isig – Yeni Dünya https://yenidunya.org Yeni Günün Habercisi Thu, 12 Mar 2026 09:01:27 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.8.5 https://yenidunya.org/wp-content/uploads/2022/02/cropped-YD-ikon-512-1-75x75.png isig – Yeni Dünya https://yenidunya.org 32 32 Şubat ayında en az 126 işçi hayatını kaybetti https://yenidunya.org/emek-gundemi/33895/subat-ayinda-en-az-126-isci-hayatini-kaybetti/ Thu, 12 Mar 2026 09:01:26 +0000 https://yenidunya.org/?p=33895 İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG) Şubat 2026 iş cinayetleri raporunu açıkladı.
Rapora göre, şubat ayında en az 126 işçi hayatını kaybetti. Böylece 2026 yılının ilk iki ayında iş cinayeti sayısı (Ocak 155, Şubat 126) 281’e ulaştı.

Raporda yer alan veriler şöyle:
•Şubat ayında en çok iş cinayeti 27 ölümle inşaat işkolunda meydana geldi. İkinci sırada 21 ölümle taşımacılık işkolu var. Üçüncü sırada ise 12 ölümle ticaret/büro/eğitim işkolu geliyor. İş cinayetlerine sektörel olarak baktığımızda ise sanayide 49 işçi, hizmette 40 işçi, inşaatta 30 işçi ve tarımda 7 işçi hayatını kaybetti.
•Ölüm nedenlerinde ilk sırada ise yarısının taşımacılık işkolunda meydana geldiği trafik, servis kazaları nedenli ölümler bulunuyor. İkinci sırada yüksekten düşmeler var. Bu ölümlerin yüzde 67’si inşaatlarda meydana geldi. Üçüncü sırada ise inşaat, maden ve metalde görülen ezilme ve göçük nedenli ölümler var.
•En çok iş cinayeti Denizli, İstanbul, Antalya, Erzurum, Hatay, Aydın, Kocaeli, Zonguldak, Amasya, Ankara, Bursa, Manisa, Sakarya, Sivas ve Şanlıurfa gibi sanayi merkezleri olan, tarımsal üretim veya inşa faaliyetlerinin yoğunlaştığı şehirlerde meydana geldi.
•İş cinayetlerinde ölenlerin 3’ü kadın işçiydi. Ölen kadınların ikisi sağlık biri metal işkollarında çalışıyordu.
•Şubat ayında en az 6 göçmen işçi (ikisi İranlı, ikisi Suriyeli, biri Azerbaycanlı, biri Pakistanlı) hayatını kaybetti. Göçmen işçilerin ikisi inşaat, ikisi taşımacılık, biri gıda ve biri konaklama işkollarında çalışıyordu.
•Ölen işçilerin en az 1’si (yüzde 0,79) sendika üyesi, 123’ü (yüzde 99,21) sendikasız. Sendikalı işçi iletişim işkolunda çalışıyordu.

Şubat ayında en az 126 işçi hayatını kaybetti

İş cinayetlerinin işkollarına göre dağılımı:
İnşaat, Yol işkolunda 27 işçi; Taşımacılık işkolunda 21 işçi; Ticaret, Büro, Eğitim, Sinema işkolunda 12 işçi; Metal işkolunda 10 işçi; Madencilik işkolunda 8 işçi; Belediye, Genel İşler işkolunda 8 işçi; Tarım, Orman işkolunda 7 emekçi (4 işçi ve 3 çiftçi); Gıda, Şeker işkolunda 5 işçi; Ağaç, Kağıt işkolunda 4 işçi; Sağlık, Sosyal Hizmetler işkolunda 4 işçi; Konaklama, Eğlence işkolunda 4 işçi; Enerji işkolunda 3 işçi; Savunma, Güvenlik işkolunda 3 işçi; Tekstil, Deri işkolunda 2 işçi; İletişim işkolunda 2 işçi; Banka, Finans, Sigorta işkolunda 1 işçi; Çimento, Toprak, Cam işkolunda 1 işçi; Elimizdeki veriler ışığında çalıştığı işkolunu belirleyemediğimiz 4 işçi hayatını kaybetti…

İş cinayetlerinin nedenlerine göre dağılımı:
Trafik, Servis Kazası nedeniyle 36 işçi; Yüksekten Düşme nedeniyle 19 işçi; Ezilme, Göçük nedeniyle 18 işçi; Kalp Krizi, Beyin Kanaması nedeniyle 17 işçi; İntihar nedeniyle 10 işçi; Elektrik Çarpması nedeniyle 6 işçi; Zehirlenme, Boğulma nedeniyle 6 işçi; Kesilme, Kopma nedeniyle 3 işçi; Patlama, Yanma nedeniyle 2 işçi; Nesne Çarpması, Düşmesi nedeniyle 2 işçi; Şiddet nedeniyle 2 işçi; Diğer nedenlerden dolayı 5 işçi hayatını kaybetti…

İş cinayetlerinin yaş gruplarına göre dağılımı:
18-29 yaş arası 29 işçi,
30-49 yaş arası 52 işçi,
50-64 yaş arası 31 işçi,
65 yaş ve üstü 7 işçi,
Yaşı belirlenemeyen 7 işçi hayatını kaybetti…

İş cinayetlerinin bölgelere göre dağılımı:
Şubat ayında Türkiye’nin 52 şehrinde ve yurtdışında dört ülkede (kısa vadeli çalışmak için gidilen veya Türkiye menşeili şirketlerde çalışan) iş cinayeti gerçekleştiği tespit edildi;
9 ölüm Denizli’de; 8 ölüm İstanbul’da; 6’şar ölüm Antalya, Erzurum ve Hatay’da; 5 ölüm İzmir’de; 4’er ölüm Aydın, Kocaeli ve Zonguldak’ta; 3’er ölüm Amasya, Ankara, Bursa, Manisa, Sakarya, Sivas ve Şanlıurfa’da; 2’şer ölüm Balıkesir, Çankırı, Gaziantep, Hakkari, Kayseri, Kırklareli, Kütahya, Mardin, Ordu, Samsun, Van, Yozgat ve Bulgaristan’da; 1’er ölüm Adana, Afyon, Artvin, Bartın, Çanakkale, Diyarbakır, Düzce, Edirne, Erzincan, Eskişehir, Giresun, Kahramanmaraş, Karabük, Karaman, Kilis, Konya, Muğla, Niğde, Osmaniye, Siirt, Tekirdağ, Tokat, Trabzon, Uşak, Azerbaycan, Gürcistan ve Irak’ta meydana geldi…

]]>
Et ve kemikten gerçekler: 2105 Can ve Ocak direnişlerinin ardından https://yenidunya.org/yazarlar/tarik-yuce/33743/et-ve-kemikten-gercekler-2105-can-ve-ocak-direnislerinin-ardindan/ Sat, 31 Jan 2026 14:38:58 +0000 https://yenidunya.org/?p=33743 Sermaye sınıfı için hayat, soğuk kâr-zarar cetvellerine sığdırılan bir maliyet hesabından ibarettir. Bu tablolarda işçi sağlığı “yük”, işçinin geçim talebi “risk”, grev ise “türlü hileler ile çiğnenebilecek bir anayasal hak” olarak kodlanır. Geride bıraktığımız Ocak ayı, Türkiye sanayi havzalarından, lojistik depolarından ve emekli lokallerinden yükselen sesle; bu antetli yalanların, yani sermaye çevrelerinin tek taraflı dayatmalarının işçi iradesi karşısında nasıl dize geldiğine tanıklık etti.

Açlık sınırı değil, yaşam savaşı
​Yıla yoksulluğun ağır gölgesiyle başladık. Bugün Türkiye’de yoksulluk sadece bir istatistik değil; her sabah kurulan o eksik kahvaltı sofralarının adıdır. Asgari ücretin açlık sınırıyla köşe kapmaca oynadığı bu düzende, işçiler sadece zam değil, çalınan geleceklerini geri istiyor. Bu yangına bir odun da emekliler cephesinden atılıyor. Emeklilerin “Mutfakta yangın var!” isyanı, işçi sınıfının direnişiyle birleşen devasa bir yoksulluk barikatına dönüşüyor.

İSİG raporu: Sendikasızlık ölümdür!
​2025 yılı bilançosu, iş cinayetlerinin bir “rejim” haline geldiğini kanıtlıyor. Geçtiğimiz yıl en az 2105 işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti. Bu ölümlerin yüzde 97,63 gibi sarsıcı bir oranı sendikasız işçilerden oluşuyor. Rakamlar en çıplak haliyle bağırıyor: Sendikasız bırakılmak, güvencesiz çalışmak ve örgütsüz kalmak işçiyi ölüme mahkûm ediyor. İstanbul’da 277, İzmir’de 75 canımızı bıraktığımız bu kanlı harita, sermayenin “önlem aldık” masallarını yerle bir etmeye yetiyor.

​Çocuk İşçiliği: 94 tabut, 94 gelecek
​2025’te tam 94 çocuk işçi can verdi. MESEM’ler aracılığıyla çocukların “eğitim” kılıfıyla fabrikalara sürülmesi, sömürünün yaşını 10-11’e kadar düşürdü. Sermaye için “ucuz ve bedava iş gücü” olan o çocuklar, bu cinayet rejiminin en savunmasız kurbanları oldu. Çocuklarımızı fabrikalara değil, güvenli bir geleceğe hazırlamak ancak işçi sınıfının topyekûn mücadelesiyle mümkündür.

Direniş hattı: McDonald’s kazanımından Temel Conta inadına
​Ocak ayı, işçinin kendi gerçeğini yazdığı kıymetli eşiklerle dolu bir ay oldu. Nakliyat-İş öncülüğünde McDonald’s/HAVI Lojistik depolarında yürütülen mücadele, 24 Ocak’ta grev kararlılığıyla masada önemli bir kazanıma dönüştü. İşçinin NACE kodunu değiştirerek sendikal yetkiyi kırmak isteyen kurnazlıklara, şube önlerindeki oturma eylemleriyle cevap verildi. Yüzde 40’lık ücret artışı ve ikramiye haklarıyla sonuçlanan bu süreç, sınıf dayanışmasının somut bir karşılığı oldu.

​Sektörel olarak farklı kulvarlarda olsa da aynı kararlılık sanayi havzalarından da yankılandı. DGD-SEN üyesi Migros depo işçileri sefalet zammına karşı haysiyetli bir barikat kurarken, Ocak ayının son günlerinde metal sektöründe büyük bir irade sergilendi. Birleşik Metal-İş üyesi binlerce işçinin elini şaltere uzatması, sermayeyi bir kez daha geri adım atmaya zorladı. Raporlardaki soğuk rakamların ötesindeki bu et ve kemikten gerçekler; 400 günü deviren Petrol-İş üyesi Temel Conta inadından Tüvtürk direnişine kadar pişen o ortak iradenin farklı alanlardaki yansımalarıdır.

Geleceği direnişle kurmak: Sendikada birleşelim!
​Şubat ayına girerken karşımızdaki tablo net: Bir yanda raporlanan o 2105 iş cinayetini “kaza” diye yutturanlar, diğer yanda bu düzene şalteri indirerek cevap verenler var.

Unutulmamalıdır ki; patronun tek taraflı kurgusu ancak işçi susarsa gerçeklik kazanır. Ama görüyoruz ki; artık kimse susmuyor. Ne makineleri çalınmaya çalışılan Temel Conta işçisi, ne hakkını arayan emekli, ne de sendikasızlığın ve çocuk işçiliğinin hesabını soran sınıf kardeşleri… Türkiye’nin dört bir yanında yükselen tüm direnişleri selamlıyoruz!

​Yalnız başımıza bir istatistik, yan yana geldiğimizde ise dünyayı durduracak bir gücüz. Ölenlerin %97’sinin sendikasız olduğu bu düzende, hayatta kalmanın ve hakkımızı almanın tek yolu örgütlü mücadeledir. Fabrikalarda, depolarda, ofislerde ve her iş kolunda; yanımızdaki arkadaşımızın elini tutmaya, sendikalarımızda birleşmeye ve bu sömürü çarkına “dur” demeye çağırıyoruz.

]]>
İSİG: 2025 yılında en az 2105 işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti https://yenidunya.org/emek-gundemi/33614/isig-2025-yilinda-en-az-2105-isci-is-cinayetlerinde-hayatini-kaybetti/ Fri, 09 Jan 2026 10:03:12 +0000 https://yenidunya.org/?p=33614 2025 yılında iş cinayetlerinde 138 kadın işçi ve 1967 erkek işçi hayatını kaybetti… İş cinayetlerinde ölenlerin 50’si (yüzde 2,37) sendikalı işçi, 2055’i ise (yüzde 97,63) sendikasız işçi

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi, 2025 yılı iş cinayetleri raporunu açıkladı.
2025 yılında en az 2 bin 105 işçinin, her gün ‘en az’ 6 işçinin iş cinayetlerinde hayatını kaybettiği belirtilen raporda şu bilgilere yer verildi:
“Pandemi döneminden sonra en çok işçi ölümü 2025 yılında gerçekleşti. Bu duruma yıllardır ifade ettiğimiz Türkiye’deki ‘olağanlaştırılmış bir iş cinayetleri rejimi’nin sonucu olarak bakmak lazım. Zira çalışma koşulları ağırlaşıyor, işçiler daha fazla sömürülüyor ve bu durum iş cinayetlerine yol açıyor. Tek bir failden, tek bir cinayet mahallinden, tek bir nedenden söz edemeyeceğimiz için; arka planında devlet aygıtının, idari ve yargısal mekanizmaların, üretim ilişkilerinin ve sermaye birikim modelinin bulunduğu bir durum bu.
Kamu veya özel sektör, güvenceli veya atipik istihdam, çocuk veya yaşlı, yerli veya göçmen, kır veya kent fark etmeksizin iş cinayetleri rejimi ölçeği mekan ve zaman boyutunda hızla yoğunlaşıyor. İş cinayetleri an itibarıyla sadece işyerlerinde işçi sağlığı ve iş güvenliği (İSİG) önlemleriyle durdurulabilecek aşamayı geride bıraktı. İş cinayetleri çok katmanlı ve çok boyutlu bir olgu olup, temelde bir sonuçtur.
Ana hatlarıyla iş cinayeti rejiminin kolonları; neoliberal politikalar, uluslararası iş bölümünde Türkiye’nin ucuz emek rezervi rolü, organize sanayi bölgeleri (OSB) ve özel endüstri bölgeleri ile Anadolu’nun ‘küresel fabrikaya’ dönüşmesi, kamunun varlıklarına el koyarak devam eden ilkel birikim, grevlerin ve işçi direnişlerinin engellenmesidir.”

