enflasyon – Yeni Dünya https://yenidunya.org Yeni Günün Habercisi Tue, 11 Aug 2026 09:24:51 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.8.8 https://yenidunya.org/wp-content/uploads/2022/02/cropped-YD-ikon-512-1-75x75.png enflasyon – Yeni Dünya https://yenidunya.org 32 32 Hanelerin sofrasından bir öğün azaldı, ücretler eridi https://yenidunya.org/yurt/34348/hanelerin-sofrasindan-bir-ogun-azaldi-ucretler-eridi/ Tue, 11 Aug 2026 09:24:50 +0000 https://yenidunya.org/?p=34348 Ekonomist Prof. Dr. Hakkı Hakan Yılmaz, ABD-İran savaşının, yıllardır devam eden ekonomik krizi derinleştirdiğini, vatandaşın sofrasını ve öğününü daha da küçülttüğünü, çalışanların ücretlerindeki erimeyi de hızlandırdığını bir çalışmayla ortaya koydu.

Ekonomist Prof. Dr. Hakkı Hakan Yılmaz, ANKA Haber Ajansı’na yaptığı açıklamada, ABD-İran savaşının, krizle boğuşan Türk ekonomisine etkisini değerlendirdi. Yılmaz, bu konudaki yeni çalışmasını paylaştı.

Yılmaz, en önemli etkinin yüksek enerji fiyatlarından geldiğini belirterek, “Bugün birçok çalışmanın ortaya koyduğu mevcut enflasyonun 4-5 puanı enerji fiyatlarındaki artıştan kaynaklanmakta. Bunun anlamı, şu anda yüzde 32’ler seviyesinde olan yıllık enflasyon, savaş olmasaydı yüzde 25-26’lar seviyesinde olacaktı dedi.

Beslenme krizi derinleşiyor
Son bir yılda gıda harcamalarının beklentilerin tersine ortalama enflasyonun üstünde yüzde 37,8 düzeyinde artış gösterdiğini vurgulayan Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Hanelerin geçimlik yaşam maliyetlerinin gelirlerinin üstünde artması özellikle yoksul hanelerde gıda harcamaları üstünde ayrıca baskı yaratmaktadır. Hanelerin harcamaları içinde gıda harcamalarının payı en yoksul kesimde 2022’de yüzde 36’lardan 2025’te yüzde 28’lere düşmüştür. Konut grubu harcamaları ise aynı dönemde yüzde 29’lardan yüzde 38’lere önemli bir artış içinde olmuştur. 2026’da bunun gıda aleyhine artarak devam edeceğini, düşük kalan gelir artışları ve gıda enflasyonu üzerinden söyleyebiliriz.”

“Hanelerin sofrasından bir öğün azaldı”
Yılmaz, savaş kaynaklı enflasyonun hanelerin gıdaya yönelik yaptıkları harcamaları yaklaşık yüzde 19 oranında azalttığını belirterek, “100 TL olan gıda harcamaları reel olarak 81 TL’ye düştü. Konut grubundaki artışın yüzde 40’ı aşması ile birlikte (barınma giderleri) bu gelişme hanelerin sofrasından bir öğünün azalması veya her öğünden birer kap yemeğin azalması anlamına gelmektedir” dedi.

“Enflasyon çocukları ve yoksulları vuruyor”
Bütçede, yoksullara yönelik harcamaların, Hazine’nin ödeneklerde kısıntıya gittiği alanların başında geldiğini anlatan Yılmaz, “Yoksullara yönelik sosyal yardım harcamalarının bütçe içindeki payının en düşük düzeye gerilediği yıl, yüzde 2,71 ile 2026 olmuştur. Enflasyonun özellikle yoksulları ve çocukları vurması 2026 yılında daha sert yaşanmaktadır” diye konuştu.

“Ücretli vergi yükünü sırtladı”
Ücretlilerin üzerindeki vergi yüküne de dikkati çeken Yılmaz, “Uygulanan vergi dilimleri ve artan oranlılık nedeniyle ücretlilerin nominal maaşlarındaki artışlar, onların çok daha yüksek vergi oranı üzerinden vergi ödemeleri anlamına geliyor. Ortalama enflasyonun yüzde 20’ler yerine yüzde 30’ları aşması demek vergi dilimlerinin enflasyona göre düzeltilmediği bir yapıda çalışanların daha hızlı şekilde üst vergi dilimine girmeleri ve daha yüksek orandan vergi ödemek suretiyle gelirlerinin azalması anlamına geliyor” ifadesini kullandı.

“Maaşlar ve aylıklar eridi”
Savaşın gelirler politikasındaki etkisine de işaret eden Yılmaz, “Savaş, bu yönüyle çalışan ve emeklilerin maaşlarında önemli bir erimeye sebep oldu. Enflasyondaki yaklaşık 5 puanlık artış en düşük ücrette 1500 TL, ortalama ücrette 2300 TL olmak üzere bir azalmaya sebep oldu. Vergilerdeki ortalama yüzde 10 artış, ulaştırma yanında başta gıda ve konut grubu olmak üzere ikincil fiyatlardaki artışın da baskısıyla çalışan ve emeklilerin ücretleri hem gelir hem de harcama yönlü bir azalışa girmiştir” dedi.

Ekonomist Prof. Dr. Hakkı Hakan Yılmaz, bu koşulların bir sonucu olarak ortalama ücret alan bir hanenin net harcanabilir gelirinin sadece savaş nedeniyle yüzde 10-15 arasında daraldığını vurguladı. Yılmaz, savaş dışı ekonomik programdan kaynaklı diğer faktörlerle bu azalmanın yüzde 20’nin üzerine kadar çıktığını vurguladı.

]]>
“Emeklisini yoksulluğa mahkum eden bir toplumun vicdanı yaralıdır.” https://yenidunya.org/emek-gundemi/34112/emeklisini-yoksulluga-mahkum-eden-bir-toplumun-vicdani-yaralidir/ Sat, 06 Jun 2026 06:24:46 +0000 https://yenidunya.org/?p=34112 2021 Tüm Emekliler Sendikası Genel Başkanı Salman Hürkardeş, TÜİK’in açıkladığı enflasyon verilerini eleştiren yazılı bir açıklama yaptı.
“Ben kendim de emekli bir yurttaşım, emekli aylığımın yıllar içerisinde nasıl eridiğini yaşayarak biliyorum” diyen Hürkardeş, “Bu sistem sadece bizi yoksullaştırmakla kalmıyor, çocuklarımızın, torunlarımızın, gençlerin ve kadınların gelecek umutlarını da karartıyor.” dedi.

