insanca yaşam – Yeni Dünya https://yenidunya.org Yeni Günün Habercisi Tue, 13 Jan 2026 20:31:55 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.8.5 https://yenidunya.org/wp-content/uploads/2022/02/cropped-YD-ikon-512-1-75x75.png insanca yaşam – Yeni Dünya https://yenidunya.org 32 32 Maltepe Kartal Emekliler Güç Birliği: “İnsanca yaşamak istiyoruz” https://yenidunya.org/emek-gundemi/33630/maltepe-kartal-emekliler-guc-birligi-insanca-yasamak-istiyoruz/ Tue, 13 Jan 2026 20:31:54 +0000 https://yenidunya.org/?p=33630 Maltepe Kartal Emekliler Güç Birliği adıyla bir araya gelen Tüm Emeklilerin Sendikası Maltepe Şubesi, DİSK Devrimci Emekliler Sendikası Kartal Şubesi, 2021 Tüm Emekliler Sendikası Maltepe Temsilciliği, Emeklilerin Tabanda Birlikteliği Derneği Maltepe Şubesi, Türkiye Emekliler Derneği (TÜED) Maltepe Şubesi ve Maltepe Kent Konseyi Emekli Meclisi tarafından bugün Maltepe Cumhuriyet Meydanı’nda nöbet eylemi gerçekleştirildi.

“İnsanca yaşamak istiyoruz”, “Birleşe birleşe kazanacağız” ve “İktidardan hesabı emekliler soracak” sloganlarının atıldığı eylemde; “İnsanca Yaşamak İstiyoruz – Maltepe Kartal Emekliler Güç Birliği” yazılı pankart açan sendika ve dernek üyesi emekli yurttaşlar; hükûmet tarafından emekli maaşlarına yapılan sadaka zammını protesto ederek, seyyanen zam talebinde bulundu.

Maltepe Kartal Emekliler Güç Birliği: “İnsanca yaşamak istiyoruz”


Maltepe Kartal Emekliler Güç Birliği’nin, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grubunun TBMM’de başlattığı ve halen devam eden “Emekliler için Meclisi terk etmeme eylemine” destek vermek amacıyla gerçekleştirdiği nöbet eylemi, her gün saat 14.00 ile 15.00 arasında Maltepe Cumhuriyet Meydanı’nda devam edecek.

]]>
KAMU-AR: Açlık sınırı 30 bin 655 liraya çıktı https://yenidunya.org/emek-gundemi/33532/kamu-ar-aclik-siniri-30-bin-655-liraya-cikti/ Wed, 24 Dec 2025 18:03:55 +0000 https://yenidunya.org/?p=33532 -Açlık sınırı aralık ayında 328 lira daha artarak 2025 yılını 30 bin 655 liraya çıktı. açlık sınırında 2025 yılının tümünde 7 bin 399 liralık artış kaydedildi.
-Yoksuluk sınırı ise yıllık olarak 23 bin 865 liralık artışla 94 bin 913 liraya yükseldi.
-Açlık sınırı asgari ücretin bu yılki asgari ücretin 8 bin 551 lira, 2026 yılında uygulanacak olan 28 bin 75 liranın ise şimdiden 2 bin 580 lira üzerine çıktı.
-Sadece açlık sınırı düzeyine çıkarılabilmesi için en az yüzde 40 oranında artırılması gereken asgari ücrete yüzde 27 oranında zam yapılması açlık ve yoksulluk riskini büyüttü.

KAMU-AR: Açlık sınırı 30 bin 655 liraya çıktı

Birleşik Kamu-İş Konfederasyonunun Ar-Ge birimi KAMU-AR’ın dört kişilik bir ailenin, dengeli ve sağlıklı beslenebilmesi için gereli gıda harcamasının yanı sıra diğer ihtiyaçlarını da yoksunluk hissi çekmeden karşılayabilmesi için aylık olarak yapması gereken harcamayı dikkate alarak hesapladığı açlık-yoksulluk sınırı araştırmasının Aralık 2025 sonuçları açıklandı.

Açlık sınırı aralık ayında 328 lira daha artarak 30 bin 913 liraya ulaşırken, yoksulluk sınırı da gıdayla birlikte, başta barınma ve ulaştırma olmak üzere diğer harcama gruplarında yaşanan fiyat artışlarının etkisiyle 94 bin 913 lira oldu. Açlık sınırı bu yıl uygulanan asgari ücretin 8 bin 551 lira, gelecek yıl için belirlenen 28 bin 75 liranın ise şimdiden 2 bin 580 lira üzerine yükseldi. Aralık 2025 açlık sınırı seviyesine gelebilmesi için en az yüzde 40 zam yapılması gereken asgari ücrete yüzde 27 oranında zam yapılması ülkedeki açlık riskini büyüttü.

Açlık sınırının önceki aya göre 328 lira arttığı aralıkta gıda dışındaki ihtiyaçlar için yapılması gereken harcama ise 888 liralık yükselişle 64 bin 258 liraya çıktı. İkisinin toplamından oluşan yoksulluk sınırı ise önceki aya göre 1.216 lira artarak 94 bin 913 lira oldu. Açlık sınırı
2025 yılının tamamında 7 bin 399 lira, gıda dışındaki ihtiyaçlar için yapılması gereken harcama 16 bin 467 lira ve yoksulluk sınırı 23 bin 865 lira arttı.

Ücretler ve açlık-yoksulluk sınırı
Açlık sınırı yılın ikinci yarısı için zam yapılmayan ve 2025 yılının tamamında 22 bin 104 lira olarak uygulanan net asgari ücretin 8 bin 551 lira üzerine çıktı. Asgari ücret 2026 yılı için de yüzde 27 oranında artırılarak net 28 bin 75 liraya yükseltildi. Mevcut asgari ücretin en azından açlık sınırı seviyesine çıkabilmesi için en az yüzde 40 oranında artırılması gerekiyordu. Mevcut asgari ücret dört kişilik bir ailenin sadece 21 günlük beslenme harcamasını zor yetiyordu. Yeni belirlenen ve işçilerin cebine 31 Ocak 2026’da girecek olan yeni asgari ücret ise dört kişinin sadece 27 günlük beslenme giderini karşılayabilecek. Mevcut asgari ücret yoksulluk sınırının ise dörtte birini bile karşılayamıyor. Ailede dört kişinin asgari ücretle çalışarak haneye getireceği gelir bile yoksulluk sınırının 6 bin 497 lira altında kalıyor. Yeni belirlenen asgari ücret ise şu andaki yoksulluk sınırının 3’te birinde kalacak. Diğer bir ifadeyle üç asgari ücret giren dört kişilik bir ailenin geliri yoksulluk sınırını bile karşılayamayacak.

Bu yılın ikinci yarısı için 16 bin 881 lira olarak uygulanan en düşük emekli aylığı ise sadece 16 günlük beslenmeye yetiyor. Mevcut enflasyon görünümüne göre en düşük emekli aylığının da 2026 yılı başında 19 bin liraya yakın bir noktaya çıkarılabileceği tahmin ediliyor.
Yüzde 15,57 oranında zamlanarak bu yılın ikinci yarısı için aile ve çocuk yardımı dahil 50 bin 534 lira olarak uygulanan en düşük memur maaşı yoksulluk sınırının yüzde 53’ünü, 57 bin 310 liraya yükselen ortalama memur maaşı ise yüzde 60’ıhı zor karşılıyor. Yoksulluk sınırını karşılayabilmesi için en düşük memur maaşının en az yüzde 87,8, ortalama memur maaşının ise yüzde 65,6 oranında artırılması gerekiyor.

