işçi – Yeni Dünya https://yenidunya.org Yeni Günün Habercisi Thu, 15 Jan 2026 12:48:33 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.8.5 https://yenidunya.org/wp-content/uploads/2022/02/cropped-YD-ikon-512-1-75x75.png işçi – Yeni Dünya https://yenidunya.org 32 32 Patrona değil emekliye emekçiye sendika https://yenidunya.org/yazarlar/fatih-kaplan/33643/patrona-degil-emekliye-emekciye-sendika/ Thu, 15 Jan 2026 09:55:00 +0000 https://yenidunya.org/?p=33643 Ülkemizde ilk emekli sendikası DİSK çatısı altında 1995 yılında kuruldu, kurulur kurulmaz emekli hareketine yeni bir güçlü ses, yeni bir anlayış getirdi. Emekliler ricacı pozisyondan hakkını talep eden pozisyona geçti. Bu güçlü hak arama bilincinin örgütlü hâli olan sendikanın hükûmetleri rahatsız etmesi kaçınılmazdı elbette. Sendikalar defalarca dava açılarak kapatıldı, tekrardan kuruldu. Anayasaya ve ülkemizin de imzacısı olduğu uluslararası hukuka aykırı kapatma kararlarının toplumsal barışa, emekçi dayanışmasına, yüzde doksan dokuzu temsil eden büyük insanlığa hizmet etmediği ve kabul görmediği aşikârdır, apaçıktır. Emeklilerin sendika kurmasına engel olarak gerekçelendirilen anti demokratik yasa hükümleri kaldırılmalıdır.

Emeklinin sesine kulak ver
Bu kısa girişten sonra emeklilerin sesini Meclis’e taşıyarak 9 Ocak 2026 gününden beri Nöbet Tutma eylemine devam eden CHP’li vekiller tekrar kutlanmayı hak ediyor, iktidar dışında kalan partilerin de bu eyleme aktif destek vermesi başarının ön koşuludur. Sokakta ve alanlarda emeklilerin, Meclis’te vekillerin ısrarlı eylemleri o kadar etkili oldu ki iktidarın fiili ortağı MHP’nin Genel Başkan Devlet Bahçeli bile emeklilerin aylıklarının sefalet düzeyinde ve kabul edilemez olduğunu dile getirdi. Söz yetmez eylem gerek; bu sözün sahipleri eğer söylediklerinde samimi iseler hemen Meclis’e en düşük emekli aylığının asgari ücretin altında olamayacağını, asgari ücretin de insanca yaşamaya yetecek düzeye çıkarılması gerektiğini teklif haline getirsinler; yapılacak oylamada kim emekçinin, emeklinin dul ve yetimin yanında; kim dolar milyarderlerinin holdingleşmiş tarikatların, rantiyenin yerli ve yabancı tefecilerin yanında belli olsun.

Birleş ki güçlü ol
Tekrar söylemek gerekir ki, iktidarın sürdürdüğü dışa bağımlı neo-liberal ekonomiyle, tarımı ve küçük orta sanayiyi çökerten, esnafı iflasa sürükleyen borç faiz özelleştirme borsa sistemiyle yaratılan ağır tahribat o kadar büyük ki, tek bir parti, tek bir sendika, tek bir demokratik kitle örgütü bunun altından kalkamaz. Güçlerimizi birleştirmekten başka çaremiz yok. Eminiz ki, emekçiler bu iradeye sahip olduklarını kanıtlayacaklardır.

Kendi sahamızdan, emekli örgütleri açısından baktığımda, henüz merkezi düzeye taşınmamış olsa da bir çok ilde ilçede bölgede emekli örgütlerinin bir araya gelerek ortak eylemler yaptığını, güç birlikleri oluşturduğunu sevindirici ve yol açıcı bir gelişme olarak gördüğümü kaydedeyim. Bu ortaklaşmayı, birlikte hareket etme iradesini merkezi düzeyde yaşama geçirmek görevimizdir. Bir araya gelmek için hiçbir ön koşula  gerek yok.

Asgari yaşam olmaz
Emeklilerin hakları emekçi kimliklerine sıkı sıkıya bağlıdır, emekliliği sağlayan aktif çalışma yaşamıdır. Yaş haddi, iş göremezlik veya yeterli prim/gün sayısına ulaşan emekçi emekliliğe hak kazanır. Kişi beden ve beyin gücünü harcayarak yıllarca üretmiş, ülkenin zenginliğine katkı sağlamıştır. Elbette ki emekliliğe hak kazanan emekçi, emekli olurken ustalığın tecrübenin zirvesindedir. Emekli olurken insanca yaşamaya yetecek bir aylığı çoktan hak etmiştir. Bu aylık da kesinlikle asgari ücretin üzerinde olmalıdır. Çünkü asgari ücret tanımı gereği en azdır, geçici ve kısa sürelidir.

CHP’nin asgari ücretin 39 bin liraya, en düşük emekli aylığının da asgari ücrete yükseltilmesi önerisi ilk adım olarak ve geçici kaydıyla desteği hak ediyor. Geçici olmalıdır çünkü, asgari yaşam insan onuruyla bağdaşmaz. Yoksulluğu değil varlığı paylaşmak her emeklinin emekçinin yurttaşın ana sütü gibi hakkıdır.

Zaten 2002 yılı Aralık ayında asgari ücret 184 TL iken en düşük işçi emeklisi aylığı bunun yüzde 40 fazlası olan 257 TL idi. Bu hesabı bugüne uyarlarsak en düşük emekli aylığının asgari ücretin yüzde 40 fazlası olan 39 bin 305 TL olması gerektiğini görürüz. Üstelik de bu hesabı yaparken asgari ücretin de TÜİK’in ısmarlama enflasyon hesabıyla baskılandığını göz ardı etmeyelim.

Bayram ikramiyeleri yılda dört defa bir aylık karşılığı olarak verilmelidir. İkramiye sadaka veya harçlık değildir, en az bir aylık tutarında olmalıdır.

İktidar uyarıları ciddiye almak zorundadır, bozdukları emekli sistemi artık yama tutmuyor, en düşük emekli aylığına yüzde 18,5 artış yaparak 20 bin liraya çıkarmaları derde deva olmaz. Diğer emeklilere bunun altında sadece yüzde 12,19 artış yapmalarını, memurlara yıllardır yasa gereği olmasına rağmen ödemedikleri seyyanen zamları emekli unutmayacak. İktidar hızla bu yanlışından dönerse, emekli sistemini hiç olmazsa 2002 öncesi ayarlarına döndürüp düzeltme yoluna giderse belki ahını aldığı emeklilerin bir kısmının kendisini affetmesini umabilir.

