok daha uyumlu olduğunu ortaya koymaktadır. ENAG’a göre Temmuz ayında enflasyon %3,75 artarken, yıllık enflasyon oranı e,15’e ulaşmıştır. TÜİK’in açıkladığı veriler gerçeği yansıtmaktan uzaktır. Çarşıda, pazarda yaşanan hayat pahalılığı; gıda, ulaşım, kira ve temel ihtiyaçlardaki fahiş artışlar TÜİK’in rakamlarının halkın yaşadığı gerçeklikle bağdaşmadığını göstermektedir. Gıdaya ulaşmak her geçen gün daha da zorlaşırken, resmi veriler halkı kandırmanın bir aracı haline gelmiştir.” dedi.

Birleşik Kamu-İş: Artık bıçak kemiğe dayandı

“TÜİK, Saray’ın muhasebe dairesi gibi çalışan kamu kurumuna dönüşmüştür”
Yıldırım, ekonomik kriz nedeniyle yurttaşların zorunlu gıda ihtiyaçlarını dahi alamayacak kadar kritik bir sürecin eşiğine geldiğine dikkat çekerek, “TÜİK’in masa başında ürettiği, halkın yaşadığı gerçeklikle hiçbir ilgisi olmayan aylık ve yıllık sahte enflasyon rakamları; siyasi iktidarın halkın ekmeğini elinden almanın bir başka aracı haline gelmiştir. TÜİK, güvenilir bir istatistik kurumu değil, Saray’ın muhasebe dairesi gibi çalışan kamu kurumuna dönüşmüştür. Açıklanan sahte verilerle milyonlarca kamu emekçisinin, emeklinin, işçinin, asgari ücretlinin cebinden çalınan alın teri; milyonlarca emekçiyi yoksulluğa, borç batağına ve açlığa sürüklemiştir” şeklinde konuştu.

“Bu kez hükümetin değil alandaki emekçinin dediği olacak”
Memura Ocak ayında verilen altı aylık yüzde 6’lık zammın, Şubat ayında enflasyonun altında kaldığını söyleyen Yıldırım, şöyle devam etti :
“Açlık sınırının altında kalan asgari ücret ve emekli maaşları nedeniyle milyonlarca insanımız sadece aç kalmama mücadelesi vermektedir. Bu düzen böyle gitmez! Bu kez hükümetin değil alandaki emekçinin dediği olacak!

Birleşik Kamu-İş: Artık bıçak kemiğe dayandı

“Emekçilerin yok sayıldığı masada oynanan bu oyunu bozmakta kararlıyız”
7 dönemdir sürdürülen toplu sözleşme masası ezilen emekçiler için gerçek bir müzakere alanı olmamış, yıllarca çalışma bakanlığı ile yetkili konfederasyonlarının tiyatro sahnesine dönüştürülmüştür. Masada hükümetin belirlediği çerçevenin dışına çıkamayan sözde yetkili konfederasyonlar, emekçinin haklı taleplerini kabul ettirmek yerine iktidarın taleplerini kabul etmişlerdir. Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu olarak emekçilerin yok sayıldığı masada oynanan bu oyunu bozmakta kararlıyız. Ağustos ayında başlayacak olan 8. Dönem toplu sözleşme görüşmelerinde artık biz varız!

“Masada TÜİK’in rakamları değil, halkın sofrası konuşulacak”
Masada  TÜİK’in rakamları değil, halkın sofrası konuşulacak! Sadaka gibi verilen zamlar değil, insanca yaşam talepleri duyulacak! Sessiz kalan sendikal anlayışa karşı, kararlı bir mücadele yükselecek! Yalnız bırakılan tüm kamu emekçilerinin sesi olacağız!”

“Kamu emekçisi güçsüz ve kimsesiz değildir”
“Artık bıçak kemiğe dayandı” diyen Yıldırım, “Bu ülkenin öğretmeni, sağlıkçısı, teknisyeni, mühendisi, güvenlik görevlisi ve memuru; daha fazla yoksulluğa mahkûm edilemez! Grev hakkının tanınmadığı, milyonlarca kamu emekçisinin temsil edilmediği bu yapay sözleşme düzeninin bu haliyle işletilmesine razı olmayacağız. Kamu emekçisi güçsüz ve kimsesiz değildir; Birleşik Kamu-İş var!” şeklinde konuştu.

Birleşik Kamu-İş: Artık bıçak kemiğe dayandı

Yıldırım taleplerini şöyle sıralardı:
-Adil bir gelir dağılımı istiyoruz.
-Az kazanandan az çok kazanandan çok vergi alınmasını istiyoruz
-Ekonomik krizin faturasını emekçilere değil, faizden milyarlarına milyar katanlara kesilmesini istiyoruz.
-Grevli toplu sözleşmeli sendika yasası istiyoruz!
-Yoksulluk sınırı üzerinde maaş istiyoruz!
-Enflasyon farkları aylık ödenmelidir. 4. Ek ödemeler ve seyyanen ödemeler taban aylığa ve emekli maaşına yansıtılmalıdır
-Vergi dilimi sabitlenmeli.
-Mülakatla değil, liyakatle atama istiyoruz
-Ücretli ve sözleşmeli değil kadrolu ve güvenceli atama istiyoruz!
-Eşit işe eşit ücret istiyoruz!
-Kamu çalışanlarına ücretsiz kreş hakkı istiyoruz!
-Tüm memurlara çalıştıkları illerde kira desteği istiyoruz!
-Birinci dereceye giren tüm memurlara 3600 ek gösterge hakkı verilmelidir!
-Aile, yılında eş ve çocuk yardımı arttırılmalıdır.

