gelir eşitsizliği – Yeni Dünya https://yenidunya.org Yeni Günün Habercisi Wed, 01 Apr 2026 14:33:07 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.8.5 https://yenidunya.org/wp-content/uploads/2022/02/cropped-YD-ikon-512-1-75x75.png gelir eşitsizliği – Yeni Dünya https://yenidunya.org 32 32 Yukarıda servet, aşağıda borç büyüyor https://yenidunya.org/yurt/33943/yukarida-servet-asagida-borc-buyuyor/ Wed, 01 Apr 2026 14:33:05 +0000 https://yenidunya.org/?p=33943 ‘Faize karşıyım’ diyen iktidar fakiri daha fakir, zengini daha zengin yaptı… 400 bin kişi faiz yiyor, 44 milyon kişi faiz ödüyor!

Gelir adaletsizliği banka verilerine yansıdı. 5 milyon lira ve üstünde parası olan 400 bin kişinin varlığı 10 trilyon açıktı. 44 milyon kişinin kart, bireysel kredi borcu 6 trilyonu aştı.
Türkiye ekonomisini esir alan yüksek faiz, toplumun iki kesimi arasındaki farkı adeta fay hattına dönüştürdü. Bir tarafta paradan para kazanan zengin azınlık, diğer tarafta borçla yaşamını sürdürmeye çalışan yoksul geniş kitle…
Sözcü’den Erdoğan Süzer’in haberine göre devasa uçurum yüzünden ülke içinde iki farklı ekonomik gerçeklik yaşanıyor. Borçlu yoksullar varlıklı zenginlere kaynak aktarıyor. Banka hesaplarında 26.1 trilyon liralık birikim var ve bunun 21.5 trilyon lirası küçük bir varlıklı kesimin elinde. 5 milyon lira ve üzeri mevduata sahip 350-400 bin kişinin varlığı 10 trilyon lirayı aşıyor.

Yukarıda servet, aşağıda borç büyüyor

Yoksul Türkiye
Toplam 194 milyon adet banka hesabı var. Bu hesapların 175 milyonu 10 bin liranın altındaki paralardan oluşuyor, toplam varlığı ise sadece 141 milyar lira. Yaklaşık 28 milyon hesapta 10 bin ile 250 bin, 5.2 milyon hesapta da 250 bin ile 1 milyon lira arasında para var. Bunların toplam varlığı da 4.4 trilyon. Ülkenin bir yüzü ise yoklukla boğuşuyor. Yaklaşık 44 milyon kişi 6 trilyonu aşkın bireysel kredi ve kredi kartı borcuyla hayatını döndürmeye çalışıyor. 10.1 milyon kişi kullandığı ihtiyaç kredisi, 1.6 milyon kişi konut kredisi, 341 bin kişi de taşıt kredisi borcunu ödemek için her ay büyük mücadele veriyor.

Yukarıda servet, aşağıda borç büyüyor

6.5 milyon KOBİ
32.2 milyon kişi de maaşı yetmediği için bankanın kredili mevduat hesabından para çekmek zorunda kalıyor. Bireylerin dışında bir de küçük işletmeler var. 6.5 milyon KOBİ bankalardan aldığı 6.4 trilyonluk krediyle işlerini döndürüyor. Üstelik bu işletmelerin 5.4 milyonu mikro düzeydeki küçük işletmeler. Bunların döndürmeye çalıştığı borç tutarı ise 4.1 trilyon.

Maaşın önemli bir kısmı faiz ödemelerine aktarılıyor
Başta yüksek faiz olmak üzere borçlanma maliyetlerinin aşırı yüksek olması, enflasyonun da maaş ve ücret gibi sabit gelirleri sürekli eritmesi yoksuldan zengine akan kaynak transferini büyütüyor. Bir kesim parasını bankaya koyarak aylık düzenli gelir elde ederken diğer kesim maaşının önemli bölümünü faiz ödemelerine aktarmak zorunda kalıyor. Borçlu ödediği faizle ekonomi içinde sürekli küçülürken varlıklı kesim sürekli büyüyor. Sonuçta gelir dağılımı daha da bozuluyor, orta sınıf eriyor, yoksullar ordusu büyüyor.