]]>
ILO: 284 milyon işçi aşırı yoksulluk içinde yaşıyor https://yenidunya.org/emek-gundemi/33641/ilo-284-milyon-isci-asiri-yoksulluk-icinde-yasiyor/ Thu, 15 Jan 2026 09:45:00 +0000 https://yenidunya.org/?p=33641 ILO 2026 raporuna göre, 284 milyon işçi aşırı yoksulluk içinde yaşıyor, küresel işsizlik ise yüzde 4,9 ile sabit. Kadınlar ve gençler iş gücüne erişimde hala ciddi dezavantajlarla karşı karşıya.

ILO “2026 İstihdam ve Sosyal Eğilimler Raporu” yayımlandı.
Raporda, “2015 ile 2025 yılları arasında, aşırı yoksulluk içinde yaşayan işçilerin oranı 3,1 puan azalarak yüzde 7,9’a gerilemiştir. Bu da 284 milyon işçinin aşırı yoksulluk içinde, yani günde 3 ABD dolarından daha az gelirle yaşadığı anlamına geliyor” tespitine yer verildi.
Raporda, küresel işsizlik oranının sabit kalmasına rağmen, insana yakışır ve kaliteli işlere yönelik ilerlemenin durduğu kaydedildi. Gençler ve kadınlar için devam eden zorluklara işaret edilen raporda, yapay zeka ile ticaret politikasındaki belirsizliğin iş gücü piyasalarını daha da zayıflatabileceği kaydedildi. Bölgelere göre istihdam ve sosyal trendlere yer verilen raporda, ticaret ve istihdamdaki değişen eğilimler değerlendirildi.

İşçilerin yüzde 68’i yoksulluk içinde
Raporun özet bölümündeki “İstihdam kalitesindeki gelişim durdu” başlığı altında, küresel olarak istihdam kalitesindeki iyileşmenin son 20 yılda yavaşladığı bildirilerek, şunlar kaydedildi:
2015 ile 2025 yılları arasında, aşırı yoksulluk içinde yaşayan işçilerin oranı, önceki 10 yılda kaydedilen 15 puanlık düşüşe kıyasla, sadece 3,1 puan azalarak yüzde 7,9’a gerilemiştir. Bu da 284 milyon işçinin aşırı yoksulluk içinde, yani günde 3 ABD dolarından daha az gelirle yaşadığı anlamına geliyor. Üstelik, 2015 ile 2025 yılları arasında düşük gelirli ülkelerde hem aşırı hem de orta derecede çalışan yoksulluk oranları artmış ve 2025 yılında işçilerin neredeyse yüzde 68’i aşırı veya orta derecede yoksulluk içinde yaşamaktadır.

Kayıt dışı istihdam artıyor
Raporda, küresel kayıt dışı istihdam oranının önceki 10 yılda düşüş göstermesinin ardından 2015-2025 döneminde 0,3 puan arttığı aktarılarak, şu ifadelere yer verildi:
2026 yılı itibarıyla, küresel olarak 2,1 milyar işçinin kayıt dışı istihdam edileceği tahmin edilmektedir. Kayıt dışı istihdam, sosyal koruma, iş hakları, iş yeri güvenliği ve iş güvencesine erişimin sınırlı olması nedeniyle genellikle daha düşük iş kalitesiyle ilgilidir. Bu artış, büyük ölçüde, başta Afrika ve Güney Asya olmak üzere, kayıt dışılık oranlarının daha yüksek olduğu ülkelerde istihdamın artan payını yansıtmaktadır. Bundan dolayı, bu ekonomilerde kayıt dışılığı azaltmaya yönelik çabalar hayati öneme sahiptir. Düşük ve orta gelirli ülkelerde genellikle düşük ücretli ve kendi hesabına çalışma oranı, 2015 ile 2025 yılları arasında tekrar artmıştır.

Belirsizlik artıyor
Küresel ekonomi ve iş gücü piyasalarının artan belirsizlik ve değişen politika ortamına rağmen dirençli olmaya devam ettiği ifade edilen raporda, 2025–2027 dönemi için öngörülen gayrisafi yurt içi hasıla (GSYH) büyümesinin 2024 yılına ilişkin tahminlere kıyasla neredeyse hiç değişmediği belirtildi. Raporda şu değerlendirmeye yer verildi:
2025 yılında, ticaretin yön değiştirmesi, ticaret aksamalarının kısa vadeli etkilerini yumuşatmaya yardımcı olurken; işletmelerin ve hanelerin tüketim ve yatırımlarını öne çekmesi, yılın ilk yarısında ekonomik faaliyeti destekledi. Artan belirsizlik ile işletme ve tüketici güvenindeki düşüş toplam talep üzerinde baskı oluşturabilse de düşen enflasyon, destekleyici maliye ve para politikaları ile yapay zeka teknolojilerine yapılan yatırımların 2026 yılında büyümeyi desteklemesi beklenmektedir. Bununla birlikte görünüm, artan kamu borçları, ticaret politikalarındaki belirsizlik ve yapay zeka kaynaklı aksaklıklara ilişkin önemli riskler içermeye devam etmektedir.

Yüksek gelirli ülkelerde istihdam gerileyecek
Raporda, “2025 yılında küresel işsizlik oranı yüzde 4,9 olarak tahmin ediliyor. Bu oran 2024 yılına göre değişmemiş olup, 2027 yılına kadar benzer seviyede kalacağı öngörülüyor. 2026 yılında küresel işsizliğin 186 milyona ulaşacağı tahmin edilirken, daha geniş kapsamlı iş gücü yetersiz kullanımı ölçütü olan iş açığı ise 408 milyon olarak öngörülmektedir” denildi.
Raporda, “2026 yılında yüzde 1 olarak öngörülen küresel istihdam artışı, önceki 10 yılın ortalamasının biraz altında olup, demografik değişimler ülkeler arasında önemli farklılıklara yol açmaktadır. 2010-2019 döneminde yıllık ortalama yüzde 1,1 büyüme kaydeden yüksek gelirli ülkelerde istihdamın 2026 yılında gerilemesi beklenmektedir” ifadelerine yer verildi.