Açlık sınırı
Türkiye genelinde de yaygın şube ağı bulunan ve en fazla alış-veriş yapılan marketlerden derlenen fiyatlara göre, dengeli beslenebilmek için et- balık- yumurtaya aylık olarak yapılması gereken harcanma aralıkta, 388 lira, yıllık olarak ise 3 bin 80 lira artarak 9 bin 711 lira oldu.
Kuru bakliyat için yapılması gereken harcama önceki aya göre 54 lira, geçen yıla göre ise 122 liralık artışla 583 lira oldu.

Aralıkta 72 lira azalarak 6 bin 624 liraya gerileyen süt, yoğurt ve peynir için yapılması gereken harcamada 2025 yılının tümünde ise 1.651 lira artış kaydedildi.
Meyve için harcanması gereken tutar önceki aya göre 227 lira azalırken, geçen yılın aynı ayına göre ise 695 lira artarak 2 bin 962 lira oldu. Sebze için yapılması gereken harcama ise önceki aya göre 2 lira artarak 3 bin 550 lira olarak gerçekleşti. Taze sebze harcaması geçen yılın aynı ayına göre ise 95 lira arttı.

KAMU-AR: Açlık sınırı 30 bin 655 liraya çıktı

Ekmek, un ve makarna gibi ürünler için yapılması gereken harcama aralıkta da değişmeyip 2 bin 486 lirada, pirinç ve bulgur harcamaları da 1.212 lirada kaldı. Yağ için yapılması gereken harcama ise 11 liralık yükselişle 775 liraya çıktı. 2025 yılının tümünde ise ekmek, un ve makarna için yapılan harcama geçen yıla göre 437 lira, pirinç, bulgur harcaması ise 339 lira, yağ harcamaları da 160 lira artış kaydetti.

Şeker, bal, pekmez, reçel harcaması önceki aya göre 148 lira yükselerek 2 bin 365 lira oldu. Aynı ailenin zeytin için yapması gereken harcama ise 24 liralık artışta 766’liraya çıktı. Son bir yılda şeker, bal, reçel harcamalarında 799 liralık, zeytin harcamalarında ise 20 liralık artış oldu.
Yetişkin erkek için 2.800, kadın için 2.200, genç için 3.000 ve çocuk için de 1.600 kalori esas alınarak yapılan hesaplamaya göre kasım ayı açlık sınırı yetişkin erkek için 8 bin 855 lira, yetişkin kadın için 6 bin 951 lira, çocuk için 5 bin 47 lira ve genç için de 9 bin 475 lira oldu.

Gıda dışı harcamalar
Yoksulluk sınırının belirlenmesinde gıda dışı ihtiyaçların fiyat değişimleri de esas alınarak yapılan araştırmaya göre, dört kişilik bir ailenin gıda dışındaki gereksinimlerini “insan onuruna yaraşır bir şekilde ve yoksunluk hissi çekmeden” karşılayabilmesi için aylık olarak yapması gereken harcama tutarı da aralıkta 64 bin 466 liraya çıktı.

Aralıkta dört kişinin ortalama giyim ve ayakkabı harcamaları 2 bin 450 liraya yükselirken, barınma (kira dâhil) harcamaları ortalama 18 bin 990 liraya, ev eşyası harcamaları 7 bin 339 liraya yükseldi. Sağlık harcamaları 2 bin 495 liraya, ulaştırma harcamaları 17 bin 571 liraya çıktı. Haberleşme harcamaları 1.684 liraya, eğlence ve kültür harcamaları 1.727 liraya, eğitim harcamaları 1.973 liraya çıktı. Tatil-otel harcamaları 6 bin 774 liraya ve çeşitli mal ve hizmetlerle ilgili harcamalar 3 bin 256 liraya kadar yükseldi.

KAMU-AR: Açlık sınırı 30 bin 655 liraya çıktı

Yoksulluk sınırı
Dört kişilik bir ailenin insan onuruna yaraşır şekilde yoksunluk hissi duymadan yaşayabilmesi için yapması gereken gıda ile gıda dışı harcamaların toplam tutarını gösteren yoksulluk sınırı ise Aralık 2025 itibariyle 94 bin913 liraya tırmandı. Yoksulluk sınırında aralıkta 1.216 liralık, 2025 yılının tamamında ise 23 bin 865 liralık artış oldu.

]]>
İşçisiz asgari ücret gayrimeşrudur! https://yenidunya.org/basindan/sectiklerimiz/33518/iscisiz-asgari-ucret-gayrimesrudur/ Mon, 22 Dec 2025 08:29:02 +0000 https://yenidunya.org/?p=33518 İşçisiz saptanacak asgari ücret gayrimeşrudur. İşçi kanadının katılmadığı Komisyon kararı iyice şaibeli hale gelecek. Hükümet asgari ücrette hakem değildir. Asgari ücret bir kamu düzeni sorunudur.

Asgari Ücret Tespit Komisyonu iki nafile toplantı yaptı. Toplantılardan beklendiği gibi bir sonuç çıkmadı. Toplantılara işçi tarafını temsil eden Türk-İş katılmadı. Türk-İş, Komisyon yapısı ve işleyiş kuralları değişmediği sürece Komisyona katılmayacağını açıklamıştı.  Türk-İş ayrıca asgari ücret tespitinde enflasyonun yanı sıra büyümenin de dikkate alınması gerektiğini savunuyor.

NAFİLE TOPLANTILAR!

İşçi konfederasyonlarının tümü komisyonun işleyişinden şikâyetçi ve asgari ücret tespit kurallarının değişmesini istiyorlar. Ancak Hükümet, işçi kanadının çok önceden belli olan bu tutumuna rağmen komisyonun yapısı ve asgari ücretin belirlenme kuralları konusunda herhangi bir adım atmadı. Oysa yapılacak iş teknik olarak son derece basit. Bir Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ve bir yönetmelik değişikliği ile sorunun çözülmesi mümkün. Ancak mesele teknik değil tamamen siyasi bir tercih!

Hükümet asgari ücreti izlediği ekonomi politikaya uygun olarak düşük tutmanın peşinde. Ancak hükümetin asgari ücret için dolaşıma soktuğu oranların herhangi bir inandırıcılığı ve meşruiyeti yok.  Ortalıkta dolaşan tahminlerin büyük bir tepki ve öfkeye yol açacağı malum. Bunun üstüne bir de “işçisiz asgari ücret” saptanması meselenin üstüne tüy dikecek.

Hükümet şimdiye kadar asgari ücreti belirlerken genellikle işverenleri yanına alıyor ve asgari ücreti öyle belirliyordu. AKP döneminde 25 kez belirlenen asgari ücretin 16’sında işçi muhalefetine rağmen karar Hükümet-işveren blokunun oylarıyla alındı. Hükümet işçilerin masada yer alıp muhalefet etmesinden pek rahatsız değildi. Ama bu yıl işin rengi değişti. İşçi tarafı komisyona katılmayacağını açıkladı. İşte bu durum hükümetin canını sıktı. Asgari ücretin hem geçinme şartlarından çok uzakta hem de işçisiz belirlenmesi ciddi bir tepkiye yol açacak. İşte bu durum bir telaş yarattı.

İşte bu telaşla tarihte görülmemiş bir şekilde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı, komisyonun toplandığı saatlerde Türk-İş ve Hak-İş’i ziyarete ederek güya sosyal diyalog görüşmeleri yaptı. Bakanın bu tuhaf temasları, işçisiz asgari ücret komisyonunun alacağı kararın yaratacağı infiali dindirme çabası olarak yorumlanabilir.

HAKEMLİK DEĞİL KAMU DÜZENİ

Bakan Işıkhan asgari ücret meselesinde işçi tarafının katılmamasının yaratacağı infiali önlemek için sürekli “biz hakemiz” diyor. Adeta işçi ile işveren arasında bir arabulucu gibi davranıyor.  Bakanın bu sözleri konuyu bilmeden yediyorsa büyük gaf, bilerek ediyorsa daha büyük gaf.

