kadın işçiler – Yeni Dünya https://yenidunya.org Yeni Günün Habercisi Fri, 13 Feb 2026 08:24:00 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.8.5 https://yenidunya.org/wp-content/uploads/2022/02/cropped-YD-ikon-512-1-75x75.png kadın işçiler – Yeni Dünya https://yenidunya.org 32 32 Örnek grevde zafer direnen emekçinin: Smart Solar grevi kazanımla sonuçlandı https://yenidunya.org/emek-gundemi/33807/ornek-grevde-zafer-direnen-emekcinin-smart-solar-grevi-kazanimla-sonuclandi/ Fri, 13 Feb 2026 08:23:59 +0000 https://yenidunya.org/?p=33807 Birleşik Metal-İş üyesi 260 Smart Solar işçisinin 114 gün süren grevi kazanımla sonuçlandı. İşyeri temsilcisi Emine Azak, “Grev okul oldu. Dik durup onurlu bir mücadele sergiledik. Kadınlar artık en önde, halaya doyamadık” dedi.

BirGün’den Melisa Ay‘ın haberine göre, Kocaeli Gebze Organize Sanayi Bölgesi’nde kurulu Smart Solar’da süren grev kazanımla sonuçlandı. 22 Ekim 2025’ten bu yana grevde olan 260 işçi, üretimden gelen güçlerini kullanarak patronu masaya oturmaya mecbur bıraktı. Birleşik Metal-İş’te örgütlü kadın işçilerin muzlarında yükselen grevde talepler kabul edildi. İşyerinde en düşük ücret 65 bin TL’ye yükseldi.
Smart Solar işçileri, patronun önce sıfır, sonra 3 bin liralık zam dayatmasının ardından greve çıktı. 167’si kadın 260 işçinin çalıştığı fabrikada Birleşik Metal İşçileri Sendikası’nda (Birleşik Metal-İş) örgütlü işçiler, 114 günlük grevin ardından işten çıkarılan 44 işçinin işe iadeleri ve ortalama yüzde 50 ücret zammı ile sözleşmeyi imzalattı.
Sendikadan yapılan açıklamada, “Smart grevimiz; toplu sözleşme hakkına ve grev hakkına sahip çıkma iradesini, dayanışmanın gücünü ve örgütlülüğün değerini bir kez daha ortaya koyan önemli bir tarihsel deneyim olmuştur” denildi.

Kazanım inatla geldi
Grev, kadın işçilerin omuzlarında büyüdü. İşçiler bu süreçte en çok dayanışma ve kararlılıklarıyla öne çıktı. Sendikanın Genel Yönetim Kurulu imzalı açıklamada da dayanışma gösteren emek dostlarına teşekkür edilerek “114 gün boyunca grev alanında sergilenen örgütlü duruş, disiplin ve dayanışma; Smart işçilerinin haklılığını ve kararlılığını tüm kamuoyuna güçlü bir şekilde göstermiştir. Yürütülen müzakereler sonucunda imzalanan toplu iş sözleşmesi ile ekonomik ve sosyal haklar bakımından önemli kazanımlar elde edilmiştir. Üyelerimizin ücretlerinde ve sosyal haklarında, hayat pahalılığına karşı nefes aldıracak, gerçekçi ve tatmin edici iyileştirmeler sağlanmıştır. Bununla birlikte, grev süresince işten çıkarılan üyelerimizin tamamının işe geri dönüşü sağlanmıştır.
114 gün boyunca grev çadırımızı bir an olsun boş bırakmayan, desteğini ve dayanışmasını esirgemeyen dostlarımıza teşekkür borçluyuz. Bu onurlu mücadelede bizleri hiçbir zaman yalnız bırakmayan başta konfederasyonumuza; dayanışmasını esirgemeyen kardeş sendikalarımıza; desteklerini açıkça ortaya koyan siyasi partilere; grev çadırımızı ziyaret ederek yanımızda olduklarını gösteren tüm kurum ve kuruluşlara; Smart işçilerinin sesini kamuoyuna taşıyan basın emekçilerine; süreci büyük bir özveriyle yürüten ve destekleyen sendikamızın şubelerine, yöneticilerine, temsilci kadrolarımıza ve tüm üyelerimize içten teşekkürlerimizi sunuyoruz.”
Sendika açıklaması, “Bu grevin kazananı yalnızca Smart Solar işçileri değil, tüm metal işçileri ve Türkiye işçi sınıfıdır. Smart Solar grevimiz, Türkiye işçi sınıfının mücadele tarihinde örgütlü mücadelenin önemini bir kez daha gösteren çok değerli bir deneyim olarak yerini almıştır” ifadeleriyle tamamlandı.

Örnek grevde zafer direnen emekçinin: Smart Solar grevi kazanımla sonuçlandı

Kırılmadık, kazandık
Smart Solar İşyeri Temsilcisi Emine Azak
Grevler işçi sınıfının okulu, her işçi bir grev yaşamalı… Çok uzun süren grevimiz zaferle sonlandı, sınıfa ışık olduk, yol olduk. Direndik, kırılmadık, kalabalıktık ve dik durup onurlu mücadele sergiledik. 4 ay patrona yenilmedik. Tarihe geçti direnişimiz. Örgütlü örgütsüz diğer fabrikalara örnek olacak direnişimiz.

Kadınlar eyleme doyamadı
Grevimiz kadınların greviydi, kadınlarla beraber zaferle taçlandırdığımız için daha da onurluyuz, gururluyuz. Ben de tek kadın temsilciydim, yorulduk da tabii, fabrikada ayrı evde ayrı mücadele. Diğer erkek arkadaşlarla koordinasyonda bazen zorluklarla karşılaşsak da toparladık.
Sarı sendikayla da uğraştık, düzenle, polisle, hükümetle de uğraştık. Mücadelemiz sadece patrona karşı değildi. 25 Kasım’ı da çadırda geçirdik. Smart direnişçisi işçi kadınlar 8 Martlarda da en önde olacak. 3 vardiya kenetlenip tek yürek olduk, küsler barıştı, bir ekmeği bölüştük. Bir taraftan yorgunluk var ama bir taraftan da halaya doyamadık! İşverenin sinir uçlarımızla oynamasına karşı vazgeçmedik. Şimdi hep beraber içeri gireceğiz.

Çadırı dayanışma ısıttı
Mücadele bitmiyor, içeriye girince de devam edecek. Her gün işe gelir gibi grev çadırımıza geldik. Dostu, düşmanı da tanıdık. Kışı çadırda geçirdik ama hastalanmadık, direnişin kararlılığı ısıttı. Çadıra dayanışma için gelenlerin yardımlarıyla ayakta durduk.
Patron bizi kırmaya parçalamaya çalıştı, grev kırıcılık yaptı, öncü işçileri çıkarttı, rüşvet teklif etti, biz hiçbir şeye rağmen kırılmadık. Çay saatimize, pazar iznimize göz koymak istedi. Sendikamızın ilkelerine saldırmaya bile çalıştı. Hepsini bertaraf ettik. içeri ya hep beraber gireceğiz, ya da hiçbirimiz girmeyeceğiz dedik. Şimdi tüm arkadaşlarımız işe iade edilerek hep beraber fabrikaya döneceğiz. Darısı İzmir’deki Smart Solar fabrikasında çalışan arkadaşlarımızın başına.