Kadınların iş gücüne katılımı haal erkeklerden daha düşük
Kadınların 2025 yılında küresel istihdamın yalnızca beşte ikisini temsil ettiği belirtilerek, şu tespitlere yer verildi:
Bu durum istihdama erişimde önemli engellerin olduğunu göstermektedir. Kadınların iş gücüne katılımı erkeklerden 24,2 puan daha düşükken, genç kadınların ‘istihdamda, eğitimde veya mesleki eğitimde olmama’ (NEET) durumu genç erkeklerden 14,4 puan daha yüksek. Kadınların küresel işsizlik oranı erkeklerinkinden biraz fazla. Bu durum, kadınların esas olarak iş bulmakta değil, iş gücü piyasasına erişimde engellerle karşılaştığını göstermektedir. İstihdam açığı oran, kadınlar için erkeklere kıyasla hala daha yüksek olup, 2026’da 4,3 puanlık bir fark beklenmektedir.
Raporda, düşük gelirli ülkelerde hem GYSH hem de emek verimliliğindeki büyümenin beklentinin altında seyrettiği kaydedilerek, “Bu durum kaliteli istihdam açıklarının azaltılmasında ilerlemeyi engellemektedir. Yüksek nüfus artışı ve yetersiz verimlilik artışı, düşük gelirli ülkelerdeki yaşam standartlarının daha gelişmiş ekonomilerde gözlemlenenlere yaklaşmasını yavaşlatıyor” denildi.

Koşullar gençler için hala sorunlu
Raporda, genç istihdamına ilişkin, şu değerlendirme yapıldı:
İş gücü piyasası koşulları gençler için hala sorunlu olmaya devam etmekte. Bu durum özellikle düşük gelirli ülkelerde daha belirgindir. 2025 yılında küresel genç işsizlik oranı, 2024’teki yüzde 12,3’ten yüzde 12,4’e yükselirken, NEET statüsündeki gençlerin payı da yüzde 19,9’dan yüzde 20,0’a artmıştır. Bu durum endişe vericidir. Çünkü 257 milyon NEET statüsündeki genç, gelecekteki iş gücü piyasası fırsatlarını iyileştirecek değerli eğitim, beceri ve deneyim kazanma fırsatını kaçırmıştır.

]]>
Patronlar krizin faturasını işçiye kesecek https://yenidunya.org/emek-gundemi/32966/patronlar-krizin-faturasini-isciye-kesecek/ Fri, 01 Aug 2025 08:21:28 +0000 https://yenidunya.org/?p=32966 Patronlar, bazı sektörlerde yaşanan sıkıntıların çözümü için “kısa çalışma ödeneğini” gündeme getirdi. Böylece işçinin ücreti işveren tarafından değil, işçiden de yapılan kesintilerle oluşturulan İşsizlik Sigortası Fonu’ndan karşılanacak. İşçi daha düşük ücret alacak. Emeklilik için sigorta primleri de bir süre yatmayacak.

TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, emek yoğun sektörlerin zor durumda olduğunu belirterek, tekstil/hazır giyim, deri/ayakkabı ve mobilya başta olmak üzere bazı sektörlere ek destekler verilmesini istedi.
Cumhuriyet’ten Mustafa Çakır’ın haberine göre, Hisarcıklıoğlu, “Pandemi döneminde olduğu gibi kolaylaştırılmış kısa çalışma ödeneği yeniden devreye alınmalı” dedi. Ancak “kısa çalışma” önerisi emekçilerin daha az ücret almaları, sigorta primlerinin bir süre ödenmemesi gibi sıkıntılı düzenlemeler içeriyor.

Şartlar var
İşsizlik Sigortası Yasası’na göre, kısa çalışma yaptırılabilmesi için, “genel ekonomik, sektörel veya bölgesel kriz, genel salgın ile zorlayıcı sebeplerle işyerindeki haftalık çalışma sürelerinin geçici olarak önemli ölçüde azaltılması veya işyerinde faaliyetin tamamen veya kısmen geçici olarak durdurulması” koşulları gerekiyor.

Ücret fondan
Kısa çalışma halinde işçinin ücreti de işveren tarafından değil İşsizlik Sigortası Fonu’ndan ödeniyor. Bu fon sigortalının prime esas aylık brüt kazancı üzerinden hesaplanan yüzde 2 işveren, yüzde 1 işçi ve yüzde 1 devlet payı gelirlerinden oluşuyor. İşçinin işsiz kaldığında aldığı işsizlik ödeneği de bu fondan ödeniyor. Ayrıca işçinin kısa çalışma ödeneğinden yararlanabilmesi için de şartlar var. Sigortalının kısa çalışma ödeneğine hak kazanabilmesi için, kısa çalışma başlama tarihinden önceki son 120 gün hizmet akdine tabi olması ve son üç yılda en az 450 gün sigortalı olarak çalışıp işsizlik sigortası primi ödemiş olması gerekiyor.

Ücret düşüyor
Kısa çalışmada işçinin ücreti de düşüyor. Günlük kısa çalışma ödeneği; sigortalının son oniki aylık prime esas kazançları dikkate alınarak hesaplanan günlük ortalama brüt kazancının yüzde 60’ı üzerinden hesaplanıyor. Bu şekilde hesaplanan kısa çalışma ödeneği miktarı, 16 yaşından büyük işçiler için uygulanan aylık asgari ücretin brüt tutarının yüzde 150’sini geçemiyor. Ayrıca kısa çalışma ödeneğinden damga vergisi de kesiliyor.

Ödeneği etkiliyor
Kısa çalışma ödeneği olarak ödenen süreler, kısa çalışma başlama tarihinden itibaren 3 yıl içindeki hizmet akdi fesihlerine istinaden yapılacak işsizlik ödeneği ödemelerine ilişkin hak sahipliği sürelerinden de düşülür. Yani işçi işsiz kaldığında bir süre işsizlik ödeneği de alamıyor. Bunun dışında kısa çalışma döneminde işçinin sadece sağlık hakkından yararlanabilmesi için genel sağlık sigortası primleri yatırılıyor. Onun dışındaki emekliliğe etki eden prim ödemeleri de askıya alınıyor. 