Hükümet asgari ücrette hakem değildir. Asgari ücret bir kamu düzeni sorunudur. İş hukukunda nispi emredici düzenlemeler olarak bilinen düzenlemelerin en önemlisidir. Asgari ücret, Bakan Işıkhan’ın sandığı gibi bir pazarlık ücreti değildir. Asgari ücret bir geçim ücretidir ve bir kamu düzeni meselesidir. Asgari ücret tespiti, bir özel hukuk konusu ve işçi ile işveren arasında bir pazarlık konusu değildir.

Asgari ücret Anayasa ve yasalarla düzenlenen, devletin “olumlu edim yükümlülüğü” kapsamında bir kamu düzeni sorunudur.  Asgari ücret, pazarlığının piyasaya bırakılmaması ve kamusal bir müdahaleyle belirlenmesi demektir.  Asgari ücret bir kamu düzeni sorunudur çünkü Anayasa ve yasalar hükümete asgari ücretin belirlenmesi ve emredici olması konusunda yükümlülükler getirir. Hükümet bu yükümlülükleri yerine getirmekle yükümlüdür. Hükümet hakem değildir. Asgari ücreti sadece işçi ve işveren taraflarının müzakeresine bırakamaz.

Sosyal bir hukuk devletinde devlet (hükümet) asgari ücretin saptanmasında aktif rol alır. Dolayısıyla bakanın “ biz hakemiz” demesi anlamsız bir bahanedir. Hükümet asgari ücretin bir numaralı sorumlusudur.  Kaçamak davranmanın manası yok. Hükümet asgari ücret sorumluluğundan kaçamaz.

DİSK’LE GÖRÜŞMEME NEZAKETSİZLİĞİ

İşçisiz asgari ücretin tespitinin yaratacağı infialden telaşa kapılanlar bu ruh haliyle kuralları hiçe sayarak davranıyor. Bakan Işıkhan aniden yaptığı Türk-İş ziyaretinin ardından yaptığı açıklamada “Biliyorsunuz iki önemli konfederasyonumuz var” deme gafletinde bulundu. Türk-İş’in ardından Hak-İş’i de ziyaret eden Bakan, DİSK’i ziyaret etmedi. Bakanın bu tutumu sıradan bir gaf değil.

Türkiye’de uzun yıllardır işçileri işveren ve hükümet karşısında üç işçi konfederasyonu temsil ediyor. Bu hem bir teamül hem de yasal düzenlemelerin gereği. Eskiden ESK’de üç işçi konfederasyonu vardı. Üçlü Danışma Kurulunda işçileri temsilen üç işçi konfederasyonu katılır. SGK ve İŞKUR Genel Kurulları başta olmak üzere çeşitli kurumların yönetim veya genel kurullarında üç işçi konfederasyonu yer alır.

Anlaşılan Bakan bu basit gerçeğin farkında değil. DİSK’i ziyaret etmeye tenezzül bile etmedi. Oysa Komisyon’da yer almamasına rağmen asgari ücreti en çok gündemde tutan işçi örgütü DİSK’tir. Uzun yıllardır kapsamlı asgari ücret raporları hazırlayan DİSK, asgari ücret için çeşitli eylemler yapan DİSK ama bakan DİSK’le görüşmeye tenezzül etmiyor.

Bakan Işıkhan DİSK’le görüşmemesi Türkiye’de uzun yıllara dayalı endüstri ilişkileri geleneklerini ve kurallarını hiçe sayan nezaketsiz bir tutum ve gaftır.

GAYRİMEŞRU ASGARİ ÜCRET

Hükümet muhtemelen bu hafta asgari ücret konusunda kararını verecek ve Komisyona dikte edecek. Komisyonun özgür bir iradesi olmadığı malum. Komisyonda müzakere bile yapılmıyor. 2020 öncesinde Komisyona bir işçinin yaşam maliyeti konusunda veriler getiren TÜİK artık bunu bile yapmaya tenezzül etmiyor. TÜİK’in Komisyondaki varlık sebebi işçinin yaşam maliyetine ilişkin veriler sunmaktır. TÜİK işi o kadar keyfiliğe vardırdı ki artık işçinin yaşam maliyetini hesaplamıyor.

TÜİK kamuoyunda tartışma yaratacak verileri sunmak yerine gizlemeyi tercih ediyor. Madde fiyat listesini kararttıkları gibi işçinin yaşam maliyetine ilişkin verileri de sunmuyorlar. Böylece Komisyonun tartışma yapacağı en önemli unsur olan “geçim şartları” konuşulamıyor.  Bu durum Komisyonu bir süredir iyice işlevsiz bırakmıştı.

Ancak bu yıl Komisyon tarihinde bir ilk yaşanıyor. İşçi tarafı masayı protesto ediyor. Bu durum asgari ücretin işçisiz saptanmasına yol açacak. Bu durum asgari ücretin zaten çok az olan meşruiyetinin iyice yok olmasına yol açacak.

Adını net koymak lazım. İşçinin protesto ettiği çekildiği bir masada şeklen bile olsa alınacak asgari ücret kararı gayrimeşru olacaktır.

Asgari Ücret Tespit Komisyonu kağıt üzerinde hükümetin istediği her kararı alabilir. İşçi katılmadan on üye ile toplanabilirler. Hükümet ve işveren blokundan oluşan işçisiz komisyon teknik olarak istediği kararı alabilir.

Karar almayan ve müzakere yapmayan komisyon kararları imzaladı. Dahası komisyon üyelerinin önemli bir bölümü kararı televizyonlardan öğrendi. Teknik olarak bunların tümü mümkün. Şimdiye kadar böyle oldu zaten. Komisyon iyice göstermelik oldu.  Ancak şimdi durum daha da vahim.

Ortada meşruiyetin kırıntısı kalmadı. Hükümet işçinin gelmediği masada işverenlerle kol kola asgari ücreti belirleyecek. Oysa asgari ücret işçinin meselesi. İşçi olmadan belirlenecek asgari ücretin hiçbir inandırıcılığı olmayacak.  Asgari ücret saptandığı anda meşruluğunu yitirecek.

Teknik olarak karar alınabilir, işi kitabına uydurabilirler. Ancak bir hukuk devletinde sadece kanunlara biçimsel uygunluk bir şey ifade etmez.  Bilmeyenler hatırlatalım: Kanunilik ile hukukilik ve meşruluk arasında dağlar kadar fark vardır.  Asgari ücreti işçisiz saptamanın maliyeti büyük olur. Asgari ücret daha saptandığı anda gayrimeşru hale gelir.

Bir kuralın kanuni ama gayrimeşru ve hukuk dışı olması ciddi bir sorundur. Kanuni bir düzenleme toplum vicdanında karşılık bulmuyorsa, destek almıyorsa ve hukukun evrensel ilkelerine aykırı ise gayrimeşrudur.

Pek çok alanda örneğini gördüğümüz hukukdışı ve gayrimeşru yönetim anlayışı şimdi de asgari ücret alanına sirayet etmiş olacak. Bu yıl bir ilk yaşanacak ve asgari ücret gayrimeşru şekilde tespit edilecek!

