Hak-İş – Yeni Dünya https://yenidunya.org Yeni Günün Habercisi Mon, 01 Dec 2025 08:43:22 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.8.5 https://yenidunya.org/wp-content/uploads/2022/02/cropped-YD-ikon-512-1-75x75.png Hak-İş – Yeni Dünya https://yenidunya.org 32 32 Pastadan adil pay kural olmalı: Asgari ücrette keyfiliğe son! https://yenidunya.org/basindan/sectiklerimiz/33419/pastadan-adil-pay-kural-olmali-asgari-ucrette-keyfilige-son/ Mon, 01 Dec 2025 08:43:21 +0000 https://yenidunya.org/?p=33419 Ekonomi büyürken işçinin ekmeği küçülüyor. Asgari ücretli, milli gelir pastasından hakkı olanı alamıyor. Asgari ücretli 50 yıl önce pastadan yüzde 80, on yıl önce yüzde 60 pay alırken bugün yüzde 43’e mahkûm edildi. Çözüm; kurala bağlanmış ve pastadan adil bir pay alan asgari ücret sistemidir.

Aralık ayı geldi. Muhtemelen bu hafta Asgari Ücret Tespit Komisyonu “nafile” asgari ücret toplantılarına başlayacak. Aralık ayı içinde de 2026 yılı asgari ücreti açıklanmış olacak. “Nafile” toplantılar diyorum; çünkü asgari ücreti Komisyon belirlemeyecek. Komisyonun üyeleri de asgari ücreti bizlerle birlikte televizyonlardan öğrenecekler ve sonra da kararı imzalayacaklar. Asgari Ücret Tespit Komisyonu iğdiş edilmiş durumda! Asgari ücreti Hükümet belirliyor, Komisyon da tasdik ediyor. O yüzden daha Komisyon toplanmadan, henüz müzakere bile yapılmadan ortalık asgari ücret kehanetlerinden geçilmiyor.

Komisyonun işçi kanadını oluşturan Türk-İş, Komisyonun yapısı değişmezse Komisyonda yer almayacağını açıkladı. Oysa onlar da çok iyi biliyor ki mesele Komisyonun yapısı değil. Mesele, asgari ücretin keyfi olarak saptanması ve asgari ücret saptanırken hiçbir kuralın olmaması. Türk-İş sadece Komisyondan çekilmedi, asgari ücret meselesinden de çekilmiş durumda. Ne bir asgari ücret talepleri var ne de mücadele programı. Asgari ücret meselesini tümüyle Hükümetin insafına bırakmış durumdalar. Asgari ücret bu yıl iyice sahipsiz kalmış görünüyor. Muhtemelen “biz Komisyondan çekildik ve durumu kurtardık” diye düşünüyorlar. Hak-İş de Komisyonun yapısına odaklanmış durumda.

DİSK, bugün DİSK-AR tarafından hazırlanan 2026 yılı Asgari Ücret Araştırması sonuçlarını açıklıyor. DİSK Komisyonda temsil edilmese de asgari ücret konusunda en fazla çaba harcayan sendikal örgüt durumunda. Umarız önümüzdeki günlerde işçi konfederasyonları asgari ücret konusunda ortak bir tutum takınırlar.

Asgari ücretin sendikalı işçileri pek ilgilendirmediği düşüncesi tamamen illüzyondur. Asgari ücret bal gibi sendikalı işçiyi de ilgilendirir. Pek çok özel sektör işyerinde asgari ücret işe giriş ücretidir. Öte yandan yüksek asgari ücret sendikalı işçi ücretlerini de yukarı çeker. Ayrıca yüksek asgari ücret sendikal talepleri meşrulaştırır. Asgari ücretin düşük olması durumunda sendikal işçi ücretlerini yükseltmek çok daha zordur. Kamuoyu desteği zordur. O yüzden asgari ücret sendikalı işçiler için de hayati önem taşır.

KEYFİLİK DEĞİL KURAL

2026 asgari ücret tartışmaları Komisyon yapısına sıkışmış durumda. Türk-İş görüşmelere katılmak için “Komisyon yapısı değişsin” diyor. Komisyonun yapısının anti-demokratik olduğu doğrudur. Komisyonun temsil yapısının çeşitlenmesi, demokratikleşmesi ve hükümetin ağırlığının azalması yararlı olur. Ancak temel mesele bu değildir. Komisyon yapısında yapılacak revizyonun asgari ücret düzeyi üzerinde etkisi son derece sınırlı olur.

Türkiye’de asgari ücret tespit sürecinde asıl mesele bağlayıcı kuralların olmaması ve Hükümetin Komisyonu bile dikkate almadan keyfi olarak karar vermesidir. Hükümet için asgari ücret, kemer sıkmaya dayalı ekonomi politikasının sıradan bir aracıdır. Amaç alım gücünü bastırmak olduğu için Hükümet için esas olan asgari ücreti düşük tutmaktır.

Değişmesi gereken bu keyfiliktir. Asgari ücret bağlayıcı kurallara göre Komisyon tarafından tespit edilmelidir. Keyfi asgari ücret sisteminin yerini kurallı asgari ücret sistemi almalıdır. Komisyon bu kurallara bağlı olarak asgari ücreti saptamalıdır.

Aslında ülkemizde asgari ücretin Anayasal bir çerçevesi var. Anayasa’nın “Sosyal ve Ekonomik Haklar ve Ödevler” başlıklı üçüncü bölümünde yer alan “Ücrette adalet sağlanması” başlıklı 55. Madde, asgari ücretle ilgili şu hükmü taşıyor: “Asgari ücretin tespitinde çalışanların geçim şartları ile ülkenin ekonomik durumu da göz önünde bulundurulur.”

Anayasa iki kriteri esas alıyor: Çalışanların geçim şartları ve ülkenin ekonomik durumu. Aslında bu iki koşul asgari ücret için bir çerçeve çizse de yeterli kanuni ve ikincil mevzuat düzenlemesi olmadığı için Hükümet asgari ücreti bu Anayasal ilkeleri göz önüne almadan keyfi olarak ve neredeyse tek başına saptıyor.