]]>
Gübretaş işçisi grev alanında! https://yenidunya.org/emek-gundemi/32847/gubretas-iscisi-grev-alaninda/ Thu, 03 Jul 2025 10:52:43 +0000 https://yenidunya.org/?p=32847 Petrol-İş Sendikası Kocaeli Şubesi’nin örgütlü olduğu yaklaşık 240 işçinin çalıştığı Gübretaş işyerinde bugün (3 Temmuz) grev alanına çıkıldı.
Petrol-İş, Gübretaş işyerinde 1 Ocak 2025 tarihinde başlayan TİS müzakerelerinde bugüne kadar yapılan görüşmelerde işverenin taleplerimize cevap vermemesi üzerine 3 Temmuz sabahında grev ilan etti.

Gübretaş işçisi grev alanında!

“Biz çalışmazsak hayat durur”
Petrol-İş Genel Başkanı, grev pankartının fabrikaya asılmasının ardından yaptığı konuşmada, Petrol-İş Sendikasının verdiği mücadelenin üyelerimizin ve işçi sınıfının umudu olduğunu söyledi. Akyüz, “Gübretaş emekçisi mücadelesinde alnının akıyla devam ediyor. Bu ülkede hangi işçi, hangi emekli memnun, bize yaşanan enflasyonu bile reva görmeyen anlayışa karşı direncimizi ortaya koyuyoruz. Biz önce müzakereyi öne koyuyoruz, biz üzüm yemek istiyoruz, bağcıyı dövmek istemiyoruz. Bizi kimseye benzetmesinler. Kamu sözleşmeleri ile bizi karıştırmasınlar. Bizim derdimizle dertlenip en azından işçiyi tebessüm ettirsinler. Bu işçiler artık sadece geçinmek istiyor. Biz çalışmazsak hayat durur. Ama hep bizim üzerimize çöktüler. Bizi işsizlikle, açlıkla tehdit ettiler. Bizim partimiz yok. Bizim partimiz ekmeğimizdir, sendikamızdır. Kimsenin arka bahçesi değiliz. Bizi başka sektörlere benzetmesinler, biz bu ülkeye değer katıyoruz, katma değer üretiyoruz. Bu sömürü düzenini ortadan kaldırmanın tek yolu mücadele ve örgütlülüktür” dedi.
Akyüz, Petrol-İş Sendikası’nın bütün örgütüyle Gübretaş işçisinin yanında olduğunu belirterek, işvereni de çalışanlarının taleplerini dikkate alarak müzakere masasına davet etti.

]]>
Son on iki buçuk yılda en az 770 çocuk çalışırken hayatını kaybetti https://yenidunya.org/emek-gundemi/32757/son-on-iki-bucuk-yilda-en-az-770-cocuk-calisirken-hayatini-kaybetti/ Thu, 12 Jun 2025 09:52:53 +0000 https://yenidunya.org/?p=32757 Bugün 12 Haziran Dünya Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Günü… Çocuklarımızın okuması, oynaması, gezmesi, ruhsal ve fiziksel gelişimlerini tamamlaması, sağlıklı ve güvenli yaşaması gerekirken son dönemde derinleşen yoksulluk temelinde (özellikle devlet eliyle de) hızla ve öğrenci, çırak, stajyer adlarıyla işçileştiriliyorlar. Bunun sonucu olarak her yıl en az 60-70 çocuk işçiyi iş cinayetlerinde kaybediyoruz; binlerce yaralanma, uzuv kaybı, ruhsal ve fiziksel gelişime vurulan darbeler gözükmüyor bile…

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi İSİG, “12 Haziran Dünya Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Günü” nedeniyle Türkiye’de çocuk işçi cinayetleri gerçeğini gözler önüne seren bir rapor yayımladı.
Rapora göre;
“2013 yılında en az 59 çocuk işçi, 2014 yılında en az 54 çocuk işçi, 2015 yılında en az 63 çocuk işçi, 2016 yılında en az 56 çocuk işçi, 2017 yılında en az 60 çocuk işçi, 2018 yılında en az 67 çocuk işçi, 2019 yılında en az 67 çocuk işçi, 2020 yılında en az 67 çocuk işçi, 2021 yılında en az 62 çocuk işçi, 2022 yılında en az 62 çocuk işçi, 2023 yılında en az 54 çocuk işçi, 2024 yılında en az 71 çocuk işçi ve 2025 yılının ilk beş ayında en az 28 çocuk işçi olmak üzere, 2013-2025 yılları döneminde en az 770 çocuk işçi hayatını kaybetti…”

Son on iki buçuk yılda en az 770 çocuk çalışırken hayatını kaybetti

“MESEM devlet eliyle işçileştirmedir!”
•Ölen çocuk işçilerin 261’i (yüzde 34) 5-14 yaş arasında, 509’u (yüzde 66) 15-17 yaş aralığında. Yani Türkiye’de çalışması yasak olan yaşlarda çalıştırma, tehlikeli işkollarında çalıştırma ve denetimsizlik had safhada.

•5-14 yaş arasındaki çocuk işçilerin hemen hemen tamamı kayıt dışı, sayıları yüzbinlerce ve büyük çoğunluğu mevsimlik tarım olmak üzere, sokakta, tekstil-gıda-metal atölyelerinde ve inşaatlarda çalışıyorlar. 15-17 yaş grubunda ise yine başat çalışma alanı mevsimlik tarım olsa da son yıllarda bu yaş grubunda çalışma şehirlere (sanayi-inşaat-hizmetler) akıyor. Bunun temel nedeni devlet eliyle (örneğin MESEM) işçileştirmedir. Diğer bir önemli neden de başta büyükşehirler olmak üzere Türkiye’nin 81 şehrindeki OSB’lerin açılması, yaygınlaştırılmasıdır. Yani ucuz işçilik ihtiyacıdır; asgari ücretin altında alan, çoğunlukla sigortasız, uzun-yoğun-aşırı çalışan, sendikasız ve hakkını aramayı bilmeyen bir işçi kitlesi…

•Genel işçi kitlesi ve iş cinayetlerine göre çocuk işçilerde kızçocuk-genç kadın ve göçmen ölümleri çok daha fazladır. İş cinayetlerinde tespit edebildiğimiz kadın işçi ölüm oranı yüzde 7, göçmen işçi ölüm oranı yüzde 5’tir. Ancak 5-14 yaş grubunda ölen çocuk işçilerin yüzde 20’si kız çocuğu ve yüzde 12’si göçmen çocuktur. 15-17 yaş grubunda ise ölen çocuk işçilerin yüzde 11’i genç kadın ve yine yüzde 11’i göçmendir (ve büyük çoğunluğunun Suriyeli olduğunu belirtelim).