]]>
Gelir eşitsizliği uçuruma dönüştü: Türkiye’nin en düşük gelirli illeri belli oldu https://yenidunya.org/emek-gundemi/33542/gelir-esitsizligi-ucuruma-donustu-turkiyenin-en-dusuk-gelirli-illeri-belli-oldu/ Fri, 26 Dec 2025 16:35:30 +0000 https://yenidunya.org/?p=33542 Türkiye İstatistik Kurumu’nun yayımladığı Gelir Dağılımı İstatistikleri, Türkiye’de gelir paylaşımındaki dengesizliğin sürdüğünü ortaya koydu. Araştırma, yüksek gelir gruplarının toplam gelirden aldığı payın belirleyici olmaya devam ettiğini gösterdi. Gelir dağılımına ilişkin göstergeler, bölgesel ve toplumsal farkların korunarak devam ettiğine işaret etti.
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı Gelir Dağılımı İstatistikleri 2025 sonuçlarına göre, en yüksek gelir grubunun toplam gelirden aldığı pay yüzde 48,0 olarak hesaplandı. Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması kapsamında yayımlanan veriler, 2024 takvim yılı gelirlerini esas alıyor. Hanehalkı gelirleri, hanehalkı büyüklüğü ve yapısı dikkate alınarak eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert gelirine dönüştürüldü.
Araştırma sonuçlarına göre, en yüksek eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert gelirine sahip yüzde 20’lik kesimin toplam gelirden aldığı pay, bir önceki yıla kıyasla 0,1 puan azalarak yüzde 48,0 oldu. En düşük gelir grubundaki yüzde 20’nin payı ise 0,1 puan artışla yüzde 6,4’e yükseldi.

Gelir eşitsizliği uçuruma dönüştü: Türkiye’nin en düşük gelirli illeri belli oldu

Gini Katsayısı 0,410 olarak belirlendi
Gelir dağılımındaki eşitsizliği gösteren Gini katsayısı, 2025 yılı için 0,410 olarak tahmin edildi. Bir önceki yıla göre 0,003 puanlık düşüş kaydedildi. Tüm sosyal transferler hariç tutulduğunda Gini katsayısı 0,473 olurken, emekli ile dul-yetim aylıkları dışındaki sosyal transferler çıkarıldığında bu oran 0,420 olarak hesaplandı. Brüt gelir üzerinden hesaplanan Gini katsayısı ise 0,422 oldu.
En yüksek gelir grubunun en düşük gelir grubuna oranını gösteren P80/P20 oranı, bir önceki yıla göre 0,2 puan azalarak 7,5 olarak belirlendi. En yüksek yüzde 10’un gelirinin en düşük yüzde 10’a oranını ifade eden P90/P10 oranı ise 12,9’a geriledi.

Hanehalkı gelirlerinde yüksek artış
Türkiye genelinde yıllık ortalama hanehalkı kullanılabilir geliri, bir önceki yıla göre yüzde 76,7 artarak 662 bin 414 TL’ye yükseldi. Yıllık ortalama eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert geliri ise yüzde 77,3 artışla 332 bin 882 TL olarak hesaplandı.
Hanehalkı türlerine göre en yüksek yıllık ortalama eşdeğer fert geliri 418 bin 025 TL ile tek kişilik hanehalklarında görüldü. Çekirdek aile bulunmayan birden fazla kişiden oluşan hanehalklarında bu tutar 386 bin 713 TL, tek çekirdek aileden oluşan hanehalklarında ise 338 bin 164 TL oldu. En düşük gelir, 264 bin 413 TL ile en az bir çekirdek aile ve diğer kişilerden oluşan hanehalklarında kaydedildi.

