grev – Yeni Dünya https://yenidunya.org Yeni Günün Habercisi Thu, 26 Feb 2026 07:29:45 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.8.5 https://yenidunya.org/wp-content/uploads/2022/02/cropped-YD-ikon-512-1-75x75.png grev – Yeni Dünya https://yenidunya.org 32 32 Türk Öğretmenlerin direnişi İtalyan basınında https://yenidunya.org/emek-gundemi/33844/turk-ogretmenlerin-direnisi-italyan-basininda/ Thu, 26 Feb 2026 07:29:43 +0000 https://yenidunya.org/?p=33844 Beyoğlu’ndaki Özel İtalyan Lisesi’nde Türk öğretmenlerin ayrımcılığa karşı başlattığı grev sürüyor. Süreç İtalyan basını ve sendikalarında da yankı bulurken öğretmenler, yönetimin çözüm yerine baskı uyguladığını söyledi.

İstanbul Beyoğlu’nda bulunan Özel İtalyan Lisesi’nde Türk öğretmenlere yapılan adaletsizliğe karşı çıkan TEZKOOP-İŞ sendikasına bağlı öğretmenlerin başlattığı grevde bugün 25. gün.
Öğretmenler grevlerini kararlılıkla sürdürürken süreç, İtalyan basınında ve sendikalarında da karşılık buldu. Il Manifesto, Orizzontescuola ve Radio Onda d’Urto adlı İtalyan haber kuruluşları, Türk öğretmenlerin ayrımcılığa karşı eşit muamele talebine dikkat çekti.

Türk Öğretmenlerin direnişi İtalyan basınında

Öte yandan Cumhuriyet’ten Çağatay Bayraktar’a konuşan TEZ-KOOP-İŞ Grev Gözcüsü ve okulun tarih öğretmeni İlhan Gülek, “Sorunun kısa sürede çözülmesi gerektiğini yoksa bu sorunun domino etkisi yapacağını, İtalyan basını ve sendikaları da söylüyor. Ancak İtalyan yönetimi hâlâ anlaşmayı değil, bizi cezalandırmanın yollarını arıyor. Doğrudan ya da dolaylı baskı kurmaya devam ediyor” ifadelerini kullandı.

]]>
Fabrikalardan tarlalara 300 milyon işçi ayakta https://yenidunya.org/dunya/33811/fabrikalardan-tarlalara-300-milyon-isci-ayakta/ Fri, 13 Feb 2026 08:30:53 +0000 https://yenidunya.org/?p=33811 Hindistan’da işçi sendikaları ve çiftçi birliklerinin çağrısıyla 300 milyondan fazla işçi ve köylü, Başbakan Narendra Modi hükümetinin sermaye yanlısı neoliberal ekonomi politikalarına ve işçi haklarına saldırılarına karşı ülke çapında genel greve gitti. Devlet şirketlerinin özelleştirilmesine yönelik girişimleri ve hükümetin ABD ile uzlaştığı geçici ticaret anlaşmasını protesto eden sendikalar, 4 iş kanunu ile elektrik ve tohum tasarısının geri çekilmesi talebiyle sokaklara döküldü.

Grev sonucu kamu ve ulaşım hizmetleri ile üretim faaliyetleri büyük ölçüde durdu. Greve ülkedeki sol, sosyalist ve komünist partilerin yanı sıra gençlik örgütleri ve ana muhalefetteki Hindistan Ulusal Kongresi (INC) lideri Rahul Gandhi dâhil muhalefet milletvekilleri destek verdi.

Kaynak: BirGün

]]>
Örnek grevde zafer direnen emekçinin: Smart Solar grevi kazanımla sonuçlandı https://yenidunya.org/emek-gundemi/33807/ornek-grevde-zafer-direnen-emekcinin-smart-solar-grevi-kazanimla-sonuclandi/ Fri, 13 Feb 2026 08:23:59 +0000 https://yenidunya.org/?p=33807 Birleşik Metal-İş üyesi 260 Smart Solar işçisinin 114 gün süren grevi kazanımla sonuçlandı. İşyeri temsilcisi Emine Azak, “Grev okul oldu. Dik durup onurlu bir mücadele sergiledik. Kadınlar artık en önde, halaya doyamadık” dedi.

BirGün’den Melisa Ay‘ın haberine göre, Kocaeli Gebze Organize Sanayi Bölgesi’nde kurulu Smart Solar’da süren grev kazanımla sonuçlandı. 22 Ekim 2025’ten bu yana grevde olan 260 işçi, üretimden gelen güçlerini kullanarak patronu masaya oturmaya mecbur bıraktı. Birleşik Metal-İş’te örgütlü kadın işçilerin muzlarında yükselen grevde talepler kabul edildi. İşyerinde en düşük ücret 65 bin TL’ye yükseldi.
Smart Solar işçileri, patronun önce sıfır, sonra 3 bin liralık zam dayatmasının ardından greve çıktı. 167’si kadın 260 işçinin çalıştığı fabrikada Birleşik Metal İşçileri Sendikası’nda (Birleşik Metal-İş) örgütlü işçiler, 114 günlük grevin ardından işten çıkarılan 44 işçinin işe iadeleri ve ortalama yüzde 50 ücret zammı ile sözleşmeyi imzalattı.
Sendikadan yapılan açıklamada, “Smart grevimiz; toplu sözleşme hakkına ve grev hakkına sahip çıkma iradesini, dayanışmanın gücünü ve örgütlülüğün değerini bir kez daha ortaya koyan önemli bir tarihsel deneyim olmuştur” denildi.