]]>
ILO: 284 milyon işçi aşırı yoksulluk içinde yaşıyor https://yenidunya.org/emek-gundemi/33641/ilo-284-milyon-isci-asiri-yoksulluk-icinde-yasiyor/ Thu, 15 Jan 2026 09:45:00 +0000 https://yenidunya.org/?p=33641 ILO 2026 raporuna göre, 284 milyon işçi aşırı yoksulluk içinde yaşıyor, küresel işsizlik ise yüzde 4,9 ile sabit. Kadınlar ve gençler iş gücüne erişimde hala ciddi dezavantajlarla karşı karşıya.

ILO “2026 İstihdam ve Sosyal Eğilimler Raporu” yayımlandı.
Raporda, “2015 ile 2025 yılları arasında, aşırı yoksulluk içinde yaşayan işçilerin oranı 3,1 puan azalarak yüzde 7,9’a gerilemiştir. Bu da 284 milyon işçinin aşırı yoksulluk içinde, yani günde 3 ABD dolarından daha az gelirle yaşadığı anlamına geliyor” tespitine yer verildi.
Raporda, küresel işsizlik oranının sabit kalmasına rağmen, insana yakışır ve kaliteli işlere yönelik ilerlemenin durduğu kaydedildi. Gençler ve kadınlar için devam eden zorluklara işaret edilen raporda, yapay zeka ile ticaret politikasındaki belirsizliğin iş gücü piyasalarını daha da zayıflatabileceği kaydedildi. Bölgelere göre istihdam ve sosyal trendlere yer verilen raporda, ticaret ve istihdamdaki değişen eğilimler değerlendirildi.

İşçilerin yüzde 68’i yoksulluk içinde
Raporun özet bölümündeki “İstihdam kalitesindeki gelişim durdu” başlığı altında, küresel olarak istihdam kalitesindeki iyileşmenin son 20 yılda yavaşladığı bildirilerek, şunlar kaydedildi:
2015 ile 2025 yılları arasında, aşırı yoksulluk içinde yaşayan işçilerin oranı, önceki 10 yılda kaydedilen 15 puanlık düşüşe kıyasla, sadece 3,1 puan azalarak yüzde 7,9’a gerilemiştir. Bu da 284 milyon işçinin aşırı yoksulluk içinde, yani günde 3 ABD dolarından daha az gelirle yaşadığı anlamına geliyor. Üstelik, 2015 ile 2025 yılları arasında düşük gelirli ülkelerde hem aşırı hem de orta derecede çalışan yoksulluk oranları artmış ve 2025 yılında işçilerin neredeyse yüzde 68’i aşırı veya orta derecede yoksulluk içinde yaşamaktadır.

Kayıt dışı istihdam artıyor
Raporda, küresel kayıt dışı istihdam oranının önceki 10 yılda düşüş göstermesinin ardından 2015-2025 döneminde 0,3 puan arttığı aktarılarak, şu ifadelere yer verildi:
2026 yılı itibarıyla, küresel olarak 2,1 milyar işçinin kayıt dışı istihdam edileceği tahmin edilmektedir. Kayıt dışı istihdam, sosyal koruma, iş hakları, iş yeri güvenliği ve iş güvencesine erişimin sınırlı olması nedeniyle genellikle daha düşük iş kalitesiyle ilgilidir. Bu artış, büyük ölçüde, başta Afrika ve Güney Asya olmak üzere, kayıt dışılık oranlarının daha yüksek olduğu ülkelerde istihdamın artan payını yansıtmaktadır. Bundan dolayı, bu ekonomilerde kayıt dışılığı azaltmaya yönelik çabalar hayati öneme sahiptir. Düşük ve orta gelirli ülkelerde genellikle düşük ücretli ve kendi hesabına çalışma oranı, 2015 ile 2025 yılları arasında tekrar artmıştır.

Belirsizlik artıyor
Küresel ekonomi ve iş gücü piyasalarının artan belirsizlik ve değişen politika ortamına rağmen dirençli olmaya devam ettiği ifade edilen raporda, 2025–2027 dönemi için öngörülen gayrisafi yurt içi hasıla (GSYH) büyümesinin 2024 yılına ilişkin tahminlere kıyasla neredeyse hiç değişmediği belirtildi. Raporda şu değerlendirmeye yer verildi:
2025 yılında, ticaretin yön değiştirmesi, ticaret aksamalarının kısa vadeli etkilerini yumuşatmaya yardımcı olurken; işletmelerin ve hanelerin tüketim ve yatırımlarını öne çekmesi, yılın ilk yarısında ekonomik faaliyeti destekledi. Artan belirsizlik ile işletme ve tüketici güvenindeki düşüş toplam talep üzerinde baskı oluşturabilse de düşen enflasyon, destekleyici maliye ve para politikaları ile yapay zeka teknolojilerine yapılan yatırımların 2026 yılında büyümeyi desteklemesi beklenmektedir. Bununla birlikte görünüm, artan kamu borçları, ticaret politikalarındaki belirsizlik ve yapay zeka kaynaklı aksaklıklara ilişkin önemli riskler içermeye devam etmektedir.

Yüksek gelirli ülkelerde istihdam gerileyecek
Raporda, “2025 yılında küresel işsizlik oranı yüzde 4,9 olarak tahmin ediliyor. Bu oran 2024 yılına göre değişmemiş olup, 2027 yılına kadar benzer seviyede kalacağı öngörülüyor. 2026 yılında küresel işsizliğin 186 milyona ulaşacağı tahmin edilirken, daha geniş kapsamlı iş gücü yetersiz kullanımı ölçütü olan iş açığı ise 408 milyon olarak öngörülmektedir” denildi.
Raporda, “2026 yılında yüzde 1 olarak öngörülen küresel istihdam artışı, önceki 10 yılın ortalamasının biraz altında olup, demografik değişimler ülkeler arasında önemli farklılıklara yol açmaktadır. 2010-2019 döneminde yıllık ortalama yüzde 1,1 büyüme kaydeden yüksek gelirli ülkelerde istihdamın 2026 yılında gerilemesi beklenmektedir” ifadelerine yer verildi.

Kadınların iş gücüne katılımı haal erkeklerden daha düşük
Kadınların 2025 yılında küresel istihdamın yalnızca beşte ikisini temsil ettiği belirtilerek, şu tespitlere yer verildi:
Bu durum istihdama erişimde önemli engellerin olduğunu göstermektedir. Kadınların iş gücüne katılımı erkeklerden 24,2 puan daha düşükken, genç kadınların ‘istihdamda, eğitimde veya mesleki eğitimde olmama’ (NEET) durumu genç erkeklerden 14,4 puan daha yüksek. Kadınların küresel işsizlik oranı erkeklerinkinden biraz fazla. Bu durum, kadınların esas olarak iş bulmakta değil, iş gücü piyasasına erişimde engellerle karşılaştığını göstermektedir. İstihdam açığı oran, kadınlar için erkeklere kıyasla hala daha yüksek olup, 2026’da 4,3 puanlık bir fark beklenmektedir.
Raporda, düşük gelirli ülkelerde hem GYSH hem de emek verimliliğindeki büyümenin beklentinin altında seyrettiği kaydedilerek, “Bu durum kaliteli istihdam açıklarının azaltılmasında ilerlemeyi engellemektedir. Yüksek nüfus artışı ve yetersiz verimlilik artışı, düşük gelirli ülkelerdeki yaşam standartlarının daha gelişmiş ekonomilerde gözlemlenenlere yaklaşmasını yavaşlatıyor” denildi.