TÜİK, Mayıs ayı enflasyon oranını yüzde 1,71 olarak, yıllık yüzde 32,61 olarak açıkladı, inandırıcı mı? Kesinlikle hayır; ben kendim de emekli bir yurttaşım, emekli aylığımın yıllar içerisinde nasıl eridiğini yaşayarak biliyorum; görevim gereği üyelerimizin yaşadığı geçim zorluklarına, barınma sorunlarına, kritik hastalıklarda randevu bulamayıp çaresiz kalmalarına aşinayım.
Kaldı bir ay, haziran ayı da açıklanınca altı aylık enflasyon farkını hesaplayıp ‘’Temmuz zammı’’ diye aylıklarımıza yansıtacaklar. Enflasyon farkı ödemesine zam olarak adlandırmak dilin hileli kullanımıdır. Emekli aylıklarına gerçekten zam yapılsa bizim alım gücümüzün artması, en azından korunması gerekirdi.
Bu hesaplamalara göre yapılacak artışlar derde deva olmaz, emekliler ilk hedef olarak 2002 yılı öncesi koşullara ulaşmak istiyorlar.2002 yılı Aralık ayında asgari ücret 184 lira iken en düşük emekli aylığı bunun yüzde 40 fazlası olan 257 liraydı. Bugünkü 28 bin 75 liralık asgari ücretin yüzde 40 fazlası 39 bin 305 lira eder. Siz en düşük emekli aylığı olarak 20 bin lira veriyorsunuz, yani yaklaşık olarak aylıkların yarısını yok etmişsiniz, şimdi kırıntılarla idare edin diyorsunuz. Üstelik de emeklilik sisteminde prim gün sayısına bağlı dengeleri de bozdunuz, herkesi yoksullukta eşitliyorsunuz. Üç yıldır memur emeklilerinin yasa gereği hakları olan seyyanen zammı bile uygulamadınız.

Toplumsal sorumluluk
Biz emekliler, bu iktidarın uyguladığı, yoksulluğumuza sebep olan neo liberal yağma sistemine razı olmadığımızı ve olmayacağımız her fırsatta hem bireyse hem topluca dile getiriyor, çözüm yollarını da sunuyoruz. Bu sistem sadece bizi yoksullaştırmakla kalmıyor, çocuklarımızın, torunlarımızın, gençlerin ve kadınların gelecek umutlarını da karartıyor. Emeklisini yoksulluğa mahkum eden bir toplumun vicdanı yaralıdır. Çocukların gençlerin kadınların yarınından umudu kırıksa toplumun geleceği tehlikededir. Bu yüzdendir ki mücadelemizi sadece kendimizle sınırlamıyor kurtuluşumuzun hep birlikte olacağının bilinciyle hareket ediyoruz.

Çare var
Cumhuriyetin kuruluş dönemindeki gibi planlı kamucu karma ekonomi modelinin tekrar uygulanması şarttır. Bugün ülkemizde milyonlarca emekçinin yoksulluğu pahasına bir avuç dolar milyarderi var, dağlarımız yaylalarımız zeytinliklerimiz vahşi madenciliğin saldırısı altında. Sağlıklı toplum için, emekçilerin birlikte ürettiği hakça bölüştüğü bir düzene ulaşmak için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz. Herkesin karnı tok sırtı pek başı dik olsun, çocuklarımız ve torunlarımızla birlikte onurumuzla insanca yaşayalım.

]]>
İTO İstanbul’un mayıs ayı enflasyonunu açıkladı https://yenidunya.org/yurt/34090/ito-istanbulun-mayis-ayi-enflasyonunu-acikladi/ Mon, 01 Jun 2026 12:27:49 +0000 https://yenidunya.org/?p=34090 İstanbul’da perakende fiyatlar mayısta bir önceki aya göre yüzde 1,53, yıllık ise yüzde 36,77 artış gösterdi. Toptan fiyatlarda artış ise aylık bazda yüzde 1,58, yıllık yüzde 23,35 oldu

İstanbul Ticaret Odası (İTO), mayıs ayı Tüketici Fiyat İndeksi verilerini açıkladı.
Açıklanan verilere göre İstanbul’da perakende fiyat hareketlerinin göstergesi olan İstanbul Tüketici Fiyat İndeksi aylık bazda %1,53 artış kaydetti.
Bir önceki yılın aynı ayına göre değişim oranı ise %36,77 olarak kayıtlara geçti.
Nisan ayında İstanbul Tüketici Fiyat İndeksi’nde aylık artış yüzde 3,74, yıllık artış ise yüzde 36,83 olarak gerçekleşmişti.

İTO İstanbul'un mayıs ayı enflasyonunu açıkladı

Perakendede durum
Mayıs ayında İstanbul Tüketici Fiyat İndeksinde bir önceki aya göre Lokanta ve Oteller harcama grubunda yüzde 4,14, Konut harcama grubunda yüzde 3,00, Eğlence ve Kültür harcama grubunda yüzde 2,70, Ev Eşyası harcama grubunda yüzde 2,07, Giyim ve Ayakkabı harcama grubunda yüzde 1,84, Haberleşme harcama grubunda yüzde 1,47, Çeşitli Mal ve Hizmetler harcama grubunda yüzde 1,25, Eğitim harcama grubunda yüzde 0,96, Ulaştırma harcama grubunda yüzde 0,86, Gıda ve Alkolsüz İçecekler harcama grubunda 0,83, Sağlık Harcama grubunda yüzde 0,53 artış, Alkollü İçecekler ve Tütün harcama grubunda yüzde 0,03 azalış izlendi.

Toptanda durum
Mayısta bir önceki aya göre toptan eşya fiyatlarının en çok arttığı grup yüzde 4,04 ile “madenler” oldu. Bunu yüzde 2,70 ile “Gıda maddeleri”, yüzde 1,13 ile “inşaat malzemeleri”, yüzde 0,67 ile “işlenmemiş maddeler”, yüzde 0,56 ile “kimyevi maddeler” takip etti.
“Yakacak ve Enerji Maddeleri” grubunda yüzde 0,25 azalış gerçekleşirken mensucat grubunda herhangi bir değişim gözlenmedi.
Yıllık artış ise inşaat malzemelerinde yüzde 31,30, madenlerde yüzde 30,69, gıda maddelerinde yüzde 26,65, yakacak ve enerjide yüzde 21,93, mensucatta yüzde 17,61, işlenmemiş maddelerde yüzde 14,29, kimyevi maddelerde ise yüzde 10,51 oldu.

]]>
Sefaletin nisan karnesi: Hedefler dört ayda hayal oldu https://yenidunya.org/emek-gundemi/34041/sefaletin-nisan-karnesi-hedefler-dort-ayda-hayal-oldu/ Wed, 06 May 2026 10:28:24 +0000 https://yenidunya.org/?p=34041 Birleşik Kamu-İş, TÜİK’in açıkladı gerçek dışı enflasyon verilerini, KAMU-AR verileriyle karşılaştıran bir açıklama yaptı.

Açıklamada, “Hedefler çöktü. En temel ihtiyaç olan beslenme ve barınmada krizi derinleşiyor ” denildi.

Halkın gerçek gündemi TÜİK’i yalanlıyor
“Biliyorsunuz ben ekonomistim” sözünün durmadan eko yaptığı bir çukurdayız. Yanlış ekonomi politikalarında uzun süreli ısrar sonucunda ülkemizin içine düştüğü ekonomik kriz, artık hükümetin ve onun eksenindeki kişi ve kurumların dahi saklayamayacağı hale gelmiştir. Nisan ayı enflasyonu ve yıllık enflasyondaki son durum, bu durumun en güncel göstergesi olmuştur.

Kamu-İş olarak, halkın gerçek gündemi olan geçim sıkıntısını ve ekonomik yıkımı rakamlarla belgelemeye, bu alanda söylenen yalanlarla mücadele etmeye devam ediyoruz. 2026 yılının Nisan ayı verileri, sadece bir ekonomik krizin değil, bilinçli bir yoksullaştırma politikasının ve sosyal devlet ilkesinin tasfiyesinin ilanı niteliğindedir.