Kazanım inatla geldi
Grev, kadın işçilerin omuzlarında büyüdü. İşçiler bu süreçte en çok dayanışma ve kararlılıklarıyla öne çıktı. Sendikanın Genel Yönetim Kurulu imzalı açıklamada da dayanışma gösteren emek dostlarına teşekkür edilerek “114 gün boyunca grev alanında sergilenen örgütlü duruş, disiplin ve dayanışma; Smart işçilerinin haklılığını ve kararlılığını tüm kamuoyuna güçlü bir şekilde göstermiştir. Yürütülen müzakereler sonucunda imzalanan toplu iş sözleşmesi ile ekonomik ve sosyal haklar bakımından önemli kazanımlar elde edilmiştir. Üyelerimizin ücretlerinde ve sosyal haklarında, hayat pahalılığına karşı nefes aldıracak, gerçekçi ve tatmin edici iyileştirmeler sağlanmıştır. Bununla birlikte, grev süresince işten çıkarılan üyelerimizin tamamının işe geri dönüşü sağlanmıştır.
114 gün boyunca grev çadırımızı bir an olsun boş bırakmayan, desteğini ve dayanışmasını esirgemeyen dostlarımıza teşekkür borçluyuz. Bu onurlu mücadelede bizleri hiçbir zaman yalnız bırakmayan başta konfederasyonumuza; dayanışmasını esirgemeyen kardeş sendikalarımıza; desteklerini açıkça ortaya koyan siyasi partilere; grev çadırımızı ziyaret ederek yanımızda olduklarını gösteren tüm kurum ve kuruluşlara; Smart işçilerinin sesini kamuoyuna taşıyan basın emekçilerine; süreci büyük bir özveriyle yürüten ve destekleyen sendikamızın şubelerine, yöneticilerine, temsilci kadrolarımıza ve tüm üyelerimize içten teşekkürlerimizi sunuyoruz.”
Sendika açıklaması, “Bu grevin kazananı yalnızca Smart Solar işçileri değil, tüm metal işçileri ve Türkiye işçi sınıfıdır. Smart Solar grevimiz, Türkiye işçi sınıfının mücadele tarihinde örgütlü mücadelenin önemini bir kez daha gösteren çok değerli bir deneyim olarak yerini almıştır” ifadeleriyle tamamlandı.

Örnek grevde zafer direnen emekçinin: Smart Solar grevi kazanımla sonuçlandı

Kırılmadık, kazandık
Smart Solar İşyeri Temsilcisi Emine Azak
Grevler işçi sınıfının okulu, her işçi bir grev yaşamalı… Çok uzun süren grevimiz zaferle sonlandı, sınıfa ışık olduk, yol olduk. Direndik, kırılmadık, kalabalıktık ve dik durup onurlu mücadele sergiledik. 4 ay patrona yenilmedik. Tarihe geçti direnişimiz. Örgütlü örgütsüz diğer fabrikalara örnek olacak direnişimiz.

Kadınlar eyleme doyamadı
Grevimiz kadınların greviydi, kadınlarla beraber zaferle taçlandırdığımız için daha da onurluyuz, gururluyuz. Ben de tek kadın temsilciydim, yorulduk da tabii, fabrikada ayrı evde ayrı mücadele. Diğer erkek arkadaşlarla koordinasyonda bazen zorluklarla karşılaşsak da toparladık.
Sarı sendikayla da uğraştık, düzenle, polisle, hükümetle de uğraştık. Mücadelemiz sadece patrona karşı değildi. 25 Kasım’ı da çadırda geçirdik. Smart direnişçisi işçi kadınlar 8 Martlarda da en önde olacak. 3 vardiya kenetlenip tek yürek olduk, küsler barıştı, bir ekmeği bölüştük. Bir taraftan yorgunluk var ama bir taraftan da halaya doyamadık! İşverenin sinir uçlarımızla oynamasına karşı vazgeçmedik. Şimdi hep beraber içeri gireceğiz.

Çadırı dayanışma ısıttı
Mücadele bitmiyor, içeriye girince de devam edecek. Her gün işe gelir gibi grev çadırımıza geldik. Dostu, düşmanı da tanıdık. Kışı çadırda geçirdik ama hastalanmadık, direnişin kararlılığı ısıttı. Çadıra dayanışma için gelenlerin yardımlarıyla ayakta durduk.
Patron bizi kırmaya parçalamaya çalıştı, grev kırıcılık yaptı, öncü işçileri çıkarttı, rüşvet teklif etti, biz hiçbir şeye rağmen kırılmadık. Çay saatimize, pazar iznimize göz koymak istedi. Sendikamızın ilkelerine saldırmaya bile çalıştı. Hepsini bertaraf ettik. içeri ya hep beraber gireceğiz, ya da hiçbirimiz girmeyeceğiz dedik. Şimdi tüm arkadaşlarımız işe iade edilerek hep beraber fabrikaya döneceğiz. Darısı İzmir’deki Smart Solar fabrikasında çalışan arkadaşlarımızın başına.

]]>
1920 TKP’den İtalyan Lisesi grevi ile dayanışma: Yaşasın Birlik, Dayanışma! https://yenidunya.org/emek-gundemi/33793/1920-tkpden-italyan-lisesi-grevi-ile-dayanisma-yasasin-birlik-dayanisma/ Tue, 10 Feb 2026 12:27:00 +0000 https://yenidunya.org/?p=33793 İstanbul Beyoğlu’ndaki Özel İtalyan Lisesi’nde öğretmenler arasında yaşanan maaş adaletsizliğine karşı başlatılan grev 9. gününe girdi. Toplumcu Kurtuluş Partisi (1920 TKP) İstanbul İl Örgütü ve İlerici Gençler Derneği (İGD) üyeleri bugün (10 Şubat) okul önündeki grev alanını coşkulu bir ziyaretle selamladı. 1920 TKP üyeleri, hakkını arayan öğretmenler ve okul emekçileriyle, mücadelelerine destek veren öğrencilerle dayanışma içinde kucaklaştı.

“Yaşasın Birlik, Dayanışma!” sloganları ve halaylarla girilen grev alanına, adaletsiz ücret politikalarına, ırkçı uygulamalara ve sendikal hakların bastırılmasına karşı eğitim emekçileriyle güçlü bir dayanışma vurgusu yaptı.