Koşullar gençler için hala sorunlu
Raporda, genç istihdamına ilişkin, şu değerlendirme yapıldı:
İş gücü piyasası koşulları gençler için hala sorunlu olmaya devam etmekte. Bu durum özellikle düşük gelirli ülkelerde daha belirgindir. 2025 yılında küresel genç işsizlik oranı, 2024’teki yüzde 12,3’ten yüzde 12,4’e yükselirken, NEET statüsündeki gençlerin payı da yüzde 19,9’dan yüzde 20,0’a artmıştır. Bu durum endişe vericidir. Çünkü 257 milyon NEET statüsündeki genç, gelecekteki iş gücü piyasası fırsatlarını iyileştirecek değerli eğitim, beceri ve deneyim kazanma fırsatını kaçırmıştır.

]]>
Kadın metal işçileri yol gösteriyor https://yenidunya.org/kadinin-sesi/33251/kadin-metal-iscileri-yol-gosteriyor/ Mon, 27 Oct 2025 10:04:03 +0000 https://yenidunya.org/?p=33251 Birleşik Metal-İş üyesi işçilerin Kocaeli Gebze’de kurulu bulunan Smart Solar’da çıktığı grev 6’ncı gününde. Kadın işçilerin öncülük ettiği grev yine kadınların neşesi ve coşkusuyla devam ediyor. İşçilerle TİS imzalamayan işverenin 2024’teki pazar hacmi ise 11 milyarı aşıyor.

BirGün’den Bilge Su Yıldırım’ın haberine göre, Kocaeli Gebze’de bulunan Smart Solar’da metal işçilerinin çıktığı grev, beşinci gününü geride bıraktı. Birleşik Metal İşçileri Sendikası (Birleşik Metal-İş) üyesi 166’sı kadın 260 işçi, insanca yaşama yetecek bir ücret öngören bir toplu iş sözleşmesinin (TİS) imzalanması talebiyle 21 Ekim’den bu yana üretimden gelen güçlerini kullanıyor.
İşçiler, 2023’te imzaladıkları iki senelik TİS’in sona ermesiyle birlikte ücretlerinde yüzde 75 zam talep etti. İşçilerin yüzde 50’ye kadar masaya sunulacak teklifleri onaylayacağını belirtmesine rağmen işveren haziran ile eylül arasındaki süre için sıfır zam tanımladı. Eylül ayında ise ücretlere 3 bin lira seyyanen zam yaptı. Seyyanen zammı ‘alay etme’ olarak değerlendiren işçiler ise sefalet zammını kabul etmeyerek greve çıktı.

Kadınların direnci grevin sürmesini sağlıyor
Birleşik Metal-İş Smart Solar Vardiya Temsilcisi Emine Azak, greve kadın işçilerin öncülük ettiğini aktardı: “Kadın elinin değdiği bir mücadele olduğu her anlamda hissediliyor gibi geliyor bana. Kadın işçiler grev çadırını adeta festival alanına çeviriyor. Çünkü bence biz kadınlar duygularımızı göstermekte daha iyiyiz. Bu yüzden coşkumuz, heyecanımız, birbirimizden aldığımız gücümüz tüm grev alanına yayılıyor. Örneğin erkekler halaylara bile duraksayarak katılıyor, oysa kadınlar öyle mi… Neşemizi göstermekten hiç çekinmiyoruz biz. Bu da direnişimizi daha güçlü kılıyor. Bugün tek bir işçi arkadaşımız bile ‘Bu grev ne zaman biter?’, ‘Nasıl geçiniriz?’ gibi sorular sormuyor. Herkes ne pahasına olursa olsun bu kavgaya devam etmek istiyor. Bu direnci yaratmakta en büyük pay bence kadınlara ait. Üstelik bu kadınların çoğu tek başına çocuk okutmaya, ev geçindirmeye çalışıyor. Ama yine de yılmıyorlar. Zaten biz kadınlar kafamıza koyduğumuz her şeyi yaparız, hele
bir de yan yana gelip birbirimizden güç alırsak.”

Kadın metal işçileri yol gösteriyor

İşçinin emeğiyle bir fabrika daha açtı
Birleşik Metal-İş Smart Solar Baştemsilcisi Hasret Kala ise şunları aktardı: “En başından beri sendika girmesin diye uğraştılar, şimdi de yeni bir TİS imzalamamak için uğraşıyorlar. İşveren sürekli ‘Biz size asgari ücretin iki katını veriyoruz’ diyerek başımıza kakmaya çalışıyor. Oysa biz hak etmediğimiz hiçbir şey talep etmiyoruz. Kiradan, zamlardan haberleri yok herhalde. Üstelik burası bu işverenin ilk fabrikasıydı. Burası kâr etmeye başlayınca İzmir’de bir fabrika daha açtı. O yeni fabrikayı buradaki işçinin alın teriyle kurabildi. Bunu unutmaması lazım.”
İşçilerle TİS imzalamaktan imtina eden Star Solar 2024 yılında pazar payı ve satış hacmini 11,6 milyar liraya çıkardı. 2024 Faaliyet Raporu’na göre firmanın Faiz, Amortisman ve Vergi Öncesi Kâr’ı (FAVÖK) ise 1,58 milyar lira oldu. Ayrıca firmanın borç ve giderlerini çıkardığında geriye kalan net değerini ifade eden özkaynakları 2024’te bir önceki yıla kıyasla yüzde 14,35 artarak 3,51 milyar liraya ulaştı. Ayrıca şirketin duran varlıklarının toplam değeri de yüzde 37,76 artarak 6,81 milyar lira oldu.

]]>
Kadınlar sigortasız, sendikasız, işsiz https://yenidunya.org/emek-gundemi/32258/kadinlar-sigortasiz-sendikasiz-issiz/ Mon, 03 Mar 2025 14:29:09 +0000 https://yenidunya.org/?p=32258 -Her 10 kadından sadece 3’ü çalışma hayatında
-Her 10 kadın işçiden yalnızca 1’i sendikalı
-Çalışan kadınların yüzde 20’e yakını yarı zamanlı çalışıyor
-10 milyona yakın kadın; ailevi ve kişisel nedenler ve ev işleri dolayısıyla çalışma hayatına katılamıyor

Genel-İş Araştırma Dairesi (EMAR) “Kadın Emeği” raporunu yayımladı.
Raporun giriş bölümünde şu bilgilere yer verildi:
“Sendikamızın Araştırma Dairesi’nin (emar) her yıl düzenli olarak 8 Mart’ta yayımladığı Kadın Emeği raporu bu yıl da cinsiyet eşitsizliğine, kadın cinayetlerine, kadın yoksulluğuna, kadın işsizliğine ve güvencesiz çalışmaya dair veriler içeriyor. DİSK/Genel-İş Sendikası Araştırma Dairesi’nin raporuna göre Türkiye’de istihdamda cinsiyet açığı yüzde 34,6 olarak hesaplanırken 10 milyona yakın kadın ailevi ve kişisel nedenler ve ev işleri dolayısıyla çalışma hayatına katılamıyor.  Her 10 kadın işçiden ise yalnızca biri sendikalı.”