Bugün TÜİK tarafından açıklanan enflasyon verileri, ekonomi yönetimindeki samimiyetsizliği bir kez daha deşifre etmiştir. Bugüne dek rakamları makyajlayarak iktidarı memnun eden, emekçinin ücret zammından çalınmasına veri hazırlayan TÜİK’in bile enflasyonu beklentilerin üzerinde açıklaması manidardır. Bu tablo; hanelerdeki yangının artık saklanamaz bir boyuta ulaştığının, mızrağın çuvala sığmadığının kanıtıdır. “TÜİK bile gizleyemiyorsa, sokaktaki gerçek felaketi hayal edin” dedirten bir iklimin içindeyiz.

TÜİK’in gerçek dışı rakamlarını bir kenara bırakırsak; konfederasyonumuzun AR-GE birimi olan Kamu-AR’ın Nisan raporundan öne çıkan acı gerçekler şöyle:

Sefaletin nisan karnesi: Hedefler dört ayda hayal oldu

Hedefler çöktü:
İktidarın ve Merkez Bankası’nın 2026 sonu için hedeflediği %16’lık enflasyonun %14,64’ü henüz ilk dört ayda yaşanmıştır. Hedefin %92’si dört ayda aşılmış, yıllık hedefe sadece 1,36 puan kalmıştır.

‘Dünya liderliği’ değil bir ibret hikayesi:
Türkiye, %32,37’lik yıllık enflasyon oranıyla Venezuela, Güney Sudan, İran ve Arjantin’in ardından dünyada en yüksek enflasyona sahip 5. ülke konumundadır. Avrupa’da ise açık ara birinci sıradadır.
Gelirlerdeki korkunç erime:
Ocak ayında yapılan zamların tamamı enflasyonla buharlaşmıştır. En düşük memur aylığının 9 bin 61 lirası, asgari ücretin 4 bin 110 lirası ve en düşük emekli aylığının 2 bin 928 lirası ilk dört ayda eriyip gitmiştir.

En temel ihtiyaç olan beslenme ve barınmada kriz derinleşiyor:
Gıda fiyatları sadece dört ayda %20,29 artmıştır. Kiralardaki yıllık artış ise %51,16 ile genel enflasyonun 18,8 puan üzerine çıkarak barınma hakkını bir lüks haline getirmiştir.

Hem paramızdan hem ‘enerji’mizden çalıyorlar:
Kamuoyuna %25 olarak duyurulan doğalgaz zammı, kademeli fiyat uygulamasıyla vatandaşa %44,47 olarak yansımıştır. Doğalgazdaki yıllık artış %94,71’i bulmuştur.
Tek başına bu ayki oranlar dahi Saray ekonomisinin çöktüğünü kanıtlamaktadır. AKP eliyle var edilen bu “yoksulu daha yoksul, zengini daha zengin” kılan bu bozuk sistem, halkın parasıyla inşa edilen varlıkların özelleştirme adı altında birer birer peşkeş çekilmesiyle son aşamasına gelmiştir.
Özellikle yıllık bazda %50’yi aşan eğitim enflasyonu, bu hiperenflasyon ikliminin sadece bugünü değil, ülkenin geleceğini de tahrip ettiğini göstermektedir. Kamu hizmeti olması gereken en temel haklara ulaşmanın dahi maliyeti günden güne artarken, sosyal devlet ilkesi bir nostaljiye dönüştürülmektedir. Kendi yarattığı krizi öngöremeyen bu zihniyet, çalışanları sahte tahminlerle sefalet çukuruna itmektedir.

Kamu-İş olarak vurguluyoruz:
Bu rakamlar sadece istatistik değil; tenceredeki eksik aşın, ödenemeyen faturaların ve çalınan geleceğin hesabıdır. Bu ülkenin çalışan, değer üreten yurttaşları, iktidarın yediği yemeğin parasını, çıkardığı krizin faturasını ödemek zorunda değildir! Hesap ödemesi ve hesap vermesi gereken de halkı günden güne daha yoksul haline getiren yöneticilerdir! İlan ediyoruz ki bu hesabı sormaya devam edeceğiz!

]]>
Birleşik Kamu-İş: “TÜİK yalan söylüyor” https://yenidunya.org/emek-gundemi/33949/birlesik-kamu-is-tuik-yalan-soyluyor/ Fri, 03 Apr 2026 11:37:31 +0000 https://yenidunya.org/?p=33949 Birleşik Kamu-İş, TÜİK önünde basın açıklaması gerçekleştirdi.
Açıklamada, TÜİK’in açıkladığı enflasyon verilerinin halkın yaşadığı ekonomik tabloyu yansıtmadığı vurgulandı; artan yoksulluk, yükselen gıda fiyatları ve eriyen ücretler karşısında gerçeklerin gizlenmesine tepki gösterildi.
Basın açıklamasını Birleşik Kamu-İş Genel Başkanı Orhan Yıldırım’ın yaptı.

“Halkın büyük çoğunluğu ay sonunu getiremiyor”
Yanlış ekonomi politikalarında ısrar ve kötü yönetim sonucu içine düştüğümüz ekonomik kriz aydan aya derinleşirken, TÜİK’in gerçekleri makyajlamaya yönelik beyhude çabası sürüyor. Verdiği yanlış rakamlarla emekçinin ücretinin erimesine yol açan, kamu emekçisi ve emeklisinin zammını düşürmek için adeta gayret sarf eden; ama ne hikmetse “hakkımızı çalıyor” dediğimiz için bizi dava eden TÜİK, “yalancı ve hırsız” imalarıyla barışmasını gerektirecek şekilde bir enflasyon raporu daha yayımladı.
Halkımızın büyük çoğunluğunun ay sonunu zor getirdiği ülkemizde, TÜİK’e göre aylık enflasyon Ocak ayında 4,84 Şubat ayında 2,96 ve Mart ayında ise sadece 1,94oranında gerçekleşmiş. Yani enflasyon oranını neye göre belirlediği kendisinden başka kimseye malum olmayan, mahkeme kararlarına rağmen enflasyon sepetini açıklamayan TÜİK, adeta şunu diyor: “Sizin çarşıda pazarda yaşadığınız değil, benim yazdığım gerçek!”

Birleşik Kamu-İş: “TÜİK yalan söylüyor”

Gıda enflasyonu verileri daha da kötüleşecek
Oysa biz gerçeği biliyoruz; yalancıyı bildiğimiz gibi! Gerçeği haykıralım: Konfederasyonumuzun AR-GE birimi KAMU-AR’ın araştırmalarına göre Mart ayında; Açlık sınırı 1.856 lira daha artarak 36 bin lira sınırına yaklaşırken; yoksulluk sınırı da gıdayla birlikte diğer harcama gruplarında yaşanan yüksek fiyat artışlarının etkisiyle 107 bin liraya ulaştı. Açlık sınırı son bir yıllık dönemde 10 bin 94 lira, gıda dışındaki ihtiyaçlar için yapılması gereken harcamalar 18 bin 502 lira ve yoksulluk sınırı ise 28 bin 596 lira artmış oldu.
KAMU-AR’ın raporuna göre genel enflasyon bir yana dursun, gıda fiyatları bile bir önceki aya göre yüzde 8 arttı. Mart 2026 itibarıyla gıda fiyatları son bir yılda yüzde 57 oranında yükseldi. Üstelik TÜİK nasıl bir pembe tablo çizerse çizsin, gıda enflasyonundaki verilerin kısa zamanda daha da kötüleşmesi kaçınılmazdır. Bölgedeki savaş durumu ve ülkemize özgü nedenler yüzünden enerji ve gıda fiyatlarında bir “enflasyon tsunamisi”yaşanması an meselesidir.