İşçi sınıfının onur ve hak mücadelesi
1920 TKP adına yapılan açıklamada mücadelenin sınıfsal niteliği özellikle vurgulandı:
“Biz buraya yalnızca bir dayanışma ziyareti için değil, bu grevin doğrudan bir parçası olarak geldik. Eşit işe eşit ücret hakkı, işçi sınıfının uzun mücadeleler ve bedeller sonucunda kazandığı temel bir haktır. Burada verilen mücadele yalnızca bir sendikanın değil, tüm işçi sınıfının onur ve hak mücadelesidir.”

1920 TKP'den İtalyan Lisesi grevi ile dayanışma: Yaşasın Birlik, Dayanışma!

Bu ülke bizim
İtalyan Lisesi’nde görev yapan eğitim emekçileri, yabancı öğretmenlerle eşit ücret talebiyle direnişi başlattıklarını ifade etti. Yerli ve yabancı öğretmenler arasında 7–8 kata varan maaş farkı bulunduğunu belirten emekçiler, bu açık adaletsizliğin okul yönetimi tarafından meşrulaştırılmaya çalışıldığını ve örgütlü sendikal mücadeleye üstten, ayrımcı ve ırkçı bir anlayışla yaklaşıldığını dile getirdi.

Eğitim emekçileri, büyük usta Nâzım Hikmet’in dizelerini hatırlatarak bu ülkenin patronların, ayrıcalıklı azınlıkların ya da yabancı sermayenin değil; emeğiyle yaşayanların ülkesi olduğunu vurguladı. “Bu ülke bizim” sözleri, yalnızca bir slogan olarak değil; eşitlik, onur ve insanca yaşam talebinin ifadesi olarak grev alanında yankılandı. Emekçiler, tüm baskılara ve dayatmalara rağmen geri adım atmayacaklarını kararlılıkla haykırdı.

1920 TKP'den İtalyan Lisesi grevi ile dayanışma: Yaşasın Birlik, Dayanışma!

Sloganlar ve sohbetlerle süren direniş
Açıklamanın ardından alanda “Zafer direnen emekçinin olacak!” sloganları yükseldi. Ziyaret, grevdeki öğretmenler ve Tez-Koop-İş yöneticileriyle yapılan samimi sohbetlerle devam etti. Okul çıkış saatinde öğrencilerin grevdeki öğretmenlerine sarılarak destek vermesi, mücadelenin haklılığını ve meşruiyetini daha da görünür kıldı. Okullarında uygulanan ayrımcılığa karşı öğrencilerin tek yürek olması, direniş azmini güçlendirdi.

Ya Hep Beraber Ya Hiçbirimiz”
Ziyaret, “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz!” sloganıyla sona erdi. 1920 TKP, grev başarıya ulaşana kadar öğretmenlerin ve sendikanın sesi olmayı, bu haklı mücadelenin her alanda takipçisi olmayı sürdüreceğini ilan etti.

]]>
MİGROS depolarında hayat saniyelere bölünerek satılamaz! https://yenidunya.org/yazarlar/tarik-yuce/33757/migros-depolarinda-hayat-saniyelere-bolunerek-satilamaz/ Tue, 03 Feb 2026 08:58:18 +0000 https://yenidunya.org/?p=33757 Türkiye’nin en büyük perakende devlerinden birinin görkemli kâr tabloları, madalyonun sadece bir yüzünü temsil ediyor. Diğer yüzde ise 10 farklı ilde, 12 depoda saniyelerle yarışan 5 bine yakın işçinin DGD-Sen çatısı altında verdiği onur mücadelesi var. Bugün Migros depolarında yükselen ses, sadece bir ücret pazarlığı değildir; insanın, algoritmalar aracılığıyla birer “barkod” haline getirilmesine karşı verilen görkemli bir direniştir.

Modern depo yönetimi, artık ustabaşının göz hapsinden daha ağır bir denetim mekanizmasıyla çalışıyor. İşçinin elindeki el terminalleri; her ürün toplamayı ve iki iş emri arasındaki nefeslenme süresini dijital birer veri noktasına dönüştürüyor. Sistemin belirlediği “ideal hız”ın altında kalan her işçi, yazılım tarafından anında “verimsiz” olarak etiketleniyor. Teknoloji burada işçiyi özgürleştirmek için değil; sömürüyü, insanın biyolojik sınırlarını zorlayan bir kronometreye hapsetmek için kullanılıyor.

İşçinin tepesinde sallanan dijital bir kılıç: Saniye takibi
​Depolarda her saniye bir algoritma tarafından denetlenmektedir. İşçiler, lavaboya gittiklerinde dahi terminali kapatmak zorunda bırakılmakta; sistem bu süreyi anında “pasif zaman” olarak kaydetmektedir. Bu dijital gardiyanlık, işçinin insanca yaşama hakkını %28’lik sefalet zamlarıyla birleştirerek onu açlık sınırının altına itmektedir. Bugün işçilerin net %50 zam talebi, sadece bir rakam değil; fahiş kiralar ve eriyen alım gücü karşısında bir hayatta kalma sınırıdır. Üstelik işçiler, yılın ortasında vergi dilimiyle maaşlarının kuşa dönmesine karşı haklı bir haykırış yükseltiyor: Vergi yükünü patron üstlenmeli, işçinin net ücreti yıl boyu sabit kalmalıdır.

MİGROS depolarında hayat saniyelere bölünerek satılamaz!

Patronun elinde bir rehin alma mekanizması: Barınma hakkı
​Direnişin kararlılığı karşısında panikleyen yönetim, kurumsal imkanlarını bir psikolojik harp aygıtı olarak kullanıyor. 280’den fazla işçinin Kod 46 ile işten çıkarılması yetmezmiş gibi, lojmanlarda kalan emekçiler kışın ortasında hukuksuzca kapı önüne konulmaktadır.
​Burada barınma hakkı, işçinin emeği üzerindeki mutlak denetimin bir uzantısı haline getirilmiştir. İşçinin gecesini geçirdiği lojman, bir yuva değil, patronun elinde bir rehin alma mekanizmasıdır. Hakkını arayan işçiyi evsizlikle tehdit etmek, sadece iş hukukuna değil, en temel insan haklarına saldırıdır. Beykoz’daki malikanelerin önünde atılan sloganlar, aslında bu sınıfsal adaletsizliğin; yani bir tarafta sınırsız mülkiyet konforu, diğer tarafta ise hakkını aradığı için ranzasından atılan işçinin çığlığıdır.
​İşçinin kendi alın teri üzerinden bankaların ödediği banka promosyonlarına dahi el koyan bu sistem, sömürünün ne kadar detaylı ve sistematik bir hal aldığının kanıtıdır. Promosyon işçinin mülkiyetindedir; patronun operasyonel gideri olamaz.