EMEKLİ YOKSULLUĞU: ALGI DEĞİL GERÇEK

Yoksullaşan emeklilerin ucuz otellerde, otogarlarda konaklamak zorunda kalması ve kış aylarında ısınmak amacıyla AVM’lerde vakit geçirmesi, geçtiğimiz haftanın en sarsıcı haberlerinden biriydi. Aslında bu haberler, uzun süredir bilinen ancak görmezden gelinen bir gerçeğin; yani derinleşen emekli yoksulluğunun trajik bir şekilde gün yüzüne çıkmasıydı.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş bu durumu “Bireysel tercihler toplumsal bir kriz gibi sunulmaya çalışıldı, bir algı operasyonu yürütüldü” şeklinde nitelerken; Ankara Valiliği de haberleri “abartılı” bulduğunu açıkladı. Emekli gerçeğini “algı” ve “abartı” diyerek yok sayanlara, bu durumu haberlerle değil, somut verilerle hatırlatmakta fayda var:

Sefalet aylıkları: 2025 sonu itibarıyla en düşük emekli aylığı 16 bin 881 TL seviyesindedir ve milyonlarca emekli bu tutarla geçinmeye çalışmaktadır. Ortalama emekli aylığı ise sadece 21 bin TL civarındadır.

Refah Kaybı: Emekli aylıklarının Kişi Başına Gayrisafi Yurt İçi Hasılaya (GSYH) oranı 2003’te %52 iken, 2024 yılında bu oran %31’e gerilemiştir. Bu, emeklinin milli gelirden aldığı payın nasıl eridiğinin en net kanıtıdır.

Çalışma Zorunluluğu: Alım gücü dibe vuran emekli aylıkları nedeniyle daha fazla emekli, hayatta kalabilmek için yeniden işgücü piyasasına dönüyor. Çalışıyor veya umutsuzca iş arıyor. 2003 yılında emeklilerin %34’ü işgücü piyasasındayken, 2024’te bu oran %66’ya fırlamıştır.

Yaşlılık Aylığı: Sosyal güvencesi olmayan yaklaşık 800 bin vatandaşın aldığı 65 yaş aylığı ise sadece 5 bin 134 TL’dir.

YAŞLI BAKIM HİZMETLERİ YETERSİZ

Bakanlığın “bireysel tercih” olarak nitelediği otogar ve otel konaklamalarının arkasında, kamusal yaşlı bakımı hizmetlerinin yetersizliği yatmaktadır. Türkiye’de yaşlı bakımı hizmetleri ihtiyacı karşılamaktan oldukça uzaktır:

Bakanlığa bağlı 169 huzurevinde yalnızca 15 bin, 270 özel huzurevinde ise 13 bin 500 yaşlıya hizmet verilmektedir.

Kamu huzurevlerinde kapasite yetersizliği nedeniyle devasa bir “sıra bekleyenler” listesi oluşmuş durumdadır.

Özellikle geliri olmayan yaşlılar için hayati önem taşıyan ücretsiz bakım hizmetlerinde büyük bir yığılma yaşanırken, özel huzurevi fiyatları ortalama bir emekli maaşının katbekat üzerindedir.

Türkiye’nin sosyal hizmet alanındaki kanayan yarası, yaşlı ve hasta bakımı sorunudur. Bu yük halen büyük oranda ailelerin omuzlarındadır. Yapılması gerekenler ise bellidir: Öncelikle emekli aylıklarını insanca yaşanacak bir düzeye çıkarmak ve yaşlı bakımı için ayrılan kamu kaynaklarını acilen artırmak.

Emeklilerin yaşadığı sefalete ilişkin haberler algı operasyonu değil,  çıplak gerçektir. Türkiye’de giderek derinleşen bir emekli ve yaşlı yoksulluğu var.

Kaynak: Aziz Çelik / BirGün

]]>
Kamu emekçileri üretimden gelen gücünü kullandı: 200 bin kamu emekçisi iş bıraktı https://yenidunya.org/emek-gundemi/33508/kamu-emekcileri-uretimden-gelen-gucunu-kullandi-200-bin-kamu-emekcisi-is-birakti/ Fri, 19 Dec 2025 11:08:57 +0000 https://yenidunya.org/?p=33508 Birleşik Kamu-İş Konfederasyonuna bağlı sendikaların üyeleri, AKP iktidarının memur ve emeklilere yönelik açıkladığı zam oranlarını kabul etmediklerini belirterek bugün yurt genelinde üretimden gelen gücünü kullanarak iş bırakma eylemi gerçekleştirdi.

Birleşik Kamu-İş Konfederasyonuna bağlı sendikaların çağrısıyla yaklaşık 200 bin kamu emekçisi iş bırakırken yapılan açıklamalarda, “Bugün işyerlerimizde değil meydanlardayız. Çünkü adına toplu sözleşme dedikleri bir tiyatroyla emeğimizin hakkı gasp edildi, şimdi de emekçiyi yok sayan bir bütçe hazırlanıyor. Bu nedenle tükenmiş durumdayız İnsanca çalışma şartları ve insanlık onuruna yaraşır ücret istiyoruz ve alacağız. Yoksulluk sınırının üstünde maaş istiyoruz. Sadece ayrıcalıklı bir üzme için zikredilip sonra geri çekilen seyyanen zammın emekçi ve emeklilerin tamamına verilmesini istiyoruz. Yan ödemelerin tamamının emekli aylıklarına yansıtılmasını istiyoruz. Gelir vergisinin yüzde 15’e sabitlenmesini istiyoruz. Enflasyon farkının aylık olarak ödenmesini istiyoruz. Yılda 4 ikramiye ve kira yardımı istiyoruz. Adına toplu sözleşme dedikleri rezil tiyatroda emeğimizin hakkı gasp edildi. Şimdi de emekçiyi, halkı yok sayan bir bütçe ile karşı karşıyayız. Tükeniyoruz.” denildi.

Türkiye genelinde iş bırakarak alanlara çıkan kamu emekçileri yapılan basın açıklamalarında, “İnsanca yaşamak istiyoruz”, “Direne direne kazanacağız”, “Mustafa Kemal’in öğretmenleriyiz”, “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz”, “Memur darda sorumlusu sarayda”, “Komşular hırsız var”, “Sermayeye değil, emekçiye bütçe” sloganlarını attı.

Kamu emekçileri üretimden gelen gücünü kullandı: 200 bin kamu emekçisi iş bıraktı

Emek düşmanı bütçe istemiyoruz!
Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu’na bağlı sendikalar olarak; AKP iktidarının emekçiyi yoksullaştıran, sermayeyi koruyan ekonomi politikalarına karşı insanca yaşam, adil ücret ve hakça paylaşım talebiyle 19 Aralık’ta üretimden gelen gücümüzü kullanıyor, iş bırakıyoruz.
Bugün Türkiye’nin en büyük üçüncü kamu emekçileri konfederasyonu Birleşik Kamu-İş olarak işyerlerimizde değil meydanlardayız. Neden işyerlerimizde değil meydanlardayız? Adına Toplu Sözleşme dedikleri rezil tiyatroda emeğimizin hakkını gasp edenler, şimdi biz emekçilerin durumunu gözetmeden bütçe yaptıkları için tükeniyoruz.

Nasıl bir yoksulluk sarmalına atıldığımızı, göz göre göre nasıl nefes alamaz hale getirildiğimizi doğruca anlatabilmek için yakın geçmişe bir bakalım:
Halk olarak içine düştüğümüz ağır ekonomik krizin temelleri mevcut iktidar tarafından atıldı. Özelleştirme eliyle Cumhuriyet yadigarı olan fabrikalar, sadece arsalarının bedeli kadar düşük fiyatlara yandaşlara peşkeş çekildi. Ülkemiz üretmeden tüketen bir ülke haline getirildi. “Dolarla mı maaş alıyorsunuz, size ne dolardan” denirken ülkede toplu iğne almak için bile dolar kuru takip edilir hale geldi. Üstüne bir de “faiz sebep, enflasyon sonuç” gibi, kabul gören tüm ekonomi doktrinleriyle çelişen bir zihniyette yıllardır sürdürülen ısrar, ülkede yoksulun daha yoksul zenginin daha zengin olduğu, ekonominin orta direği denen orta sınıfın yok olduğu bu karanlık ekonomik iklimi getirdi.