•Yine yaş gruplarına dair altını çizmemiz gereken bir husus var. Özellikle daha evvel paylaştığımız raporlar sonrası “5-6 yaşında işçi olur mu” diye itirazlar geldi. Ancak TÜİK’in çocuk işçi raporunun da 5-17 yaşı kapsadığı unutuluyor? Yani devletin kurumu bile bu yaşta çocuğun çalıştığını açıklarken itiraz edilen nedir? Daha iyi anlaşılması için açıklayalım. Son on iki buçuk yılda 5-9 yaş aralığında en az 53 çocuğun çalışırken hayatını kaybettiğini tespit etmişiz. Bu çocuklar elbette fabrikalarda ya da inşaatlarda çalışmıyor ama tüm toplum tarafından da görülmüyor ve bazen “dilenci” ya da “mevsimlik tarım işçisi ailenin çocuğu” diye geçiştiriliyor. Oysa bu yaş grubundaki çocuklarda çobanlık yapan var; ailesiyle beraber mevsimlik tarım işçisi olan (yardımcı, toplayıcı) var, buna özellikle kız çocuklarının çadırda bebek bakımı ve yemek işleri yapmasını da ekleyelim; sokakta mendil satan, atık kağıt toplayan, araba camı silen var…

•10-14 yaşlarında ise yoğun bir mevsimlik tarım işçiliği ve sokakta çalışma devam etse de 10-12 yaşlarından itibaren tekstil ve metal atölyelerinde çalışan çocukları görüyoruz. 13-14 yaşlarından itibaren tarım, inşaat, sanayi ve hizmetlerde çalışan sayıları yüzbinlere ulaşan bir çocuk işçi kitlesi oluşuyor. 15-17 yaş grubunda ise bu sayı daha da kitleselleşiyor ve tarım başta olmak üzere konaklama, ticaret, inşaat, metal, tekstil, gıda ve konaklama gibi işkollarında çalışan milyonu aşkın çocuk işçi gerçeğiyle karşı karşıya kalıyoruz.

•Çocuk işçi ölüm nedenleri de yukarıdaki tabloya bağlı olarak şekilleniyor. 5-14 yaş ve 15-17 yaş grubunda trafik ve servis kazaları birinci sırada geliyor. Çünkü mevsimlik tarım işçisi olan çocuklar tıka basa dolu minibüslerde, traktör kasalarında veya açık kasa kamyonetlerin yaptıkları kazalarda yollara savrulmaktalar. Buna bir de son dönemde artan moto kurye çocukların ölümlerini de eklememiz gerekir.

•Özellikle 5-14 yaş çocuk işçi ölümlerinde önemli bir neden boğulmalardır. Mevsimlik tarım işçisi çocuklar içme suyu veya genel kullanım için ihtiyaç olan suları derelerden ve su kanallarından sağlamaktadır. Ayrıca yazın 40 dereceyi aşan sıcaktan korunmak ve yine yıkanma ihtiyacı için girilen bu derelerde ve su kanallarında çocuklar boğulmaktadır.

•15-17 yaş grubunda ezilmeler metal, gıda, tekstil, inşaat ve kimya işçisi; yüksekten düşmeler inşaat işçisi çocukların sıkça karşılaştığı bir ölüm nedenidir. Ölmediklerinde de uzuv kaybı, kırılma gibi ciddi sağlık sorunlarına neden olmaktadır.

•Şiddet ise korunmasız olan çocukların (özellikle 5-14 yaş) tarımda, işyerlerinde ve sokakta karşılaştıkları bir ölüm nedenidir. Çocuk işçiler için maruz kalınan fiziksel ve psikolojik şiddet çoğu zaman gündelik yaşamın bir parçası haline gelmiştir.

•Çocuk işçi ölümlerinin en çok meydana geldiği şehirler ise sırasıyla 5-14 yaş grubunda Gaziantep, Şanlıurfa, Konya, İstanbul, Samsun ve Adana; 15-17 yaş grubunda ise İstanbul, Şanlıurfa, Adana, Gaziantep, Antalya ve Konya’dır. İki yaş grubunda da beş şehrin kesişmesi tesadüfi değildir. Şanlıurfa tarımın merkezidir ve eklemek gerekirse birçok şehirde de ölen mevsimlik çocuk işçilerin memleketlerinde ilk sırada Şanlıurfalılar vardır. Şanlıurfa’nın 2 milyon 200 bini aşan nüfusunun yaklaşık 1 milyonu çocuktur ve mevsimlik tarım işgücünün ana kaynağıdır. İstanbul ise sanayi, inşaat ve hizmetlerin beşiğidir. Gaziantep, Adana ve Konya’da ise hem tarım hem sanayide çalışan çocuk sayısı çok fazladır.

Son on iki buçuk yılda en az 770 çocuk çalışırken hayatını kaybetti

Çocuk işçiliği ile mücadeleye!
Çocuk işçiler tarım sektöründe ailesiyle birlikte mevsimlik olarak ücretli veya tarlasında çalışanlardır, çocuk işçiler haftanın bir günü okulda dört günü işyerinde olan MESEM adı altında çalışanlardır, çocuk işçiler kentlerin varoşlarında aile içi emek kapsamında ücretsiz çalışanlardır, çocuk işçiler iş öğrensin diye yaz tatilinde çalışanlardır, çocuk işçiler harçlığını kazansın diye tanıdığın yanına verilenlerdir, çocuk işçiler sokakta mendil satan veya kağıt toplayanlardır, çocuk işçiler okulu bırakıp sanayide çalışanlardır, çocuk işçiler paket servisi yapan moto kuryelerdir …
Ama çocuk işçiler sistematik olarak Türkiye kapitalizminin daha ilköğretim çağındayken bile acımasız üretim çarklarına soktuğu oyun alanlarından koparılan çocukluğunu, gençliğini ve sağlığını işyerlerinde bırakan bu ülkenin geleceğidir. Kesinlikle geçici bir olgu değil bilinçli sistematik bir ucuz emek sömürüsüdür.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Uluslararası Aile Forumu’nda 2025 yılının Aile Yılı ilan edilmesi ile yetinmeyip tekrar Türkiye’deki doğum hızı düşüşüne dikkat çekmesi, bu durumun savaştan bile tehlikeli olduğunu söylemesi ve “2026-2035’i aile ve nüfus 10 yılı ilan ediyoruz” demesi işte bu yüzdendir. Bu politika 2012 yılında Koç’un “Meslek lisesi memleket meselesidir” projesinin devamıdır.
Yani Türkiye sanayisinin dünya pazarlarında, özellikle AB pazarında, var olmasının yegâne yolu ucuz işgücü ihracıdır. Sermaye için çocuk işçilik elzem olarak görülmektedir. Tam da bu noktada (ilerleyen günlerde alt başlıklarını açacağımız) üç temel talebimiz var:
1-Çocuk işçilik yasaklanmalı, mesleki öğrenim çocuk gelişimine uygun bir biçimde planlanmalı ve kamusal kurallar çerçevesi içinde olmalıdır.