​Sendika seçme özgürlüğüne müdahale: İş kolu sahtekarlığı
​Yönetimin “kadroya geçiş” vaadi altında yürüttüğü iş kolu değişikliği oyunu, işçinin hür iradesine ve sendikal temsil yetkisine yönelik bir operasyondur. İşçileri fiilen yaptıkları depo işinden koparıp “mağaza personeli” gibi göstermek, onları bağımsız sendikal örgütlülüklerinden uzaklaştırma ve belirli bir yapıya mahkûm etme çabasıdır. Bu hamleyle depolardaki yüksek fiziksel riskler kağıt üzerinde hafifletilmekte, işçinin iş kazalarına karşı koruması gasp edilmektedir. İşçiler, fiilen yaptıkları işe uygun olan 16 No’lu iş kolunda kalmakta ve sendika seçme özgürlüğüne sahip çıkmakta kararlıdır.

Hukuk patronun dijital kayıt defterinden büyüktür
​Patronun ‘dijital kayıt defteri’ dediği şey, aslında işçinin canından çekilen saniyelerin dökümüdür. Hukuk, bu iki gerçeklik arasında bir tercih yapmak zorundadır: Ya patronun ruhsuz algoritmalarını koruyacak ya da işçinin insan haysiyetini. Bizim tarafımız bellidir: İnsan makine değildir, hayat saniyelere bölünerek satılamaz!

Not: Direniş devam ediyor, dayanışma yaşatır. Bu sömürü çarkına karşı işçinin sesine ses olalım, haklı taleplerini her mecrada haykıralım ve dayanışmayı büyütelim.

]]>
Özel İtalyan Lisesi’nde grev pankartı asıldı https://yenidunya.org/emek-gundemi/33750/ozel-italyan-lisesinde-grev-pankarti-asildi/ Tue, 03 Feb 2026 08:35:00 +0000 https://yenidunya.org/?p=33750 Tez Koop-İş Sendikasının örgütlendiği Özel İtalyan Lisesin’de öğretmenler 2 Şubat günü greve çıktı.
Tez Koop-İş çatısı altında örgütlenen eğitim emekçileri, dayatılan sefalet ücretlerine ve ayrımcı politikalara karşı grev kararı almıştı. Ders zilinin çalması ile birlikte eğitim emekçileri 2 Şubat 12.30 itibarıyla greve başladı.

İlk ders zilinin çalmasıyla beraber okul önünde toplanan eğitim emekçileri, yönetimin yıllardır sürdürdüğü sistematik sömürü düzenini teşhir etti. Yapılan açıklamada, aynı çatı altında, aynı emeği veren öğretmenler arasında kurulan kast sistemine dikkat çekildi. İtalyan meslektaşlarının 6 kat daha düşük ücretle, daha ağır iş yükü altında çalıştırılan üyelerimiz, bu adaletsizliğin bir insan hakları meselesi olduğunu vurguladı.

‘Söz bitti, sıra grevde!’
Basın açıklamasını okuyan Tez Koop-İş İstanbul 5 No.lu Şube Başkanı Selahattin Karakurt, şunları söyledi:
“Söz bitti, sıra grevde! Yönetimin tutumu karşı kelimelerimiz tükenmiştir. Bugünden itibaren okul koridorlarında sessizlik değil emeğin haklı isyanı yankılanacaktır. Daha önce pek çok kez buradan okul yönetimine çağrıda bulunmuş, onları uçurumun eşiğinden dönmeye ve adaleti tesis etmeye davet etmiştik. İyi niyetli bir çözüm beklediğimizi ifade etmiştik.
İki aylık bu süre zarfında okul yönetimi eğitim tarihine geçecek büyük bir vurdumduymazlık örneği sergilemiş; tek bir somut adım atmamıştır. Sendikamızın yapıcı önerilerine ve barışçıl tekliflerine karşı bir teklif iletme nezaketi dahi göstermemiştir. Diyalog kanallarını tıkayan yönetim, grev sürecini bir zorunluluk haline getirmiştir. Sınıfların boş kalmasının, eğitim faaliyetlerinin durmasının biricik sorumlusu okul yönetimdir. Bu durum yalnızca biz öğretmenleri değil, velilerimizi ve geleceğimiz olan öğrencilerimizi de derinden etkilemektedir. Velilerimiz bu okulu yüksek ücretlerle finanse edip çocuklarının evrensel değerleri ve adaleti öğrenmesini beklemektedir. Oysa okul yönetimi, kendi içinde derin bir ayrımcılığı kurumsallaştırmaktadır.
İtalyan meslektaşlarıyla aynı sınıflara girip aynı akademik sorumlulukları üstlenirken, Türk öğretmenlerin 6 kat daha düşük ücretlere mahkûm edilmesi hiçbir teknik gerekçeyle açıklanamaz. Bunun vicdani ve etik hiçbir karşılığı yoktur. Yönetimin, 2025 yılı için yüzde sıfır artış teklif etmesi, eğitime yapılan bir hakaret, emeğe karşı bir saldırıdır.