Kamu emekçileri üretimden gelen gücünü kullandı: 200 bin kamu emekçisi iş bıraktı

Ülkede asgari ücret genel ücret haline getirildi, asgari ücret ve onun sadece biraz üstü maaş alanlar kayıtlı istihdamın yüzde 70’ine ulaştı. Yani ülkenin çalışan, üreten yurttaşları, en çok vergiyi verip asgari, yani en az ücreti alır hale geldi.

Bu yıl üçüncü büyük kamu emekçileri konfederasyonu olarak bizim de bulunduğumuz Toplu Sözleşme masasında ortadaki ağır tabloyla zerre uyuşmayan, adeta hakaret niteliğindeki zam tekliflerini ifşa etmiştik. Diğer konfederasyonlara “yapısı belli ve hükümetin noteri gibi çalışan hakem heyetine gidip bu hakaret zamlarını meşrulaştırmayın” demiştik. Sonuçta ne yazık ki dediğimiz gibi oldu. Herkesin durduğu yeri de, hakem heyetinin adına “zam” dediği o utanç rakamlarını da tarih yazdı. Eylemler yaptık, masadaki her rezilliği ifşa ettik. O masada verilmeyen ancak ufak kanun değişiklikleriyle kamu emekçisine sağlanabilecek birçok hak için raporlar hazırladık, Meclis’te grubu bulunan tüm siyasi partilere bu çalışmalarımızı sunup “Sadece basit kanun değişiklikleriyle kamu emekçisinin içine düştüğü bu darboğazı biraz olsun rahatlatabilirsiniz”
Düzenli olarak, TÜİK’in hayal aleminden bildirdiği rakamların aksine çalışmalar yaparak açlık ve yoksulluk sınırının ulaştığı boyutu ortaya koyduk. Bu gerçekleri yetkililere duyurmaya çalıştık.
Bakın Konfederasyonumuzun Ar-Ge birimi KAMU-AR’agöre Kasım 2025 itibarıyla açlık sınırı 30 bin 327 lira, yoksulluk sınırı ise 93 bin 697 lira düzeyinde. Bu ne demek? Bu kamu emekçilerinin ezici bir çoğunluğunun yoksulluk sınırının çok çok altında yaşadığı ve alım gücünün günden güne erimesi nedeniyle açlık sınırına her gün biraz daha yaklaştığı görülüyor demek. Bu gelen daha da rezil ve sefil günlerin ayak sesleri demek. Birileri kendi yarattığı krizin faturasını utanmadan emekçilere ödetmeye çalışıyor demek.

Kamu emekçileri üretimden gelen gücünü kullandı: 200 bin kamu emekçisi iş bıraktı

Toplu sözleşme masasında memurun haline kulak vermediler, asgari ücretin belirleneceği masada işçi bile yok, şimdi de halktan alınan vergilerle oluşan bütçeyi, biz emekçileri, halkı görmezden gelerek şekillendiriyorlar. Bu pişkinliğe artık yeter diyoruz!

Bakın üst düzey kamu yöneticilerine vicdanlara sığmayan bir seyyanen zam önerdiler. Ağır tepki verdik, her yerde bunun nasıl bir rezillik ve adaletsizlik olduğunu anlattık. Bir iyileştirme yapılacaksa bunun tüm kamu emekçilerini kapsaması gerektiğini, aksi bir durumun kamu çalışma yaşamındaki gelir adaletsizliğini daha da büyüteceğini, bunu asla kabul etmeyeceğimizi söyledik. Sonrasına hemen geri adım attılar. Oysa söz konusu iyileştirmeyi tüm kamu emekçilerine yaymak, bir kez olsun emekten yana tavır göstermek de mümkündü.

Şimdi bütçe hazırlanırken de aynı emek düşmanlığını görüyoruz.
Bütçe’de hak yok, halk yok, işçi sınıfı yok, matematik yok, vicdan yok… Sermaye var, yandaşların çıkarları var, zenginin ağzına çalınan parmak parmak ballar var

Kamu emekçileri üretimden gelen gücünü kullandı: 200 bin kamu emekçisi iş bıraktı

Talepler
Kamu emekçilerini talepleri şöyle sıralandı:
-Yoksulluk sınırının üzerinde maaş
-Seyyanen zammın tüm emekçi ve emeklilere verilmesi
-Yan ödemelerin emekli aylıklarına yansıtılması
-Gelir vergisinin yüzde 15’te sabitlenmesi
-Enflasyon farkının aylık ödenmesi
-Yılda 4 ikramiye
-Kamu emekçileri için kira yardımı

Kamu emekçileri üretimden gelen gücünü kullandı: 200 bin kamu emekçisi iş bıraktı
]]>
“En düşük emekli dul ve yetim maaşı, en düşük memur maaşına eşitlensin” https://yenidunya.org/emek-gundemi/32817/en-dusuk-emekli-dul-ve-yetim-maasi-en-dusuk-memur-maasina-esitlensin/ Mon, 30 Jun 2025 20:41:09 +0000 https://yenidunya.org/?p=32817 2021 Tüm Emekliler Sendikası Tarsus Şubesi tarafından Emekliler Günü dolayısıyla Yarenlik Alanında basın açıklaması yapıldı. Emeklilerin yaşadıkları sıkıntılar basın bülteninde bir kez daha dile getirildi.

Sendika üyelerinin yanı sıra STK temsilcilerinin katıldığı basın açıklamasını 2021 Tüm Emekliler Sendikası Tarsus Şubesi Başkanı Recai Parti okudu.

Emeklinin toplumsal refahtan payı ana sütü gibi hakkıdır
Açıklama şöyle:
“Ülkemizde üretilen her mal ve hizmet bu ülkenin tüm emekçilerinin alın teridir, kafa ve kol gücüdür, beyninin ışığıdır. Toplumsal refahtan en büyük payı bu emekçiler almalıdır. Sanayi işçisi, çırak, sağlık görevlisi, güvenlik görevlisi, doktor, mühendis, sanatçı,bilişimci, öğretmen, küçük esnaf, köylü, tarımcı; tümü de emekçidir.
Emekli, aktif çalışma yaşamından, yaşı ilerlediği veya sağlığı elvermediği için ayrılmış emekçidir, beklenen odur ki, ilk gençliğinde başladığı üretim sürecinin sonuna gelip emekli olduğunda, rahatça geçimini sağlayabilecek, ele güne muhtaç olmayacak bir geliri kamunun kendisine sağlamasıdır. Çalışma yaşamları boyunca ülke kalkınmasının ve refahının dinamosu emekçilerin emekli olduklarında sefalete sürüklenmesi hiçbir yasaya töreye ahlaka uymaz. Emeklilerin toplumsal refahtan insana yaraşır bir pay alması ana sütü kadar haklarıdır.
Türkiye’de, SGK’ya kayıtlı 16 milyon 824 bin; özel sandıklara kayıtlı 300 bin emekli var. Bu sayının 4 milyon kadarı emeklilerin dul ve yetimlerinden oluşuyor. Emeklilerin dul ve yetimleri de sosyal devlet gereğince insan onuruna yaraşır bir geliri hak ediyorlar.

Emekli sefalette
2002 yılı Aralık ayında asgari ücret 184 TL iken, en düşük emekli aylığı bunun yüzde 40 fazlası olan 257 TL idi.
2025 yılı Ocak Haziran dönemi için en düşük emekli aylığı 14469 TL olarak belirlendi. Oysa ki en düşük emekli aylığı 22104 TL’lik asgari ücretin yüzde 40 fazlası 30945 TL olmalı, daha yüksek prim ve gün sayısı olanlar orantılı olarak artışlardan yararlanmalıydı. Memur emeklilerine iki yıldır hukuksuz biçimde verilmeyen seyyanen zamlar hâlâ ödenmedi, memur emeklisi de en yoksullar topluluğuna dahil oldu.
 