TÜİK’in rakamları gerçek dışı
Kaçınılmaz gıda harcamalarındaki artış, ücretlerdeki genel artışı şimdiden geçti. Ekmek, un, bulgur ve makarna fiyatları bu yılın Mart ayında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 31,8; et ve balık fiyatları yüzde 63,3; süt, süt ürünleri ve yumurta fiyatları yüzde 35,3 oranında artış kaydetti. Bir yıl öncesine göre yağ fiyatları yüzde 34,2; meyve fiyatları yüzde 118,8; sebze fiyatları ise yüzde 99,7 oranında arttı. Bakliyat fiyatları son bir yılda yüzde 40,9, diğer gıda fiyatları ise yüzde 28,9 oranında artış gösterdi.
Yani halk arasında “kapıdan baktırıp kazma kürek yaktırır” denen Mart ayında, halk yakacak kazma küreği bile bulamayacak kadar hızla yoksullaştı. Daha önce söylemiştik, yine altını çiziyoruz: TÜİK’in açıkladığı rakamlar ile hane halkının yaşadığı gerçekler arasındaki uçurum her ay biraz daha açılıyor.
Titanic batarken müzisyenlerin çalmaya devam etmesi gibi, açıklanan bu gerçek dışı rakamlar da ekonomideki batışı durdurmaya yetmiyor.
Biz hakikatten, halkın geçim kavgasından, emekten ve hak edişten yanayız.
Birleşik Kamu-İş olarak yalanlarla mücadele etmeye, halka gerçekleri anlatmaya ve “yavuz hırsızın ev sahibini bastırmasına” engel olmaya devam edeceğiz!

]]>
İstanbul’un şubat enflasyonu açıklandı https://yenidunya.org/yurt/33880/istanbulun-subat-enflasyonu-aciklandi/ Mon, 02 Mar 2026 07:38:28 +0000 https://yenidunya.org/?p=33880 İTO, İstanbul için şubat ayı enflasyon verilerini açıkladı: Aylık enflasyon: %3,85, Yıllık enflasyon: %37,88. oldu.
Aralık ayında 0.85 olarak açıklanan enflasyon, Ocak ayında 5.85, Şubat ayında 3.85 çıktı. Son 3 ayda açıklanan rakamları yorumlayan emekliler “enflasyon bizi sevmiyor, zam alacağımız ayda düşüyor” dedi.

İstanbul Ticaret Odası (İTO), 2026 Şubat ayına ilişkin İTO İstanbul Tüketici Fiyat İndeksi verilerini yayımladı.
Verilere göre, Şubat ayında İstanbul’da perakende fiyat hareketlerinin göstergesi olan İTO İstanbul Tüketici Fiyat İndeksi’nin aylık artışı yüzde 3,85, yıllık artış ise yüzde 37,88 olarak gerçekleşti. On iki aylık ortalamalara göre değişim oranı yüzde 41,14 oldu.
İstanbul enflasyonu Ocak’ta aylık bazda yüzde 4,56, yıllık bazda ise yüzde 36,15 seviyesindeydi.

En yüksek artış gıda ürünlerinde
İstanbul Tüketici Fiyat İndeksi verilerine göre, Şubat ayında bir önceki aya kıyasla gıda ve alkolsüz içecekler harcama grubunda yüzde 6,87 artış kaydedildi.
Alkollü içecekler ve tütün grubunda fiyatlar yüzde 5,38 yükselirken, ulaştırma harcamalarında artış oranı yüzde 4,95 oldu.
Sağlık harcama grubunda fiyatlar yüzde 3,26 artarken, eğlence ve kültür grubunda yüzde 2,66, konut harcamalarında yüzde 2,41 ve eğitim grubunda yüzde 2,35 artış gerçekleşti.
Lokanta ve oteller harcama grubunda fiyatlar yüzde 1,75 yükselirken, çeşitli mal ve hizmetler grubunda yüzde 1,32 ve ev eşyası grubunda yüzde 0,98 artış görüldü.
Haberleşme harcamalarında ise yüzde 0,09 oranında sınırlı bir artış kaydedildi.
Giyim ve ayakkabı harcama grubunda fiyatlar yüzde 0,17 gerileyerek tek düşüş kaydedilen kalem oldu.

Fiyat değişimlerini neler etkiledi?
İstanbul’da 2026 Şubat ayı fiyat indeksinin belirlenmesinde; Gıda Harcamaları grubunda yer alan bazı ürünlerde kış mevsim etkisi ile izlenen yukarı yönlü fiyat değişimleri, Ulaştırma harcamaları, Sağlık harcamaları ve Eğlence ve Kültür harcama gruplarında kamu kaynaklı fiyat düzenlemeleri ile piyasa koşullarına bağlı izlenen fiyat değişimleri, Lokanta ve Oteller harcama grubunda izlenen yukarı yönlü fiyat değişimleri ile Giyim ve Ayakkabı harcamaları grubunda ise piyasa koşullarına bağlı olarak izlenen aşağı yönlü fiyat değişimleri etkili olmuştur.

]]>
Türkiye Cumhuriyeti’nin İngiltere vatandaşı Maliye Bakanı’nın, enflasyonla mücadele programı üzerine https://yenidunya.org/yazarlar/selim-dikel/33763/turkiye-cumhuriyetinin-ingiltere-vatandasi-maliye-bakaninin-enflasyonla-mucadele-programi-uzerine/ Wed, 04 Feb 2026 18:27:29 +0000 https://yenidunya.org/?p=33763 Türkiye’nin ekonomik durumu hakkında kendisine sorulan bir soruya; “Gözlerime bakın, ne görüyorsunuz? Ekonomi gözlerdeki ışıltıdır” şeklinde yanıt veren eski Hazine ve Maliye Bakanı Nurettin Nebati’nin görevi süresince uygulanan ‘Nas’ ve ‘Heterodoks’ ekonomisinin patlaması sonucunda; Milliyetçi ve muhafazakar AKP/MHP koalisyonu tarafından, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Hazine ve Maliye Bakanlığı görevine getirilen, İngiltere vatandaşı Mehmet Şimşek ile birlikte vites yükselten neoliberal ve özelleştirmeci borç faiz ekonomisine dayalı kapitalist vurgunculuk düzeni, ülkeyi ve halkı gırtlağına kadar borca batırdı.

Ülkemiz tarihin en ağır ekonomik, siyasi ve toplumsal krizini yaşıyor. İşsizlik ve hayat pahalılığı önlenemiyor. Halk yoksullaşıyor. Yoksulların borcu, zenginlerin serveti artıyor. Hazine garantili Yap-İşlet-Devret ihaleleriyle, Kur Korumalı Mevduat Hesaplarıyla, vergi istisnaları, krediler ve teşviklerle dolar milyarderi ve milyoneri bir avuç holding patronu her geçen gün daha fazla zenginleşirken; milyonlarca emekli ve emekçi açlığa, yoksulluğa ve sefalete mahkûm ediliyor.