2025 yılında iş cinayetlerinin aylara göre dağılımı şöyle:
Ocak ayında en az 180 işçi,
Şubat ayında en az 129 işçi,
Mart ayında en az 158 işçi,
Nisan ayında en az 158 işçi,
Mayıs ayında en az 178 işçi,
Haziran ayında en az 161 işçi,
Temmuz ayında en az 212 işçi,
Ağustos ayında en az 196 işçi,
Eylül ayında en az 208 işçi,
Ekim ayında en az 171 işçi,
Kasım ayında en az 219 işçi,
Aralık ayında en az 135 işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti…

İSİG: 2025 yılında en az 2105 işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti

2025 yılında iş cinayetlerinin istihdam biçimlerine göre dağılımı şöyle:
1761 ücretli (işçi ve memur) ve 344 kendi nam ve hesabına çalışan (çiftçi ve esnaf) hayatını kaybetti. Yani ölenlerin yüzde 84’ünü ücretliler yüzde 16’sını ise kendi nam ve hesabına çalışanlar oluşturuyor…
•Ücretli ölümlerinde istihdam biçimini tam olarak belirleyemiyoruz. Örneğin bir hastanede çalışırken ölen bir emekçinin kadrolu mu, sözleşmeli mi ya da taşeron mu olduğunu çoğu zaman tespit edemiyoruz. Diğer yandan ücretlilerin (işçi ve memur) ölümünün büyük bir çoğunluğunu (yüzde 90-95) işçilerin oluşturduğunu söylemeliyiz.
•SGK son yıllarda kendi nam ve hesabına çalışanların ölümlerini ‘iş kazası istatistikleri’ne eklese de iki elin parmaklarını geçmiyor. Örneğin 2024 yılı için SGK’nın açıkladığı 4-b’li ölüm sayısı çiftçiler için sıfır esnaflar için sekiz. Oysa biz iş cinayetleri istatistiklerinde çiftçi ve esnafların çalışırken ölümlerini de düzenli olarak kayıt altına alıyoruz. Bu yıl 231 çiftçi ve 113 esnaf ölümünü kayıt altına almışız ki bu ölümlerinde en az olduğunu tekrar belirtelim.
•Çiftçilerin ölümlerini tarım işkoluna kaydederken kendi nam ve hesabına çalışan ölümlerinin büyük bir çoğunluğunu ise ticaret işkoluna kaydediyoruz.
•Kadın hareketinin bir talebi ve kazanımı olarak son dört yıldır, ‘ev hanımı’ diye tabir edilen ‘ücretsiz ev işçileri’nin çalışırken (özellikle cam silerken düşme) ölümlerini de (bu yıl 14 ölüm kaydetmişiz) kendi nam ve hesabına notunu düşerek genel işler işkolunda kayıt altına alıyoruz.
•Ölen çiftçilerin büyük bir çoğunluğunun 50 yaş üstü olduğunu belirtmeliyiz. Diğer yandan genç işçi ölümlerinin yüzde 90’dan fazlasını ise ücretliler oluşturuyor. Bu durum geçmiş yıllara göre bugün gençlerin ücret dışında bir gelir (iş) sahibi olamadığını ve yaşamak için çalışmak zorunda olduklarını gösteriyor.

2025 yılında iş cinayetlerinin işkollarına göre dağılımı şöyle:
İnşaat, Yol işkolunda 493 işçi;
Tarım, Orman işkolunda 414 emekçi (183 işçi ve 231 çiftçi);
Taşımacılık işkolunda 272 işçi;
Ticaret, Büro, Eğitim, Sinema işkolunda 144 emekçi;
Belediye, Genel İşler işkolunda 125 işçi;
Metal işkolunda 108 işçi;
Konaklama, Eğlence işkolunda 103 işçi;
Madencilik işkolunda 61 işçi;
Enerji işkolunda 48 işçi;
Petro-Kimya, Lastik işkolunda 45 işçi;
Gıda, Şeker işkolunda 43 işçi;
Savunma, Güvenlik işkolunda 33 işçi;
Tekstil, Deri işkolunda 32 işçi;
Çimento, Toprak, Cam işkolunda 30 işçi;
Sağlık, Sosyal Hizmetler işkolunda 30 işçi;
Gemi, Tersane, Deniz, Liman işkolunda 26 işçi;
Ağaç, Kâğıt işkolunda 19 işçi;
Banka, Finans, Sigorta işkolunda 4 işçi;
İletişim işkolunda 3 işçi;
Basın, Gazetecilik işkolunda 3 işçi;
Eldeki veriler ışığında çalıştığı işkolu belirlenemeyen 69 işçi hayatını kaybetti…

2025 yılında iş cinayetlerinin sektörlere göre dağılımı şöyle:
Sanayi sektöründe 691 işçi,
İnşaat sektöründe 521 işçi,
Hizmet sektöründe 478 işçi,
Tarım sektöründe 415 işçi hayatını kaybetti…
(Taşımacılık işkolundaki 272 iş cinayetinin 217’sini sanayi ve 55’ini hizmet; Belediye, Genel İşler işkolundaki 125 iş cinayetinin 99’unu hizmet, 17’sini sanayi ve 9’unu inşaat; işkolunu bilmediğimiz 69 iş cinayetinin 45’ini sanayi, 19’unu inşaat, 4’ünü hizmet ve 1’ini tarım sektörü olarak dağıtıldı.)

2025 yılında iş cinayetlerinin nedenlerine göre dağılımı şöyle:
Trafik, Servis Kazası nedeniyle 466 işçi;
Ezilme, Göçük nedeniyle 374 işçi;
Yüksekten Düşme nedeniyle 354 işçi;
Kalp Krizi, Beyin Kanaması nedeniyle 299 işçi;
Elektrik Çarpması nedeniyle 95 işçi;
Şiddet nedeniyle 92 işçi;
İntihar nedeniyle 89 işçi;
Patlama, Yanma nedeniyle 81 işçi;
Zehirlenme, Boğulma nedeniyle 65 işçi;
Nesne Çarpması, Düşmesi nedeniyle 45 işçi;
Kesilme, Kopma nedeniyle 8 işçi;
Diğer nedenlerden dolayı 137 işçi hayatını kaybetti…

2025 yılında iş cinayetlerinin yaş gruplarına göre dağılımı şöyle:
14 yaş ve altı 26 çocuk işçi,
15-17 yaş arası 68 çocuk/genç işçi,
18-29 yaş arası 382 işçi,
30-49 yaş arası 874 işçi,
50-64 yaş arası 558 işçi,
65 yaş ve üstü 126 işçi,
Yaşı belirlenemeyen 71 işçi hayatını kaybetti…

2025 yılında bölgelere göre iş cinayetleri dağılımı şöyle:
2025 yılında Türkiye’nin 79 şehrinde (Bayburt ve Tunceli hariç) ve yurtdışında yirmi altı ülkede (kısa vadeli çalışmak için gidilen veya Türkiye menşeili şirketlerde çalışan) iş cinayeti gerçekleştiği tespit edildi.
277 ölüm İstanbul’da; 75 ölüm İzmir’de; 71 ölüm Antalya’da; 65 ölüm Ankara’da; 64 ölüm Hatay’da; 62 ölüm Bursa’da; 60 ölüm Sakarya’da; 49 ölüm Kocaeli’nde; 48 ölüm Manisa’da; 47 ölüm Muğla’da; 46’şar ölüm Denizli ve Şanlıurfa’da; 45’er ölüm Gaziantep ve Mersin’de; 44 ölüm Konya’da; 40 ölüm Kahramanmaraş’ta; 38 ölüm Malatya’da; 37 ölüm Diyarbakır’da; 35 ölüm Aydın’da; 34’er ölüm Adana, Ordu ve Samsun’da; 31 ölüm Balıkesir’de; 30 ölüm Tekirdağ’da; 29 ölüm Sivas’ta; 27 ölüm Çorum’da; 25 ölüm Giresun’da; 24 ölüm Çanakkale’de; 22 ölüm Adıyaman’da; 21’er ölüm Aksaray, Rize, Şırnak ve Trabzon’da; 20’şer ölüm Erzurum, Eskişehir, Mardin ve Osmaniye’de; 19’ar ölüm Düzce, Isparta, Kütahya ve Zonguldak’ta; 18 ölüm Kayseri’de; 17 ölüm Bolu’da; 16 ölüm Batman’da; 14’er ölüm Burdur, Edirne, Kastamonu, Niğde ve Uşak’ta; 13 ölüm Afyon’da; 11 ölüm Nevşehir’de; 10’ar ölüm Bartın, Elazığ, Hakkari, Karaman ve Yozgat’ta; 9’ar ölüm Amasya, Artvin, Bilecik ve Tokat’ta; 8’er ölüm Ağrı, Kırıkkale, Kırşehir ve Yalova’da; 7 ölüm Siirt’te; 6’şar ölüm Çankırı, Karabük, Muş ve Sinop’ta; 5’er ölüm Bitlis ve Kars’ta; 4’er ölüm Ardahan, Erzincan, Kırklareli ve Van’da; 3’er ölüm Bingöl, Gümüşhane ve Iğdır’da; 1 ölüm Kilis’te; 51 ölüm Yurtdışında (9 Irak, 4 Kuzey Kıbrıs, 4 Suudi Arabistan, 3 Gürcistan, 3 İsrail, 3 Rusya, 2 Almanya, 2 Bulgaristan, 2 Filistin, 2 Kazakistan, 2 Sırbistan, 1 Burkina Faso, 1 Cezayir, 1 Gine, 1 İran, 1 Hırvatistan, 1 İspanya, 1 İtalya, 1 Karadağ, 1 Kuveyt, 1 Liberya, 1 Malta, 1 Mısır, 1 Romanya, 1 Slovakya, 1 Ukrayna) meydana geldi…

2025 yılında iş cinayetlerinde 91 mülteci/göçmen işçi hayatını kaybetti
Bu işçilerin geldikleri ülkeler şöyle:
33 işçi Suriyeli; 12 işçi Afganistanlı; 9 işçi Türkmenistanlı; 8 işçi İranlı; 7 işçi Mısırlı; 5 işçi Azerbaycanlı; 4 işçi Iraklı; 2’şer işçi Filistinli, Kenyalı, Özbekistanlı, Pakistanlı ve Ukraynalı; 1’er işçi Endonezyalı, Moldovalı ve Rusyalı…

]]>
2024-2025 eğitim öğretim yılında en az 72 çocuk işçi hayatını kaybetti https://yenidunya.org/emek-gundemi/33121/2024-2025-egitim-ogretim-yilinda-en-az-72-cocuk-isci-hayatini-kaybetti/ Fri, 19 Sep 2025 10:41:39 +0000 https://yenidunya.org/?p=33121 Mesleki eğitime değil çocuk işçiliğe karşıyız…

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG), yeni öğretim yıl başlangıcı ile “Çocuk İşçiliği” raporu hazırladı.
İSİG raporunda 2024-2025 öğrenim döneminde yaşanan çocuk işçi cinayetleri ve öneriler yer aldı. Raporda MESEM programı için “Mesleki eğitim, sermaye için ucuz işçiliktir” denildi.

“Bir çocuğun bile burnunun kanaması kabul edilemez”
Raporda şunlar yer aldı:
Yeni eğitim öğretim yılı 8 Eylül Pazartesi günü başladı. Öncelikli olarak çocuklarımıza, gençlerimize başarılar diliyoruz…
Bu yıl iki çocuk işçilik raporu hazırladık. 28 Nisan İş Cinayetlerinde Ölenleri Anma ve Yas Günü’nde “Çocuk İşçiliği İle Mücadeleye” ekseninde Ankara, Kocaeli ve İstanbul’da kitlesel basın açıklamaları yaptık. Temel amacımız, çalışma yaşının hızla 18 yaşın altına çekilmesine ve bunun normalleştirilmesine; çocukların tarımda, sanayide, inşaatta, sokakta çalışırken ölmesine; MESEM adı altında mesleki eğitimle alakası olmayan bir uygulamanın yüzbinlerce çocuğu ucuz ve güvencesiz işçi yapmasına… özetle devlet ve sermayenin çocuk işçilik politikalarına dikkat çekmek ve buna karşı mücadele etmekti. Çünkü bizim için Türkiye’de bir çocuğun bile burnunun kanaması veya mutsuz olması kabul edilemez.
Aşağıda 2024 Eylül-2025 Ağustos eğitim öğretim yılında meydana gelen çocuk işçi ölümleri üzerinden bazı değerlendirmeler yapacağız. Okul dönemleri Bakanlık tarafından güllük gülistanlık gösterilse de olumsuz anlamda önemli değişimler var.

Son bir yılda en az 72 çocuk işçi hayatını kaybetti
Yüzde 25’ini yerel kaynaklardan ve bize gelen bildirimlerden öğrendiğimiz kadarıyla 2024 Eylül-2025 Ağustos döneminde en az 72 çocuk çalışırken hayatını kaybetti. Yani bu eğitim-öğretim yılında bir evvelki eğitim-öğretim dönemine göre çocuk işçi ölümü yüzde 10 arttı. (Geçen dönem 66 çocuk işçi hayatını kaybetmişti) Bu durum çocuk işçiliğinin yoksulluk-güvencesizlik ekseninde derinleştiğinin önemli bir göstergesidir.
Her ne kadar yasalarımızda belli tanımlamalar olsa da (15-18 yaş genç işçilik) bizler uluslararası tanımı baz alıyoruz. Çocuk işçi olarak kastettiğimiz yaş grubu 18 yaşını doldurmamış olan çocuklarımız. (Daha evvel çıkardığımız raporlarda bu konuya ayrıntılı olarak değinmiştik.) Bunun yanında resmi bir kurum olmamamızın getirdiği kısıtlardan dolayı ölen çocukların yaşını ay ve gün olarak tespit etmemiz mümkün değil. Basında yer alan 18 yaşında ölen işçileri “yaşını doldurmuş” olarak kabul ediyoruz. Ancak bazen yaşını doldurmamış olan çocuklar için de 18 yaşında denebiliyor. Bu yüzden ayrıca 2024 Eylül-2025 Ağustos döneminde 18 yaşında olan 14 işçinin daha hayatını kaybettiğini belirtmeliyiz. Bu işçilerin de bir kısmı “çocuk işçi” tanımlaması içinde yer alabilir…

Çocuk işçiliğinin ana omurgası kırlardan kentlere kaymıştır
Son bir yılda tarım sektöründe 20 çocuk (14 işçi ve 6 çiftçi), sanayi sektöründe 19 çocuk, inşaat sektöründe 17 çocuk ve hizmet sektöründe 16 çocuk çalışırken hayatını kaybetti. Oransal olarak baktığımızda tüm çocuk işçi ölümlerinin yüzde 28’i tarımda meydana geldi. Haziran ayında açıkladığımız son 12 yılı kapsayan çocuk iş cinayetleri raporunda ise bu oran ortalama olarak yüzde 53’tü. Yani ilk raporlarımızı çıkardığımız dönemde (2013-2014 yıllarında) yüzde 65 civarında olan tarımdaki çocuk işçi ölüm oranı bugün yine ilk sırada olmasına rağmen yüzde 28’e gerilemiş durumda.
Tabi, bu noktada kırsal yoksulluk bitmediği gibi derinleşerek devam ediyor, altını çizelim. ILO ve Almanya Çalışma Bakanlığı Heyetleri tarımda çocuk işçiliğini önleme amacıyla lanse edilen, devlet yetkilileriyle kol kola poz verdikleri Karadeniz ziyaretleri basında yer alırken tarımda ölen 20 çocuk görülmüyor. Hayali, bisiklet almak olan 12 yaşındaki Harranlı fındık işçisi Zeliha’nın yaşını araştırmalarımız sonucu bir ay sonra öğrenebildik. Ya beraber öldükleri 13 yaşındaki İbrahim ve 16 yaşındaki Abdullah’ın çocuk oldukları bilgisi paylaşıldı mı? 40-50 derece sıcakta çalışırken serinlemek veya banyo yapma ihtiyacını karşılamak için dereye giren tarım işçisi çocuklar ölüyorlar. Onlar için ne yaptılar? PR yapmayın! Tarım işçisi çocukları yaşatmak için çalışın!
Diğer yandan güncel olarak belirleyici husus çocuk işçiliğin merkezinin artık kentler olmasıdır. Özellikle pandemi süreci ve 2021’in sonbaharında belirginleşen ekonomik kriz kentsel yoksulluğu yaygınlaştırıp derinleştiriyor. Bu durum özellikle MESEM’de gördüğümüz üzere bizzat devlet politikalarıyla kitleselleştirilen çocuk işçilik ve tüm Anadolu kentlerinde yoğunlaşan Organize Sanayi Bölgesi (OSB) gerçekliği artık çocuk işçi ölümlerini kent merkezlerine ve çeperlerine taşıyor. Artık çocuk işçiler her yerde. Her ailede veya sülalede bir çocuk çalışıyor, her sokakta tanıdık bir çalışan çocuk var. Üretimden gelen bu gerçeklik çocuk işçiliği “görünür” kılıyor ancak çocuk işçilik; eğitim, öğrenim, yetişecek eleman veya suçtan uzak tutmak argümanlarıyla “meşrulaştırılmaya çalışılıyor” ve sömürü ile ölümler maskeleniyor.