“Aile Yılı” aldatmacası
İstihdamda kadının görünümüne dikkat çekilen raporda, Türkiye’deki kadın işsizliğinin Avrupa Birliği ortalamasının iki katına yakın olduğu görüldü. Türkiye’deki kadın istihdamının diğer ülkelerle kıyaslandığı verilerde, istihdamda toplumsal cinsiyet açığı oranının Türkiye’de oldukça yüksek olduğu görüldü. 2025 yılının siyasi iktidar tarafından “Aile Yılı” ilan edildiğine dikkat çekilen raporda şu ifadelere yer verildi:
“Kadına yönelik ayrımcılıklar ve eşitsizlikler toplumun her alanında sürerken, 2025 yılı siyasal iktidar tarafından ‘Aile Yılı’ ilan edildi. Amacını, ‘Ailelerimizi günümüzün tehlikelerine karşı daha dayanıklı kılmaktır’ olarak açıklayan ama asıl niyetlerini gizlemeye çalışan iktidar; teşviklerle, promosyonlarla evlilik ve çocuk sayısını arttırmaya çalışıyor.”

Kadınlar sigortasız, sendikasız, işsiz

Kadın istihdamı büyüyen sorun
Genel-İş Araştırma Dairesi’nin (EMAR) Kadın Emeği raporunda öne çıkanlar şöyle:
Türkiye’de istihdamda cinsiyet açığı yüzde 34,6
“Toplumsal cinsiyet eşitliği, temel bir insan hakkı olduğu kadar kadınların ekonomik hayata katılımını güçlendiren önemli bir faktördür. İstihdamda toplumsal cinsiyet açığı, çalışma çağındaki (15-64 yaş) erkeklerin ve kadınların istihdam oranları arasındaki farklılıklar olarak tarif edilmektedir. İstihdamda toplumsal cinsiyet açığı oranı ne kadar az ise o ülkede kadın ve erkek istihdamının dengeli ve toplumsal cinsiyet eşitliğini gözeten politikaların hayata geçirildiğini söyleyebiliriz.
 
Erkeklerin istihdama katılımı (yüzde 66,7), kadınların istihdama katılımdan (yüzde 32,5) iki kat fazla..
Türkiye’de kadın istihdamı hala istenen düzeyde değil. Son dört yıllık (2021-2024) verileri kadın istihdamı açısından karşılaştırdığımızda sadece 4,5 puanlık bir artış olmuştur.
2024 Aralık ayı verilerine göre kadın istihdamı 10,855 milyon kişi ile yüzde 32,5 iken erkek istihdamı 21,803 milyon kişi ile yüzde 66,7’dir. Erkeklerin istihdama katılımı, kadınların iki katıdır.
 
İstihdamdaki kadınların yüzde 32,4’i kayıt dışı çalıştırılıyor
Kadın emeğinin güvencesizliği kadın istihdamını da etkilemektedir. 2021 yılında 5 milyon 776 bin kadın kayıtlı çalıştırılırken 2024 yılında 7 milyon 334 bin kadın kayıtlı çalıştırıldı. Ancak ne yazık ki aynı dönemde kayıt dışı çalıştırılan kadın sayısında da artış görülmektedir.
Çalışan kadınların yüzde 20’e yakını yarı zamanlı çalışıyor
Tam zamanlı çalışan kadınların da yüzde 24,4’ü kayıt dışı ve güvencesiz çalıştırılmaktadır. 2024 yılı 4. çeyrek verilerine göre 10 milyon 855 bin kadın istihdamının 6 milyon 557 bini (yüzde 75,6’sı) tam zamanlı ve kayıtlı, 2 milyon 122 bini ise (yüzde 24,4’ü) yine tam zamanlı ancak kayıt dışı çalıştırılmaktadır. Yani her 4 kadından 1’i tam zamanlı çalışmasına karşın sigortasız çalıştırılmaktadır.

10 milyona yakın kadın; ailevi ve kişisel nedenler ve ev işleri dolayısıyla çalışma hayatına katılamıyor
Verili toplumsal cinsiyet rolleri dolayısıyla kadınlara atfedilen ev işleri, temizlik, çocuk, yaşlı ve hasta bakımı gibi işler kadınların büyük bir kısmının çalışma hayatına katılmasına engel olmaktadır. 2024 yılı 4. çeyrek verilerine göre 6 milyon 657 bin kadın ev işleri nedeniyle çalışma hayatına dâhil olamadığını belirtirken ev işleri nedeniyle çalışma hayatında yer alamadığını belirten erkek verisi ise sadece 6 kişidir. Benzer bir şekilde ailevi ve kişisel nedenlerle çalışma hayatına dâhil olamadığını belirten kadın sayısı 3 milyon 442 bin kişi iken erkek sayısı sadece 466 bin kişidir.
 
Türkiye’de kadın işsizliği, AB ortalamasının iki katına yakın
Kadın işsizliği oranlarına bakıldığında Türkiye’nin Avrupa Birliği (AB) ortalamasının oldukça üstünde olduğu görülmekte. Eurostat’ın Kasım 2024 verilerine göre Avrupa Birliği’ne üye ülkelerin resmi kadın işsizliği oranı yüzde 6,10 iken Türkiye için bu oran yüzde 11,7 oldu. Avrupa ülkeleri arasında Türkiye; Bosna Hersek, Yunanistan ve İspanya’nın ardında kadın işsizliği oranında 4’üncü sırada bulunuyor.

Kadınlar sigortasız, sendikasız, işsiz

Her 10 kadın işçiden yalnızca 1’i sendikalıdır! Kayıtdışı istihdamı da dahil edildiğinde kadınlarda gerçek sendikalaşma oranı yüzde 6,8’dir
Kadınların sendikalara katılımı düşüktür. 2024 Temmuz ayı verilerine göre; Türkiye’de kadınların sendikalaşma oranı yüzde 11,4 iken erkeklerin sendikalaşma oranı yüzde 16,3’dür.
Türkiye’de işkollarına ve cinsiyete göre sendikalaşma oranlarını incelediğimizde; kadın üye sayısının en fazla olduğu işkollarının aynı zamanda kadına özgü işler olarak görülen işkollarında olduğunu görmekteyiz. Kadın örgütlenmesinin en fazla olduğu işkolları; yüzde 40,3 ile genel olarak belediyelerde örgütlü olan genel işler işkolu, yüzde 31,0 ile banka finans ve sigorta işkolu ve yüzde 27,3 ile bakım hizmetlerinde ağırlıklı olan sağlık ve sosyal hizmetler işkoludur. Bu işkollarında kadın işçi sayısı da fazladır.  Kadın sendika üye sayısının en az olduğu işkolları ise “erkek işi” olarak görülen işlerdedir: Yüzde 2,0 ile inşaat işkolu, yüzde 2,6 ile ağaç ve kağıt işkolu, yüzde 2,5 ile de gemi yapımı ve deniz taşımacılığı işkoludur.”
 