Ekonomi yangınını kim çıkardı?
İktidar, sözde ekonomi yangınını söndürmek için, iç ve dış dolar milyarderlerinin mutemeti Mehmet Şimşek’i tekrar iş başına getirdi. En iyi bildikleri şeyi yaptılar. İşçinin memurun esnafın emeklinin tarımcının dul ve yetimin nefesini kestiler. Asgari ücreti açlık sınırının altında, Temmuz zammını iptal ederek yıllık olarak belirlediler. En düşük emekli aylığı sadece 14 bin 469 lirada kaldı. Yasal bir düzenleme yapılmazsa kök aylığı düşük olanlar Temmuz ayında artış alamayacaklar. Dul ve yetimler, en düşük aylıktan da daha az  aylık alıyorlar.

“En düşük emekli dul ve yetim maaşı, en düşük memur maaşına eşitlensin”


Paralar rantiyeye
Örnek olsun. Bizde yok ama ülkenin kaymağını yiyenlerde çok. Paradan para kazananlar 6.9 milyon lirayı, yalnızca hafta sonu için bankaya yatırdığında bir asgari ücret kadar, 22 bin 104 lira faiz kazanıyor. Bu kadar rahat faiz öderken enflasyon  artar demeyen iktidar, sıra emekçinin emeklinin aylıklarına gelince enflasyon azar diyor. Borç faiz döviz özelleştirme şampiyonlarının emekçi halkın gırtlağına çökmekten başka bildikleri yol ve yöntem yok ne yazık ki.
Üstelik de bu iktidar, emekçi halkın gırtlağına çökerek yıllardır biriktirdiği MB rezervlerini siyasi rakibini elemek için başlattığı hukuksuz operasyonla birkaç hafta içinde havaya savurdu.

Dur diyoruz
Cumhuriyetin eşit ve  onurlu yurttaşlarıyız. Emekliler olarak ülkemizin çeşitli bölgelerinde güçlerimizi birleştirmenin, iktidarın yoksullaştırıcılığına karşı birlikte durabilmenin yol ve yöntemlerini arıyor ve buluyoruz. Onaltı milyon emeklinin umudu azmi ve iradesiyle bize reva görülen yoksulluğa, evsizliğe, fakirliğe teslim olmayacağımızı ilan ediyoruz.
Sendikal örgütlülüğümüz önündeki Anayasaya ve uluslararası hukuka aykırı kapatma davalarının geri çekilmesini, sendika hakkımızın tanınmasını talep ediyoruz.
 
Yeniden devletleştirme
Emekçiyi emekliyi temsil etmeyen, özelleştirme şampiyonu iktidar, bugüne kadar ne yaptıysa bundan sonra da aynı yolda devam edecek. Emeklimizi sefalete, gencimizi işsizliğe, aşsızlığa  konutsuzluğa mahkum eden bu iktidarı demokratik halkoyuyla göndermek boynumuzun borcudur.
Bunun ardından, özelleştirilen Sümerbank, Türk Telekom, Tüpraş, Tedaş, Tekel, Petkim, Seka, Tank Palet, Etibank, Şeker fabrikaları, limanlar otoyollar tekrar devletleştirilmeli, çocuklarımıza ve torunlarımıza tam istihdam sağlanmalıdır. Ücret ve aylıklar insana yaraşır düzeye gelmeli; herkes, karnı tok sırtı pek, yarınından güvenli olmalıdır.

Kaynak: Tarsus Akdeniz Gazetesi

]]>
Emekliler, Ankara’da “Yoksulluğa karşı mücadeleyi yükseltiyoruz!” dedi https://yenidunya.org/emek-gundemi/32803/emekliler-ankarada-yoksulluga-karsi-mucadeleyi-yukseltiyoruz-dedi/ Sun, 29 Jun 2025 16:49:10 +0000 https://yenidunya.org/?p=32803 2021 Tüm Emekliler Sendikası, bugün (29.06.2025) Ankara Sakarya Meydanı’nda saat 16:00 ‘da gerçekleştirdiği basın açıklamasıyla “Yoksulluğa Karşı Mücadeleyi Yükseltiyoruz!” sloganıyla bir araya geldi.

Gerçekleştirilen basın açıklamasında insanca yaşama talebi yüksek sesle dile getirildi. Emekliler, taleplerinin takipçisi olacaklarını ve yoksullukla mücadeleyi sürdüreceklerini belirtti.

Toplumcu Kurtuluş Partisi 1920 TKP Ankara üyeleri de emeklilerin sesine seslerini kattı.

Emeklilerin insanca bir yaşam sürdürebilmesi için gerekli adımların bir an önce atılması gerektiğini dile getiren emekliler, mücadeleye devam etmelerinin zaferlerinin teminatı olacağını belirttiler.

Emekliler, Ankara’da "Yoksulluğa karşı mücadeleyi yükseltiyoruz!” dedi
]]>
Emekliler İzmir’den seslendi; “Birleş! Örgütlen! Sesini yükselt! Gücünü göster!” https://yenidunya.org/emek-gundemi/32787/emekliler-izmirden-seslendi-birles-orgutlen-sesini-yukselt-gucunu-goster/ Sat, 21 Jun 2025 18:45:51 +0000 https://yenidunya.org/?p=32787 İzmir Emekliler Platformu, bugün (21 Haziran) Bornova Metro çıkışında gerçekleştirdiği basın açıklamasında, emeklilerin karşı karşıya kaldıkları zorluklar, yaşam koşullarının zorluğu ve ekonomik sıkıntılara dikkat çekildi, iktidarın emekliyi sefalete sürükleyen ekonomik uygulamaları protesto edildi.

Bireysel Emekliler, Birleşik Emekliler Sendikası, Emekliler Sendikası, Emekli ve Emekçiler Derneği, Emekli Meclisleri Sendikası, 2021 Tüm Emekliler Sendikası, “İzmir Emekliler Platformu”nun kuruluşunu geçtiğimiz günlerde kamuoyu ile paylaşmıştı.

“Bize dayatılan açlık ve yoksulluk sınırını kabul etmiyoruz”
Basın açıklamasında, emeklilerin sefalete teslim olmak istemediği belirtilerek, emeklilerin tarihinin en zor dönemiyle karşı karşıya olduğu ifade edildi. Bundan sonra da ortak eylemlerin süreceği belirtilen açıklamada, ‘’Bizler Emekliler Platformu üyeleri olarak diyoruz ki! Emekliler sefalete teslim olmak istemiyorlar! Biz emekliler tarihimizin en zor dönemini yaşıyoruz ve yaşatılıyoruz. Bizi yönetenler emeklilerden ve çalışarak geçinen ücretli emekçi insanlardan çalarak bir avuç sermayeye peşkeş çekiliyoruz. Emekliler ve tüm emekçiler bize dayatılan açlık ve yoksulluk sınırı altında yaşamayı kabul etmiyoruz. Bizlerden çalınanları geri almak için örgütleniyoruz.’’ ifadeleri yer aldı.

Emekliler İzmir’den seslendi; “Birleş! Örgütlen! Sesini yükselt! Gücünü göster!”