2-Eğitim her kademede parasız olmalı, müfredat bilimin ışığında ve yaşam ile bağı kuran bir şekilde yeniden yapılandırılmalıdır.

3-Yaşam alanlarımız uyuşturucu ve çeteleşmeden temizlenmeli, çocukların gelişimine uygun bir hale getirilmelidir.
Ancak bunları sistem içinde ifade etmek tek başına bir anlam ifade etmiyor. Örgütlenmek, mücadele etmek ve direnmek gerekiyor. Bu noktada “Çocuk İşçiliği İle Mücadele” ekseninde örgütlenen, orta-uzun vadeye dayalı, her kesimin kendi özgünlüğü ile katıldığı bir “Koordinasyon” çalışmasının başlatılması acil bir görev olarak önümüzde durmaktadır. İSİG Meclisi olarak bizler de gereken sorumluluğu alacağız…

]]>
Mayıs ayında en az 177 işçi hayatını kaybetti, yılın ilk 5 ayında iş cinayetleri 796 oldu https://yenidunya.org/emek-gundemi/32753/mayis-ayinda-en-az-177-isci-hayatini-kaybetti-yilin-ilk-5-ayinda-is-cinayetleri-796-oldu/ Wed, 11 Jun 2025 13:09:28 +0000 https://yenidunya.org/?p=32753 Önlemler alınmıyor, sorumlular ceza almıyor, işçilerin sendikal örgütlülüğü engelleniyor…

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG), 2025 Mayıs ayına ilişkin ”İş Cinayeti Raporu”nu açıkladı. Rapora göre, mayıs ayında 177 işçi, iş cinayetlerinde hayatını kaybetti. Böylece 2025 yılının ilk beş ayında iş cinayeti sayısı (Ocak 180, Şubat 124, Mart 159, Nisan 156 ve Mayıs 177) 796’ya ulaştı.

Mayıs ayında en az 177 işçi hayatını kaybetti, yılın ilk 5 ayında iş cinayetleri 796 oldu

Emekçiye düşen ölüm mü?
İSİG mayıs ayı iş cinayetleri raporuna göre;
•Mayıs ayında inşaat, tarım, taşımacılık, ticaret/büro/eğitim/sinema, belediye/genel işler, metal, madencilik ve enerji işkollarındaki ölümler ilk sıralarda yer alıyor. İş cinayetlerine sektörel olarak baktığımızda ise sanayide 54 işçi, hizmette 50 işçi, inşaatta 38 işçi ve tarımda 35 işçi hayatını kaybetti.
•Türkiye’nin her şehrindeki inşaatlar, yaz aylarının gelmesiyle beraber tarım, sanayi malları ve insan hareketliliğinin bir aracı olan taşımacılık, metal-tekstil-gıda fabrikaları, maden-enerji üretimi ve şehirlerdeki hizmetler iş cinayetlerinin meydana geldiği alanlar oldu.
•Ölüm nedenlerinde başta taşımacılık ve tarım işkollarında meydana gelen trafik kazaları ilk sırada geliyor. İkinci sırada ezilmeler ve göçükler var. Üçüncü sırada her işkolunu ortak kesen güvencesiz çalıştırmanın bir sonucu olan kalp krizleri ve beyin kanamaları geliyor. Dördüncü sırada ise özellikle inşaatlarda görülen yüksekten düşmeler geliyor.
•İki besici Oğuzhan Aydemir ve Çiğdem Keskin’in Kırım Kongo Kanamalı Ateşi nedenli ölümü; maden işçisi Ahmet Toygar’ın 21 yıl önce yakalandığı silikozis nedeniyle ölümü; tekstil işçisi Erol Eğrek’in 10 yıldır alamadığı ücretlerini istediği Çalık Holding önünde dövülmesi sonrası kalp krizi geçirip ölmesi Mayıs ayında altını çizmek istediğimiz iş cinayetleri.
•En çok iş cinayeti İstanbul başta olmak üzere Aydın, Muğla, Sakarya, Ankara, Giresun, Çanakkale, Gaziantep, Hatay, Konya ve Şanlıurfa’da meydana geldi.
•Mayıs ayında 6 çocuk işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti. Ölen çocukların üçü tarım, ikisi metal ve biri tekstil işkollarında çalışıyordu.
•İş cinayetlerinde ölenlerin 12’si kadın işçiydi. Kadınlar tarım, eğitim, metal, sağlık ve genel işler işkollarında çalışıyordu.
•Mayıs ayında 7 göçmen işçi (beşi Suriyeli, biri Azerbaycanlı, biri İranlı) hayatını kaybetti. Göçmen işçiler tarım, maden, tekstil, ticaret, inşaat ve taşımacılık işkollarında çalışıyordu.
•Ölen işçilerin en az 8’i (yüzde 4,52) sendika üyesi, 169’u (yüzde 95,48) sendikasız. Sendikalı işçiler belediye, maden, büro, metal, taşımacılık, sağlık ve güvenlik işkollarında çalışıyordu.