Ne istiyoruz, neyi savunuyoruz
-Çalışma hayatında kadına yönelik her türlü ayrımcılık terk edilmeli, esnek çalışma biçimlerine, cinsiyetçi iş bölümüne, ücret eşitsizliğine son verilmeli, güvenceli, düzenli işler yaratılmalıdır.
-Yetki ve karar mekanizmalarında eşit temsiliyetin hayata geçmesi sağlanmalıdır.
-Kadın istihdamının önündeki engellerden olan çocuk, hasta, yaşlı, engelli bakımı kamusal hizmet olarak sunulmalı, ev işlerini kadının üstünden alacak sosyal politikalar uygulanmalıdır.
-8 Mart kadınlar için ücretli izin günü sayılmalıdır.
-Kadınların örgütlenmeleri önündeki engeller kaldırılmalıdır.
-25 Haziran 2021’de yürürlüğe giren ILO’nun 190 sayılı Şiddet ve Taciz Sözleşmesi, Türkiye tarafından onaylanmalı ve etkin bir biçimde uygulanmalıdır.
-İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı Yasa etkin bir biçimde uygulanmalıdır.
-Toplumsal cinsiyet temelli suçlarda, kadın cinayetlerinde cinsiyetçi iyi hal, tahrik indirimi gibi uygulamalardan vazgeçilmelidir.
-Kadın istihdamını artırmak için önerilen esnek çalışma biçimleri yerine kadınlar için tam zamanlı ve güvenceli istihdam olanakları yaratılmalı, çalışma süreleri kısaltılmalıdır.”

]]>
Chinatool Otomotiv’de 4 gün süren grev kazanım getirdi https://yenidunya.org/emek-gundemi/32093/chinatool-otomotivde-4-gun-suren-grev-kazanim-getirdi/ Fri, 14 Feb 2025 08:38:07 +0000 https://yenidunya.org/?p=32093 Birleşik Metal-İş Sendikası Gebze 1Nolu Şubesi’nin örgütlü olduğu ve 4 gündür grevde olan Chinatool Otomotiv Fabrikası’nda bugün yapılan görüşmeler sonucunda anlaşma sağlandı.
4 gündür grevde olan Chinatool Otomotiv’de (CT Otomotiv) bugün (13 Şubat 2025) yapılan görüşmeler sonucunda anlaşma sağlandı.
İmzalanan toplu sözleşme ile metal işçilerinin ücret ve sosyal haklarında önemli kazanımlar sağlandı, toplu sözleşmeye yeni maddeler eklendi.
Toplu iş sözleşmesi imzalanmadan önce fabrika önünde bulunan işçilere açıklama yapıldı, gelinen aşama hakkında bilgi verildi, işçileri çoşkulu biçimde verdikleri onay sonucu toplu sözleşme imzalandı. Fabrikada yarın sabah işbaşı yapılacak. İşçiler toplu sözleşmelerini halaylarla, meşalelerle kutladı.

Chinatool Otomotiv’de 4 gün süren grev kazanım getirdi

Zafer direnen metal işçilerinin
Birleşik Metal-İş Sendikası Gebze 1Nolu Şubesi Başkanı Selçuk Çifci de anlaşmayla ilgili olarak, “CT Otomotiv’de (Chinatool) zafer Birleşik metal işçilerinin, zafer kadınıyla erkeğiyle yoksulluğa, sefalet ücretlerine teslim olmayacağız diyen Chinatool işçilerinin.
Çiftçi, “Grevimizin 4. Gününde işverenin çağrısı üzerine gün boyu süren müzakereler sonucunda üyelerimizin tamamının büyük memnuniyet ve onayı ile sözleşmemizi imzaladık. Mevcut haklarımızı ileri götürdüğümüz, yeni haklar kazandığımız zafer niteliğindeki sözleşmemiz başta Chinatool işçileri olmak üzere işçi sınıfımıza hayırlı olsun…Grevimiz boyunca dayanışmasını esirgemeyen kadro ve sınıf dostlarımıza teşekkür ediyor ve böyle bir sözleşmeyi ortaya çıkarmanın haklı gururunu yaşıyoruz…” dedi.

Grev kazanım getirdi
Gebze Plastikçiler OSB’de bulunan ve Birleşik Metal-İş Sendikası Gebze 1Nolu Şubesi’nin örgütlü olduğu ve 4 gündür grevde olan Chinatool Otomotiv Fabrikası’nda toplu iş sözleşmesinde anlaşmaya varılmamıştı. Anlaşma sağlanmaması üzerine 130’u kadın 183 metal işçisi greve çıkma kararı almıştı. 4 gündür grevde olan Chinatool Otomotiv Fabrikası’nda bugün yapılan görüşmeler sonucunda anlaşma sağlandı. Yapılan anlaşmayla ilgili olarak Birleşik Metal-İş Sendikası Genel Yönetim Kurulu tarafından yapılan açıklamada, “İmzalanan toplu sözleşmemizle, üyelerimizin ücret ve sosyal haklarında önemli kazanımlar sağlandı, toplu sözleşmemize yeni maddeler eklendi. Toplu iş sözleşmesi imzalanmadan önce fabrika önünde bulunan işçilere açıklama yapıldı, gelinen aşama hakkında bilgi verildi, işçileri coşkulu biçimde verdikleri onay sonucu toplu sözleşme imzalandı.

]]>
Polonez direnişinde bir anne-kız https://yenidunya.org/emek-gundemi/30954/polonez-direnisinde-bir-anne-kiz/ Thu, 19 Sep 2024 08:57:43 +0000 https://yenidunya.org/?p=30954
Polonez direnişinde bir anne-kız

Aynur yirmi, kızı Duygu sekiz yıl Polonez’de çalıştı ancak sendikaya üye oldukları için işten çıkarıldı. Hakları ve işleri için mücadele verirken defalarca polis saldırısına maruz bırakıldılar. Direnişin 61. gününde Aynur Şengül anlatıyor.
Sendikaya üye oldukları için işten atılan 146 Polonez işçisi arasında 61 gündür direnişte. Direnişteki işçiler arasında bir anne kız da var. Aynur ve kızı Duygu anayasal hakları olduğu halde Tek Gıda İş Sendikası’na üye oldukları için kod 46 ile işten çıkarıldı.