“Sorun Emeklinin ise çözümde emeklinin ellerinde”
Açıklamada, emeklilerin TÜİK’in sahte verilerini kabul etmediği vurgulanırken, SGK’nın sahte verilerle emeklilerin haklarını gasbettiği, açlığa mahkum ettiği belirtildi.
Emeklilerin dayatılan yoksulluğu asla kabul etmedikleri ve etmeyecekleri ifade edilerek, “Evladına torununa muhtaç olmadan yaşamak için; Ahir ömründe iş arayıp inşaatlarda, pazar yerlerinde çalışmak zorunda kalmamak için; Alın terinle kazanıp ödediğin primlerin karşılığını almak için; TÜİK yalanlarıyla senden çalınanları geri almak için; Sesimizi yükseltiyoruz. Seçtiklerimiz örgütlü zenginleşiyor. Emekliler örgütsüz yoksullaşıyor. Haydi Emekli kalk ayağa sen yoksan bir eksiğiz. Sorun Emeklinin ise çözümde emeklinin ellerinde…
Birleş! Örgütlen! Sesini yükselt! Gücünü göster! Unutma 16 milyonsun, çoksun, güçlüsün! Emekliyiz, emekçiyiz, haklıyız, kazanacağız ! Birleşe birleşe kazanacağız ! Direne direne kazanacağız!’’ ifadeleriyle emeklilerin hak mücadelesinin sürdürüleceği vurgulandı.

Emekliler İzmir’den seslendi; “Birleş! Örgütlen! Sesini yükselt! Gücünü göster!”
]]>
İzmir Emekliler Platformu kuruldu! https://yenidunya.org/emek-gundemi/32773/izmir-emekliler-platformu-kuruldu/ Fri, 20 Jun 2025 19:36:27 +0000 https://yenidunya.org/?p=32773 Türkiye’de ilk kez İzmir’de, emekliler yoksulluğa ve sefalete karşı birlikte mücadele etmek amacıyla “İzmir Emekli Platformu”nu kurdu. İzmir Emekli Platformu, “Unutma, 16 milyonsun, çoksun, güçlüsün” diyerek tüm emeklileri birlikte mücadeleye çağırdı.

İzmir Yenigün’den Nurcan Etik’in haberine göre, İzmir’de emekliler, yoksulluğa ve sefalete karşı insanca bir yaşama kavuşmak ve haklarını alabilmek amacıyla ortak mücadelede buluşma kararı aldı. Emekliler Türkiye’de bir ilki gerçekleştirdi ve İzmir Emekliler Platformu’nu kurdu. Birbirinden ayrı emekli sendikalarını ve derneklerini bir araya getirerek bir platform kuran İzmirli emekliler, ülke genelinde emekliler mücadelesine örnek olmayı amaçlıyor.

“İzmir Emekliler Platformu”, Bireysel Emekliler, Birleşik Emekliler Sendikası, Emekliler Sendikası, Emekli ve Emekçiler Derneği, Emekli Meclisleri Sendikası, 2021 Tüm Emekliler Sendikası üyelerinden oluşuyor.

İzmir Emekliler Platformu kuruldu!

Ortak eylemler gerçekleştirecekler!
Tüm kamuoyuna ve emeklilere seslenen İzmir Emekliler Platformu, emeklilerin tarihin en zor dönemini yaşadıklarını vurgulayarak, “Bizi yönetenler emeklilerden ve çalışarak geçinen ücretli emekçi insanlardan çalarak bizleri bir avuç sermayeye peşkeş çekiliyorlar” dedi. “Sefalete teslim olmak istemiyoruz” diyen İzmir Emekli Platformu, bundan sonrasında yoksulluğa ve sefalete karşı ortak eylemler yürüteceklerini belirtti.
İzmirli Emekliler, 21 Haziran Cumartesi Saat 14’de Bornova Metro çıkışında gerçekleştirecekleri basın açıklamasına tüm emeklileri ve emekçileri davet etti.

“Bizden çalınanları geri almak için örgütleniyoruz”
Yoksulluk ve açlık sınırı altında yaşamayı kabul etmediklerini ifade eden İzmir Emekliler Platformu, “Bizden çalınanları geri almak için örgütleniyoruz” ifadelerini kullandı. TÜİK verilerini eleştiren emekliler, “TÜİK’in sahte verilerini kabul etmiyoruz. SGK bu sahte verilerle emeklilerin haklarını gasp ediyor, bizleri açlığa mahkûm ediyor” derken, “Bize dayatılan yoksulluğu kabul etmiyoruz, etmeyeceğiz” diyerek tepki gösterdi.

“Evlatlarımıza muhtaç olmak istemiyoruz”
İzmir Emekliler Platformu, “Açlığa, yoksulluğa, sefalete teslim olmamak, enflasyon canavarına yenik düşmemek, evladına-torununa muhtaç olmadan yaşamak için; ahir ömründe iş arayıp inşaatlarda, pazar yerlerinde çalışmak zorunda kalmamak için; alın teriyle kazanıp ödediğin primlerin karşılığını almak için; TÜİK yalanlarıyla senden çalınanları geri almak için sesimizi yükseltiyoruz” dedi.

“Sorun emeklininse çözüm de emeklide”
“Seçtiklerimiz örgütlü zenginleşiyor” diyen İzmir Emekliler Platformu, emeklilerin örgütsüz yoksullaştığını vurgulayarak, “Unutma, 16 milyonsun, çoksun, güçlüsün. Haydi emekli kalk ayağa, sorun emeklininse çözüm de emeklinin ellerinde” diyerek tüm emeklileri ortak mücadeleye çağırdı.

]]>
Emekli sendikaları Alanya’da ortak eylem gerçekleştiriyor! https://yenidunya.org/emek-gundemi/32456/emekli-sendikalari-alanyada-ortak-eylem-gerceklestiriyor/ Mon, 14 Apr 2025 17:35:04 +0000 https://yenidunya.org/?p=32456 DİSK Emekliler Sendikası Alanya İlçe Temsilciliği ile 2021 Tüm Emekliler Sendikası Alanya Şubesi, emeklilerin yaşadığı sorunları dile getirmek ve ortak taleplerini açıklamak amacıyla ortak basın açıklaması gerçekleştirecek.

“Barınamıyoruz, beslenemiyoruz, geçinemiyoruz, insanca yaşamak istiyoruz” sloganıyla düzenlenen ortak basın açıklaması, 17 Nisan 2025 Perşembe günü saat 16.00’da Alanya Merkez PTT binası önünde yapılacak.

2021 Tüm Emekliler Sendikası Alanya Şube Başkanı Mehmet Güldal, konuyla ilgili olarak gazetemize yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Emeklilere insanlık onuruna yakışan mutlu ve huzurlu bir yaşam; çocuklarımıza ve torunlarımıza sosyal güvenceli ve güvenli bir gelecek istiyoruz. Bunun için örgütleniyoruz ve bunun için mücadele ediyoruz.
Artık söz bitti. Şimdi karar verme ve harekete geçme zamanı. Yıllardır açlık sınırının altında yaşayan milyonlarca emeklinin mutfağındaki yangının sönmesi, tencerenin kaynaması ve karnının doyması için; “insanca yaşanabilecek maaşı siz vermiyorsanız biz alacağız” demenin şimdi tam zamanıdır.
Ya köle olacağız, ya insanca yaşayacağız. Biz istemezsek vermeyecekler, haydi hep birlikte ortak ve birleşik mücadeleye.
Bu amaçla, sendikalı ve sendikasız tüm emekli yurttaşları ortak basın açıklamamıza katılmaya davet ediyoruz. Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz. Birleşe birleşe kazanacağız.”