Asgari Ücret Tespit Yönetmeliğine göre ise; “Asgari ücret işçilere normal bir çalışma günü karşılığı ödenen ve işçinin gıda, konut, giyim, sağlık, ulaşım ve kültür gibi zorunlu ihtiyaçlarını günün fiyatları üzerinden asgari düzeyde karşılamaya yetecek ücreti ifade eder.”

Bu kural uluslararası normlara aykırıdır. Uluslararası Çalışma Örgütünün (ILO) 131 sayılı Sözleşmesine göre; “Asgari ücretin tespitinde işçilerin ve ailelerinin ihtiyaçları, ülkedeki genel ücret seviyesi, hayat pahalılığı, sosyal güvenlik yardımları ve diğer sosyal grupların göreli yaşama standartları dikkate alınmalıdır.”

Ancak Hükümet Yönetmelikteki hükme bile uygun davranmıyor. Geçmişte Komisyona işçinin yaşam maliyetine ilişkin veriler sunan TÜİK artık buna bile tenezzül etmiyor. Komisyonda hiçbir teknik ve bilimsel müzakere yapılmıyor.

KURALLAR NE OLMALI

Asgari ücret tam bir keyfilik içinde belirleniyor. Oysa asgari ücretin tespitinde bağlayıcı kurallar olmalı. Birçok ülkede hükümet veya komisyonlar asgari ücreti belirli bağlayıcı kurallara göre belirliyor. Bu kurallar enflasyona endeksleme, enflasyon ve büyümenin esas alınması veya ortalama ücretin belirli bir oranı olabiliyor. Türkiye’de ise asgari ücret tamamen Hükümetin keyfine göre belirleniyor. İşte değişmesi gereken budur. Asgari ücretin belirlenmesinde Hükümeti ve diğer Komisyon üyelerini bağlayan kurallar olmalı ve Komisyon bu kurallara göre hareket etmelidir.

Aslında kuralların çerçevesi Anayasa’da var: Asgari ücret tespitinde çalışanların geçim şartları ile ülkenin ekonomik durumu da göz önünde bulundurulur. Yapılması gereken buna uygun bir kanuni düzenleme yapılmasıdır.

Çalışanların geçim şartları, uluslararası standartlarda olduğu gibi işçinin kendisinin ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin ihtiyaçları dikkate alınmalıdır. Bunun için sendikalar ve çeşitli kurumlar tarafından açıklanan dört kişilik bir ailenin temel ihtiyaçlarını esas alan yoksulluk sınırı dikkate alınmalıdır. Yoksulluk sınırı bir ücret düzeyi değil hane gelirini ifade eder. Bu nedenle asgari ücretin yoksulluk sınırının yarısından az olmaması ilkesi benimsenebilir. Ülkenin ekonomik durumu elbette dikkate alınmalıdır. Burada en önemli ölçüt ülkenin büyümesinden asgari ücretin pay almasıdır. En kritik husus budur. Ülkenin ekonomik durumunun en önemli göstergesi Kişi Başına Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (KB GSYH) artışıdır. Asgari ücret Kişi başına GSYH’nin belirli bir oranına bağlanmalıdır. Böylece ekonomik büyümeden çalışanların pay alması mümkün olacaktır.

Özetle KB GSYH’nin belirli bir oranı alt sınır olmalı. Asgari ücret bunun altına düşmemelidir. Bunun yanında yoksulluk sınırı ve kamu işçilerinin asgari ücreti de dikkate alınarak bir asgari ücret saptanmalıdır. Kamu işçilerinin asgari ücretinin asgari ücret için bir çıpa olması, hem asgari ücretin toplu pazarlıkla bağının kurulması hem de eşitlik ilkesi açısından önemlidir.

2026 ASGARİ ÜCRETİ NE OLMALI

Asgari ücret kehanetleri yüzde 20-25 bandında dolaşıyor. Bunlar akıl dışı oranlardır. Hükümet ölümü gösterip sıtmaya razı edecek. Günün sonunda Hükümet yüzde 26-27 bandına çıkarsa bu başarı olarak sunulacak. Oysa bu miktarlar akıl dışıdır. Ne geçim şartlarına ne de ülke ekonomisine uygundur.

Asgari ücretin 40-50 bin bandına çıkarılması mümkündür. Bu düzey hem çalışanlar için nefes almaya yol açar hem de ülke ekonomisindeki gelişmelere uygundur. 40-50 bin aralığında bir asgari ücret gerçekçidir. Neden mi? İşte gerekçelerim:

Asgari ücrette en önemli ölçü büyümeden, pastadan işçilerin adil bir pay almasıdır. Buradaki ölçü asgari ücretin Kişi Başına Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (pasta) içindeki payıdır.

Bu pay asgari ücretin ilk kez ülke çapında saptandığı 1974’te yüzde 80,6 ve 1978’de yüzde 75,1 idi. 1999’da 60,8 idi. AKP döneminde 2004’te 60,3 ve 2016’da 59,7 idi. Görüldüğü gibi son 50 yılda asgari ücretin pastadaki payının en yüksek olduğu dönem 1974 yılındaki CHP-MSP koalisyon hükümeti dönemidir. AKP döneminde de birkaç kez asgari ücretin pastadaki payı yüzde 60 civarına yükseldi. 2025 itibariyle asgari ücretin pastadaki payı yüzde 43-44 civarına düştü.

Dolayısıyla asgari ücretin pastadaki payının yüzde 60-80 arasında olması mümkün ve makuldür. AKP dönemlerinde bile bu pay yüzde 60 oldu. O halde yine neden olmasın? Tartışmalı enflasyon verileri bir yana bırakılmalı ve asgari ücret için alt sınır KB GSYH olmalıdır. Bölüşüm meselesi asıldır.

Pastadan adil pay kural olmalı: Asgari ücrette keyfiliğe son!

2026 yılı KB GSYH tahmini bellidir. Orta Vadeli Programa (OVP) göre bu hedef yıllık 894 bin TL ve aylık yaklaşık 75 bin Liradır. Bu veriyi esas alacak olursak asgari ücret ne olabilir? 2026 yılı asgari ücreti yaklaşık 40 bin ile 50 bin TL arasında olabilir. Bunlar ülkenin ekonomik büyümesi ile tamamen uyumlu miktarlardır.