‘Enflasyonu düşürmek’ bahanesiyle, “ekonomiyi soğutma ve sıkılaştırma politikası” adı verilen aylık yüzde 5 ile başlayan, yüzde 4,5 ve 4,25 ile devam eden tefeci faizleriyle yerli ve yabancı banka patronları servetlerine servet katarken; emekliler ve emekçiler karnını doyurabilmek için, kredi kartıyla, tüketici kredisiyle ve kredili mevduat hesabıyla banka kuyruklarında, icra ve haciz tehdidi altında yaşama savaşı veriyor.

Ülkeyi yönetenler ve çevresinde kümelenmiş bir avuç vurguncu, kamu kaynaklarını har vurup harman savurup lüks ve şatafat içinde cennette yaşarken; işçiler, memurlar, emekliler, çiftçiler, esnaf ve sanatkârlar, işsiz yurttaşlar, şehir ve köy emekçileri cehennem hayatı yaşıyor.

Siyasi iktidar artık ülkeyi yönetemiyor. Kendi yarattığı sorunları çözmek yerine günden güne daha da ağırlaştırıyor. ‘Cambaza bak’ oyunlarıyla ve suni gündemlerle halkı oyalıyor.

Maliye Bakanı, “En yüksek asgari ücret Türkiye’de”, “Emeklilerimizi enflasyona ezdirmedik”, “Kar yağdı böyle oldu”, “Enflasyon tek haneye inecek, ha düştü ha düşecek” diye halkla alay ediyor. “Biraz daha sabredin” diyerek halktan fedakârlık istiyor.

Emperyalist finans kuruluşları tarafından görevlendirilen İngiltere vatandaşı Maliye Bakanının, “sıkılaştırma politikası ve kamuda tasarruf tedbirleri” adını verdiği; yerli ve yabancı tefeci bankerlerin çıkarlarını kollayan, yüksek faizle borçlanmaya dayalı sahte reçeteleri; işçi sınıfının, memurların, emeklilerin, şehir ve köy emekçilerinin yaşadığı sorunları çözemez.

‘Acı reçeteye’ karşı gerçek çözüm, kamucu ve planlı ekonomidir

Bir avuç para babasını daha da zengin ederken orta halli insanlarımızı yoksullaştıran, halkımızın en geniş kesimi olan işçileri, çiftçileri, memurları, küçük esnafı ve emeklileri daha da yoksullaştırırken, işsizleri adeta toplumun dışına iten kapitalist vurgunculuk düzeni iflas etti. Hanelere ateş düştü. Kırk yıldır borç faiz döviz özelleştirme tuzağına mahkûm edilen Türkiye halkı, emperyalizmin işbirlikçisi holdinglerin boyunduruğu altında işsizlikten pahalılıktan yoksulluktan kırılıyor.

Ülkeyi ve halkı gırtlağına kadar borca sokan neoliberal ve özelleştirmeci borç-faiz ekonomisi ile Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik krizden kurtuluşu asla mümkün değildir.

Biz bu filmi daha önce defalarca izledik. Filmin sonunda patronlar hep daha fazla zenginleşti. İşçi sınıfı, emekçi halk ve emekliler ise daha fazla yoksullaştı. Aynı filmi tekrar izlemek istemiyoruz.

İşsizliğe, yoksulluğa ve hayat pahalılığına karşı mücadele ‘acı reçetelerle’ değil, planlı ekonomi ve kamucu önlemlerle olur

Çalışanların, emeklilerin, işsizlerin, alınteri ile geçinen tüm şehir ve köy emekçilerinin refah içinde yaşayabilmesi ve ülkemizin ekonomik iflastan kurtulması için çare vardır.

Türkiye’yi ve emekçi halkın mutfağını yakıp kavuran ekonomi yangınını söndürmek için tek ve gerçek çözüm, kamu öncülüğünde uygulanacak olan planlı ve toplumcu üretim ekonomisidir.

Yaşanan krizin nedenleri tamamen sınıfsaldır. Bu nedenle ekonomik krizin faturası işçilere, memurlara, emeklilere ve emekçi halka değil; krizi yaratan dolar milyarderi ve milyoneri bir avuç holding patronuna kesilmelidir.

Bunun için, öncelikle ve ivedilikle dolar milyarderlerine ve milyonerlerine servet vergisi uygulaması getirilmelidir.

Asgari ücret ve emekli aylıkları ile tüm çalışanların maaşları geçmiş yıllardaki reel enflasyon kayıpları da dikkate alınarak, insanca yaşayabilecek düzeyde artırılmalıdır.

Enflasyona ve vurgunculuğa karşı, temel gıda ve tüketim malları ile kira artışlarına tavan fiyat uygulaması getirilerek, iç piyasa canlandırılmalıdır.

Dövize endeksli ve Hazine garantili Yap-İşlet-Devret ödemeleri Türk Lirasına endekslenmelidir.

Döviz ticareti yasaklanmalı, bankalardaki ve halktaki döviz devlet tarafından uygun bir kurdan Türk Lirasına çevrilmelidir.

Yaratılan kaynaklar ve döviz kamucu ve toplumcu ekonomik anlayış temelinde üretim ve istihdam seferberliği için kullanılmalıdır.

Özelleştirilen tüm kamu işletmeleri yeniden kamulaştırılarak devletleştirilmelidir.

Kamu görevlilerine asıl görevleri dışındaki yönetim kurulu üyelikleri için yapılan birden fazla maaş ödemeleri ile ‘Huzur Hakkı’ ödemeleri iptal edilmelidir.

Hisse senedi, borsa ve kuyumculuk faaliyetlerindeki vergi kayıp ve kaçakları önlenmelidir.

Yerli ve yabancı Holdinglere ve Bankalara yasalarla tanınan Kurumlar Vergisi muafiyeti, istisna ve indirimler kaldırılmalıdır.

Kayıt dışı istihdam engellenerek devletin vergi ve sigorta prim kayıpları önlenmelidir.

Devlet bütçesinin ve Maliye Hazinesinin dolar milyarderi bir avuç holding patronu ve müteahhit tarafından yağmalanması sonucunu doğuran özelleştirmeci ve İMF’ci liberal ekonomik anlayış kesinlikle terk edilmelidir.

Askeri, siyasal, ekonomik, sosyal ve kültürel alanlarda tam bağımsız bir Türkiye için, öncelikli olarak karma ekonomik sistem temelinde, merkezi planlı ekonomiye dayalı, kamucu ve toplumcu ekonomik kalkınma modeli uygulanmalıdır.

Emperyalist finans kuruluşları tarafından görevlendirilen İngiltere vatandaşı Maliye Bakanının, “sıkılaştırma politikası ve kamuda tasarruf tedbirleri” adını verdiği; yerli ve yabancı tefeci bankerlerin çıkarlarını kollayan, yüksek faizle borçlanmaya dayalı sahte reçeteleri; işçi sınıfının, memurların, emeklilerin, şehir ve köy emekçilerinin yaşadığı sorunları çözemez.

Bugüne dek yapılan uygulamalar açıkça göstermiştir ki; işsizliğe, yoksulluğa ve hayat pahalılığına karşı mücadele ‘acı reçetelerle’ değil, planlı ekonomi ve kamucu önlemlerle olur.