Sendikaya üye oldukları için işten atılan 146 Polonez işçisi 61 gündür direnişte. Direnişteki işçiler arasında bir anne kız da var. Aynur ve kızı Duygu anayasal hakları olduğu halde Tek Gıda İş Sendikası’na üye oldukları için kod 46 ile işten çıkarıldı.
Üstelik bu kod “işverenin güvenin kötüye kullanılması”, “hırsızlık yapılması” ve “meslek sırlarının ifşası”nı kapsıyor.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın Ocak verilerine göre toplam işçi sayısı 16 milyon 395 bin 275 kişiyken sendikalı çalışan sayısı 2 milyon 495 bin 423 kişi. Oldukça düşük sendikalaşma oranını bir de toplumsal cinsiyet eşitsizliği bağlamında okuyacak olursak sendikaya üye olan kadın işçilerin oranının yüzde 23.1 olduğunu görüyoruz.
Aynur ve kızı Duygu İstanbul, Çatalca’daki Polonez fabrikasında bir başka sömürü biçimi olan et endüstrisinde yıllardır zor koşullarda ve düşük ücretle çalıştı. Bugün ikisi de hakları ve işleri için yan yana mücadele ediyor. Çalışma arkadaşlarıyla beraber defalarca polis saldırısına uğrayan Aynur muzir.org’a konuştu.

Kaç yıldır Polonez’desiniz?
Ben yirmi yıldır, kızım sekiz yıldır çalışıyoruz. Zaten düşük olan ücretlerimiz kesintilerle ödendiği, fazla mesailerimizin karşılığını alamadığımız, cumartesi ve pazar günleri dahi çalıştırıldığımız ve resmi tatillerde bile fabrikaya gitmek zorunda bırakıldığımız için sendikalaşmak ve haklarımızı sendika aracılığıyla almak istedik. Ancak kod 46 ile işten atıldık.

İlk çıkarılan 13 kişi arasında mısınız?
Hayır. Temmuz ayında sendikaya üye olan on üç arkadaşımızın işten çıkarıldığını öğrendik. Moralimiz çok bozuldu. Ben makine operatörü olarak çalışıyorum işim dikkat isteyen, iş kazası riskinin yüksek olduğu bir iş. Bu sebeple o gün çalışmadık, ardından bizi de işten çıkardılar.

Kızınız çalışmaya devam ediyor mu?
Hayır. Kızımı ve beni işten çıkardılar, patron hasta bir çocuğum olduğunu biliyor buna rağmen eşimi de bugün 1 Ekim’e kadar ücretsiz izne çıkardı. Kod 46 ile çıkarıldığım için ne yirmi yıllık tazminatımı alabildim ne de işsizlik maaşımı. Anayasal hakkımı ve emeğimin karşılığını istediğim için çok zor bir duruma düşürüldüm.

Fabrikada üretim devam ediyor mu?
Benimle birlikte 146 kişiyi işten çıkardılar ancak üretimi sürdürebilmek için fason işçi aldılar. Burada bizim mücadelemizi kırmaya çalışmakla kalmayıp halk sağlığını da riske attılar.

Nasıl?
Bizim işimizde hijyen eğitimi almış olma şartı var, bu işçiler eğitim almadan bir günde işe alındı. Sıcak et işleyecek işçinin bu eğitimi almaması bir sorun. Diğer yandan yaptığımız iş riskli bir iş. Eğitimi ve deneyimi olmayan işçiler iş kazasında ciddi yaralanabilir. Hakkımızı vermemek için herkesin sağlığını tehlikeye atıyorlar.

13 Eylül’de polisin saldırısı sırasında orada mıydınız?
Evet. Direnişin 57. gününde yaşandı. Bir arkadaşımızın iki kaburgası kırıldı ve nefes alamadığı için ameliyata girdi. Diğer arkadaşımızın kolu ve bacağı kırıldı. Yedi arkadaşımız da hastanelik oldu.
Kızım ve ben de oradaydık. Polisler kızımın boynundan sıkarak onu almaya çalıştı. Çok korktum, çığlıkları halen kulağımda. Bizi, haklarımızı istediğimiz için ters kelepçeyle, eşkiya gibi gözaltına aldılar, akşama kadar beklettiler. Fabrika önünde durduğumuz süre boyunca ne kimsenin yolunu kestik ne birini engelledik. Uyarı bile yapmadan polisler tarafından darp edildik.

Mücadelenizin altmış birinci gününde ne söylemek istersiniz?
Sendikaya üye olmak suç değil. Haklarımızı alarak işimize geri dönmek istiyoruz. Hepsi bu…

Kaynak: Aslı Alpar / muzir.org

]]>
Polonez işçileri: “Dayanışmayı kıramayacaklar” https://yenidunya.org/emek-gundemi/30676/polonez-iscileri-dayanismayi-kiramayacaklar/ Wed, 07 Aug 2024 07:34:12 +0000 https://yenidunya.org/?p=30676 Polonez gıda fabrikasındaki direniş 23 günü geride bıraktı. Bu süreçte yaşananları o işçilerden Engin Gürbüz özetledi: Kimse üç kuruş zam karşılığı arkadaşını satmadı. Biber gazı çemberinden de daha güçlü çıktık.
Taksim’e yaklaşık 75 kilometre uzaklıktaki Çatalca ilçesi, Polonez işlenmiş gıda fabrikasındaki direnişle gündemde. Sucuk, salam gibi gıdaların üretildiği fabrikada 135 işçinin direnişi 23 günü geride bıraktı. Ne olup bittiğini yakından görmek ve işçileri dinlemek için fabrikaya gittik. Bir günü onlarla geçirdik.
Bildiğiniz gibi 135 işçi küçülmeye gidildiği ya da Kod-46 maddesine dayanılarak işten çıkarıldı.
Ancak bu çıkarma her ne hikmetse işçilerin Tekgıda İş Sendikası’na üye olmalarının hemen ertesinde gerçekleşmesi elbette dikkat çekiciydi. İşçilerin aktardığına göre işveren sendika üyeliğinden istifa etmeleri karşılığı yüzde 25 zam ve yılda bir ikramiye teklif etti. Ancak işçiler, ‘Bu artık para meselesi değil, onur mücadelesi’ diyerek direnişlerini sürdürmek. Nihai hedefleri, sendikaya üyeliklerini koruyup haklarını da alarak işlerine geri dönmek.

Polonez işçileri: “Dayanışmayı kıramayacaklar”

“17 yıl çalıştım tebligatla atıldım”
BirGün’den Ebru Çelik’in haberinde, direnen işçilerden vardiya amiri 46 yaşındaki Engin Gürbüz’ü dinledik. Gürbüz, işverenin zam ve ikramiye teklifini kimseni kabul etmediğini ve hiçbirinin arkadaşını satmadığını belirterek bunun ne kadar kıymetli olduğunu aktardı. Gürbüz sonrasını şöyle anlattı: Arkadaşlarımızın bu kararlı tutumunu görünce mücadelemize daha çok bağlandım. 17 yıldır fabrikada vardiya amiri olarak çalışıyorum. Geçen sene emekli oldum ve çalışmaya devam ettim. Yıllık izindeyken işten çıkarmalar başlamış. Eve gelen tebligatla işten atıldığımı öğrendim. Birçok işçi arkadaşıma göre maddi durumum daha iyi. Fabrikada çalışan işçiler az maaşla çok iş yapıyor. Sadece kendi arkadaşlarımı desteklemek için değil, tüm işçi arkadaşlarım ve gelecek nesiller için bu direnişteyim.”
Akşamları eşinin de fabrikaya gelip nöbete katıldığını aktaran Gürbüz, polisin biber gazı sıktığı günü şöyle anlattı: “Polis TOMA’larla fabrika önüne gelmişti. Grev alanımızı boş bırakmamak için barikatın içine girmeye çalıştık. Polis biber gazı sıktı. Bu müdahale aramızdaki dayanışmayı daha da güçlendirdi. Direnişimizin ilk gününden itibaren sol partiler hep bizi destekledi. Ziyarete gelenler bize siyasi görüşümüzü, dinimizi, ırkımızı sormadı. Bu zamana kadar solcu kesime karşı önyargılıydım ancak bu süreçte anladım ki; birlik, dayanışma, kardeşlik deyince sol kesim her zaman yanınızda. Biz burada bir ateş yaktık, bu ateş Türkiye’nin her tarafına yayılacak.”