Bu miktarların gerçekçi olmadığını ileri süreceklere yanıtım şudur: Çok değil 2004 ve 2016 yıllarında, AKP döneminde asgari ücretin KB GSYH’ye oranı yüzde 60 civarındaydı. 1970’lerde (eski Türkiye’de!) ise yüzde 70-80 arasındaydı. Bu oranlar ülkenin büyümesi ve ülke ekonomisi ile uyumludur. Asgari ücretin pastadaki payının korunmasının en önemli yoludur. Asıl felaket asgari ücretin KB GSYH içindeki oranının yüzde 43-44 seviyesine düşmesidir. Bunun anlamı asgari ücretlinin büyümeden pay alamaması, resmi enflasyonun bile altına mahkum edilmesi ve yoksullaşmasıdır.

Asgari ücretin KB GSYH’nin yüzde 60’ına çıkması demek aslında bir ilerleme değil on yıl önceki seviyeye gelmektir. 10 yıl önce asgari ücretin pastadaki payını istemek afaki bir talep değil kayıpların bir kısmını geri almaktır.

Tartışma bu seviyelerde yürütülmelidir. Asgari ücret için baz bu seviyeler olmalı. Asgari ücret bu seviyelerden az olmamak üzere yoksulluk sınırı ve kamu işçisi asgari ücreti de dikkate alınarak Komisyon tarafından saptanmalıdır.

Komisyon yapısı üzerinden nafile çekişmeler yerine bölüşüme odaklanmak ve asgari ücretin pastadaki payını belirli bir orana bağlamak gerekir.

Unutmamak lazım: Asgari ücret öncelikle bir bölüşüm ve paylaşım meselesidir!

]]>
Asgari ücret görüşmelerinde ilk toplantı yarın! https://yenidunya.org/emek-gundemi/33236/asgari-ucret-gorusmelerinde-ilk-toplanti-yarin/ Mon, 20 Oct 2025 10:07:49 +0000 https://yenidunya.org/?p=33236 İşçi, işveren ve hükümet temsilcilerinden oluşan Üçlü Danışma Kurulu, Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun işleyişini ele almak için yarın (21 Ekim) toplanacak.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının ev sahipliğinde yapılacak toplantıda aralık ayında başlayacak asgari ücret görüşmeleri öncesi Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun yapısı ve işleyişiyle ilgili görüşmeler gerçekleştirilecek.

İşçi örgütlerinden tepki
TÜRK-İŞ Genel Başkanı Ergün Atalay, 25 Aralık 2024’te düzenlediği basın toplantısında 2025 yılı için geçerli olacak asgari ücret rakamını eleştirerek, “Adil olmayan bir komisyonda maalesef 50 sene durduk. Bu saatten sonra adil bir düzenleme yapılmadığı müddetçe bir daha biz TÜRK-İŞ olarak Asgari Ücret Tespit Komisyonuna katılmayacağız.” açıklamalarında bulunmuştu.

HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan da 27 Ekim 2025’te Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun yapısının değişmesi gerektiğine işaret ederek, 2026 yılında geçerli olacak asgari ücretin belirlenme süreciyle ilgili, “TÜRK-İŞ ile yine bir görüşmemiz oldu. Katılmayacaklarını tekrar teyit ettiler. Bizim de katılmayacağımızı kendilerine tekrar ifade ettim.” demişti.

Asgari ücret nasıl belirleniyor?
Asgari ücreti, yasa gereği işçi, işveren ve hükümetten beşer temsilci olmak üzere 15 kişiden oluşan Asgari Ücret Tespit Komisyonu belirliyor.
Komisyon, yeni asgari ücret çalışmaları kapsamında aralık ayında belirlenen tarihlerde toplanıyor.
Bakanlığın belirlediği üyelerden birinin başkanlık ettiği komisyon, en az 10 üyenin katılımıyla toplanıp oy çokluğuyla karar veriyor. Oyların eşitliği halinde ise başkanın bulunduğu tarafın çoğunluğu sağladığı kabul ediliyor.
Asgari ücret, halen bir işçi için aylık brüt 26 bin 5 lira 50 kuruş, kesintiler düştüğünde net 22 bin 104 lira 67 kuruş olarak uygulanıyor.

]]>
Kamu işçilerinin zam görüşmeleri başlıyor https://yenidunya.org/emek-gundemi/32483/kamu-iscilerinin-zam-gorusmeleri-basliyor/ Wed, 16 Apr 2025 08:42:21 +0000 https://yenidunya.org/?p=32483 600 bin kamu işçisini ilgilendiren 2025 zam oranlarının belirleneceği toplu iş sözleşmesi görüşmeleri bugün başlıyor. Görüşmeler kapsamında işçi ve kamu tarafını temsil eden sendikalar ilk görüşmesini bugün gerçekleştirecek.
TÜRK-İŞ ve HAK-İŞ, günlük en düşük ücretin 1800 TL’ye çıkarılmasını ve yüzde 50+25 zam ile yüzde 10 refah payı talep ediyor.

Kamuda çalışan işçilerin ücret artışının belirleneceği Kamu Toplu İş Sözleşmeleri Çerçeve Protokolü kapsamında taraflar arasında ilk görüşmeler başlıyor. 
Görüşmede kamu tarafını temsil eden Türk Ağır Sanayii ve Hizmet Sektörü Kamu İşverenleri Sendikası (TÜHİS) ile işçi tarafını temsil eden Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (TÜRK-İŞ) ve Hak İşçi Sendikaları Konfederasyonu (HAK-İŞ) bir araya gelecek. Taraflar bugün saat 14.00’te işveren tarafını temsil eden TÜHİS Genel Merkezinde ilk toplantıyı yapacak.
Karayolları, demiryolları, elektrik üretim santralleri, bakanlıklar, üniversiteler ve hastanelerin de aralarında olduğu kamu kurumlarındaki işçileri kapsayan kamu toplu iş sözleşmeleri görüşmelerinde süreç devam ediyor.