Gelirin yarıya yakını maaş ve ücretlerden
Toplam gelir içinde en yüksek pay, yüzde 49,7 ile maaş ve ücret gelirlerine ait oldu. Müteşebbis gelirinin payı yüzde 18,3, sosyal transfer gelirlerinin payı ise yüzde 18,2 olarak hesaplandı. Tarım gelirinin müteşebbis gelirleri içindeki payı yüzde 15,6 olurken, emekli ve dul-yetim aylıkları sosyal transferlerin yüzde 89,3’ünü oluşturdu.

Gelir eşitsizliği uçuruma dönüştü: Türkiye’nin en düşük gelirli illeri belli oldu

Eğitim ve sektör farkı belirgin
Eğitim durumuna göre yıllık ortalama esas iş geliri, yükseköğretim mezunlarında 566 bin 839 TL, lise ve dengi okul mezunlarında 376 bin 932 TL, lise altı eğitimlilerde 290 bin 323 TL, bir okul bitirmeyenlerde ise 183 bin 900 TL olarak hesaplandı.
Sektörel dağılımda en yüksek yıllık ortalama esas iş geliri 426 bin 45 TL ile hizmet sektöründe, en düşük gelir ise 237 bin 461 TL ile tarım sektöründe görüldü. Yıllık gelir artışında en yüksek oran yüzde 79,0 ile inşaat sektöründe kaydedildi.

Bölgesel gelir farkı sürüyor
İBBS 2. Düzey bölgeleri itibarıyla en yüksek yıllık ortalama eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert geliri 449 bin 618 TL ile TR51 (Ankara) bölgesinde gerçekleşti. En düşük gelir ise 172 bin 552 TL ile TRB2 (Van, Muş, Bitlis, Hakkari) bölgesinde kaydedildi.
Gelir eşitsizliğinin en yüksek olduğu bölge P80/P20 oranı 8,5 ile TR71 (Kırıkkale, Aksaray, Niğde, Nevşehir, Kırşehir) olurken, en düşük oran 4,6 ile TRB1 (Malatya, Elazığ, Bingöl, Tunceli) ve TR42 (Kocaeli, Sakarya, Düzce, Bolu, Yalova) bölgelerinde hesaplandı.

İşgücü hareketliliği verileri
Araştırmanın panel verilerine göre, 2024 yılında işsiz olan fertlerin yüzde 38,7’si 2025 yılında çalışmaya başladı. Bir önceki yıl çalışan olanların yüzde 90,3’ü çalışma hayatını sürdürürken, işgücüne dahil olmayanların yüzde 10,1’i işgücüne katıldı.

Kaynak: Cumhuriyet

]]>
Genel-İş: “Türkiye’de her 10 kişiden 2’si yoksul, her 10 kişiden 6’sı borçlu” https://yenidunya.org/emek-gundemi/33161/genel-is-turkiyede-her-10-kisiden-2si-yoksul-her-10-kisiden-6si-borclu/ Mon, 06 Oct 2025 14:22:36 +0000 https://yenidunya.org/?p=33161 DİSK/Genel-İş Araştırma Dairesi’nin (emar) hazırladığı “Türkiye’de Gelir Eşitsizliği ve Yoksulluk Raporu”na göre Türkiye, Avrupa ülkeleri içinde gelir eşitsizliğinin en yüksek olduğu ülke konumunda. Raporda, enflasyon, yoksulluk, gelir adaletsizliği, borçluluk gibi konu başlıkları istatistiklerle inceleniyor. Genel-İş Araştırma Dairesi’nin yaptığı çalışmaya göre Türkiye’de her 10 kişiden 2’sinin yoksul olduğu belirlenirken, her 10 kişiden 6’sının borcu bulunuyor.

Raporda, hayatın her alanında hissedilen ekonomik krizin yurttaşlar ile emekçi kesimler açısından yarattığı etkiler güncel veriler ışığında değerlendiriliyor. Alım gücündeki düşüşün vurgulandığı raporda 22 bin 104 lira olan asgari ücretin, Ağustos ayında açlık sınırı olarak belirtilen 26 bin 149 liranın dahi altında olduğuna dikkat çekiliyor.