MESEM programına dair kısa bir hatırlatma
MESEM 2016 yılı sonuna kadar var olan ‘Çıraklık Eğitim Merkezleri’nin devamı niteliğindedir. Yani (4+4+4 modeliyle birlikte) eğitim sisteminin içine daha fazla entegre edilmiş ve kitleselleştirilmiş bir çocuk işçilik sisteminden bahsedebiliriz. MESEM kapsamındaki öğrencilerin 505 binini 18 yaşın altındaki çocuklar oluşturuyor. Yani çocuk işçilik “bir gün okulda dört gün işyerinde eğitim alma” uygulamasıyla meşrulaştırılıyor. Diğer yandan MESEM’ler sermayenin ucuz emek rezervlerini doldurmanın dışında doğrudan patronlara finansman desteğinin de bir aracıdır. MESEM’li işçi-öğrencilere verilen cüzi ücretler de kamu kaynaklarından karşılanmaktadır.
MESEM aracılığıyla ortaokulu bitiren öğrencileri örgün eğitimden kopararak haftanın (resmi olarak) dört günü bedava işgücü olarak patronların sömürüsüne sunan MEB, 2024 yılı yaz döneminde 18 şehirde “beceri geliştirme programı” adı altında 7. ve 8. sınıftan itibaren tüm öğrencilerin katılabileceği “zanaat atölyeleri” açmıştı. Bu adımı da Bursa, Sivas, Konya ve Burdur’da açılan “mesleki ortaokulları” takip etmişti. (Kesintisiz 8 yıllık eğitimin 4+4 olarak bölünmesindeki en önemli amaç İmam Hatip ortaokullarının açılmasıydı. Mesleki ortaokulları bu bölünmenin diğer ayağını oluşturdu.) Bu okulların önümüzdeki dönem yaygınlaştırılması hedefleniyor ve böylece mesleki eğitim yaşı 10 yaşa düşürülüyor…
Son iki eğitim-öğretim yılında MESEM adı altında sanayide veya inşaatlarda çalışırken en az 15 öğrenci/çocuk işçinin hayatını kaybettiğini hatırlatalım. (Ayrıca aynı dönemde MTAL, Ticaret, Denizcilik vb. liseler kapsamında staj yaparken hayatını kaybeden en az 7 çocuk işçi daha var.)

Mesleki eğitim, sermaye için ucuz işçiliktir
Bu noktada çocuk emeğinin yasallaşması ve formel niteliğe kavuşturulması Türkiye kapitalizminin agresif büyüme stratejisinin bir sonucu olduğu kadar, makro ekonomik göstergelerin bozulduğu, şirket iflaslarının ve finansman sorunlarının arttığı bir dönemde emek yoğun sektörlerin işçilik maliyetlerini düşürmenin yöntemlerinden biridir. Çocuk emeğini OSB’lerde, fabrikalarda, atölyelerde, imalathanelerde “meslek öğretme”, “meslek edindirme” gerekçeleriyle yaygınlaştırma, “kötü eğitim politikaları” ya da “kötü ekonomi yönetimi”nin neden olduğu “dönemsel” ya da “arızi” bir durum olmaktan ziyade, kapitalizmin genetik kodlarında yer alan çocuk sömürüsünün sermayenin güncel ihtiyaçlarına göre yeniden canlanmasıdır.

2024-2025 eğitim öğretim yılında en az 72 çocuk işçi hayatını kaybetti

Çocuk işçi sayısı 3-4 milyon
TÜİK verilerine göre 15-17 yaş grubundaki çocukların işgücüne katılma sıklığı her geçen yıl yükselirken 2024 yılında yüzde 24,9’a ulaştı. Yani 970 bin çocuk işçi olduğu açıklandı. Ancak bu sayıya 505 bin MESEM’li çocuk, bu yaş grubunda çalışan kayıt dışı çalışan çocuklar (özellikle mevsimlik tarım işçileri) ve 15 yaş altı çalışan çocuklar dahil değil. Bu çocukları da eklediğimizde Türkiye’de çocuk işçi sayısının 3-4 milyona ulaştığının altını çizmeliyiz.

OVP; Kamu yararından önce sermayenin ihtiyaçları
Orta Vadeli Program, Kalkınma Planı ve Ulusal İstihdam Stratejisinde mesleki eğitim politikaları
Türkiye kapitalizmi, düşük ve orta teknolojili meta üretimine ve hizmet ihracatına dayalı birikim rejimi eşliğinde büyürken güvencesiz emek havuzunu da genişletmeye çalışıyor. Burada temel hedeflerden birisi de 18 yaş altı çocukların işçileştirilmesidir. Bu hedef Orta Vadeli Program (OVP), Kalkınma Planı ve Ulusal İstihdam Stratejisi gibi belgelerde ifade edildi.
OVP (2026-2028), IMF programı olarak yapılanan ancak o isimle anılmayan bir programdır. Burada çocuk işçiliği eğitim politikaları aracılığıyla piyasanın ihtiyaçlarına göre düzenliyor. Eğitim sektörünün özelleştirilmesine paralel mesleki eğitim de doğrudan sermayenin ihtiyaçlarına göre kurgulanıyor, OSB’ler içinde kamu ve özel statülü meslek liselerinin açılması aşamaları tamamlanıyor.
Mesleki ve teknik eğitim müfredatının özel sektörle işbirliği içerisinde güncelleneceği; staj ve işbaşı eğitimi programlarının yaygınlaştırmasını sağlayacak şekilde yönetim ve finansman konularında özel sektöre daha çok rol ve görev verileceği; içerikte kamu yararından önce sektör ihtiyaçlarının gözetileceği; mesleki ve teknik eğitim başta olmak üzere tüm örgün ve yaygın eğitim programlarında beşeri sermayenin yeniden yapılandırılacağı; gençler başta olmak üzere işgücü verimliliğinin yükseltilmesine yönelik aktif işgücü politikalarının yürürlüğe konacağı OVP’de belirtilmektedir. Buradaki anahtar kavram “çalışmanın fazileti”dir.

MESEM: Sermaye için “ucuz emek”
Türkiye kapitalizminin yol haritası niteliğindeki 12. Kalkınma Planı’nda ise (2024-2028) mesleki eğitimde kamu-özel sektör işbirliğinin artırılacağı, meslek liseleri ve meslek yüksekokullarının yönetiminde özel sektörün daha etkin rol alacağı açıkça vurgulanıyor. Buradaki anahtar kavram ise “makbul vatandaşlık”tır.
OVP ve Kalkınma Planındaki ana hattı Ulusal İstihdam Stratejisi (2025-2028) metninde de görmek mümkün. Mesleki ve teknik eğitim veren özel okullara yönelik teşviklerin sektörel ihtiyaçlar doğrultusunda güncellenerek sürdürüleceği, OSB’ler ve Teknoparklar içinde mesleki eğitim merkezleri açılacağı belirtiliyor.
Mesleki beceri kazanmak ve meslek öğrenmek, neoliberal düzenleme tarzının hakim olduğu, kamunun parçalandığı, özel sektörün idarenin tüm kurumlarında ve kademelerinde karar-verici merciye dönüştüğü bir toplumsal yapıda sadece ve sadece “ucuz emek” anlamına gelir.
MESEM ve politika metinlerinde anılan tüm çocuk emeği programlarının odak noktası, emek yoğun üretimin çekirdeğinde yer alan Taylorist etüt ve çalışma rutinleri aracılığıyla küçük yaştaki öğrenci-işçileri üretimin bilgisinden koparıp vasıfsızlaştırırken, çocukların kendisini değersiz görmesini sağlamak, daha itaatkar sosyal yapı oluşturmaktır. Sermayenin işyeri merkezli denetim ve kontrol teknikleri ideolojik egemenliğinin pedagojik ve asli unsurlarından birisidir.

2025-2026 eğitim öğretim yılı başlarken taleplerimiz
1- Çocuk işçilik yasaklanmalı, mesleki öğrenim çocuk gelişimine uygun bir biçimde planlanmalı ve kamusal kurallar çerçevesi içinde olmalıdır. Mesleki eğitime karşı değiliz ama yoksul çocukları 10 yaşından itibaren ucuz emek haline getiren, çocukluklarını yaşatmayan, köle gibi çalıştıran, iş cinayetlerinde öldüren adına mesleki eğitim denilen ucube düzenlemelere karşıyız. MESEM’ler bir eğitim-öğrenim işlevi görmemektedir. MESEM’li çocuklar işi bedava ve ağır koşullarda çalıştırılarak öğrenmektedir. Bu anlamda MESEM’leri revize etmek imkansızdır. MESEM’ler kapatılmalıdır.
2- Eğitim her kademede tamamen parasız olmalı, 4+4+4 eğitim sisteminden vazgeçilmeli ve müfredat aklın ve bilimin ışığında yenilenmelidir. Sorun, zorunlu eğitimin kaç yıl olacağı tartışmasında değil tam da buradadır. Yine Türkiye çapında okullarda bir öğün yemek verilmeli ve yoksul çocukların ihtiyaçları devlet tarafından karşılanmalıdır. Ulaşım sorunlarına çözüm oluşturulmalıdır. Okulların diğer tüm ihtiyaçları karşılanmalı, öğretmen atamaları yapılmalıdır. Bütçede eğitime aktarılan kaynak artırılmalıdır.
3-Yaşam alanlarımız uyuşturucu ve çeteleşmeden temizlenmeli, çocukların gelişimine uygun bir hale getirilmelidir. Suça sürüklenen çocuklar tartışmasındaki duruşumuz bu bakış açısıyla somutlaşacaktır. Acil yapmamız gereken yaşam alanlarımızda çeteleşmeye karşı örgütlenmek ve alternatif bir yaşamı örmektir.
4- Çocuk işçiliğe, geleceksizleştirmeye, paralı eğitime karşı işçi sınıfı mücadelesinin bir parçası olduğu bilinciyle güçlü bir gençlik hareketi oluşturulmalı ve bu süreçten etkilenen her yaş grubu örgütlenmelidir. Bu noktada bizler üzerimize düşeni yaparken ve gençlerimizin attığı-atacağı adımların da yanında olacağımızı belirtmeliyiz…
Bizler; çocuk işçiliğinin yasaklanması, mesleki öğrenimin çocuk gelişimine uygun bir biçimde planlanması ve kamusal kurallar çerçevesi içinde olması gerektiğini biliyoruz. Ancak bunları sistem içinde ifade etmenin de tek başına bir anlam ifade etmediğinin bilincindeyiz. Örgütlenmek, mücadele etmek ve direnmek gerekiyor…

]]>
Ağustos ayında en az 192 işçi, yılın ilk sekiz ayında en az 1359 işçi hayatını kaybetti https://yenidunya.org/emek-gundemi/33125/agustos-ayinda-en-az-192-isci-yilin-ilk-sekiz-ayinda-en-az-1359-isci-hayatini-kaybetti/ Wed, 10 Sep 2025 12:32:00 +0000 https://yenidunya.org/?p=33125 İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG) İş Cinayetleri Ağustos 2025 raporunu açıkladı.
Rapora göre ağustos ayında en az 192 işçi hayatını kaybetti. Böylece 2025 yılının ilk sekiz ayında iş cinayeti sayısı (Ocak 180, Şubat 124, Mart 159, Nisan 156, Mayıs 178, Haziran 164, Temmuz 206, Ağustos 192) 1359’a ulaştı.
2025 yılının ilk sekiz ayında iş cinayetlerinin aylara göre dağılımı ise şöyle:
Ocak ayında en az 180 işçi, Şubat ayında en az 124 işçi, Mart ayında en az 159 işçi, Nisan ayında en az 156 işçi, Mayıs ayında en az 178 işçi, Haziran ayında en az 164 işçi, Temmuz ayında en az 206 işçi ve Ağustos ayında en az 192 işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti…

Ağustos ayında en az 192 işçi, yılın ilk sekiz ayında en az 1359 işçi hayatını kaybetti

Taşımacılık kazaları ilk sırada
•Ağustos ayında en çok iş cinayeti güvencesiz çalıştırmanın (kayıtdışı, taşeron, uzun-yoğun-fazla çalışma, düşük ücret vb.) en yaygın olduğu alanlar olan tarım, inşaat, taşımacılık, ticaret, belediye/genel işler işkollarında meydana geldi. İş cinayetlerine sektörel olarak baktığımızda ise sanayide 60 işçi, tarımda 45 işçi, inşaatta 44 işçi ve hizmette 43 işçi hayatını kaybetti. (Burada dikkat etmemiz gereken sanayi sektörünün çok fazla işkoluna dağılmasıdır.)
•Ölüm nedenlerinde ilk sırada trafik/servis kazaları var. Bu nedenli ölümlerin yüzde 70’ini (traktör kasası, uygun olmayan servis minibüsleri vb. gerçekleşen işçi taşınması yüzünden) tarım ve (uzun çalışma saatleri, tek şoför çalışma, uygun olmayan yollar, iş yetiştirme baskısı vb. yüzünden) taşımacılık işkollarında görüyoruz. İkinci sırada yüksekten düşmeler geliyor. Bu nedenli ölümlerin yüzde 66’sı ise (uygun iskele, korkuluk, boşlukların kapatılmaması, uygun emniyet kemeri verilmemesi vb. yüzünden) inşaat işkolunda meydana geliyor.
•En çok iş cinayeti İstanbul başta olmak üzere Antalya, Sivas, Giresun, Balıkesir, Kahramanmaraş, Muğla, Samsun, Kocaeli, Şanlıurfa, Çorum, Denizli, Diyarbakır, İzmir, Kayseri, Manisa, Mersin, Rize, Sakarya ve Tekirdağ’da meydana geldi.
•Ağustos ayında en az 13 çocuk işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti. Ölen çocukların altısı tarım, ikisi metal, biri ticaret, biri büro, biri enerji, biri konaklama ve biri genel işler işkollarında çalışıyordu. (Birkaç gün içinde çıkaracağımız 2024-2025 eğitim öğretim dönemini kapsayan çocuk işçilik raporunda ayrıntılı olarak değerlendirme yapacağız.)
•İş cinayetlerinde ölenlerin 19’u kadın işçiydi. Ölen kadınların on biri tarım, üçü genel işler, ikisi ticaret, biri eğitim, biri büro ve biri konaklama işkollarında çalışıyordu.
•Ağustos ayında en az 6 göçmen işçi (üçü Suriyeli, biri Afganistanlı, biri İranlı, biri Türkmenistanlı) hayatını kaybetti. Göçmen işçilerin ikisi tarım, ikisi inşaat, biri madencilik ve biri taşımacılık işkollarında çalışıyordu.
•Ölen işçilerin en az 4’ü (yüzde 2,08) sendika üyesi, 188’i (yüzde 97,92) sendikasız. Sendikalı işçilerin ikisi metal, biri kimya ve biri sağlık işkollarında çalışıyordu.