Kamu işçilerinin talepleri
Kamu işçilerinin tarafını temsil eden TÜRK-İŞ ve HAK-İŞ, ortak zam talebini 27 Şubat’ta Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına sunmuştu. Görüşmeler sırasında idari maddelerin büyük bölümü gözden geçirilmişti.
Müzakere çerçevesinde işçiler, günlük en düşük ücretin 1800 liraya yükseltilmesi, bu artışın ardından ücretlere 2025’in ilk 6 ayı için yüzde 50, diğer 6 aylık dönemleri için ise yüzde 25 zam yapılması ve üzerine yüzde 10 refah payı talebinde bulunmuştu.

]]>
Kamu işçisi zam talebini açıkladı https://yenidunya.org/emek-gundemi/32181/kamu-iscisi-zam-talebini-acikladi/ Thu, 27 Feb 2025 14:20:38 +0000 https://yenidunya.org/?p=32181 Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (TÜRK-İŞ) ve Hak İşçi Sendikaları Konfederasyonu (HAK-İŞ), kamudaki yaklaşık 600 bin işçinin geçim koşullarını belirleyecek görüşmeler öncesi ücret taleplerini açıkladı.
TÜRK-İŞ ve HAK-İŞ’in ortak kararında kamu işçilerinin ücretlerine 2025-2026 yıllarındaki artışın belirleneceği Kamu Toplu İş Sözleşmeleri Çerçeve Protokolüne dair ortak zam talebini içeren taslağı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına sundu.

Kamu işçisinin talepleri
Karayolları, demiryolları, elektrik üretim santralleri, bakanlıklar, üniversiteler ve hastanelerin de aralarında olduğu kamu kurum ve kuruluşlarındaki 600 bine yakın işçiyi ilgilendiren 21 maddelik taslakta şu talepler yer aldı:
-Günlük en düşük ücretinin 1800 liraya yükseltilmesi,
-Günlük en düşük ücret artışının ardından işçilere kıdem zammı yapılması ve ortaya çıkacak bu rakamın da 2025’in ilk 6 ayı için yüzde 50 artırılması,
-2025’in ikinci altı ayı ile 2026’nın ilk ve ikinci altı aylarında ücretlere yüzde 25 zam yapılması ve bu oranların üzerine de her dönem için yüzde 10 refah payı verilmesi,
-Talep edilen zam oranlarının enflasyonun altında kalması halinde ise oluşacak enflasyon farkının işçiye ödenmesi istendi.

“Alım gücünü ve temel gıda maddelerindeki artışları göz önünde bulundurduk”
TÜRK-İŞ Genel Başkan Yardımcısı Ramazan Ağar, görüşmelerde anlaşmazlık yaşanan durumlarda müdahil olacaklarını belirterek, “Görüşmeler neticesinde anlaşmaya varılamayan yerlerde bizler müdahil olacağız” ifadelerini kullandı. Ağar, taleplerinin enflasyondan doğan kayıpları, alım gücünü ve temel gıda maddelerindeki artışları göz önünde bulundurduklarını dile getirdi.

]]>
İşçi konfederasyonlarından ortak açıklama: “Asgari ücret insan onuruna yaraşır bir geçimi sağlamalıdır” https://yenidunya.org/emek-gundemi/31540/isci-konfederasyonlarindan-ortak-aciklama-asgari-ucret-insan-onuruna-yarasir-bir-gecimi-saglamalidir/ Mon, 09 Dec 2024 07:53:00 +0000 https://yenidunya.org/?p=31540 2025 yılı asgari ücretinin belirleneceği komisyon toplantısı öncesi 3 işçi konfederasyonu, “Asgari ücret insan onuruna yaraşır bir geçimi sağlamalıdır” başlıklı ortak bir yazılı açıklama yayınladı.
Ortak açıklamada, “İşçiler ve aileleri için insana yakışır yaşam düzeyini sağlayacak bir asgari ücret belirlenmesi milyonlarca işçinin beklentisi ve ortak talebidir. Asgari ücret, emeğe gösterilen saygının ölçüsüdür.” denildi.

Asgari ücret insan onuruna yaraşır bir geçimi sağlamalıdır
Asgari Ücret Tespit Komisyonu, 2025 yılında geçerli olacak asgari ücreti belirlemek üzere Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının çağrısıyla 10 Aralık 2024 Salı günü ilk toplantısını yapacaktır.
Türk-İş, Hak-İş ve DİSK Genel Başkanları, asgari ücret konusundaki gelişmeleri ve kamuoyuna yansıyan görüşleri değerlendirmiş, aşağıdaki ortak açıklamanın yapılmasını kararlaştırmışlardır:
İşçiler ve aileleri için insana yakışır yaşam düzeyini sağlayacak bir asgari ücret belirlenmesi milyonlarca işçinin beklentisi ve ortak talebidir.
Ücretli çalışanların yarıya yakını asgari ücret ve civarında bir gelir elde etmektedir. Sosyal güvenlik primine esas ortalama kazanç asgari ücretin biraz üstündedir. Böyle bir yapıda asgari ücreti belirleme çalışmaları sadece ücretli kesimi değil toplumun tümünü yakından ve doğrudan ilgilendirmektedir.
Başta gıda olmak üzere temel mal ve hizmet fiyatlarında görülen artış, özellikle sendikal örgütlenme kapsamında olmayan işçilerin satın alma gücünü geriletmiştir. İşçiler enflasyonun sebebi değil mağdurudur. Enflasyon artışını ücret gelirlerinde gören yaklaşım kabul edilemez.
Asgari ücret, emeğe gösterilen saygının ölçüsüdür. Ülkemizdeki asgari ücret düzeyi AB üyesi çoğu ülkenin gerisindedir. Türkiye’nin rekabet şartları düşük ücret politikasıyla sağlanmamalıdır. Sosyal devlet anlayışı çerçevesinde, gelir dağılımında adaleti ve iyileştirmeyi temel alan, refahın geniş kitlelere yayılmasını amaçlayan bir yaklaşımla asgari ücretin tespit edilmesi, toplumsal huzur ve iş barışının sağlanması için gereklidir.
İşçi temsilcileri, “insan onuruna yaraşır” bir düzeyde asgari ücret belirlenebilmesi için, Komisyon çalışmaları sırasında temel alınması gereken ilkeleri aşağıdaki biçimiyle savunmaktadır:
• Asgari ücretin saptanmasında Anayasa’da yer alan “geçim şartları” yaklaşımına öncelikle uyulmalıdır. Günün ekonomik ve sosyal koşullarına göre işçinin ve ailesinin insanca yaşamasını mümkün kılacak ve insanlık onuruyla bağdaşacak asgari ücret belirlenmelidir.
• Asgari ücret, herhangi bir ayırım yapılmadan yine ulusal düzeyde tek olarak belirlenmelidir. İşçilerin arasında nitelik, kıdem, işin mahiyeti gibi ekonomik amaçlı değerlendirmelerin tümünden bağımsız olarak ele alınmalıdır.
• Asgari ücret, sosyal bir ücret olarak kabul edilmeli ve buna göre belirlenmelidir.
• Devlet çalışanlar arasında ayrım yapmamalı, kamuda geçerli en düşük aylık tutarını asgari ücret belirlenirken de dikkate almalıdır.
• Sendikal örgütlenmenin önündeki engeller kaldırılmalı ve asgari ücret teşviki sadece sendikal örgütlenmenin olduğu işyerleri için uygulanmalıdır.
Toplumun çoğunluğunun kabul edeceği, işçilerin geçim şartlarını iyileştirecek asgari ücret tespiti bu kapsamda mümkün olacaktır.