Raporda şu bilgilere yer verildi:
“Ekonominin büyüdüğü iddia edilirken, emekçi sınıfların gelirleri azalmış; yoksulluk ve borçluluk artmıştır”
Kırılgan bir ekonomiye sahip olmak; yüksek enflasyon, zayıf büyüme, yüksek dış açık, yüksek borçluluk ve sıcak paraya bağımlılık anlamına geliyor ki Türkiye bu göstergelerde başı çekmektedir. 2024-2025 yıllarında ekonomide öne çıkan en kritik eğilimler; yüksek enflasyon, TL’nin değer kaybına bağlı olarak döviz kurlarındaki sert yükseliş ve ücretlerdeki erimedir. Buna karşın, TÜİK verilerine göre Türkiye ekonomisi 2025 yılının birinci çeyreğinde %2,3, ikinci çeyreğinde ise %4,8 oranında büyümüştür. Ancak her zamanki gibi “ekonominin büyüdüğü” iddia edilirken, emekçi sınıfların gelirleri azalmış; yoksulluk ve borçluluk artmıştır.
Raporda öne çıkan başlıklar şu şekilde:

“Türkiye’de her 10 kişiden 2’si yoksul. En az 17 milyon 821 yurttaş en temel ihtiyaçlarını karşılayacak gelire sahip değil”
Yoksulluk sadece ekonomik değil; aynı zamanda sosyal, siyasi ve insani bir krizdir. Kişi başına düşen millî gelirin azalmasıyla başlayan bu süreç, ortalama yaşam süresinden beslenmeye, sağlık hizmetlerinden yararlanmadan temiz içme suyuna erişmeye kadar birçok temel hakkı doğrudan etkilemektedir. Türkiye’de her geçen gün artan ekonomik ve siyasal krizler, toplumun yaşam koşullarını ağırlaştırdı. Adaletsizlik; adliyelerden emekçilerin cüzdanlarına kadar hayatın her alanında arttı. TÜİK’in Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırmasına göre Türkiye’de en az 17 milyon 821 yurttaş en temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamayacak kadar yoksul. Yoksulluk oranı yüzde 21,2’ye yükselirken her on yurttaştan ikisi yoksul hale geldi. Yoksulluk sınırı 2014 yılına göre tam 12 kat arttı. 2014 yılında 6 bin 665 TL olan yoksulluk sınırı, 2024’te 81 bin 742 TL’ye yükseldi. Bu artış, özellikle 2022 sonrası dönemdeki yüksek enflasyonun etkisiyle dramatik bir şekilde hızlandı. 2022’de 21.296 TL iken 2023’te 38.531 TL’ye, 2024’te ise 81.742 TL’ye çıktı.

“Bir işte çalıştığı halde yoksul olanların oranı yüzde 11”
Türkiye’de milyonlarca yurttaş, çalışmasına rağmen kendisini ve ailesini geçindirebilecek bir ücrete ve insanca yaşam koşullarına sahip olamadığı için yoksuldur. Düşük asgari ücret, ağır vergiler ve adaletsiz gelir dağılımı, çalışan yoksulluğunu her geçen gün artırmaktadır. 2024 yılında Türkiye’de çalışanların yoksulluk oranı %10,7’dir. İşsizliğin yüksekliği, bu yoksulluğun daha geniş kitleleri ve aileleri etkilemesine yol açmaktadır.