Özel İtalyan Lisesi’nde grev pankartı asıldı

‘Örgütsüz emek sömürülmeye mahkûmdur’
Buradan Millî Eğitim Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığı yetkililerine sesleniyoruz. Türk öğretmenlerin mesleki itibarlarını ve onurunu koruyun.
Çözüm önerilerimize kulaklarını tıkayan okul yönetimine de bir kez daha çağrıda bulunuyoruz: Gelin, öğrencilerimizi daha fazla mağdur etmeden, velilerimizin haklı kaygılarını giderecek ve öğretmenlerimizin onurunu koruyacak makul bir çözümde buluşalım. Bizim amacımız emeğin değer gördüğü bir çalışma ortamını tesis etmektir. Göz bebeğimiz olan öğrencilerimiz için öğretmenlerin huzurlu bir zihinle sınıflarına dönme olanağını sağlayın.
Bugün İtalyan Lisesinde yaktığımız bu adalet ateşi, sadece bu kurumla sınırlı kalmamalı, tüm eğitim camiasına bir umut ışığı olmalıdır. Biliyoruz ki Türkiye’nin dört bir yanındaki özel okullarda ve vakıf üniversitelerinde görev yapan on binlerce meslektaşımız güvencesizlik, düşük ücret, ağır iş yükü altında ezilmektedir. Örgütsüz bir emek her zaman sömürülmeye mahkûmdur, bizler omuz omuza vererek bu düzeni değiştireceğiz.
Bugün ‘aynı okul, iki farklı dünya’ dayatmasına karşı bir haysiyet mücadelesindeyiz. Tez-Koop-İş Sendikası olarak bu onurlu davalarında üyelerimizin yanındayız. Okul yönetimi bilmelidir ki akla, vicdana ve ekonomik gerçeklere uygun bir biçimle masaya gelinmediği sürece buradayız. Mücadelemizden bir milim geri adım atmayacağız; okulun önünden ayrılmayacağız. Yaşasın onurlu mücadelemiz!”

Velilere destek çağrı: “Müşteri olmayın, mücadelemize ortak olun”
Eğitim emekçileri, okul ücretlerine Euro bazında %300 zam yapan yönetimin, bu kaynağı öğretmenlerden esirgediğini belirtti. Velilere seslenen öğretmenler, “Öğretmeni borç batağında olan bir okulda nitelikli eğitimden söz edilemez. Bu sömürü çarkına birlikte çomak sokalım” diyerek çağrıda bulundu.

“Dersimiz: Direniş!”
Grev alanından yükselen ses netti: Kavgalarının meslektaşlarıyla değil; öğretmenleri sınıflandıran, emeği değersizleştiren zihniyetle olduğunu vurgulayan eğitim emekçisi üyelerimiz “Sadaka Değil Toplu Sözleşme!”, “İş, Ekmek Yoksa Barış da Yok!” diye haykırdı. Özel İtalyan Lisesi öğretmenleri, haklı talepleri karşılık buluncaya kadar grevlerini sürdürerek direniş dersi vermeye devam edecekler.

]]>
Türkiye işçi sınıfı tarihinin mihenk taşları: Güç veren miras, gelenek yaratan grevler https://yenidunya.org/emek-gundemi/33733/turkiye-isci-sinifi-tarihinin-mihenk-taslari-guc-veren-miras-gelenek-yaratan-grevler/ Sat, 31 Jan 2026 09:11:19 +0000 https://yenidunya.org/?p=33733 Türkiye işçi sınıfı tarihi, yasak ve baskılara karşı direnişle yazıldı. Kavel’den Paşabahçe’ye, Zonguldak’tan TEKEL’e mücadeleler, grevi gelenek haline getirdi. Bugün süren direnişlerin arkasında bu tarihsel mirasın gücü yatıyor.

Ülkede işçi sınıfı tarihi, büyük ölçüde yasaklara, ertelemelere ve baskılara karşı verilen fiili mücadelelerin ve grevlerin tarihi olarak şekillendi. Kavel’den motokuryelere uzanan bu hat, grevin yalnızca bir hak değil, aynı zamanda kazanılan bir gelenek olduğunu ortaya koyuyor. Cumhuriyet’ten öncesine uzanan grevler, Türkiye’de bir asrı aşan varlıklarıyla kök saldı.
Grev hakkı ve emek mücadelesi, her türden baskıya, yasaklamaya ve zorlamaya rağmen işçi sınıfının inadı ve kararlılığıyla şekillendi. Bugün “gelenek” olarak anılan, mirasıyla içinde bulunduğumuz tarihi örgütlenme ve direniş biçimlerini etkileyebilmiş birçok direniş yaşandı. Bunlar yalnızca ücret ya da çalışma koşulları için değil, grev hakkının kendisi için de birer mücadele niteliğindeydi. Mirasıyla bugün de Türkiye işçi sınıfına yol gösteren direnişler de “Gelenek yaratan grevler” olarak anılıyor.

Bugün 60’ncı yıldönümü olan Paşabahçe Grevi, işçi sınıfının toplumsal gücünü bir kez daha ortaya koyarak DİSK’in kuruluşuna giden yolun ilk adımlarından olarak anılıyor.
31 Ocak 1966’da 2 bin 500 cam işçisi taleplerini kabul ettirmek ve toplu sözleşme imzalamak için greve başladı. Paşabahçe işçileri dayanışmayla güçlenirken patronlar da örgütlü saldırılarıyla hak mücadelesini baskılamaya çalıştı. Türk-İş bürokrasisinin, işçinin sözünün aksine “bittiğini” ilan ettiği grev, fiili olarak devam etti. Son sözü işçinin söylediği grev, sendika bürokrasisine rağmen emeğin söz sahipliğini gösterdi ve DİSK’in kuruluşunu hızlandırdı. Türk-İş’in “İhanet içinde” olduğunu söyleyen sendikaların oluşturduğu Dayanışma Komitesi, bugün DİSK’in kurucularından bazıları olarak anılıyor.