]]>
TÜRK-İŞ: Asgari ücret ve yaşam maliyeti arasındaki açık derinleşiyor https://yenidunya.org/emek-gundemi/33727/turk-is-asgari-ucret-ve-yasam-maliyeti-arasindaki-acik-derinlesiyor/ Fri, 30 Jan 2026 09:51:23 +0000 https://yenidunya.org/?p=33727 TÜRK-İŞ Ocak 2026 Açlık ve Yoksulluk Sınırı araştırması açıklandı.
Araştırma sonuçlarına göre:
-Dört kişilik ailenin aylık gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) 31.224 TL.
-Gıda ile birlikte diğer tüm temel harcamalar için haneye girmesi gereken toplam gelir tutarı (yoksulluk sınırı) ise 101.706 TL.
-Bekâr bir çalışanın aylık yaşama maliyeti 40.541 TL.
-Mutfak enflasyonu aylık %3,58 on iki aylık %41,08 yıllık ortalama %39,79 olarak hesaplandı.

Asgari ücret, sosyal devlet anlayışı çerçevesinde ve Anayasa’da güvence altına alınan insan onuruna uygun bir yaşam hakkı esas alınarak değerlendirilmelidir. Bu ücret, yalnızca barınma, ulaşım, sağlık ve eğitim gibi zorunlu ihtiyaçları değil, kültürel ve sosyal gereksinimleri de karşılayabilecek bir düzeyde olmalıdır. Ancak artan yaşam maliyetleri karşısında ücretlerin yetersiz kalması, çalışanların alım gücünü azaltmakta; temel ve zorunlu harcamalara erişimi her geçen gün daha da güçleştirerek geçim koşullarının zorlaştırmaktadır.

TÜRK-İŞ tarafından, çalışanların geçim koşullarını ortaya koymak ve temel ihtiyaç maddelerindeki fiyat değişikliğinin aile bütçesine yansımalarını belirlemek amacıyla her ay, düzenli olarak yapılan bu araştırmanın 2026 Ocak ayı sonucuna göre;
-Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapılması gereken aylık gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) 31.223,88 TL’ye,
-Gıda harcaması ile giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı ise (yoksulluk sınırı) 101.706,40 TL’ye
-Bekâr bir çalışanın ‘yaşama maliyeti’ de aylık 40.540,91 TL’ye yükseldi.

TÜRK-İŞ: Asgari ücret ve yaşam maliyeti arasındaki açık derinleşiyor

TÜRK-İŞ’ in verilerine göre “mutfak enflasyonu” verilerindeki değişim Ocak 2026 itibariyle şu şekilde gerçekleşmiştir:
-Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin “gıda için” yapması gereken asgari harcama tutarındaki artış bir önceki aya göre yüzde 3,58 oranında gerçekleşti.
-On iki aylık değişim oranı yüzde 41,08 oldu.
-Yıllık ortalama artış ise yüzde 39,79 olarak gerçekleşti.

TÜRK-İŞ: Asgari ücret ve yaşam maliyeti arasındaki açık derinleşiyor

TÜRK-İŞ hesaplamasında temel alınan ve doğrudan piyasadan çarşı-pazar-market dolaşılarak gıda ürünleri fiyatlardaki değişim, harcama gruplarına göre Ocak 2026 itibariyle şu şekilde oldu:
•Süt, yoğurt ve peynir ürünlerinin bulunduğu grupta; bu ay da artış devam etti. Fiyat artışı önceki ayları göre daha sınırlı gibi görünmekle birlikte, söz konusu ürünlerin insan vücudu için gerekli temel besinler arasında yer alması ve özellikle çocuklar ile gençlerin dengeli beslenmesi açısından önem taşıması nedeniyle hanehalkı bütçesi üzerindeki baskısı sürmektedir.

•Et, tavuk, balık, yumurta ve kuru baklagiller ürünlerinin yer aldığı grupta; dana ve kuzu eti fiyatlarında bu ay da artış gözlemlenmiştir. Tavuk eti kilogram fiyatında, geçen ay olduğu gibi bu ay da artış tespit edilmiştir. Yumurta fiyatlarında ise bu ay bir miktar gerileme görülmüştür. Balık ürünlerinde tezgâhlardaki ürün çeşitliliği artmaya devam etmekle birlikte, buna rağmen fiyatlarda da artış gözlemlenmiştir. Bu ürün grubu içerisinde en yüksek artışın tavuk ve balık fiyatlarında olduğu görülmüştür. Kuru baklagiller (kuru fasulye, nohut, yeşil ve kırmızı mercimek) grubunda ise bu ay önemli bir değişiklik tespit edilmemiştir.

TÜRK-İŞ: Asgari ücret ve yaşam maliyeti arasındaki açık derinleşiyor

•Meyve-sebzenin ortalama fiyatı bu ay artış göstermiştir. Geçen ay bir miktar gerileyen sebze fiyatları bu ay yükselirken, meyve fiyatlarında ise sınırlı bir azalış gözlemlenmiştir. Lahana ve ıspanak gibi yeşil yapraklı sebzelerin yanı sıra salata yeşilliklerinin bulunduğu sebze grubundaki ve patatesin kilogram fiyatında gerçekleşen artışlar genel sebze fiyatlarının yukarı yönlü seyretmesinde etkili olmuştur. Hesaplamada -bu ay- 24’ü sebze ve 8’i meyve olmak üzere toplam 32 üründeki fiyat değişimi dikkate alındı. Sebze ortalama (ana yemekleri tamamlayan maydanoz, kıvırcık vb. salata yeşillikleri dâhil değil) kg fiyatı 89,94 TL, ortalama meyve kg fiyatı 109,06 TL oldu. Meyve-sebze ortalama kg fiyatı ise 89,34 TL (ana yemekleri tamamlayan maydanoz, kıvırcık gibi salata yeşillikleri bu hesaplamada “Ortalama Meyve-Sebze Fiyatı” kapsamında değerlendirilmektedir) olarak tespit edilmiştir.

•Ekmek, pirinç, un, makarna, bulgur, irmik gibi ürünlerin bulunduğu grupta; ekmek fiyatı bu ay değişmemiştir. Pirinç fiyatlarında da önceki aya kıyasla herhangi bir değişiklik gözlemlenmemiştir. Buna karşılık, un ve makarna fiyatlarında artış tespit edilirken, bulgur fiyatı sınırlı bir gerileme göstermiştir. Genel olarak, grup içerisindeki fiyatların farklı yönlerde hareket ettiği gözlemlenmiştir.

•Temel yağ ürünleri grubunda, ayçiçek yağı, tereyağı ve margarin kilogram fiyatları bu ay büyük ölçüde değişmemiştir. Zeytinyağı fiyatlarında dalgalı seyir bu ay da devam ederken, siyah ve yeşil zeytin fiyatlarında sınırlı bir artış gözlemlenmiştir. Yağlı tohum ürünlerinde ise ciddi bir fiyat hareketliliği tespit edilmemiştir.

•Son grupta yer alan gıda maddelerinden baharat ürünlerinin fiyatlarında artış gözlemlenmiştir. Çay ve ıhlamur fiyatları yükselirken, salçanın kilogram fiyatında çok sınırlı bir düşüş tespit edilmiştir. Diğer ürünler arasında yer alan reçel, bal ve şeker fiyatlarında ise önemli bir değişiklik gözlemlenmemiştir.