Ağustos ayında en az 192 işçi, yılın ilk sekiz ayında en az 1359 işçi hayatını kaybetti

İş cinayetlerinin işkollarına göre dağılımı şöyle:
Tarım, Orman işkolunda 45 emekçi (18 işçi ve 27 çiftçi); İnşaat, Yol işkolunda 42 işçi; Taşımacılık işkolunda 20 işçi; Belediye, Genel İşler işkolunda 17 işçi; Ticaret, Büro, Eğitim, Sinema işkolunda 13 işçi; Metal işkolunda 8 işçi; Enerji işkolunda 8 işçi; Madencilik işkolunda 7 işçi; Gıda, Şeker işkolunda 6 işçi; Petro-Kimya, Lastik işkolunda 5 işçi; Tekstil, Deri işkolunda 4 işçi; Gemi, Tersane, Deniz, Liman işkolunda 3 işçi; Konaklama, Eğlence işkolunda 3 işçi; Çimento, Toprak, Cam işkolunda 2 işçi; Banka, Finans, Sigorta işkolunda 1 işçi; Sağlık, Sosyal Hizmetler işkolunda 1 işçi; Savunma, Güvenlik işkolunda 1 işçi; Elimizdeki veriler ışığında çalıştığı işkolu belirlenemeyen 6 işçi hayatını kaybetti…

İş cinayetlerinin nedenlerine göre dağılımı şöyle:
Trafik, Servis Kazası nedeniyle 39 işçi; Yüksekten Düşme nedeniyle 32 işçi; Ezilme, Göçük nedeniyle 31 işçi; Kalp Krizi, Beyin Kanaması nedeniyle 25 işçi; Elektrik Çarpması nedeniyle 19 işçi; Şiddet nedeniyle 12 işçi; Zehirlenme, Boğulma nedeniyle 6 işçi; Patlama, Yanma nedeniyle 5 işçi; Nesne Çarpması, Düşmesi nedeniyle 5 işçi; İntihar nedeniyle 5 işçi; Diğer nedenlerden dolayı 13 işçi hayatını kaybetti…

İş cinayetlerinin yaş gruplarına göre dağılımı şöyle:
14 yaş ve altı 6 çocuk işçi,
15-17 yaş arası 7 çocuk/genç işçi,
18-29 yaş arası 35 işçi,
30-49 yaş arası 75 işçi,
50-64 yaş arası 51 işçi,
65 yaş ve üstü 16 işçi,
Yaşı belirlenemeyen 2 işçi hayatını kaybetti…

İş cinayetlerinin illere göre dağılımı şöyle:
Ağustos ayında Türkiye’nin 62 şehrinde ve yurtdışında bir ülkede (kısa vadeli çalışmak için gidilen veya Türkiye menşeili şirketlerde çalışan) iş cinayeti gerçekleştiğini tespit ettik:
20 ölüm İstanbul’da; 9 ölüm Antalya’da; 8 ölüm Sivas’ta; 7 ölüm Giresun’da; 6’şar ölüm Balıkesir, Kahramanmaraş, Muğla ve Samsun’da; 5’er ölüm Kocaeli ve Şanlıurfa’da; 4’er ölüm Çorum, Denizli, Diyarbakır, İzmir, Kayseri, Manisa, Mersin, Rize, Sakarya ve Tekirdağ’da; 3’er ölüm Adana, Ankara, Aydın, Bursa, Eskişehir, Konya, Malatya, Ordu, Şırnak ve Trabzon’da; 2’şer ölüm Adıyaman, Aksaray, Bolu, Erzincan, Erzurum, Hatay, Isparta, Kastamonu, Osmaniye, Uşak, Zonguldak ve Irak’ta; 1’er ölüm Afyon, Ağrı, Amasya, Bartın, Batman, Bitlis, Çankırı, Düzce, Elazığ, Hakkari, Karaman, Kars, Kırıkkale, Kütahya, Mardin, Muş, Nevşehir, Niğde, Sinop ve Yozgat’ta meydana geldi…

]]>
İSİG: Nisan ayında en az 152 işçi hayatını kaybetti https://yenidunya.org/emek-gundemi/32604/isig-nisan-ayinda-en-az-152-isci-hayatini-kaybetti/ Thu, 08 May 2025 10:01:25 +0000 https://yenidunya.org/?p=32604 İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi İSİG, “İş Cinayetleri Nisan 2025” raporunu açıkladı.
Rapora göre, Nisan ayında en az 152 işçi hayatını kaybetti. Böylece 2025 yılının ilk dört ayında iş cinayeti sayısı (Ocak 178, Şubat 124, Mart 157, Nisan 152) 611’e ulaştı.

İSİG raporunda, nisan ayı iş cinayetleri ile ilgili şu veriler yer aldı:
•Nisan ayında inşaat, tarım, taşımacılık, ticaret/büro/eğitim/sinema ve metal işkollarındaki ölümler ilk sıralarda yer alıyor. İş cinayetlerine sektörel olarak baktığımızda ise sanayide 49 işçi, hizmette 37 işçi, inşaatta 35 işçi ve tarımda 31 işçi hayatını kaybetti.
•Tarımda orman işçileri, sanayide ve inşaatta kayıtdışı çalışanlar, uzun yol şoförleri; yatay kesen olarak güvencesiz çalışanlar en çok iş cinayetlerinde ölen işçilerdir.
•İnşaatlardaki yüksekten düşmeler işkolundaki ölümlerin yüzde 33’ünü, trafik kazası taşımacılık işkolundaki ölümlerin yüzde 90’ını, ezilmeler tarımdaki ölümlerin yüzde 48’ini oluştururken, kalp krizi/beyin kanaması nedenli ölümler hemen hemen her sektörde meydana geldi.
•İş cinayetlerinde ilk sıralarda yine İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyükşehirler var.
•Nisan ayında 8 çocuk işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti. Ölen çocukların ikisi tarım, ikisi inşaat, biri maden, biri enerji, biri genel işler ve biri konaklama işkollarında çalışıyordu.
•İş cinayetlerinde ölenlerin 4’ü kadın işçiydi. Kadınlar tarım, tekstil ve genel işler işkollarında çalışıyordu.
•Nisan ayında 7 göçmen işçi (üçü Afganistanlı, ikisi Suriyeli, biri İranlı, biri Türkmenistanlı) hayatını kaybetti. Göçmen işçiler tarım, metal ve inşaat işkollarında çalışıyordu.
•Ölen işçilerin öğrenebildiğimiz kadarıyla 6’sı (yüzde 3,94) sendika üyesi, 146’sı (yüzde 96,06) sendikasız. Sendikalı işçiler metal, güvenlik, eğitim ve inşaat işkollarında çalışıyordu.

İSİG: Nisan ayında en az 152 işçi hayatını kaybetti

İş cinayetlerinin işkollarına göre dağılımı
İnşaat, Yol işkolunda 34 işçi; Tarım, Orman işkolunda 30 emekçi (15 işçi ve 15 çiftçi); Taşımacılık işkolunda 13 işçi; Ticaret, Büro, Eğitim, Sinema işkolunda 11 işçi; Metal işkolunda 9 işçi; Belediye, Genel İşler işkolunda 7 işçi; Konaklama, Eğlence işkolunda 6 işçi; Savunma, Güvenlik işkolunda 6 işçi; Madencilik işkolunda 5 işçi; Tekstil, Deri işkolunda 5 işçi; Petro-Kimya, Lastik işkolunda 3 işçi; Enerji işkolunda 3 işçi; Sağlık, Sosyal Hizmetler işkolunda 3 işçi; Gıda, Şeker işkolunda 2 işçi; Ağaç, Kâğıt işkolunda 1 işçi; İletişim işkolunda 1 işçi; Gemi, Tersane, Deniz, Liman işkolunda 1 işçi; Elimizdeki veriler ışığında çalıştığı işkolunu belirleyemediğimiz 12 işçi hayatını kaybetti…

İş cinayetlerinin nedenlerine göre dağılımı
Ezilme, Göçük nedeniyle 29 işçi; Trafik, Servis Kazası nedeniyle 28 işçi; Yüksekten Düşme nedeniyle 26 işçi; Kalp Krizi, Beyin Kanaması nedeniyle 23 işçi; İntihar nedeniyle 8 işçi; Elektrik Çarpması nedeniyle 5 işçi; Nesne Çarpması, Düşmesi nedeniyle 4 işçi; Şiddet nedeniyle 3 işçi; Patlama, Yanma nedeniyle 2 işçi; Zehirlenme, Boğulma nedeniyle 2 işçi; Kesilme, Kopma nedeniyle 1 işçi; Diğer nedenlerden dolayı 21 işçi hayatını kaybetti…

İş cinayetlerinin yaş gruplarına göre dağılımı
14 yaş ve altı 3 çocuk işçi,
15-17 yaş arası 5 çocuk/genç işçi,
18-29 yaş arası 20 işçi,
30-49 yaş arası 70 işçi,
50-64 yaş arası 38 işçi,
65 yaş ve üstü 9 işçi,
Yaşı belirlenemeyen 7 işçi hayatını kaybetti…

İş cinayetlerinin illere göre dağılımı
Nisan ayında Türkiye’nin 54 şehrinde ve yurtdışında dört ülkede (kısa vadeli çalışmak için gidilen veya Türkiye menşeili şirketlerde çalışan) iş cinayeti gerçekleşti tespit edildi:
19 ölüm İstanbul’da; 7’şer ölüm Ankara ve İzmir’de; 6’şar ölüm Antalya ve Sakarya’da; 5 ölüm Şanlıurfa’da; 4’er ölüm Balıkesir, Kocaeli, Konya, Muğla ve Şırnak’ta; 3’er ölüm Aksaray, Aydın, Denizli, Gaziantep, Hatay, Kahramanmaraş, Malatya, Rize ve Sivas’ta; 2’şer ölüm Adana, Adıyaman, Bolu, Bursa, Çanakkale, Erzurum, Hakkari, Karabük, Kayseri, Manisa, Nevşehir, Niğde, Ordu, Osmaniye, Samsun, Tekirdağ ve Van’da; 1’er ölüm Bilecik, Burdur, Çankırı, Çorum, Diyarbakır, Düzce, Eskişehir, Isparta, Karaman, Kars, Kastamonu, Kütahya, Mardin, Siirt, Tokat, Trabzon, Zonguldak, Burkina Faso, Kuzey Kıbrıs, Slovakya ve Suudi Arabistan’da meydana geldi…

İSİG: Nisan ayında en az 152 işçi hayatını kaybetti

İSİG, nisan raporunda 28 Nisan “İş Cinayetlerinde Hayatını Kaybedenleri Anma ve Yas Günü” nedeniyle çocuk işçiliği ile mücadele eylemlerinde yer alan basın açıklamaları yer aldı.

“Çocuk İşçiliğine, Çocuk Yoksulluğuna ve Çocuk İş Cinayetlerine Hayır!”
28 Nisan’da Ankara İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi olarak Ankara Tabip Odası, Devrimci Sağlık İşçileri Sendikası Ankara ve Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası Ankara Şubesi ile birlikte hazırladığımız “Çocuk İşçiliğine, Çocuk Yoksulluğuna ve Çocuk İş Cinayetlerine Hayır!” basın açıklaması metni:
Uluslararası Çalışma Örgütü’ne göre aşırı ve uzun çalışma süreleri, meslek hastalıkları, yetersiz işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemleri nedeniyle her yıl milyonlarca işçi çalışırken hayatını kaybediyor. Ülkemizde de son 23 yılda en az 33 bin iş cinayeti yaşandı.
Bizler; bu nedenle her 28 Nisan’da “İş Cinayetlerinde Hayatını Kaybedenleri Anma ve Yas Günü”nde iş cinayetlerine ve meslek hastalıklarına yol açan sisteme itirazımızı ve çözüm önerilerimizi dile getiriyoruz. Bu yılki gündemimiz ise çocuk iş cinayetleri ve çocuk işçilikle mücadele ekseninde çocuk yoksulluğu ve çocuk sağlığıdır.

Çocuk yoksulluğu derinleşiyor!
OECD’ye göre ülkemizde ‘şiddetli yoksulluk’ içinde yaşayan en az 6 buçuk milyon çocuk bulunuyor. Her beş çocuktan biri yeterli beslenemiyor, her dört çocuktan biri okula aç gidiyor.
Geleceğimiz olan çocuklar yardımlara muhtaç hale geldi. ‘Sosyal ve Ekonomik Destek Programı’ kapsamında yardımlardan yararlanan çocuk sayısı 172 bine dayandı.