İş cinayetlerinin işkollarına göre dağılımı
İnşaat, Yol işkolunda 38 işçi; Tarım, Orman işkolunda 35 emekçi (15 işçi ve 20 çiftçi); Taşımacılık işkolunda 20 işçi; Ticaret, Büro, Eğitim, Sinema işkolunda 15 işçi; Metal işkolunda 13 işçi; Belediye, Genel İşler işkolunda 10 işçi; Madencilik işkolunda 6 işçi; Enerji işkolunda 6 işçi; Sağlık, Sosyal Hizmetler işkolunda 5 işçi; Konaklama, Eğlence işkolunda 5 işçi; Petro-Kimya, Lastik işkolunda 3 işçi; Tekstil, Deri işkolunda 3 işçi; Gıda, Şeker işkolunda 2 işçi; Ağaç, Kâğıt işkolunda 2 işçi; Çimento, Cam, Toprak işkolunda 2 işçi; Savunma, Güvenlik işkolunda 2 işçi; Banka, Finans, Sigorta işkolunda 1 işçi; Elideki verilere ışığında çalıştığı işkolu belirlenemeyen 9 işçi hayatını kaybetti…

İş cinayetlerinin nedenlerine göre dağılımı
Trafik, Servis Kazası nedeniyle 37 işçi; Ezilme, Göçük nedeniyle 30 işçi; Kalp Krizi, Beyin Kanaması nedeniyle 26 işçi; Yüksekten Düşme nedeniyle 25 işçi; Şiddet nedeniyle 10 işçi; İntihar nedeniyle 9 işçi; Patlama, Yanma nedeniyle 7 işçi; Elektrik Çarpması nedeniyle 7 işçi; Nesne Çarpması, Düşmesi nedeniyle 3 işçi; Zehirlenme, Boğulma nedeniyle 3 işçi; Kesilme, Kopma nedeniyle 2 işçi; Diğer nedenlerden dolayı 18 işçi hayatını kaybetti…

Yaş durumuna göre iş cinayetleri dağılımı
14 yaş ve altı 2 çocuk işçi,
15-17 yaş arası 4 çocuk/genç işçi,
18-29 yaş arası 25 işçi,
30-49 yaş arası 84 işçi,
50-64 yaş arası 52 işçi,
65 yaş ve üstü 4 işçi,
Yaş bilelirlenemeyen 6 işçi hayatını kaybetti…

Bölgelere göre iş cinayetleri
Mayıs ayında Türkiye’nin 54 şehrinde ve yurtdışında bir ülkede (kısa vadeli çalışmak için gidilen veya Türkiye menşeili şirketlerde çalışan) iş cinayeti gerçekleştiği tespit edildi:
24 ölüm İstanbul’da; 8’er ölüm Aydın, Muğla ve Sakarya’da; 6’şar ölüm Ankara ve Giresun’da; 5’er ölüm Çanakkale, Gaziantep, Hatay, Konya ve Şanlıurfa’da; 4’er ölüm Antalya, Bursa, Kahramanmaraş, Kocaeli ve Sivas’ta; 3’er ölüm Adana, Çorum, Denizli, Diyarbakır, İzmir, Kütahya, Manisa, Mersin, Ordu, Şırnak ve Zonguldak’ta; 2’şer ölüm Adıyaman, Artvin, Balıkesir, Bilecik, Bolu, Düzce, Erzurum, Hakkari, Kırşehir, Mardin ve Tokat’ta; 1’er ölüm Afyon, Amasya, Ardahan, Bartın, Batman, Bingöl, Bitlis, Karaman, Kastamonu, Kilis, Malatya, Niğde, Osmaniye, Rize, Tekirdağ, Trabzon ve Sırbistan’da meydana geldi…

]]>
Türk-İş meydanlara iniyor https://yenidunya.org/emek-gundemi/30730/turk-is-meydanlara-iniyor/ Mon, 12 Aug 2024 14:19:38 +0000 https://yenidunya.org/?p=30730 Türk-İş, işçi ve memurların güncel-ekonomik sorunları için meydanlara inme kararı aldığını bir basın açıklaması ile kamuoyu ile paylaştı.
Türk-İş Genel Başkan Yardımcısı Ramazan Ağar, işçi ve emeklilerin sorunlarını dile getirmek için 20 Ağustos’ta kitlesel bir basın açıklaması yapacaklarını, 26 Ağustos ve 3 Eylül’de de açık hava mitingleri düzenleyeceklerini açıkladı.

“Emeğiyle yaşamını sürdürenler için
Türk-İş Genel Başkan Yardımcısı Ramazan Ağar, Türk-İş 4’üncü Bölge Başkanlığı’nda bir basın toplantısı düzenledi.
Ağar, açıklamanın, “6 Ağustos günü toplanan Türk-İş Başkanlar Kurulu’nda yapılan değerlendirmeler ve yönetim kurulunun aldığı karar ile başta üyeler olmak üzere, yaşamını emeğiyle sürdüren geniş kesimlerin karşı karşıya kaldığı güncel-ekonomik sorunlar ve konfederasyonun ülke genelinde yapacağı eylem planı takvimini paylaşmak amacıyla” yapıldığını belirtti.
Toplantıya, Türk-İş’e bağlı sendika genel başkanlarının yanı sıra 17 kentten 70’e yakın şube başkanı katıldı.

İşçi havzalarında miting
Ağar,konuşmasının devamında, işçilerin çalışma düzeninin bozulduğunu, enflasyonun dengesiz seyri nedeniyle sorunlar yaşandığını, vergideki adaletsizliğin tepkilere neden olduğunu, emeklilik sisteminin dağıldığını, kamudaki taşeron işçi sorununun büyüdüğünü ve asgari ücretin üzerinde maaş alanların bile artık geçinemediğini anlattı. Çeşitli bölgelerde toplantılar yaptıklarını dile getiren Ağar, hazırladıkları eylem planı kapsamında 20 Ağustos’ta 81 il ve bölge temsilcileriyle kitlesel bir basın açıklaması yapacaklarını vurguladı. Ağar, 26 Ağustos’ta Çerkezköy’de, 3 Eylül’de Zonguldak’ta kitlesel açık hava mitingleri yapacaklarını söyledi.

“Üretimden gelen gücümüzü her türlü kullanacağız”
Çalışanların ve emeklilerin insana yakışır koşullarda bir hayatı olsun diye mücadele verdiklerini aktaran Ağar, “Sokaktaki enflasyonu en iyi biz biliyoruz. Üyelerimizin başta olmak üzere tüm emekçilerin taleplerini dile getiriyoruz. Emeğimizin karşılığı olan, gelirimizin enflasyon verilerine kurban edilmesine karşı açık bir tavır arıyoruz. Bir kez daha belirtiyoruz. Hayat pahalılığı, yüksek enflasyon, adaletsiz vergi sistemi, işsizlik, kayıt dışı istihdam, güvencesiz çalıştırma sorunları altında ezilmeyeceğiz. Bozulan ekonominin bedelini biz ödemeyeceğiz. 969 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kadroya giren işçilerin kanundan doğan haklarını aramaya devam edeceğiz. Kitlede ve kamuda taşeron işçilik sona erene kadar mücadelemizi sürdüreceğiz. Örgütlenmenin önündeki engelleri tek tek aşacağız. Kırıp dökmekten ziyade birleştirmeye çalışıyorum. Görüşerek, müzakere ederek meselelerin çözümünü istiyorum. Aksi halde üretimden gelen gücümüzü her türlü kullanacağımızı da bilmelerini istiyorum” dedi.