TÜRK-İŞ: Asgari ücret ve yaşam maliyeti arasındaki açık derinleşiyor
]]>
DİSK-AR: İşçinin 2025 ücret kayıpları en az 2,5 trilyon lira https://yenidunya.org/emek-gundemi/33601/disk-ar-iscinin-2025-ucret-kayiplari-en-az-25-trilyon-lira/ Wed, 07 Jan 2026 12:20:03 +0000 https://yenidunya.org/?p=33601 Enflasyon ile vergilerin işçi ücretlerine 2025’te toplam faturası en az 2 trilyon 501 milyar TL!

DİSK-AR “Ücret Kayıpları İzleme Raporu Ocak 2026” yayımlandı.
Rapora göre:
-2025 yıl sonunda ortalama ücretin yarısından fazlası vergi, kesinti ve enflasyon nedeniyle gitti!
-Yüksek enflasyon ile adaletsiz vergi ve kesintiler işçi ücretlerini eritmeye devam ediyor!
-2025’te enflasyonun işçi ücretlerine birikimli faturası 1,4 trilyon TL’yi aştı! Vergilerin birikimli faturası ise 1 trilyon 54 milyar TL oldu!
-2025 yılında asgari ücrete ara zam yapılmaması kayıpları büyüttü. Aralık 2025’te asgari ücretin enflasyon karşısındaki kaybı en az 6 bin 828 TL oldu!
-2025’te ortalama işçi ücretinin birikimli vergi ve enflasyon kaybı 147 bin 292 TL!
-Aralık 2025’te enflasyon ile gelir ve damga vergisinin faturası işçi başına ortalama 19.058 TL’dir.
-Aralık 2025’te gelir vergisi ve kesinti ile enflasyon sebebiyle işçi ücretleri ortalama yüzde 53 oranında geriledi.
-2025’te asgari ücretin yüzde 30,8’i kesinti ve enflasyon sebebiyle eridi.
-Asgari ücretin 1,5 katı düzeyindeki ücrette enflasyon nedeniyle kayıp Aralık 2025’te 8.812 TL oldu.
-Yılın son ayında asgari ücretin 2, 2,5 ve 3 katı ücret düzeylerinde vergi, kesinti ile enflasyon kaybı ele geçen net ücretin üzerinde!
-2025’te asgari ücretin 1,5 katı düzeyindeki ücretlerin yüzde 36,3’ü vergi ve kesinti ile enflasyona gitti.
-Asgari ücretin 2 katı düzeyindeki ücrette enflasyon nedeniyle kayıp 2025’te 11.274 TL oldu.
-2025’te asgari ücretin 2 katı düzeyindeki ücretlerin yüzde 39,6’sı vergi ve kesinti ile enflasyona gitti.
-Asgari ücretin 2,5 katı düzeyindeki ücrette enflasyon kaybı Aralık 2025’te 13.736 TL oldu.
-2025’te asgari ücretin 2,5 katı düzeyindeki ücretlerin yüzde 41,6’sı vergi ve kesinti ile enflasyona gitti.
-Asgari ücretin 3 katı düzeyindeki ücrette enflasyon kaybı Aralık 2025’te 16.197 TL oldu.
-2025’te asgari ücretin 3 katı düzeyindeki ücretlerin yüzde 43’ü vergi ve kesinti ile enflasyona gitti.

DİSK-AR: İşçinin 2025 ücret kayıpları en az 2,5 trilyon lira

Enflasyon ve gelir vergisi artışları işçilerin net harcanabilir ücretlerinde ciddi erimelere yol açıyor. İşçi ücretlerindeki kayıplar tekil, bireysel bazda olduğu gibi toplam ve birikimli olarak da devasa boyutlara ulaştı. Sadece SGK kapsamındaki işçileri (17 milyonu aşkın) kapsayan araştırmamıza göre bir yandan enflasyon öte yandan artan gelir vergisi yükü nedeniyle harcanabilir gerçek (reel) ücretler büyük bir erozyonla karşı karşıya.

Ücretlerin yaşadığı erimenin en büyük sebeplerinden biri hızla artan gelir vergisi yüküdür. Örneğin yılın ilk yarısı 48.210 TL, Temmuz-Eylül 2025’ye 51.049 TL ve Ekim-Aralık 2025’te 50.380 TL brüt ücreti olduğunu kabul ettiğimiz bir işçi (sigortalılar için SGK verilerine göre ortalama ücret) Ocak 2025’te 3.000 TL gelir ve damga vergisi öderken eylül ayı itibarıyla bu miktar 7.557 TL oldu. İşçi başına gelir ile damga vergisi ve kesinti (sosyal güvenlik ve işsizlik sigortası primleri) toplamı Ocak 2025’te 10.231 TL iken Eylül, Ekim, Kasım ve Aralık 2025’te 14.883 TL olarak gerçekleşti.
Ortalama işçi ücretinde Ocak 2025 tarihinde enflasyon nedeniyle yaşanan kayıp 1.910 TL iken Aralık 2025’te bu miktar 11.732 TL’ye yükseldi. Gelir ile damga vergisi ve enflasyon nedeniyle ocak ayındaki erime 4.910 TL iken bu miktar aralık ayında 19.058 TL oldu. Ortalama işçi ücretinin yıllık birikimli bireysel enflasyon erimesi ise 73.357 TL oldu.

Toplam kayıplar ise çok daha ürkütücü boyutlarda. Sadece sigortalı işçilerin aylık enflasyon kaybı Aralık 2025’te toplam (tüm sigortalı işçiler için) 201 milyar TL’ye ulaşırken enflasyon ve vergi kaynaklı toplam erime 326,6 milyar TL oldu.

Yıllık birikimli erime (12 ayın toplamı) ise akıllara durgunluk verecek düzeye yükseldi ve 2,5 trilyon TL’yi aştı. Özellikle asgari ücrete Temmuz 2025’te ara zam yapılmaması kayıpları daha da büyüttü. Artan gelir vergisi yükü nedeniyle tüm işçiler için yaşanan yıllık birikimli toplam ücret erimesi (kesintiler hariç) 1 trilyon 54 milyar TL olurken enflasyonun yarattığı kayıp ise 1,4 trilyon TL’yi aştı. Böylece artan gelir vergisi yükü ve enflasyonun 17 milyonu aşkın işçinin ücretlerinde yarattığı bir yıllık kayıp en az 2 trilyon 501 milyar TL oldu. Vergi yüküne dolaylı vergiler (tüketim vergileri) dahil değildir. Tüketimden alınan vergiler alım gücünü eriten ve enflasyonu artıran bir diğer faktördür.

2 trilyon 500 milyar TL’yi aşan bu erime işçilerden varlıklı kesimlere ciddi bir gelir transferi anlamına geliyor. Enflasyon ve gelir vergisi adaletsizliği nedeniyle işçi sınıfının 2,5 trilyon TL’yi aşkın ücreti erimiştir. Enflasyon işçi sınıfını yoksullaştıran bir emme basma tulumbadır. İşçilerden alıp zenginlere kaynak aktarmaktadır. Öte yandan adaletsiz vergi sistemi gelir eşitsizliğini daha da derinleştirmekte ve ücret gelirleri üzerindeki yükü artırmaktadır. Günün sonunda işçilerin harcanabilir net gerçek (reel) ücretleri hızla erimektedir.