Çocuk yoksulluğu daha fazla çocuğu çalışma hayatına itiyor!
Kayıtlı çocuk işçi sayısı 1 milyon 372 bindir. 15-17 yaş grubundaki yaklaşık her dört çocuktan biri çalışma hayatında olup, yaz aylarında okulların kapanması ve mevsimlik işlerde çalışmayla birlikte çocuk işçi sayısı 2 milyona yaklaşıyor.
Çocuk işçiliğini yaygınlaştıran en önemli neden bunun bir politikaya dönüştürülmesidir. Emek yoğun sektörlerin ucuz işgücü ihtiyacını karşılamak amacıyla daha fazla çocuk yoksulluğa itiliyor, eğitimden kopuyor ve işçileşiyor. Yasal düzenlemelerle aday çıraklık yaşının 11-12’ye düşürülmesi, Mesleki Eğitim Merkezleri’nin (MESEM) yaygınlaştırılması, çocuk çalıştıran işyerlerine finansman desteği gibi pek çok uygulamayla birlikte çocuk işçi sayısı da artıyor.

Okulda olması gereken çocuklar güvencesiz koşullarda çalışırken yaşamını yitiriyor!
Son 12 yılda en az 764 çocuk iş cinayeti gerçekleşti. Üstelik ölen çocuk işçilerin yaklaşık üçte biri 15 yaşının altındadır. 4 yaşında 5 çocuk, 5 yaşında 6 çocuk, 6 yaşında 5 çocuk çalışırken hayatını kaybetti.
İş cinayetleri son yıllarda kent merkezlerinde ve sanayi işkolunda yoğunlaşıyor. İktidarın uyguladığı ekonomik büyüme modelinin nüfusu kent merkezlerinde ve çeperlerinde toplaması, üretim bölgelerinin kentlerle iç içe geçmesi daha çok yoksul çocuğu güvencesiz ve güvensiz koşullarda işgücü piyasasına dahil ediyor.
İşçi sağlığı ve güvenliği önlemlerinin alınmadığı işyerleri çocuklarımıza mezar oluyor!

Çocukların sağlığı da büyük risk altındadır!
Fizyolojik ve ruhsal gelişimi henüz tamamlanmamış, erken yaşta çalışmak zorunda kalan yoksul çocuklar meslek hastalıklarıyla ve yetersiz beslenmeden kaynaklı sağlık sorunlarıyla boğuşuyor.
Ağır ve tehlikeli işkollarında güvencesiz çalışan çocuklarda
Kas ve iskelet sistemini, solunum, dolaşım, sinir sistemini etkileyen meslek hastalıkları, mesleki maruziyet kaynaklı deri hastalıkları, kanser türleri görülürken
Aynı zamanda yoksunluk ve yoksulluk içerisinde büyüyen bu çocuklarda
Yetersiz ve sağlıksız beslenmeden kaynaklı anemiler, vitamin eksiklikleri, raşitizm, bodurluk, bağışıklık sistemi zayıflaması, bilişsel gerileme ve öğrenme güçlüğü, diş çürükleri ve diş eti hastalıkları sıklıkla karşımıza çıkıyor.

Çocuklarımıza aydınlık ve güvenli bir gelecek sunmalıyız!
Çocuk yoksulluğunu ve çocuk işçiliğini ortadan kaldırmak amacıyla sosyal adaleti güçlendiren politikalar yürürlüğe konmalıdır.
Çocuk işçilik yasaklanmalı; mesleki öğrenim çocuk gelişimine uygun bir biçimde planlanmalı ve kamusal kurallar çerçevesinde sunulmalıdır.
Eğitim her kademede parasız olmalı, müfredat laik ve bilimsel bir şekilde yeniden yapılandırılmalıdır. Çocukların okula devamı desteklenmelidir.
Okullarda ve tüm eğitim kurumlarında kalori değerleri hesaplanarak en az bir öğün sağlıklı ve ücretsiz yemek verilmelidir. Tüm çocuklar sağlık hizmetlerine eşit ve ücretsiz erişebilmelidir.
Çocuklarımızın yeri fabrikalar, şantiyeler, atölyeler değil; okullar, parklar, oyun bahçeleridir. Birileri daha çok kazansın diye çocuklarımızın ömründen ve geleceğinden çalınmasına son verilmelidir. Gelecek çocuklarındır!

“Çocuk İşçiliği İle Mücadeleye!”
28 Nisan’da İstanbul İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi olarak İstanbul Tabip Odası ve eş zamanlı olarak Kocaeli İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi ile birlikte hazırladığımız “Çocuk İşçiliği İle Mücadeleye!” basın açıklaması metni:
AKP’nin hükümet olup ilerleyen yıllarda hızla devletin merkezinde yer alışının 23. yılındayız. Bu dönemde hayata geçirilen tarım, sanayi, eğitim ve sosyal politikalar her geçen gün daha fazla çocuğun işçileşmesini beraberinde getirdi. Diğer yandan ise sanki “çocuk işçilik” yokmuş gibi bir hava verilerek bu sorun görünmez kılınmaya çalışıldı.
Ancak çocuk işçilik gerçeğini örtemezsiniz. TÜİK verilerine göre 15-17 yaş grubundaki çocukların işgücüne katılma sıklığı 2022’de yüzde 18,7 iken 2023’te yüzde 22,1’e ve 2024’te yüzde 24,9’a yükseldi. Yani 970 bin çocuk işçi olduğu açıklandı. Ancak bu sayıya 500 bin MESEM’li çocuk, bu yaş grubunda çalışan kayıt dışı çalışan çocuklar ve 15 yaş altı çalışan çocuklar dahil değil. Bu çocukları da eklediğimizde Türkiye’de çocuk işçi sayısının 3-4 milyona ulaştığının altını çizmeliyiz.
Çocuk işçilik gerçeğini en çıplak bir biçimde ortaya seren ise iş cinayetleridir. “Son on iki yılda en az 764 çocuk, daha evvel devletin eksik tuttuğu verileri de eklediğimizde de AKP’li yıllarda en az 1000 çocuk işçi hayatını kaybetti.”
Çocuk işçiler tarım sektöründe ailesiyle birlikte mevsimlik olarak ücretli veya tarlasında çalışanlardır, çocuk işçiler haftanın bir günü okulda dört günü işyerinde olan MESEM adı altında çalışanlardır, çocuk işçiler kentlerin varoşlarında aile içi emek kapsamında ücretsiz çalışanlardır, çocuk işçiler iş öğrensin diye yaz tatilinde çalışanlardır, çocuk işçiler harçlığını kazansın diye tanıdığın yanına verilenlerdir, çocuk işçiler sokakta mendil satan veya kağıt toplayanlardır, çocuk işçiler okulu bırakıp sanayide çalışanlardır, çocuk işçiler paket servisi yapan moto kuryelerdir…
Ama çocuk işçiler sistematik olarak Türkiye kapitalizminin daha ilköğretim çağındayken bile acımasız üretim çarklarına soktuğu oyun alanlarından koparılan çocukluğunu, gençliğini ve sağlığını işyerlerinde bırakan bu ülkenin geleceğidir. Kesinlikle geçici bir olgu değil bilinçli sistematik bir ucuz emek sömürüsüdür. İşte 2025 yılının ‘Aile Yılı’ ilan edilmesinin önemli bir yönünü de bu politika oluşturmaktadır ve sermayenin uluslararası politikasıyla paralel bir eğilimin ifadesidir. En az üç çocuk çağrısı da güvencesiz emek havuzunun en önemli bileşeni olan çocuk işçiliğinin önemine vurgu yapmaktadır. Sermaye için ucuz (MESEM ile bedava) ve örgütsüz bir işçi kitlesi vazgeçilmezdir.

Tarımdan sanayi ve inşaata kayan, MESEM aracılığıyla kitleselleştirilen çocuk işçilik
Çocuk işçi ölümlerinde her ne kadar hala tarım sektörü ilk sırada yer alsa da sanayi ve inşaatlarda ölen çocuk işçi sayısı giderek artıyor. Kırsal yoksulluğun devam etmesine rağmen çocuk işçi ölümlerinin kentlere kaymasının bazı nedenleri var. Zira kırsal yoksulluk bitmediği gibi derinleşerek devam ediyor. Ne var ki, kentsel yoksulluğun derinleşmesi, özellikle MESEM’de gördüğümüz üzere ortaokullara kadar indirilen ve bizzat devlet politikalarıyla kitleselleştirilen çocuk işçilik ve tüm Anadolu kentlerinde yoğunlaşan Organize Sanayi Bölgesi gerçekliği artık çocuk işçi ölümlerini kent merkezlerine ve çeperlerine taşımış durumda.
Tarım işçisi çocuklar tamamen sosyal hayattan dışlandığı ve yerleşim merkezleri dışında hem yaşadıkları hem çalıştıkları alanda çevrelendiklerinden ötürü ölümleri devlet ve sermaye tarafından “görünmez” kılınıyordu. Oysa çocuk işçiler artık her yerde, kentlerin merkezinde, AVM’lerde, sokakta, şantiyelerde, sanayide ve OSB’lerde. Her ailede veya sülalede bir çocuk çalışıyor, her sokakta tanıdık bir çalışan çocuk var. Çocuk işçilik; eğitim, öğrenim, yetişecek eleman argümanlarıyla “meşrulaştırılmaya çalışılsa da” çocuk işçi ölümleri gizlenemiyor.

Sonuç olarak
Türkiye sanayisinin dünya pazarlarında, özellikle AB pazarında, var olmasının yegâne yolu ucuz işgücü ihracıdır. Sermaye için çocuk işçilik elzem olarak görülmektedir. Tam da bu noktada üç temel talebimiz var:
1- Çocuk işçilik yasaklanmalı, mesleki öğrenim çocuk gelişimine uygun bir biçimde planlanmalı ve kamusal kurallar çerçevesi içinde olmalıdır.
2- Eğitim her kademede parasız olmalı, müfredat bilimin ışığında ve yaşam ile bağı kuran bir şekilde yeniden yapılandırılmalıdır.
3- Yaşam alanlarımız uyuşturucu ve çeteleşmeden temizlenmeli, çocukların gelişimine uygun bir hale getirilmelidir.
Ancak bunları sistem içinde ifade etmek tek başına bir anlam ifade etmiyor. Örgütlenmek, mücadele etmek ve direnmek gerekiyor…

]]>
İSİG: Son on iki yılda en az 2664 genç işçi hayatını kaybetti https://yenidunya.org/emek-gundemi/32144/isig-son-on-iki-yilda-en-az-2664-genc-isci-hayatini-kaybetti/ Sun, 23 Feb 2025 10:41:11 +0000 https://yenidunya.org/?p=32144 Gençlerin güvencesiz çalıştırılmasına ve geleceksizleştirilmesine karşı mücadeleye…

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi, “Genç işçi cinayetleri raporunu açıkladı.
Rapora göre, son on iki yılda en az 2664 genç işçi hayatını kaybetti
Raporda şu verilere yer verildi; Yüzde 82’sini ulusal basından; yüzde 18’ini ise genç işçilerin mesai arkadaşları, aileleri, iş güvenliği uzmanları, işyeri hekimleri, sendikalar ve yerel basından öğrendiğimiz bilgilere dayanarak tespit ettiğimiz kadarıyla;
2013 yılında en az 193 genç işçi, 2014 yılında en az 226 genç işçi, 2015 yılında en az 222 genç işçi, 2016 yılında en az 233 genç işçi, 2017 yılında en az 232 genç işçi, 2018 yılında en az 225 genç işçi, 2019 yılında en az 206 genç işçi, 2020 yılında en az 202 genç işçi, 2021 yılında en az 174 genç işçi, 2022 yılında en az 252 genç işçi, 2023 yılında en az 260 genç işçi ve 2024 yılında en az 239 genç işçi olmak üzere; 2013-2024 yılları döneminde “en az” 2664 genç işçi hayatını kaybetti…
•Genç işçi ölümleri pandemide kısmen düşüş eğilimi gösterse de (çalışma kısıtı göz önüne alınmalı) özellikle 2021 yılı Eylül ayı ile beraber derinleşen (döviz-enflasyon yükselişi ile hissettiğimiz) yoksullaştırma politikaları sonucu arttı.

İSİG: Son on iki yılda en az 2664 genç işçi hayatını kaybetti

Halk düşmanlığı: “Seviyorsan git evlen bence”
11 Şubat’ta çıkardığımız Çocuk İşçilik Raporu’nun girişinde dikkat çektiğimiz bir konu vardı: “2025 yılının ‘Aile Yılı’ ilan edilmesinin önemli bir yönünü de bu politika oluşturmaktadır ve sermayenin uluslararası politikasıyla paralel bir eğilimin ifadesidir. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘2023 yılında ülkemizdeki doğurganlık hızı 1,51 seviyesine gerilemiştir. Açıkça ifade etmek gerekirse, bu durum alarm vericidir. Türkiye açısından varoluşsal bir tehdittir. Her fırsatta yaptığımız en az 3 çocuk çağrısının ne kadar önemli olduğunu böylece tekrar görmüş oluyoruz.’ çağrısı da güvencesiz emek havuzunun en önemli bileşeni olan çocuk işçiliğinin önemine vurgu yapmaktadır. Sermaye için ucuz (MESEM ile bedava) ve örgütsüz bir işçi kitlesi vazgeçilmezdir.”
Tabi bu sözlerin diğer bir muhatabı da genç işçiler. Bu politikanın bir adımını “Evlenecek Gençlerin Desteklenmesi Projesi” oluşturuyor. Proje ile 48 ay vadeli, 2 yıl geri ödemesiz, faizsiz 150 bin liralık kredi imkânı sunuluyor. Bu krediye başvurabilmek için öncelikle 18-29 yaş arasında olmak ve belli ekonomik şartlar öne sürülüyor. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı hızını alamıyor ve 14 Şubat Sevgililer Günü’nde sosyal medya hesabı X’ten “Seviyorsan git evlen bence.” paylaşımını yapıyor. Tüm bu açıklamalar yapılırken:
•Türk-İş Ocak 2025 Açlık-Yoksulluk Araştırması’na göre “dört kişilik bir ailenin açlık sınırı 22 bin 131 lira; yoksulluk sınırı 72 bin 88 lira”. BİSAM Açlık ve Yoksulluk Sınırı Ocak 2025 Dönem Raporu’na göre “dört kişilik bir aile için açlık sınırı 22 bin 75 lira, yoksulluk sınırı 76 bin 358 lira”.
•Endeksa, Ocak 2025 Konut Değer Raporu’na göre “Türkiye’de ortalama kira bedeli 20 bin 542 lira”.
•DİSK-AR’ın açıklamasına göre, “2024 4. çeyreğinde gençlerde dar tanımlı işsizlik oranı yüzde 15,7 olarak açıklandı. TÜİK verilerinden yararlanarak hesapladığımız 15-24 yaş arası genç nüfusta geniş tanımlı işsizlik oranı ise 2024 yılı 4. çeyreğinde yüzde 37,3 olarak gerçekleşti. Geniş tanımlı genç işsizliği dar tanımlı genç işsizliğinden 21,6 puan fazla. Geniş tanımlı genç kadın işsizliği yüzde 46,7!”
•OECD’nin açıklamasına göre “Türkiye’de 18-24 yaş aralığındaki her 3 gençten biri (yüzde 31,1) ne eğitimde ne de istihdamda yer alıyor. Bu oran OECD ülkeleri ortalamasında yüzde 13,7 olarak kayıtlara geçti. Türkiye’de 18-24 yaş aralığında ne eğitimde ne istihdamda olan kadınların oranı yüzde 41,4 iken, erkeklerin oranı yüzde 21,4 oldu. OECD ortalamasında ise ne eğitimde ne istihdamda olan kadınların oranı yüzde 14,4, erkeklerin oranı ise yüzde 13,1 olarak hesaplandı”.
Yani birçok veri söylenebilir. Ancak özeti şu: Geleceğimiz dediğimiz gençlerimiz, sağlıklı ve güvenli yaşaması, okuması, çalışması gerekirken; yoksulluk, güvencesiz işçilik, şiddet, geleceksizlik ve iş cinayetleri cenderesi altındalar. Özellikle AKP döneminde hayata geçirilen tarım, sanayi, eğitim ve sosyal politikalar gençlerin geleceğini ellerinden aldı ve sermaye için ucuz işgücü haline getirdi.
Bu gerçekler ortadayken Türkiye’nin genç nüfus avantajını kaybetmesi -ki onu ucuz işgücü olarak okuyalım- gerekçesiyle gençlere adeta dalga geçercesine “seviyorsan git evlen bence” denebiliyor. Aynı 2024 yılının “Emekliler Yılı” ilan edilip emekli maaşlarının 15 bin lira olması ve onlarca yaşlı işçinin iş cinayetlerinde hayatını kaybetmesi gibi…