Polonez işçileri: “Dayanışmayı kıramayacaklar”

“Kızımın eğitimi için para biriktiriyordum”
Polonez direnişi en büyük aktörleri elbette kadınlar. Direnen işçilerin büyük bölümü kadın. Onlardan biri Figen Bora. Eşinin çalışmadığını söyleyen üç çocuk annesi Bora ailenin geçimini tek başına üstlenmiş. En çok zoruna giden şey Kod 46 maddesinden işten çıkarılması olmuş. Bilindiği gibi Kod 46’nın içindeki maddelerden biri de hırsızlık. Bu nedenle çok utandığını aktaran Bora “Komşularım, akrabalarım ve çocuklarım ne düşünür, ne derler diye kaygılandım. Ancak korktuğum gibi olmadı. Çocuklarım komşularım, verdiğimiz mücadeleden vazgeçmememiz gerektiğini söyledi. Yanımda durdular. Bunları duymak bana çok güç verdi.”
Çalışırken bile geçim sıkıntısı yaşadığını aktaran Bora, “Kızım bu yıl üniversite sınavına girdi. İlk 70 binde. Onun okul masrafları için para biriktirmeye çalışıyordum. Yıllık izinlerimi bile kullanmamaya çabaladım, ancak kullanmadığım yıllık izin paramı bile vermediler” dedi. Gün batımıyla birlikte fabrikadan ayrılan işçiler, vardiya değişimi için hazırlandı. Yunus Durdu’nun “Hadi herkes son bir halaya” çağrısı üzerine halaya durdular. Servislerine binip nöbet alanlarını diğer işçi arkadaşlarına devrettiler.

]]>
Metal işçisi kadınlar: “Eşitlikçi, kamucu sosyal politikalar istiyoruz” https://yenidunya.org/emek-gundemi/30541/metal-iscisi-kadinlar-esitlikci-kamucu-sosyal-politikalar-istiyoruz/ Tue, 23 Jul 2024 12:09:34 +0000 https://yenidunya.org/?p=30541 Birleşik Metal-İş Kadın Komisyonu, doğurganlık hızının düşmesi nedeniyle hükümetin gündemine aldığı doğum teşviki paketine ilişkin bir basın toplantısı düzenledi.
Metal işçisi kadınlar, KMO İstanbul Şubesi’nde yapılan toplantıda, “Doğum teşviki değil; eşitlikçi, kamucu sosyal politikalar istiyoruz. Kadınları ‘doğuma teşvik edeceği’ söylenen önlemlerin kadınların istihdamdaki varlığını, gelirlerini, statülerini etkilemesinden, toplumsal cinsiyet eşitsizliğini daha da derinleştirmesinden endişeliyiz” dedi.
Kadınların çalışma yaşamı üzerinde anne olmanın getirdiği olumsuz etkilere dikkat çeken metal işçisi kadınlar, “Hükümetin sorumluluğu bu olumsuz etkileri ortadan kaldırmaktır” diye konuştu.
 
Birleşik Metal-İş Kadın Komisyonu açıklaması şu şekilde:
 
Doğum Teşviki Değil,
Eşitlikçi, Kamucu Sosyal Politikalar İstiyoruz

TÜİK, 15 Mayıs’ta doğum verilerini paylaştı. Bu verilere göre 2001 yılında 2,38 olan doğurganlık hızı, yani bir kadının yaşamı boyunca dünyaya getirdiği ortalama çocuk sayısı, 2023 yılında 1,51’e düştü. Bir ülkede nüfusun azalma eğilimine girme eşiği ise 2,1. Türkiye’de doğurganlık hızı, 2016’dan bu yana bu eşiğin altında seyrediyor.
Bu veriler yayımlandıktan sonra, hükümet kanadından da açıklamalar geldi. Birtakım çalışmalar başlatacaklarını ve bu düşüşü önlemeye yönelik adımların atılacağını dillendirdiler. Bu adımların arasında, kadınların doğum izninin bir yıla çıkarılmasından başlayarak kadınları daha fazla doğuma teşvik edecek düzenlemelerin olduğundan söz ediliyor.
Hükümetin kadına bakışını, kadın-erkek eşitliğine olan mesafesini biliyoruz. Her fırsatta kadınların kazanılmış haklarına saldırdığına yıllardır tanıklık ediyoruz.
Şimdi de, kadınları “doğuma teşvik edeceği” söylenen önlemlerin kadınların istihdamdaki varlığını, gelirlerini, statülerini etkilemesinden, toplumsal cinsiyet eşitsizliğini daha da derinleştirmesinden endişeliyiz. Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin kadının insan haklarının ihlali olduğu, yaşamın her alanında kadını ikincilleştirdiği somut bir gerçek olarak önümüzde dururken ve uluslararası sözleşmeler hükümetleri bu eşitsizliği giderecek adımları atmakla sorumlu tutmuşken, birçok ülke eşitlikçi politikaları hayata geçirirken, hükümetin kamuoyuna yansıyan açıklamaları endişemizi daha da artırmıştır. 

Evde ve işte cinsiyetçi işbölümü
Biz metal sektöründe çalışan kadınlarız. Öncelikle kadınların doğurma ya da doğurmama hakkının temel bir hak olduğunu belirtmeliyiz. Bu nedenle kadınların doğurmaya ya da doğurmamaya özgürce karar verecekleri demokratik, kadının insan haklarına saygılı, kürtaj hakkının kısıtlanmadığı, doğum kontrol yöntemlerine ücretsiz erişimin olduğu bir toplumsal yaşamın tesis edilmiş olması gereklidir. Aksi halde merdiven altı uygulamalarla birlikte anne-bebek ölümlerinin artacağı unutulmamalıdır. 
Eşitlik politikalarının hâkim kılınmadığı toplumlarda anne olmak kutsallaştırılırken, bu durumun anne olan kadınların yaşamındaki olumsuz etkileri saymakla bitmiyor. Evde ve işte cinsiyetçi işbölümü, işe alımlardan başlamak üzere çalışma yaşamında ayrımcılık, şiddet, taciz ve ücret eşitsizliği, bunlardan bazılarıdır.
Öyle ki Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO),Türkiye’de çocuğu olan bir kadın ile çocuksuz bir kadın arasındaki ücret farkının yüzde 11 olduğunu tespit etmiş, benzer şekilde anne ile baba arasındaki ücret eşitsizliği oranının yüzde 19 olduğunu açıklamıştır. ILO, bu durumun kadınlara “annelik cezası” olduğunun altını çizmiştir. 