Gelirde adalet, vergide adalet!
Enflasyon ve adaletsiz vergi-kesinti yükü emek gelirlerinde büyük kayıplara yol açıyor. Uzun süredir devam eden yüksek enflasyonun ve vergi yükünün işçi ücretlerine 2025’teki yıllık faturası 2 trilyon 501 milyar TL olarak tahmin edildi.
Ücretlerin sabit, fiyatların serbest olması nedeniyle emek gelirleri enflasyonun altında ezilmektedir. Hükümetin izlediği alım gücünü ve ücretleri bastırmayı amaçlayan ekonomi politikası enflasyonun faturasının emek gelirleri üzerine yüklenmesine yol açmaktadır. Enflasyon ve adaletsiz vergi-kesinti sistemi emek gelirlerini eriterek gelir bölüşümü daha da adaletsiz hale getirmekte ve yoksulluğu artırmaktadır. Bu nedenle ücrette ve vergide adalet çok somut ve yakıcı bir taleptir.

]]>
DİSK-AR: Asgari ücretin 11 aylık kaybı 7 bin liraya yaklaştı! https://yenidunya.org/emek-gundemi/33443/disk-ar-asgari-ucretin-11-aylik-kaybi-7-bin-liraya-yaklasti/ Wed, 03 Dec 2025 11:03:42 +0000 https://yenidunya.org/?p=33443 DİSK-AR, TÜİK tarafından açıklanan 2025 Kasım ayı enflasyon verilerini değerlendiren ve emekçilerin 11 aylık ücret kaybını açıklayan araştırmasını kamuoyu ile paylaştı.

Araştırma sonuçlarına göre:
-TÜİK yıllık resmi TÜFE oranını yüzde 31,07, gıda enflasyonu oranını yüzde 27,44 olarak açıkladı.
-TÜİK, işçilerin, memurların ve emeklilerin ekmeğiyle oynamaya devam ediyor. Aylık enflasyon yüzde 0,87!
-Ortalama enflasyon yıllık enflasyondan yüksek seyretmeye devam ediyor!
-Resmi enflasyonda yıllık değişim oranı yüzde 31,1 olmasına rağmen 12 aylık ortalamalara göre enflasyon yüzde 35,9 olarak gerçekleşti.
-Ücret zamları döneminde işçiler, emekliler ve memurlar daha düşük zam alacak!
-TÜİK’e göre 2025 yılı on bir aylık enflasyonu yüzde 29,74.
-TÜİK’e göre 12 aylık ortalamalara göre enflasyon oranı yüzde 35,91!
-TÜİK’e göre 2003’ten bu yana ortalama fiyatlar 34,8 kat, gıda fiyatları ise 48,3 kat arttı.
-Enflasyonun yükü dar gelirliye yüklendi.
-Yılın 11. ayında asgari ücretin enflasyon karşısındaki kaybı 6 bin 574 TL oldu.
-Kira, konut ve ulaştırma harcamaları artıyor.
-Düşük gelirliler gıdadan kısıp kira ve ulaşıma harcıyor.
-TÜİK madde fiyat listesini gizlemeye devam ediyor. TÜİK yargı kararına rağmen madde fiyat listesini yine açıklamadı.
-Toplumsal sınıf ve kesimler enflasyonun sonucu ortaya çıkan geçim sıkıntısını oldukça farklı hissediyor.
-En düşük yüzde 20’lik gelir grubu toplam gelirin yüzde 6,3’ünü alırken, bu grubun harcamaları içinde gıdanın payı yüzde 30,4’tür.
-En yüksek yüzde 20’lik gelir grubu toplam gelirin yüzde 48,1’ini elde ederken harcamaları içindeki gıdanın payı yüzde 12,8’de kalmaktadır.

TÜİK’e göre enflasyon
TÜİK Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) Kasım 2025 sonuçlarını 3 Aralık 2025’te açıkladı. TÜİK’e göre TÜFE yıllık yüzde 31,07, aylık yüzde 0,87 arttı. TÜFE’deki (2003=100) değişim 2025 Kasım ayında on iki aylık ortalamalara göre yüzde 35,91 olarak gerçekleşti. Enflasyonun yıllık değişim oranı yüzde 31,07 olurken, 12 aylık ortalamalara göre enflasyon yüzde 35,91 olarak gerçekleşti. TÜİK’e göre Kasım 2025’te enflasyon oranı bir önceki yılın aralık ayına göre ise yüzde 29,74 olarak gerçekleşti.
Kasım 2025 itibarıyla yıllık enflasyonun en yüksek görüldüğü harcama grubu yüzde 66,17 ile eğitim oldu. Aylık en yüksek artışın görüldüğü harcama grubu ise yüzde 3,33 ile eğlence ve kültürde gerçekleşti. En yüksek artışın görüldüğü ikinci grup ise yüzde 2,42 ile alkollü içecekler ve tütünde oldu.

Dar gelirlinin alım gücü düşüyor
Türkiye’de birkaç yıldır devam eden yüksek enflasyon dar gelirlilerin ve işçilerin alım güçlerinin düşmesine yol açıyor. Büyük ölçüde baz etkisi nedeniyle enflasyonun artış hızı yavaşlamış olsa da fiyatlar artmaya devam ediyor. Enflasyonun artış hızındaki düşüş fiyatların düşmesi anlamına gelmiyor. Dahası enflasyon farklı toplumsal sınıf ve kesimleri farklı etkiliyor. Dar gelirlilerin alım gücünü çok daha fazla düşürüyor ve gelir dağılımını bozucu bir işlev görüyor.
Asgari ücret enflasyon karşısında eriyor. Yılın 11. ayında asgari ücretin enflasyon karşısındaki kaybı 6 bin 574 TL oldu.
Öte yandan resmi enflasyon verileri konusundaki şaibe devam ediyor. TÜİK’in Haziran 2022’de madde fiyat listesini açıklamaktan vazgeçmesi nedeniyle enflasyon verileri daha da tartışmalı hale geldi. O nedenle TÜİK tarafından açıklanan ve emekçi grupların gelirlerine yapılacak zamlarda belirleyici olan altı aylık enflasyonun dayanağı bilinmiyor.
TÜİK’in şaibeli enflasyon verilerine göre bile Türkiye’de enflasyon yüksek seyretmeye devam ediyor.

Fiyatlar artmaya devam ediyor!
TÜİK’e göre yıllık enflasyon artış hızında bir yavaşlama söz konusu. Bunun temel nedenlerinden birinin baz etkisi olduğu biliniyor. Baz etkisi bir önceki yılın daha yüksek aylık enflasyonunun yerini cari yılda daha düşük bir aylık enflasyonun almasından kaynaklanıyor. Kasım 2025 itibarıyla ortalama fiyatların artışı yeniden yükselmeye başladı.
Fiyatlar artmaya devam ediyor. Fiyatlarda bir düşüş söz konusu değil. Enflasyon hesabına esas olan fiyat endeksleri, madde fiyatlarının derlenmesiyle oluşturuluyor ve fiyatlardaki artışı daha çarpıcı bir biçimde ortaya koyuyor. Buna göre TÜFE ile gıda fiyatları endeksi arasındaki fark açılmaya devam ediyor.

]]>