Grevin en önemli özelliklerinden biri, işçi sınıfının dayanışmayla ne kadar güçlü olabileceğini kendine ispatlaması oldu. Paşabahçe işçileri, neredeyse her işkolundan, sayıları on binleri bulan, örgütlü ve bazıları da örgütsüz bırakılmış işçilerin dayanışmasıyla ayakta kaldı. Bugün işçilerin hakları için direndiği Migros’ta, o gün çalışan işçiler de bu dayanışmaya dahildi. İşçiler, İş Bankası ve CHP ortaklığındaki Paşabahçe’de hak mücadelesini, eşi görülmemiş bir boykotla birleştirdi. Binlerce işçi İş Bankası’ndaki tüm mevduatlarını çekince, her dönem araları sıkı olan patron-iktidar bloku panikle hareket etti. Bakanlar Kurulu grevi yasakladı, patron gazetelere ilanlar verdi ve Türk-İş de Dayanışma Komitesi’ndeki Petrol-İş, Kristal-İş, Maden-İş ve İstanbul Basın-İş sendikalarını faaliyetleri durdurma ile ‘cezalandırdı’. Buradan çıkan irade, Lastik-İş gibi sendikalarla birleşerek DİSK’i kurdu.

Üretimden gelen gücün sonuna dek kullanıldığı Paşabahçe’den geriye dayanışmayla büyüyen irade ve işçi sınıfının sendikacılığı miras kaldı.

Türkiye işçi sınıfı tarihinin mihenk taşları: Güç veren miras, gelenek yaratan grevler

Yasaklar mücadeleyle birer birer aşıldı
Paşabahçe’den 3 yıl önce yasaları değişterecek etki gücünü yaratan Kavel Grevi’ydi. Örgütlenme ve grev hakkının önünde, Osmanlı’nın son dönemlerinden beri duran kanuni yasaklar, Kavel’de zaferle değiştirildi. 1963’teki Kavel Grevi, ülkede grev geleneğinin mihenk taşlarından oldu. Grev hakkının yasal olmadığı bir dönemde Kavel Kablo işçilerinin başlattığı fiili grev, hem kazanımla sonuçlandı hem de grev hakkını tanıyan yasal düzenlemelerin de önünü açtı. Kavel, döneminde ülkede “hakların mücadeleyle kazanıldığı” fikrinin somut örneği oldu.

1970’teki 15-16 Haziran Büyük İşçi Direnişi, 2 güne tarih sığdıran bir genel grev sayıldı. Sendika seçme hakkını kısıtlayan yasaya karşı gerçekleşen direnişle işçi sınıfı siyasal bir özne olduğunu göstererek Anayasa Mahkemesi’nin düzenlemeyi iptal etmesini sağladı.

1970’ler boyunca süren MESS metal grevleri, sanayi işkolunda uzun soluklu, örgütlü grev geleneğini yarattı. Dayanışma, işkolu bilinci ve sınıf disiplini güçlendi. 12 Eylül darbesi bu birikimi tasfiye etmeyi hedef aldı. İşveren örgütü TİSK’in başkanı Halit Narin’in, “Bugüne kadar işçiler güldü şimdi gülme sırası bizde” diyerek alkışladığı darbe güçlenen işçi hareketini baltalamayı hedefledi.

1989-1991 Bahar Eylemleri, 12 Eylül sonrası bastırılan grev geleneğinin yeniden canlanmasını sağladı. Kamu işçilerinin grev, iş yavaşlatma ve kitlesel yürüyüşleri, hem sendikal mücadelenin geri dönüşünü hem de kamu emekçilerinin sendikacılığının önünü açtı.
1990-91 Zonguldak Madenci Grevi ve Ankara Yürüyüşü, üretimin durdurulmasıyla birlikte on binlerce madencinin başkente yürümesiyle grev tarihine geçti. Madenciler, emek mücadelesinin toplumsal meşruiyetini genişletti.

2009-2010 TEKEL Direnişi, klasik grev biçimlerinin ötesine geçerek uzun süreli fiili direniş ve mekân işgalini merkezine aldı. Özelleştirmelere, güvencesiz çalışmaya karşı verilen mücadele, kamusal alanda kalıcı direniş geleneği yarattı.
Smart Solar, Temel Conta gibi işyerlerinde emekleri sömürülen kadınlar, yurdun dört yanından inşaat işçileri, en büyük patron örgütlerine karşı ayağa kalkacak cesarete sahip metal işçileri, yaşamlarını emekleri ile kazanmış emekliler, İzmir’den Van’a dayanışmayla büyüyen zincir marketlerin depo işçileri, güvencesizliğe karşı ayağa kalkan kuryeler, MESEM’lerde devlet eliyle işçileştirilen çocuklar, özelleştirmelerle yaşamları tehdit edilen madenciler; her birinin grev ve eylemleri bu mihenk taşlarından gelen tarihsel birikim ve yol gösterici mirastan güç alıyor.

Kaynak: BirGün

]]>
Migros işçisinden boykot çağrısı https://yenidunya.org/emek-gundemi/33723/migros-iscisinden-boykot-cagrisi/ Thu, 29 Jan 2026 18:24:07 +0000 https://yenidunya.org/?p=33723 Düşük maaş zamlarına karşı iş bırakan Migros depo işçileri işten atılmalarının ardından yurttaşlara boykot çağrısı yaptı!

Yaşanılabilir ücret zammı talebiyle iş bırakan Migros depo işçilerinin direnişi bir haftadır sürüyor. DGD-Sen öncülüğünde, Türkiye genelinde 7 bini aşkın çalışanı ilgilendiren maaş zammını kabul etmeyen binlerce işçi iş bıraktı. İş bırakmanın ardından 141 kişinin işten atılması tepkiye yol açtı. Cumhuriyet’e konuşan işçiler, “Migros’tan alışveriş yapmayın. Sesimizi duyun” dedi.

Türkiye’de son birkaç yılda ağırlaşan çalışma koşulları ve derinleşen ekonomik kriz en çok emekçi kesimleri etkiledi. Enflasyonda kayda değer bir düşüş olmamasına karşın sabit ücretlere yapılan zamların düşük kalması haneleri vurdu. Asgari ücrete yapılan yüzde 27 oranındaki zam işletmeler için referans oldu.
23 Ocak’tan bu yana yüzde 28 oranında ücret zammını kabul etmeyen Migros depo işçileri DGD-Sen (Depo, Liman, Tersane ve Deniz İşçileri Sendikası) öncülüğünde iş bıraktı. İşçiler, en az yüzde 50 zam yapılmasını, vergi kesintilerinin patron tarafından ödenmesini, işten çıkarılan çalışanların işe iadesini, taşeron uygulamasına son verilmesini ve banka promosyonunun patron tarafından kesilmeyip tam ödenmesini talep ediyor.