]]>
Hak-İş mitinglere başlıyor https://yenidunya.org/emek-gundemi/30737/hak-is-mitinglere-basliyor/ Tue, 13 Aug 2024 10:17:11 +0000 https://yenidunya.org/?p=30737 Hak-İş, vergi adaletsizliği, ek protokol zam talebi, işten çıkarmalar, sendikal baskılar gibi çalışma hayatında yaşanan sorunlara ilişkin talepleri dile getirmek amacıyla miting düzenleyecek.

Türk-İş’in ardından Hak-İş de, Türkiye’nin 3 ilinde kitlesel miting yapacağını duyurdu. Mitingler Kayseri, Kocaeli ve Gaziantep’te kitlesel olarak düzenlenecek.
Hak-İş Yönetim Kurulu, vergi adaletsizliği, ek protokol zam talebi, işten çıkarmalar, sendikal baskılar, kayıt dışı istihdam, işsizlik, örgütlenmenin önündeki engeller ve iş kazaları başta olmak üzere çalışma hayatının gündemindeki konulara ilişkin talepleri dile getirmek üzere gerçekleştireceği miting tarihlerini açıkladı.
Hak-İş, üye sendikalar ve üyelerinin katılımıyla, 23 Ağustos’ta Kayseri’de, 5 Eylül’de Kocaeli’nde ve 13 Eylül’de Gaziantep’te gerçekleştireceği mitinglerle emeğin taleplerini dile getirecek.

İşçi sendikalarının ortak kararı
İşçi sendikaları konfederasyonları, Türk-İş, DİSK ve Hak-İş, 8 Ağustos günü yaptıkları ortak toplantıda, “Geçinemiyoruz” başlığı ile işçi sınıfının ekonomik-demokratik hakları için bölgesel basın açıklamaları ve mitingler yapma kararı almışlardı. Konfederasyonlar yaptıkları eylemleri aynı tarihlere getirmeden ayrı ayrı düzenleyecek. Sendikalar eylemleri önce ayrı ayrı, talepler karşılanmazsa ortak eylemler yapma kararı da almışlardı.

Hak-İş mitinglere başlıyor
]]>
İşçiler “Geçinemiyoruz” demek için meydanlara çıkıyor https://yenidunya.org/emek-gundemi/30685/isciler-gecinemiyoruz-demek-icin-meydanlara-cikiyor/ Thu, 08 Aug 2024 07:32:13 +0000 https://yenidunya.org/?p=30685 Türk-İş, DİSK ve Hak-İş konfederasyonları, her ilde miting düzenleyecek. Konfederasyonlar mitingleri ayrı yapma kararı aldı.
AKP iktidardan asgari ücret ve vergide adalet olmak üzere 10 talepte bulunan işçi konfederasyonları taleplerine hiçbir yanıt gelmeyince mitinglere başlama kararı aldı.

Geçinemiyoruz
Türk-İş, Disk ve Hak-İş konfederasyonları, her ilde kendi mitinglerini düzenleyecek. Mitinglerin temel başlığı “Geçinemiyoruz” olacak. Ayrıca vergide adalet, asgari ücrete zam, kamu sözleşmeleri temel talepler olarak seslendirilecek.
İşçi konfederasyonları mitingleri farklı günlerde yapacak. Aynı gün iki miting yapılmayacak. Amaç taleplerin sürekli gündemde tutulması.
Eğer illerde yapılan mitinglerden taleplerle ilgili sonuç alınamazsa, Ankara’da Tandoğan Meydanı’nda işçi konfederasyonlarının ortak katılımı ile büyük bir miting yapılacak.

]]>
“İnsan onuruna yaraşır bir yaşam talep ediyoruz” https://yenidunya.org/emek-gundemi/30409/insan-onuruna-yarasir-bir-yasam-talep-ediyoruz/ Tue, 09 Jul 2024 09:02:36 +0000 https://yenidunya.org/?p=30409 Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (TÜRK-İŞ) ve Hak İşçi Sendikaları Konfederasyonu (HAK-İŞ), Türk-İş Genel Merkezi’nde düzenlenen basın toplantısı ile ortak açıklama gerçekleştirdi.

Basın toplantısında ilk olarak Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay söz aldı. Atalay, yurttaşların çalışmalarına rağmen ekonomik olarak zor koşullarda yaşadığına dikkat çekti. Toplantıda daha Sonra Hak-İş Genel Başkanı Mahmut Arslan ve DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu açıklamalarda bulundu.