“Asgari ücret açlık sınırının altında”
Ücretler enflasyon karşısında hızla erirken, milyonlarca emekçinin alım gücü her geçen gün daha da düşmektedir. Bugün Türkiye’de ücretli çalışanların çok büyük bir bölümü asgari ücret düzeyinde maaş almakta, bu durum ise yoksulluğun kitlesel bir hâl almasına yol açmaktadır. Veriler, çarpıcı gerçeği bir kez daha ortaya koymaktadır:

  • 2025’in Ağustos ayında açlık sınırı 26 bin 149 TL olarak belirlenmiştir, yoksulluk sınırı ise 90 bin 450 TL’dir.
  • Asgari ücret ise yalnızca 22 bin 104 TL’dir.
  • Aynı dönemde en düşük memur maaşı 50 bin 503 TL, en düşük memur emekli aylığı ise 22 bin 671 TL seviyesinde kalmıştır.”

“Her 10 çocuktan 4’ü yoksulluk ve sosyal dışlanma riski altında”
2024 yılında 18 yaşından küçük çocukların %38,9’u yoksul ya da sosyal dışlanma riski altında. TÜİK’in açıkladığı verilere göre bu oran; 18–64 yaş grubunda %26,3, 65 yaş üstünde ise %23,3’tür. Toplam yoksulluk ve sosyal dışlanma riski altında olanların oranı ise %29,3 seviyesindedir. Çocukların hayatlarının en çok ihtiyaç duydukları döneminde sağlık, beslenme ve eğitim gibi temel haklardan mahrum kalmaları, onların fiziksel ve zihinsel gelişimini olumsuz etkilemektedir. Çocuk yoksulluğunun yüksek olması, yalnız bugünün değil, geleceğin de ağır bir yoksulluk sarmalıyla karşı karşıya olduğunu göstermektedir. Yoksulluk içinde büyüyen çocuklar, erken yaşta çalışma hayatına girmek zorunda kalmakta ve çocuk işçiliği hızla artmaktadır.

“Hanehalkı kişi başı aylık ortalama tüketim harcaması son bir yılda iki katına çıktı”
2023’te toplam hanehalkı başına aylık ortalama tüketim harcaması 24 bin 383 TL iken, 2024’te bu tutar neredeyse iki katına çıkarak 45 bin 344 TL’ye ulaştı. Bu artış, yüksek enflasyon ve temel ihtiyaç kalemlerindeki fiyat yükselişlerinin harcamaları doğrudan etkilediğini ortaya koymaktadır. Özellikle konut ve kira harcamalarının payı %23,9’dan %26’ya yükselmiş, ulaştırma ise %21,9’dan %21,6’ya çok az bir düşüş göstermesine rağmen hâlâ hanehalkı bütçesinin en büyük kalemlerinden biri olmayı sürdürmüştür. Gıda ve alkolsüz içecekler ise payını %20,6’dan %18,1’e düşürmüştür; ancak nominal değerler dikkate alındığında gıda harcaması 5 bin 25 TL’den 8 bin 138 TL’ye yükselmiştir. Diğer kalemlerde ise özellikle eğitim harcamalarında (%1’den %1,6’ya) ve eğlence, spor ve kültür harcamalarında (%1,9’dan %2,3’e) oran bazında artış görülmektedir.

“Gelir eşitsizliğinde Avrupa birincisiyiz”
Türkiye’nin içinde bulunduğu ağır sosyoekonomik kriz, gelir dağılımındaki adaletsizliği daha da büyütmüş ve ülkeyi Avrupa’da gelir eşitsizliğinin en yüksek olduğu ülke hâline getirmiştir. Bu durum, millî gelirin toplumun geniş kesimlerine ulaşamamasına, zenginlerle yoksullar arasındaki makasın açılmasına ve orta sınıfın giderek yok olmasına yol açmıştır. Eurostat’ın verileri, bu gerçeği net biçimde ortaya koymaktadır: AB ülkelerinin ortalama Gini katsayısı: 0,344, Türkiye’nin Gini katsayısı: 0,461. Bu oran, Avrupa’daki hiçbir ülke tarafından görülmemektedir. Rekor seviyedeki Gini katsayısı, yalnızca ekonomik açıdan değil, aynı zamanda toplumsal ve siyasal krizlerin derinleşmesine de neden olmaktadır.