14 depoda 7 bini aşkın işçi iş bıraktı!
Gebze Şekerpınar ve Çayırova, Esenyurt, Bursa Merkez ve Alaşar, İzmir Kemalpaşa ve Torbalı, Diyarbakır, Antalya Serik, Çayırova, Mersin Tarsus, Adana Sarıçam ve OSB, Erzurum olmak üzere 14 depoda 7 bini aşkın işçiyi ilgilendiren zam oranında uzlaşmaya varılamadı. İşverene taleplerini kabul ettiremeyen binlerce çalışan iş bıraktı. Bir haftadır süren eylemde dün 141 işçi telefonlarına gelen mesaj ile işten atıldığını öğrendi.
Konuya dair sorularımızı yanıtlayan Migros depo işçileri teklif edilen zamla birlikte ücretlerin neredeyse asgari ücret seviyesinde kaldığını, greve çıktıkları için ise baskı gördüklerini iletti. Esenyurt Depo’da çalışan Kübra Işıtan, “Taşeron çalıştığım için SGK kaydım görünüyor ama Migros’tan işten çıkarıldığıma dair mesaj aldım. İş bıraktığımız için kovulduk, kovulmayan arkadaşlarımız ise tehdit ediliyor. Bize desteğe gelmek isteyen arkadaşlarımıza depo müdürleri çalışma baskısı yapıyor. Yaşadığımız sorunlardan bahsettiğimizde hep ‘abartıyorsun’ dediler. Yüzde 28 zamla geçinebilmemiz mümkün değil. Bekarım ve aileme ben bakıyorum. Kazandığım tüm parayı aileme ve borçlarıma harcıyorum. Geçen seneden beri tek bir kışlık kıyafet alamadım. Gezmeyi, aktivite yapmayı bıraktım. İhtiyaçlara verince elimde aylık 6-7 bin lira kalıyor” dedi.

“MİGROS’tan alışveriş yapmayın”
İsminin kapalı verilmesini rica eden işçi S. Ç. “Zam taleplerimizi kabul etmediler. Dün akşam gelen mesajla iş akdimize son verildi. Emeğimizin hakkını istiyoruz. Hala depo önünde bekliyoruz. Etrafımız çevik kuvvet polisleriyle çevrili. Ekonomik şartları, geçim sıkıntısını hepimiz biliyoruz. En geçinemeyecek durumdaki insanlar 20-25 bin kira veriyor. En azından ‘bizden aldıkları vergiyi Migros ödesin’ dedik kabul etmediler. 4-5 ay sonra aldığım zam zaten enflasyondan eriyecek. Zammı kabul etmediler işçiyi rahatlatacak hiçbir kolaylık da yapmadılar. Kamuoyu neler yaptıklarını öğrendi. İş bırakan arkadaşlarımıza ‘işe geri dönün onlar hak ettiğini yaşadı’ diyerek bizi bölmeye çalışıyorlar. Vatandaşlarımızdan duyarlı olmalarını, işçiye destek olmalarını bekliyoruz, işçileri işten çıkaran Migros’tan alışveriş yapmayın. Sesimizi duyun” diye konuştu. 

Migros işçisinden boykot çağrısı

“Kazanacağımıza inanıyoruz”
Yurttaşlara boykot çağrısı yapan Ragıp Satan, “Ben işten çıkarılmadım ama arkadaşlarımı desteklemek için depo önündeyim. Yanımdaki arkadaşımı işten çıkarıp beni çıkarmıyor. Bizi bölmeye çalışıyorlar. İçeride çalışmaya devam edenleri de tehdit ediyorlar. Lojmanda kalan arkadaşlarımızı lojmandan çıkarmakla, kodla çıkarmakla sicillerini karalamakla tehdit ediyorlar. Protesto yaptıklarında müdürler engellemeye çalışıyor. Çoğumuz kiracıyız, evliyiz, çocuklarımız var, geçinmek mümkün değil. Dalga geçer gibi bu zammı yaptılar. Sanki sadaka veriyorlar. Arkamızda ne kadar bizi destekleyen vatandaş olursa o kadar boyun eğecekler. Biz kazanacağımıza inanıyoruz” ifadelerini kullandı.

MİGROS “yasadışı eylem” dedi!
İşçilerin greve çıkmasının ardından Migros’un yaptığı açıklamada ise şu ifadeler yer aldı: 
“Gıda sektöründe faaliyet gösteren bir şirket olarak ana amacımız, toplumumuzun kesintisiz bir biçimde güvenli ve sağlıklı gıda arzını sağlamaktır.Bu hayati görevi daha sürdürülebilir şekilde yönetmek için Türkiye genelinde taşeron firmalarca yürütülen 43 dağıtım merkezinde görev yapan 7.875 çalışanı Migros kadrosuna dahil ettik. Bu geçişle birlikte çalışanlara mevcut haklarını korumanın yanı sıra Migros Grubu’nda yaklaşık 45 bin çalışanımızın yararlandığı Toplu İş Sözleşmesi kapsamındaki sendikal haklardan da faydalanma imkânı sunmuştuk.
Çalışanlarımızın büyük çoğunluğu, sağlanan bu hakları memnuniyetle karşılayıp iş başı yapmak isterken, bir grup çalışan, defalarca uyarımıza rağmen her geçen gün artan şekilde yasa dışı eylemlerine devam etmekte, iş yeri faaliyetlerini durdurmaktadır. Daha önemlisi, bunların bir kısmı da çalışmak isteyen arkadaşlarımıza sözlü taciz ve fiziki müdahalelerde bulunarak iş güvenliğini tehdit etmeye başlamışlardır.Gelinen noktada, kanuna aykırı eylemleri sürdüren bu kişilerle yol ayrımına gidilmesi, gıda tedarik zincirinin sürekliliğinin sağlanması bir kenara, çalışan güvenliği ve iş huzuru açısından zorunlu hale gelmiştir. Sorumluluğumuz sadece işimizin devamlılığını sağlamak değil, çalışma arkadaşlarımızın refahını ve güvenliğini garanti altına almaktır. Bu nedenle yapılan sözlü ve yazılı bilgilendirmelere rağmen eylemlerini sürdüren 141 kişinin iş akitleri, yürürlükteki mevzuat ve şirket politikaları çerçevesinde feshedilmek zorunda kalınmıştır.”