Atalay, “Ücret dengesizliği var. Çalışma hayatıyla ilgili uzun süredir konuşuyoruz. Vergiyle ilgili had safhada sıkıntımız var. Emeklilerimizin, asgari ücretlilerin çok büyük sıkıntısı var. 10 bin lira ile 17 bin lira ile bırakın 1 ayı, 1 hafta geçinme şansınız yok. Hala ‘asgari ücret 10 sene evvel böyleydi.” dedi.

Arslan, “Biz rekabet ediyoruz ama temel sorunlarda bir araya gelme mecburiyetimiz var. Belli konularda birleşmiş olmamız çok kıymetli. Üretim çarkları devam ediyor. Özel sektörde pek çok şirket üç vardiya çalışıyor. Peki emek hareketinin tablosu ne? Büyümeye rağmen emekçilerin milli gelirden aldığı pay azalıyor. Türkiye’de refahın adil paylaşımı ile ilgili tersine bir gidiş söz konusu. Türkiye, dünyanın en kötü milli gelir dağılımındaki adaletsiz ülkeler arasında yer alıyor. Bu gidişat, Türkiye’nin hak etmediği bir gidişat.” dedi.

Çerkezoğlu, “Bugün yaşadığımız bu tablo, tesadüfen ortaya çıkmış değil. Bu, ülkeyi yöneten siyasi iktidarın, siyasi ve sınıfsal tercihlerinin sonucudur. Hepimizin yarattığı değer bu ülkede yaşayan 85 milyon rahatça yaşamasına yeter. Yeter ki kaynaklar adil dağıtılsın, gelir ve vergi dağılımı adaletli olsun. Demokrasinin olmadığı yerde emeğin hakkı olmaz. İşçi sınıfı başta olmak üzere bütün toplumsal kesimlerin seçimden seçime değil hayatın her alanında söz hakkına sahip olduğu bir ülkede bu sorunu çözebiliriz.” dedi.

“İnsan onuruna yaraşır bir yaşam ve adil paylaşım”
Hayat pahalılığı ve yüksek enflasyon, gelir dağılımında ve vergide adaletsizlik, işsizlik, güvencesiz ve kayıt dışı istihdam, iş kazaları ve meslek hastalıkları gibi kronik sorunlar başta işçiler olmak üzere toplumun tüm kesimlerinin yaşam şartlarını daha da ağırlaştırmaktadır.
Ücretlerden vergilere, sendikal haklardan iş güvencesine, kıdem tazminatından iş sağlığı ve iş güvenliğine, toplumsal cinsiyet eşitsizliklerinden sendikal örgütlenmenin önündeki engellere, sosyal güvenlikten halen uygulanmakta olan ekonomi politikalarına kadar çalışanlar tam bir çıkmaz içindedir.
Son yıllarda giderek büyüyen gelir ve servet eşitsizliği, toplumsal sorunlarımızın da temel nedenini oluşturmaktadır. Mevcut ekonomik ortamda emekçilerin alım gücü her geçen gün daha da zayıflamaktadır. Ücretleri enflasyonun sebebi gören yaklaşım kabul edilemez. Ücretli çalışanlar enflasyonun nedeni değil mağdurudur.

Üç İşçi Konfederasyonu olarak “insan onuruna yaraşır bir yaşam ve adil paylaşım” için hükümetten taleplerimizi ve önerilerimizi bir kez daha yineliyoruz:

1-Vergide Adalet İstiyoruz
Ücretlerin vergilendirilmesinde mevcut tarife ve artan oranlar çalışanları mağdur etmektedir. Ücretliler için düzenlenen gelir vergisi tarifesinin ilk dilimi 2024 yılı için 110 bin TL olarak belirlenmiştir. 2002 yılında brüt asgari ücret 222-TL ve gelir vergisi tarifesinin ilk basamağı 3.800-TL iken; gelir vergisi tarifesinin ilk basamağı asgari ücretin 17 katıydı. Bu oran 2010 yılında 12 katına, günümüzde ise 5,5 katına kadar gerilemiştir. Geçmiş yıllarda yılın son aylarına kadar ikinci vergi dilimine girmeyen birçok işçi, günümüzde Mart ayında ikinci vergi dilimine girmekte, yılda bir buçuk aylık ücretini vergi olarak ödemektedir.
Vergi dilimleri başlangıcının düşük ve sonrasında tarife aralığının dar olması nedeniyle, bu durum işçinin eline geçen net tutarın ve satın alma gücünün azalmasına, refahının düşmesine neden olmaktadır. Bu sistem adil değildir. Hayat pahalılığının dar ve sabit gelirli kesimleri daha da zorladığı bu şartlarda sürdürülebilir de değildir. Az kazanandan az çok kazanandan çok vergi alınmalıdır. Vergi sistemi, gelir adaleti dikkate alınarak yeniden düzenlenmeli, aile yükümlülükleri esas alınarak farklılaştırılmalıdır.
Gelir vergisi tarifesinin ilk basamağının, geçmiş yıllarda olduğu gibi, yıllık asgari ücret brüt tutarı toplamının (fazla mesai, yol, yemek, yakacak yardımları gibi ek menfaatler de dikkate alınarak) bir miktar üzerinde tespit edilmesi, diğer vergi tarifesi oranlarının da ilk dilim esas alınarak çalışan lehine güncellenmesi gerekmektedir. Asgari ücret istisnası vergiden değil, matrahtan indirim yöntemiyle uygulanmalıdır. Mevcut uygulamada asgari ücret vergi dışı bırakılmasına rağmen ücretliler aleyhine sonuca yol açmıştır.
Vergi matrahı -eskiden olduğu gibi- ücretli çalışanların lehine farklılaşmalı asgari ücret sonrası ilk vergi basamağı için uygulanacak oran da yüzde 10 olmalıdır.
İşçiler hem kaynaktan kesilen doğrudan vergiler hem de harcamalar yoluyla dolaylı vergi ödemeleri nedeniyle çifte vergilendirmeye tabi tutulmaktadır. Bu kapsamda, çalışanlar üzerindeki doğrudan ve dolaylı vergiler azaltılmalıdır. Bu kapsamda, ailesiyle birlikte yaşamını sürdürmesi için yaptığı temel ve zorunlu harcamaları (eğitim, sağlık, kira, ulaşım vb.) ödenen gelir vergisinden istisna tutulmalıdır. Harcamalarında ağırlıklı yer kaplayan doğalgaz, elektrik, su, ulaşım ve iletişim hizmetleri tüketiminden alınan KDV yüzde 1’e düşürülmelidir. Temel tüketim mallarından alınan KDV sıfırlanmalıdır.
Öte yandan, işverenin sosyal güvenlik primi düşürülmüş ve buradan doğan milyarlarca liralık gelir kaybı Hazine tarafından karşılanmaktadır. Ancak işçilerin sosyal güvenlik priminde bir indirim yapılmamıştır. Sosyal devletin koruyucu vasfı öncelikle düşük gelirli olan ücretli çalışanlar için olmalıdır.  İşverenlere sağlanan sosyal güvenlik prim desteğinin benzeri bir destek işçilere de verilmeli ve işçilerin sosyal güvenlik haklarında bir kayıp yaratmayacak şekilde işçi SGK prim payının 5 puanı bütçeden karşılanmalıdır.
Böylece işçilerin milli gelirden hak ettikleri payı almaları sağlanmalıdır.