Çocuk bakımı kadınları istihdamdan koparıyor
Sosyal bir devlet anlayışının gereği olarak, kadınların karşılaştığı tüm bu olumsuzlukların ortadan kaldırılması için hareket edilmelidir. 
Çocuk doğurmanın birçok kadını istihdamdan çıkardığı, evli kadınların istihdama girişinin daha düşük olduğu TÜİK verileri ile tespit edilmiştir. Kadın-erkek 2023 istihdam verilerine bakıldığında kadınların istihdamdaki oranı %31,3 iken, bu oran erkeklerde %65,7, yani kadınların iki katından fazla olarak gerçekleşti. 2022 yılında hanesinde 3 yaşın altında çocuğu olan 25-49 yaş grubundaki kadınların istihdam oranının %28, erkeklerin istihdam oranının ise %90,5 olduğu görüldü. Bu veriler açıkça gösteriyor ki, doğum sonrası çocuk bakımının tümüyle kadının üzerine bırakılması kadını istihdamdan çıkarıyor.

Sosyal ve kamusal politikalar oluşturulsun
Toplumsal cinsiyet rolleri, ev işlerini ve çocuk bakımından başlayarak ev içindeki bireylerin bakım yükünü kadınların omzuna yıkıyor. Hükümet, kamusal politikalarla bu yükü kadınların omuzlarından alacak ve toplumda eşitlik fikrini güçlendirecek yapısal adımlar atmak ve kamusal hizmetler sunmak yerine esnek çalışma biçimlerini kadınların önüne bir tercih ve çözüm olarak sunuyor. Bu da kadın emeğinin iki kat sömürülmesini pekiştiriyor.
Hükümetin sorumluluğu, bu tabloyu kadının lehine değiştirmek için girişimlerde bulunmaktır.
Uygulamaya alınacak programların, kadınların kendi bedenleri üzerinde söz ve karar sahibi olma hakkına saygı temelinde, kadın işçilerin istihdamdaki varlıklarını koruyacak/teşvik edecek sosyal ve kamusal politikalardan oluşması gerekmektedir.

Talepler
Toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamak, doğum ve sonrasında cinsiyet rollerinin kadınların çalışma yaşamı üzerindeki olumsuz etkilerini ortadan kaldırmak için Birleşik Metal-İş Sendikası Kadın Komisyonu olarak aşağıdaki önlemlerin alınması gerektiğini düşünüyoruz:
1-Toplumsal cinsiyet eşitliği, tüm politikaların temeli haline getirilmelidir. Çocuk bakımının sadece kadının sorunu/sorumluluğu olduğu anlayışı terk edilmeli; bu konuda devlet, işveren ve eşlerin bu sorumluluğu paylaştığı eşitlikçi bir yaşam tesis edilmelidir.
2-Yasal doğum izinlerine ek olarak uzatılması düşünülen her süre, anne ve baba arasında eşit olarak kullanılmalıdır. Ebeveyn izinleri hayata geçirilmelidir.
3-Nitelikli, yaygın ve ücretsiz kreşler/gündüz bakım evleri yaygınlaştırılmalıdır. Tüm organize sanayi bölgelerinde 24 saat açık, nitelikli ve ücretsiz kreşler açılmalıdır.
4-“Gebe veya Emziren Kadınların Çalıştırılma Şartlarıyla Emzirme Odaları ve Çocuk Bakım Yurtlarına Dair Yönetmelik” toplumsal cinsiyet eşitliği perspektifiyle yeniden ele alınmalıdır. İşyerlerinde emzirme odası zorunluluğu için yönetmelikte bulunan en az 100 kadının çalışması şartı kaldırılmalıdır. Yine kreş için 150’den fazla kadının çalışması şartı da kaldırılarak erkek işçilerin kreş hakkından faydalanması sağlanmalıdır.
5-Esnek, güvencesiz, kayıtdışı çalışma biçimleri terk edilmelidir. Kadınlar için güvenceli, düzenli işler yaratılmalıdır.
6-Çocuk bakımı ile yaşlı bakımı için gerekli sosyal politikaların yokluğunda, kadınların evden çalışmaya ve esnek-güvencesiz çalışma biçimlerine itilmesi engellenmelidir.
7-Eşdeğerde işe eşit ücret prensibi hayata geçirilmeli ve doğum nedeniyle kadınların ücretlerinin, işyerindeki statülerinin, terfi süreçlerinin olumsuz etkilenmesine karşı önlemler alınmalıdır.
8-Kadın işçinin doğum nedeniyle ücretsiz izin kullanması ya da işten ayrılması sonrası tekrar aynı işe dönmek istemesi durumunda kadına gerekli destek sağlanmalı ve emsal ücret üzerinden ücretlendirme yapılmalıdır.
9-Çocuk 1 yaşına gelinceye kadar kadınlar tarafından kullanılan ve günlük 1,5 saat olarak düzenlenmiş süt izinleri, talep halinde toplu kullandırılmalıdır. Anne sütünün depolanabildiği günümüz koşullarında babaların da bu izni kullanmasının önü açılmalıdır.
10-Tek başına çocuk büyüten kadın işçilere ekonomik destek verilmeli, vergi indirimleri sağlanmalıdır.
11-Çocukların ihtiyaçları için alınacak günlük izinler anne ve baba arasında eşit olarak kullandırılmalıdır.
12-Bebeklerin gelişimi için gerekli temel gıdalar/malzemeler ücretsiz sağlamalıdır. Paralı eğitimden vazgeçilmeli, okul çağındaki çocukların nitelikli eğitime erişimi ücretsiz olmalıdır.
13-Annelerin ve bebeklerin tüm sağlık kurumlarından ücretsiz sağlık hizmeti alması sağlanmalıdır.
14-Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) “183 Sayılı Anneliğin Korunması”, “156 Sayılı Aile Sorumlulukları olan Kadın ve Erkek İşçilere Eşit Davranılması ve Eşit Fırsatlar Tanınması” adlı sözleşmeleri onaylanmalıdır.
15-Sendikalaşma oranı, kadın işçiler arasında yüzde 8 civarındadır. Sendikalaşmanın önündeki tüm engeller kaldırılmalı, kadınların toplu pazarlık hakkını kullanarak çalışma yaşamında refahlarını yükseltecek müzakere gücüne erişimlerinin önü açılmalıdır.

Biz metal işçisi kadınlar olarak, çalışma yaşamı başta olmak üzere, tüm yaşamın eşitlikçi, sosyal ve kamucu politikalarla yeniden düzenlenmesi gerektiğinin altını çiziyoruz. Ev işleri, bakım işleri sadece kadınların sorumluluğu değildir. Biz başka bir hayatın mümkün olduğuna inanıyoruz. Sendikaları, siyasi partileri ve demokratik kitle örgütlerini yaşamın her alanında eşitlikçi politikaların hayata geçirilmesi için harekete geçmeye çağırıyoruz.

]]>