Kaynak: ANKA

]]>
Kamu emekçisine tarih oyunu! https://yenidunya.org/emek-gundemi/33020/kamu-emekcisine-tarih-oyunu/ Tue, 05 Aug 2025 09:26:00 +0000 https://yenidunya.org/?p=33020 Önce yasaya aykırı olarak erken başlattılar şimdi de süre az diyorlar… Sözleşmede skandal!

Milyonlarca memur ile memur emeklisinin maaş ve aylık zamlarının belirleneceği toplu sözleşme görüşmelerinde “takvim skandalı” ortaya çıktı. Sözleşme görüşmeleri yasaya aykırı olmasına karşın bakanın yurtdışı programı nedeniyle erken başlatılırken, şimdi de önceki sözleşmelerde 22 gün süren müzakerelerin bu kez 19 Ağustos’a kadar tamamlanması gerektiği savunuldu.

Cumhuriyet’ten Mustafa Çakır’ın haberine göre, memurların toplu sözleşme görüşmeleri, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Yasası ile düzenleniyor. Bu yasaya göre, toplu sözleşme görüşmelerine, ağustos ayının ilk işgünü başlanması gerekiyordu. Ancak bu yılki görüşmeler G20 toplantılarına katılan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’ın yurtdışı programı nedeniyle 28 Temmuz’da başlatıldı. Yasaya aykırı olmasın diye de bu toplantıya “hazırlık toplantısı” adı verildi. Ancak bu toplantıda ilk toplantı yapılıyormuş gibi toplu sözleşme takvimi belirlendi. Bu takvime göre de süreç 1 Ağustos’ta hizmet kollarında tekliflerin ön müzakereleri ile başladı. Toplu sözleşme görüşmeleri ilk toplantıda belirlenen bu takvime göre işliyor. Ancak bu yıl hizmet kollarının görüşme günlerinde daha ilk günlerden değişiklik yapılmaya başlandı. Yine belirlenen bu takvime göre 13 Ağustos’ta hükümetin kamu görevlilerinin geneline ilişkin teklifi değerlendirilecekti. 16 Ağustos’ta da kamu işveren heyeti yani hükümet zam teklifini sunacaktı. Memur konfederasyonları ve sendikalar da bu teklife göre program yapıyorlardı. Ancak dikkat çeken bir gelişme oldu. 

Yalçın’ın açıklaması
En fazla üyeli memur konfederasyonu olduğu için “yetkili konfederasyon” konumunda bulunan ve toplu sözleşme masasında sendikalar tarafına da heyet başkanlığı yapan Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın dün sosyal medya hesabından enflasyon verileriyle ilgili paylaşım yaparken dikkat çeken bir açıklamada bulundu. Yalçın, “Kamu işvereni, takvime göre ilk teklifini 12 Ağustos’ta sunacak. Diğer toplu sözleşmelerde 22 gün süren müzakerelerin, kanun gereği bu toplu sözleşmede 19 Ağustos’a kadar tamamlanması gerekiyor” dedi. Yalçın’ın bu açıklaması şaşkınlık yarattı. 

Takvim öyle demiyor
Oysa diğer konfederasyonlara da dağıtılan mevcut takvimde 12 Ağustos’ta teklif sunulacağına dair bir bilgi yok. Mevcut takvimde 12 Ağustos’ta hizmet kollarına ilişkin raporların görüşüleceği belirtiliyor. Yine ilk toplantıda belirlenen takvime göre, müzakerelerin 19 Ağustos’a değil, 22 Ağustos’a kadar devam etmesi öngörülüyor. 22 Ağustos’ta son tekliflerin verileceği belirtiliyor. Sonuca göre de ya anlaşma olacak ya da süreç hakem kuruluna taşınacaktı. Takvime göre 23 Ağustos’ta hakeme başvuru süreci başlıyordu. Takvim bu şekilde belirlenmişken, Yalçın’ın açıklaması şaşkınlık yarattı. 

Konfederasyonların bilgisi yok
Ayrıca takvimin erkene alındığından diğer konfederasyonların bir bilgisi yok. Birleşik Kamu-İş Genel Başkanı Orhan Yıldırım konuyu dün Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na sorduklarını “henüz net değil”  yanıtını aldıklarını söyledi. Oysa 28 Temmuz’da belirlenen ve konfederasyonlarla da paylaşılan “8. Dönem Toplu Sözleşme Görüşmeleri Çalışma Takvimi’nde” 1 aylık süreç net olarak yer alıyor. 

‘Fırsat’ demişti!
Bu arada dün farklı bir açıklama yapan Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, 28 Temmuz’daki ilk görüşmede sürecin erkene alınmasından övgüyle sözetmiş, daha geniş bir sürede müzakere olacağı için bunu “fırsat” olarak nitelendirmişti. Yalçın, toplu sözleşme görüşmelerinin planlanan tarihten 4 gün önce başlamasının kıymetli olduğunu belirterek, “Bu fırsatı hem işveren tarafının hem de yetkili konfederasyon ve sendikaların iyi değerlendireceğine inanıyorum” demişti.

]]>