“Türkiye’de en zengin yüzde 20’lik grup, en yoksul yüzde 20’lik grubun gelirinin yaklaşık 9 katı gelir elde etmektedir”
Gelir eşitsizliğinin artarak sürmesi, toplumda zengin kitleler ile yoksullar arasındaki uçurumun derinleşmesine yol açmaktadır. Eurostat verilerine göre, Avrupa Birliği ülkelerinde en zengin yüzde 20’lik kitleyle en yoksul yüzde 20’lik taban arasındaki gelir farkını gösteren S80/S20 oranı 4,66 iken Türkiye için bu oran 9,06’dır. Türkiye’deki zengin tabaka Avrupa ortalamasının iki katı olacak şekilde yoksulların 9 katı gelir elde etmektedir. Bu durum, Gini katsayısında olduğu gibi gelir adaletsizliği açısından da Türkiye’yi Avrupa ülkeleri arasında en olumsuz konuma yerleştirmektedir. Belçika, Almanya, Slovenya ve Norveç gibi pek çok Avrupa ülkesinde S80/S20 oranı 3–4 kat arasında seyretmektedir. Türkiye’de ise en zengin kesimin geliri, en yoksul kesimin gelirinin yaklaşık 9 katına ulaşmaktadır. Avrupa ülkeleri arasında Türkiye’ye en yakın değer Bulgaristan’da görülmekte olup, bu oran 6,96’dır.

“Türkiye, Avrupa ülkeleri arasında kişi başına düşen milli gelirde en düşük olan ülkelerden biri”
2024 yılı itibarıyla Türkiye’de kişi başına düşen milli gelir 15 bin 463 dolardır. Bu rakam, Avrupa ortalaması olan 36 bin 590 doların oldukça altında kalmakta ve Türkiye’yi Avrupa ülkeleri arasında kişi başına düşen milli geliri en düşük ülke konumuna getirmektedir. Gayrisafi yurt içi hasıla (GSYH) içindeki işçi sınıfının payının azalması ve yoksulluğun artması, bu durumun başlıca nedenleri arasında yer almaktadır.

“Her 10 kişiden 6’sı borçlu”
Konut masrafı dışındaki giderler nedeni ile 2024 yılında kurumsal olmayan nüfusun %60,9’u borçlu hale gelmiştir. Buna göre her 10 kişiden 6’sı borçlu durumdadır. TÜİK verileri incelendiğinde nüfusun sadece %39,1’inin borçlu olmadığı, halkın %12,5’inin ise borçlarını ödemekte çok zorlandığı tespit edilmiştir. Nüfusun %43,3’ü için borçların biraz yük getirdiği, %5,2’nin ise yük olmadığı görülmüştür.

“GSYH içerisinde sermayenin payı yüzde 42 iken emekçilerin yüzde 37”
Emek ve sermaye gelirleri arasındaki dengesizlik önemli bir sorun olarak devam ediyor. Son verilere göre, işgücü ödemelerinin milli gelir içindeki payı 2020 yılında %32,5 iken 2024 yılında yüzde %37’dir. Bu, işçilerin elde ettiği gelirin milli gelir içindeki payının arttığını göstermektedir. Ancak bu artışa rağmen, işverenlerin milli gelirden aldığı pay hâlâ emeğin aldığı payın neredeyse iki katıdır. Özellikle sermayenin aldığı payın, yani net işletme artığının, 2020 yılında %49,7 iken; 2024 yılında %43,1’e gerilemesi dikkat çekicidir. Bu durum, sermaye sahiplerinin milli gelirden aldığı payın azaldığını, ancak hâlâ emeğin önemli bir kısmının sermaye lehine kullanıldığını göstermektedir.