2-Enflasyonla Mücadele Ücretleri Düşük Tutarak Sağlanamaz  
TÜİK, Haziran ayı enflasyon oranını yüzde 1,64, altı aylık enflasyonu da yüzde 24,7 olarak açıklamıştır. İşçi, memur ve emekli maaşları bu zam oranları dikkate alınarak artırılmaktadır. Ancak bu kesimlerden önemli bir bölümü bu açıklanan oranları dahi alamamaktadır.
Kaldı ki; açıklanan enflasyon ile yaşanan enflasyon arasında büyük bir fark vardır. İşçinin elde ettiği gelirle zorunlu temel ihtiyaçlarını karşılamasının mümkün olmadığı bu dönemde, emekçilerin başta gıda olmak üzere temel harcama kalemlerindeki artış oranları ile TÜİK enflasyon oranı arasında ciddi bir fark ortaya çıkmaktadır.
Açıklanan enflasyon rakamlarına göre söz konusu zam oranları henüz ücretlere ve maaşlara yansımamışken elektrik fiyatına yüzde 38 zam yapılmıştır. Elektrik fiyatına yapılan zammı akaryakıt zammı takip etmiştir. Akaryakıt fiyatlarında yaşanan artışın akabinde hammadde ve nakliye maliyetlerinde yaşanacak artışa bağlı olarak birçok temel tüketim maddesi fiyatlarının da artması beklenmektedir.
Dar ve sabit gelirli henüz zamlı maaşını alamadan, yaşamını sürdürmek için yapması zorunlu olan tüm harcama kalemlerine zam gelmektedir. Diğer bir ifadeyle, dar ve sabit gelirlinin alacağı zam daha cebine girmeden satın alma gücünü yitirmiş olmaktadır.
Bu nedenle, ücretleri enflasyonunun temel nedeni olarak gören yaklaşım terk edilmeli, bilimin ışığında enflasyonla mücadele edilerek fiyat artışlarının önüne geçilmesi sağlanmalıdır. Çalışan kesimin yoksullaşması pahasına bir ekonomi politikası sürdürülmemelidir.

3-Asgari Ücret Acilen Artırılmalıdır
Ülkemizde kayıtlı çalışanların yarısına yakını asgari ücret seviyesinde gelir elde etmektedir. Asgari ücrete yapılacak artış diğer bütün ücret seviyelerine yapılacak zam oranlarını da etkilediğinden bütün işçileri doğrudan ilgilendirmektedir. İstisnai olması gereken asgari ücret artık ortalama ücret haline gelmiştir.
Enflasyonu yükselteceği iddia edilerek asgari ücrete zam yapılmamasını işçilerin kabul etmesi mümkün değildir.
Ülkedeki yüksek enflasyonun sebebi dar ve sabit gelirli işçiler değildir. Yüksek enflasyonun sebebi, hızla artan döviz kuru, dışa bağımlı üretim gibi nedenler başta olmak üzere sermayenin bitmek bilmeyen kâr hırsıdır. Enflasyonun yükselmesinde hiçbir sorumluluğu olmayan işçilerin enflasyonu düşürmek için fedakârlık etmesi beklenmemelidir. İşçiler enflasyonun nedeni değil, mağdurudur.
Açlık sınırı altında kalan asgari ücrete Temmuz ayından geçerli olmak üzere zam yapılması gerekmektedir.

4-Kamuda Ücret Dengesizliği Sona Erdirilmelidir
Nitelikli ve kıdemli işçiler asgari ücretin çok az üzerinde ücret alır hale gelmiştir. Özellikle kamuda ücret farklılığı had safhadadır. Bu kapsamda oluşan ücret dengesizliği sona erdirilmelidir.

5-En Düşük Emekli Aylığı Asgari Ücret Tutarında Olmalıdır
Ülkemizde hem emekli olabilmek hem de emekli olarak insanca bir yaşam sürmek giderek zorlaşmaktadır. Milyonlarca emekli ve hak sahibi asgari ücretin çok altında aylık ve gelir elde etmektedir.
Geçmiş yıllarda sosyal güvenlik mevzuatında yapılan değişikliklerle yaşlılık aylığının hesaplanmasına ilişkin hükümler yeniden düzenlenmiştir. Yaşlılık aylığı bağlama oranları düşürülmüş ve güncelleme katsayısı azaltılmıştır. En düşük emekli aylığının hazine desteği ile 10 bin lira olması bu durumun vahametini göstermektedir.
En düşük emekli aylığının asgari ücret seviyesinde olması gerekmektedir. Emekli aylıkları arasındaki dengesizliğin giderilmesi için intibak düzenlemesi yapılmalı, aylık bağlama oranları eski düzeyine çekilmeli, emekli aylıkları hesaplanırken ve arıtılırken büyümenin tümü hesaba katılmalıdır.