‘Genç işçi’ kavramı üzerine
Gençler (genç işçiler), uluslararası ve ulusal kurumlar tarafından (UNESCO, BM, TBMM) farklı yaş gruplarına (15-24, 15-25 yaş gibi) ayrılabiliyorlar. İSİG Meclisi olarak bizler bu ayrımları gözönüne alıyoruz. Yine ülkemizde yasalar tarafından “15 yaşını tamamlamış, ancak 18 yaşını tamamlamamış kişi genç işçidir” tanımını güncel olarak ve uzun vadede istisnalar, çalışma hakları, sosyal güvenceleri gözeterek unutmuyoruz. Ancak yine uluslararası ve ulusal yasaları ve sözleşmeleri de gözönüne alarak 18 yaşını doldurmamış toplumun her üyesini “çocuk” ve çalışanları da “çocuk işçi” olarak nitelendiriyoruz.
Bu ve benzeri gerekçelerle raporumuzda genç işçi kavramını “18-25 yaş grubu” için kullanacağız. (15-17 yaş grubu gençler için değerlendirmelerimizi çocuk işçi iş cinayetleri raporunda okuyabilirsiniz) Raporda genç tanımına uyarak üst yaş sınırını 25 olarak belirledik. Ancak bazı mesleklerde doktor, avukat, gazeteci vb. 25 yaş da yukarı çekilebilir. Yine “Evlenecek Gençlerin Desteklenmesi Projesi”nde de gençlik yaşı 29’a çekilmiş. Bu sebeplerle genç işçiler raporumuza ek olarak 25-29 yaş arası için de ayrı bir değerlendirmemiz önümüzdeki günlerde olacak. Ancak hukuksal tanımlar dışında zaten çocuk ve genç olmanın içiçe olduğunun ve bir bütün olarak ele alınmasının gerektiği bilinciyle de adımlarımızı atacağız. Bu anlamda “çocuk işçiler raporu” ve “genç işçiler raporu” içiçe geçmiş ve birbirinin devamı olan bir bütün olarak görülmelidir.

İşkollarına göre iş cinayetleri
2013-2024 yılları döneminde Genç İşçi iş cinayetlerinin işkollarına göre dağılımı şöyle:
İnşaat, Yol işkolunda 695 genç; Tarım, Orman işkolunda 453 genç (318 işçi ve 135 çiftçi); Konaklama, Eğlence işkolunda 231 genç; Taşımacılık işkolunda 178 genç; Metal işkolunda 157 genç; Madencilik işkolunda 150 genç; Ticaret, Büro, Eğitim, Sinema işkolunda 122 genç; Belediye, Genel İşler işkolunda 93 genç; Enerji işkolunda 87 genç; Gıda, Şeker işkolunda 72 genç; Tekstil, Deri işkolunda 59 genç; Sağlık, Sosyal Hizmetler işkolunda 58 genç; Savunma, Güvenlik işkolunda 55 genç; Petro-Kimya, Lastik işkolunda 51 genç; Gemi, Tersane, Deniz, Liman işkolunda 44 genç; Ağaç, Kağıt işkolunda 29 genç; Çimento, Toprak, Cam işkolunda 29 genç; Basın, Gazetecilik işkolunda 15 genç; İletişim işkolunda 4 genç; Banka, Finans, Sigorta işkolunda 1 genç; elimizdeki veriler ışığında çalıştığı işkolunu belirleyemediğimiz 81 genç işçi hayatını kaybetti…
•İstihdam dağılımına baktığımızda genç işçi ölümlerinin yüzde 93’ünü ücretliler oluşturuyor. (Tüm iş cinayetlerinde ise bu oran yüzde 86. Son yıllarda giderek iş cinayetlerinde ücretlilerin oranının yükselmesinin nedeni de genç işçi ölümlerindeki bu tablo) Bu durum geçmiş yıllara göre bugün gençlerin ücret dışında bir gelir sahibi olmadığını ve yaşamak için çalışmak (İSİG tabiriyle çalışmak için yaşamak) zorunda olduklarını gösteriyor.
•Sektörel dağılıma baktığımızda genç işçi ölümlerinin yüzde 34’ünü sanayi, yüzde 27’sini inşaat, yüzde 22’sini hizmetler ve yüzde 17’sini tarım oluşturuyor. Genç işçi ölümlerinin başta metal, maden, enerji olmak üzere sanayide yoğunlaştığını görüyoruz. Yine şehirleşmenin bir sonucu olarak inşaaatlarda ve hizmetlerde genç işçi ölümleri artıyor. Çocuk işçi ölümlerinin yarısından fazlasını oluşturan tarımdaki ölümler ise bu yaş grubunda giderek düşüş eğilimi gösteriyor.
•İşkolları açısından baktığımızda ise son yıllarda dikkat çekilmesi gereken işkolu “konaklama”. Son beş yıldır (özel olarak moto kurye mesleğinin artışının yanısıra) bu işkolunda güvencesizlik temelinde yaşanan kitlesel işçileşmenin bir sonucu bu.

Nedenlerine göre iş cinayetleri
2013-2024 yılları döneminde Genç İşçi iş cinayetlerinin nedenlerine göre dağılımı şöyle:
Trafik, Servis Kazası nedeniyle 637 genç; Yüksekten Düşme nedeniyle 436 genç; Ezilme, Göçük nedeniyle 403 genç; Elektrik Çarpması nedeniyle 242 genç; Zehirlenme, Boğulma nedeniyle 209 genç; Şiddet nedeniyle 167 genç; Patlama, Yanma nedeniyle 123 genç; İntihar nedeniyle 194 genç; Kalp Krizi, Beyin Kanaması nedeniyle 74 genç; Nesne Çarpması, Düşmesi nedeniyle 60 genç; Kesilme, Kopma nedeniyle 32 genç; diğer nedenlerden dolayı 177 genç işçi hayatını kaybetti…
•Özellikle tarım ve taşımacılık nedenli trafik ve servis kazası, inşaat nedenli yüksekten düşme ve sanayi işkollarından dolayı ezilme öne çıkıyor. Ancak elektrik çarpması gibi çok ucuza önlemler ile engellenebilecek ölümlerin oransal olarak bu kadar fazla olması keza benzer şekilde zehirlenme ve boğulmaların çokluğu, genç işçilerin çalışma koşullarına dair (aşırı-yoğun-fazla çalışma, önlem ve denetimsizlik) zemini ortaya koyuyor.
2013-2024 yılları döneminde Genç İşçi iş cinayetlerinin yaşlara göre dağılımı şöyle:
18 yaşında 221 genç, 19 yaşında 299 genç, 20 yaşında 303 genç, 21 yaşında 247 genç, 22 yaşında 337 genç, 23 yaşında 373 genç, 24 yaşında 361 genç ve 25 yaşında 523 genç işçi hayatını kaybetti…
•18 yaşında ölen genç işçileri (18 yaşını tamamlamış) olarak değerlendiriyoruz (Bazı işçiler 18 yaşını doldurmamış “çocuk işçi” olabilir. Ancak kimlik bilgilerini tam olarak öğrenemiyoruz). Tersi bir durum da 25 yaş için olabilir. Bu yaş için tespit ettiğimiz işçilerin bir kısmı 26 yaşında olabilir ama benzer bir nedenle 25 yaş olarak değerlendiriyoruz.
2013-2024 yılları döneminde Genç İşçi iş cinayetlerinin cinsiyetlere göre dağılımı şöyle: 230 genç kadın ve 2434 genç erkek işçi hayatını kaybetti…
•Genç kadın işçiler yoğunlukla mevsimlik tarımda, gıda-kimya-tekstil gibi sanayi işkollarında, market-büro-lokanta gibi hizmetlerde, sağlık alanında ve genel işler işkollarında çalışıyordu.

Göçmen işçi cinayetleri
2013-2024 yılları döneminde 280 göçmen Genç İşçi hayatını kaybetti. Bu işçilerin geldikleri ülkelere bakarsak:
142 genç Suriyeli, 84 genç Afganistanlı, 11 genç Türkmenistanlı, 7 genç Özbekistanlı, 7 genç İranlı, 5 genç Iraklı, 3 genç Azerbaycanlı, 3 genç Ukraynalı, 2 genç Gürcistanlı, 2 genç Kırgızistanlı, 2 genç Pakistanlı, 2 genç Rusyalı, 1 genç Cezayirli, 1 genç Kolombiyalı, 1 genç Macaristanlı, 1 genç Moldovyalı, 1 genç Nepalli, 1 genç Nijeryalı, 1 genç Sudanlı, 1 genç Venezuelalı, 1 genç Zimbabveli…
•Genç işçilerde göçmenlerin ölüm oranı genel iş cinayetlerinin iki katıdır. Ayrıca çocuk işçilerdeki Suriyelilerin dışında başta Afganistan olmak üzere birçok ülkeden gelen göçmen işçi ölümleri vardır. Bu durum Türkiye işçi sınıfının bugün ve geleceğine dair örgütlenmesinde önemli bir duruma işaret etmektedir.
•Göçmen genç işçi ölümleri mevsimlik tarım, gıda-tekstil-metal gibi sanayi işkolları, inşaat, konaklama ve genel işler işkollarında yoğunlaşıyor.

Genç işçi cinayetlerinde sendikal durum
2013-2024 yılları döneminde iş cinayetlerinde ölen Genç İşçilerin 85’ü (yüzde 3,19) sendikalı işçi, 2579’u ise (yüzde 96,81) sendikasız. Sendikalı işçilerin 63 genç maden, 10 genç metal, 3 genç kimya, 3 genç güvenlik, 1 genç gıda, 1 genç tekstil, 1 genç eğitim, 1 genç enerji, 1 genç sağlık ve 1 genç belediye işkolunda çalışıyordu…
•Genç işçi ölümlerindeki sendikalılık oranı genel iş cinayetlerinde ölen sendikalıların oranının yarım katı. Bu durum sendikal örgütlenmenin yeni işçileri daha az koruyabildiği tartışmasını da beraberinde getirmektedir. Tabi bir değerlendirme yaparken 27 genç işçinin Soma madeninde hayatını kaybettiğini de hatırlatalım.

Bölgelere göre iş cinayetleri
2013-2024 yılları döneminde Türkiye’nin 81 şehrinin tamamında ve yurtdışında “az sayıda” (kısa vadeli çalışmak için gidilen veya Türkiye menşeili şirketlerde çalışan) Genç İşçi iş cinayeti tespit etmiş durumdayız:
336 ölüm İstanbul’da; 116 ölüm Antalya’da; 108 ölüm İzmir’de; 102 ölüm Konya’da; 99 ölüm Manisa’da; 91 ölüm Ankara’da; 88 ölüm Gaziantep’te; 80 ölüm Şanlıurfa’da; 73 ölüm Adana’da; 72 ölüm Kocaeli’nde; 60 ölüm Muğla’da; 57’şer ölüm Bursa ve Samsun’da; 51 ölüm Hatay’da; 48’er ölüm Kayseri ve Sakarya’da; 47’er ölüm Denizli; 46 ölüm Mersin’de; 43 ölüm Aydın’da; 40 ölüm Kahramanmaraş’ta; 38 ölüm Tekirdağ’da; 35 ölüm Mardin’de; 32’şer ölüm Malatya, Sivas ve Zonguldak’ta; 31 ölüm Şırnak’ta; 30 ölüm Adıyaman’da; 29 ölüm Van’da; 27 ölüm Afyon’da; 26 ölüm Balıkesir’de; 25’er ölüm Eskişehir ve Isparta’da; 24’er ölüm Artvin, Bartın, Ordu ve Trabzon’da; 22 ölüm Aksaray’da; 21’er ölüm Batman, Diyarbakır ve Giresun’da; 19’ar ölüm Nevşehir ve Siirt’te; 18’er ölüm Bolu ve Karabük’te; 17 ölüm Elazığ’da; 16 ölüm Düzce’de; 15 ölüm Bilecik’te; 14’er ölüm Çorum, Erzincan, Kırşehir, Kütahya, Rize ve Tokat’ta; 13’er ölüm Karaman, Kırıkkale ve Uşak’ta; 12’şer ölüm Burdur, Çanakkale, Hakkari ve Kastamonu’da; 11’er ölüm Bingöl, Kars, Niğde, Osmaniye ve Yalova’da; 10 ölüm Sinop’ta; 9’ar ölüm Ağrı ve Erzurum’da; 8’er ölüm Çankırı, Edirne ve Kırklareli’nde; 7’şer ölüm Amasya ve Bitlis’te; 6’şar ölüm Ardahan, Bayburt ve Yozgat’ta; 5’er ölüm Gümüşhane ve Muş’ta; 3’er ölüm Iğdır ve Tunceli’de; 2 ölüm Kilis’te; 9 ölüm Yurtdışında meydana geldi…
•İstanbul başta olmak üzere İzmir, Konya, Manisa, Ankara, Gaziantep, Adana ve Kocaeli’nde sanayi; yine İstanbul başta olmak üzere Antalya, Ankara, Muğla, Samsun vb. hemen her şehirde inşaat; İzmir, Konya, Manisa, Şanlıurfa başta olmak üzere tarım ve her şehirde hizmetler işkolunda genç işçiler hayatlarını kaybetmektedir.
•Diğer yandan çalışmak için başka bir şehre göç eden genç işçiler ise tespit edebildiğimiz kadarıyla başta şu şehirlerden gelmekte: Van, Diyarbakır, Elazığ, Erzurum, Ordu, Kars, Ağrı, Mardin, Şanlıurfa, Batman, Çorum, Samsun ve Tokat…