Talepler:
Krizin faturasını halka ve işçilere yükleyen ekonomi politikalarından vazgeçilmelidir.
Gelir dağılımı eşitsizliğinin temel kaynağı olan emek ve sermaye arasındaki eşitsizlik son bulmalıdır. Tüm ücretliler, ürettikleri değerin karşılığını eşit ve adil bir şekilde almalıdır.
Kamusal haklar olan eğitim, sağlık, barınma gibi haklardan herkes eşit şekilde faydalanmalı, bu temel haklar nitelikli ve parasız olmalıdır.
Gelirde adalet ve vergide adalet sağlanmalı, az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alınması uygulamasına gidilmelidir.
Herkes için temel bir gelir güvencesi sağlanmalıdır.
Asgari ücret ve tüm ücret düzeyleri insan onuruna yaraşır düzeye çekilmelidir. Asgari ücret hesaplaması bir kişinin harcamasına göre değil, en az 4 kişilik bir ailenin giderleri üzerinden yapılmalıdır.
Enflasyonla mücadelede gerçekçi ve koruyucu ekonomi politikaları uygulanmalıdır.
Yoksullukla mücadele için sosyal koruma programları oluşturulmalı ve yoksulluktan en fazla etkilenen kesimler olan kadınlar ve çocuklar için sosyal koruma politikaları hayata geçirilmelidir.
Çalışan yoksulluğunu önlemek için asgari ücret başta olmak üzere tüm ücretlilere insanca yaşayabilecekleri bir gelir güvencesi sağlanmalıdır.
Borçluluğu azaltmak için sosyal koruma politikaları hayata geçirilmelidir.
Sosyal yardımlar bireysel değil, herkes için ulaşılabilir olmalıdır ve nitelikli bir şekilde sağlanmalıdır.

]]>
Gelir dağılımındaki eşitsizliği TÜİK’de itiraf etti https://yenidunya.org/emek-gundemi/31751/gelir-dagilimindaki-esitsizligi-tuikde-itiraf-etti/ Fri, 27 Dec 2024 13:07:19 +0000 https://yenidunya.org/?p=31751 En yüksek gelir grubunun toplam gelirden aldığı pay %48,1 oldu

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı 2024 yılı gelir dağılımı istatistiğine göre en yüksek yüzde 20’lik gelir grubunun toplam gelirden aldığı pay yüzde 48,1 olurken, en düşük gelire sahip yüzde 20’lik grubun payı ise yüzde 6,3 oldu.
TÜİK Gelir Dağılımı İstatistiklerinin hesaplandığı “Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması 2024” yılı sonuçlarına ilişkin gelir bilgileri, bir önceki takvim yılı olan 2023 yılını referans alınarak düzenlendi. Gelir hesaplamalarında hanehalkı gelirleri; hanehalkı büyüklüğü ve kompozisyonu dikkate alınarak eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert gelirine dönüştürüldü.
TÜİK verilerine göre; en yüksek eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert gelirine sahip %20’lik grubun toplam gelirden aldığı pay bir önceki yıla göre 0,6 puan azalarak %48,1 olurken en düşük gelire sahip %20’lik grubun aldığı pay ise 0,2 puan artarak %6,3 oldu.

Gelir dağılımındaki eşitsizliği TÜİK’de itiraf etti

Gini katsayısı 0,413 olarak tahmin edildi
Gini katsayısı bir önceki yıla göre 0,007 puan azalış ile 0,413 olarak tahmin edildi. Tüm sosyal transferler hariç tutulduğunda Gini katsayısı 0,476, emekli ve dul yetim maaşı dahil diğer tüm sosyal transfer gelirleri hariç tutulduğunda ise 0,423 olarak tahmin edildi.
Gelir dağılımı eşitsizliği ölçütlerinden olan Gini katsayısı, sıfıra yaklaştıkça gelir dağılımında eşitliği, bire yaklaştıkça gelir dağılımında bozulmayı ifade etmektedir. Gini katsayısı hesabında hanenin ve fertlerin elde ettiği yıllık gelirlerin toplamından, gelir referans döneminde ödenen vergiler ve diğer hane veya kişilere yapılan düzenli transferler düşüldükten sonra bulunan hanehalkı kullanılabilir geliri kullanılıyor.