]]>
İşçiler “Geçinemiyoruz” demek için meydanlara çıkıyor https://yenidunya.org/emek-gundemi/30685/isciler-gecinemiyoruz-demek-icin-meydanlara-cikiyor/ Thu, 08 Aug 2024 07:32:13 +0000 https://yenidunya.org/?p=30685 Türk-İş, DİSK ve Hak-İş konfederasyonları, her ilde miting düzenleyecek. Konfederasyonlar mitingleri ayrı yapma kararı aldı.
AKP iktidardan asgari ücret ve vergide adalet olmak üzere 10 talepte bulunan işçi konfederasyonları taleplerine hiçbir yanıt gelmeyince mitinglere başlama kararı aldı.

Geçinemiyoruz
Türk-İş, Disk ve Hak-İş konfederasyonları, her ilde kendi mitinglerini düzenleyecek. Mitinglerin temel başlığı “Geçinemiyoruz” olacak. Ayrıca vergide adalet, asgari ücrete zam, kamu sözleşmeleri temel talepler olarak seslendirilecek.
İşçi konfederasyonları mitingleri farklı günlerde yapacak. Aynı gün iki miting yapılmayacak. Amaç taleplerin sürekli gündemde tutulması.
Eğer illerde yapılan mitinglerden taleplerle ilgili sonuç alınamazsa, Ankara’da Tandoğan Meydanı’nda işçi konfederasyonlarının ortak katılımı ile büyük bir miting yapılacak.

]]>
İşçi konfederasyonları ”enflasyon” gündemiyle toplandı https://yenidunya.org/emek-gundemi/30390/isci-konfederasyonlari-enflasyon-gundemiyle-toplandi/ Wed, 03 Jul 2024 15:45:52 +0000 https://yenidunya.org/?p=30390 Türk-İş, DİSK ve Hak-İş Genel Başkanları ”enflasyon” gündemiyle toplandı

Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay, DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu ve Hak-İş Genel Başkanı Mahmut Arslan, ”enflasyon, asgari ücret ve yeni vergi düzenlemelerini” değerlendirmek üzere bir araya geldi. Üç konfederasyon ortak bir bildiri hazırlayarak, bunu gelecek hafta kamuoyuyla paylaşacak.
Atalay, Çerkezoğlu ve Arslan, Ankara’da bugün Türk-İş’in ev sahipliğinde toplandı.
Basına kapalı yapılan toplantıda, Atalay, Çerkezoğlu ve Arslan, ”ücretler üzerinden kesilen vergi, enflasyon rakamları, asgari ücret ve kamudaki tasarruf tedbirlerinin çalışanlar üzerindeki olumsuz etkisinin de aralarında olduğu” konu başlıklarını görüştü.
Genel başkanlar, üç konfederasyondan birer temsilcinin katılımıyla komisyon kurulup, ortak bir bildiri hazırlanmasını kararlaştırdı.
Ortak bildiri, gelecek hafta Türk-İş’in ev sahipliğinde üç genel başkanın katılımıyla düzenlenecek toplantıda kamuoyuyla paylaşılacak.

Kaynak: ANKA

]]>
ILO, Türkiye’yi sendikal haklar nedeniyle kara listeye alabilir https://yenidunya.org/emek-gundemi/30235/ilo-turkiyeyi-sendikal-haklar-nedeniyle-kara-listeye-alabilir/ Fri, 07 Jun 2024 12:02:43 +0000 https://yenidunya.org/?p=30235 ILO’ya göre Türkiye bir kez daha çalışma yaşamının en kötü olduğu ülkeler arasında

Cenevre’de süren Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) konferansında Türkiye sendikal hak ihlalleri nedeniyle yine “kara liste”ye alınmakla karşı karşıya. Emek temsilcileri, çalışma yaşamındaki olumsuzluklara dikkat çekti. ILO’ya göre Türkiye, bir kez daha çalışma yaşamının en kötü olduğu ülkeler arasında ‘Kara liste’ kader oldu!
Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) 112. Uluslararası Çalışma Konferansı, İsviçre’nin Cenevre kentinde devam ediyor. 14 Haziran’a kadar sürecek olan konferansa ILO’nun 187 üye devletinden işçi, işveren ve hükümet delegeleri katılıyor. Türkiye’den ise hükümeti temsilen Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, çalışanları temsilen Türkİş Başkanı Ergün Atalay, işverenleri temsilen de TİSK Yönetim Kurulu Başkanı Özgür Burak Akkol yer alıyor. Ayrıca, diğer konfederasyon ve sendika yöneticileri de bu toplantıları takip ediyor. Konferansta ise çalışma yaşamının küresel sorunları görüşülüyor. Bu kapsamda çalışma yaşamının en kötü olduğu ülkeler “ILO Standartları Uygulama Komitesi”nde gündeme almıyor. Bu liste çalışma hayatında ve kamuoyunda “kara liste” olarak da biliniyor. Türkiye bu yıl komitenin gündeminde, “ILO 98 Sayılı Toplu Sözleşme ve Sendikal Özgürlükler Sözleşmesi’ni İhmal” başlığı ile yer alıyor. Geçmiş yıllardaki konferanslarda da Türkiye yine bu komitenin gündemine gelmişti.

Toplu sözleşme sorun
Konuyla ilgili açıklama yapan DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, “Türkiye bu yıl da ILO sözleşmelerini ihlal eden ülkeler arasında, işten çıkarmalar, grev yasakları, sendikal barajlar, yıllar süren davalar, sendikal ayrımcılık ve uzun mesai saatleri gündemde” dedi. Türk Tarım Orman-Sen Genel Başkanı Ahmet Demirci de görüşmelerde, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’nun içeriği ve uygulanması ile ilgili olumsuzlukların altını çizdiği bir konuşma yaptı. Demirci, yine aynı toplantıda komiteye ayrıntılı bir rapor sunumu da yaptı.

Kaynak: Cumhuriyet

]]>