6-Sendikal Örgütlenmenin Önündeki Engeller Kaldırılmalıdır
Sendikal hakların kullanımının önündeki engeller varlığını sürdürmektedir. Mevzuatımızda yer alan düzenlemelere rağmen sendika üyeliğinden dolayı işçilerin kitlesel olarak işten çıkarılmasının önüne geçilememektedir. Toplu iş sözleşmesi sürecinin etkin işlememesi, yetki davaların uzun sürmesi, işverenlerinin yetki itirazlarının yetki tespitinde bekletici sebep sayılması nedeniyle işçilerin toplu iş sözleşmesine kavuşmaları gecikmekte; hatta bazı durumlarda mümkün olmamaktadır.  Grev hakkı özgürce kullanılamamaktadır.
Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) normlarına uygun bir çalışma mevzuatına ihtiyaç her geçen gün artmaktadır. Bu konuda sosyal tarafların beklentilerini karşılayacak bir düzenleme hayati önemdedir.
Ülkemiz çalışma hayatının en önemli sorunlarının başında sendikalaşma oranlarının düşük seviyelerde olması gelmektedir. Sendikal örgütlenmenin önünde yasal ve idari engellemeler bulunmaktadır. Son yayımlanan istatistiklere göre yaklaşık 17 milyon sigortalı işçinin sadece yüzde 15’i sendikalıdır. Ayrıca toplu sözleşmeden yararlanma oranı da giderek düşmekte ve kayıtlı işçilerin yalnızca yüzde 10’u toplu iş sözleşmesinden yararlanmaktadır. Özel sektörde bu oran yüzde 5’lere kadar gerilemektedir. Emekçilerin haklarının güçlendirilmesi için sendikalaşma önündeki engellerin kaldırılmasını talep ediyoruz.
Kayıtdışı istihdamla mücadele etmenin en etkin yolu sendikal örgütlenmenin artırılmasıdır.
Çalışanların sendikal haklarını işten atılma ve mobbing endişesinden uzak bir şekilde özgürce kullanabilecekleri hukuki düzenlemelerin yapılması zorunludur. Güçlü bir iş güvencesi sistemi ülkemizde sendikalaşma oranını artıracak ve sendikal hakların kullanılmasını kolaylaştıracaktır. Neticesi tazminata bağlı olan iş güvencesi yerine, iş ilişkisini ayakta tutmayı önceleyen mutlak bir iş güvencesi talebimizi yineliyoruz.
Sendikal nedenler ve farklı gerekçelerle işten çıkarmalar ve baskılar son bulmalıdır.

7-696 Sayılı KHK kapsamı dışında bırakılan Kamu Taşeron İşçileri Daimi Kadroya Geçirilsin
696 sayılı KHK’nın kapsam dışında tuttuğu işçiler ile 696 sayılı KHK’nın yürürlüğe girmesinin ardından taşeron firmalarda istihdam edilmeye başlamış olan işçilerin de sürekli işçi kadrosuna geçirilmesi ve bu yolla kamuda taşeron uygulamasına tamamıyla son verilmesi, yerel yönetimlerde işçilerin de hiçbir ayrım olmadan kamu işçisi statüsüne geçirilmesi için gerekli mevzuat değişikliklerinin gerçekleştirilmesini talep ediyoruz.

8-Tasarruf Tedbirleri Gerekçesiyle Çalışanların Hakları Aşındırılmasın
Kamu kaynaklarının israf edilmemesi,  hukuksuz, usulsüz ve kamu yararına olmayan harcamaların sona erdirilmesi doğru olsa da tasarruf adı altında işçinin emeğinin karşılığı olarak hak ettiği ücreti ve sosyal hakları yönünden bir sınırlandırmaya gidilmesi kabul edilemez.

9-İş Kazaları ve Meslek Hastalıkları
İnsan onuruna yakışır iş için, çalışma ortam ve koşullarını iyileştiren, ölümlü iş kazalarını ve meslek hastalıklarını azaltan ve süreç içinde ortadan kaldırmayı hedefleyen bir yaklaşım esas alınmalıdır. Bunun için kamusal bir işçi sağlığı ve iş güvenliği alanı yaratmak için bütünlüklü bir sistem gerekmektedir.

10-Çalışma Hayatında Ayrımcılık Son Bulmalıdır
ILO’nun 190 sayılı Şiddet ve Taciz Sözleşmesi ülkemiz tarafından da onaylanmalı ve etkin bir biçimde uygulanmalıdır.
İşçi sınıfının önündeki bu engellere ve işçilerin yaşadığı bu sorunlara karşı üç işçi konfederasyonu olarak bizlerin ortak tutum alması ve geçmişte olduğu gibi birlikte hareket etmesi hem bir sorumluluk hem de üyelerimize karşı bir görevdir.

]]>
İşçi konfederasyonları ”enflasyon” gündemiyle toplandı https://yenidunya.org/emek-gundemi/30390/isci-konfederasyonlari-enflasyon-gundemiyle-toplandi/ Wed, 03 Jul 2024 15:45:52 +0000 https://yenidunya.org/?p=30390 Türk-İş, DİSK ve Hak-İş Genel Başkanları ”enflasyon” gündemiyle toplandı

Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay, DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu ve Hak-İş Genel Başkanı Mahmut Arslan, ”enflasyon, asgari ücret ve yeni vergi düzenlemelerini” değerlendirmek üzere bir araya geldi. Üç konfederasyon ortak bir bildiri hazırlayarak, bunu gelecek hafta kamuoyuyla paylaşacak.
Atalay, Çerkezoğlu ve Arslan, Ankara’da bugün Türk-İş’in ev sahipliğinde toplandı.
Basına kapalı yapılan toplantıda, Atalay, Çerkezoğlu ve Arslan, ”ücretler üzerinden kesilen vergi, enflasyon rakamları, asgari ücret ve kamudaki tasarruf tedbirlerinin çalışanlar üzerindeki olumsuz etkisinin de aralarında olduğu” konu başlıklarını görüştü.
Genel başkanlar, üç konfederasyondan birer temsilcinin katılımıyla komisyon kurulup, ortak bir bildiri hazırlanmasını kararlaştırdı.
Ortak bildiri, gelecek hafta Türk-İş’in ev sahipliğinde üç genel başkanın katılımıyla düzenlenecek toplantıda kamuoyuyla paylaşılacak.

Kaynak: ANKA

]]>