]]>
İSİG: Ekim ayında 164, yılın ilk on ayında en az 1540 işçi hayatını kaybetti https://yenidunya.org/emek-gundemi/31219/isig-ekim-ayinda-164-yilin-ilk-on-ayinda-en-az-1540-isci-hayatini-kaybetti/ Wed, 06 Nov 2024 08:35:50 +0000 https://yenidunya.org/?p=31219 İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG) Ekim 2024 İş Cinayetleri raporunu açıkladı.
Rapora göre, 2024 yılının ilk on ayında iş cinayetlerinin aylara göre dağılımı şöyle:
Ocak ayında en az 161 işçi, Şubat ayında en az 149 işçi, Mart ayında en az 124 işçi, Nisan ayında en az 165 işçi, Mayıs ayında en az 142 işçi, Haziran ayında en az 138 işçi, Temmuz ayında en az 148 işçi, Ağustos ayında en az 192 işçi, Eylül ayında en az 157 işçi ve Ekim ayında en az 164 işçi hayatını kaybetti…

İSİG: Ekim ayında 164, yılın ilk on ayında en az 1540 işçi hayatını kaybetti

İş cinayetleri sektörel olarak incelendiğinde; İnşaatta 49 işçi, sanayide 46 işçi, hizmette 39 işçi ve tarımda 30 işçi hayatını kaybetti…
•Ölümlerin temel nedeni güvencesiz çalıştırmanın (uzun çalışma saatleri, az işçiyle aynı işi yapma, İSİG önlemlerinin alınmaması, sendikal örgütlenmenin önüne konulan engeller) yatay olarak bütün işkollarını kesmesi.
•Diğer yandan ölen işçilerden tespit edildiği kadarıyla 4’ü sendika üyesi, 160’ı sendika üyesi değil.
•Ekim ayında göçmen işçi ölümlerinde de büyük bir artış söz konusu. 18 göçmen işçi (10 Suriyeli, 3 Afganistanlı, 2 Türkmenistanlı, 1 Çinli, 1 Iraklı, 1 İranlı) hayatını kaybetti. Göçmen işçilerin 6’sı inşaat, 5’i tarım, 2’si gıda, 2’si ticaret, 1’i metal, 1’i enerji ve 1’i gemi işkolunda çalışıyordu.
•İş cinayetlerinde ölenlerin 11’i kadın işçiydi. Kadınların 4’ü tarım, 3’ü gıda, 2’si güvenlik, 1’i genel işler ve 1’i belirlenemeyen bir işkolunda çalışıyordu.

İSİG: Ekim ayında 164, yılın ilk on ayında en az 1540 işçi hayatını kaybetti

İşkollarına göre dağılım
İnşaat, Yol işkolunda 49 işçi; Tarım, Orman işkolunda 30 emekçi (18 işçi ve 12 çiftçi); Taşımacılık işkolunda 18 işçi; Ticaret, Büro, Eğitim, Sinema işkolunda 8 işçi; Konaklama, Eğlence işkolunda 8 işçi; Gıda, Şeker işkolunda 7 işçi; Metal işkolunda 6 işçi; Savunma, Güvenlik işkolunda 6 işçi; Madencilik işkolunda 5 işçi; Enerji işkolunda 5 işçi; Gemi, Tersane, Deniz, Liman işkolunda 5 işçi; Belediye, Genel İşler işkolunda 5 işçi; Petro-Kimya, Lastik işkolunda 2 işçi; Çimento, Toprak, Cam işkolunda 2 işçi; Ağaç, Kâğıt işkolunda 1 işçi; Sağlık, Sosyal Hizmetler işkolunda 1 işçi; Elimizdeki veriler ışığında çalıştığı işkolunu belirlenemeyen 6 işçi hayatını kaybetti…

Nedenlerine göre dağılım
Yüksekten Düşme nedeniyle 31 işçi; Kalp Krizi, Beyin Kanaması nedeniyle 30 işçi; Trafik, Servis Kazası nedeniyle 24 işçi; Ezilme, Göçük nedeniyle 21 işçi; Şiddet nedeniyle 15 işçi; Patlama, Yanma nedeniyle 14 işçi; Elektrik Çarpması nedeniyle 8 işçi; İntihar nedeniyle 7 işçi; Zehirlenme, Boğulma nedeniyle 4 işçi; Nesne Çarpması, Düşmesi nedeniyle 2 işçi; Kesilme, Kopma nedeniyle 1 işçi; Diğer nedenlerden dolayı 7 işçi hayatını kaybetti…
•Bu ay iş cinayetlerinin ilk sıradaki nedeni yüksekten düşmeler. Bu ölümlerin yüzde 80’i de inşaatlarda meydana geldi. Uygun iskelelerin, korkulukların, emniyet kemerinin vb. olmaması bu ölümlerin temel nedenlerini oluşturuyor.
•İş cinayetinin meydana geldiği 16 işkolundan 12’sinde kalp krizi, beyin kanaması nedenli ölümler var. Kendi alanımızdan baktığımızda bu ölümlerde fazla çalışma ve çalışma ortamı gibi nedenlerin araştırılması gerekiyor.

Yaş gruplarına göre dağılım
14 yaş ve altı 2 çocuk işçi,
15-17 yaş arası 2 çocuk/genç işçi,
18-29 yaş arası 36 işçi,
30-49 yaş arası 63 işçi,
50-64 yaş arası 40 işçi,
65 yaş ve üstü 9 işçi,
Yaşını belirlenemeyen 12 işçi hayatını kaybetti…
•Ekim ayında dört çocuk işçinin ölümüyle beraber bu yılın ilk on ayında ölen çocuk işçi sayısı 61’e ulaştı.
•Emekli maaşlarının yetmemesi, EYT ve emeklilikte adalet tartışmaları devam ederken 50 yaş ve üstü ölen işçilerin sayısı en az 49. Yani Ekim ayında ölen neredeyse her üç işçiden biri emekli/emeklilik çağında/yaşlı.

Bölgelere göre dağılım
Ekim ayında Türkiye’nin 47 şehrinde ve yurtdışında dört ülkede (kısa vadeli çalışmak için gidilen veya Türkiye menşeili şirketlerde çalışan) iş cinayeti gerçekleştiği tespit edildi:
26 ölüm İstanbul’da; 10 ölüm Ankara’da; 9 ölüm Sakarya’da; 8 ölüm Manisa’da; 7’şer ölüm Antalya ve Muğla’da; 6’şar ölüm Hatay ve Şanlıurfa’da; 5’er ölüm Kütahya, Mersin ve Yozgat’ta; 4’er ölüm Gaziantep, Ordu ve Zonguldak’ta; 3’er ölüm Adana, Bartın, Bursa, Çorum, İzmir, Kocaeli ve Konya’da; 2’şer ölüm Adıyaman, Burdur, Diyarbakır, Karabük, Karaman, Kayseri ve Osmaniye’de; 1’er ölüm Afyon, Aydın, Balıkesir, Batman, Çanakkale, Denizli, Düzce, Elazığ, Giresun, Hakkari, Isparta, Kahramanmaraş, Kırşehir, Muş, Niğde, Sinop, Tekirdağ, Trabzon, Van, ABD, Irak, İspanya ve Küba’da meydana geldi…

İSİG: Ekim ayında 164, yılın ilk on ayında en az 1540 işçi hayatını kaybetti
]]>
2013’ten bugüne en az 1349 kadın işçiyi iş cinayetlerinde yitirdik https://yenidunya.org/kadinin-sesi/28048/2013ten-bugune-en-az-1349-kadin-isciyi-is-cinayetlerinde-yitirdik/ Sat, 25 Nov 2023 10:38:16 +0000 https://yenidunya.org/?p=28048 İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi İSİG, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde “Ayrımcılığın, şiddetin, sömürünün ve yok sayılmanın kıskacında kadın iş cinayetleri” raporunu açıkladı.
Raporda, “İSİG Meclisi olarak bugün, bir ekonomik şiddet olarak kadın işsizliğine ve kadınların istihdamdan dışlanmasına, kadına yönelik şiddetin bir alanı olarak çalışma yaşamındaki koşullara ve bir işçi sağlığı ve güvenliği sorunu olarak işyerinde kadına yönelik cinsel taciz, şiddet ve ayrımcılığa vurgu yapıyor, 2013’ten bu yana iş cinayetlerinde yaşamını yitiren 1349 kadın işçiyi anarak, işyerlerinde dayatılan koşulların kadın işçileri ölüme sürüklediğine dikkat çekmek istiyoruz” denildi.

İşyerinde kadına yönelik cinsel taciz ve şiddet de bir işçi sağlığı ve güvenliği sorunudur
Kadına yönelik şiddet, kadınları yalnızca hane içinde ve sosyal yaşamda değil, çalışma yaşamında da kuşatıyor. Çalışma yaşamında, kadına yönelik cinsel taciz ve şiddet sistematik bir biçimde “bireysel vakalar” olarak ele alınıyor. Oysa, şiddetin mekânları arasında en az tartışılanı olsa da çalışma yaşamı, hem sınıfsal hem de cinsel eşitsizliğin birleşimi olarak çok daha vahim bir şiddet tablosunun ortaya çıkmasına neden oluyor kadınlar için.
Çalışma yaşamının erilliği, işyeri ortamı ve tasarımından, işyerlerinin yönetim yapısı, işyerindeki işbölümü ve ilişkilere kadar her yerde kadınlar aleyhine işliyor. Cinsiyete dayalı emek sömürüsü, kadınların çalışma yaşamında fiziksel, cinsel, ekonomik, psikolojik ve dijital şiddete maruz kalmasına ve ayrımcılığa uğramasına neden oluyor. Kadınları zaman zaman çalışma yaşamının dışına da itebilecek toplumsal cinsiyet kökenli şiddet ve ayrımcılık, çalışma yaşamının kadınlar için sağlıklı ve güvenli olmamasının da en büyük nedenlerinden birisi. Bu nedenle, işyerinde kadına yönelik cinsel tacizi ve şiddeti de bir işçi sağlığı ve güvenliği sorunu olarak tanımlıyoruz.

Ekonomik şiddet ve kadın işçiler
Kadınlar, okumalarına ve çalışmalarına izin verilmeyerek ekonomik şiddete maruz kalıyor. Ücretsiz ev emekçisi kadınların pek çoğu sorumluluklarından kaynaklı ücretli bir işte çalışamıyor. Ekonomik krizlerin en hızlı ve en çok yoksullaştırılan, sosyal güvenlik korumasının dışına çıkartılan, kemer sıkma politikalarının en fazla uygulandığı kesim de kadınlar oluyor. Kadın işsizliği oranı ekonomik kriz etkilerinin en fazla hissedildiği 2009’u aşmış durumda ve işsizlikte kadın ve erkek oranı arasındaki fark giderek açılıyor.
Türkiye’de, kadınlar istihdamın dışına itilerek ekonomik şiddet gördüğü gibi, istihdam edildiklerinde de bu ekonomik şiddet devam ediyor. Kadın emekçiler, aynı işi yaptıkları erkek işçilerle eşit şartlarda çalışamadığı ve kadın olduğu için ayrımcılığa uğradığı gibi, erkek işçilerle eşit ücret de alamıyor. Kadınlar; aynı düzeyde eğitim aldıkları erkeklerin ortalama ücretinin ancak yüzde 77,8’ini alabiliyor. Çalışma yaşamında kendilerine yer açabilmek içinse herkesten fazla çalışmak ve yük almak zorunda kalıyor.

Bir şiddet biçimi olarak kadın emeği politikaları
Aile ve nüfus politikalarını da içeren, muhafazakar baskıyı derinleştiren ve kadın emeğini değersizleştiren istihdam politikaları, aile kadın emeğinin ikincil konumunu daha da pekiştiriyor.
Kadın emeği politikaları bir yandan, kadınları giderek daha çok geçici, güvencesiz ve kayıt dışı işlere hapsedip, özel sektörün ardından kamu sektöründe devlet politikalarıyla biçimlenen kadın istihdam alanlarında, kadınlar giderek daha çok ev işlerinin ve bakım emeğinin uzantısı işlerde çalışmaya mahkum ediyor. Bir yandan da, işyerlerinde kadınların 60 yılllık kazanımları bir bir eritiliyor ve kreş hakkı, emzirme odası gibi mücadeleyle kazanılan haklar, kamu işyerlerinde dahi kağıt üzerinde kalan haklara dönüşüyor.
Özellikle pandeminin başından bu yana despotik emek rejiminin derinleşmesi ve bu rejimin kalıcılaşmasına dönük hamleler bir yandan sınıfsal sömürüyü derinleştirirken öte yandan kadın işçilere yönelik şiddeti de derinleştirdiği için kadın işçileri daha çok etkiliyor.
İşçi sağlığı ve güvenliğini yalnızca mesai saatleri içerisine indirgeyen bakış açısı, emeği yalnızca iş süresi ile sınırlandırıp emekçilere dayatılan yaşam koşullarını göz ardı ederken, bu bakış açısı en çok da kadının yeniden üretim için harcadığı, karşılığı ödenmeyen “ücretsiz ev içi emeği”ni yok sayıyor.

2013-2023 ( ilk on ay) yılları arasında en az 1379 kadın işçi hayatını kaybetti
Kadın emeğinin görünmez olduğu koşullarda, kadınların yaşadıkları iş cinayetleri, kadınların meslek hastalıkları ve iş kazaları da görünmüyor. Veriler, erkek işçilerin kadın işçilere göre kaza geçirme olasılığının çok daha fazla olduğunu ve iş cinayetlerinde ölenlerin büyük bir kısmını erkek işçilerin oluşturduğunu söylüyor. Ne var ki bu değerlendirmelerde, istihdamda kadınların ağırlığı, kadın işgücünün ücretsiz ev işçiliği ve kayıt dışı istihdam boyutları görmezden geliniyor.
Toplumsal cinsiyet karşısında tarafsız gibi görünen bakış açısında tehlike ve riskler herkes için aynıymış gibi ele alınıyor ve yansıtılıyor. Kadın işçilerin çalıştığı alanlar tehlikesiz ve basit gibi ele alınıp önlemlerin dışında bırakılıyor.
Ama gerçek ayrımcılığın, şiddetin, sömürünün ve yok sayılmanın kıskacında 2013’ten bugüne en az 1379 kadın işçiyi hayatını kaybettiğini söylüyor.
*İSİG Meclisi verilerimize göre; 2013’te en az 103, 2014’te en az 131, 2015’te en az 121, 2016’da en az 110, 2017’de en az 117, 2018’de en az 120, 2019’da en az 115, 2020’de en az 148, 2021’de en az 165, 2022’de en az 109 ve 2023’ün ilk on ayında en az 140 kadın işçiyi iş cinayetlerinde kaybettik.