Gelir dağılımındaki eşitsizliği TÜİK’de itiraf etti

Toplam gelirden en yüksek payı %48,8 ile maaş ve ücret geliri aldı
Toplam gelir içerisinde en yüksek payı, %48,8 ile bir önceki yıla göre 0,3 puan artan maaş ve ücret geliri aldı. İkinci sırayı %20,8 ile önceki yıla göre 1,3 puan azalan müteşebbis geliri alırken üçüncü sırayı %17,8 ile önceki yıla göre 0,2 puanlık artış gösteren sosyal transfer geliri oluşturdu.
Tarım gelirinin müteşebbis geliri içindeki payı %17,5 olurken, emekli ve dul-yetim aylıklarının sosyal transferler içindeki payı ise %87,6 olarak gerçekleşti.

En yüksek yıllık ortalama esas iş geliri yükseköğretim mezunlarının oldu
Yıllık ortalama esas iş gelirleri sırasıyla yükseköğretim mezunlarında 309 bin 721 TL, lise ve dengi okul mezunlarında 240 bin 470 TL, lise altı eğitimlilerde 168 bin 407 TL, bir okul bitirmeyenlerde 106 bin 478 TL olarak hesaplandı. Geçen yıla göre yıllık ortalama esas iş gelirinde en yüksek artış %110,2 ile lise ve dengi okul düzeyli eğitimlilerde, en düşük artış ise %88,2 ile bir okul bitirmeyenlerde oldu.

Sektörlere göre gelir dağılımı
Yıllık ortalama esas iş gelirinde en yüksek artış %115,4 ile inşaat sektöründe oldu
Esas iş gelirleri sektörel ayrımda incelendiğinde; en yüksek yıllık ortalama gelirin 242 bin 299 TL ile hizmet sektöründe, en düşük yıllık ortalama gelirin ise 153 bin 773 TL ile tarım sektöründe olduğu görüldü. Bir önceki yıla göre; yıllık ortalama esas iş gelirinde en yüksek artış %115,4 ile inşaat sektöründe gözlenirken, bunu %102,0 ile sanayi sektörü izledi. Diğer taraftan hizmet sektöründe %100,2, tarım sektöründe ise %66,0 artış gözlendi.

En yüksek gelir grubu işverenler
Yıllık ortalama esas iş gelirleri sırasıyla işverenlerde 804 bin 882 TL, kendi hesabına çalışanlarda 210 bin 679 TL, ücretli maaşlılarda 209 bin 764 TL ve yevmiyelilerde 105 bin 712 TL olarak hesaplandı. Geçen yıla göre en yüksek artış %104,0 ile ücretli ve maaşlılarda, en düşük artış ise %82,2 ile kendi hesabına çalışanlarda oldu.

Bir önceki yıla göre son %10’luk grupta olanların %66,5’i aynı gelir grubunda kaldı
Eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert gelirine göre sıralı %10’luk gelir grupları itibarıyla fertlerin bir önceki yıla göre yüzdelik geçişleri incelendiğinde; bir önceki yılda ilk %10’luk grupta olan fertlerin 2023 yılında %56,2’sinin, son %10’luk grupta olan fertlerin ise %66,5’inin gelir grubu değişmedi. Ayrıca 2023 yılında ilk %10’luk grupta olan fertlerin %22’sinin 2024 yılında gelir grubu birden fazla yükseldi. Son %10’luk grupta olan fertlerin ise %13,2’sinin gelir grubu birden fazla düştü.

Gelir eşitsizliği en fazla İstanbul’da
İstanbul gelir eşitsizliğinin en yüksek olduğu şehir. İstanbul’u, Ankara, Antalya, Isparta ve Burdur takip ediyor.
En düşük yıllık ortalama gelir ise Van, Muş, Bitlis ve Hakkari illeri için hesaplandı.

]]>