]]>
Özel İtalyan Lisesi’nde eğitim grevle başlıyor https://yenidunya.org/emek-gundemi/33710/ozel-italyan-lisesinde-egitim-grevle-basliyor/ Wed, 28 Jan 2026 09:45:45 +0000 https://yenidunya.org/?p=33710 İstanbul’daki Özel İtalyan Lisesi’nde toplu iş sözleşmesi görüşmelerinin tıkanması üzerine Tez-Koop-İş Sendikası grev kararı aldı. 2 Şubat 2026’da başlayacak grev için geri sayım sürerken, sendika hak mücadelesini küresel emek platformu LabourStart üzerinden dünyaya duyurdu.
İstanbul’un köklü eğitim kurumlarından Özel İtalyan Lisesi’nde, Tez-Koop-İş Sendikası ile işveren arasında yürütülen toplu iş sözleşmesi (TİS) görüşmeleri, işverenin uzlaşmaz tavrı nedeniyle grev aşamasına geldi.  Sendika, üyelerinin “insanca çalışma koşulları” ve “adil ücret” taleplerinin görmezden gelindiğini belirterek mücadeleyi yükseltme kararı aldı.
Sendikanın açıklamasına göre, 2025-2026 eğitim-öğretim yılının ikinci döneminin başlayacağı 2 Şubat’ta okulda grev pankartları asılacak. Sendika yetkilileri, üyelerin hakları teslim edilene kadar okul önündeki direnişin kararlılıkla süreceğini vurguladı.

Hak mücadelesi küresel arenada
Öte yandan Tez-Koop-İş, İtalyan Lisesi’ndeki hak arayışını sadece yerel düzeyde bırakmayarak uluslararası kamuoyuna taşıdı.
Küresel emek platformu LabourStart üzerinden başlatılan destek kampanyası, kısa sürede uluslararası sendikalardan ve emek örgütlerinden büyük destek görmeye başladı.
Sendika yönetimi, konuya ilişkin yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: “Üyelerimizin insanca çalışma koşulları ve adil ücret talepleri karşılanmadığı için grev kararı kaçınılmaz olmuştur. Mücadelemizi uluslararası dayanışmayla büyüterek, üyelerimizin haklı talepleri karşılanana dek kararlılığımızı sürdüreceğiz.”

Kaynak: BirGün

]]>
‘Bu direniş sizi rahat bırakmayacak’ https://yenidunya.org/emek-gundemi/33680/bu-direnis-sizi-rahat-birakmayacak/ Thu, 22 Jan 2026 08:59:19 +0000 https://yenidunya.org/?p=33680 Temel Conta işçileri, direnişi patronun makineleri gönderdiği Torbalı’daki fabrika önüne taşıdı. İşçiler yaptıkları açıklamada, “Bu direniş sizi rahat bırakmaz. Direnişimiz meşrudur. Grev hakkımızdan asla vazgeçmeyeceğiz’’ dedi.

Temel Conta işçileri, sendikal hakları için 408 gündür mücadele ediyor. Patron, makineleri Temel Conta’nın yeni kurduğu Torbalı Pancar Organize Sanayi Bölgesi’ndeki fabrikaya kaçırınca, işçiler direniş çadırını Torbalı’daki fabrika önüne taşıdı. İşçilerin örgütlü olduğu Petrol-İş Aliağa Şubesi öncülüğünde eylem düzenlendi.

“Grev çadırı; Temel Conta işçilerinin emeğidir, alın teridir, iradesidir, onurudur”
Eylemde konuşan Petrol-İş Aliağa Şube Başkanı Hasan Toptan, “Temel Conta işçilerinin 408 gündür sürdürdüğü onurlu grev mücadelesi, bugün artık yalnızca bir işyeri uyuşmazlığı değil; emeğe, örgütlülüğe ve anayasal haklara karşı yürütülen açık bir saldırının adı hâline gelmiştir. Grevin ilk gününden bu yana uzlaşmazlığı tercih eden Temel Conta işvereni, bugün hukuku tanımayan, Anayasa’yı yok sayan ve grev kırıcılığını sistematik bir yöntem hâline getiren bir noktaya gelmiştir. Grev çadırının yerinin değiştirilmesi masum bir ‘yer değişikliği’ değildir. Bu; grevi görünmez kılma, direnişi dağıtma ve işçiyi yalnızlaştırma girişimidir. Grev çadırı; Temel Conta işçilerinin emeğidir, alın teridir, iradesidir, onurudur. O çadırı yerinden oynatmak, işçinin iradesini söküp atmaya kalkışmaktır. Grev çadırının yeri değiştirilebilir ama Temel Conta işçisinin mücadelesi yerinden oynatılamaz” diye konuştu.

“ Grev hakkımıza uzanan her el, karşısında bizi bulacaktır”
Toptan şunları dile getirdi: “Temel Conta işçileri yalnız değildir. Bu mücadele bir fabrikanın değil, Türkiye işçi sınıfının mücadelesidir. Grev hakkımıza uzanan her el, karşısında bizi bulacaktır. İşverene son kez çağrı yapıyoruz. Toplu sözleşme masasına gel, hukuka dön. İşçinin iradesini tanı. Aksi halde bu direniş büyür, bu direniş yayılır. Bu direniş sizi rahat bırakmaz. Mücadelemiz kararlı, direnişimiz meşrudur. Grev hakkımızdan asla vazgeçmeyeceğiz.”

Kaynak: BirGün

]]>