Emekli sendikaları Alanya’da ortak eylem gerçekleştiriyor!
]]>
TÜRK-İŞ: Yoksulluk sınırı 77 bin lira https://yenidunya.org/emek-gundemi/32349/turk-is-yoksulluk-siniri-77-bin-lira/ Fri, 28 Mar 2025 12:25:42 +0000 https://yenidunya.org/?p=32349 TÜRK-İş Mart 2025 Açlık ve Yoksulluk Sınırı araştırması açıklandı.
Araştırmaya göre;
-Dört kişilik ailenin aylık gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) 23.615 TL.
-Gıda ile birlikte diğer tüm temel harcamalar için haneye girmesi gereken toplam gelir tutarı (yoksulluk sınırı) ise 76.922 TL.
-Bekâr bir çalışanın aylık yaşama maliyeti 30.617 TL.
-Mutfak enflasyonu aylık %1,25 on iki aylık %40,62 yıllık ortalama %54,87 olarak hesaplandı.
-Fiyat artışları ve hayat pahalılığı çalışanların geçim koşullarını zorlamaya devam ediyor…

TÜRK-İŞ: Yoksulluk sınırı 77 bin lira

TÜRK-İŞ Konfederasyonu tarafından, çalışanların geçim koşullarını ortaya koymak ve temel ihtiyaç maddelerindeki fiyat değişikliğinin aile bütçesine yansımalarını belirlemek amacıyla, her ay düzenli olarak yapılan bu araştırmanın 2025 Mart ayı sonuçları açıklandı.
Raporda sonuçlar ye aldı;
-Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapılması gereken aylık gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) 23.615,12 TL’ye,
-Gıda harcaması ile giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı ise (yoksulluk sınırı) 76.922,23 TL’ye,
-Bekâr bir çalışanın ‘yaşama maliyeti’ de aylık 30.617,43 TL ’ye yükseldi.

TÜRK-İŞ: Yoksulluk sınırı 77 bin lira

İnsan onuru ve değeri ile bağdaşacak bir yaşam sürmek
Raporda şu vurgular öne çıktı;
Ülkemizde insan onuruna yaraşır bir yaşam sürdürebilme imkânı çoğu ücretli çalışan için mümkün olmamaktadır. İşveren ve hükümet temsilcileri tarafından belirlenen ve fakat işçi kesiminin karara katılmadığı net asgari ücret tutarı 22.104,67 TL iken sadece tek bir çalışanın yaşama maliyeti ise bu ay 30.617,43 TL olarak hesaplandı. Aradaki fark 8.512 TL. Asgari ücretin yetersizliği bugün herkes tarafından kabul edilmektedir. Yoksulluğun azaltılması ve giderek ortadan kaldırılması, çalışanların satın alma gücünün iyileştirilmesi bir an önce sağlanmalıdır.
TÜRK-İŞ enflasyon hesaplaması yapmamakta, dört kişilik bir ailenin insanca geçimini karşılayacak “yaşam maliyeti” tutarını belirlemeye, fiyat artışlarının aile bütçesine getirdiği yükü hesaplamaya çalışmaktadır. Belirlenen tutar ücret olmayıp haneye girmesi gereken toplam geliri ifade etmektedir. Yapılan araştırma, -sanıldığı üzere- çalışanların “karnını doyurması için” gereken tutarın tespit edilmesi değil, “insan onuru ve değeri ile bağdaşacak bir yaşam sürmesi için” yapılması gereken toplam harcamayı hesaplamak amacına dönüktür.

TÜRK-İŞ: Yoksulluk sınırı 77 bin lira

Gıda fiyatlarında yıllık değişim yüzde 54,87
TÜRK-İŞ’ in verilerine göre “mutfak enflasyonu” verilerindeki değişim Mart 2025 itibariyle şu şekilde gerçekleşmiştir:
-Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin “gıda için” yapması gereken asgari harcama tutarındaki artış bir önceki aya göre yüzde 1,25 oranında gerçekleşti.
-2025 yılının ilk üç ayı itibariyle artış oranı yüzde 12,00 oranında hesaplandı.
-On iki aylık değişim oranı yüzde 40,62 oldu.
-Yıllık ortalama artış ise yüzde 54,87 olarak gerçekleşti.

Ürün gruplarına göre fiya değişimleri
TÜRK-İŞ hesaplamasında temel alınan ve doğrudan piyasadan çarşı-pazar-market dolaşılarak derlenen gıda ürünleri fiyatlardaki değişim, harcama grupları ayırımında Mart 2025 itibariyle şu şekilde oldu:
-Süt, yoğurt ve peynir ürünlerinin bulunduğu grupta; geçtiğimiz aylarda artan süt fiyatı bu ay değişmedi. Peynir fiyatında ise belirli markalar özelinde bir miktar artış tespit edilirken, yoğurt fiyatlarında dikkati çeken önemli bir değişiklik olmadığı gözlemlendi.

-Et, tavuk, balık, yumurta, kuru baklagiller ürünlerinin bulunduğu grupta; dana kıyma ve kuşbaşı ile tavuk etinin fiyatında bu ay yine bir miktar artış oldu. Kuzu etinin kilogram fiyatında ise geçen aya göre %4 oranında artış olduğu gözlemlendi. Balık fiyatları bu ay bir miktar düştü. En çok tercih edilen ürünlerden biri olan hamsinin kilogram fiyatı geçen ay 270-300 TL arasında iken bu ay 230-250 TL arasında olduğu tespit edilmiştir. Balık fiyatı hesaplanırken bol tüketilen istavrit, hamsi, mezgit gibi çeşitler ağırlıklı olarak yer aldı. Bu ay yumurtanın fiyatı yine artış gösterdi. Geçen yıl Mart ayında tanesi 5,68 TL olan yumurtanın ortalama fiyatı bu ay 7,54 TL olarak hesaplandı. Kuru baklagiller (kuru fasulye, nohut, yeşil ve kırmızı mercimek) grubunda önemli bir değişikli tespit edilmedi.

-Taze sebze-meyve fiyatları yine aile bütçesini zorlamaya devam etmektedir. Patates ve kuru soğan ile genel olarak sebze fiyatlarındaki artış mutfak harcamasını olumsuz etkiledi.
Özellikle mevsim değişikliği nedeniyle piyasaya yeni giren ve tezgâhlarda yeri giderek azalan ürünlerin fiyatları belirleyici oldu. Sebze (ana yemekleri tamamlayan maydanoz, kıvırcık vb. salata yeşillikleri dâhil değil) ortalama kg fiyatı 63,27 TL, ortalama meyve kg fiyatı 65 TL oldu. Hesaplamada -bu ay- 24’ü sebze ve 7’si meyve olmak üzere toplam 31 üründeki fiyat değişimi dikkate alındı. Meyve-sebze ortalama kg fiyatı ise 61,02 TL (ana yemekleri tamamlayan maydanoz, kıvırcık gibi salata yeşillikleri bu hesaplamada “Ortalama Meyve-Sebze Fiyatı” kapsamında değerlendirilmektedir) olarak tespit edilmiştir.

-Ekmek, pirinç, un, makarna, bulgur, irmik gibi ürünlerin bulunduğu grupta; ekmeğin fiyatı değişmedi. Hesaplamaya dâhil edilmeyen fakat Ramazan’da ağırlıklı olarak satılan pidenin 250 gramı 20 TL olarak belirlenmiştir. Bu harcama grubundaki diğer ürünlerin fiyatında makarna dışında önemli bir değişiklik tespit edilmedi.

-Temel yağ ürünlerinin bulunduğu grupta; tereyağı, margarin, zeytinyağı ve ayçiçeği yağı fiyatı aynı kaldı. Zeytin fiyatı; siyah zeytinde bir miktar azalış, yeşil zeytinde ise artış olduğu gözlemlendi. Yağlı tohum ürünlerinin fiyatında bu ay sabit kaldı.

-Son grupta yer alan gıda maddelerinden baharat ürünlerinin (kimyon, nane, karabiber vb.) karabiber, nane ve kimyon fiyatında artış olduğu tespit edildi. . Çayın fiyatı değişmezken ıhlamurun fiyatında %20’lik bir artış olduğu tespit edildi. Diğer ürünlerden pekmezin fiyatı bir miktar arttı. Bal ve reçelin fiyatı değişmedi. Salçanın fiyatı bir miktar arttı.

TÜRK-İŞ: Yoksulluk sınırı 77 bin lira
]]>