2013’ten bugüne en az 1349 kadın işçiyi iş cinayetlerinde yitirdik

İşkollarına göre kadın iş cinayetleri
Kadın iş cinayetlerinde en çarpıcı gerçek tarım-orman işkolundaki kadın işçi ölümleri. 2013’ten beri gerçekleşen kadın iş cinayetlerinin yüzde 42’si tarım-orman işkolundaki kadınların ölümleriydi. Tarım-orman işkolundaki ölümleri sağlık işkolu izledi. Özellikle pandemi döneminde yükselen sağlıkçı ölümleriyle sağlık işkolunun kadın iş cinayetlerinin yüzde 15’ini oluşturduğunu görüyoruz. Ticaret, Büro, Eğitim, Sinema işkolu da bu yıllarda yaşanan kadın iş cinayetlerinin yüzde 13’ünü oluşturdu. Belediye-Genel İşler işkolu ile tekstil ve turizm-konaklama işkolları da kadın iş cinayetleri bakımından öne çıkan işkolları oldu. Kadın iş cinayetlerinin yaşandığı işkolları, Türkiye’de kadın istihdamının da kayıt dışı ve güvencesiz kadın işçi gerçeğini göstermesi bakımından da çarpıcı bir tablo. Bu tablonun gösterdiği bir başka gerçek 2013’ten beri yaşamını yitiren kadın işçilerin yalnızca 33’ünün sendikalı olması, başka bir ifadeyle iş cinayetlerinde yitirdiğimiz kadın işçilerin yüzde 97’sinin örgütsüz olmasıdır.

Göçmen kadın emekçilerin durumu
Türkiye işçi sınıfının bir gerçekliği olarak, ölen kadın işçilerin 79’u göçmen/mülteci işçi olduğunu görüyoruz. Ev içi emeğin ana gövdesini oluşturan göçmen kadın işçilerin çalışma koşulları, kadın istihdamının vahim bir tablosunu yansıtıyor. Pasaportlarına el konulma, kaçak olarak çalıştırılma, “işçi kiralama bürosu” işlevi gören aracı şirketler eliyle çalıştırılma, işyerinde taciz, tecavüz ve şiddet, ücretini alamama göçmen kadın emekçilerin en büyük sorunları.
Kadın işçileri öldüren başlıca neden trafik-servis kazaları. Kadın iş cinayetlerinin yarıya yakınını (yüzde 44) oluşturan trafik-servis kazaları özellikle tarım işçisi kadınların ölümlerinde bariz bir biçimde belirleyici. Kadın istihdamındaki güvencesizliğin en çarpıcı boyutu olan çoğu mevsimlik tarım işçisi kadınlar hala tarlalara, tarım arazilerine taşınırken yollarda hayatını kaybediyor. Kadın iş cinayetleri bakımından diğer önemli ölüm nedenleri ise Covid-19 ölümleri (ölümlerin yüzde 11’ini oluşturuyor), ezilme-göçük sebepli iş cinayetleri (ölümlerin yüzde 8’i), şiddet sonucu ölümler (ölümlerin yüzde 7’sini oluşturuyor) ve kalp krizi ve beyin kanaması gibi ani ölümler (ölümlerin yüzde 6’sını oluşturuyor).

Emekçi kadın intiharları artıyor
Artan kadın cinayetleri içinde, göz ardı edilen bir boyut olarak iş cinayetlerinin oranı artıyor. Son yıllardaki kadın iş cinayetlerinde de kadına yönelik şiddet sonucu ölümlerin artışı göze çarpıyor.
Artan kadın emekçi intiharları da kadın emekçi ölümleri bakımından çarpıcı gerçeklerden birisi. Bu intiharlar, krizin işyerlerinde ve toplumda giderek artan şiddetinin, eşitsizliğin, kadın işsizliğinin ve yoksulluğunun bir göstergesi durumunda. Ancak kadın iş cinayetleri gibi kadın emekçilerin intiharları da kamusal alanda daha az tartışılıyor ve gündem oluyor. Zirai ilaç içme, kendini asma, bileklerini kesme biçiminde gördüğümüz kadın intiharları “ev içi”ne itilen intiharlar biçimini alıyor.

İSİG Meclisi verilerine göre iş cinayetinde yaşamını yitirenlerin;
50’si, 14 yaş ve altı yaşlarda çocuk işçiler,
51’i 15-17 yaşları arasındaki çocuk/genç işçiler,
317’si kadın iş cinayetlerinin çok yaşandığı yaş aralıklarından biri olan 18-29 yaş arası genç kadın işçiler,
554’ü en çok kadın iş cinayetinin yaşandığı yaş aralığı olan 30-49 yaş arasında kadın işçiler,
242’si 50-64 yaş arası kadın işçiler,
69’u 65 yaş ve üstü kadın işçiler,
96’sı ise yaşı tespit edilemeyen kadın işçiler.

Emeğimizin ve bedenimizin sömürülmesine, yaşamlarımızın çalınmasına karşı:
1- Toplumsal cinsiyetçi işbölümüne son verilmelidir.
2- Kadın işlerinin ‘tehlikesiz ve basit’ olduğu ön yargısı yıkılmalıdır.
3- Yeniden üretim atölyelerine dönüşen evler ve işyerleri sağlık ve güvenlik risklerine karşı güvenli hale getirilmelidir.
4- Gerek devlet tarafından gerekse emek ve meslek örgütleri tarafından oluşturulan işçi sağlığı ve güvenliği politikaları toplumsal cinsiyet açısından tekrar düzenlenmelidir.
5- Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından, işyerlerinde ve evlerde kadınların ağırlıklı olarak çalıştığı işlerin ve bu işlerde çalışan kadınlarda rastlanan ortak sağlık sorunları ve riskleri rapor edilmeli ve kamuoyuyla düzenli olarak paylaşılmalıdır.
6- Kadınların çalışma alanlarındaki kimyasal, biyolojik, fiziksel, ergonomik vb. riskler saptanmalıdır.
7- İşyerinde kadına yönelik cinsel şiddet, taciz, cinsel sataşma tehlikesine karşı önlem alınmalı, bu konu sendikaların toplu sözleşmelerinin önemli bir gündemi olmalıdır.
8- İşyeri toplu sözleşmelerinde, işkolu ve ülke bazındaki çerçeve sözleşmelerde kadın meslek hastalıklarına dair maddeler konulmalıdır.
9- Ev ve bakım hizmetleri azami ölçüde kamusal alandan ücretsiz karşılanmalıdır.
10- Kadınlar çifte mesaisinin yıpratıcılığı ve üstlerindeki aşırı iş yüküne bağlı fiziksel ve ruhsal zararlar toplamı bir meslek hastalığı tanımı getirilmelidir.
11- Başta İş Kanunu ve İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası olmak üzere bütün yasa ve yönetmelikler toplumsal cinsiyeti gözetecek bir biçimde yenilenmelidir.

2013’ten bugüne en az 1349 kadın işçiyi iş cinayetlerinde yitirdik
]]>
İş cinayetleri dur(durul)muyor https://yenidunya.org/emek-gundemi/27719/is-cinayetleri-durdurulmuyor/ Sun, 12 Nov 2023 10:02:45 +0000 http://eskiruya.org/?p=27719 Ekim ayında 150, yılın ilk on ayında en az 1634 işçi hayatını kaybetti

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi İSİG Ekim 2023 iş cinayetleri raporunu açıkladı.
Raporda şöyle denildi, “Kocaeli İSİG Meclisimizin geçen hafta yaptığı “AKP’li Yıllarda İş Cinayetleri” basın açıklamasından bir alıntı ile başlayalım: 3 Kasım… AKP’nin hükümet olup ilerleyen yıllarda hızla devletin merkezinde yer alışının 21.yılı. Bu yıllarda AKP’li kurmayların dilinden “ekonomik kalkınma”, “büyüme”, “İleri Türkiye”, “Yeni Türkiye”, “yerli-milli” ve “Türkiye Yüzyılı” sözleri eksik olmadı. Ancak Türkiye işçi sınıfı ve halkımız açısından değişen birşey yok. Aksine her geçen yıl emekçilerin aleyhine çıkarılan yasalar, artan enflasyon ve giderek azalan alım gücü, hak ve özgürlük mücadelelerine karşı süreklileşen bir baskı ve güvencesiz çalışma koşullarının yaşama geçirildiği bir “İş Cinayetleri Rejimi”. İşte 21 yılın özeti bu… İster 6331 sayılı İSG Yasası çıkarın ister oransal olarak “işçi ölümleri düştü” gibi söylevler verin gerçekler değişmiyor. AKP’nin iktidara geldiği 3 Kasım 2002 tarihinden bugüne iş cinayetlerinde en az 32 bin 180 işçi hayatını kaybetti…”

Ekim ayında en az 150 iş cinayeti
AKP’li yıllardaki iş cinayetlerinde özetlediklerimizin bir tekrarı Ekim ayında da yaşandı.

  • İstihdamın büyük çoğunluğunun kısa süreli, işin bitimine ya da işin bir kısmının yapımına dayalı olduğu, taşeron çalışmanın başat olduğu ‘ekonominin lokomotifi’ inşaat işkolunda bu ay ‘çoğu yüksekten düşme’ nedeniyle en az 41 işçi arkadaşımızı kaybettik. Bu ay dikkat çekmek istediğimiz bir inşaat şantiyesi ‘Akkuyu Nükleer Güç Santrali’. 7 Ekim’de Muharrem Çolak ve 19 Ekim’de İlyas Bul yüksekten düşerek hayatını kaybetti. İSİG Meclisi olarak Akkuyu NGS inşaatında tespit edebildiğimiz iş cinayeti sayısı on beş. Bazı işçilerin isimlerini dahi bilmiyoruz. Zira ne şirket ne devlet ölenlerin isimlerini açıklamıyor, yakınları ve mesai arkadaşları bildirimde bulunursa öğrenebiliyoruz. Diğer yandan sıkça meydana gelen servis kazaları ve kitlesel yemek zehirlenmeleri de cabası…
  • Gıda, maden, kimya, tekstil, ağaç, çimento, metal, enerji ve tersane işçisi. Bu ay en az 20 sanayi işçisi arkadaşımızı kaybettik…
  • Uzun çalışma saatlerinin, yoğun çalışmanın, sigortasız ya da kendi nam/hesabına çalışmanın hakim olduğu ve sendikal örgütlenmenin yok gibi ya da zayıf olduğu koşullarda çalışan en az 8 moto kurye arkadaşımızı kaybettik…
  • 10 yaşındaki mevsimlik tarım işçisi Mehmet Sıtkı Gültekin ezilerek, 17 yaşındaki gıda işçisi Ali Yahya Çetintaş yüksekten düşerek ve 17 yaşındaki metal geri dönüşüm işçisi Birol Deveci’yi üzerine nesne düşmesi sonucu kaybettik. Bu yıl çocuk işçi cinayeti sayısı en az kırk yedi…
  • Nüfusun yüzde 10’unu oluşturan göçmenler sigortasız, ucuz, dışlayıcı, yani tamamen korunmasız koşullarda çalıştırılmaktadır. Bu ay üçü Suriyeli, ikisi Afganistanlı ve biri Türkmenistanlı olmak üzere en az 6 göçmen işçi hayatını kaybetti.
İş cinayetleri dur(durul)muyor

İşkollarına göre
İnşaat, Yol işkolunda 41 işçi; Tarım, Orman işkolunda 31 emekçi (17 işçi ve 14 çiftçi); Taşımacılık işkolunda 20 işçi; Konaklama, Eğlence işkolunda 12 işçi; Belediye, Genel İşler işkolunda 9 işçi; Metal işkolunda 5 işçi; Gıda, Şeker işkolunda 4 işçi; Ticaret, Büro, Eğitim, Sinema işkolunda 3 işçi; Enerji işkolunda 3 işçi; Sağlık, Sosyal Hizmetler işkolunda 3 işçi; Savunma, Güvenlik işkolunda 3 işçi; Petro-Kimya, Lastik işkolunda 2 işçi; Çimento, Toprak, Cam işkolunda 2 işçi; Madencilik işkolunda 1 işçi; Ağaç, Kâğıt işkolunda 1 işçi; İletişim işkolunda 1 işçi; Basın, Gazetecilik İşkolunda 1 işçi; Gemi, Tersane, Deniz, Liman işkolunda 1 işçi; elimizdeki veriler ışığında çalıştığı işkolunu belirleyemediğimiz 7 işçi hayatını kaybetti…

Nedenlerine göre
Trafik, Servis Kazası nedeniyle 38 işçi; Yüksekten Düşme nedeniyle 27 işçi; Kalp Krizi, Beyin Kanaması nedeniyle 22 işçi; Ezilme, Göçük nedeniyle 21 işçi; Şiddet nedeniyle 11 işçi; Elektrik Çarpması nedeniyle 7 işçi; Nesne Çarpması, Düşmesi nedeniyle 6 işçi; İntihar nedeniyle 4 işçi; Zehirlenme, Boğulma nedeniyle 3 işçi; Kesilme, Kopma nedeniyle 1 işçi; diğer nedenlerden dolayı 10 işçi hayatını kaybetti…

Yaş gruplarına göre
14 yaş ve altı 1 çocuk işçi, 15-17 yaş arası 2 çocuk/genç işçi, 18-29 yaş arası 28 işçi, 30-49 yaş arası 67 işçi, 50-64 yaş arası 32 işçi, 65 yaş ve üstü 8 işçi, yaşını bilmediğimiz 12 işçi hayatını kaybetti…

Bölgelere göre
Ekim ayında 50 şehirde ve yurtdışında dört ülkede (kısa vadeli çalışmak için gidilen veya Türkiye menşeili şirketlerde çalışan) iş cinayeti tespit edildi. İstanbul, iş cinayetlerinin en fazla yaşandığı il oldu.
17 ölüm İstanbul’da; 6’şar ölüm İzmir, Kocaeli ve Mersin’de; 5’er ölüm Antalya, Giresun ve Muğla’da; 4’er ölüm Aksaray, Balıkesir, Bursa, Hatay, Kayseri, Konya, Sakarya, Tekirdağ ve Trabzon’da; 3’er ölüm Ankara, Bolu, Isparta, Kahramanmaraş, Karaman, Kütahya, Malatya, Manisa, Şanlıurfa ve Tokat’ta; 2’şer ölüm Adıyaman, Aydın, Çanakkale, Gaziantep, Samsun ve Van’da; 1’er ölüm Afyon, Ağrı, Ardahan, Bayburt, Burdur, Çorum, Denizli, Diyarbakır, Düzce, Erzurum, Iğdır, Kastamonu, Kırıkkale, Nevşehir, Rize, Sivas, Uşak, Zonguldak, Cezayir, Irak, İtalya ve Moritanya’da meydana geldi…

İş cinayetleri dur(durul)muyor
]]>